3 Temmuz 2009 Cuma

Fabio Bilica Resmi İmzayı Attı.



Fenerbahçemizin Sivasspor'dan transfer ettiği Fabio Alves da Silva(Bilica), Sportif Direktörümüz Aykut Kocaman'ın da hazır bulunduğu bir törenle kendisini 3 yıllığına kulübümüze bağlayan sözleşmeye imza attı. Çok mutlu ve gururlu olduğunu söyleyen Brezilyalı oyuncu, şimdiye kadarki kariyerinde oynadığı en büyük takımları Fenerbahçe ve Brezilya Milli Takımı olarak ifade ederken, "Fenerbahçe benim için dünyanın en büyük kulubü" dedi.
Bilica'yı resmen Fenerbahçeli yapan imza töreni, Samandıra Kamp Merkezi Basın Toplantı Odası'nda gerçekleştirildi. Törende ilk olarak söz alan Sportif Direktörümüz Aykut Kocaman, "Bilica, Kulüple anlaştıktan sonra, antrenmanlar başlarken geldi. O nedenle kendisiyle imza töreni düzenleyemedik. Yoğun bir antrenman programı var. Fenerbahçe'nin büyüklüğünü ve onun bir futbolcusu olduğunu hissetmesi için böyle bir imza töreni düzenledik. Disiplinli ve savaşan bir kadro istiyoruz. Bilica, geçen sene Sivasspor'da başarılıydı. Ancak Fenerbahçe'ye transfer olan bir oyuncu için başarı çıtası ve beklentiler yüksek olmalı. Hem kendisi hem de takımımız adına hayırlı uğurlu olmasını diliyorum" diye konuştu.

MUTLU VE GURURLUYUM

Sözlerine "İlk başta, burada oynama şansını bana verdiği için Fenerbahçe'ye minnet duyuyorum" diyerek başlayan Bilica ise, "Sivas'ta başarılı olduk. Ancak demin de söylendiği gibi benim için başarı çıtası arttı. Fenerbahçe'nin başarı için elimden geleni ve elimden gelenin en iyisi yapacağıma söz veriyorum. Duyduğum mutluluk ve gururu buradan ifade etmek istiyorum" dedi.

FENERBAHÇE FORMASI GİYEN MUTSUZ OLMAZ

Daha sonra gazetecilerin sorularını cevaplandıran Bilica, kendisine Diego Lugano'nun sorulması üzerine, "Lugano'ya benim saygım sonsuz. Lugano çok büyük bir oyuncu. Ancak benim görevim kulübüm adına en iyisini vermektir. Benden öncesi, benden sonrası gibi şeyler yok. Elimden gelenin in iyisini vereceğim ve umuyorum ki; başarılarda pay sahibi olacağım" dedi. Fenerbahçe hakkındaki soruları da yanıtlandıran Bilica, "Burada bulunduğum kısa sürede şunu anladım ki; Fenerbahçe benim için Dünyanın en büyük kulübü. Burada olmaktan büyük mutluluk ve gurur duyuyorum. Buraya gelmeden önce bana söylenenler; eski teknik direktörümden olsun, tüm futbolculardan olsun duyduğum şeylerle bana güzel izlenimler sunuldu. Ben de bunları yaşamayı bekliyorum. Ben, herhangi bir futbolcunun Fenerbahçe forması giyip de mutsuz olacağına inanmıyorum. Ben buna inanmıyorum. Bu yüzden Fenerbahçe formasıyla mutlu olacağım" dedi.

EN BÜYÜKLER FENERBAHÇE VE BREZİLYA

Bugüne kadarki futbol kariyeri hakkında da konuşan Bilica, "Futbol hayatımda oynadığım tüm kulüplere saygım sonsuz ama, şu ana kadarki kariyerime baktığım zaman, Fenerbahçe ve Brezilya Milli Takımı, kariyerimde oynadığım en büyük takımlar" dedi.

İmza töreninde, gazetecilerin başka konulardaki sorularına da yanıt veren Aykut Kocaman ise, İspanyol oyuncumuz Daniel Güiza'nın takıma geç katılacak olmasının normal olduğunu söyledi. Kocaman, "Güiza, ayın 28'nde maç oynadı. Arkadaşları tatile girdikten 1 ay sonra son maçını oynadı Böyle bir istekte bulunması doğal" diye konuştu.
İmza töreni, Bilica'ya Fenercell hattı ve ve Fenerbahçe Kart verilmesinin ardından, oyuncunun Samandıra'daki antrenman sahasında basın mensuplarına poz vermesiyle sona erdi.

FENERBAHÇE'Yİ HEP HAYAL ETTİM

Yeni transferimiz Bilica, imza töreninin ardından FB TV'nin canlı yayınında Fatih Demirkol'un sorularını cevaplandırdı. Bilica "Çok kısa bir süre geçmesine rağmen kendimi buraya çok yakın hissediyorum. Çok büyük bir kulüpteyim. Bu mutluluğu ve gururu buraya gelen herkes yaşar. Burada kaldığım sürece bu duygulara hep sahip olmayı umuyorum. Fenerbahçe'de oynamayı her zaman hayat ettim. Ben hayallerimi gerçekleştiren bir insanım. Tabii sadece hayal etmekle olmuyor, eylemler de gerçekleştirmelisiniz. Ben de bunu yaptım ve Fenerbahçe'ye geldim" dedi.

TARAFTARIN GÜCÜNÜ ARKAMA ALACAĞIM

Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı'nın muhteşem havası hatırlatıldığında ise Bilica, "Fenerbahçe'nin stadına geldiğimde gördüklerimin en önemlisi Fenerbahçe taraftarının büyüklüğü oldu. Biz Sivas'la buraya maça geldiğimizde, üzerimizde büyük bir taraftar baskısı vardı. Ben zannetmiyorum ki; herhangi bir takım buraya gelsin ve bu baskıyı hissetmesin. Ben Sivas'ta oynarken bunu hissettim. Şimdi o taraftarın gücünü arkama alacak olmaktan dolayı mutluyum" dedi.

İLK HEDEF SÜPER KUPA

Bilica, "Kendi adıma söz veriyorum. Taraftara ve camiaya başarılar, kupalar kazandırmak için elimden geleni yapacağım. İlk hedefimiz de Ağustos'ta oynayacağımız Süper Kupa. Takım olarak onu kazanmak istiyorum. Ben de bunda pay sahibi olmak istiyorum. Bizim bu seneki hedefimiz önümüzdeki tüm kupaları almak. Bunun için sezon öncesi kampında iyi çalışmamız gerekiyor. Bizim şimdi yaptığımız da bu zaten. Antrenmanlar iyi geçiyor. İyi çalışıyoruz. Fenerbahçe'nin her zaman için hedefi, önündeki tüm kupaları almaktır" dedi.

DAUM'UN YAPTIKLARI YAPACAKLARININ GÖSTERGESİ

Yeni çalışmayla başladığı Teknik Direktörümüz Daum hakkındaki soruları da yanıtlandıran Bilica, "Hocamızın daha önceki dönemlerde yaptıkları, yapacaklarının göstergesidir. O da biz de başarıyı hedefliyoruz. Hocamızın bizim üzerimizdeki etkisi ve havası oldukça olumlu. Umuyorum ki, tüm kupaları kaldırırız. Ben kupalar kazanmak istiyorum. Türkiye liginde Fenerbahçe formasıyla kupayı kazanmak, Avrupa Ligi'nde başarılı olmak ve o kupayı da kaldırmak istiyorum. Bunlar da aklıma geldiğinde heyecanlanıyorum" diye konuştu.

