.Fenerbahçe Futbol takımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
.Fenerbahçe Futbol takımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ağustos 2013 Çarşamba

FENERBAHÇE - RB SALZBURG : 3-1 (TURLADIK) !!!

                                           


Öncelikle Selçuk Yula ve diğer Efsanelerimize Allahtan rahmet diliyorum mekanları cennet olsun nurlar içinde yatsınlar.

   Maça gelince tur için mutluyum ama tedirginliklerimde haddinden fazla maça gol yiyerek başlayınca korktum gene geçen seneye mi benzeyecek diye ama rakibin savunmasının kötülüğünden mi hücumcuların takımın diğer oyuncularına göre daha hazır olmasından mı bilmiyorum ama erken cevap verdik ve geçen sene görülmemiş biçimde ilk yarıda hatta ilk 30 dakikada 3 gol atabildik.

   Öncelikle Volkan yine formunu tutmuş yine Volkanı kalede görünce insanın içi rahatlıyor inşaallah  Pazar günü Mert aratmaz.Aksi halde savunmada ki hataları görünce gerçekten çok karamsar bir haldeyim Gökhan'ın dönmesi sağ kanadı biraz daha rahatlatsa da Yobo'nun formsuzluğu Bekir'in güven vermemesi Beşiktaş'ta 60 maçta sakatlanmayan Egemen'in 1 sezonda 3 kere sakatlanması savunmaya ayağı yere basan bir adamın gerekliliğini açıkça ve korkutarak belli ediyor.
  Bruno Alves mevzusuna hiç girmiyorum Allah nazardan saklasın.

Kadlec'e gelince benim açımdan hayal kırıklığı izlediğim bildiğim Kadlec bu kadar kötü oynayacağını tahmin etmiyordum. Hasan Ali yerli olduğu için daha mantıklı bir tercih ve hocada lig'te Hasan Aliye daha çok şans verecektir

Orta saha ya gelince Raul oynarken ve çıktıktan sonra bu kadar zıt görüntü çizmeleri de biraz endişe verici eğer yönetim forvet transferi için Holmen'i yerse bence hata yapmış olur.

Cristian bir maçta bütün kariyer özetini çıkardı bir bölüm var bir bölüm yok hala bazen Alex bazen Casper gibi sahanın içinde.

Topal'a gelince takımın en hazırlarından biri bu sene formayı Allah korusun sakatlık veya ceza dışında bırakmaz.

Alper'e gelince daha ondan bir şey anlamadım bazen dikine oynamak için topu bırakıp ileri doğru koşu yapıyor top arkasında kalıyor ve top kaybına sebep oluyor.

Forvet hattına gelirsek takımın en hazır tarafı orta sahada bağ kuracak adamlar sağlam ve formda olursa Emenike takviyesiyle çok can yakarlar Avrupa ve lig'te.

Sow Avrupa'nın elit golcüleri arasında olduğunu dün attığı golle göstermiş oldu.

Son olarak inşaallah başarılı kupalarla dolu bir sezon geçirmemizi diliyorum ve fikirlerimi belirtmem için Gürol abime bana bu şansı verdiği için teşekkür ederim.

Barış BALKAY

2 Aralık 2010 Perşembe

F.Bahçe'de Geleceğin Yıldızı Beykan Şimşek'in Röportajı

http://www.fenerbahce.org/pic_lib/beykansimsek.JPG

Henüz 15 yaşında olmasına rağmen Fenerbahçe A2 takımında forma giyiyor. Millî Takım'da da kulübünde de kendisinden büyüklerle oynamaya alışmış. Özgüveniyle öne çıkan, iyi bir santrfor olmanın yanı sıra orta sahada da görev alabilen genç oyuncu, saha dışında da çok yönlü bir insan olmaya çalışıyor. Futbolcu bir babanın ve basketbolcu bir annenin oğlu olarak iyi bir basketbolcu olma yolunda ilerlerken keskin bir virajla futbolu seçen, genç bir yıldız adayının öyküsü bu.
Röportaj: Ceyla Kütükoğlu / TamSaha
Futbola Isparta'da başladığını biliyoruz ve şimdi Fenerbahçe'nin oyuncususun. Bu süreç nasıl gelişti?
Isparta Gençlerbirliği'nde oynadım. Antrenörüm babamdı. Küçük yaşlarda bir süre basketbol  da oynamıştım. Ama futbol oynamayı daha çok istiyordum. Danone''nin okul karmaları için 'Antalya'da seçmelere gittim. Antalya'daki seçmelerin ardından Riva'da yapılacak olan bölge karmalarına seçildim. Akdeniz Bölgesi Karmasıyla orada şampiyon olduk. Ondan sonra Harun Hoca beni Fransa''ya gidecek gruba aldı. Fransa'da üçüncülüğü elde ettik. Ondan sonra zaten birçok takımdan teklif geldi. Benim en çok göz önünde bulundurduğum  Beşiktaş  ile Fenerbahçe'ydi. Önce Beşiktaş'a gittik. Ama benim içimde Fenerbahçe isteği ve sevgisi vardı. Dolayısıyla Fenerbahçe oldu. Dört sezondur da Fenerbahçe'deyim.
Baban eski bir futbolcu, annen ise eski basketbolcu. Sen de bir dönem basketbol oynamışsın. Futbola geçişin nasıl oldu? Nasıl karar verdin?

Basketbol benim hobimdi. Hâlâ da oynuyorum. Basketbol oynadığım dönemde Doping Pilsen'den teklif gelmişti. Aslında Danone Kupası olmasaydı, basketbolcu bile olabilirdim. O, benim dönüm noktam olmuş olabilir. O kupadan sonra basketboldaki teklifi kabul etmedim. Basketbolda başarılı olmam da beni cesaretlendirdi. Isparta gibi bir yerde basketbolda  İstanbul takımlarının ilgisini çekebiliyorsam, çok daha popüler olan futbolda da yapabilirim diye düşündüm.
Mayıs ayında U17 Avrupa Şampiyonası'nda oynadın. Orada kendinden iki yaş büyük oyuncuların arasındaydın. Senin için nasıl bir deneyimdi, neler yaşadın?
Avrupa Şampiyonası'ndan önce  U16 Coca Cola Akademi Ligi finallerinde oynuyordum. U 17 Milli Takımı Teknik Direktörü Abdullah Ercan ile  antrenör  Hasan Gültang o finalleri izlemeye gelmişti. Sanırım oradaki performansımdan dolayı seçildim. Abdullah Hocaya da çok teşekkür ederim. Çünkü iki yaş büyük bir gruba çağırdı beni. Hem bana hem de yeteneğime güvendi. Çok fazla oynama şansı bulamadım. Ama orada bulunmak ve o turnuvayı yaşamak tabii ki çok önemliydi. Özgüvenim üzerinde de çok olumlu etkisi oldu.
Şimdi daha da ileriye giderek A2 Ligi'nde kendine yer buldun. Bu seni nasıl etkiliyor? Üzerinde bir baskı oluşturuyor mu?
Baskı yok. Hocalarım zaten kendime ve yeteneklerime duyduğum özgüveni korumama yardımcı oluyor. Benimle olan ilişkileri, davranışları, konuşmaları kendime güvenimi sağlıyor. A2 Ligi'nde çok zorluk çekmiyorum. Bazen fiziksel açıdan problemler oluyor ama futbol anlamında zorlanmıyorum.
Hakan Şükür'e benziyorum.
Kendine örnek aldığın birisi var mı? Mesela Wayne Rooney de senin gibi küçük yaşlarda daha üst kategorilerde oynuyordu. Sen hangi oyuncuları beğeniyorsun?
Açıkçası Wayne Rooney'i fazla beğenmiyorum. Futbol anlamında iyi olduğunu inkâr edemem ama bana göre problemli birisi. Ne kadar iyi futbolcu olursa olsun sahada kontrolsüz hareketleri var. İzlediğim kadarıyla, rahat değil. Sabırlı oynamıyor. Hep bir endişe içerisinde, hep bir korkusu var. Dünya Kupası'nda da takım olarak kötü bir sonuç aldılar. Ben kendime David Villa'yı ve Drogba'yı   örnek alıyorum. Türk oyunculardan da Hakan Şükür. Özelliklerimiz biraz benziyor.
Mevkiinin yeni belli olduğu bir yaştasın. Millî Takım'da sağ açık, kulübünde santrfor oynuyorsun. Kendini hangi mevkide daha rahat hissediyorsun? 9 numarada ısrarcı mısın yoksa farklı mevkilerde de oynayabilir misin? Kendini çok yönü bir oyuncu olarak tanımlıyor musun?
Evet, kendimi çok yönlü bir oyuncu olarak görüyorum. Tabii orta sahanın her yerinde ve santrfor oynayabilen bir oyuncuyum. Farklı mevkilerde oynayabileceğime inanıyorum ama hocalarımın beni nerede oynatacağına ben karar veremem. Onlar beni nereye koyarsa, o bölgede verebileceğimin en iyisini vermeye çalışırım. Ama kendimi santrforda daha iyi görüyorum. Farklı bölgelerde oynamanın gelişimime de çok katkısı var. Çünkü orada oynamak için gerekli özellikleri de kapabiliyorum. Mesela sağ açıkta oynarken edindiğim dripling özelliği, santrfor oynarken topu önüme aldığım zaman çok işime yarıyor. Ya da defansif anlamda kendimi geliştirebiliyorum. Çünkü sağ açıkta görev aldığınızda hem savunmada hem de hücumda oyunun iki yönünü de oynamak zorundasınız. Oyun bilgisi anlamında da çok fayda sağlıyor. Aslında ben küçük yaşlarda okul takımlarında kaleciydim. Kaleciden santrfor oldum ben. Çok dolaştım yani. Sahanın her yerinde oynamış olmak çok yönlü düşünmemi sağlıyor. Mesela arkamda oynayan oyuncunun ne yapacağını daha iyi anlıyorum.
Futbol hayatında seni etkileyen, seni destekleyenler kim?
İlk önce ailem, özellikle de dedem çok arkamda durdu. Fenerbahçe'deki ilk hocam Semih Özü ve Şenol  Çorlu çok arkamda durdu. Millî Takım'da Abdullah Ercan ve Turgay Biçer, ayrıca  Kenan Öner beni destekleyen isimler.
TFF'nin Futbol Köyleri projesinin ilk yılında Van Futbol Köyü'ne katıldın. Orada nasıl eğitimler aldın, neler yaşadın?
Orada aldığım eğitimlerden çok öne çıkan şey arkadaşlıktı.Türkiye'nin farklı yerlerinden, farklı kültürlerden gelen arkadaşlarım oldu. Onlarla tanışma, arkadaşlık kurma fırsatım oldu. Hep iç içeydik, herkes birbirini tanıdı. Orada olmak çok farklı ve güzel bir duyguydu.

