10 Haziran 2010 Perşembe

2010 DÜNYA KUPASI - B GRUBU İNCELEMESİ




ARJANTİN
 
 


 http://img809.imageshack.us/img809/2953/arjantn.jpg
TAKIM BİLGİSİ


Son dönemlerde aldığı başarısız sonuçlarla gölgede kalan Arjantin bu turnuvada varını yoğunu ortaya koymaya hazırlanıyor. Arjantin'de Diego Maradona'nın yaptığı oyuncu seçimleri tartışılmasına rağmen o kendiği bildiği yoldan gidiyor. Ancak Maradona'nın kalecilerden yana yapmış olduğu seçimler Dünya Kupası'nda efsanenin başını ağrıtabilir. Tangocuların kalesinde Az Alkmaar forması giyen Sergi Romero görev yapacak.

Böyle genç ve deneyimsiz bir kalecinin yapacağı hatalar şüphesiz Maradona'nın sonu olabilir. Romero'nun arkasında ise Catania'da oynayan Mariano Andujar ve Colon forması giyen Diego Pozo olacak. Son dönemlerde Arjantin'in en çok adını duyuran kalecisi olan Leo Franco ise kupayı evinden izleyecek. Franco'nun bu kupayı kaçırmasının en büyük nedeni ise Galatasaray'da yediği hatalı goller. Leo Franco'ya yaptığı hatalar bir Dünya Kupası'nı kaçırmak kadar ağır fatura edildi.


SAVUNMANIN SÜRPRİZİ JAVİER ZANETTİ


Savunmaya bakacak olursak Javier Zanetti ve Gabriel Milito'nun olmaması ise büyük bir sürpriz. Inter ile ligde ve Şampiyonlar Ligi'nde harika bir sezon geçiren Jose Mourinho'nun en büyük kozlarından olan Zanetti de kupayı evden izleyecek bir diğer isim. Milito'nun ise rüya takım Barcelona'da kendine yer bulurken; Arjantin Milli Takımı'nda olamaması başta Arjantinli taraftarları olmak üzere futbolseverleri şaşırtı.


Bu iki önemli ismin yokluğunda Arjantin'in defans hattının ortasında Martin Demichelis ve Walter Samuel en sağlam iki halka olarak göze çarpıyor. Sol kanatta görev yapacak olan Gabriel Heinze ise alternatifsiz gibi. Sağ kanada baktığımızda ise Maradona'nın kime görev vereceği merak konusu. Çünkü Maradona eleme maçlarında Zanetti haricinde sağ tarafta oynattığı bütün futbolculara en fazla 3 maç görev verdi. Ancak tecrübe olarak bakıldığında o bölgede oynamayı hak eden tek isim Fabricio Coloccini olacaktır.


CAMBİASSO'SUZ BİR ORTA SAHA!


Her bölgede sürpriz bir ismi almayan Maradona orta sahayı da boş geçer mi? Tabii ki geçmez. Bu sezon yine Inter ile başarıdan başarıya koşan Esteban Cambiasso Dünya Kupası'nda olmayacak bir başka sürpriz isim. Cambiasso'nun yokluğunda Arjantin'in orta sahasının ortasında Javier Mascherano ile yılların tecrübesi Juan Sebastian Veron görev yapacak. Kanatların birinde Maxi Rodriguez, diğerinde ise Benfica'nın genç yıldızı Angel Di Maria olacak.


EN TEHLİKELİ SİLAHLARI HÜCUMDA


Hücum hattına geldiğimizde ise sürpriz bir isime rastlamıyoruz. Arjantin en önemli kozu olan hücum bölgesinde Maradona kadro kurarken oldukça zorlanacak. Çünkü bu bölgede yer alan futbolcuların hepsi birbirinden kaliteli ve tecrübeli. Ancak olmazsa olmazlardan olan Lionel Messi'nin forma giymemesi düşünülemez.


Messi'nin yanında görev yapacak olan isim ise Tangocuların genç yeteneklerinden Sergio Aguero olabilir. Ancak Aguero'nun yanı sıra Carlos Tevez, Diego Milito ve Gonzalo Higuain de o bölgede görev yapabilecek kalitedeler. Özellikle Real Madrid ile harika bir sezon geçiren Higuain ve Inter'in Şampiyonlar Ligi?nde final oynamasında büyük bir pay sahibi olan Milito, Maradona'nın ilk 11'inde kendisine yer bulur, süper yıldız Sergio Aguero kulübede oturursa bu duruma kimse şaşırmamalı.


DİPNOT


Maradona'nın milli takımın başına geldiği günden beri yıldızının pek barışmadığı Juan Roman Riquelme de Dünya Kupası'nda görev yapamayacak. Ayrıca futbol efsanenin kadroya aldığı isimlerin yüzde 70'nin Dünya Kupası tecrübesi olmaması Arjantin'in için büyük bir handikap olabilir.


GEÇMİŞTEN BU YANA


Arjantin ilk olarak Dünya Kupası'nı 1978 yılında kendi evinde düzenlenen organizasyonda kaldırdı. Bu başarısından sonra Tangocular 1986 yılında Meksika'da düzenlenen finallerde kupaya uzanarak ne kadar başarılı bir ülke olduklarını gösterdiler. Ancak o günden sonra Arjantin bir türlü Dünya Kupası'nda arzu ettiği başarıyı bir türlü yakalayamadı. En son 1990 Dünya Kupası'nda finale yükselen Arjantin, Panzerler'i geçemeyince ikinci olmakla yetindi.


TAKTİK DİZİLİŞ


Arjantin hücuma dönük orta saha oyuncuları ve yetenekli forvetleri olduğu için ofansif ağırlıklı bir taktikle mücadele ediyor. Tangocuların teknik patronu Diego Maradona en çok 4-3-1-2 dizilimiyle sahaya çıkarken; bazen de rakibe göre 4-4-2 dizilimiyle oynamayı tercih ediyor. Futbol efsanesi karşısında zayıf bir rakip gördüğünde ise 4-2-1-3 dizilimli bir kadro sahaya sürerek gövde gösterisi yapmayı tercih ediyor.


GRUPTA NE YAPAR?


Arjantin kendine göre kolay rakiplerin olduğu bir grupta yer alıyor. Nijerya, Yunanistan ve Güney Kore'nin olduğu gruptan çıkmak onların için pek zor olmayacaktır. Fakat grup maçlarında oldukça zorlanan Maradona'nın öğrencileri rakiplerin hafife alırlarsa işleri pek de kolay olmaz. Çünkü katı bir savunma anlayışı yapan Yunanistan ile fizik gücüne dayalı bir top oynayan Nijerya'yı devirmek o zaman hiç de kolay olmaz. Yine de ne olur olsun Arjantin bu gruptan lider olarak çıkamazsa bu onlar için bir başarısızlık sayılabilir.


MİLLİ FORMAYLA EN ÇOK GOL ATAN OYUNCU


En çok gol atan futbolcuya bakarsak gollerin ve sevinciyle ilk olarak akılımıza gelir. Arjantin yetiştirmiş olduğu golcülerin belki de ilk sıralarında yer alır. Kim mi o? Tabii ki 'Batigol'. Yani nam-ı diğer Gabriel Omar Batistuta. Efsane golcü Arjantin formasıyla atmış olduğu 56 gol ile adını tarihe yazdırdı ve ülkesini en çok sevindiren futbolcu oldu.


EN ÇOK MİLLİ OLAN FUTBOLCU


Maradona'nın 2010 Dünya Kupası kadrosuna almadığı Javier Zanetti 133 kez milli olarak Arjantin tarihine adını altın harflerle kazıdı.


G.AFRİKA'YA NASIL GELDİLER?


Arjantin, Dünya Kupası'na Güney Amerika elemelerini geçerek geldi. Grupta 28 puan toplayan Tangocular, 4. olarak finallere katılmaya hak kazandı. Brezilya'nın lider olduğu grupta, Şili ve Paraguay'ın gerisinde kalan Arjantin istikrarsız bir tablo ortaya koydu. Gruptaki son maçında Uruguay ile karşılaşan Arjantin bu maçı 1-0 kazandı ve dördüncülüğünü kesinleştirdi. Eğer Arjantin o karşılaşmada mağlup olsaydı, Dünya Kupası'na katılabilmek için play-off oynamak zorunda kalacaktı.


RAKAMSAL BAŞARILARI


1930 DÜNYA KUPASI: İkinci

1934 DÜNYA KUPASI: İlk Tur
1958 DÜNYA KUPASI: İlk Tur
1962 DÜNYA KUPASI: İlk Tur
1966 DÜNYA KUPASI: Çeyrek Final
1974 DÜNYA KUPASI: İkinci Tur
1978 DÜNYA KUPASI: Şampiyon

1982 DÜNYA KUPASI: İkinci Tur
1986 DÜNYA KUPASI: Şampiyon

1990 DÜNYA KUPASI: İkinci
1994 DÜNYA KUPASI: İkinci Tur
1998 DÜNYA KUPASI: Çeyrek Final
2002 DÜNYA KUPASI: İlk Tur
2006 DÜNYA KUPASI: Çeyrek Final
NİJERYA


 
 http://img820.imageshack.us/img820/7107/njerya.jpg
TAKIM BİLGİSİ


Geçtiğimiz Dünya Kupası'nda yer alamayan Nijerya bu turnuvada adından söz ettirmek istiyor. Afrika temsilcisi güce dayalı oyun tarzı ve süratli futboluyla rakiplerinin korkulu rüyası olabilir.

Nijerya, 2010 Dünya Kupası'na yetiştirmiş olduğu yetenekli futbolcularla katılacak. Şimdi bu oyunculara kısa bir göz atalım.


Süper Kartallar'ın kalesini 4 sezondur Hapoel Tel Aviv'de forma giyen Vincent Enyeama koruyacak. Savunma hattına geldiğimizde ise tecrübeli isimlerin varlığı göze çarpıyor. Geri dörtlünün ortasında İngiltere Premier Ligi'ni tozunu yutmuş Joseph Yobo ve önümüzdeki sezon için Kayserispor ile prensipte anlaşan Daniel Shittu yer alıyor. Sol kanatta ise vazgeçilmez bir isim olan Taye Taiwo görev yaparken, sağ bekte CSKA Moskova'da iyi bir sezon geçiren Chidi Odiah oynayacak.


Turnuvada Nijerya'nın en büyük silahı hiç şüphesiz orta sahası olacak. Süper Kartallar'ın orta sahasını geçmek rakipleri için çok kolay olmayacağa benziyor. John Obi Mikel, Dickson Etuhu gibi yine Premier Lig tecrübeli futbolcuların yanı sıra Dinamo Kiev'in yıldızı Ayila Yussuf ve Almeira forması giyen Kalu Uche gibi isimler de orta sahada dinamo olacaklar.


Forvet hattına geldiğimizde süratli ve fizik gücü üst düzey olan futbolcuların iyi bir turnuva geçirmesi Nijerya'ya başarı getirebilir. Yakubu Ayegbeni ile Chinedu Obasi'in yanı sıra hız ve takla atmak deyince akla gelen Obafemi Martins, yılların tecrübesi Nwankwo Kanu'nun yanı sıra birçok gol silahı bulunan Afrika temsilcisi rakiplerine zorlu dakikalar yaşatacak gibi duruyor.


GEÇMİŞTEN BU YANA


Nijerya, ilk kez Dünya Kupası'na 1994'te katıldı. Tarihinde ilk kez Dünya Kupası Finalleri'ne gitme başarısı gösteren Süper Kartallar, Fransa'da düzenlenen bu organizasyonda büyük bir başarı göstererek gruptan çıkmışlardı. Ancak Nijerya son 16'da eşleştiği İtalya'ya uzatmaya giden maçta 2-1 mağlup olarak kupaya veda etmek zorunda kalmıştı. Nijerya o yıl aynı grupta yer aldığı Arjantin ile 2010'da da karşı karşıya gelecek. Süper Kartallar 94 Dünya Kupası'nda, Tangoculara 2-1 mağlup olmuşlardı. Ancak gruptan lider çıkmayı başarmışlardı.