BASKILAR OLUMLU ETKİLER

Beklentilerin ve baskıların fazla olmasının olumlu olduğunu söyleyen Bilica, "Baskıların, üzerimizdeki beklentilerin fazla olması beni olumlu şekilde etkiliyor. Bu sizin işinize daha fazla eğilmenizi sağlar. Zaten bu formayı giymeniniz bile bunu sağlar. Baskı olumlu etkiler. Fenerbahçe bu sene Türkiye Ligi, Türkiye Kupası ve Avrupa'da mücadele edecektir. Ben de hepsine talip olduğumuzu söylüyorum" diye konuştu

TÜRK VE BREZİLYA FUTBOLLARI BENZEŞİYOR

Bir çok ülkede top koşturduğunun hatırlatılması ve ülke futbollarını karşılaştırması istendiğinde ise Bilica, "Ben bir çok bakımdan Türk futbolunun Brezilya futboluyla benzerlikleri olduğunu söylüyorum. Özellikle de oynadığım mevkii bakımından. Brezilya'da da stoperler, güvenliği elden bırakmamak kaydıyla ileri çıkarlar. İtalya ve Fransa'da stoperler orta sahayı bile geçemez. Türkiye'de bu kısıtlama yok. Bu da futbolun güzelleşmesine katkı sağlıyor. O nedenle Brezilya ve Türk futbolu bir birine yakın. Ben saha içinde azimli, kararlı ve hırslıyım. Karşımda kim olursa olsun, rakip takımda yakınım bile olsa bu kazanma hırsımdan bir şey kaybetmem. Ben futbol oynamayı ve futbolu futbol gibi oynamayı seviyorum. Bir defans oyuncusuyum ama futbolu sevdiğim için atağa çıkmayı, gerek asist gerek golle takımıma hücumda katkı yapmayı seviyorum. Elbette görevim savunmak ama ileri çıkmayı da seviyorum" diye konuştu.

FENERBAHÇE'NİN CAMİA DURUŞU OLACAK

Fenerbahçe'nin bu sezon nasıl bir futbol oynayacağı hakkında görüşleri sorulduğunda ise Bilica, "Saha içerisinde Fenerbahçe'nin camia duruşu olacak. 'Camia duruşu nedir?' derseniz. Fenerbahçe camiası büyüktür. Saha içindeki Fenerbahçe'nin duruşu da camianın büyüklüğünün duruşu olacaktır. Başarının sırları hocamızda saklı. Hocamız bu sırları bizlere zamanla verecek. Bizler de başarıya inandığımız sürece bunları yerine getireceğiz" diye konuştu.

TARAFTAR HEP YANIMIZDA OLSUN

Özel yaşamı hakkında da bilgiler veren Bilica, "Benim için temel ailedir. Bilica da saha dışında ailesiyle birliktedir. Aileyle mutlu olduğunuz takdirde işinizde de mutlu olursunuz. Saha dışındaki Bilica, ailesiyle ve arkadaşlarıyla vakit geçiren bir insan. En büyük hobim ise balık tutmak. Brezilya müziğini de Türk müziğini dinliyorum. Yemeklere de alışkınım. Zaten Türk yemekleri ülkemin yemeklerine yakın. Eşime de Brezilya yemekleri değil de Türk yemekleri yapmasını söylüyorum" diye konuştu. Son olarak taraftara seslenen Bilica, "Başarı için buradayım. Fenerbahçe, kupaları almak için elinden geleni yapar. Ben de takımın bir parçası olarak bunu istiyorum. Taraftarlarımızın desteğiyle başarılar kazanacağız. Bunu da önümüzde zamanlarda göreceğiz. Onlar hep yanımızda olsun" dedi.



























bilica.jpg

Kariyeri

2008-2009 sezonunda Sivasspor'da oynadı. Sivasspor'a, Romanya'nın CFR Cluj takımından geldi. Daha önce Venecia, Brescia, Palermo, Ancona, Köln gibi takımlarda da forma giydi. Fenerbahçe Spor Kulübü'nün 8 Haziran 2009 tarihinde resmi web sitesinden yapılan açıklamaya göre Bilica, Fenerbahçe ile sözleşme imzaladığı belirtildi. Transfer ücreti olarak Yasin Çakmak'ın bonservisiyle beraber + 1.5 milyon avro + 3 futbolcu kiralık olarak verildi. Sivasspor Kulübü, 9 Haziran 2009 tarihinde transferi doğruladı. Transfer haberi ilk olarak Fenerbahçe Spor Kulübü'nün iletişim operatörü olan Fenercell'in üyelerine gönderdiği kısa mesaj ile duyuruldu.

3 Temmuz 2009'da Fenerbahçeyle 3 yıllık bir sözleşmeye imza attı.Yasin Çakmak'ın yanı sıra 4.000.000 Euroluk yüksek bonservis bedeliyle 3 sene anlaşma sağlanmıştır.Bilica yıllık 2.100.000 € alacaktır.

Milli Takım kariyeri

1998-2000 yılları arasında 16 kez Brezilya U-20 Milli takımının formasını giydi ve 2 gol attı. 2000 Sydney Olimpiyat oyunlarında ise ünlü futbolcular Alex, Ronaldinho, Lúcio ve Fábio Aurélio ile beraber Brezilya Olimpiyat takımında forma giymiştir. Bu turnuva'da 2 kez milli oldu.


Hürriyet Gazetesi spor yazarı Korkut Göze, yeni transferleri mercek altına almaya devam ediyor.. Göze’nin bugünkü konuğu Fenerbahçe’nin yeni transferi Bilica oldu.

Yedi çocuklu bir aile babası. Üç kez evlendi. Sivasspor’da oynadığı tek sezonu üçüncü eşinden dünyaya gelen çocuğu ile geçirdi.

Sivas halkı ile sıkı bir dostluk kurdu Bilica. F.Bahçe’ye transferini öğrendikten sonra söylediği duygu dolu sözler, bu sevginin samimi bir itirafıydı…

Kulübüm istemeseydi, buralardan gitmezdim. Yine de Sivasspor’un bu transferden para kazanması beni mutlu etti!

Bilica boş zamanlarını Sivas sokaklarını arşınlamakla geçirdi. En ücra köşelerine daldı, her caddeyi dolaştı. Bazen bir kafede veya bir restorantta mola verdi Sivas turlarına… Günleri hep böyle geçti.

Evde müzik dinlemeye bayılır. Üstelik bütün mahalleye de dinletir. Setin sesini sonuna kadar açar ve başlar dan setmeye. Hele, kasette bir Latin müziği çalıyorsa…

Bıkmadan-usanmadan aksiyon filmleri izler Bilica. Ve beğendiğini de birkaç kez seyreder. Değişmeyen bir hobisi vardır. Hep İtalyan marka giyinir. Yedek kaleci Akın Vardar, Sivasspor’daki can dostuydu. İbrahim Dağaşan ve Sergio ile iyi bir diyalog kurmuştu.

Zaman zaman F.Bahçeli Alex ve ünlü Ronaldinho ile telefon görüşmeleri yapardı. Sivas’ta geçirdiği tek sezonda bu eski dostlarla ilişkiyi hiç kesmedi. Nereden kaynaklanıyordu bu dostluk?

Bilica, 1998-2000 yılları arasında 16 kez Brezilya U-20 Milli Takım formasını giydi. 2000 Sydney Olimpiyat Oyunları’nda da Ronaldinho, Alex ve Lucio gibi ünlülerle Brezilya Olimpiyat Takımı’nda yer aldı. Sonra her biri ayrı ülkeye gitti. Ancak, dostluklar süregeldi…

Bilica, tam 6 yıl İtalya’da oynadı.

Her futbolcunun başaracağı bir iş değil.

Forma giydiği İtalyan takımları sırası ile…

Venezia, Brescia, Palermo ve Ancona.

Ayrıca Avrupa’da, Almanya’nın FC Köln, Fransa’nın FC Istres ve Romanya’nın Cluj takımlarında da yer aldı.

Sivasspor’da geçen sezon müthiş bir grafik çizdi Bilica!

34 maçın tümünde oynadı. Rakipten 92 top çaldı, 15’ini kaptırdı. Attığı isabetli pas sayısı 855. 30 faul yaptı, 78 kez faule maruz kaldı.

Gördüğü sarı kart 6. Tek kırmızı kartı var!

Tam adı: Fabio Alves da Silva Bilica.

Yaşı: 30. Boyu: 1.87. Doğum yeri: Campina Grande (Brezilya)

Bilica’nın meslek yaşamı anılarla dolu.