Eski Yapı değişiyor.
Büyük takımlarda genç oyunculara çok fazla yer verilmiyor. Ama son dönemde sanki bu olumsuz atmosferde bir iyileşme gözleniyor. Sence genç oyuncular göze girebilmek için neler yapmalı? 
Oyuncu yeteneklerine güveniyor ve üst liglerde oynamak istiyorsa, bunu başarabileceğine inanıyorsa engelleri aşabilir. İlk önce çok çalışmak gerekiyor. Çalıştıktan sonra arkası kendiliğinden gelir. Tabii iş sadece oyuncularda bitmiyor. A takımlardaki teknik adamların mantalitesi ve genç oyunculara ne kadar önem verdiği de önemli. Örneğin Aykut Kocaman'ın  Fenerbahçe'ye gelmesinden sonra mantalite ve oyun anlayışı çok değişti. Okan'ın, Gökay'ın A takıma yükselmesi bizim için büyük umut oldu. Daha önceden hocalar altyapı maçlarını izlemezlerdi. Ama Aykut Hoca ve ekibi tüm yaş gruplarındaki maçları takip ediyor.
Fenerbahçe uzun yıllar altyapısından fazla oyuncu yetiştiremedi. Ama son dönemde Okan Alkan gibi altyapıdan gelip A takımda oynayan oyuncular var. Onların geldikleri nokta senin de hedeflerini etkiliyor mu? Geleceğe dair neler umut ediyorsun?
Önceden altyapıdan oyuncular için bir engel vardı. Oyuncular isteksizdi, "Ne olursa olsun yukarıya çıkamayacağım" diye düşünüyorlardı. "6 senede 2 oyuncu çıkmış, ben mi çıkacağım?" diyorlardı. Ama artık o eski yapı değişiyor. Genç oyuncular çok çalışarak ve inanarak A takımda oynayabileceklerini düşünüyor. Hepimiz "Biz de çıkabiliriz" diyoruz. Bu nedenle daha çok çalışıyoruz, daha iyi olmaya uğraşıyoruz.
Türkiye'de genç yaşta parlayıp sonradan kaybolan oyunculara fazlasıyla şahit olduk. Ara sıra o oyuncuların nerede hata yaptığını düşünüyor ve kendine farklı bir yol çizmeye çalışıyor musun?

Çok yetenekli olup başarılı olamayan oyunculardan hocalarımız hep bahsediyor. Futbol sadece bilgi veya yetenekle oynanabilecek bir oyun değil. Kişilik de önemli. Hem genel anlamda hem de sahada. Bazı oyuncular sakatlıklar, bazısı kişiliği ve yaşantısı, bazısı da düşünceleri yüzünden iyi futbolcu olamıyor. Düşünceden kastım korku ve endişe. Kendilerine güvenleri yok.

Henüz kariyerinin başındasın. Kendinde eksik gördüğün veya antrenörlerinin geliştirmen konusunda seni uyardığı ne gibi unsurlar var? Bunları geliştirmek için neler yapıyorsun?
İyi bir futbolcu olmak istiyorsanız, eksik noktalarınızı belirleyip onların üzerine gitmeniz ve geliştirmeniz gerekiyor. En iyi özelliğim olmasına rağmen zaman zaman tayming konusunda sıkıntı yaşıyorum. Özellikle hava toplarında zamanlanmayı ayarlamaya çalışıyorum. Son vuruşlarım biraz kötü. Dar alan ve zor zamanlardaki tekniğimi de geliştirmem gerektiğini düşünüyorum. Bunun için zor pozisyonlarda çabuk düşünme yeteneğimi geliştirmem gerekiyor.
Çabuk düşünebilmenin önemine değindin. Top gelirken bir sonraki hamlede ne yapacağını düşünüyor musun? Yoksa topu kontrol ettikten sonra mı düşünüyorsun?
Bu zaten Türk futbolcusunun en büyük eksikliği. Top gelmeden düşünmek lâzım. Bunu çok yapamıyoruz. Çabuk düşünmek gerekiyor. Çünkü bir saniyelik düşünce takıma gol kazandırıp, kaybettirebiliyor. Bu da beyinde bitiyor, çabuk düşünüp hızlı hareket etmek gerekiyor.
Hem kendinle hem de futbolumuzla ilgili genel sorunları tespit edebilmişsin. Bu düşündüklerini sahada uygulayabiliyor musun? 

Tabii ki bazı şeyleri öğrendim deyince öğrenmiş olmuyorsun. Bilgiyi uygulamaya geçirmeyi başardığın zaman senin oluyor, sende kalıyor. Öğrendiğimiz bilgiler bir havuzda ama altında delik var. Tekrar etmezsen, uygulamazsan o delikten düşüyor ve kayboluyor.

Top cambazlığı ile teknik farklı
Tekniğini geliştirmek için neler yapıyorsun? 

Bence Türkiye'de teknik oyuncu ile top cambazı karıştırılıyor. Teknik sadece topu alıp üçü kişiyi geçmek veya güzel hareketler yapmak değil. Oyun bilgisi de bir tekniktir. Pas açısı, top gelmeden bir sonraki hamleyi düşünebilmek, top kontrolü, ara paslar… Bunlar oyuncunun tekniğini belli eden unsurlar. Ben de bunlar üzerine çalışıyorum.