98 Dünya Kupası'na baktığımızda Nijerya finallere kalma hakkını bir kez daha elde etti. Paraguay, İspanya ve Bulgaristan ile aynı grupta yer alan Afrika temsilcisi, 94 Dünya Kupası'nda olduğu gibi tek yenilgi ile son 16'ya kalmayı başardı. Ancak bu turda Danimarka ile eşleşen Nijerya, rakibine 4-1 mağlup olarak yine eve dönmek zorunda kaldı.


2002 Dünya Kupası'na baktığımızda ise Nijerya, Güney Kore ve Japonya'nın ortak düzenlediği organizasyonda kendine yer buldu. Süper Kartallar, 94 Dünya Kupası'nda olduğu gibi grupta yine Arjantin ile karşılaştı, ancak Tangoculara yine mağlup oldu. Nijerya 2002 Dünya Kupası'nda, İngiltere ile berabere kalarak 1 puanla gurubu sonuncu sırada tamamlamış ve turnuvaya erken veda etmişti.


Arka arkaya üç Dünya Kupası'na katılan Nijerya, 2006'ya katılabilme hakkını averajla kaybetmişti. Kendine göre zayıf rakipler ile mücadele eden Nijerya, Angola ile birlikte grupta 21 puan toplamıştı. Ancak ilk maçta kendi sahasında Angola 1-1 berabere kalan Nijerya, deplasmanda ise 1-0 mağlup olunca Dünya Kupası'na kısa süreli bir ara vermek zorunda kalmıştı.


TAKTİK DİZİLİŞ


Nijerya orta saha oyuncularının güçlü olması nedeniyle bu bölgeyi çok adamla kalabalık tutarak rakibi kalesine yaklaştırmayı sevmeyen bir futbol anlayışıyla oynuyor. Güce dayalı futbol anlayışını belirleyen Süper Kartallar, 4-2-3-1 dizilimini benimserken; orta sahanın süratli isimleri sık sık forvet hattına yardım ediyor.


GRUPTA NE YAPAR?


Arjantin, Yunanistan ve Güney Kore ile aynı grupta yer alan Nijerya bu turnuvada yine ilk olarak gruptan çıkmayı hedefliyor. Güney Kore gibi zayıf bir rakibinin yanı sıra, güçlü ve yetenekli futbolculara sahip Arjantin ve savunmaya yapmayı seven Yunanistan'ın arasında en kötü hedef ikinci sırada bir üst tura çıkmak. Nijerya'nın bu hayalini gerçekleştirmesi için dişine göre rakipler olan Güney Kore ve Yunanistan'ı devirmesi gerekecek.


MİLLİ FORMAYLA EN ÇOK GOL ATAN OYUNCU


Nijerya tarihinde milli formayla gol atan Rashidi Yekini oldu. Nijerya'nın efsaneleri arasında kendine yer bulan Yekini, milli takım formasıyla 37 gol atmayı başardı.


EN ÇOK MİLLİ OLAN FUTBOLCU


Süper Kartallar'da en çok forma giyen isim orta sahada görev yapan Mudashiru Lawal olmuştur. Lawal, 86 kez Nijerya Milli Takım formasını giyerek ülke tarihine adını altın harflerle yazdırmıştır.


G.AFRİKA'YA NASIL GELDİLER?


Güney Afrika Elemeleri'nde yer alan Nijerya, 2. Tur'da Sierra Leone, Ekvator Ginesi ve Güney Afrika ile aynı grupta yer almış ve 6'da 6 yaparak puan kaybetmeden gruptan çıkmıştır. 3. Tur'da ise Tunus, Mozambik ve Kenya ile aynı grupta yer alan Nijerya, burada da 12 puan toplayarak yine grubu lider tamamlamış ve Dünya Kupası finalleri bileti almayı başarmıştır.


RAKAMSAL BAŞARILARI

1994 DÜNYA KUPASI: İkinci Tur
1998 DÜNYA KUPASI: İkinci Tur
2002 DÜNYA KUPASI: İlk Tur
GÜNEY KORE
 
 http://img821.imageshack.us/img821/123/gkore.jpg
TAKIM BİLGİSİ


Dünya Kupası'nda Asya'yı temsil edecek olan Güney Kore turnuvaya sıkı bir çalışma yaparak geliyor. Asya temsilcisi karakteristik yapısında olan birlikte çalışma özelliğini futbolda da ortaya koyuyor. Ve saha içinde gösterdikleri savaşçı ve yardımlaşmayı seven oyun yapısı diğer ülkelerden en büyük farkları. Ancak yetenekli oyuncuların az olması Güney Kore'nin güçlü rakipler karşısında iyi sonuçlar alamamasına neden oluyor. Performans ve kalite açısından bakıldığında as takım oyuncularıyla, yedek futbolcular arasında dağlar kadar fark var. Savunmaya açısından ise buradaki oyuncuların fiziksel olarak Avrupalı futbolculara göre boy olarak daha kısa ve tecrübesiz olmaları kalelerinde fazla gol görmelerine neden oluyor.

Bu zayıf yönlerinin yanı sıra Güney Kore'nin olumlu yönleri de yok değil. Manchester United'de oynayan Park Ji-Sung gibi oyunu çok yönlü oynayabilen futbolcular Güney Kore'nin en büyük silahları arasında yer alıyor.


GEÇMİŞTEN BU YANA


1954 yılında ilk kez Dünya Kupası'na katılan Güney Kore tarihinin en ağır yenilgilerini bu turnuvada aldı. 54 Dünya Kupası'nda Macaristan'a 9-0, Türkiye'ye 7-0 yenilen Güney Kore gol atamadan sıfır puanla evine döndü.


1954 yılından sonra Güney Kore uzun bir süre Dünya Kupası'na katılamadı. 1986'da, Meksika'da düzenlenen kupaya katılmayı başaran Güney Kore, bu tarihten sonra hiç ara vermeden, her Dünya Kupası'nda yerini aldı.


2002 Dünya Kupası'nı Japonya ile birlikte düzenleyen Güney Kore, biraz da ev sahibi olmanın yarattığı hakem hatalarıyla, tarihinin en büyük başarısına burada imza attı. İlk kez gruptan çıkan Güney Kore, ikinci tur eleme maçında İtalya'yı 'altın gol' ile geçerek çeyrek finale yükseldi. Bu turda İspanya'yı penaltı vuruşları sonucunda saf dışı bırakan Asya temsilcisi yarı finale kadar yükseldi. Yarı finalde Almanya'ya tek golle mağlup olan Güney Kore, A Milli Futbol Takımımız ile üçüncülük maçına çıktı ancak taraftarı önünde bu maçı 3-2 kaybetti.


Güney Kore, Dünya Kupası'nda yarı finale yükselen ilk Asya takımı olmayı da başarmıştır.


TAKTİK DİZİLİŞ


Güney Kore çalışkan bir orta saha yapısına sahip olduğu için bu bölgede fazla futbolcuyla mücadele ediyor. Savunma hattı zayıf olan Asya ülkesi orta sahada yoğun bir pres uygulayarak rakibin oyunu bozmaya yönelik bir futbol sergiliyor. Güney Kore rakip kim olursa, olsun sahaya 4-4-2 dizilimiyle çıkıyor. Ancak bu dizilim oyunun gidişatına göre 4-5-1'e de dönebiliyor.


GRUPTA NE YAPAR?


Çalışkan orta saha, kötü bir savunma ve yaratıcı oyuncuların azlığı gibi Güney Kore'nin genel özelliklerini göz önüne aldığımızda gruptan çıkmaları oldukça zor görünüyor. Arjantin, Nijerya ve Yunanistan gibi oldukça sert rakiplerle mücadele edecek olan Güney Kore'nin gruptan çıkma ihtimalinin olduğu söylenemez.


MİLLİ FORMAYLA EN ÇOK GOL ATAN OYUNCU


Güney Kore'nin en çok gol atan oyuncusu Cha Bum-Kun'dur. Cha Bum-Kun attığı 55 gol ile Güney Kore futbol tarihinde önemli bir yere sahiptir.


EN ÇOK MİLLİ OLAN FUTBOLCU


Hong Muyong-Bo, Güney Kore Milli Takımı formasını en çok giyen futbolcu olmayı başarmıştır. Hong Muyong-Bo 135 kez milli formayı giyerek ülkesinin sembol isimlerinden biri olmuştur.


G.AFRİKA'YA NASIL GELDİLER?


Güney Kore, Dünya Kupası Asya Elemeleri 3. Tur'da Kuzey Kore, Ürdün ve Türkmenistan'ın bulunduğu grubu averajla lider tamamladı. 4. Tur'da ise Suudi Arabistan, İran, Kuzey Kore ve Birleşik Arap Emirlikleri ile aynı grupta yer alan Güney Kore, 16 puanla yine grubu zirvede tamamladı ve Dünya Kupası vizesi almayı başardı.


RAKAMSAL BAŞARILARI


1954 DÜNYA KUPASI - Birinci Tur

1986 DÜNYA KUPASI - Birinci Tur
1990 DÜNYA KUPASI - Birinci Tur
1994 DÜNYA KUPASI - Birinci Tur
1998 DÜNYA KUPASI - Birinci Tur
2002 DÜNYA KUPASI - Dördüncü
2006 DÜNYA KUPASI - Birinci Tur
YUNANİSTAN


 
 http://img820.imageshack.us/img820/589/yunanstan.jpg
 GRUP ANALİZİ : 
   Şüphesiz grubun favorisi Arjantin.Turnuvadaki performansı merakla beklenen takımlardan biri de Arjantin.Maradona'nın yetersizliği ve Messi'nin hep konuşulan Barcelona'daki gösterdiği performansı gösterememesi.
Bakalım Messi bu kez eleştirileri boşa çıkarabilecek mi ? Turnuvada tuttuğum takımlardan biri Arjantin.Maradona'nın J.Zanetti ve Cambiasso gibi
tecrübeli isimleri kadroya almaması ama Palermo (36)'yu alması garip karşılandı.Ona rağmen say say bitmeyecek yıldızlara sahip.Messi'den sonra Higuain,Kun Aguero,D.Milito,A.Di Maria ,Tevez,M.Rodriguez bir çırpıda
sayabildiğimiz yaratıcı yıldızlar.Defans sorun yaratabilir .
Orta Sahada Cambiasso'nun yokluğunda kaptanlığı da üstlenen Mascherano'ya büyük iş düşecek.
 2.takım olmak için yarışacak diğer takımlar arasında Nijerya'ya büyük
şans veriyorum.Çok sayıda başarılı lejyoner turnuvanın sürpriz yapabilecek
takımı olarak Nijerya'yı vitrine çıkarabilir.Tecrübeli İsveçli hocaları Lars Lagarback avantaj.Obi Mikel'in sakatlığı can sıkıyor ama etkili sprinter forvetleri Martins,Obinna ,Yakubu büyük silahları.Defansta Kaptan Yobo ile Taiwo ,orta sahada Yusuf Ayila önemli isimler.
Anti futbolun kralı komşumuz Yunanlılar gene yapacaklarını yapmak isteyeceklerdir ama işleri zor.Temennimde elenmeleri zaten.
G.Kore disiplinli,çabuk,çok koşan futbolları ile Nijerya ile gruptan çıkma
yarışı yapacaktır.Sürpriz yaparlarsa şaşırmamak lazım.
Kaptan Park Ji Sun önderliğinde mücadele edecekler.
Monaco'da oynayan  forvet Park Chu-Young'da dikkat edilmesi gereken bir diğer isim.Kaleci Woon-Jae ve iki stoper Jong-Hyung ile Jung-Soo özellikle
hava toplarında çok etkililer.