Ünlü Shevchenko’nun attığı penaltıyı kurtarması anılarının baş köşesini süslüyor.

Venezia’da oynarken, kaleye geçmek zorunda kalır Bilica.

Teknik direktörün bir işareti ile kaleye yönelir. Gerisini Bilica’dan dinleyelim…

Önce irkildim. Ancak, kazağı üzerime geçirdiğim an tüm korkularım bitti. Ve özgüven kazandım.

Bu arada bir başka şanssızlık gelip Bilica’yı yakalar. Milan bir penaltı atışı kazanır. Atışı kullanacak isim de ünlü Shevchenko…

Yine Bilica’ya dönelim ve hikayenin gerisine kulak verelim…

Dikkatle Ukraynalı futbolcuyu izlemeye başladım.

Topa doğru koşarken atacağı köşeyi kestirdim. Ve o yöne doğru uzandım.

Topun elime değdiği an penaltıyı kurtardığımı anladım. Büyük bir mutluluk duydum.

Sivasspor’da hep yıldız futbolcu muamelesi gördü. Her futbolcu onu farklı bir yere koydu. Ve yine hiçbiri Bilica’nın değerini inkar etmek gibi bir komplekse girmedi.

Bir röportajda Eskişehirspor’un stoperi El Saka’ya sorarlar…

Türkiye’ye gelen en iyi yabancı stoper kim?

El Saka hiç düşünmeden yanıtlar…

Popescu ve Bilica!

Bunu Bilica’ya anlatırlar. Brezilyalı kısa bir yanıt verir…

Popescu gibi bir futbolcu ile adımın anılması bana gurur verdi!

Yeri geldi hemen söyleyeyim… Ülkemize gelen en mütevazı yabancılardan biri Bilica. Tartışmaya girmeyi hiç sevmez. En önemli özelliğini de şu sözlerle vurgular…

Bir stoper için yeterli tekniğe sahibim. Bu da bana oyunu iyi okumak ve iyi oyun kurmak gibi bir özelliği getirdi. Ayrıca, attığım isabetli pas sayısı bir stoper için bir hayli fazla.

Ve bir iddia: Bilica’nın Romanya’dan Sivasspor’a transferi bir hikaye gibi… Rumen teknik direktör Multescu’nun yardımcılığını yapan Yüksel Yeşilova, Bilica’yı Sivasspor’a önerir.

Ancak, bazı şeyleri de söyleme gereğini hisseder. Önce iyi ve kaliteli bir futbolcu olduğunu vurgular. Ardından da çok istikrarlı değildir diye bir not düşer. Ve şöyle tamamlar…

Uzun yıllar yararlanamazsınız. Romanya’dan ayrılışın nedeni de bu!

Oysa Bilica, Sivasspor’da nefis bir portre çizdi. Ligde her maçta görev yaptı. Eski teknik direktörü Bülent Uygun’un da belirttiği gibi yüzde yüz randıman sağladı, arkadaşlarına hep pozitif enerji saçtı.

Ve transferin gözdeleri listesine girdi!

Sivasspor Başkanı sayın Mecnun Odyakmaz’ın, Bilica’nın transferi ile ilgili sözleri adeta beklenmedik bir ayrılığın ezikliğini taşıyor…

300 bin Euro’ya aldığınız bir futbolcu değerini 3-4 milyon Euro’ya yükseltirse, istemeseniz de satmak zorunda kalıyorsunuz!

Doğru söylüyor sevgili başkan… Çark kolay dönmüyor. Bu alemde yaşamak için bazen sevdiklerinizi de gözden çıkartıyorsunuz.

Hürriyet Gazetesi

05.7.2009 10:07

***************

Haydi Hayırlı Olsun bakalım.
Faydalı olacaktır.Komple bir oyuncu.
Akıllı,soğukkanlı,özgüveni yerinde,mücadeleci,sert şutları,frikikleri var.
Fiziği güçlü,yer tutuşu ve müdahaleleri yerinde.Geriden oyun kurmada pas yüzdesi yüksek.
Kafa topları iyi,bire birlerde kolay çalım yemiyor,tank gibi.
Çok takım değiştirdiği,oynadığı takımların küme düştüğü konusunda eleştiriler var.
Sadece O mu düşürdü acaba ?
Sivasspor'an önce oynadığı Romanya'nın CFR Cluj (başka Cluj) takımı da küme düşmüş
ama Bilica 2007-2008 Sezonunda Romanya'nın En İyi Defans Oyuncusu seçilmiş.
İstikrarlı bir oyuncu.Bize de böylesi lazım.

Geçen sezon İstatistikleri ;
Maç KategorisiToplam MaçToplam Gol
Türkiye Kupası51
Turkcell Süper Lig341

DetaylarKartDakikaMaçTarih/SaatMaç Organizasyonu
Sarı Kart 89.dk KOCAELİSPOR-SİVASSPOR 30.08.2008 21.00 Turkcell Super Lig
Sarı Kart 51.dk ANTALYASPOR A.Ş.-SİVASSPOR 09.11.2008 14.00 Turkcell Super Lig
Çift Sarı Kart 89.dk KAYSERİSPOR-SİVASSPOR 31.01.2009 13.30 Turkcell Super Lig
Sarı Kart 4.dk MKE ANKARAGÜCÜ-SİVASSPOR 14.03.2009 15.15 Turkcell Super Lig
Sarı Kart 86.dk GALATASARAY A.Ş.-SİVASSPOR 30.05.2009 20.00 Turkcell Super Lig

http://www.sporx.com/.../ozelroportaj/152557/?ref=abm

Röportajı ;

BİLİCA'NIN SHEVCHENKO'NUN PENALTISINI KURTARDIĞI POZİSYONU İZLEYİN...

30 Yaşında Piyango vurmuş gibi Ülkenin En büyük takımına iyi transfer yapmanın
kıymetini bilecek kafadadır,bunu da iyi değerlendirecektir diye düşünüyorum.
Kariyerinin doruk noktası olduğunu söylüyor zaten.
Ömer Üründül bile Ülkenin En İyi Savunma oyuncusu dedikten sonra bize laf kalmıyor.
Rıdvan Dilmen de çok beğeniyor.
Lugano çok iyi,sert,yıpratıcı v.s ama takımı sık sık yalnız bıraktıktan
sonra bir anlamı yok ki.
Bilica'nın yanına daha seri,çabuk arkaya atılan topları süpürecek bir yabancı daha lazım.
Her ne kadar Bülent Uygun ,Balili ile yarışıp geçiyor dese de açık alanda biraz yavaş gibi.
Eğer dediği gibiyse o zaman Bilica - Bekir bile olur.
Edu'ya artık teşekkür edilmeli.
Defansta 3 yabancı olayı fazla.Keşke RC'yi gönderselerdi.
O zaman bir yabancı Stoper almakta sorun olmazdı.
Bakalım Aziz Yıldırım ne düşünüyor defans kurgusu konusunda.
Daum diyemiyorum çünkü transferleri ve kadroyu Aziz Yıldırım yapıyor.

F.Bahçe'de Transferler Neye göre yapılıyor ?

Ne kurumsallaşma laforizmaları (güzel ama boş söz) ne Daum'un ne Aykut Kocaman'ın
görüşleri.Hiç biri değil Başkan Aziz Yıldırım'ın ''Sinir veya Şeker Katsayısı''na göre transfer
yapılıyor,kadro oluşturuluyor.

Başında yer alan 2 örnek ;

Dilinin kurbanı


Başkan Aziz Yıldırım, sezon bitmeden söz kestiği Belediye’nin yıldızına, “Kimseye bir şey söyleme” dedi. Ancak transfer haberinin basına sızmasını futbolcudan bilerek anlaşmayı askıya aldı.








Burak’ı yıkan haber

Fenerbahçe’de, Teknik Direktör Daum’un kalmasını istediği genç forvet, Başkan Aziz Yıldırım’ın hışmına uğradı. Yıldırım, magazin basınında hakkında haberler çıkan bu oyuncuya kızarak takımdan uzaklaştırıldı.