Tekniğin için özel çalışmalar yapıyor musun? İki ayağını da kullanabiliyor musun? Ya da diğer ayağına yükleniyor musun fırsat buldukça? Bir de kafa toplarında iddialısın. Bu sıçrama yeteneği basketboldan gelen bir özellik mi?
İki ayağını kullanabiliyor olmak bir forvet açısından çok önemli. Gerçi her oyuncu açısından önemli. Çalışmayı hocalarımızla da yapıyorum, bireysel anlamda da yapıyorum. Geliştirmeye çalışıyorum. Atletik yapım ailemden geliyor. Babam voleybolcuymuş. 17 yaşında futbola başlamış ve profesyonel olmuş. Annem de atletmiş, sonradan basketbolcu olmuş.
U17 Millî Takımı ile Avrupa Şampiyonası elemelerini geçtiniz. Sen de Çek Cumhuriyeti   maçında üç gol attın. Elit Tur ve finaller için neler düşünüyorsun?
Finallere gitmemiz zor olacak demeyeceğim. Çünkü çok iyi bir takımımız var. Çok yetenekli oyunculara sahibiz. Herkes bunu biliyor. Yapabileceğimizi biliyoruz. Elemelerde İzlanda'ya  yenilmemize rağmen toparlanmayı bildik ve turu geçtik. Elit Tur'da kimlerle oynayacağımızı henüz bilmiyoruz. Rakiplerimiz Ocak'ta belli olacak. Ama kim gelirse gelsin, rakibimizi ne küçümseyeceğiz ne de kendimizden büyük göreceğiz. İyi ve yetenekli bir takım olduğumuzun bilincinde maçlara çıkacağız. Elit Tur'u geçerek Avrupa Şampiyonası finallerine gitmeyi, oradan da Dünya Şampiyonası'na katılma hakkını kazanmayı istiyoruz.
Eğitimine devam ediyor musun?

İdmanlar ve maçlar nedeniyle zor da olsa devam ediyorum. Hem antrenörlerim hem de okuldaki öğretmenlerim bu konuda yardımcı oluyor. Liseye başlarken  açık öğretim okudum. Gördüm ki okul çok önemli. Liseyi dışarıdan bitirmeye çalışmak bir sene kaybettirdi bana. Millî Takım'da olduğum için üniversitelerin Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu bölümlerine girebiliyorum. Üniversite okumayı tabii ki düşünüyorum. Çünkü eğitim çok önemli. Futbol hayatında her şey olabilir, sakatlık olabilir. Bir mesleğin olması, yapabileceğin başka bir şeyin olması gerekiyor. En kötü ihtimalle BESYO'da okuyacağım.

Boş zamanlarında neler yapıyorsun? Kitaplarla aran nasıl? 

Kitap okumayı gerçekten çok seviyorum. Çok kitap okurum. Şu anda Desmond Morris'in Çıplak Maymun kitabını okuyorum. Ondan önce de kişisel gelişimle alâkalı bir kitap okumuştum; Kendi Kutup Yıldızını Bul. Müzik tarzım ise biraz farklı. Yabancı müzik dinliyorum genelde. Rap ve Hip-Hop ağırlıklı şeyler. Jay Z, Reggie, Akon, 50 Cents dinlemeyi seviyorum. Şu sıralar İngilizce kursuna gitmeyi düşünüyorum. Bir de break dans yapmak istiyorum. Futbol haricinde şeyler denemek istiyorum çünkü tek yönlü bir insan olmak istemiyorum. Futbolculuğumun dışında başka yönlerimin de gelişmesini arzu ediyorum.

En büyük hayalin ne?

İlk önce Fenerbahçe A takımında kalıcı olmak, ülkemin Millî Takımı'na hizmet edip hafızalara kazınmak, sonra yurtdışına gidip orada kalıcı olabilmek ve unutulmaz bir futbolcu olmak en büyük hayallerim.

*****************
 Bu çocuğa gerçekten dikkat.
A2 takımı ile bir maçını izlemiştim.Orta sahaya yakın mükemmel bir teknik vuruş ile aşırtma bir gol atmış ve yaşı küçük olmasına rağmen oynadığı futbolla ''Ben Olacağım'' diye bas bas bağırıyordu.
 Hocası Hakan Tecimer'de kendisinden çok ümitliydi.
Umarım akibeti Özgür Çek'e benzemez.
Recep Niyaz ile birlikte Avrupa devlerinin ,en son Chelsea squad'larının takibinde bir genç.
 Güzel bir röportaj olmuş kendisini tanıma  adına.Kayda geçirelim istedim.
Yolu açık  olsun.

20 Eylül 2010 Pazartesi

Korkaklar Asla Kazanamaz Aykut Hoca.


   Yazmıyordum bu takımla ilgili bir şey ama şu korkaklık beni deli etti ve kayda geçirmek istedim.
Aykut Kocaman korkusunun bedelini hepimize ödetti.Yazık.Yunan köpeklerinden sonra işbirlikçileri Tinerci sürüsüne de mabedde bayram yaptırdı.Tek üzüntüm bu yoksa bu takımın bu zihniyetle bir şey olacağı yok zaten.1-0 öndesin rakip havlu atacak,imdatlarına devrenin bitiş düdüğü yetişti.Sen kalk ikinci yarı tamamen
geri çekil ,arkaya yaslan ve gelin bize gol atın de.İnanılır gibi değil ya.
 Ve işin püf noktası : Schuster risk alarak cesur bir hamle yaparak defansif orta saha adamı Aurelio'yu çıkarıp Bobo'yu alarak forveti ikiliyor.Aykut efendi ise tam tersini yaparak 2.forveti Alex'i alarak defansif orta saha oyuncusu Christian'ı alıyor.
 Sonuç : Korkan kaybediyor,cesur olan kazanıyor.
Christian girince orta sahada güya kalabalık olacaktık ve pas bağlantılarını kesecektik.Penaltı öncesi Guti geriden topu alıyor ve o kalabalık orta sahamızdan kimse basmadan - gölge savunma yapıyorlar - tek pasla Bobo'yu kaçırıyor.Olaya bakın ya.

 Taktığın Alex'i çıkaracaksan al Stoch'u da sağ kanatta bitik Nihat ve arkasında ilk kez sağ bek oynayan ve sarı kartı cebinde oynayan Deli İbo'nun kanadından yardırsın.Veya Gökhan Ünal'ı al.
Niye korkuyorsun hocam ya niye ? Niye 1-0'ın üstüne yatmaya çalışıyorsun ? Hiç mi ders almadın Paok maçından mesela ? Neye güveniyorsun ki ? Al işte Volkan yaptı yapacağını ve bir çuval inciri mahvetti.
 Volkan olmasa biri illa ki çıkıp yakacaktı önceki maçlar gibi zaten.2'yi bulmadan iş bitmezzzzzzzzzzzz.

Volkan 4 kez tedavi isteyeceğine çık kardeşim Serkan girsin,bari o penaltı olmazdı.Onlarda Hakan'ın çıkıp Cenk'in girmesi daha iyi oldu.Şans işte.Bize hiç uğramayan.

Orta sahadan Emre çıktı mı felç oluyor takım.Bu belli iken almadılar adam gibi bir orta saha oyuncusu.
Şu Aurelio bile elzemdi ama Aziz Yıldırım almazdı tabii.Emre sen de ne zaman istikrar tutturacaksın be kardeşim ?  Aykut Kocaman'a bir tavsiye ; Baroni,Selçuk,M.Topuz,Özer ile falan olmaz Yobo döndükten sonra Bilica'yı sür orta sahaya bu kadar sıkıntı çekmezsin.Bilica basar hiç olmazsa sağa sola.Yaptığı hatalarda defanstaki gibi sırıtmaz.Al sana çözüm.A.Santos ve Baroni'yi kes yabancı kontenjanı sorunu da çözülmüş olur.

Olmuyor hocam olmuyor.Bu kafa ile bu korkaklıkla şansta yanında olmaz.
9 resmi maçta 2 galibiyetin var.Kadıköy artık rakipler için cehenem değil. 
''Burası Kadıköy,buradan çıkış yok'' değil artık.
Kadıköy'de deplasman takımlarının yaptığı gibi defansif oynamak kanımıza dokunuyor.
Bu mu devrim ? Helal Olsun valla.

Verdiğin süre doldu.5.haftanın sonu demiştin ama hiç bir ışık vermiyor takım.
5.haftada 9.sıradayız.(Bize müstehak aslında.Sen misin geçen sezon 8/8 yapan Daum'u eleştiren)
Herhalde Aziz Yıldırım'ın bu sezonki vizyonu Kayserispor'un ardında kalmak olmalı.
Tıpkı 2008-2009'da Sivasspor'un,2009-2010'da Bursaspor'un arkasında kalmak olduğu gibi.
 Bunları yazınca müritleri Aziz Yıldırım'la ne derdin var diyorlar.Ne derdim olacak tablo ortada.
Aziz Yıldırım maçtan  önce Eyüp Sultan'a gitmiş şanssızlık bitsin diye.Zemzem suyu ile yıkansan da bitmez hocam.Zira içini nasıl temizleyeceksin ? Bir uğursuzluk,bir şanssızlık,kısmetsizlikte kabak gibi ortada.
Müsebbibi de ortada.............