9 Haziran 2010 Çarşamba

2010 DÜNYA KUPASI - A GRUBU İNCELEMESİ


http://img33.imageshack.us/img33/9157/agrubuz.jpg

G.AFRİKA CUMHURİYETİ

 http://img819.imageshack.us/img819/2760/gafrka.jpg
TAKIM BİLGİSİ

Dünya Kupası'nın ilk kez Afrika'da düzenlenecek olması bu turnuvanın önemini ayrıca artırıyor. Güney Afrika da bu kıtada turnuvaya ev sahipliği yapabilecek en uygun ülkeydi. Güney Afrika'yı en son oynadığı ciddi turnuva olan Konfederasyon Kupası maçlarıyla değerlendirebiliriz. Yaklaşık bir yıl önceki görüntüsü bu turnuva için çok fazla umut vermedi. Sürekli kapanan ve hücumu neredeyse 1-2 oyuncunun kaderine bırakan Güney Afrika, yeni teknik direktörü Parreira ile birlikte bir değişime gidecektir.

Savunmada önemli bir isim yok

Atletik ve güçlü oyuncuları kolay kolay rakibe geçit vermeyen Güney Afrika'nın, kalesinde Khune görev yapıyor. Savunmada ise Booth, Gaxa, Masilela ve Davids görev alacak. Bu oyuncular arasında göze çarpan, önemli tecrübelere sahip bir oyuncu bulunmaması handikap olabilir.

Orta sahada güç yine ön planda

Fulham'dan Kagiso Dikgacoi, Everton'dan Steven Pienaar ve Rubin Kazan'dan MacBeth Sibaya orta sahanın dikkat çeken isimleri. Sibaya'yı, Gökdeniz Karadeniz nedeniyle izlediğimiz maçlardan yakından tanıyoruz. Deneyimli oyuncu güçlü fiziğini çok iyi kullanıyor ve aynı zamanda süratli bir isim. Ancak topu kullanması çok başarılı değil. Burada en büyük iş Premier Lig tecrübesi bulunan Pienaar'a düşüyor. Orta sahayı çekip çevirmesi gereken ve hücumu desteklemesi gereken Pienaar çok kilit bir noktada bulunuyor.

McCarthy'yi arıyorlar

Güney Afrika'nın gol yükünü çekmesi beklenen iki isim West Ham United'dan Benni McCarthy ve Twente'de çok fazla forma şansı bulamayan Bernard Parker'dı. Ancak McCarthy'nin sakatlığı nedeniyle kadroda yer alamaması Güney Afrika'yı zor durumda bırakacak. McCarthy'ni yokluğunda Parker'a fazla iş düşüyor.

GEÇMİŞTEN BU YANA

Bafana Bafana (Gençler Gençler) adıyla dünyada tanınan Güney Afrika, uzun yıllar uluslararası turnuvalardan uzak kalmış bir ülke. İç karışıklıklarla uğraşan daha sonra da 1960'lı yılların ortalarından 1991'e kadar FIFA tarafından yasaklı ülke olan Güney Afrika, ancak 1990'lı yılların ortalarına doğru kendini bulabildi. 1994'te Amerika'da düzenlenen Dünya Kupası'na katılamayan Güney Afrika, ilk kez 98'de Fransa'da düzenlenen turnuvaya katılma hakkı elde etmiş ancak ilk turda deneyimsizliğinin kurbanı olmuştu.

Aynı şekilde 2002'de milli takımımızın 3.'lükle tamamladığı turnuvaya katılmaya hak kazanan Bafana Bafana, Uzakdoğu'dan da ilk turda elenerek erken dönmek zorunda kalmıştı. 2006 Almanya'ya katılamayan Güney Afrika evinde düzenleyeceği şampiyonada ise artık gruptan çıkmak istiyor.

1996'da Afrika Kupası'nı kazanan ve en büyük başarısını elde eden Güney Afrika, 2000'de de 3.'lüğü elde etti.

GRUPTA NE YAPAR?

Dünya Kupası A Grubu'nda yer alan ev sahibi Güney Afrika'nın kura çekimine 1. torbadan girmesi tüm takımların, Güney Afrika ile eşleşme arzularını arttırmıştı. Bu şansı yakalayan takımları ise Uruguay, Meksika ve Fransa oldu. Güney Afrika'nın 1. torbadan gruba girmesi, grubun zorluk derecesini belli bir derecede azalttı.

Turnuvanın açılış maçında Meksika ile karşılaşacak Güney Afrika, grubun diğer takımlara göre nispeten zayıf takımı karşısında galip gelirse gruptan çıkabilir. Bu maçta alacağı bir mağlubiyet ise ev sahibi takımın şansını sona erdirir. Yani Güney Afrika için ilk maç bir anlamda grubun finali anlamı da taşıyacak.

Fransa ve Uruguay'ın grup liderliği için çekişmesi beklenen grupta Güney Afrika da bir sürprizi kovalayacak.

TAKTİK DİZİLİŞ

Konfederasyon Kupası'nda yarı finale çıkarak dikkatleri üzerine çeken Güney Afrika, bu maçlarda kalabalık savunması ve oyunu çirkinleştirmesiyle dikkat çekmişti. İspanya'ya 2-0 mağlup olan, Yeni Zelanda'yı 2-0 mağlup eden, Irak ile de golsüz berabere kalan Güney Afrika, Dünya Kupası'nda taktiksel olarak bambaşka bir görüntü çizebilir. Çünkü artık takımın başında Parreira var.

Brezilya'yı şampiyonluğa taşıdığı dönemde oynattığı 4-4-2'yle dünya futboluna damga vuran Parreira, Güney Afrika'ya da bu sistemi oturtmaya çalışıyor.

MİLLİ FORMAYLA EN ÇOK GOL ATAN OYUNCU

Benni McCarthy, Güney Afrika'nın yetiştirdiği en ünlü oyunculardan biri. Bu tanınmışlığını da attığı sayısız golden kazandı. 1997'den beri giydiği milli takım formasıyla 35 gol atan McCarthy, takımının en çok gol atan oyuncusu durumunda bulunuyor. McCarthy, sakatlığı nedeniyle 2010 Dünya Kupası'nda forma giyemeyecek.

EN ÇOK MİLLİ OLAN FUTBOLCU

Benni McCarthy ile birlikte takımın en önemli ismi olarak gözüken Aaron Makoena, Güney Afrika Milli Takımı'nın da en fazla forma giyen ismi unvanını elinde bulunduruyor. Dünya Kupası öncesinde tam 99 kez ülkesinin formasını giyen Makoena, bu turnuvada dalya deme şerefine de ulaşacak.

DÜNYA KUPASI'NA NASIL KATILDILAR?

Bu sorunun çok kolay ve rahat bir yanıtı var. Dünya Kupası'na her zaman katılmanın en kolay yolu, ev sahibi olmak olmuştur. Güney Afrika'da iyi bir kulis çalışmasıyla bu hakkı elde etti ve takımların gelmesi için verdikleri kıran kırana rekabet sırasında, hazırlıklarını tamamladı. Güney Afrika'da çok renkli bir turnuva bizleri bekliyor.

RAKAMSAL BAŞARILARI

İç karışıklıklar ve FIFA'dan aldığı uzun süreli ceza nedeniyle önemli turnuvalardan uzak kalan Güney Afrika, yavaş yavaş varlık göstermeye başladı. Şu ana kadarki en büyük başarıları Afrika Kupası'nda bulunan Güney Afrika, 1996'da evinde düzenlenen turnuvada zafere ulaşmış, 4 yıl sonra Gana ve Nijerya'nın ortaklaşa düzenlediği turnuvada ise 3.'lüğü elde etmişti.

2009 yılı Konfederasyon Kupası'nı da 4. olarak bitirerek Dünya Kupası öncesinde olumlu sinyaller veren Güney Afrika, Dünya Kupası'nda 3. kez boy gösterecek. 

FRANSA









http://img810.imageshack.us/img810/7758/fransa.jpg
TAKIM BİLGİSİ

Güney Afrika biletini ancak play-off'larda alabilen Fransa, Dünya Kupası'na çok zorlu bir süreçten geçerek geldi. Sıkıntılı günler yaşayan Horozlar, 'Henry'nin eli'nin de yardımıyla Afrika yolunu tuttu. Fransa Milli Takımı'na kısaca birlikte göz atalım. Horozların kalesinde büyük bir rekabet var. Mandanda ve Lloris gibi iki yetenekli kaleciye sahip olan Fransa'nın bu mevkide sıkıntısı bulunmuyor. Lyon ile Şampiyonlar Liginde de çok başarılı maçlar çıkaran Lloris, Güney Afrika'da kaleye bir adım daha yakın gibi gözüküyor.

Savunmada sıkıntı yok


Fransa Milli Takımı'nın genel olarak savunmada bir sıkıntısı gözlenmiyor. Bunda oyun planını da şüphesiz büyük etkisi var. Sağ bekte Sagna, stoperde Gallas ve sol bekte Evra takımın değişmezleri olurken, Gallas'ın stoperdeki partneri ise sık sık değişiyor. Bu isimler Dünya Kupası'nda ise Adil Rami, Marc Planus ve Squillaci arasında değişiyor. Çok çabuk bir oyuncu olan Evra, sık sık hücuma da destek vererek takım için bir anlamda joker oyuncu görevini üstleniyor.


Güçlü orta saha


Fransa'nın orta sahası güçlü yapısıyla dikkat çekiyor. Sakatlığı nedeniyle son anda kadrodan çıkartılan Lassana Diarra'nın yokluğu ise Fransızlar için önemli bir eksiklik. Bu son dakika sakatlığı nedeniyle Fransa'nın taktik bir değişikliğe gidip tek ön libero ile sahada olması bekleniyor. Bu isim de tabii ki Toulalan. Toulalan'ı zorlayan isim ise Alou Diarra olacaktır. Defansıyla iyi uyum gösteren orta sahanın hücuma daha fazla destek vermesi gerekiyor. Bayern Münih'te bu sezon harikalar yaratan Ribery ve Chelsa'de ortaya koyduğu futbolla beğeni toplayan Malouda gibi çok yetenekli iki kanat adamına sahip olan Fransa, iyi konsantre olursa büyük işler yapabilir. Orta saha demişken, Bordeaux'nun süper starı Yoann Gourcuff'u saymamak olmaz.


Forvetler korku veriyor


Fransa Milli Takımı'nın yıldızlarla dolu bir başka bölgesi ise forveti. En başta sayılacak isim ise tabii ki Nicolas Anelka. Müthiş bireysel yeteneklere sahip olan Anelka rakipler için korkulu rüya olacaktır. Henry ile de gerektiğinde uyumlu bir görüntü çizen Anelka'ya destek verecek diğer isimler de birbirinden yetenekli. Govou, Cisse, Gignac ve Ben Arfa da zengin alternatifleri oluşturacak. Sezon başında Lyon'dan Real Madrid'e transfer olan ancak bir türlü bekleneni veremeyen Karim Benzema ise bu formsuzluğu nedeniyle Dünya Kupası'nda forma giyme şansını da kaçırmış oldu.


Her ne kadar Güney Afrika biletini son anda alsa da Fransa, tecrübesi ve yıldızlarla dolu kadrosuyla turnuvanın korkulan ekiplerinden bir tanesi olacaktır. Fransa'nın en büyük sorunu şüphesiz teknik direktörü Raymond Domenech. Domenech'e bu kadar tahammül nasıl edilir anlamak mümkün değil! Fransızlar maç içinde rakiplerini istedikleri tempoda tutar ve orta saha ile forvet arasındaki köprüyü de iyi kurarlarsa derece yapmaları bile kimseyi şaşırtmamalı.


GEÇMİŞTEN BU YANA


Fransa Milli Takımı son yıllarda özellikle 90'lı yılların sonlarındaki başarılı günlerini mumla arıyor. Kadro kalitesi her zaman yerinde olan Horozlar, büyük turnuvalara bile son anda katılma hakkı elde etmeye başladılar. Fransa için en unutulmaz turnuva şüphesiz ev sahipliğini yaptığı 98 Dünya Kupası. Müthiş maçlar oynayan Fransızlar, finalde de güçlü Brezilya'yı mağlup ederek tarihinde ilk kez mutlu sona ulaşmıştı. Dünya Kupası'nın gedikli takımlarından biri olan Fransızlar, Güney Afrika'da düzenlenecek turnuvayla birlikte 13. kez bu arenada boy gösterecek.