Burak, geçen ay nişanlısından ayrılmıştı.

Aragones’in bir türlü yararlanmadığı Burak Yılmaz’ı, magazin basınındaki asılsız haberler yaktı.
Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, yeni Teknik Direktör Daum’un takımda tutmak istediği Burak’ı, gazetelerde çıkan haberler üzerine, “Özel yaşantısına dikkat etmiyor” gerekçesiyle takımdan uzaklaştırdı, kiralanmasını istedi.

****

Basında yer alan haberlere mi itibar edeceğiz denilecek hemen.
12 yıldır tanımadık mı Aziz Yıldırım'ı da inanmayacağız.
Bal gibi doğru haberler.

Gene basında Alkollü aracıyla yakalandı haberi üzerine Ocak Ayında büyük uğraşlarla
alınan Gökhan Emreciksin bir kalemde çizilmiş ve M.Topuz'a karşılık takasla Kayseri'ye
verilmişti.

Aziz Yıldırım madem bu kadar Özel hayat haberlerine,basında haber çıkmalara
dikkat ediyor , tüm sezon boyunca Guiza ve eşi ile ilgili skandal haberlere niye bir
şey demedi ve kötü bir sezon göstermesine rağmen ,piyasası da varken niye satmıyor ?
Ki Guiza habire basına konuşuyor,ayrılmak istediğini söylüyor.

Artı Bilica ile ilgili skandal ortaya çıkmışken,neden transfer etti ?

Hep keyfi ,kafasına göre uygulamalar.

M.Topuz transferinde de çocukla doğru düzgün konuşmadığı,fırça attğı için iş nereye
gitti ve sonuçta ne kadar maddi kaybımız oldu.

Aurelio konusunda Menajer Bayram Tutumlu'ya kızdı ,köprüleri attı gördük.

Tuncay,5 m.avro bonservis yazalım öyle gideyim dedi kabul etmedi,bedavaya gitti.

Volkan ile 4 Ay'dır anlaşamıyorlar.Çünkü kafasına göre bir rakam belirler herkes için
o rakam olmazsa vermez.Ama RC'ye yıllık 4,5,Guiza ve Emre'ye 3,5,Alex'e 3,0
Deivid ile 2,5'tan 3 yıllık anlaşma yapmakta hiç tereddüt etmez.

Transfer de takımın nereye ihtiyacı var ,ne tip oyuncu lazım hiç önemli değildir.

Aziz Yıldırım'ın kafasına girsin yeter.

Tutturulmuş bir Poulsen 2 Ay'dır gidiyor.Başka adam mı yok ?
Geçen yıl da X.Alonso için 3Ay bekledik gittik Josico'yu aldık.

Hala bekliyoruz transferleri.Neyi ,kimi bekliyoruz bilmiyorum ?

Böyle oluyorken ne kurumsallığa,ne Daum'a ne Aykut Kocaman'a gerek var ?

Yeni Yönetime aldığı Cihan Kamer ''Başkan En İyi Teknik Adamlar kadar futbolu bilir''
diye buyurmuş .

E işte ne ne güzel ne diye teknik adamlara dünya para veriliyor.
Tutun bir kondisyoner takımı çalıştırsın,tekniği taktiği de Aziz Yıldırım yapsın olsun bitsin.

Bu arada takım Kaptanı Alex'in hala dönmemesi de ayrı bir rezalet.
Ayıp.
Sen takımın kaptanı olarak en önce takımın başında olacaksın.
Kaptanlığı döndüğünde alınmalı.
Tabii Emre'ye verilsin demiyoruz düşündükleri gibi.

Hırvatistan - Türkiye Yarı Final Maçının Değerlendirmesi
















Fenerbahçeli oyuncular için birbirini tanıma fırsatı


Maç resmen Fenerbahçe Acıbadem'in Türk oyuncularının antreman maçı gibiydi.

Smaçörde Seda, pasörde Naz ve ortada İpek maçın büyük bölümünde birlikte oynadılar.

İlk ve son setlerde liberomuz Nihan da katıldı onlara...

Bu açıdan Fenerbahçe açısından da faydalı geçiyor Akdeniz Oyunları.

Üstelik yeni oyuncularımız Naz, Nihan ve İpek'i de yakından inceleme fırsatı bulmuş oluyoruz.


Fenerbahçemizin ne kadar kaliteli bir takım olduğunun göstergesi bu.

Bir de Milli Takımda yer almayan Eda'nın da Fenerbahçe'de yer aldığını düşünürsek

(antrenörle sorunları var deniyordu, bilemiyorum doğru mu)...

Buna bir de Osmokrovic ve Gamova'nın bütün yerli oyuncularımızdan

daha kariyerli ve üst düzey oyuncular olduğunu eklersek,

ne kadar güçlü bir takım kurduğumuzu, en azından Türkiye Ligi açısından görebiliriz.


Maçın Genel Değerlendirmesi

Maç için bir değerlendirme yapmak gerekirse, ilk seti izleyemedim.

Çekişmeli geçmiş 29-27 kaybetmişiz.


2. setin ilk teknik molasından itibaren maça ağırlığımızı koyduk ve aldık.

25-15 ikinci setin sonucu ki, resmen süpürdük Hırvatları. Neredeyse hiç hücum yapamadılar.

Hatta set sonunda bir üç metre hücum organizasyonları vardı...

Plaseyle bitirmek zorunda kaldılar... Öldüm gülmekten.

Bloklarımız da iyi oturdu. Pasörleri de iyi değildi.

3 metreden hücumlar ve plaselerle bloklarımızı aşmaya çalıştılar ama bunu da beceremediler.

İyi servislerle de hücum kurmalarını engelledik. Hücumlarını iyi çıkardık.

Neslihan bile (bile diyorum çünkü pasör çaprazıydı) smaç çıkardı...

Başarısız hücumumuz da neredeyse hiç olmadı.

Anlayacağınız 2. sette her şeyi iyi yaptık.


Üçüncü set başabaş gitti, sonlarda 22-20 geri de düştük. Ama İpek seti geri getirdi.

Önce bir sayı aldı, sonra da peş peşe 4 tane güzel servis attı.

Naz ve Gökçenli bloğumuzla da seti kopardık: 25-22...


4. sette ise başlarda Seda'nın peş peşe güzel smaçları ve servisleriyle farkı bir anda açtık: 8-3

Bir ara Gizem savunmada aksayınca farkı kapadılar: 12-10.

Ancak Neslihan devreye girdi ve farkı artırmayı başardık.

Maçın sonlarında İpek de servisleriyle yardımcı olunca Hırvatistan'ın bütün direnci kırıldı.

25-17 aldık bu seti de...


Oyuncuların Durumu

Oyuncuların tümünü incelemeyeceğim.

İnsan tüm sene gıcık olarak izlediği oyunculara (milli takım forması bile giyse) sempatiyle bakamıyor. :)

Bir tek Fenerbahçeli oyunculara ve maçın kahramanı olduğu için Neslihan'a bakalım.

Seda'nın 12 sayısı var. Diğer smaçörlerimizden Gözde'nin 11, Esra'nın ise 7...

Pasör çaprazımız Neslihan'ın sayısı 30.

Yani Neslihan 3 smaçörümüzün toplamı kadar sayı yapmış.

Hücumlarımızı da genellikle Neslihan üzerinden kurduk.

Koç olsam ben de öyle yapardım. Çünkü Neslihan çok çok iyi oynadı bugün.

Smaç servislerinde birkaç hata yaptı o kadar.


İlk iki sette, Seda arka alana geçtiğinde manşeti daha iyi olan Esra'ya bıraktı yerini.

Bu sene Fenerbahçe'de de sanırım böyle yapılacak.

Seda arkaya geçti mi servis attıktan sonra iyi manşetli Alice Blom'la değişebilir.


Seda hücumda iyi değildi. Sonlara doğru baktı vuramıyor, blokauta yöneldi.

İyi de yaptı. Bilemiyorum artık koçun uyarısı mıydı, kendi kararı mıydı.


İlginç bir durgunluğu vardı bugün.