13 Eylül 2010 Pazartesi

İşte Aziz'in takımı : 90 Dakikada 0 Korner,0 Gol Pozisyonu ve 412 Yan ve Geri Pas.



Fenerbahçe Futbol takımı ile ilgili bir şey yazmıyordum.İlgilenmiyorum da ama şu kepazeliği kayda geçirmek istedim sadece.
 13 senede Aziz'in 103 yıllık kulübün futbol takımını getirdiği nokta işte bu.
Vasat bir Anadolu takımı deplasmanında 90 dakikada tek korner atama,tek gol pozisyonuna gireme,sürekli yan pas geri pas yap,kağnı arabası gibi yavaş yavaş,aheste aheste oyna ve Selçuk'tan Stoper yaparak tüy dik.
 Aziz ve adamı Aykut'un yapabildiği bu işte.Utanmıyorlar da hiç.
Onurlu insanlar yapamazlarsa giderler ve yapabileceklere bırakırlar yerlerini.
AMA ANLAYANLARA ..................
YAZIKLAR OLSUN...........................

26 Ağustos 2010 Perşembe

Şu Resimin İntikamını Alamayacaksanız Hepiniz Defolun Gidin !!!

http://img90.imageshack.us/img90/3008/bayrakt.jpg
'''UEFA Avrupa Ligi Fenarbahçe-Paok Play Off ikinci maçını izlemek için Yunanistan'ın Selanik kentinden çok sayıda Paok taraftarı İpsala Sınır Kapısı'nı kullanarak otobüslerle Türkiye'ye geldi. Burada sloganlar atan bazı PAOK taraftarları Fenarbahçe bayrağını çiğnediler ve üzerinde dans ettiler''
Evet lamı cimi yok.FENERBAHÇE bayrağını çiğneyen şu aşağılık Yunan tohumlarına sahada gereken cevabı veremeyip,tur sevinci yaşatırsanız başta Aziz,Aykut olmak üzere tüm futbolcular hepiniz defolun gidin.
Aykut taktik konuşmana gerek yok. 
ŞU RESMİ TAHTAYA AS YETER!!!!!!!!!!!!!!!!!

NOT :
Sporu siyasete karıştırmam ,hiçte sevmem ama kan beynime sıçradı şu fotoğraf.

12 Ağustos 2010 Perşembe

SÜPERLİG TAKIM İNCELEMELERİ : FENERBAHÇE

Fenerbahçe.JPG

Fenerbahçe 1.JPG
Fenerbahçe 2.JPG
Mamadou Niang  Senegal   F

Fenerbahçe 4.JPG
Gelenler : Mamadou Niang  (Marsilya 14.08.2010)
Gidenler :  Deivid de Souza (Flamengo 19.08.2010)


Fenerbahçe 3.JPG

İDEAL 11
(4-2-3-1)
                               Volkan
Gökhan Gönül   Lugano  Bilica    Caner
                   Mehmet Topuz  Emre
            Dia              Alex         Stoch  
                              Niang 
NOT : 
* 6 yabancı oynaması ciddi sorun.Pek çok kişi Alex'i veya Bilica'yı kesebilir ama ben A.Santos'u kestim.
Baroni  zaten kesik.

ANALİZ
  Fenerbahçe futbol takımı hakkında defalarca yazdık.Bir şey yazmakta istemiyorum ama bu çalışma serisi için bir analiz gerekiyor ne yazık ki.Evvela en baştan söyleyeyim;benim bu Aziz Yıldırım ve yönetimine,anlayışına hiç mi hiç güvenim yok.Dolayısıyla takıma da ne inancım var ne güvenim.
 Çok uzun yıllardır uygulanan yanlış politikalar sonucu Fenerbahçe Spor Kulübünün ''Amiral Gemisi'' dediğimiz futbol takımı ne yazık ki çok güçsüzleştirilmiş,sıradanlaştırılmıştır.Son 2 sezonu Sivasspor ve Bursaspor gibi vasat Anadolu takımlarının gerisinde bitirmiş ve rüyalarında görse inanmayacakları,ilk 5'e girme hedefi ile yola çıkan Bursaspor'u Şampiyon yaparak tarihe geçirmişlerdir.
 Fenerbahçe futbol takımında çok uzun süredir geniş çaplı bir revizyon yapılması gerekiyordu.Ama 1 futbolcu bile transfer etmek için 3 Ay uğraşan,adeta göbeği çatlayan FB Yönetimi elbette 8-9 oyuncu gönderip,8-9 kaliteli futbolcu almayı beceremeyeceği için oralı olmadılar.Ama sorunlar her defasında onların suratına tokat gibi vurdu.Artık 5 yaşındaki çocukların bile bildiği takımın eksik mevkiilerine transfer yapmak yerine masallar okuyarak takımın yeterli ve başarılı olduğunu hatta ''gs ve bjk'ye 10 puan fark attık'' gibi komik vecizeler bile yumurtladı Aziz Yıldırım.Takımda çapsız ve kalitesiz 2,3.sınıf futbolcular yata yata göbek büyüte büyüte para kazandılar yıllardır.Bakın 1,5 yıldır takımda olan hem sportif direktörümüz hem teknik direktörümüz Aykut Kocaman ne diyor ;
SORUNLARDAN BİRİ AİDİYET EKSİKLİĞİ
Aykut Kocaman, takımda gördüğü en önemli eksikliklerden birinin profesyonel aidiyet olduğunu belirtti. Takımda profesyonelliğin şartlarını yerine getirme ve Fenerbahçe’nin değerini anlama konusunda sıkıntılı olan isimler olduğunu ifade etti, “Hepimiz, ben de oyuncular da dünyanın en büyük kulüplerinden birinde olduğumuzu, Fenerbahçe’nin başka bir yer olduğunu iyice özümsemeliyiz” cümlesini kurdu. 