İlk iki Dünya Kupası'na katılan ancak fazla başarılı olamayan Fransızlar, yine ev sahipliğini yaptığı 1938 yılındaki Dünya Kupası'nda çeyrek finale kalarak ilk önemli başarısını elde etmişti. Brezilya'da düzenlenen Dünya Kupası'na katılamayan, İsviçre'de ise ilk tura takılan Horozlar, 1958'de İsveç'te düzenlenen turnuvada ise üçüncülük kürsüsüne çıkmayı başarmıştı. 1986 Meksika'da bir kez daha üçüncülük derecesini elde eden Fransızlar, Almanya'da düzenlenen 2006 Dünya Kupası finalinde ise penaltı atışları sonucunda İtalya'ya mağlup olmuş ve ikinci kupa şansını kaçırmıştı.


Fransızların Avrupa Şampiyonası karnesine baktığımızda da ev sahipliğini yaptığı 84 Avrupa Şampiyonası'nı kazandığını görüyoruz. Ülkesinde düzenlenen turnuvalarda son derece başarılı olan Fransızlar, 1960'ta düzenlenen ilk Avrupa Şampiyonası'na ev sahipliği yapmış ve bu turnuvada da son 4 takım arasına girmişti.


GRUPTA NE YAPAR?


En şanslı gruplardan birine düştüğünü söyleyebileceğimiz Fransa, son torbadan girdiği turnuvada grubun sanki favori takımı gibi. Ev sahibi Güney Afrika'nın 1. torbadan gelmesi, grubun zorluk derecesini otomatikman düşürdü. Uruguay ve Meksika'nın zorlayabileceği Fransa, eğer gerçek kimliğini ortaya koyarsa bu gruptan rahat bir şekilde çıkabilir.


Kadro kalitesi rakiplerine göre üstün olan Fransa'nın, Uruguay ile oynayacağı ilk maç çok önemli. Böylesi büyük turnuvalara galibiyetle başlamak hem takımın havaya girmesini sağlar hem de gruptan çıkması yolunda büyük bir adım olur.


Gruptaki takımlara oranla en büyük artısı sağlam savunması olacak Fransa ikinci maçında Meksika ile kozlarını paylaşacak. Eğer bu maçı da kazanırsa grup liderliği de garanti olacaktır diyebiliriz. Fransızların son maçı ev sahibi olması dışında fazla bir artısı olmayan Güney Afrika ile olacak. Yani kısaca 4. torbadan kura çekimine katılan Fransa'nın grup liderliği çok uzak olasılık gözükmüyor.


TAKTİK DİZİLİŞ


Fransa'nın en çok eleştirilen yönü sahadaki dizilişi. Domenech tüm eleştirilere karşın ise bildiğini okumaya devam ediyor. Ağırlıklı olarak sahaya 4-2-3-1 dizilişiyle çıkan Fransızlar, oyunun genelinde baskılı olmak yerine, rakibin ataklarını karşılamak, fırsatını da bulunca gol ve goller atarak işi bitirmeyi hedefliyor.


Nispeten daha zayıf rakipleri karşısında ise 4-4-2'ye dönen Fransa, Faroe Adaları gibi bir takım karşısında ise 4-2-2-2 gibi daha cesur bir oyun anlayışını da benimseyebiliyor.


Taktik diziliş bir yana oyuncular eğer saha içinde daha fazla inisiyatif alır ve Domenech'in dedikleri yerine olması gerekeni yapmaya çalışırlarsa Fransa, umutsuz Fransız halkını bile sevindirecek neticeleri elde edebilir.


MİLLİ FORMAYLA EN ÇOK GOL ATAN OYUNCU


Arsenal'deki başarısını Barcelona'da bir türlü yakalayamasa da Thierry Henry'nin yeteneklerini ve gol becerisini tartışmak haksızlık olur. Güney Afrika kadrosunda da yer alan Henry, Horozların en golcü oyuncusu durumunda bulunuyor. Henry, 1997'den beri giydiği Fransa formasıyla attığı 51 gol başarısını açık bir şekilde gösteriyor.


EN ÇOK MİLLİ OLAN FUTBOLCU


37 yaşında bir kalp rahatsızlığı nedeniyle futbolu bırakmak zorunda kalan Lilian Thuram, Fransa'nın efsane oyuncuları arasında yer alıyor. Kazanılan Dünya Kupası ve hemen ardından gelen Avrupa Şampiyonası zaferinin mimarlarından olan Thuram, tam 142 kez Fransa formasını giyerek bu alanda ülkesinin en fazla milli olan futbolcusu durumunda bulunuyor.


G.AFRİKA'YA NASIL GELDİLER?


2010 Dünya Kupası elemelerinde 7. Grup?ta yer alan Fransa, grup maçlarına Avusturya karşısında aldığı 3-1'lik şok mağlubiyetle başladı. Bu mağlubiyet işlerinin hiç kolay olmayacağını gösteriyordu. Daha sonra grubun en güçlü ekiplerinden Sırbistan'ı 2-1 mağlup eden Fransa, Romanya deplasmanından ise önemli bir puanla döndü. Üst üste oynadığı iki Litvanya maçını da 1-0'la geçen Fransa, Romanya ve Sırbistan beraberlikleriyle yara aldı. Son iki maçında elde ettiği 5-0'lık Faroe Adaları galibiyeti ve Avusturya'dan aldığı 3-1'lik rövanşla Fransa'yı play-off'lara taşıdı.


Oynadığı 10 grup maçında 6 galibiyet, 3 beraberlik ve 1 mağlubiyet alan Fransa, Sırbistan'ın ardından grubu 2. sırada tamamladı. 18 kez ağları havalandıran Fransızlar kalesinde ise 9 gol gördü.


Fransa'nın play-off?taki rakibi ise İrlanda oldu. Giovanni Trapattoni'nin ekibi karşısında çok zor anlar yaşayan Fransızlar deplasmanda oynadığı maçı 1-0 kazanmasına karşısın, evinde oynadığı rövanş maçının normal süresini 1-0 geride kapattı. Fransa için işler çok kötü giderken, ?Henry'nin eli? devreye girdi. Golcü oyuncunun eliyle düzelttiği topu Gallas ağlara gönderdi ve Fransızlar biraz da haksız bir şekilde Dünya Kupası'nın yolunu tuttu.


RAKAMSAL BAŞARILARI


Şu ana kadar 12 kez Dünya Kupası'na katılan Fransa, 1998'de ev sahipliğini yaptığı turnuvada mutlu sona ulaşmıştır. Avrupa Şampiyonası'na 7 kez katılan Horozlar, 1984 ve 2000 yıllarında kupayı müzesine götürmeyi başarmıştır.


DÜNYA KUPASI


1930 DÜNYA KUPASI:
İlk tur
1934 DÜNYA KUPASI:
İlk tur
1938 DÜNYA KUPASI:
Çeyrek final
1954 DÜNYA KUPASI:
İlk tur
1958 DÜNYA KUPASI:
Üçüncü
1966 DÜNYA KUPASI:
İlk tur
1978 DÜNYA KUPASI:
İlk tur
1982 DÜNYA KUPASI:
Dördüncü
1986 DÜNYA KUPASI:
Üçüncü
1998 DÜNYA KUPASI:
Şampiyon
2002 DÜNYA KUPASI:
İlk tur
2006 DÜNYA KUPASI:
Final

AVRUPA FUTBOL ŞAMPİYONASI


EURO 1960:
Yarı final
EURO 1984:
Şampiyon
EURO 1996:
Yarı final
EURO 1996:
Çeyrek final
EURO 2000:
Şampiyon
EURO 2004:
Çeyrek final
 MEKSİKA








 http://img812.imageshack.us/img812/9765/mekska.jpg
Amerika ve Honduras ile birlikte çok zor olmayan bir şekilde Dünya Kupası vizesini alan Meksika, hızlı oyun yapısıyla dikkat çekiyor. Meksika'nın en büyük handikapı ise güven vermeyen oyun yapısı. Geriye düştüğü maçları çevirmekte zorlanan Meksika, öne geçtiği karşılaşmaları ise koparmasını biliyor. Kısacası Meksika'nın oyun içinde havasını bulması çok önemli. Guillermo Ochoa kalenin 1 numaralı ismi. Ochoa'yı kalede zorlayacak isim ise Oscar Perez.

Meksika savunması Avrupa'dan

Meksika'nın savunması Avrupa deneyimi yüksek oyunculardan kurulu. Savunmanın göbeğinde kaptan Rafael Marquez, takım için büyük anlam taşıyor. Barcelona'da yıllardır forma giyen Marquez ile ilgili tek düşündürücü nokta ise bu sezon İspanyol takımında fazla şans bulamamış olması. Marquez'in defanstaki yardımcıları ise PSV'de forma giyen Carlos Salcido, Javier Rodriguez ve Stuttgart'ta futbol kariyerini sürdüren Ricardo Osorio olacak. Savunma 3'lü defansa döndüğü zaman oldukça zorlanıyor, bu nedenle Dünya Kupası'nda 4'lü savunmayı tercih edebilirler.

Genç ve deneyimli uyumu

Meksika'nın orta sahada çok fazla seçeneği bulunmuyor, genellikle aynı oyuncular forma giyiyor. Cruz Azul'da forma giyen 31 yaşındaki oyuncu Gerardo Torrado orta sahanın en deneyimli ismi. Torrado ile birlikte 29 yaşındaki Israel Castro da deneyimini takımı için orta koyuyor. Bu iki ismin yanında ise genç yıldızlar Barcelona'dan Jonathan dos Santos ve Deportivo'dan Andres Guardado forma giyiyor. Bu oyuncuların hemen önünde ise hücum ile bağlantıyı sağlayan isim Blanco.

Gözler dos Santos'ta

Barcelona'da adı duyulan ancak daha sonra bir türlü beklenen patlamayı yapamayan dos Santos, turnuvanın gizli yıldız adaylarından biri olabilir. Meksika takımının da ona güveni çok fazla. Dos Santos'un Güney Afrika'da partneri ise Carlos Vela olacak. İkilinin uyumu biraz zayıf gözükse de büyük turnuvanın havası farklı olacaktır.

Meksika için Dünya Kupası'nda şansı yüksek demek hayalcilikten öte bir şey olmaz. Takımı sürükleyecek isimler çok kısıtlı sayıda ve başarı için de onların maksimum performansla her maça çıkmaları gerekiyor. Ama yine de her şartta turnuvaya renk katacakları kesin.

GEÇMİŞTEN BU YANA

Dünya Kupası'nın gediklilerinden biri olan Meksika, 14. kez bu büyük turnuvada boy gösterecek. 13 kez katılmasına karşın Meksika'nın en büyük başarıları ev sahipliğini yaptığı 1970 ve 1986 Dünya Kupalarında elde ettiği çeyrek finaller. Uruguay'da düzenlenen ilk Dünya Kupası'na ilk turda veda eden Meksika, İtalya 1934'e katılamamış, 1938'de Fransa'da düzenlenen turnuvadan ise çekilmişti. Daha sonraki 5 Dünya Kupasına katılmaya hak kazanan Meksika, 1. turdan öteye ise geçemedi. 1970'te taraftarının da desteğini alan Meksika, son 8 takım arasına girmeyi başardı. Daha sonraki 3 Dünya Kupası'nın yalnızca 1'ine katılabilen onda da ilk turu yine geçemeyen Meksika, ikinci kez ev sahipliğini yaptığı 1986'da yine çeyrek finale kalmayı bildi.

Meksika Dünya Kupası'na renk katan ülkelerin başında geliyor. 1986'da Meksikalı taraftarların yaptığı dalgalanma daha sonra futbol literatürüne 'Meksika dalgası' olarak geçmiş ve halen tribünlerde bu sevinç gösterisini görebilmekteyiz.

