röportaj etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
röportaj etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Şubat 2010 Pazartesi

Aziz Yıldırım'ın Akşam Gazetesindeki Röportajı ve Yorumlarım !!!!


fb01

Aziz Yıldırım dün öğleden sonra sözcüsü - kimilerine göre çantası - Alaattin Metin'in Akşam
gazetesine geniş röportaj vermiş ve stadı,kulübü,FB TV'yi gezdirmiş.
 Dün Akşamki Diyarbakır maçından önce öğleden sonra yapılmış anlaşılan bu röportaj.
  Dikkat çekici şeyler söylemiş ama bunların hepsini zaten yıllardır biliyoruz.
Bazı sözlerini alıp yorumlayacağım hem de kayda geçireceğim verdiği sözler için.

 1-Beşinci yıldızı takacağız. Şu anda 2009-2010 sezonu oynanıyor. Üç yıl üst üste şampiyon olarak 2011 yılında formamızdaki yıldız sayısını 5’e çıkartacağız. Şu anda 17 şampiyonluğumuz var. 20’nci şampiyonluğumuz bizim markamıza çok büyük değer katacak!

Kayda geçirdik.Bakalım sözünü tutabilecek mi ?

2-Devre arasında herkes transfer diye bağırdı. Yapmadık. Çünkü Fenerbahçe formasını giyen her futbolcumuzun değerini biliyoruz. Real Madrid, Barcelona, Milan, İnter, Chelsea transfer yaptı mı!
Biz de yapmadık...
Neden!
Büyük hedefleri olan takımlar, büyük yıldızları devre arası getiremez. İyi futbolcu alamazsın, vermezler... Ama sezon sonunda istediğini alırsın. Biz kimsenin yapamadığını yapan, çıtayı çok yukarılara çıkaran kulübüz. Onun için de sezon sonunda transfer yapacağız. Kimsenin düşünemeyeceği, tahmin edemeyeceği dünya yıldızlarını getireceğiz.

Bu ne demek  yahu ?
Bal gibi de getirirsin değerini verirsen.
Oyuncunun sezon sonu mukavelesi bitiyordur sezon sonunda bedava gidecektir.
Uygun bir teklif yaparsın alırsın.Paşa paşa satarlar.
Sen yeterki sürekli transfer çalışması yap,hangi oyuncuların sezon sonunda mukavelesi bitiyor
takip et.Böyle bir departmanın olmazsa,Brezilya'dan 1-2 menajerin kucağına düşüp dünyada
başka yerde futbolcu yok dersen tabii alamazsın.Ancak sorunlu,içi geçmiş sönmüş yıldız alabilirsin.
Göreceğiz sezon sonunda kimsenin tahmin edemeyeceği yıldızları bakalım.

3-Fenerbahçe’nin, kulübünü seven, bize güvenen çok özel bir taraftarı var. 
Bugün maçlara ortalama 30 bin kişi geliyorsa, 24 bin kombine sattıksa bu
Fenerbahçe taraftarının kulübüne verdiği değeri gösterir.

Evet kulübünü seven ,sürekli veren ama karşılığında 2 kelime açıklama yapılmayan,adam
yerine koyulmayan hatta bizzat kendisi tarafından küfür edilip salondan kovulan,
bunlar nasıl olsa veriyorlar,alıyorlar yüklen o zaman bilet fiyatlarına,fahiş fenerium fiyatlarına
dediğin,sizin söz hakkınız yok,siz sadece ürün alın,para verin başka da bir şey istemeyin
dediğin taraftar işte o dediğin taraftar.
 Kulübünü  çok seviyor,çok bağlı  doğru ama size güvendiği için değil bu.

4-Fenerbahçe’nin marka değerini çok yukarı çıkardık. 16 milyon dolara aldığımız bütçeyi 220 milyon dolar yaptık. Seneye de bu rakam 300 milyon dolar olacak. 

 Eyvallah doğrudur Türkiye ile beraber Fenerbahçe'de büyüdü gelişti de 220 milyon bütçeli,12 yılda
1 milyar dolar harcama ile takım hangi başarıları kazandı acaba ?
Maliyet - sonuç-başarı analizi de yapsak hiç fena olmayacak.

5-İlk geldiğimizde salon maçlarında seyirci yoktu. Sadece sporcuların anneleri babaları vardı. Boş tribünlere oynuyorlardı. Bugün basketbol, voleybol, yüzme dahil bütün branşlarda her yer tıklım tıklım ve herkes Fenerbahçe forması giyerek gidiyor. Yalnız futbolda değil, bütün branşlarda şampiyonluğa oynuyoruz.

 Eyvallah Amatör branşlara büyük önem verdiniz,büyük yatırımlar yaptınız sağolun ama hep son
adımı atacak transfer hamlelerini yapmadınız ve hep uluslararası değil yerel düşündünüz.
Artık Avrupa'dan kupa getirme vakti gelmedi mi ?
M.Ali Aydınlar olayını devreye sokmanız güzel de yönetim olarak sizlerden de bekliyoruz.
 Artı boş tribünlere oynuyorduk demiş.Dolup,dışarıda kalan seyircilerin olduğu Spor Sergi günlerini
unutuyor.Şimdi hangi salon doluyor ? FBA tam ölçü değil.Zira Erkek Voleybol takımının maçlarını
görüyoruz.Seyirci sayısı kaç ?