  E işte biz de onu yazıyor,çiziyoruz sürekli.O yüzden revizyon yapın diyoruz.O yüzden hem mental hem teknik açıdan kaliteli 8-9 birinci sınıf oyuncu transfer edilmeli dedik.Aykut Kocaman'da hem 5 yediği Köln hem de elendiğiYB maçlarından sonra bu minvalde açıklamalar yaptı ama lafta kalıyor hep.
İcraat yok.Gidecek tonla adam var ve alınması gereken.Bunu Aykut'ta biliyor ve çıtlatıyor ama yapamıyor.Neden ? Çünkü Padişah Aziz basın önünde yalandan Aykut tek yetkili ,her şeyi yapabilir,biz arkasındayız deyip perde arkasında veto ediyor da ondan.Niye tamam demiyor Aziz ?
 E gönderilecek adamların paso zarar hanesine yazılacak maliyeti ve alınması gereken o kadar adamın maliyetini üstlenmek istemiyor çünkü borç aşmış 300 milyon doları.Prensi ,bombası Guiza'yı geçen yıl satın dedik gene az da olsa piyasası varken,10 m.euro veren olduğu halde tıpkı Appiah gitmek istediği ve Schalke 8 m.euro verdiği zaman satmayıp çok bildiği için elinde patladı gene.Hiç ders  almıyor.Onun için kızıyoruz işte.Al Guiza'yı kim istiyor ,kim alacak ? Adam düz koşu yaparken üst adalesi atmış ve 1 Ay yokmuş.Bedava gitmek istiyor ,biliyor çünkü bu kurumsal yapıda böyle rezilliklerin olağan olduğunu.
 Çok uzatmak istemiyorum aslında ama yazdıkça bir sürü şey yazası geliyor insanın.
  Aykut Kocaman'ın istediği trasferlerin ne kadarı yapıldı ? Gerçi SD olarak kendisi yetkili ve yapması gerekiyor ''Kurumsal yapı gereği'' ya.
  Sportif Direktörlük konusu gündeme geliyor. "F.Bahçe’nin sportif direktörü kim?" diye soruyoruz. Kocaman, aidiyet duygusuna dikkat çekip "Geliş şeklim belki biraz anormal oldu ama benim tabii ki" diyor. Mosturoğlu söze giriyor: "Aykut Hoca iki görevi birden yapacak. Bu kurumsallaşma adına düşünce devrimidir."
Ne düşünce devrimi ama ya .Hahaahahahahhhaaaaaaaaaaa.
 Teknik olarak ,Aykut Kocaman'ın kafasında oynatmak istediği oyun sistemi konusunda büyük sıkıntı var bir kere.Topa sahip olup,hızlı,dikine oynayan rakibi baskı altına alan ve kısa mesafede oynayan bir takım bu oyuncularla ve bu 4-2-3-1 dizilişi ile olmaz.Takım savunmasının en ileri uçtaki oyuncudan başlayaması gerekiyor.Gyan'ı onun için istedi ama olsaydı bu kez gol sıkıntısı çekilirdi.Niang Gyan kadar pres yapamaz ama ondan çok daha fazla golcü.Alex'in de olduğu bir takım ve alınan 2 kanat oyuncusu Stoch ve Dia'nın da
klasik 4-3-3'ün kanat oyuncuları olduğu için defansif açıdan zayıf oldukları,kesici ön libero olarak Selçuk ve Baroni gibi kalitesiz oyuncularla,defans tandeminde Bilica gibi saatli bomba ve sol bekte A.Santos v Caner gibi defansif açıdan zayıf oyuncuların bulunduğu bir kadro ile Aykut Kocaman'ın işi çok zor.Kendisi de bunun farkında.6 haftalık kritik bir eşik belirlemiş.Olmazsa başka arayışlara gireriz diyor ama zaten Sıfır kredi ile başlanan bir sezonda daha kafadan YB faciası ile sıfırı da tüketmişken nasıl olacak hocam ?
 Aykut Kocaman şunu diyor ; Şu anda bizde en büyük sorun aidiyet eksikliği ve basit top kaybı. Çünkü topa sahip olamazsak, böyle koşmak zorunda kalırız.” 
 Bu kadar zannediyor sorunları.Artı Baroni'nin Aurelio'dan iyi olduğunu,Bilica'yı beğendiğini,yerli futbolcuların kalitelerinin yeterli olduğunu  söylüyor.
Bu kafa ile başarılı olması çok zor.Yönetim zaten nirvanaya ulaşmış durumda narsistlikte.
YÖNETİM KENDİSİNİ BAŞARISIZ BULMUYOR
Yönetici Şekip Mosturoğlu yönetim olarak sportif direktör ve teknik direktör (bu durumda sadece Aykut Kocaman) planlamasına göre hareket edildiğini söyledi. 3 yabancı ve belki bir yabancı ve belki bir yerli ile transferin kapatılacağını anladık. Yönetim transferin geciktiğini bir türlü kabul etmedi. “Başarısız değiliz. Hata yapmadık” dediler ki bunun aksi zaten haber olurdu. 
Serdar Ali Çeliker - Habertürk
 Ne diyelim ki daha.
  Yukarıda yaptığım 11'de 6 yabancı olayından dolayı ideal kadroda sorun olabileceğini belirttim.
 Mecburen Türk oyuncuları kullanmak zorundasın.Vasat yerlilerle ne kadar başarılı olunabilir ortada.
Kısacası ,Fenerbahçe bu kadro ve zihniyetle Şampiyonluk yarışında en az şansa sahip takım.
Bu sezon herhalde Eskişehirspor veya Gaziantepspor'a geçilmemek için mücadele ederler.

18 Temmuz 2010 Pazar

Azizbahçe : 2 Köln : 5 !!!!



Evet Kral bir kez daha çıplak.Hem de tüm haşmeti ile (!).
Başlık yadırganmasın sakın çünkü gerçekten bu sahada yürüyen ruhsuz adamlar benim Fenerbahçemin oyuncuları değil.Azizbahçe'nin takımı.Yazıklar Olsun ya.1 tane egoist,mağrur,megolaman adam geldi
103 yıllık koskoca dev bir kulübü kendi şirketi haline getirdi.Hala bu adama dur diyen yok.Nerede bu kulübün 25-50,60 yıllık Divan Kurulu Üyeleri ? Divan Kurulu Başkanı Yüksel Günay yaşından utan biraz da seni oraya seçtirdi diye bu Padişah'a biat etmekten vazgeç artık.Hadi Azizbahçe şirketinin müşterileri,Padişah Aziz'in yalakaları,müritleri,kulları hala şakşaklamaya,yalamaya devam ediyorlar da - Ne biatmış arkadaş !!!! -
yok mu şu koca  camiada ses çıkaracak 1 tane OMURGALI FENERBAHÇELİ.
Bir Hazırlık maçı alt tarafı bu kadar tepki mi olur diyenler Fenerbahçe hainidir.Bu kadar net.
Ulan andavallar bir hazırlık maçını farklı kaybettik diye mi bunları yazıyoruz zannediyorsunuz.
 Tavrımız ,tepkimiz 13 YILDIR DERS ALMAYAN KOKUŞMUŞ,ÇÜRÜMÜŞ KURUMSAL ZİHNİYETEDİR !!!!!!!!!!!!!!.
 Milyon kere yazdık ''FUTBOL KALİTELİ FUTBOLCULARLA OYNANIR'' ''BU TAKIMDA KALİTELİ OYUNCU SAYISI 3-4,GERİSİ VASAT VE VASATI BİLE  AŞAMAYAN OYUNCULARDAN KURULU '' diye.
 Şu 11'e bakın.Stoch ve bugünkü değil iyi bir Alex'ten başka kaliteli oyuncu var mı ?

 Alex'te % 100 hazırsa oynamalı aksi takdirde oynatılmamalı,yoksa hiç çekilmiyor.
  Ne dedik KÖKLÜ BİR REVİZYON ŞART.BREZİLYALI OYUNCULAR GÖNDERİLMELİ
(Alex son senesini oynamalı),SAVAŞAN,ÇABUK DÜŞÜNEN VE HIZLI OYNAYAN AVRUPALI OYUNCULAR ALINMALI diye.Ama bizim TRANSFER ÖZÜRLÜ yönetimimiz beceremediği için
hayal tabii böyle bir revizyon.Hal böyle olunca bu takıma saydığımız 2 birinci sınıf santrfor,1 sağ açık,1 sol açık (Stoch geldi.O da gs alıyor diye atlandı üstüne),Emre'nin yanına 1 Ön libero,Lugano'nun yanına 1 kaliteli libero tarzında defans oyuncusu,1 Sol bek (Caner idare eder mi ? ),1 Sağ bek yedeği,1 kaliteli  kaleci olmak üzere en az 9 birinci sınıf oyuncu alınmadığı zaman işte böyle dumura uğrarsınız.
 Aykut Kocaman şok oldu ve ilginç açıklamalar yaptı ;

“Neredeyse ilk yarının 3-0 bittiğine sevinecektik. Bu takımın futbolun dışında zihinsel bir değişime de ihtiyacı var. Tedbirleri hemen almaya başlayacağız, hatta bunun için yarını beklemeden otele döner dönmez bu çalışmalar başlayacak.Hazırlık maçlarının yaratabileceği en yüksek tahribatı yaşadık. Sahadaki oyuncular, bırakın Fenerbahçeli futbolcuları, profesyonel futbolculara benzemiyordu. Antrenörlük hayatımda bu kadar kolay top kaptıran çok az takım gördüm.  İlk yarıda çok hareketsiz ve ikili mücadeleleri kaybeden bir yapıdaydık. Burası Fenerbahçe ve alınacak her skor önemli. Benim adıma kötü bir sürpriz oldu"

