30 Haziran 2010 Çarşamba

David Villa'n Varsa Mutlusun.1-0 !!!!!

David Villa of Spain celebrates scoring the opening goal

1.JPG

2.JPG

3.JPG


İber Derbisinde zafer usta golcüsü olan İspanya'nın.
 Güzel ,zevkli bir maç oldu.Portekiz çok zorladı İspanya'yı.Öne geçecek şansları da buldular ama klasik son vuruşu yapacak bitirici golcü eksikliği yüzünden atamadılar.Ama usta golcüsü D.Villa'sı olan İspanya öldürücü
darbeyi vurdu ve bitirdi.Portekiz burada yediği ilk golle veda etti.Zor gol yiyen bir takımdı Portekiz.
Queiroz sağlamcı bir takım yapmıştı.Göreve geldiği günden beri 25 maçın 20'sinde gol yememişler.
 Ki Portekiz sağlam defansına Pepe'yi de ön liberoya çekerek takviye etmişti.
Ama karşılarında olağanüstü pas yapan,yerden kısa paslarla çabuk ve hızlı oynayan ,çok güçlü hücum silahları olan bir İspanya vardı.Sabırla ördüler ve sonunda yakaladıkları açığı değerlendirdiler.
Şöyle bir rakam var.Maçın sonlarında İspanya 700,Portekiz 360 civarında pas yapmış.
 Bir Barca'lı olarak D.Villa transferine de çok sevindim.Müthiş bir golcü.Messi ile beraber oynamalarını hayal edemiyorum.Dehşet bir vurucu tim olur Barca.
 Portekiz de Ronaldo gibi bir ultra yıldız var ama  bir şey yapamadı.Maganda hayal kırıklığı yarattı.
Del Bosque'nin Torres'i çıkarıp Llorente'yi alma hamlesi olumluydu ama D.Villa'yı sol da oynatması da hataydı.
Öne geçtikten sonra zaten gol yemeleri zordu.
Queiroz da iyi oynayan Hugo Almeida'yı oyundan çıkararak İspanya'nın ekmeği yağ sürdü.
Kaleci Eduardo çok iyi oynadı,farkı önledi.
Sonuçta İspanya zorlanmasına rağmen geçti.Paraguay maçı bu kadar zor olmayabilir.
Gittikçe açılıyorlar bakalım finale kadar gidebilecekler mi ?

Japonya'ya Yazık Oldu.(3-5/PEN.)

Justo Villar celebrates with Oscar Cardozo of Paraguay

1.JPG
2.JPG
3.JPG

Gerçekten Samuraylara yazık oldu.Bu eşleşmede tahminim bu şekilde uzatmaya gidebileceği zor da olsa Japonya'nın geçeceği şeklinde idi.Biraz da temennimdi.Zira beğeniyordum Japonya'nın futbolunu ve çok beğendiğim 4-5 oyuncu vardı bu takımda.Ne yazık ki 8 maç içinde tek penaltılara giden maçta Japon Antrenör Takeshi Okada'nın yanlış oyuncu tercihi sonları oldu.Bir defans oyuncusu sağ bek Komano'ya penaltı attırılması yanlıştı.Kaçıracağını anladım topun başına gelirken ,eyvah yandık dedim.Ki kaçırdı.
 Kazanan takım tarihe geçecekti kendi adlarına.Çünkü ilk kez Çeyrek finale kalacaklardı.
  İkisi de temkinli başladılar maça ve ortada geçti maç.Paraguay son grup maçı Y.Zelanda maçındaki gibi iyi oynamadı.Hocaları o maçtan sonra bu oyunun yetmeyeceğini söylemişti ama penaltılarda şans onlara güldü.
Hata yapmıştı kadro ve dizilişte aslında Arjantinli hoca.Nelsen Waldez ve Cardoso yedek,Santa Cruz da ceza sahasına uzak bölgede kenarda oynadı.Paraguay'ın en iyileri defansın sigortası stoper Da Silva ve orta sahada ilk kez görev yapan Ön libero Ortigoza idi.Da Silva Japonların en büyük silahı duran toplarda geçilmez kale gibiydi.Yalnız çok kötü maç yöneten Frank De Bleeckere maçın son dakikalarında Da Silva'nın rakibin üzerine yüklenerek topa vurmasında açık faul ve penaltıyı vermedi,rakip oyuncuya kambura yattı diye faul verdi.
Skandal bir karardı.Maçın kaderini etkiledi.
 Japonya  elinden geleni yaptı.Matsui bu maçta iyi değildi.Honda çok net golü bu kez atamadı ve Çeyrek final şansını kaçırdılar.Her zamanki gibi defansta stoperler Tanaka ve Nakazawa,sol bek Nagatomo,orta sahada Endo ve kaleci Kawshima iyiydiler.Kawashima ilk 2 penaltıda köşeleri bildi ama çelemedi.
Japon Teknik adam sorumluluk benim ,görevi bırakıyorum demiş bir nevi Japonların ''Harakiri''sinden örnek vermiş ama Baba Komano'ya penaltı attırmayı çok mu aradın yahu ?
 Yazık Oldu.Asya Futbolunu çok iyi temsil ettiler.Tebrikler kendilerine.
Transfer peşindeki bizim kulüpler Japon Milli takımına bakabilirler ama nerede o vizyon ve bakış açısı ?
Paraguay Çeyrek finale çıkarak tarihinde bir ilki gerçekleştirdi ama İspanya karşısında şansları az.