6-Şile yakınlarında 2 bin dönüm bir arazi alıyoruz. Buraya modern, çağa uygun tesisler yapacağız. Bütün amatör şubeleri, alt yapıyı bu 2 bin dönümlük arazi üzerinde toplayacağız. Her şey bir arada derli toplu olacak...
 Bu güzel bir haber.
Kayda geçirelim.Takipçisi olacağız.


Aziz Yıldırım, İsmail Küçükkaya ve Alaattin Metin’e Ataşehir‘de inşa edilecek yeni kompleksi anlattı.
yenistad

7-Stat zemini ısıtmalı olacak
Fenerbahçe Stadı’nda da yenilikler yapacağız. İlk hedefimiz 15 Mayıs’tan sonra zemini düzeltmek ve ısıtmalı yapmak. Çimleri kaldırıp, sahayı stadımıza yakışır hale getireceğiz. Bu sene İstanbul’a tahmin edilen yağmurun üç katı fazlası yağdı. Araya kupa maçları girmese zemin daha da iyi olurdu. Çünkü Avrupa’da 42 statta uygulanan bir sistemi getirdik. 400 bin euroya ısıtıcılar aldık. Çimler toparlandı, kök saldı ama kötü hava şartları tam iyileşmenin önüne geçti. Ayrıca stadın dış çevresiyle birlikte içinde de önemli düzenlemeler yapacağız. Hepsinin planı hazır. Maçlar biter bitmez düğmeye basacağız.

Günaydın Sayın Başkan.
12 yıldır neredeydiniz ?
Niye zemin işini şimdiye kadar çözmediniz ?
Peki bu sezon en son sahamızda 16.Hafta 12 Aralık 2009'da Ankaragücü maçını oynadık.
38 günlük devre arası da girdi araya.18.Haftaki Denizli maçı 22 Ocak 2010'da oynandı.
23 Aralık'ta aradaki Altay ZTK maçını Tokat maçı gibi Olimpiyat Stadında oynayabilirdiniz ve
41 gün bir sürede zemin için şu yaptığınız palyatif solarium tekniğine hemen başlayabilirdiniz
havalar güzelken.Şimdi kalkmış hava şartları kötüydü,İstanbul'a tahmin edilenden 3kat daha
yağmur yağdı o yüzden fayda etmedi diyorsunuz.
 Şimdi en büyük rakip zemin işte.Çözün bakalım.


8-Fenerbahçe’nin alt yapısına İngiltere’den eğitmen getirdik. Gençlere nasıl çalışacaklarını, hocalarına da nasıl idman yaptıracağını gösteriyor. Bizdeki görevi bittikten sonra bütün kulüplere mektup yazarak, isteyen geç takım hocalarını göndermesini, eğitim almalarını önereceğim. Amacımız gençlere doğruyu göstermek.

 Bu İngiliz'in sonu da Hollandalı Joop Lensen gibi olmasın da.
Eski futbolcular Onu da yakında kovdururlar.Bu kez dolduruşa gelmez inşaallah.

9-Aziz Yıldırım, AKŞAM ekibine Fenerbahçe televizyonunu gezdirdi. Genel Müdür İhsan Topaloğlu, stüdyoları ve kayıt odalarını gösterdi, bilgiler verdi. Ziyaret sırasında Fenerbahçe Televizyonu, AKŞAM’ın turunu canlı yayınla izleyicilerine aktardı. İhsan Topaloğlu, FB TV’nin ulusal kanal gibi izlendiğini söyledi. Aziz Yıldırım da “Ne kadar para aktarıyorsunuz” sorusuna, “Hiç. Televizyon kendi yağıyla kavruluyor” yanıtını verdi.

 Evet bunu biliyoruz.Kulüp artık FB TV'ye para vermiyor.Reklamlardan kendi kendini döndürüyor kanal.Personel ve teknik masrafladan başka masrafta yok çünkü.
Dışarıdan programlara katılıp yorum yapan kişilere hiç bir ücret verilmiyor,fahri olarak
yapıyorlar.Personele de 2-3 kişi haricinde yüksek ücret ödenmiyor.
 Bu şekilde kendi  yağıyla kavruluyor.Doğru ama taraftar memnun değil.Ben de.
 Sadece canlı veya bant basketbol ve voleybol yayınlarından memnunum gerisinde bir şey yok.
Daha önce de yazdım.FB TV biraz yatırım yapılarak frekans satın alınmalı ve karasal yayına
geçmeli.Bu şekilde şu andakinden çok daha fazla reklam alırlar aynen şu anda olduğu gibi
rahatlıkla reklamlarla kendi kendini döndürür kanal.
Ama yönetim masraf yapmaktan kaçınıyor.


10-
10 yeni mağaza daha açıyoruz
KRİZDEN herkes etkilendi. Ama en az etkilenen biz olduk. Bunu da taraftarımızın verdiği destekle sağladık. Bugün Fenerium mağazalarının cirosu 40-45 milyon dolar. 12 bin 500 çeşit ürünümüz var. Sayın Abdullah Kiğılı ve Genel Müdür Aydın Kirman kontrolünde dev bir fabrika gibi çalışıyor. Önümüzdeki günlerde on yeni mağaza açarak, Fenerium sayımızı 76’ya çıkaracağız.