 5.golden sonraki hareketine dikkat.Aykut Hocam hiç dumura uğrama,şok olma çok normal bu sonuç ve bu futbol.Sen ne yazık ki 1 yıldır bu takımın içinde olduğun halde ,bu oyuncuların yetersizliklerini bile bile ,devre arasında Daum transfer istediğinde ''TRANSFERE GEREK YOK,BU TAKIM YETERLİ'' demedin mi ? Şimdi niye çok şaşırdın ki ? Ayrıca Aziz Yıldırım demedi mi BU TAKIM BAŞARILIDIR diye.O zaman KADRO DA YETERLİDİR ona göre tabii.
 Acı bir şekilde bu takıma transferden ziyade zihinsel değişim lazım itirafını yapyorsun.
Nihayet anladın yani.Çok geçte olsa transfer özürlü Aziz Yıldırım ve Yönetimi sana 1 Santrfor,1 sağ açık - öyle söyleniyor,ağızlarından duymak mümkün değil - alsa neyi değiştirecek bu 2 oyuncu öyle değil mi ya.
 Kendi düşen ağlamaz Aykut Kocaman.Kendin ettin kendin buldun.
Hala Aziz müriti dangalaklar Daum'a sallıyor 2 sezon bize son maçta travma yaşattı diye.
Ulan Allahtan korkmaz,utanmaz ,arlanmazlar insaf be.Esas travmayı yaşatan Daum'a o 2 sezonda istediği transferleri yapmayan Padişah,Diktatör Aziz'dir.
 Siz yalamaya devam etseniz de BİZ AZİZBAHÇELİ değil FENERBAHÇELİYİZ ve GİDENE KADAR MÜCADELE EDECEĞİZ.
  Salak salak yok yoğun antrenman temposu vardı yok eksiklerimiz vardı,yok şu yok bu bık bık
hikaye anlatıyorlar.Yahu rakiplerde aynı durumda değil mi ? Maç sonrası Köln'in hocası Soldo gençleri oynattım bu maç ded.Podolski falan yok.Onlar da eksik.
 Hani Aykut Kocaman sahaya çıkan 11 Fenerbahçe'nin 11'idir,eksik falan denilmez diyordu.
İşte fırsat bu oyuncular için.Kendilerini göstersinler.Ama nerede ? Yok.Niye ?
Çünkü kapasiteleri bu.Olmayan kapasite ile ne futbol oynanır,ne zihniyetleri değiştirilir.
 Yahu bizi yakan LANET ŞUBAT AYI SENDROMU'nda 24 günde 8 maç yaptık,çok sayıda eksiğimiz vardı ama bugün oynayanlar hiç bir şey veremedi ve kaybettiğimiz puanlarla Şampiyonluk gitti,son maçta değil.Ha Deniz,Ali Bilgin,Wederson gidince revizyon yaptık sananlar bugün gördüler  işte acı gerçeği.
 Fazla uzatmayalım nafile çünkü.
Şu çocuğa yazık olacak.Şimdiden ''nereden geldim ben bu takıma'' demeye başlamıştır.

 Hala aklım ,sırrım almıyor ya.Nasıl göremiyorlar bunları.Emre yoksa orta saha yok.Semih'ten Santrfor olmayacağını,Önder'den sağ bek olmayacağını.İlhan'ı çok mu aramışlar ?
İlk yarıda 1 tane isabetli şut atmışlar kaleye.

Aykut Kocaman,ileride basayım diyor,defansı öne çıkarıyor.Hangi futbolcularla yapacaksın hocam ?
Bilica ile mi defansı öne çıkarıyorsun.Şu 1.golü bu sezon hiç mi yedirmedi.İBB maçına dönüp bir bakın mesela.
Semih efendi ofsayta düşmekten başka bir şey yapmaz.Kazım bitmiş.Selçuk ve  Christian hücumda sıfır.
% 55 topa sahip olmak işi çözmüyor.Efektiflik önemli.

 Son 3 not ;
1) Hazırlık maçını bile paralı kanala verdiren yönetimi de D SMART'ı da Allah bildiği gibi yapsın.
2) Başbakan'a pankart açarak yalakalık peşinde koşan güya en büyük taraftar grubu GFB'ye de Yazıklar Olsun.
3) Taner Yalçın gibi genç gurbetçileri  bile  almayı başaramayan Aziz Yıldırım ve Yönetimine bir kez daha yazıklar olsun.2.Gökhan İnler vakası.

15 Temmuz 2010 Perşembe

Kötü Prova : Fenerbahçe - AZ Alkmaar : 0-2



Stat: Köln Fortuna

FENERBAHÇE: Volkan Babacan, Önder Turacı, İlhan Eker, Bilica, Caner Erkin, Kazım, Emre(Stoch), Selçuk, Deivid, Cristian, Semih.

AZ ALKMAAR: Esteban, Jailens, Moisander, Marcellis, Viergever, Falkenburg, Martens, Elm, Wernbloom, Benschop, Jonathas

Goller:  51.dk Klavan, 80.dk Gundmundsson (AZ Alkmaar)

http://img198.imageshack.us/img198/2786/95367119.jpg

 
1-Evet bu bir hazırlık maçıdır,sonuç önemli değildir ama eleştirilmeyecek diye de bir şey yok.
Rakipte eksik ve hazırlık döneminde biz de.28 Haziran'dan beri çalışıyoruz ,ağır antrenmanlar falan tamam da
çıkan takım eski takım yahu.Sadece Caner ,İlhan ve ikinci yarıda Stoch yeni.Oturmuş bir takımız,neyi,eleştirmeyeceğiz ki.Rakipte genç takımı ile oynadı.
2-Ne yazık ki ''Her şeyi en iyi bilen Kurumsal Zihniyet''in ders almayan dejavusunu yaşıyoruz gene.
Her zaman yazdım burada bu takımda 3,5 kaliteli oyuncu var gerisi vasat.''Futbol kaliteli oyuncularla oynanır''
O yüzden geniş bir revizyon yapılmalı ,kaliteli oyuncu sayısını en az 7-8'e çıkarılmalı dedim.
 Bu takımın eksikleri belli değilmiydi ?
a) Santrfor yok.Hem de 2 tane 1. sınıf santrfor lazımdı.
b) Sağ açık yok.
c) Sol açık yok.
d) Bilica'nın yerine 1.sınıf Stoper.
e) Gökhan Gönül'ün yedeği sağ bek yok.
f) Emre'nin yanına onun kalitesinde bir adam.
g) Volkan'ın yedeği kaleci yok.
En az 7 tane kaliteli adam işte bu yüzden lazımdı.
3-Bu maç turnusal kağıdı görevi yaptı görmek isteyenlere.
Zira bu takımda Önder,Bilica,Deivid,Christian,Semih,Gökhan Ünal ,Kazım'ın yetersiz oldukları ,yeni transferler Caner ve Stoch iyiydi ,katkı yaparlar.İlhan maalesef iyi değildi.Bekir sağ bek değil Stoper oynar.
4-Semih için demiştim gitmeli hem kendisine hem bize yarar sağlamalı diye.Kaldı ve o yüzden 2 değil 1 tane hala alınamayan Santrfor ihtiyacı oluyor.Semih adam geçemiyor,süratli değil,ağır kalıyor.
Gökhan Ünal ise daha kötü.Bari sağ kanata adam alırlarsa Kazım'ı santrfor yedeği olarak düşünseler.
5-3,5 kaliteli oyuncudan Emre sadece sahadaydı ve hafif sakatlığı nedeniyle ikinci yarı oynamadı ve gördük takımın halini ikinci yarıda.Kabak gibi ortaya çıktı fark.İşte onun için diyoruz.
Emre'li 11 ik yarıda iyi pas yaparak Aykut Kocaman'ın istediklerini nispeten yaptı.Üstün oynayan bizdik.
Emre'nin nefis kestiği topu Semih gol yapmalıydı.Baroni'nin frikiğinde dönen topu tamamlayan Semih'in nizami  golü sayılmadı.Ofsayt değildi bana göre.Semih ve Baroni'nin 2 güzel şutu da vardı ilk yarıda.İkinci yarı ise kötüydük.Bağıra bağıra geldi gol ve yedik.Sadece Stoch'un çabaları ve 2 kaleyi bulan şutu vardı.
Rakibin attığı 1.goldeki şutun aynısını Deivid atamadı mesela.Yediğimiz 2.gol ''Tipik Yakarca Bilica Usülüydü''
6-Bu mağlubiyet hayırlı olabilir aslında ama kim görecek ki.İyi oynayıp kazansaydık zaten beceremedikleri
transferi kapattık kadromuz yeterli açıklaması yaparlardı.Zaten Başkan bu kadronun başarılı olduğunu söylemedi mi basın toplantısında.Bakalım gs maçı sonucu ne olacak ?
7-''Transfer'' kelimesinden Vodafone Selim'in ''Kırmızı'' lafı alerjisi gibi bizim yönetiminde ödü kopuyor.
Bizim Başkan ve Yönetime ''Transfer''demeyin ama 50 katlı bina yapacaksınız deyin takla atarlar.
Bu kadar transfer özürlü yönetim görmedim ben.22 Temmuz'da UEFA'ya liste veriliyor.Aykut Kocaman ilk maça kadar transfer bekliyormuş.Hey Yavrum heyyy.Ateşe attın kendini Aykut.
8-Gökay'a sevindim.10 dakika da olsa her hareketi ''Ben futbolcuyum diyor'' Deivid gibi bir adam 80 dakika yürüdü sahada.Ve bu adam 5.yılına giriyor sadece 1 sezon oynadı,yata yata 7 sülalesini ömür boyu bakacak
parayı kazanıyor ''Kurumsal Anlayış'' sayesinde.
9-Mehmet Topuz ve Özer bu takıma artık bir şeyler vermek istiyorlarsa Emre'nin yanındaki pozisyon için Onun kadar verim vermek için bir yerlerini yırtmalılar.Başka şansları yok çünkü.
10-Şu AZ Alkmaar'ı gene sevindirdik ya neyse .....