Bir iki manşet hatası yaptı, savunmada da iyi değildi. Sanırım bu da etkiledi onu.

Geçen sene tüm sezon pasör çaprazı oynamış bir oyuncunun

smaçörlüğe hemen uyum sağlamaması anlaşılır bir şey diyerek

ben yine de umudumu koruyorum Seda için.


İpek'in blokları aslında iyidir, ama bu maçta biraz suskun kaldı.

Yalnızca 2 bloğu var.

(maç kağıdında İpek'in blok bilgileri gözükmüyor, ama ben saydım ;) )

Ancak çok iyi servis attı. Genel olarak da servisi iyi bir oyuncu.

Tabii insan Eda'yla karşılaştırmadan edemiyor.

Eda bence hücum anlamında İpek'ten daha iyi bir oyuncu.

Blokları ise aşağı yukarı eşit.

Ama İpek'in servisleri sanki daha iyi.

Jan de Brandt'la birlikte servislerinin taktik yönünü de geliştirecektir.


Naz iyi oynadı bugün. Neslihan'la iyi anlaştılar.

Zaten milli takımda yıllardır birlikte oynuyorlar.

Ama bir sorunu var Naz'ın, hep yüksek pas atıyor...

Hızlı hücum oynatmıyor. Ya da oynatamıyor.

Artık bayan voleybolda da erkeklerdeki kadar hızlı hücumun önemi arttı.

Naz'ın bu yönünü geliştirmesi lazım.

Osmokrovic hızlı oynamayı seven bir oyuncuymuş.

Osmokrovic'in bu özelliği herhalde Naz'ın hızlı hücum konusundaki açıklarını kapamasını sağlayacaktır.


Ancak yüksek pas atmak, blok üstü vurabilen pasör çaprazları ve smaçörler için iyi bir şeydir.

Bizde Gamova var. Seda da iyi zıplayan uzun boylu bir oyuncu.

Bu açıdan Naz'ın yüksek pasları takımı iyi götürebilir.

Hele hele geçen seneki iki pasörümüzün topun altına bir türlü giremediğini hatırlayınca...


Hırvatistan Zayıf Bir Rakipti

Hırvatlar açısından çok diyecek bir şey yok.

O takımdan Poljak'ı tanıyoruz. Türk Telekom'da oynuyor.

Delic de 8JK oyuncusu ve Poljak'ın yedeği. Ama bu maçta oyuna hiç girmedi.

Poljak Hırvatların en ünlü voleybolcularından.

İyi bir orta oyuncu nasıl oynamalı merak eden Poljak'ı izlesin.

Hırvatların bir başka ünlü oyuncusu bizdeki Osmokrovic.

Ama o Milli Takım'da yer almıyor. Gürol Abi'nin dediğine göre koçla sorunları varmış.


Tabii pasör çaprazı Sanja Popovic'i de unutmayalım. Gürol Abi'nin favorisi... ;)

Bu maçta çok etkili değildi yalnız. 10 sayı yaptı.

Smaç servisleri çok etkiliydi. Hiç "ace" yapamadı ama manşetlerimizi çok zorladı.


Hırvatlar Poljak'tan daha iyi yararlanmak için genelde ortadan oynadılar.

İki orta oyuncaları da toplam 27 sayı yapmış.

Takımın en skorer oyuncusu ise Poljak: 18.

Bir orta oyuncunun takımı bu kadar sürüklemesi ilginç tabii.

Ancak iyi smaçör ve pasör çaprazı olmadan da Hırvatların gelebileceği yer buraya kadar.


Hırvatların üç smaçörü Jerkov, Usic ve Dujic'in toplam 15 sayısı var.

Yani Poljak üçünün toplamından çok sayı yapmış.

Bunun 8'i ise blok. Bu da bence Naz'ın çok yüksek paslarından kaynaklanıyor.

Yüksek pasa atalın smacın bloklanma olasılığı her zaman daha çoktur.

Blok daha kolay yerleşir çünkü.


Finalde İşimiz Zor

Finalde Naz ve Neslihan bu oyunlarını sürdürürse şansımız olabilir.

Ama İtalya güçlü bir takım. Bir tek Neslihan yetmez.

Seda bazen üst üste çok hata yapıyor. Savunma ve manşetinde de sorun var.

4. setteki gibi oynarsa İtalya'ya karşı şansımız olabilir.


Final için açıkçası çok umutlu değilim.

Hırvatlara bir set vermekle kalmadık, maç içinde çok uzun seriler yedik.

Bazen konsantrasyonumuz dağılıveriyor.

Hırvatlar yararlanamadı bundan, ama İtalyanlar affetmez.

Pasör çaprazında Aguero, smaçörde Piccinini en önemli silahları.

Orta oyuncuları ise harika. Guiggi ve Gioli var takımlarında.

Bugün ortada Poljak'la baş edemeyen takımımız

Poljak'tan da iyi bu iki oyuncunun ikisine birden nasıl önlem alır bilemiyorum.

Saha ve seyirci avantajı da onlarda.

İşimiz çok zor...


Ama İtalya'nın olduğu bir turnuvada 2. olmak da iyi bir başarıdır.

Erkek Voleybol Takımının Balkan Kupasındaki Rakipleri Belli Oldu.



Balkan Kupası kuraları çekildi‚ gruplar belirlendi.
Erkeklerde sonuçlar şöyle:

A Grubu (Odzak/Bosna Hersek):

Napredak Odzak (Bosna Hersek)‚
VC Budva (Karadağ)‚
Aris Thessaloniki (Yunanistan).

Dörtlü Final´de evsahipliği yapacak Aris´le birlikte grubun en iyisi Dörtlü Final´e kalacak.
Bu grupta maçlar Bosna Hersek´te oynanacak.

B Grubu (Cluj/Romanya)

Napoca Cluj (Romanya)‚
Teuta Durres (Arnavutluk)‚
Partizan Belgrade (Sırbistan)‚
Fenerbahce (Türkiye).

Grupta en iyi iki takım gruptan çıkıp Dörtlü Final oynamaya hak kazanacak.

Grup maçları 18-20 Eylül tarihleri arasında‚
Dörtlü Final maçları ise 26-27 Eylül tarihlerinde Selanik'te oynanacak.
Thessaloniki/Vassilika (Greece)

Municipal Sports Hall in Vassilika

Fenerbahçe Bayan Voleybol Takımı Tarihçesi ve Başarıları




FENERBAHÇE ACIBADEM
Fenerbahçe arması
Lig Aroma Bayanlar Voleybol 1. Ligi
Kuruluş 1907
Salon Caferağa Spor Salonu
Yeri İstanbul
Şampiyonluk '' ŞAMPİYON''
Renkler Sarı-Lacivert
Başkan Aziz Yıldırım
Koç Jan de Brandt
Web Sitesi
Formalar

İç saha jersey
İç saha jersey

İç saha shorts
İç saha

Deplasman jersey
Deplasman jersey

Deplasman shorts
Deplasman

Yurdumuzda Bayanlar arası ilk spor faaliyetlerinin Fenerbahçe Kulübü’nde başladığı bilinir. Kadıköy’ün en ileri görüşlü ve gelişkin yöre olması ve Fenerbahçe Kulübünün de nezahetiyle tanınmış bulunması Türk hanımlarının bu müessese içinde her türlü sportif faaliyette bulunmalarına imkan verdi. Ayrıca, bazı tesadüfler de bu konuda etken oldular. Örneğin, Fenerbahçe Kulüp Lokalinin Birinci Dünya Savaşı süresince 4 yıl Kadıköy’ün Hacıbekir, Cimcoz, Kayacan, Taşçı ve Baydar gibi tanınmış Türk aileleri için orduya dikimevi ve Moro, Glevati, Pepo, Witholl gibi yabancı aileleri için de, hayır ve spor kuruluşları yararlarına yapılan çiçek ve idman bayramlarına merkez seçilmiş olması gibi. İşte, o çarşaf ve peçe dönemide Türk ve yabancı bayanlar arasındaki bu yaklaşma, Türk kızlarının yabancılar gibi cesaretle spor sahalarında görünmelerine olanak vermiştir. Nitekim, bayanlar arasında ilk tenisçi, ilk kürekçi ve ilk atletler 1920’li yıllarda Fenerbahçe Kulübü’nde görüldükleri gibi, bayanlardan kurulu ilk voleybol takımı da 1927’de yine Fenerbahçe Kulübünde oluşturuldu. Fenerbahçe’nin 1927-29 yıllarında İstanbul şampiyonlukları kazanan erkek voleybol takımında başarı ile yeralan Y.Mühendis Suphiye Fırat hanımın kaptanlık ettiği bu kız takımının ömrü, rakipsizlik nedeniyle, 2 yıldan fazla sürmemiş ve takım dağılmıştır.