Evet işine geldi mi taraftarla övünüyorsun - çok ciddi rakam 40-45 m.dolar yıllık ciro - 
ama o taraftarı ada yerine değil müşteri yerine koyuyorsun sağmal inek gibi görüyorsun.
 Unutma ki O tarafaftar fahiş ,çok pahalı olmasına rağmen her şeyi sizin için değil
kulüp sevgisi için alıyor.Verdikçe veriyor ama ya karşılığı ?
Maliyet = Başarı analizi nedir ?


11-Profesyonel hakemlik,Sınırsız yabancı,Anadoludan Şampiyon çıkacak sözleri.

  Valla bunlara yorum yapmıyorum bana ne Türk Futbolunun gelişmesinden.
Sen Önce Fenerbahçe'yi layık olduğu yerlere getir.
Sınırsız yabancı diyor ısrarla da sanki  sınırsız yabancı olursa adam gibi  yabancı transferleri
yapabilecek ?


12-FENERBAHÇE EKONOMİ CUMHURİYETİ
“Avrupa’da İlk BEŞTE'YİZ”
Peki “Aziz Başkan” Türk futbolunun ve Fenerbahçe’nin Avrupa’da, küresel ligdeki konumunu nasıl görüyor?
“Dünyada futbolda ilk on ülkeden biriyiz, Avrupa’nın ilk beşindeyiz. Fenerbahçe olarak ilk 20’deyiz. Önümüzdeki beş yıl içinde ilk 10 takım arasında olmayı hedefledik. Özellikle maddi açıdan, bütçe bakımından çok ilerledik.

Bunu da kayda geçirdim.Önümüzdeki 5 yıl içinde ilk 10 içerisinde
olacağız sözü.
İlk 20'deyiz ne oluyor ? 
Avrupa'da istikrarlı bir yerimiz var mı ?


13-2011’DE DÜNYA YILDIZLARINI GETİRECEĞİM
Yıldırım, bu yıl şampiyonluğu alacaklarını ve ardından en az iki-üç dünya yıldızını Fenerbahçe’ye kazandıracaklarını söyledi. Fenerbahçe’yi aynı zamanda bir sivil toplum örgütü gibi görmesi de ilgimi çekti. Taraftarı için “çok bilinçli” tanımlaması yapıyor.
FB markası altında bin beş yüz lisanslı sporcu var. Çalışan sayısı 800. Adeta holding gibi. 


Evet Holding olduk doğru.Endüstriyel Futbolun getirdiği nokta bu.
Peki ya RUH nerede ?
 Neyse ....
Bir kez daha kayda geçiriyorum.
2011'de an az 2-3 dünya yıldızını Fenerbahçe'ye getireceğim.

5 Şubat 2010 Cuma

Penny Taylor: "Başarı takım ruhundan geliyor"





Başarılarla dolu bir kariyeri, üst düzeyde basketbol bilgisi, güzelliği ve inanılmayacak derecede büyük bir alçak gönüllülüğü var. Olimpiyat madalyalı Penny Taylor, Fenerbahçe Bayan Basketbol Takımı'na katıldığı günden bu yana yaydığı enerji ile taraftarlarımızın gönlünde taht kurmuş durumda tabii güzelliği de cabası.

SPOTLAR:
1) Bağdat Caddesi'nde gezmeyi seviyorum. Birkaç tane favori restoranım bile oldu diyebilirim. Daha da çok gezmek istiyorum. Özellikle Kapalıçarşı gidip görmeyi ve alışveriş yapmayı arzuladığım bir yer.
2) Fenerbahçe'yi de Euroleague'de oynadığı maçlardan takip ediyordum. Tüm bunların bir araya gelmesinin ardından Fenerbahçe'ye gelme kararı çok da zor olmadı.
3) Futbolu bırakmamın bir diğer nedeni de çok kötü futbol oynamamdır. Şaka bir yana futbol izlemeyi halen çok seviyorum. Chelsea hayranıyım. Buraya geldiğimden bu yana maçları takip etmeye çalışıyorum. Ama antrenman ve maç trafiğim nedeniyle statta maç izleme şansım bir türlü olmadı.
4) Fenerbahçe taraftarı gözlemlediğim kadarıyla takımlarına hangi branş olursa olsun gönülden bağlı bir taraftar kitlesi. Bizim maçlarımızda nereye gidersek gidelim bizi yalnız bırakmamalarından bunu görebiliyorum.

***************
Penny'miz Fenerbahçe Dergisi'nin Şubat sayısına röportaj vermiş.
Tek kelime ile ''SONSUZAKADAR PENNY'' diyorum.

25 Aralık 2008 Perşembe

Matee Ajavon '' "Böyle taraftar WNBA'de bile yok"

Böyle taraftar WNBA'de bile yok



Fenerbahçe Bayan Basketbol Takımı oyuncularından Matee Ajavon, WNBA macerasını ve kariyer hedeflerini anlattı. Sarı lacivertli taraftarlara övgüler yağdırarak Cappie Pondexter'a benzetilmesine de değinen başarılı oyuncu, İstanbul'a gelince Türkiye hakkındaki şüphelerinin ortadan kalktığını belirtti.

Fenerbahçe Bayan Basketbol Takımı oyuncularından Matee Ajavon Fenerbahçe Gazetesi'nin konuğu oldu. Ajavon'un sarı lacivertlilerin resmi sitesinde de yayınlanan, WNBA macerasını, kariyerini, hedeflerini ve kendisi için Fenerbeahçe'nin anlamını anlattığı röportaj şu şekilde...