1986'dan sonra katıldığı Dünya Kupalarında varlık gösteremeyen Meksika, Güney Afrika'da başarı çıtasını bir kademe ileriye götürmek istiyor.

Concacaf'ı 8 kez kazanan Meksika, 1999'da da Konfederasyon Kupası'nı müzesine götürdü.

GRUPTA NE YAPAR?

Dünya Kupası kura çekimine her ne kadar 2. torbadan girse de birçok kesime göre Meksika'nın şansı Uruguay'dan biraz daha az gözüküyor. Johannesburg'da ev sahibi Güney Afrika ile turnuvanın açılış maçını oynayacak olan Meksika, bu maçı kayıpsız geçerse, Uruguay ile oynayacağı karşılaşma gruptan çıkması için final anlamı taşıyabilir.

Kuzey Amerika-Karayipler eleme grubunda oynadığı maçlara göz attığımız zaman Meksika'nın neredeyse her karşılaşmada gol bulabilen bir takım olduğunu görüyoruz. Meksika bu golleri atarken, ne yazık ki kalesini gole kapayabilmiş değil. Meksika, Güney Afrika'da savunmasını biraz daha sertleştirmeli, yoksa bu kadar ciddi rakipler karşısında şansı hiç kalmaz.

TAKTİK DİZİLİŞ

Güney Afrika'nın renkli takımlarından biri olacak Meksika, buraya gelene kadar farklı sistemleri deneyerek en iyisini bulmaya çalıştı. Dörtlü savunmasını hiç bozmayan Meksika, ağırlıklı olarak 4-4-2 dizilişiyle sahaya çıkıyor. Bu dizilişin yanı sıra Meksika'nın, 4-4-1-1, 4-3-1-2 ve 4-3-3 sistemlerini de denediğini görebiliyoruz.

Meksika'nın Dünya Kupası'nda ise daha sağlamcı olması ve 4-4-1-1 sistemini uygulaması bekleniyor.

MİLLİ FORMAYLA EN ÇOK GOL ATAN OYUNCU

Jared Francisco Borgetti Echeverría. Meksikalı golcü dendiği zaman akla ilk gelen isimdir Borgetti. 1973'te dünyaya gözlerini açan Borgetti, çok sevdiği milli takım formasını 89 kez giydi ve tam 46 gole imza attı. Deneyimli golcü attığı 46 golle Meksika'nın en golcü oyuncusu unvanını da elinde bulunduruyor. Futbol hayatını Meksika Ligi takımlarından Morelia'da sürdüren golcü oyuncu, Dünya Kupası kadrosunda ise yer almıyor.

EN ÇOK MİLLİ OLAN FUTBOLCU

Dile kolay tam 178 milli takım maçı. 1992 ve 2006 arasında Meksika savunmasında görev alan Claudio Suarez, 178 maçla ülkesinin en fazla milli olan oyuncusu durumunda bulunuyor. Suarez, 14 yıl görev yaptığı Meksika Milli Takımı'nda 6 kez de fileleri havalandırma başarısını gösterdi.

G.AFRİKA'YA NASIL GELDİLER?

Meksika, Güney Afrika'ya uzun sayılabilecek bir yoldan sonra geldi. İlk olarak Kuzey Amerika-Karayipler 1. tur elemelerinde zayıf rakibi Belize'yi deplasmanda 2-0 mağlup eden Meksika, evinde oynadığı maçı da 7-0'la geçti ve 2. tur 2. gruba girme hakkı kazandı. 2. grupta Honduras, Jamaika ve Kanada ile mücadele eden Meksika, 6 maç sonunda 3 galibiyet, 1 beraberlik ve 2 mağlubiyet ile 10 puan topladı. Aynı puanı toplayan Jamaika'yı averajla geride bırakan Meksika, grup lideri Honduras ile birlikte 3. tura yükseldi.

3. turda rakipler daha dişliydi ve Meksika'da işi daha sıkı tuttu. ABD, Honduras, Kosta Rika, El Salvador ve Trinidad Tobago ile kapışan Meksika, 10 maç sonunda 6 galibiyet 1 beraberlik ve 3 mağlubiyetle 19 puanla ABD'nin arkasından Güney Afrika vizesini aldılar. 2-0'lık ABD mağlubiyetiyle grup maçlarına başlayan Meksika, 1 galibiyet, 1 mağlubiyet grafiğiyle 4 maç ilerledikten sonra ABD galibiyetiyle başlayan 3 puan serisini 4 maç sürdürdü ve işi bir anlamda bitirdi.

RAKAMSAL BAŞARILARI

13 kez katıldığı Dünya Kupası'nda önemli bir başarı elde edemeyen Meksika yalnızca ev sahipliğini yaptığı 1970 ve 1986'da çeyrek finale yükselmeyi başarmıştır.

DÜNYA KUPASI TARİHİ:

1930 DÜNYA KUPASI: İlk tur
1950 DÜNYA KUPASI: İlk tur
1954 DÜNYA KUPASI: İlk tur
1958 DÜNYA KUPASI: İlk tur
1962 DÜNYA KUPASI: İlk tur
1966 DÜNYA KUPASI: İlk tur
1970 DÜNYA KUPASI: Çeyrek final
1978 DÜNYA KUPASI: İlk tur
1986 DÜNYA KUPASI: Çeyrek final
1994 DÜNYA KUPASI: İkinci tur
1998 DÜNYA KUPASI: İkinci tur
2002 DÜNYA KUPASI: İkinci tur
2006 DÜNYA KUPASI: İkinci tur

 URUGUAY











 http://img823.imageshack.us/img823/1148/uruguay.jpg
Sert oyun yapısını Güney Afrika'ya taşımak isteyen Uruguay, Dünya Kupası'nda bir sürpriz gerçekleştirmenin peşinde. Play-off'lar ile de olsa Dünya Kupası'na katılma fırsatını yakalayan Uruguay, hücumdaki yetenekli ayaklarının performansına çok güveniyor. Forlan ve Suarez'in şampiyonanın başlamasına kısa bir süre kala gösterdikleri yüksek performans bir sürprizin gerçekleştirme olasılığını yükseltiyor.

En güvenilen isim kaptan Lugano

Uruguay'ın kaptanlığını Fenerbahçe'den yakından tanıdığımız Diego Lugano yapıyor. Savunmanın da en önemli ismi olan Lugano, yerinde müdahaleleri ve sağlam duruşuyla takım arkadaşlarına da güven veriyor. Lugano'ya savunmada yardımcı olan isimler ise Fucile ve Scotti.

İki Pereira iş başında

Uruguay'ın orta sahasında Benfica'da forma giyen, Maximiliano Pereira ve Porto forması giyen Alvaro Pereira dikkat çekiyor. Uruguay'ın en zayıf bölgesi olarak gözüken orta sahanın, Dünya Kupası'nda daha fazla etkili olması gerekiyor. Çok kaliteli forvetlere sahip olan Uruguay orta sahasının göstereceği performans, takımın da Güney Afrika'daki kaderini çizecektir.

Forvetler kusursuz

Uruguay'ın forvetleri ise göz kamaştırıyor. Bir yanda Ajax'ta harikalar yaratan Luis Suaraz, diğer yanda ise Atletico Madrid'i UEFA Avrupa Ligi'nde zafere taşıyan Diego Forlan. Orta sahadan gelecek destekle, Uruguay hücum hattı, turnuvada adından söz ettirebilir. Bu iki ismin alternatifleri ise Botafogo'dan Sebastian Abreu, Palermo'dan Edinson Cavani ve Banfield'den Sebastian Fernandez olacak.

GEÇMİŞTEN BU YANA

Dünya Kupası tarihinde Uruguay'ın bambaşka bir yeri var. 1930'da ev sahipliğini yaptığı ilk Dünya Kupası'nı kazanarak adını kalıcı bir şekilde futbol tarihine yazdıran Uruguay, 1950'de de Brezilya'nın ev sahipliğini yaptığı turnuvada ikinci kez Dünya Kupası'nda zaferi kazanan takım oldu. Maracana Stadı?nda yaklaşık 200 bin kişi önünde elde edilen bu zafer Brezilya'da büyük bir şoka sebep oldu. Öyle ki o günden sonra Brezilya uzunca bir süre yas tuttu, golü yiyen kaleci Barbosa ülkesinde lanetlendi. Uruguay ayrıca 1924 ve 28 Olimpiyatlarında da mutlu sona ulaşan takım oldu.

İtalya ve Fransa'da düzenlenen 34 ve 38 Dünya Kupalarına katılmayan Uruguay, 1950'de zaferi kazandı. 1954 İsviçre'de de yarı finale çıkan Uruguay, 58 Dünya Kupasına katılamazken, 62'de ise ilk turda veda etti. 1966 İngiltere'de çeyrek finale kalan Uruguay, bir sonraki turnuva olan 1970 Meksika'da ise yarı finale kaldı ve son büyük başarılarını elde etti. Bu tarihten sonra ise Uruguay'ın önemli bir başarısı Dünya Kupası'nda bulunmuyor. Lugano ve arkadaşları bu kötü gidişe Güney Afrika'da son vermek istiyor.

GRUPTA NE YAPAR?

İlk maçını 11 Haziran'da Fransa ile oynayacak Uruguay için bu maçın önemi fazla, bu karşılaşmadan alacağı puan ya da puanlar Uruguay'ı gruptan çıkarabilir. Uruguay'ın dikkat etmesi gereken noktalardan bir tanesi maçı 11 kişi olarak tamamlamayı başarmak olacak. Güney Amerika elemelerinde birçok maçı kırmızı kart nedeniyle 10 kişi tamamlayan Uruguay, sert oyun yapısıyla dikkat çekiyor.

İkinci maçı olan Güney Afrika karşısında galibiyete yakın gözüken Uruguay için, grupta oynayacağı son maç olan Meksika maçı kaderini belirleyebilir.

Uruguay sert ve yenilgiyi kabul etmeyen oyun yapısıyla gruptan çıkmaya yakın gözüküyor.

TAKTİK DİZİLİŞ

Turnuvanın dikkat çekecek takımlarından biri olacak gibi gözüken Uruguay, 4-3-3 sisteminden yavaş yavaş son dönemde 3-4-3 ve 3-5-2 gibi sistemlere geçiş yaptı. Rakibine göre bu sistemler arasında değişiklik yapan Uruguay, etkili gol ayaklarıyla Güney Amerika elemelerinde üzerinde yer alan Şili ve Arjantin'den de fazla gol attı.

Cesur futbol oynayan Uruguay, oynadığı 18 maçta kalesinde gördüğü 20 golü engelleyemedi. Uruguay eğer oyunu ön alanda fazla tutarsa çok etkili bir takım, ancak hızlı çıkan takımlar karşısında ise zorlandığını söyleyebiliriz.

MİLLİ FORMAYLA EN ÇOK GOL ATAN OYUNCU

Uruguay'ın en golcü oyuncusu 31 kez fileleri havalandıran eski golcülerinden Hector Scarone. 1898 doğumlu olan Scarone, Uruguay'ın en büyük başarılarında da pay sahibi isimlerden bir tanesi. Gök mavili renklere sahip Uruguay'ın kazandığı Olimpiyat ve ilk Dünya Kupası'nı kazanmasında pay sahibi olan Scarone'yi Uruguaylıların unutması da mümkün değil. İtalyan kökenli bir ailenin çocuğu olan Scarone, Barcelona, Inter ve Palermo gibi takımların da formasını giydi.

EN ÇOK MİLLİ OLAN FUTBOLCU

Yaklaşık 10 yıl boyunca Uruguay Milli Takımı'nın kalesini koruyan Rodolfo Sergio Rodríguez, Uruguay'ın en fazla milli olan oyuncusu konumunda bulunuyor. 79 kez milli formayı giyen Rodriguez, Nacional, Santos ve Sporting Lizbon gibi takımlarda forma giydi. 1.91 boyundaki Rodriguez kariyerinde önemli başarılara imza atmış bir isim.

G.AFRİKA'YA NASIL GELDİLER?