Fenerbahçe Kulübü 1954’de yeni bir hamlede bulundu. Çamlıca Kız Lisesi ile anlaşarak, öğrencilerden, atlet ve basketbolcular yetiştirme yoluna gidildiği gibi, bir de voleybol takımı kuruldu. Milli basketbolcu Altan Dinçer’le Alaaddin Güneş2in çalıştırdıkları bu takım 1955 Martındaki ilk teşvik turnuvasında 1. olduktan sonra, o yıldan itibaren organize edilen İstanbul ve Türkiye şampiyonluklarını da sürekli olarak kazandı. Nitekim, ilk İstanbul şampiyonluğunu 21.1.1956’da finalde Galatasaray’ı 15-6 ve 15-5, ilk Türkiye şampiyonluğunu da 19.2.1956’da yine finalde İstanbul Üniversitesi takımını 15-8 ve 15-9 yenerek kazanmıştır. Bu ilk şampiyonlukları kazanan kadro:
Ayten Salih(K), Güneş Çapa, Sema Bora, Bercis Türkoğlu, Nazmiye Kor, Mahiru Akdağ, Seta Yağcı, İnci Önen, Seçkin Töreli (Dinçer), Ayten Sunalp ve Meral’den kuruludur.

Bu takım ilk yenilgisini, kuruluşundan 6 yıl sonra, 14.2.1960’da, 3-2 sonuçla Galatasaray’dan aldı ve İstanbul ikinciliğine düştü ise de, bu acıyı hemen 3 ay sonra, 21.5.1960’da İzmir’deki Türkiye birinciliğinde 3-1’lik galibiyetle çıkarmış ve üstüste 4. İstanbul şampiyonluğundan sonra, yine üstüste 5. kez Türkiye Şampiyonu olmuştur. Galatasaray’ı İzmir’de yenen kadro:
Ayten(K), Güneş, Canel Konvur, Mahiro, Nazmiye ve Seta’dan kuruludur.

Spor kulüpleri kız takımları arasında 1955’de başlayan voleybol rekabeti, 1973’e kadar sürdü. O tarihten sonra ise şampiyonluk müessese kulüplerinin hegemonyasına girdi. Bu nedenle, gerçek rekabetin yaşandığı 1955-73 dönemi İstanbul ve Türkiye Kız Voleybol şampiyonluklarını kazanan kulüpler aşağıdadır:

1955 – 56
İstanbul Şampiyonu: Fenerbahçe
Türkiye Şampiyonu: Fenerbahçe

1956 – 57
İstanbul Şampiyonu: Fenerbahçe
Türkiye Şampiyonu: Fenerbahçe

1957 – 58
İstanbul Şampiyonu: Fenerbahçe
Türkiye Şampiyonu: Fenerbahçe

1958 – 59
İstanbul Şampiyonu: Fenerbahçe
Türkiye Şampiyonu: Fenerbahçe

1959 – 60
İstanbul Şampiyonu: Galatasararay
Türkiye Şampiyonu: Fenerbahçe

1960 – 61
İstanbul Şampiyonu: Galatasaray
Türkiye Şampiyonu: Galatasaray

1961 – 62
İstanbul Şampiyonu: Galatasaray
Türkiye Şampiyonu: Galatasaray

1962 – 63
İstanbul Şampiyonu: Galatasaray
Türkiye Şampiyonu: Galatasaray

1963 – 64
İstanbul Şampiyonu: Galatasaray
Türkiye Şampiyonu: Galatasaray

1964 – 65
İstanbul Şampiyonu: Galatasaray
Türkiye Şampiyonu: Beşiktaş

1965 – 66
İstanbul Şampiyonu: Galatasaray
Türkiye Şampiyonu: Galatasaray

1966 – 67
İstanbul Şampiyonu: Rasimpaşa
Türkiye Şampiyonu: Rasimpaşa

1967 – 68
İstanbul Şampiyonu:Fenerbahçe
Türkiye Şampiyonu:Fenerbahçe

1968 – 69
İstanbul Şampiyonu: Fenerbahçe
Türkiye Şampiyonu: Fenerbahçe

1969 – 70
İstanbul Şampiyonu: Eczacıbaşı
Türkiye Şampiyonu: Kolejliler

1970 – 71
İstanbul Şampiyonu: Fenerbahçe
Türkiye Şampiyonu: Gençlerbirliği

1971 – 72
İstanbul Şampiyonu:Fenerbahçe
Türkiye Şampiyonu: Fenerbahçe

1972 – 73
İstanbul Şampiyonu: Fenerbahçe
Türkiye Şampiyonu: Eczacıbaşı

Görüldüğü gibi, 19 yıllık rekabet döneminde Fenerbahçe 9 kez İstanbul ve 8 kez de Türkiye Şampiyonluğunu kazanmış ve bu 17 birincilikle 12 kez şampiyon olan Galatasaray’ı geride bırakmıştır.

Son dönemlerde bazı kadrolar büyük başarılar gösterdiler. Örneğin, Nusret Vuran’ın şube kaptanı olduğu 1967-69 yıllarının namağlup İstanbul ve Türkiye şampiyonları:

Perihan Özbilgin(K), Ayşe Koç, Ayşe Ateşli, Serpil Koç, Sema Bora, Tomris Özpars, İnci Dönmez, Ümran Yalçınpınar, Aydan Arat, Handan Mutluol, Ceyda Turan, Filiz Çoksakar. Bu kadro İstanbul şampiyonluklarını 18’er maçta 18’er, Türkiye Şampiyonluklarını da 10’ar maçta 10’ar galibiyetle kazandı ve hiç yenilmedi.

Şube kaptanlığını Kamil Dinçay ve antrenörlüğünü Deniz Esinduy’un yaptığı 1971-72’nin İstanbul ve Kütahya’da yapılan Türkiye birinciliklerini 24 maçta 24 galibiyetle kazanan ve 31 Ekim 1971’de Galatasaray’ı 15-6, 15-1 ve 15-9’la 3-0 yenen ve tümü milli takıma çağırılan kadro:
Perihan(K), Sema, Tomris, Feyza Güvener, Perran Akaktan, Nil Avunduk, Şeniz Sevinç, İnci Tülay, Gülfer Karabulut, Gülören Nas ve Alev Ercins’ten kuruludur.

Fenerbahçe, Mart 1973’de Balıkesir’de Eczacıbaşı’ndan sonra Türkiye 2. si, 1974’de de Galatasaray ve Beşiktaş ve Winlex’i yenip Eczacıbaşı’na yenilerek İstanbul 2.’si olduktan sonra, Türkiye şampiyonasında da son seti 16-18 kaptırarak 3-2 yenildi. Galatasaray maçını da bunalımlı bir hava sonucu, sürpriz sanılan 3-0’la kaybedip, set averajıyla 3.lüğe düşünce 1974-75’de ilk kez Avrupa Kupaları dışında kaldı.

1975 ve 76’da Galatasaray ve Beşiktaş’ı yenip Eczacıbaşı’na yenilerek İstanbul ve Türkiye 2.si olurken, salonsuz ve göçebe takımın, bol imkanlara sahip rakipler karşısında katlandığı zorluklar sürekli artıyor, kulübün ilgisizliği de bozuk morallere tüy dikiyordu. Düzenli ve hevesli çalışma ortamı kalmamıştı. Böyle iken, sağlanan ikinciliklerin Fenerbahçe kulübünü tatminden uzak oluşu, nihayet 1977’de şubenin kapanmasına neden oldu. Şube kapanırken, takım hepsi de milli:
Sema(K), Nida, Birgül, İnci, Şeniz, Perran, Nil ve Feyza’dan oluşmakta idi.