Basketbola nasıl başladığını bize anlatabilir misin?
Basketbola 4.sınıfta ilkokulda başladım. Arkadaşlarımla eğlence amaçlı oynardık. Sonrasında kolej takımında oynamaya başladım. Zamanla basketbolla daha profesyonel ilgilenmeye başladım.

Nasıl bir oyun tarzına sahipsin? Bize biraz bilgi verir misin?
Hızlı oynamayı çok seviyorum. Yavaş oyunu sevmiyorum. Oyunu hızlı oynayınca daha çok zevk alıyorum.

Amerika'daki ve Avrupa'daki oyun stilini karşılaştırırsak arasındaki fark nedir?
Bence Avrupa ve NBA basketbolu oldukça birbirine benziyor. Basketbol artık dünyanın her yerinde aynı stilde oynanmaya başladı. Fakat Avrupa basketbolu birazcık daha hızlı ve sert diyebilirim.

Oyun tarzını geçen sene Bayan takımımızda oynayan Cappie Pondexter'a benzetiyorlar. Ne söylemek istersin?
Evet Cappie'nin oyun tarzıyla benimki oldukça benziyor..İkimiz de hızlı oyunu çok seviyoruz. İki yıl birlikte aynı coach ile oynadık. İkimiz de Radlis'tan geliyoruz. Bu nedenle benzerlikler var.

"Önemli olan maçı kazanmak"

Zafer Kalaycıoğlu önceki senelerde transfer ettiği genç oyuncular şu an Avrupa'nın ve WNBA'in çok önemli takımlarında oynuyor. Zafer Hoca hakkında ne söylemek istersin?
Fenerbahçe gerçekten çok iyi kaliteli bir takım. Amerika'da da herkes tanıyor. Fenerbahçe forması giyip yıldızı parlayan çok oyuncu var. Ama en önemlisi tabii ki coach faktörü. İyi bir coach her zaman en etkili etmendir. Zafer hoca müthiş bir teknik direktör. Onunla çalışmaktan çok zevk alıyorum.

Maçta yaptığın hangi hareket seni en çok mutlu ediyor?
Benim tek hedefim maçı kazanmak. Attığım bütün basketlerden sonra mutlu oluyorum. Ama maçı tam anlamıyla kazandıktan sonra daha çok mutlu oluyorum.

Sence yetenek mi önemli çok çalışmak mı?
Yetenek de önemli ama bence çok çalışmak seni başkalarından ayırır. Ben hep çok çalıştım. Ben hep şunu söylerim; çok çalışmaya devam ettiğin sürece kendini hep geliştirirsin.

Skorer bir oyuncu olmana rağmen, defansın da o derece iyi. Bu ikisini nasıl başarıyorsun?
Bence hücum defanstan gelir. Sadece hücum oyuncusu olamazsın, iki tarafta da oynaman gerekiyor. Benim Rupters'daki hocam her zaman defansın önemini vurgulardı.

WNBA'de oynarken zorlandın mı?
Geçen sene kolejde 'final four'a kaldık. Sonra da WNBA'e transfer oldum. Arkadaşlarım ve ailem bana çok yardımcı oldular. Her şey yolundaydı.

"Taraftarımız bizi desteklemeyi sürdürsün bizi yalnız bırakmasınlar"

Kısa bir süre içinde taraftarla aran çok iyi oldu. Herkes seni sevmeye başladı. Taraftarlarımıza ne söylemek istersin?
Evet doğru. Bu gerçekten çok güzel bir şey. Yani her gün görebileceğin şeyler değil. Hatta WNBA'de bile böylesine bir atmosfer ve takımına her zaman sahip çıkan böyle bir taraftar yok gibi. Böylesine takımını seven ve coşkulu bir kulüpte oynadığım için çok mutluyum ve ayrıca onlara da minnettarım.

Galatasaray'la ilk maçımızda, onların salonunda oynamıştık ve bize gelen yasaktan dolayı sadece onların seyircileri vardı. Ve onlar ev sahibi takım olduğu için avantajlıydı. Şimdi kendi salonumuzda kendi seyircimizle oynayacağız. Bununla ilgili ne düşünüyorsun?
Evet onların sahasında oynadık ve ev sahibi takım olmanın avantajlarını kullanmak istediler. Taraftar basketbola yakışmayan tavırlar sergiledi. Ama biz her şeye rağmen galip gelmeyi başardık. Onlar için buradaki maç çok önemli bir hal aldı. Bu sefer bizim artımız, kendi sahamızda oynamamız olacak. Ama şimdiden tahminde bulunmak için çok erken. Fakat gidişatına bakılırsa Galatasaray'ın gerçekten iyi bir rakip olduğunu söyleyebilirim. Maça daha zaman var. Şimdilik söyleyebileceğim tek şey taraftarlarımız bizi desteklemeye her zaman devam etsinler. Bizi yalnız bırakmasınlar.

"Türkiye'ye gelince şüphelerim dindi"

Bize doğduğun şehirden, çocukluğundan ve ailenden bahseder misin?
Nayberia'da doğdum. 2 kız kardeşim ve küçük bir erkek kardeşim var. Annemi çok seviyorum ve onunla birlikte yaşıyorum.

Basketbolda unutamadığın bir anın var mı?
Ben kolejdeyken Duke Üniversitesi maçını kaybederek, turnuvaya veda ettik. Benim için üzücü bir anıydı.