Tıpkı A Grubu'ndaki rakiplerinden biri olan Fransa gibi Uruguay da Güney Afrika biletini son anda alan takımlar arasında yer alıyor. 5-0'lık Bolivya galibiyetiyle Güney Amerika elemelerine fırtına gibi başlayan Uruguay, daha sonra oynadığı 4 maçta ise 2 beraberlik ve 2 mağlubiyet alarak taraftarlarını üzdü. Uruguay'ın nispeten zayıf takımlara karşı acıması olmadığı ise 6-0'lık Peru maçıyla ortaya çıktı. Grupta üst üste ikinci galibiyeti olacak maçta ise Peru'dan sonra Uruguay deplasmanda, Kolombiya'yı 1-0 mağlup etti. Daha sonraki sonraki 8 maçında yalnızca 1 galibiyet alan maviler, yine bir Kolombiya galibiyetiyle iddiasını sürdürdü. Uruguay için belki de en kritik galibiyet deplasmanda aldığı 2-1'lık Ekvador galibiyetiydi. Ekvador'un 1 puan üzerinde grubu tamamladıklarını düşününce bu galibiyetin önemi daha da artıyor. Uruguay, Güney Afrika'ya doğrudan katılma şansını ise son maçta kaybetti. Evinde, Arjantin'i mağlup olan Uruguay, play-off'a kalırken, Arjantin Güney Afrika biletini cebine koydu.

Uruguay, Güney Amerika Elemelerini Ekvador'un 1 puan üzerinde 5. tamamlayarak kıtalararası play-off oynamaya hak kazandı. Kuzey Amerika - Karayip elemelerini 4. sırada tamamlayan Kosta Rika ile play-off mücadelesi veren Uruguay deplasmanda 1-0 kazandığı maçın rövanşında evinde, Kosta Rika ile 1-1 berabere kalarak Dünya Kupası'na katılma hakkını elde etti.

RAKAMSAL BAŞARILARI

11. kez Dünya Kupası'na katılacak olan Uruguay, şu ana kadar 1930'da evinde ve 1950'de de Brezilya'da düzenlenen dünya şampiyonalarında kupaya uzandı. Copa America'yı da 14 kez kazanmayı bildi.

DÜNYA KUPASI TARİHİ:

1930 DÜNYA KUPASI: Şampiyon
1950 DÜNYA KUPASI: Şampiyon
1954 DÜNYA KUPASI: Çeyrek final
1962 DÜNYA KUPASI: İlk tur
1966 DÜNYA KUPASI: Çeyrek final
1970 DÜNYA KUPASI: Yarı final
1974 DÜNYA KUPASI: İlk tur
1986 DÜNYA KUPASI: İlk tur
1990 DÜNYA KUPASI: İlk tur
2002 DÜNYA KUPASI: İlk tur

GRUP ANALİZİ :
  Gol yönünden en kısır geçmesi beklenen grup diyorlar.
Fransa,Meksika ve Uruguay'ın elemelerde maç başına gol ortalaması 1,5'larda.Fransa'da Domenech'in defansif oyun sistemi tartışlıyor.Bugün yaptığı açıklamada ileride sadece Anelka'yı bırakarak tek forvet oynatacağını söylemiş.Buna kadroya alınmayan Viera 2 forvet ile oynamalıyız diye karşı çıkmış.Henry'de Onu desteklemiş.Meksika'nın 10 defans,sadece 5 orta saha oyuncusu ile gelmesi,Uruguay'ın kadrosunda çok
sayıda yıldıza rağmen Forlan'ın ayağına ve Lugano'nun kafasına bakıyorlar gol için.
 G.Afrika ev sahibi olmasına rağmen gruptan çıkamayabilir.
Benny Mac Charty'nin yokluğu dezavantaj.Onun yokluğunda iş orta sahada Pienaar ve Kaptan
Aron Makoena'ya düşecek.Teknik Direktör tecrübeli C.A.Parreira da ev sahibi olmakla beraber
bir diğer avantajları.Şansları az diye düşünüyorum.
Fransa'yı da acı bir sürpriz bekliyor bence.Son Dünya Kupası finalisti Horozların en büyük handikapı
Domenech gibi oldukça inatçı ve tutucu bir teknik direktöre sahip  olmaları.Tek forvet oynatacak.
Orta sahada Gourcuff gibi yaratıcı bir oyuncu yerine defansif  Abou Diaby'i oynatması enteresan.
Açıkcası İrlandalıların ahını almışlardı,haksız buraya geldikleri için elenmelerini istiyorum.
Uruguay ve Meksika'nın gruptan çıkacağını düşünüyorum.
Uruguay oldukça sağlam bir defansa sahip.Göbekte Lugano ve Godin,bekler Caceres ve Fucile var.
Forvette Forlan ve Ajax'ın gol makinası Luis Suarez var.Ancak buna  rağmen gol sıkıntısı çekiyorlar.
Bunun nedeni bence orta sahadan yeterince beslenememeleri.Egueren ve Walter Gargano iyi orta saha oyuncuları ama daha iyi olmak zorundalar.
Meksika ,R.Marquez,Salcido,Andres Guardado,Torrado,C.Blanco gibi tecrübeli yıldızların yanı sıra
Carlos Vela ve G.Dos Santos gibi genç yetenekleri ile gene iyi iş yapacaktır.

7 Haziran 2010 Pazartesi

Jan de Brandt´tan mesaj var....

Sevgili renktaşlar.
Jan de Brandt hocamıza facebook´tan ulaştım.
Forumdaki ve genel olarak taraftarlar arasındaki güzel duyguları paylaştım. Gelecek hayatında başarılar diledim. Fenerbahçe taraftarının onu unutmayacağını belirttim. Taraftarlara bir veda mesajının olup olmadığını sordum. O da şu mesajı gönderdi. Sizinle paylaşıyorum...

Özgür


I honestly dare to say that i leave Fenerbahçe with pain in my heart. I had a very nice time here and i hope to come back one day.
I thank in first instance Mr. Aydenlar. who gave me the oppurtunity to work here.
I thank all the players that i worked with...they did it wonderfull !
I thank all my staff who did a very great job.
And last but not least i want to thank all Fenerbahçe fans. Always ‚ home or away ‚ we played homegames. It was a great feeling for me to feel always your love and support. One slogan i will remember forever ´ aşkiniz bizlere yeter ´ ´ your love is enough for us ´. İt touched me in my heart.
I hope that also next season you will see great games ‚ i am sure of that ‚ and that we can win the european cup !
I wish you all the best and i repeat it was a pleasure to work here!

Thank you for all.

My best regards ‚

Jan


Türkçesi:
Dürüstçe söylemek gerekirse‚ Fenerbahçeyi kalbimdeki acıyla terk ediyorum. Burada çok güzel vakit geçirdim ve bir gün geri dönmeyi umut ediyorum.
İlk olarak burada çalışma fırsatı verdiği için Mr. Aydınlara teşekkür etmek istiyorum.
Birlikte çalıştığım bütün oyunculara da teşekkür ediyorum. Çok iyi performans gösterdiler!
Çok iyi iş çıkaran teknik kadroya da teşekkür ediyorum.
Son olarak ve en önemlisi‚ bütün Fenerbahçe taraftarına teşekkür ediyorum. Deplasmanlarda bile kendi sahamızda gibi oynadık. Sizin sevginizi ve desteğinizi sürekli hissetmek çok güzel bir duyguydu. Her zaman hatırlayacağım tezahüratınız Aşkınız bize yeter olacaktır. Beni derinden etkiledi.
Gelecek sene çok iyi maçlar izleyeceğinizi umut ediyorum. Ve eminim ki Avrupa Kupasını kazanacağız!
Siz her şeyin en iyisine layıksınız ve tekrar ediyorum‚ burada çalışmak benim için büyük keyifti!

Her şey için teşekkürler.

En iyi dileklerimle.

Jan

Brandt´ın ardından birkaç söz...

Brandt´ın ayrılışı için birkaç şey yazmak istiyorum.
Kuru bir güle güleyle olmaz...

Brandt´ın en çok eleştirildiği dönemlerde bile onu savunan biri olarak
tabii ki gitmesine üzüldüm.

3-4 kez maç ertesi karşılaşma fırsatımız oldu.
Son derece mütevazi ve cana yakın bir insan.
Eeee‚ ne olacak diyebilirsiniz. Ama mesele bu.

Şimdi bir şey söyleyeceğim‚ kimi arkadaşların çok hoşuna gitmeyecek.
Ama düşüncemdir‚ söyleme özgürlüğüm var.
Bunu amatör olarak 4-5 yıl voleybol oynamış biri olarak söylüyorum.
Ve tabii ki son 2-3 yıldır neredeyse profesyonelce voleybol izleyen biri olarak...
Tabii bu dediklerimin doğru olduğu anlamına gelmez.
Kendi yorumum ve tamamen öznel tabii ki...

I. Takım sporları içinde koçun etkisinin en az olduğu spor dalı voleyboldur.
Hatta daha da ileri gideceğim‚ özellikle bayan voleybolda koçun asli görevi
- takım içi dengeleri kollamak‚
- yıldızların egosunu tatmin etmek ama aynı zamanda kontrol altında tutmak
- genç yeteneklere fırsat vermek özgüven aşılamak
- hata yapan oyuncuyu oyun ve takım içinde tutmak
- takım içi gruplaşmalara izin vermemek
vs.dir...

Yani aslında biraz menajerlik de yapmak zorundadır koç.
İşin teknik taktik yönü basketbol ve futbolda olduğu kadar yoktur.

Voleybolda esas olan takım olmaktır. Çünkü her oyun ("rally") ortalama 15-20 saniye sürer.
Takım olarak reflekslerini çok güçlü olmalı‚ her hücum setini adeta bir refleks gibi
düşünmeden otomatiğe bağlayarak oynayabilmelisiniz.
Takımın her oyuncusunu birbirini ezberlemeli.

Rakibi çok iyi analiz etmeli‚ rakibin zayıf noktaları üzerine gitmelisiniz.
Aynı zamanda rakibin nerelerden nasıl hücum edeceğini tahmin etmelisiniz.
Koçun maç içinde asli görevi de budur zaten.
Indesit maçlarını laola´dan izleyenlere tavsiyem molalarda koçların konuşmaları
net olarak duyulur‚ bir dinleyin derim...

Mesela dersiniz ki Gioli gile önünde. Blok dikkat etsin‚ pasör ona açacak‚ vurduğunda da genelde paralele indirir‚
libero sen dikkatli ve hazır ol.
Atakta da mesela Oksana´nın bloğu düşüktür orada hücum edelim‚ arka alanda Godina var‚
kaçırmayın bu fırsatı onun üzerine vurun. Çıkaramaz...

Falan filan

Şimdi antrenörleri aşağıladığım düşünülmesin.
Kesinlikle.
Voleybol aslında çok da karmaşık bir spor dalıdır.
Ama birkaç yılınızı verdiğiniz mi çözmesi de kolaydır.
Ve aynı bilgi seviyesindeki antrenörler arasındaki farkı bence üç şey belirler:
1. Çalışkanlıkları. Yani rakipleri çok iyi tanımaları. Rakiplerin maçlarını izlemeleri‚ iyi analiz etmeleri. Dünya liglerini takip etmeleri...
2. İnsan ilişkileri. Yukarıda bahsettiğim meselelerde oyuncular üzerinde tatlı-sert bir otorite kurabilmeleri
3. Zeka. Oyun içinde rakibin taktiklerini görebilmeleri‚ rakibin zayıf noktalarını iyi tespit etmeleri‚ o zayıf noktanın üstüne gitmeleri‚ kendi takımının zayıflıklarını tespit edip onları örtmeleri‚ kendi güçlü oldukları yönlerin daha da çok üstüne gitmeleri. Gerekli oyuncu değişikliklerini yapmaları vs...