14 Temmuz 2010 Çarşamba

Helal Olsun Gürcan Bilgiç !!!!

Tribünlerin ruhu

Armanın Gururu Sarı Melekler....
Kadın Voleybol takımı için Telsim Tribünü'nde açılan bu pankart, Fenerbahçe tribünlerinin gönüllüsü üç büyük grubu, yaklaşık yedi bin taraftarı, Saracoğlu Stadı'ndan ayırdı.
Maçın uzatma anlarında, bitime üç dakika kala, sahayı göremediklerini iddia edenlerle, voleybolculara bu jestin yapılması gerektiğine inananların kavgası sonucunda 21 taraftar ceza aldı.
Sahaya bir şey atmadılar, küfür etmediler, rakip taraftara saldırmadılar, sakıncalı pankart açmadılar. Sporcularıyla gururlanmalarının sürmesini istediler ve kavga çıktı. Elbette doğru değil olanlar. Ama bir tribün terörü hiç değil. Bireysel, anlık reflekslerle geliştiler.
Hemen hepsi öğrenci olan bu çocuklara altı ay statlardan uzaklaştırma cezası geldi. Babalarının ellerine de 1700'er liralık fatura. Çocuğunu okutmak için bütçesini zorlayan bir aile reisinin, çocuğunun Fenerbahçe sevgisi için ödemesi gereken faturaydı bu.
Ortaya bir tercih durumu çıktı.
Ve son olarak Unifeb ayrıldı tribünlerden. Necdet Ersoy tarafından, "Üniversitede okuyan bu çocuklar tribünlerde kaynaşsınlar. İlerde hayata atıldıklarında hangi meslekte olurlarsa olsunlar, Fenerbahçelilik kimliğiyle birbirlerine destek olsunlar" felsefesiyle kurulmuşlardı.

KENDİLERİNİ SAHİPSİZ HİSSETTİLER
Büfeden sandviç alırken tutuklanıp, ceza alan arkadaşlarının durumuna düşmek istemediler.
Yapılan açıklamaya baktığımızda, gelecek kaygıları ön plana çıkıyor. "Sahipsiz" hissetmişler kendilerini. "Sırf üstümüzde tişört var diye tutuklanamayız" diyorlar. Çünkü yarın mezun olup, iş başvurusu yaptıklarında, savcılık kağıtlarında "holigan" yazabilir. Grup CK, Vamos Bien ve Unifeb... Tribünlere sadece renk aşkıyla gelip, Fenerbahçe sevgilerini, gövde gösterisine dönüştürmek isteyen, pırıl pırıl, gencecik çocuklar.

BİRİLERİ 'EMRET' DEMEYE DEVAM!
Bunu biz biliyoruz ama tek bir yönetici, başta stattan sorumlu Ömer Temelli olmak üzere, emniyete gidip ikna edici olmuyor. Avukat tutarak bu çocukların hakları savunulmuyor. Kamera görüntüleriyle olaylara karışanlarla-karışmayanların ayrılmasına çalışılmıyor.
Kimin, neden tribün kovaladığını bilecek kadar bu kulüp içindeyiz. Emirleri dinleyenler ile gönüllerini dinleyenler arasındaki farkı iyi biliriz. Tribünleri terk eden aslında Fenerbahçelilik ruhudur. Bu genç çocuklar "başkaldırının-çağın gerektirdiği vizyonun" temsilcileriydiler. Bilerek ve bilmeyerek, elendiler. Yerlerine başsallayıcılar gelecek, tribün diye bir sorun kalmayacak. Çekirdek yiyenler, "emret" demeye devam edecek.

Endişeler bitirilmeli

* FENERBAHÇELİ taraftarlar her gördüklerinde transferi soruyorlar. Bu konuda aldığımız elektronik posta sayısı da bir hayli fazla. Hiçbiri memnun değil. Kendilerini heyecanlandıracak hamlenin yapılmadığını söylüyorlar.
Endişeleri var. En büyüğü, geçen senenin "vurdumduymaz" oyuncularının yine aynı havada ve tavırlarının sürme ihtimali.
Güven erozyonu var ve bu, oyunculardan yönetime de sıçramak üzere.
Kombinelerini yenilemeyen taraftar sayısı bir hayli fazla. Satılan kombine sayısı ise 12 bin civarında.
Kırgınlık giderek artıyor. Çünkü oynanan futboldan memnun değiller. Kulüplerinin daha iyi olması için harcadıkları paranın da karşılığını almadıklarına inanıyorlar.
Aykut Kocaman'ın takımın başına gelmesini hemen herkes destekliyor. Fakat Aykut Hoca'nın nasıl bir takım yaratacağı, nasıl futbol oynatacağı, kadrodaki "tatlı hayatçılara" ne kadar hakim olacağını bilemiyorlar.
İlk soru hemen geliyor; "Yapabilir mi?" "Yapar" dediğimizde de inanmıyorlar. Çünkü öyle bir altyapı oluştu ki, önce görmeleri lazım.
Bu sessiz süreç içinde tek bir kulüp yöneticisi çıkıp, bu yangını söndürmek için iki kelime etmiyor. Aziz Yıldırım Kulüpler Birliği toplantısında boy gösteriyor, düğünlerde "şahit" oluyor ama taraftarını ikna edip, kombine almaya koşturacak dağarcığını yitirmiş durumda.

TEK BÜYÜKSEN SAKLANMA!
Konuştuğumuz yöneticilerin ilk bahanesi; "Galatasaray ne yaptı ki" oluyor.
"Sana ne Galatasaray'dan" diyeceğiz ama kibarlığımız engelliyor.
"Tek büyük" iddiasıyla ortaya çıkıyorsun, yine kendini başkasıyla kıyaslayarak performans ölçümü yapıyorsun. Yılların geçerli eleştirisi, "samimiyetsizlik"; bugünün nedeni. Fenerbahçe yöneticileri "saklanmayı" tercih ederek, Aykut Kocaman'ı taraftarın önüne atıyor. Sorsanız, "destek" derler. Tecrübe ise "adres değişimi" olarak yorumlar bu durumu...

 http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/bilgic/2010/07/14/endiseler_bitirilmeli

**************************
Harika yazmış.Helal Olsun.
İşte böyle acı gerçekleri yazdığı için Aziz Yıldırım ve müritleri kendisinden nefret eder.
Fenerbahçeliliği bile sorgulanır.Her zaman beğenerek okurum yazılarını.Çünkü gerçekleri yazar.
Gene duygularımıza tercüman olmuş.
Teşekkürler Gürcan Bilgiç.

13 Temmuz 2010 Salı

Yok Saymak - Hasan Ali Atasoy

Yok saymak

Stoch eğer bir sistem tercihinin işaret fişeği değilse yandı gülüm keten helva.

Kaybederek öğrenmek gibisi yoktur derler. Kadıköy yakası oldum olası bu sözden muaftır benim bildiğim. Kaybetmesine kaybeder de, öğrenme konusunda hep sınıfta kalır.

Fenerbahçe’nin coşkusunu kaybedeli yıllar olmuştu, şimdi umut da giderek tükeniyor. Bunun öncelikli ve temel nedeni, yönetimin her transfer sezonunda milyonlarca taraftarı yok sayan tutumudur. Kimse kusura bakmasın; bunun adı gizlilik mizlilik değil alenen yok sayan bir suskunluktur.