Türkiye hakkında ne düşünüyorsun? Gelmeden önceki fikrin neydi, şu an ne?
Çok fazla fikrim yoktu. Buraya ilk geldiğimde şüphelerim tabii ki vardı. Ama Türkiye'ye gelince bu şüphelerim ortadan kalktı. Buradaki yaşam tarzını, yemekleri, insanları seviyorum. İnsanlar çok arkadaş canlısı. Bana, Türkiye'ye alışmam için çok yardımcı oldular. İstanbul çok güzel bir şehir. Benim Amerika'da yaşadığım şehirle İstanbul arasında bir çok benzer yönler var.

İstanbul'u gezdin mi? Beğendiğin yerler ve yemekler neler?
Evet bir çok yerini gezdim. Pilav ve şiş kebap yedim. Bunlar süperdi. Etrafı gördüm, sahili, köprüyü. Biliyorsunuz, bunları Amerika'da her gün göremezsiniz. Sarayların ününü önceden duydum. Ben de gezmeyi sevdiğim için bu yerleri gezdim. Çok güzel yapılar.

12 Aralık 2008 Cuma

Transferin Gözdesi Özer Hurmacı röportajları










"Alex ve Lincoln seviyesindeyim" (06 Aralık 2008)

Ankaraspor tesislerinde Mehmet Çakır'ın ardından Özer Hurmacı ile röportajlarımıza devam ediyoruz. Tekniği ve futbol zekası ile dikkat çeken genç oyuncu Ankaraspor'un yanı sıra Ümit Milli Takımımız'ın da en önemli oyuncuları arasında yer alıyor.

Bu sezon Başkent ekibinin çıkışında en büyük pay sahiplerinden olan Hurmacı, kendi yeteneğinin farkında olduğunu ve takımını daha da iyi yerlere getirmek için elinden gelen tüm gayreti göstereceğinin altını çiziyor.

Geçtiğimiz sezon Galatasaray ile imza aşamasına gelen ancak son anda bu transferi gerçekleşmeyen Hurmacı'nın bu sezon da adı özellikle Fenerbahçe ile anılıyor. Özer, sezon başında Trabzonspor'dan teklif aldığını ancak bonservis bedeli nedeniyle bu transferin gerçekleşmediğini de açıkladı.

ÖZER HURMACI RÖPORTAJINI İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN…

http://www.sporx.com/video/tv.php?frm_id=12182

Genç oyuncunun en büyük sıkıntısı ise yabancı oyunculara verilen değerin Türk oyunculara verilmemesi. Yetenekli futbolcu Alex, Delgado ve Lincoln'ün kendisinden artı yönleri olduğunu ancak kendisinin de bu oyunculardan öne çıkan özelliklerini olduğunu sözlerine ekledi.

İşte Özer Hurmacı röportajından satır başları:

“ANKARASPOR’A PARA KAZANDIRIP GİTMEK İSTERİM”
“İMZA ATMADIĞIM SÜRECE TRANSFER BİTTİ DİYEMEM”
“ÇIKIŞIMIZ SÜRECEK”
“HEDEFİMİZ İLK 3'Ü ZORLAMAK”
“AYKUT HOCA’YLA BİRLİKTE HAYATIM DEĞİŞTİ”
“TRABZONSPOR’DAN TEKLİF ALDIM”
“İSMİM ÖZER DEĞİL DE MOUTİNHO OLSA DEĞERİMİZ KAT KAT ARTAR”
“AVRUPA ŞAMPİYONASI’NA ÇOK KOLAY GİDEBİLİRDİK”
“HİÇ BİR FUTBOLCU VAGEÇİLMEZ DEĞİL”
“KENDİMİ ALEX, LİNCOLN VE DELGADO SEVİYESİNDE GÖRÜYORUM”

Röportaj: Hilmi SEVER


Bir de daha eski Eylül 2007'de TFF'nin Tam Saha Dergisi'nden Barış Tarık Mutlu ile yaptığı röportaj var.










Ankaraspor'daki çıkışıyla kendisini Ümit Milli Takım'da buldu. Almanya doğumlu bir Trabzonlu. Küçükken hokey, basketbol, voleybol, masa tenisi oynamış ama Lemi Çelik dayısı, Sadi Tekelioğlu da eniştesi olunca doğal olarak futbolda karar kılmış. En ilginç anısı, 1996'da Trabzonspor'u şampiyonluktan eden golü atıp gözyaşı dökmesine neden olan Aykut Kocaman'la 10 yıl sonra hoca-öğrenci ilişkisi yaşaması

Bu sezon Ankaraspor'daki performansınla sivrildin ve Ümit Milli Takım formasını giymeye başladın. Bize Özer Hurmacı'yı anlatır mısın?

Almanya'da Essen Eyaletine bağlı Kassel'de 20 Kasım 1986'da doğdum. Ailem Trabzon'dan gelip Kassel'e yerleşmiş. Ben 9 aylıkken babamı kaybetmişiz, kalp krizinden. İki ağabeyimi ve beni annem büyüttü. Ona çok şey borçluyum. Çok zor bir şey başarmış. Ailem halen Almanya'da yaşamını sürdürüyor

Alman takımında kaptanlık yaptım

Futbola ilgin nasıl başladı?