Antrenör A.Güneş’in gayretiyle, 1982’de bir genç takım kuruldu. Gaye, Nazlı, Aslı, Pınar, Ferda, Ufuk, Sema, Duygu, Nazan ve Kıvanç’tan oluşan kadro, gençler kategorisinde üstüste başarılar sağlarken, 1984’de mali sıkıntı takımın dağılmasına neden oldu.

Kaynak:Rüştü Dağlaroğlu FENERBAHÇE TARİHİ

80'lerin sonunda tekrar kurulup 1993'te İstanbul 1. Ligi ve Terfi Müsabakaları Şampiyonu olup Türkiye 2. Ligi'ne yükselen takım 1994'te 2. Lig'de de başarılı olarak 1. Lige yükselmiştir. 1995-96 sezonunda tekrar 2. Lig'e düşmüştür. Yönetim, 2004 yılına kadar maddi sıkıntılardan ötürü bilerek 1. Lig'e çıkmamamayı yeğlemiş, geniş bütçe olanaklarına ulaşılmasının ardından 2003 yuılında güçlü bir kadro kurulmuştur. Antrenör Jesus Savigne önderliğinde 2003-04 sezonunda bölgesel ligde şampiyon olan takım Terfi Şampiyonası'nı da namağlup birinci bitirerek 1. Lig'e yükselmiştir.

2006-07 ve 2007-08 sezonlarında Aroma Bayanlar Voleybol 1. Ligi'ni Eczacıbaşı'nın ardından 2. sırada tamamlamıştır. 2007 yılında Acıbadem Hastaneleri ile sponsorluk anlaşması imzalanarak, takımın sağlıklı bir maddi yapıya kavuşturulması hedeflenmiştir.

2008-09 sezonunda ise Fenerbahçe Acıbadem fırtına gibi esmiştir.Önce Türkiye Kupasında final oynamayı başaran takım daha sonrada Avrupanın ikinci büyük kupası olan CEV Kupasında 3.olarak tarihi bir başarıya imza atmıştır.Daha sonra Aroma Bayanlar Voleybol 1. Ligi'nde final serisinde güçlü rakibi Eczacıbaşı Zentiva takımın 3-1 yenerek tarihindeki ilk deplasmanlı Türkiye şampiyonluğu kazanmıştır.

Avrupa Kupaları

Yıl Yıl Avrupa'da Fenerbahçe

Fenerbahçe Kız Voleybol Takımı 1957/74 yılları arasında 9 kez yurt dışına çıktı. Bunların‚ Almanya ve İran olarak‚ ilk 2 si özel‚ Tiran‚ Moskova‚ Atina‚ Sofya‚ Lodz (Polonya)‚ Portekiz ve Bükreş olarak‚ 7 si de‚ Avrupa kupaları için‚ resmi nitelikledir.

Fenerbahçe kız voleybol takımı Türkiye´yi Avrupa Kupalarında temsil eden ilk takım olduğu gibi‚ çeyrek finale kadar yükselmek başarısını da göstermiştir.

  • Almanya seyahati

İlk İstanbul ve Türkiye şampiyonluklarını üst üste 5 yıl kazanan Fenerbahçe kız voleybol takımı‚ bu branşta henüz Avrupa şampiyonlukları yapılmadığından‚ kulüpçe ödül olarak bir Avrupa seyahatine layık görülmüş ve Saarbrücken Kulübü ile yapılan anlaşma gereği‚ 1958 de 3 maç için Almanya'ya gitmiştir.

Yönetim Kurulundan Sedat Bayur‚ Talat Ataman ve antrenör Alaattin Güneş ile Ayten Salih (K)‚ Güneş Çapa‚ Nazmiye‚ Mahiru‚ Eser‚ Güngör‚ Ayten Sunar‚ Ören ve Seta´dan oluşan grup‚ 16 Mart 1958'de trenle gittiği Almanya'da Saarbrücken ve Sarvelingen´de yaptığı 3 maçı da kazandı. İlk yurtdışı seyahatinin ilk maç ve galibiyeti 20 Mart'ta‚ Ayten (K)‚ Güneş‚ Mahiru‚ Nazmiye‚ Güngör ve Seta kadrosuyla oynamış ve 15/6‚ 15/6 ve 15/2 olarak‚ 3/0 sonuçla Saarbrücken´de kazanılmıştır.

  • Tahran seyahati

İstanbul ve Türkiye 1958-59 mevsimi şampiyonu Fenerbahçe Kız Voleybol takımı Tahran Üniversitesi tarafından İran´a davet edildi ve Tahran´da yaptığı 3 maçta Üniversite'ye yenildi. Taç Kulübüne karşı da bir galibiyet ve bir yenilgi aldı.

  • Bükreş maçları

1960 Türkiye şampiyonu Fenerbahçe‚ o mevsim ihdas olunan Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası maçlarında Türkiye'yi temsil eden ilk kulüp olmuş ve 22-24 Ocak 1961'de İstanbul'da yapılan 2 maç sonunda‚ rakibi Dünya 2. si Dinamo Bükreş tarafından elenmişti.

  • Tiran deplasmanı

Fenerbahçe‚ Şampiyon Kulüpler Kupası'nda 2. kez 1967-68 İstanbul ve Türkiye şampiyonu olarak katıldı. Kurada karşısına Tiran´ın 17 Nenturi takımı çıktı. Tiran'daki 4.1.1969 maçını 3-0‚ İstanbul rövanşını da 19 Ocak'ta 3-2 kazanan 17 Nenturi tur atladı. Fenerbahçe bu maçları şu kadro ile oynadı: Sema (K)‚ Tomris‚ İnci‚ Gülfer‚ Gülören‚ Perran‚ Aynur‚ Nida ve Feyza

  • Moskova Deplasmanı

İstanbul ve Türkiye 1968/69 mevsimi şampiyonu Fenerbahçe Kız Voleybol Takımı 3. kez katıldığı Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupasında ilk maçını 2. turda Bulgarlarla yapacaktı. Ancak‚ Bulgarların çekilmeleri üzerine‚ çeyrek finalde geçen yılın Avrupa şampiyonu Rus Ordu Takımı ile eşleşti.

Kongre arifesinde ve 1 milyon lira da borçlu Fenerbahçe Kulübünün 2 maçın da İstanbul'da yapılması teklifini Ruslar kabul etmediler. Kulüp‚ 28 bin lira olan masrafa karşı sadece 5 bin lira verebildiğinden‚ Beden Terbiyesi'nden ısrarlar sonucu 15 bin lira yardım alındı. 5 bin lira da kafileye dahil edilen bir üyeden sağlanarak‚ 14 Mart 1970 gecesi otobüsle Ankaraya‚ ertesi sabah da Rus uçağıyla Moskova´ya gidildi.

Yönetim Kurulundan Rüştü Dağlaroğlu‚ Turgut Soydaner‚ Şube Kaptanı Turgut Turgay‚ Antrenör Metin Bıkmaz‚ Takım Kaptanı Perihan Özbilgin‚ Sema Bora‚ Serpil Koç‚ Tomris Özpars‚ İnci Dönmez‚ Nilgün Turgay‚ Selma Paketçi‚ Ceyda Turan ve Figen Tangil´den oluşan ve kar altındaki Moskova´da CSKA mensubu Rus subayları tarafından karşılanan Fenerbahçe kafilesi‚ 28 kat ve 4 bin odalı‚ Avrupa´nın en büyük oteli Hotel ROSSİA´da 4 gün kaldı.

16 Mart 1970 deki maçı Rus takımı 15/3‚ 15/7 ve 15/8 kazandı. Rövanş maçı için 4 Nisanda gelen ve Taksim de Plaza oteline yerleştirilen misafir takım‚ 5 Nisandaki karşılaşmayı 15/0‚ 15/1 ve 15/3 ile kazanıp yarı finale yükseldi ve sonunda yine Avrupa Şampiyonu oldu.