Bu hoyrat ve gergin iletişimsizlik kulüpte öyle kök salıp gelenekselleşti ki, herhalde absürt bir espri olarak ‘kurumsal iletişim’ yaftası verildi. Sizin anlayacağınız göz göre göre maskeli balo.

Yahu “şunlarla ilgileniyoruz, bunlara teklif yaptık, onların da peşindeyiz” diye bir şey bekleyen yok ki sizden sayın yönetim. Belli aralıklarla en azından kulübün kendi televizyonuna çıkıp insanların gazını alacak, yüreğine su serpecek, umudunu diri tutacak açıklamalar yapın. Kimsenin detay ya da isim istediği falan yok. Sadece bu gergin saklambacı bırakın da, milyonlarca taraftar kitlesini adam yerine koyun. En azından “hiç kimsenin kuşkusu olmasın, gerekli çalışmalar yapılıyor” deyin.

Bunu farkında olarak yapıyorsanız vahim, yok farkında değilseniz o çok daha vahim. Tek bildiğiniz iletişim yolu resmi siteden ya gergin ya alaycı yalanlamalar geçmek mi? Siz sustukça, Fenerbahçeliler’in belirsizlikten ruhu kararıyor. Şüpheler daha da büyüyüp derinleşiyor ve insanlar bezginliğe, yılgınlığa kapılıyor. Kulüple taraftar arasındaki uçurumlar büyüyor. Fenerbahçeli artık Fenerbahçe’den konuşmuyor, farkında değil misiniz?

Gelelim şu transfer meselesine. Ortada uçuşan isimlere bakınca da çelişkinin ötesinde çelişkiler var. Yalanlanan ve yalanlanmayanlar üzerinden açılan papatya falları bu vehameti gösteriyor. Portakal kalmadı kıyma verelim hesabı. Aynı mevkiye taban tabana zıt futbolcuların adı geçiyor. İnşallah öyle değildir demekle yetinelim.

İşte Dünya Kupası ortada.. Sistemin zaferidir bu. Sadece İspanya değil, yarı finale kalan bütün takımlar sistem takımıydı. Stoch eğer bir sistem tercihinin işaret fişeği değilse yandı gülüm keten helva. Unutmayın ki Rebrov ondan 5 gömlek üstün futbolcuydu. Sistemsizliğin içinde murdar oldu gitti.

Fenerbahçe’nin önce bir sisteme, sonra o sistemi yıldızlaştıracak futbolculara ve o sistemde yıldızlaşacak futbolculara ihtiyacı var. Yoksa bu devran böyle döner durur.

13 Temmuz 2010 - Fanatik

http://fanatik.ekolay.net/Fenerbahce-Yok-saymak_6_YazarDetay_184852_17.htm

 ****************

Üstadın eline,yüreğine sağlık.Duygularımıza tercüman oluyor her yazısında ve bizi zahmetten kurtarıyor sağolsun.Mükemmel tespitler bulunan bir yazı olmuş.Tabii anlayana.... 

6 Temmuz 2010 Salı

Geç olmadı mı? - Hasan Ali Atasoy

Geç olmadı mı?

Kaç kere tekrarlandı bu garabet? Ve daha kaç kere tekrarlanması gerekiyor?
Taraftar futbolda bir hareket bekliyor ama bombalar basketbol ve voleybolda patlıyor. Sinir bozucu bir soğukkanlılık ve suskunluk.


Amatör şubeler ne kadar profesyonelce iş yapıyorsa, profesyonel şube de o kadar amatörce davranıyor. Herhalde Şampiyonlar Ligi ön elemesinin sonucu bekleniyor kadroya takviye için. Tıpkı daha önce de olduğu gibi... Sonra öfkeyi yatıştırmak için panik transferleri patlar yine art arda.


Kaç kere tekrarlandı bu garabet? Ve daha kaç kere tekrarlanması gerekiyor?


Anlaşılan hatalardan, yanlışlardan ve dolayısıyla yıllardır ağır bedeller ödemekten sıkılan yok. Eğer ortada gerçekten bahsedildiği gibi bir ‘sistem’ olsaydı, hocanın da, transferlerin de geçen sezon bitmeden belirlenmiş olması gerekirdi.


Başka derin maliyetleri de oluyor bu sistemsiz ve rastgele transferlerin. Bu kez de “bu kadar büyük paralar ödedik, pazarını düşürmeyelim” mantığıyla kumara dönüyor iş. Ve sonucu çok önceden belli olan bir kumara hem de. Şampiyonluklar feda ediliyor bu gereksiz ısrarla.


Kadıköy’de geçerli tek sistem sistemsizlik. İstikrarla inat kavramı da birbirine karıştırılmış vaziyette. Buna sitem edene de tahammül yok. Peki biraz geç kalmadılar mı?


Yahu şu ‘çift haneli’ yılların, transfer ve maliyeti açısından ‘en zor yıllar’ olduğunu öğrenemez mi bir türlü futbolu yönetenler? Vitrine çıkma, vitrine sürme meselesi yüzünden hem transfer bir türlü sonuçlanamıyor, hem de fiyatlar fahiş seviyelere sıçrıyor.


Devler Ligi kapıya dayandı. Kimler alınacak da, takıma, hocaya ve sisteme ne zaman uyum sağlayacak? Adaptasyon sorunu yaşamamaları için insanüstü yaratıklar olması gerek bunların. Peki fatura kime kesilecek bu durumda? Bin yıldır alıştığımız ve alıştırıldığımız üzere, elbette ve her koşulda sorumluluğu ve günahı en az olan kişilere... Bu ülkenin en fedakâr taraftarları da, en çok bedel ödetilen kulübü de şu olan biteni hiç hak etmiyor.


Futbolda beklenen atağın ne zaman gerçekleşeceği merak konusu. Fenerbahçeliler şu sorunun cevabını arıyor: “Yarım yamalak ve kırılgan santrforlarla, çakma ve devşirme kanat oyuncularıyla, kırılgan ön liberolarla mı yola devam edilecek?”


Umut giderek daha da törpüleniyor! 
Hasan Ali Ataoy - 6 Temmuz 2010

http://fanatik.ekolay.net/Fenerbahce-Gec-olmadi-mi_6_YazarDetay_183829_17.htm

**************************
  Günlerdir sabrediyorum şu transfer konusunda bir şey yazmamak için.Ağır yazacağım çünkü.
Yazınca da Aziz Yıldırım muhalifi oluyoruz.Bugün Aziz Yıldırım'ın yıllardır en büyük destekçisi ama
bu sezon başı eleştirdiğimiz Papermoon yemeğini kendisi de yaptığı için haklı olarak kendisini eleştiren bir yazı yazdı diye Aziz Yıldırım'ın hışmına uğrayan ve kara listesine girdiğinden bu yana yıllardır bilinen gerçekleri  sık sık yazmaya başlayan (eskiden çok az ve üstü kapalı eleştirirek yazardı) Hasan Ali Atasoy içimi okumuş gibi tüm düşündüklerimi yazmış sağolsun.
 O yüzden yazısını buraya aldım.Bire bir her harfine katılıyorum.
 Aynı tas aynı hamam.Hiç bir beklentim yok futbol takımı ile ilgili.
Kazım döndü nasıl olsa Sağ açık almaya gerek yok derler.Semih kaldı,Guiza var,Gökhan var nasıl olsa diye Santrfor da almazlar.Bu takımda 3,5 kaliteli oyuncu var. - Alex-Lugano,Emre ve buçuk Gökhan Gönül - Gerisi vasat ve vasat altı oyuncular.Kaliteli oyuncu sayısını arttırın ,revizyon yapın diye yazıyoruz ama nafile.Alınan adamlar ya tutarsa.Şimdi de gene bir lanet olası Brezilyalı Grafite gelecekmiş.Yakışır valla.O da ne de olsa Guiza gibi 28 golle Bundesliga Gol Kralı olmuştu.
Guiza'dan 50 kat iyidir o ayrı mesele.Guiza yerine genç Furkan oynasaydı geçen sezon Şampiyonduk.
Brezilya sevdası nedir yahu ?
 Neyse boşa yazıyoruz zaten.
Vizyon meselesi.

Etiketler