Bu ilgi ailemden kaynaklanıyor. Trabzonsporlu Lemi Çelik dayım. Benim için dayıdan da ötedir insan olarak. Küçüklüğüm Trabzonspor'un maçlarını seyrederek geçti. Kendimi bildim bileli top peşinde koşuyorum. Daha ufacıkken ağabeylerim bana topla hareketler yaptırır, çalım attırırdı. 5-6 yaşındayken annem evimize en yakın kulübe yazdırdı beni. İlk idmanı çok iyi hatırlıyorum. Salondaydı ve diğer çocuklar benden 1-2 yaş büyüktü. İtalyan bir antrenör vardı. İlk molada yanıma gelip, 'Sen büyük takımlarda oynayacaksın' dedi. 3 yıl Hermania Kassel adlı kulüpte oynadım. Sonra Türkgücü Kassel'den beni istediler. Tamamen Türk futbolculardan kurulu Türkgücü Kassel, annemi ikna ederek beni aldı. Kassel'in üst ligde temsilcisi yoktu. Altyapıda yapılabilecek her türlü şeyi yaptık, ulaşılacak tüm başarılara ulaştık. Essen Eyelet karmasına Türkgücü'nden giden tek futbolcu oldum. Eyalet karmasında Almanya'nın büyük kulüplerin altyapılarından gelen futbolcular vardı çoğunlukla ve tek Türk bendim. Kulüp başkanımız o zamanın parasıyla 3 bin marka bir üst ligde oynayan KSV Baunatal takımına verdi. 4 sezon bu takımda top koşturdum. Her yıl şampiyonluk yaşadık, en üst kategorilere çıktık. Altyapı takımı olarak tüm Almanya'ya kendimizi tanıttık. Bu takımda 3 yıl kaptanlık yaptım.
Alman futbolunun içinde yetişmek sana neler kattı?

Oradaki mantalite ve hocamın öğrettikleri, yeteneğimi geliştirmekte çok etkili oldu. KSV Baunatal'daki hocam Wolfgaug Zieuteck'in katkısı çok büyüktü. Daha önce futbol benim için bir oyundu. Gol at, bacak arası yap gibi gösteri kısmıyla ilgileniyordum. Onunla tanıştıktan sonra ilk başlarda çok zorlandım. Zieuteck gençliğinde orta sahada oynayan, teknik bir oyuncuymuş. İlk 6 ay beni oynatmadı. İdmanlarda tüm takım serbest oynuyordu, bana "kontrol-pas" oynatıyordu. "Benimle ne alıp veremediği var?" diyordum içimden. Sonuç olarak ben de çalım atmayı bıraktım ve paslaşmaya başlayınca da onun 10 numarası, takım kaptanı oldum. 4 yıl birlikte çalıştık, bana çok güveniyordu. 84 doğumlularla birlikte oynatırdı beni. Futbolumda katkısı büyüktür

Eğitim çok önemli

Almanya ve Türkiye'deki altyapıları karşılaştırdığında nasıl bir sonuca varıyorsun?

12-13 yaşındayken 4-4-2 oynamasını öğrendim. Kaymaları, kademeleri hafızama yerleştirdim. Buraya PAF takıma geldiğimde 3-5-2'den 4-4-2'ye yeni geçiliyordu. O yönden biraz eksiğimiz var diyebilirim. Altyapıda en önemli gördüğüm sorun da eğitim. PAF'ta oynayan arkadaşların çoğu okula gitmiyor. Bu çok büyük bir eksik. Almanya'da "Önce okul, sonra futbol" diyorlar bize. Liseyi bitirdim, İngilizce ve Fransızca öğrendim. Zaten Almancayı biliyordum. Hocam diyordu ki, "Büyük takıma gideceksen okulda da iyi olmalısın." Burada "Ya futbol ya okul" gibi bir düşünce var gençlerin kafasında. Bu konuda çok acil önlem alınmalı. Oyuncu en azından liseyi bitirmeli ve üniversiteyi kazanıp kendisine güvenini sağlamalı. Buradaki PAF maçlarında çocuklar sanki ölüm-kalım mücadelesine çıkmış gibiydi. Topu ayağımda durdurmaya korkuyordum, arkadan gelip biri biçer diye. Keşke bu çocukların hayatta futboldan başka alternatifleri de olsa. "Futbol benim ekmeğim" deyip hırsla saldırıyorlar ve bu onların gelişimini de eğitimini de olumsuz etkiliyor.

Türkiye'ye gelişin nasıl oldu?

KSV Baunatal PAF takımdaydım ve 4. Lig'e çıkacaktım. Ama hedefim çok daha büyüktü. Hep amatörlerden teklifler geldi. Ben de Lemi dayımla ve buradakilerle konuştum. Buraya gelmek istediğimi, kendime güvendiğimi söyledim. Lemi dayım ve eniştem olan Sadi Tekelioğlu yardımcı oldu. Direkt Ankaraspor'a geldim. Samet Hoca vardı o zaman Ankaraspor'da. Küçüklüğümden beri hedefim Trabzonspor'du ama Ankaraspor oldu. İlk idmanda Yusuf ağabey (Yusuf Şimşek) çıktı karşıma. Sonra Brezilyalıları gördüm. Baktım ki burada iyi futbolcular var. İlk antrenmanda başarılı bir grafik çizdim. PAF takımla maçlara çıktım, ardından bir Fenerbahçe maçında oynadım. Ümit Ağabey (Ümit Karan) bizdeydi o zaman. Sonra yaz kampına katıldım ve ardından Intertoto maçlarında oynadım.

Kiralık gidince depresyona girdim

Keçiörengücü'ne gidişin nasıl oldu? Neler yaşadın 3. Lig'de?