  • Atina, Sofya ve Lodz deplasmanları

1971-72 Türkiye şampiyonu Fenerbahçe‚ 5.11.1972 günü İstanbulda Perihan (K)‚ Alev‚ Şeniz‚ Sema‚ Perran‚ Nida‚ İnci‚ Tomris‚ Aynur ve Feyza kadrosuyla 10/15‚ 15/12‚ 15/5 ve 15/12lik setlerle 3-1 yendiği Yunan şampiyonu Panathinaikos ile Atina´da 11.11.1972 deki rövanşı‚ Rumen hakemler gelmeyince‚ Yunanlı hakemler idaresinde oynanmaya zorlandı. Fenerbahçelilerin itirazları ve Yunanlı seyircilerin de Fenerbahçelilere saldırmaları ile olaylar çıkmış ve durum FIVB'ye aksettirilmiştir. Fenerbahçe Kulübü'nün bu itiraz ve şikayeti üzerine‚ rövanş maçının‚ tarafsız saha olarak‚ Sofya´da oynanması kararlaştırıldı. Ancak‚ Fenerbahçe‚ müsabaka günü olan 9.12.1972 de Sofya´da rakibini göremeyince 2. tura geçti. Sarı-Lcivertliler böylece Avrupa Kupalarında tur atlayan ilk Türk Voleybol Takımı oldular.

Fenerbahçe´nin 2. turdaki rakibi Polonya´nın ünlü Star Lodz takımı idi. Yönetim Kurulundan Nusret Özmengü ve Şube Kaptanı Halit Çetinkaya idaresinde Aralık 1972 de Lodz´a giden Fenerbahçeliler orada 3/0‚ Ocakta İstanbul rövanşını da yine 3/0 kaybedip elendiler.

  • Portekiz deplasmanı

Fenerbahçe Kız Voleybol Takımı 1972/73 Türkiye İkincisi olduğundan‚ Avrupa Kupa Galipleri Şampiyonası'ndaki rakibi Leixöes ile ilk maçı Porto şehrinde yapacaktı. Ancak‚ ağır masraf gerektiren bu deplasman üzerindeki tereddüt‚ şubenin kulüpte bir "Voleybol Gecesi" tertipleyip 50 bin lira sağlamasıyla mümkün oldu.

Başkan F.IIgaz‚ Yöneticiler B.Büyükyüksel‚ Prof.G.Özgen‚ R.Dağlaroğlu‚ Şube Kaptanı Güneş Çapa‚ eski milli voleybolcu Alev Ercins ve takımı oluşturan Sema (K)‚ Tomris‚ İnci‚ Gülören‚ Gülfer‚ Perran‚ Aynur‚ Nida‚ Feyza ve Nil´den kurulu kafile‚ 16.11.1973 Atlantik kıyısındaki Porto şehrine varmıştır.

Portekiz Kupa şampiyonuyla maç 18 Kasım akşamı yapıldı ve Fenerbahçe´nin 14/16‚ 15/5‚ 10/15‚ 15/4 ve 15/13 olarak‚ 3-2 galibiyeti ile sonuçlandı. Seyirciler‚ ilk seti 14/16 kaybeden Türk takımını‚ önceleri merakla seyrettikten sonra‚ ikinci seti 15/5 kazanması üzerine‚ ambale etmeye çalışmış‚ başaramayınca da ayakta alkışlamıştır.

Maç boyunca tribünde 8-10 kişilik bir grubun sürekli‚ YA...YA..YA... ŞA..ŞA..ŞA... FE-NER-BAHÇE-ÇOK YAŞAAAAA! temposu kulakları okşamış‚ yanlarına gidildiğinde‚ bu gençlerin Porto´da petrol rafinerisi kurmakta olan bir Alman firmasının Türk teknisyen ve işçileri oldukları öğrenilmiştir. Atlantik Okyanusu kıyılarında bir Türk Kulübü için‚ hiç kuşkusuz‚ ilk kez duyulan ve yaşanan bu coşkulu tezahürat mutlu bir anı olarak işaretlenmeye değer

Fenerbahçe‚ Portekiz Kupa şampiyonu Leixöes takımını 24 Kasım 1973 akşamı Spor ve Sergi Sarayındaki rövanş maçında da 15/8‚ 15/1 ve 15/9 luk setlerle 3-0 yendi ve tur atladı.

  • Bükreş deplasmanı

Avrupa Kupa Galipleri 1973-74 mevsimi şampiyonasında Fenerbahçe Kız Voleybol Takımı‚ Portekiz şampiyonunu 2 maçta da yenip eledikten sonra‚ 2. turu kur´a ile atladı ve Dinamo Bükreş ile karşılaşmak üzere çeyrek finale yükseldi.

Macar uçağıyla 6.2.1974 de Bükreş´e giden Bülent Büyükyüksel‚ R.Dağlaroğlu‚ Şube Kaptanı Güneş Çapa‚ Antrenör Deniz Esinduy ve Sema (K)‚ İnci‚ Aynur‚ Perran‚ Gülfer‚ Tomris‚ Gülören‚ Nida‚ Feyza ve Nil´den oluşan takım 8 Şubatta çeyrek finalin bu ilk maçıyla 15 Şubattaki İstanbul rövanşını 3/0 kaybetti ve Avrupa 2. si Dinamo Bükreş‚ ÇSKA Moskova ile karşılaşmak üzere‚ yarı finale yükseldi.

Fenerbahçe'nin Avrupa'da Genel Performansı

Organizasyonun Adı Karşılaşma Sayısı Galibiyet Mağlubiyet Aldığı Set Verdiği Set
İç Saha 14 6 8 22 26
Dış Saha 13 4 9 17 31
Toplam 27 10 17 39 57

Fenerbahçe'nin Kupalara Göre Maçları

İç Saha

Organizasyonun Adı Karşılaşma Sayısı Galibiyet Mağlubiyet Aldığı Set Verdiği Set
Şampiyon Kulüpler Kupası 6 1 5 5 16
Kupa Galipleri Kupası 2 1 1 3 3
Indesit Şampiyonlar Ligi 3 1 2 5 6
CEV Kupası 3 3 0 9 1
Toplam 14 6 8 22 26

Dış Saha

Organizasyonun Adı Karşılaşma Sayısı Galibiyet Mağlubiyet Aldığı Set Verdiği Set
Şampiyon Kulüpler Kupası 3 0 3 0 9
Kupa Galipleri Kupası 2 1 1 3 5
Indesit Şampiyonlar Ligi 3 0 3 4 9
CEV Kupası 5 3 2 10 8
Toplam 13 4 9 17 31

Toplam

Organizasyonun Adı Karşılaşma Sayısı Galibiyet Mağlubiyet Aldığı Set Verdiği Set
Şampiyon Kulüpler Kupası 9 1 8 5 26
Kupa Galipleri Kupası 4 2 2 6 8
Indesit Şampiyonlar Ligi 6 1 5 9 15
CEV Kupası 8 6 2 19 9
Toplam 27 10 17 39 157

Başarıları

Türkiye'deki Başarıları

Aroma Bayanlar Voleybol 1. Ligi

  • Şampiyon (1): 2008-09
  • İkinci (2): 2006-07, 2007-08

Voleybol Bayanlar Türkiye Kupası

  • Final (1): 2008-09

Türkiye Sampiyonluğu

  • Şampiyon (8): 1956, 1957, 1958, 1959, 1960, 1968, 1969, 1972

İstanbul Ligi

  • Şampiyon (9): 1955-56, 1956-57, 1957-1958, 1958-59, 1967-68, 1968-69, 1970-71, 1971-72, 1972-73

Avrupadaki Başarılar

Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası

  • Çeyrek Final (1): 1968-69

Avrupa Kupa Galipler Kupası

  • Çeyrek Final (1): 1973-74

CEV Kupası

  • Avrupa 3.sü: 2008-09

Özel Kupalar

Polisan Turnuvası (1): 2006

Marmaris Turnuvası (2): 2006, 2007


Etiketler