Şimdi bu konularda açıkçası ben Brandt ile Jose Roberto arasında öyle aman aman bir fark olduğunu sanmıyorum.
Tamam Jose Roberto tartışmasız en iyi antrenörlerden birisi.
Ama bu iki koç arasındaki fark mesela Mourinho ile Daum arasındaki fark kadar açık değildir.
Çünkü baştan beri belirttiğim gibi koçun voleybolda oyuna etkisi bir yere kadardır.


II. Brandt başarılı mıydı?
Peki Brandt‚ ne yaptı 2 yılda?
Şimdi kolaya kaçıp şunu söyleyebiliriz‚ bu seneki takımda bu başarılar normaldi.
Hayır. Bu kadar değil.
Çünkü Brandt´ı bu seneyle değil geçen seneyle değerlendirin.
4. sıradaki bir takımı‚ kendisinden çok daha güçlü takımların arasından sıyırıp
şampiyon yapmadı mı Brandt Hoca...
Üstelik bu ilk şampiyonluktu ve bir kabuğun kırılmasını sağladı.
Mehmet Ali Aydınlar´ın voleybola daha çok yatırım yapması için cesaret verdi.
Yani şu son iki yıldakı yatırımda tabii ki aslan payı Aydınlar´da ama Brandt´ın katkısını da unutmayalım.

Ne yaptı Brandt Hoca... (ilk şampiyon olduğumuz seneyi anlatıyorum)
1. Her oyuncunun performansını artırdı. Özellikle Seda ve Eda çok geliştirdiler kendilerini.
2. Rakiplerine göre daha zayıf bir kadroya sahip olmasına karşın oyuncularını çok dengeli bir şekilde kullandı.
hepsinden verim almasını bildi.
3. Genç oyunculara cesaret verdi. Merve´ye final maçında rakip 23. sayıdayken servis attırmasını hiç unutmayacağım.
4. Takım içinde uyum sağladı. Devre arasında birbirine girecek duruma gelmiş oyuncular arasında güzel ve sıcak bir ortam yaratmayı başardı.
5. Takım savunmasını geliştirdi. Özellikle blokları iyi yerleştirdi. Arka alan savunmasında takımı ilerletti.
6. Oyuncuların tümünün servislerinde gelişme sağlandı. Özellikle servislerin gideceği yerler çok iyi tesit edildi her pozisyonda.

Şimdi geçmişi niye hatırlatmak zorunda kaldım?
Bu sene Brandt çok eleştirildi. Dendi ki Naz´a süre vermiyor.
Ben bunu hiç anlayamadım. Şimdi insaf. Hangi takımın kadrosunda 3 pasör bulunur arkadaşlar.
Alın Wikipedia´da bütün kalburüstü takımların kadroları var.
Hepsine bakın. 3 pasör birden bulunduran takım var mı?
Brandt ne yaptı Merve´yi 3. pasör olarak tuttu takımda.
Bir tek servis attırdı diye eleştirenler var.
Ama başka bir koç olsa yedekte bile tutmazdı Merve´yi. Bunu söylemek istiyorum.
Yani a takımıyla antremana bile sokmazdı.
Genç takımında oynatırdı o kadar.
Şimdi Merve´ye bunu yapan bir hoca Naz´ı niye kenarda çürütmek istesin?
Üstelik Naz bu sene takıma nasıl geldi?
Ne kadar bonservis ödendi biliyor musunuz?
Söylentiler 1 milyon dolar ödendiği yönünde.
bu Acıbadem´in geçen seneki toplam bütçenin 5´te biridir arkadaşlar.
tekrar ediyorum 1 milyon dolar.
bu rakam Skowronska+Fürst+Sokolova transferlerinin toplam bedelidir neredeyse...

Ve Aydınlar‚ geçen sene takımın nasıl kurulduğunu anlattı.
Ne dedi‚ Brandt her mevkide en çok istediği 5 oyuncuyu istedi. Biz de hepsini aldık.
Pasörde birinci sırada Naz vardı dedi...

Sene boyunca Naz´ı neden oynatmadı diye buralarda çok sorgulandı.
ben de hep hocanın bir bildiği vardır dedim.
Ama sonuç olarakk sene sonunda Naz çürümüş mü?
Elinizi vicdanınıza koyun.
Çin´deki turnuvada Naz´ı izlediniz mi?
Final serisinde ilk maçı nasıl döndürdüğünü hatırlıyorsunuz değil mi?
Bu mudur çürüme.
Brandt´ın çürüttüğünü iddia ettiğiniz Naz‚ sene sonunda en iyi pasör ödülünü almadı mı?
Demek ki Naz kendini diri tutmayı başarmış.
Ama bunda Brandt´ın da çok önemli bir payının olduğunu teslim etmek lazım.


III. Brandt´ın koyduğu başarı çıtası: 50 maçta 48 galibiyet

Peki Brandt´ın karnesinde ne var?
Yazıyorum...
Kendi kurmadığı bir takımla ve kendisinden daha güçlü takımların olduğu bir ligde
ŞAMPİYONLUK (Üstelik bu koçu olduğu takımın ilk şampiyonluğuydu)
CEV Cup´ta 3.lük.

Bu sene
Türkiye´de 3 kupa birden
Avrupa´da finalde 3-2 kaybedilen maç sonrası (ki o son set de 6 sayı farkla kaybedildi)
kazanılan AVRUPA İKİNCİLİĞİ (Üstelik bu koçu olduğu takımın bütün branşlarında yakalanan en büyük başarı)

Öyleyse bu seneki takım ve koç için başarı çıtası budur.
Takım en fazla iki maç kaybetmeli‚ Indesit´te final oynamakla kalmayıp finali de kazanmalı
ve Türkiye´deki bütün kupaları da almalıdır.

Açıkçası bu çıtayı geçebilecek çok çok az hoca var dünyada.
Ve böyle bir çıtayı geçmesini istenmesini kabullenebilecek de çok az kişi var.
Biri de Jose Roberto tabii ki.
Yeni hocamız kendisine güveniyor ki kabul ediyor..

Ancak....

Bu sene Roberto iyi ki geldi diyenlere
sene sonunda şu çıta geçilemediyse‚ bir şeyleri hatırlatmak da hakkımız olmalı diye düşünüyorum.
Bu bir...

İkincisi geçen seneki takımın bu senekine göre çok daha fazla zaafa sahip‚ çok daha dengesiz‚
savunma yapabilme açısından çok daha sınırlı bir takım olduğunu da hatırlatmak isterim.


IV. Brandt´ın görevine neden son verildi?
Evet‚ neden?
Benim birkaç gözlemim var.
Sene başında hedef Dörtlü Final oynamak olarak konuldu.
Ancak takım o kadar büyük bir sinerji yarattı‚ öyle domine etti ki hem Avrupa´yı hem de Türkiye´yi‚
hedef bir anda büyüdü ve Indesit şampiyonluğuna dönüştü.
Ancak buna göre bir hazırlık yoktu sene başında.
Zaten ilk senede Indesit´te şampiyon olmak gibi bir hedef koymak biraz anlamsız olurdu.
Ancak rakiplerimiz iyi durumda değildi.
Rusya takımları düşüşteydi.
İtalyanlarda da bu sene asıl yatırım yapmış Jesi‚ Cortese gibi takımlar değil de Novara gibi düşüşteki
takımlar Indesit´teydi.
Bergamo da sene boyunca sakatlıklarla uğraştı‚ Bianco´suz falan oynadı.
Tabii haliyle Fenerbahçe Avrupa arenasında uzun bir süre tek başına tek güçlü ekip olarak kaldı.
Bunlar hep camiada hedefin büyütülmesine neden oldu.
Tabii kulübümüzdeki "Avrupa´da kupa alma hayali ve beklentisi" de bence takımın üstüne ayrı bir yük olarak bindi.
Bu Brandt´ın planlarını bence altüst etti.
Önceki sene Merve´yi bile oynatan Brandt‚ bir anda ilk altı seçiminde son derece tutucu davranmaya başladı.
Beylikdüzü maçlarında bile aynı altı oyuncuyu bir arada görmeye başladık...
Bu Brandt´ın tarzı değil. Aydınlar´ın da bu tür bir yönlendirme yaptığını sanmıyorum.
Ayrıca tam da rotasyona girilmesi gereken bir dönemde önce İpek sonra da Blom sakatlandı.
Ve Rüya Takım bir anda yedeksiz kaldı...
Brandt rotasyona girecekti de kimi oynatacaktı?
Çiğdem´in yerine kimi sokacaktı?
Bençe sezon sonu biraz sene başında planlanandan farklı şekilde yaşandı.
Ama bu dönemde çok çok az hata yapıldı.
Ve en az hasarla atlatıldı bu dönem...
Bu bile bence Brandt´ın başarısıdır.

Ayrıca takım savunması aksamadı mı bu sene? Aksadı...
Peki bu Brandt´tan mı kaynaklanıyordu?
Çok sanmıyorum. Çünkü bir önceki sene takım iyi defan yapıyordu zaten.
Bir şeyler değişti geçen sene boyunca...
Bunu tam olarak çözemiyorum‚ ama savunma sorunumuz Brandt´tan kaynaklanmıyordu...

Ancak Brandt´ın gelecek sene daha da artan yıldız oyuncuları kontrol edemeyeceği söyleniyor.
Ben öyle düşünmüyorum.
Şu anki takıma manşet aldırmak‚ blok yaptırmak‚ savunmaya yerleştirmek
geçen senekine göre çok daha kolay...
Ayrıca Brandt‚ bence sanıldığı gibi yıldızları kontrol edemeyecek bir hoca değil.
Bunu yapmak için tek yöntem kariyer konuşturmak değildir.
İnsan ilişkileri de önemlidir ve Brandt takım içinde huzursuzluk yaşanmasını engelleyecek bir hoca bence.

Ancak karar alınmış. Yapacak bir şey yok.
Fakat tekrar ediyorum. Jose Roberto´nun işi çok zor.
Çünkü bu takım daha az yıldızla geçen sene zaten çok başarılıydı.
50 maçta sadece 2 maç‚ onlar da 3-2 kaybedildi.
Bu çıtayı geçmek çok zor.
Ama yeni hocamız da iyi‚ transferler de yerinde...

Ben yine keyifle izlenecek bir takım yaratıldığını düşünüyorum.
Ama Brandt hakkında şu yazdıklarım da unutulmamalı.


V. Brandt´ın gidişine üzüldüm ama yine de Jose Roberto´yu destekleyeceğim
Ben biraz garip bir taraftarım...
Yani istemediğim bir değişiklik de yapılsa‚
oyuncular o çubukluyu üstüne geçirdi mi
o takımı ne olursa olsun sonuna kadar destekliyorum.
Bunu Aydın Örs gönderildiğinde de hissettim.
İçim yanıyordu ama sahada sonuçta Çubuklu vardı.
Tanjevic´i en kötü dönemlerde Basketbol forumunda nasıl desteklediğimi
bilenler bilir.
Yani düşündüğümü söylemekten de çekinmem...

O dönemlerde Tanjevic´i savunmuş biri olarak
Bu dönemde Jose Roberto´yu tabii ki destekleyeceğim.
Başarılı olmasını isteyeceğim.
Keyke Brandt´ın çıtasını geçse.
Takım 50´de 50 yapsa.
Daha güzel voleybol izlesek.

Şöyle düşünmem‚ yahu ben neler yazmıştım ama hiçbiri çıkmadı.
Hayır... Fikirlerimde hiç de inatçı değilim.
Çünkü biliyorum ki ben sadece bir taraftarım.
Voleybolun teknik-taktik işlerini benden daha iyi bilen bu işin profesyonelleri var...
Jose Roberto tabii ki onların başında geliyor.
Ve tabii ki zamanını‚ heyecanını ve parasını bu işe yatıran Mehmet Ali Aydınlar...

Ne yalan söyleyeyim‚ BrandT´ın hakkının yendiğini düşünüyorum.
Geçen hafta hocamız hala Brandt diyen Mehmet Ali Aydınlar´ın
daha sonra transferleri Jose Roberto´yla birlikte yaptıklarını söylemesi de çok hoşuma gitmedi.
Ama hiç önemi yok. Mehmet Ali Aydınlar´ın kredisi çok çok çok fazla...
Bir bildiği vardır deyip‚ hiç kafama takmıyorum.
Şu forumda en son eleştirilecek insan Aydınlar´dır bence...
Susuyorum...