"Kiralık gideceksin" dediklerinde depresyona girdim. Lig A takımına gideceğimi sandım ama 3. Lig'de Keçiörengücü'ne gönderildim. "Takımı 2. Lig'e çıkaracaksınız" denildi. Almanya'da arkadaşlara söylesem gülerlerdi, "Ne işin var, geri gel" derlerdi. Ama orada çok iyi iş çıkardık ve takımı şampiyon yaptık. Almanya'ya tatile gittiğimde kafamda "Seneye ne olacak?' sorusu vardı. Tekrar Keçiörengücü'ne gönderilmekten korkuyordum.

Tekrar Ankaraspor'a dönüşünü anlatır mısın?

Tatildeyken takımın başına Aykut Kocaman geldi. Hemen 1996'daki maçı hatırladım. Hasta bir Trabzonspor taraftarıydım ve Avni Aker'deki maçı Aykut Kocaman'dan yediğimiz golle 2-1 kaybedip şampiyonluktan olmuştuk. Çok kızmış, çok ağlamıştık. Aykut Hoca'nın takımın başına geldiğini öğrenince, ağabeyime 'Aykut Kocaman 10 yıl önce bizi ağlattı, şimdi güldürecek umarım' demiştim. Kampa çağrıldık ve Aykut Hoca ile ilk kez orada karşılaştım. Yeniden Keçiörengücü'ne gönderilirim korkusuyla kampa çok iyi hazırlanmıştım. İlk hazırlık maçında oyuna sonradan girdim. İkinci maçta ise oyundan alındım. "Eyvah gidiyorum" korkusuyla daha da hırslandım ve çok çalıştım. Aykut Hocam da "Çok yeteneklisin, ama daha hırslı oynamalısın, dediklerimi de yapmalısın" uyarısında bulundu. Sonraki dört hazırlık maçında da 90 dakikka oynadım. Herkes şaşırdı "Neden Özer oynuyor" diye. Ama herkese güven verdim, hocama da.

İlk maçım Galatasaray'a karşıydı

İlk maçın nasıldı?

İlk Galatasaray maçıyla çıktım sahaya. Kimse bunu beklemiyordu. Ağabeyim soruyor telefonda, 'Kadroya alındın mı?' diye. 'İlk onbirdeyim' deyince çok şaşırdı.

Büyük takım gibi oynuyoruz

Peki, Ankaraspor'u nasıl değerlendiriyorsun futbol bakımından?

Ankaraspor deyince biraz hafife alıyorlar. Küme düşmez, üst sıralarda da yer almaz diye. Bunu değiştiriyoruz. Şu an bence Ankaraspor, Fenerbahçe ve Galatasaray'ın oynadığı futbolu oynuyor. Defanstan çıkıp eze eze oyunu rakip sahaya yıkmak ve gol atmak. Bunu büyük takımlar oynuyor ve biz de bunu oynar hale geldik.

Kolay yenilmiyorsunuz ve en çok beraberlik alan takımsınız.

Bu stilimize iyi yönden de kötü yönden de bakılabilir. Yenemiyorsan, yenilmeyeceksin. İnsan yenilmemeye alıştığı zaman kazanmaya o kadar yakın oluyor ki. Sahaya "Yenilmeyeceğiz, burası kesin de, biz bu takımı yeneriz' diyerek çıkıyorsun. Hem iyi savunma yapıyoruz hem de atak futbol oynuyoruz. Zaten iki işi bir arada yapan oyuncu iyi oyuncudur. Ama Türkiye'de hâlâ 'Geri gelmesin, önde iş yapsın' anlayışı var.

En iyi orta sahanın sizde olduğunu söylemiştin.

Adem ve Volkan ağabeyler Avrupa'da oynayacak düzeyde. Adem ağabeyi Trabzonspor bize nasıl vermiş bilmiyorum ama çok da iyi olmuş.. Hürriyet Ağabey ve Anıl da çok yetenekli. Takımdaki rekabet de kaliteyi artırıyor.

Aykut Hoca Türk futbolu için çalışıyor

Aykut Kocaman'ın gençlere yaklaşımı nasıl?

Aykut Hocam Türk futbolunu ilerletmeye çalışıyor. Öncelikle bize futbol oynatmayı öğretiyor. "Şu maçı alalım da haftaya bakarız" değil, futbolumuzu nasıl oturturuz, geliştiririz diye bir anlayışı var. Türk futboluna yeni futbolcular ve yeni bir takım kazandırıyor.

Kamp döneminde ondan korkuyordum. İdmanlarda ikili mücadelede falan tecrübeli ağabeylerden biri bağırsa çok alınırım. Duygusalım, keyfim kaçınca çok kötü oluyorum. Bir kaç idmanda bana değil ama diğer genç futbolculara bağırmalar oldu. Aykut Hocam hemen toplantı düzenledi ve 'Gençlerin kılına zarar gelsin istemem' dedi. İşte o an benim içime soğuk sular serpildi, rahatladım. Aykut Hoca beni kendime kazandırdı, yeteneklerime inanmamı sağladı.

Ankaraspor'da istediğin futbolu ortaya koyabildin mi?