Dediğim gibi... Taraftar yine de takımın arkasında durmalı.
Takım iskeleti hala sağlam duruyor.
Üstüne eklemeler yapıldı o kadar.
Ama sonuçta koç değişti.
Belki yeni bir pasör de gelecek.
Yani geçen seneki oturmuş takım ve sistem biraz değişecek.
Bu arada birtakım kazalar olabilir‚ sürpriz yenilgilerle bile karşılaşabiliriz.
Ancak takımın sezon boyunca çok iyi form tutacağını ve keyifli voleybol izleteceğini düşünüyorum.
Bu yüzden olası kazalarda "Brandt keşke kalsaydı" homurdanmalarıyla kendi keyfimizi kaçırmayalım.
Geçen seneki Rüya Takımdı. Peki bu seneki? onlar da şüphesiz Rüya Takımı...
Aydınlar´a biz yine de teşekkür edelim ve şu güzel takımın keyfini çıkarmaya bakalım...

Özgür

TEŞEKKÜRLER Jan De Brandt - Frauke Dirickx - Alice Blom !!!!!!!


Çok üzgün olduğumu belirtmeliyim.Bir kere bile yüz yüze görüşmedik ama sanki yıllardır 
her gün görüştüğüm bir yakınım gibiydi.Çok efendi,saygılı,sempatik,mütevazi kısacası
adam gibi adam bir güzel adamdı.Önce buradan başladım ki insanlığını daha çok önemsiyorum.
Sezon boyunca ''Salondan İzlenimlerini '' yazan Kerem Kardeşim son maçtan izlenimlerinin bir bölümünde  şunları yazmıştı ;
Hep beraber o tarafa doğru yöneldik, koç ve kupa ile resim çektirelim isteyenler oldu, selam koç tebrikler diye yaklaşmamızla beni görünce parmağıyla bir dakika diye işaret yaptı. Koç arkadaşlarla resim için poz verebilir misin diyecektim ki, Kerem senin için bir hediyem var demesiyle şaşırdım. Etrafta bakınıyordum, belki gene çıkışta karşılaşırız diyordum ki burada gördüğüm iyi oldu dedi, gel benimle sana özel birşey vermek istiyorum diye beraber gene geldiğimiz yöndeki kapının oraya reklam panoları arkasına doğru,çantasının olduğu yere gidiverdik. Şimdiye kadar resim çektirmekten başka hiç birşey istememişken, çok saygı duyduğum birinden özel bir hediye almak oldukça gurur vericiydi. O çantasını açarken , koç hediye vermenize hiç gerek yoktu, biz sizleri desteklerken kazandığınız kupalar en güzel hediyelerdi diyordum ama yok dedi,bunu bir şampiyonluk günü hatırası olarak vermek istiyordum,çantama koymuştum diye bir tshirt çıkartıverdi. Teknik ekibin giydiği önünde Acıbadem logolu,yakalı lacivert trikolardan biriydi ki, böyle Fenerbahçe Acıbadem logolu bir tshirt falan satılmıyor mu diye hep Feneriumlara sezon içinde soruyordum, gerçekten çok hoş bir jestti, çok teşekkürler koç diye sarılıverdim. Sezon boyu bizi desteklediniz, maçlarda maç çıkışlarında oyuncularıma hep moral verdiniz, bizim kadar yoruldunuz onun için böyle bir hatıra ile sezonu kapatmanı istedim Kerem dedi. Çok teşekkürler koç, sizinle oyuncularla Fenerbahçeli olmanın gururunu yaşadık, size çok güveniyoruz, gelecek sene de kadroyu en iyi şekilde kuracağınıza inanıyorum, görüşmek üzere diye vedalaştık.
Bu anektot bile nasıl mütevazi ve vefakar bir kişilik olduğunu gösteriyor.
Oyuncularla iletişimi de herkesin gördüğü (bir kısım zevatın görmek istemediği) kadar
iyiydi.Ama gören gözler için tabii.



Jan teknik olarakta başarılıydı.Mutlaka her icraat yapan insan gibi eleştirilecek yönleri oldu
ama karnesine baktığımızda orada şunlar yazıyor ;
* 1,5 senede 6 Kupa 
*1 Avrupa 2.liği (2009-2010 İCL 2.liği) (*3-2 ve 6 sayı fark ile)
*1 Avrupa 3.lüğü (2008-2009 Cev Cup 3.lüğü)
2 Türkiye Ligi Şampiyonluğu (Biri sezon ortasında kendi kurmadığı ve transfer yapma imkanı olmadığı takımı alıp Telekom gibi rekor para harcayan takım,Eczacı ve Vgs gibi 2 vampir müessese'yi geçerek kimsenin beklemediği şampiyonluk,diğeri ise namağlup Şampiyonluk)
* 1 Süper Kupa
* 1 Teledünya Türkiye Kupası
Son senesinde 50 maçta 48 galibiyet,2 mağlubiyet (2'si de 3-2) 
Namağlup lig Şampiyonluğu,kıl payı Avrupa 2.liği toplam 4 kupa.
Böyle bir hoca yetersiz görülerek devam edilmiyor.
Diğer başlıkta yazdığım gibi buna saygı duyuyorum.M.Ali Bey'in tercihidir.
Ama ayrılığın şık olmadığı kesindir.M.Ali Bey orada da yazdığım gibi biraz ayıp etmiş,güvenimi sarsmıştır.
''Hocamız Jan'',''Gelecek Hafta görüşeceğiz'' ,''Transferler ,sezon
bitmeden görüştüğümüz üzere verdiği rapora göre yapılıyor'' gibi şimdi gerçek olmadığı 
açığa çıkan açıklamalarda bulunmamak gerekirdi.Ze Roberto işi bile önceden belliymiş ki,
Fürst,Skowronska transferlerinde katkısı olmuş.''Biz bu görüşmeleri uzun zamandır 
yapıyoruz dedi M.Ali Aydınlar ''
Daha iyisi ile çalışmak (kendilerine göre) elbette hakları ama dediğim gibi Jan'ın yükselttiği çıta orada. Ne yazıyor ; 
Daha dar ve bu kadroya göre daha zayıf bir kadro ile ;
50 maçta 48 galibiyet.Ligte namağup Şampiyonluk. 
3 kupa.İCL'de 6 sayı fark , 3-2 ile  2.lik.
Bunu aşmak zorunda Ze Roberto şimdi.
Yeni kurulan bol yabancılı yıldız kadroyu yönetmek için yetersiz kalır,onlar kadar kariyerli bir hoca lazımdı,çok para istediği için olmadı,yok anlayış ve kültür farklılıkları vardı.
Bunlar hep bahaneler ve hç birine katılmıyorum.
Jan ,facebook'tan kendisine soru soran taraftarlara '' Bana hiç bir teklif yapılmadı,sezon bittiğinden beri bekliyorum'' diye cevap vermiştir.
M.Ali Aydınlar'da hocamız Jan de Brandt.Gelecek hafta kendisi ile görüşeceğiz dedi
ama bugünde bunu tekzip eden biz uzun zamandır kendisi ile görüşüyorduk
demiştir Ze Roberto için.
  Jan'ın gidişi üzücü,M.Ali Bey'in izlediği yol ve tavrı üzücü ama bugün basın toplantısında
Aylin hanımın konuşması ise son derece çirkin,yakışıksız ve oldukça vefasız bir tavırdır.
 2 dakikada harcadı 1,5 senede 6 kupa ve bize zaferler yaşatan hocayı ve hemen yeni hocaya
yalakalığa başladı.Kendine yakışanı yaptı Aylin hanım.(Hanım demek bile zul geliyor ya)
 Sırf Naz'ı oynatmıyor diye kin güttü Jan'a.Sezon boyunca Frauke'yi yerin dibine soktu ve
taraftarın önüne attı.Tıpkı Divis'e yaptığı gibi.Böyle bir zihniyet bu takım için çok zararlı.
 Onun zihniyetindeki bazı elemanlarda İCL Final maçı öncesi haftada,ligte final serisi
oynanırken bile eften püften argümanlarla Jan'a saldırdılar. Uçurmuyormuş takımı mesela.
  Neyse artık rahatlamışlardır artık.Görüyoruz sevinç tezahürlerini de.
Bir teşekkürü bile hala çok görüyorlar.
  Şunu hiç anlamadılar ve görmek istemediler.M.Ali Aydınlar İCL Şampiyonluğuna
kafayı taktığı ve hedeflediği için bu sezon ciddi transferler yaptı,hocanın listesine göre
dedi gerçi ama ben Jan'ın Gamova yerine Sokolova'yı istediğini biliyorum.
Jan kesinlikle böyle bozuk kimyalı bir takım kurmazdı.Ona rağmen yıldız isimlerin
performansı ve Jan'ın onları kaynaştırması ile başarılı olduk.
Gamova gelince Seda mecburen 4 numaraya kaymak zorunda kaldı. 
Manşet almaya alışması zaman alacaktı.Pasör olarakta M.Ali Aydınlar Naz'ı aldı.
İCL Şampiyonluğu hedefi baskısını kaldırabilecek durumda görmediği için tanıdığı
ve güvendiği Frauke'yi aldırdı Jan.Vatandaşını kayırdı ,kıyak yaptığı gibi komik
yorumları da gördük.Şimdi Ze Roberto Fofao'yu getirdiğinde aynısı söylenecekmi ?
Ha Frauke ile Fofao'nun kariyeri bir mi derler.Değil tabii ama önemli olan hocanın
güvendiği ve verim alabildiği oyuncu olması.Nitekim de Frauke her türlü acımasız
eleştiri ve kara propagadaya rağmen takımı iyi oynattı.Tablo ortada.
 M.Ali Bey final ve gidişattan sonra namağlupluk istiyor.Böyle bir baskı var.
Jan da o yüzden Seda'yı manşette zaman zaman Songül ile değiştirdi.
Nihan'a geniş alanda manşet aldırdı falan filan.O yüzden Seda fazla gelişemedi.
  Bu Şampiyonluk  ve namağlupluk baskısı yüzünden Jan geçen yıl Merve'yi bile
en zor anlarda oynattığ rotasyonu bu sezon yapamadı,İCL F4'üne 2-3 maç kala
zayıf rakipler ve sıkışık programa rağmen as kadro ile fazla değişiklik yapmadan
oynattı.Bunu rotasyon yapmıyor,yerli oyuncular gelişmedi,Naz oynamadı,Seda böyle
oldu gibi bir sürü eleştiriler yapıldı.
 Şampiyonluk ve namağlupluk baskısı yüzünden Jan mecburen böyle oynattı.
Bunu görmek istemediler.
 Bu sezon göreceği aynı baskı fazlasıyla ortada olacak.
Çünkü 1 numaralı hoca ve pahalı 5 kaliteli yabancılı geniş kadro.
M.Ali Aydınlar 50'de 50 galibiyet ve  İCL Şampiyonluğu istiyor.
Göreceğiz bakalım durumları.Umarım başarırız ve Jan'a yapılanlar Ze'ye yapılmaz.
 Netice olarak ; Jan De Brandt.
Adam gibi Adam.Bir Güzel Adam ; 
GÜLE GÜLE.YOLUN AÇIK OLSUN.
YAŞATTIĞIN HER ŞEY İÇİN SONSUZ TEŞEKKÜRLER.
HER ZAMAN KALBİMİZİN EN GÜZEL YERİNDE OLACAKSIN.

Ve Jan'dan sonra takımımıza başarı ile hizmet eden ve ayrılan Frauke Diricx ve Alice Blom'a da sonsuz teşekkürler ediyor,yolları açık olsun.Güle Güle diyorum.Kulüp resmi siteden aslında
bu teşekkürleri yapması gerekirdi.
 

Etiketler