Futbolumun yüzde 30'unu oturttum diyebilirim. Takım arkadaşlarıma ve hocama güven verebildiğim için çok mutluyum. Ama yapacak çok şeyim var daha. Sezonun ilk yarısı ile ikinci yarısı arasında çok fark var performansımda. İkinci yarıya süper başlamayı bekliyordum. Ancak Galatasaray maçını kaybetmemiz ve sonra 4 haftalık periyot iyi değildi. Saha şartları çok kötüydü. Bu beni güvensizliğe itti. Saha şartları kötü olunca benim motivasyonum bozuluyor. Sahada istediklerimi yapamayınca topla kendimi kuvvetsiz hissediyorum. Kuvvetsiz insan ne yapar, agresif olur. Rize maçında yedek kaldım. Moralim bozulmadı değil ama daha da hırslandım ve maça girip bir de gol atınca güvenim dörde katlandı. Sonraki maçlarda da performansım yükseldi ve Gaziantep maçında da gol attım

Agresiflik deyince, 6 sarı kart gördün bu sezon, fazla değil mi?

Evet, biraz tecrübesizlik aslında. Adam beni geçtikten sonra, bile bile sarı kart gördüm. Benim yüzümden gol yemeyelim diye. Kendine güvenin eksilince böyle oluyor. Çaylaklıktı açıkçası. Tecrübeyle aşılacak bir şey.

"Zidane'ı bırak, kendin ol"

Oyun biçimini anlatır mısın biraz?

Küçükken örnek aldığım futbolcular Davids ve Zidane'dı. Davids gibi hırslı ve defansta güçlü, Zidane gibi ön tarafta etkili olmak istiyordum. Hatta Zidane'a öyle kilitlenmiştim ki, idmanda onun gibi oynamaya çalışıyordum. Almanya'daki hocam ikinci idmanda beni uyardı, 'O Zidane, onun gibi olmaya çalışma, kendin gibi ol' diye. Ama örnek aldığım futbolcular onlardı. Kendi futbolumu onlara örnek alarak anlatmak isterim. Defansif yönde takımı rahatlatıp, ofansif yönde de katkı sağlamak istiyorum

Şu an beğendiğin futbolcu kim?
Kaka. En çok beğendiğim tarafı yeteneklerini şov için değil, takımı için kullanması.

Turkcell Süper Lig'de oynanan futbolu nasıl değerlendiriyorsun?

Ligde kalite çok yükseldi. Rahatlıkla 8 tane iyi oynayan takım sayılabilir. Kayserispor mesela rahatlıkla izlenir. Antalyaspor'u da hiç sıkılmadan izlerim. Halkımız hep dört büyük olsun, devamı arkadan gelir diye bakıyor. Bu anlayış değişiyor ve değişecek. Sonuncu durumdaki takım kadrosunda yıldız futbolcular olmadan, taktik disiplinden kopmadan zirvedeki takımdan puan alabiliyor, Bunun en iyi örneğini Yunanistan Avrupa Şampiyonası'nda gösterdi. Takım oyunuyla şampiyonluğa ulaştı.

İki kere U-20'de, 6 defa da Ümit Milli Takım'da oynadın.

20 yaşaltına iki kere Keçiörengücü'nden gittim. 3. Lig'den gitmek gurur vericiydi. Ümit Milli Takım'da Danimarka maçına ilk 11'de çıktım ve devamı geldi. Sonraki maçlarda da iyi oynadığımı düşünüyorum. Eskiden gazetelerde "Ümitler Azerbaycan'la berabere kaldı" gibi haberler okurdum. Bana dokunuyordu, bu takımlara karşı nasıl böyle sonuçlar alırız diye. O yüzden milli maça büyük bir ciddiyetle çıkıyorum.

A Milli Takım'da ne zaman göreceğiz seni?

Kendime güveniyorum, oynarım diyorum. Ama her şeyin bir zamanı var. Basamakları teker teker çıkmak lazım. Bir gün A Milli Takım'da olacağım. Zamana bırakıyorum.

Futboldaki hedeflerin neler?

Geçen sezon Keçiörengücü'nü şampiyon yapıp Ankaraspor'a dönmek, banko futbolcu olmaktı hedefim ve gerçekleşti. Şimdi de hedefim UEFA Kupası ya da Şampiyonlar Ligi'ne Ankaraspor'la katılmak. Ardından Avrupa Şampiyonası ve Dünya Kupası'nda Milli Takım'ın değişmez futbolcusu olmak. Bir diğer hedefim de Avrupa liglerinde oynamak. İngiltere veya İspanya Ligi'nde oynamak istiyorum.

Türkiye'de oynamak istediğin kulüp var mı?

Türkiye'de genelde futbolcuların üç büyüklere gitme sevdası var. Benim İstanbul aşkım yok. Ama sonuç olarak profesyonel futbolcuyum ve kendimi nerede daha rahat geliştirme olanağı bulursam oraya gitmek isterim.

Almanya'dan sonra Ankara'ya yerleştin. Alışabildin mi?

Almanya'dan Ankara'ya, Keçiören'e yerleştim. Tabii zorlandım ilk başlarda. Ama zamanla alıştım. Almanya'daki arkadaşlarımı özlüyorum. Ailem gidip geliyor zaten sık sık.

Futbol dışında ilgilendiğin sporlar var mı?

Küçükken hokey, basketbol, voleybol, masa tenisi gibi birçok sporla uğraştım. Çoğunun okul takımındaydım. Eğer futbolda yetenekliysen diğer sporlarda da başarılı olursun. Akıl ve uygulama hepsine ortak yansıyor. Bir futbolcu farklı dallarla da ilgilenmeli.

Etiketler