29 Haziran 2010 Salı

Aykut Kocaman Devri Resmen Başladı.



http://img84.imageshack.us/img84/1595/aykutkocaman.jpg
 TEKNİK EKİBİ
Yardımcı Antrenör: İsmail Kartal
Yardımcı Antrenör: Fahrudin Ömeroviç
Antrenör: Turgay Altay
Kondüsyoner: Doç. Dr. Alper Aşçı
Maç Analisti: Arda Keskin
Kaleci Antrenörü: Murat Öztürk
Bireysel Futbolcu Antrenörü: Dolu Arslan.
İdari Menajer  : Hasan Çetinkaya

2008-2009 Ankaraspor TEKNİK KADRO
Aykut KOCAMAN (Teknik Direktör)
Fahrudin ÖMEROVİÇ (Antrenör)

Kazım KONAK (Kaleci Antrenörü)
Arda KESKİN (Antrenör)
Turgay ALTAY (Antrenör)
Barış KARAKOÇ (Analist)
Alper AŞÇI (Kondisyoner)
Hasan Çetinkaya (İdari Menajer )

***********************************************************************************************************
1-Öncelikle Hayırlı Uğurlu Olsun.Başarılar.Geliş şeklini yanlış bulsam da bazılarından çok daha fazla önemsediğim '' FB Değerleri'' nin bir temsilcisi ,kendi evladımız olduğu için elbette destekleyeceğim.Bazı sözde Fenerlilerin ''değerlerimize sahip çıkalım'' deyipte en büyük değerlerimizden Rıdvan Dilmen'e linç ayinleri düzenledikleri gibi yapmayacağım.
2-Aykut Kocaman futbolculuk döneminde Rıdvan ile beraber en çok tuttuğum oyuncuydu.Attığı gollerindeki seri hareketleri nedeniyle ''Tak Tak Aykut'' lakabı takmıştım kendimce.
Ancak 2 kez beni hayal kırıklığına uğrattı.Birincisi ; 70 yaşındaki ninelerin bile büyük bir kinle apartmanın üçüncü katından FB  taraftarlarının kafasına saksı attığı Trabzon cehenneminden Şampiyonluk çıkardığımız maçtan sonraki gereksiz işgüzarlıkla yaptığı şu açıklamasında ;
"Bütün sezon uğraşıyorsunuz, bütün emekleriniz tek maçla heba oluyor. Kendi galibiyetimize seviniyorum, ama Trabzonlu arkadaşlarım için de üzülüyorum. Trabzonsporlu futbolcu arkadaşlarımın şu an yerinde olmak istemezdim. Hiçbir şampiyonluk insan hayatından daha değerli değildi. Türkiye'de başarının ölçüsü birinci olmak. Bu, yanlış. şu anda yenildikleri için Trabzonsporlular aşağılanacak. ama biliyoruz ki onların yerinde biz de olabilirdik"
Yemişim centilmenliği.Bana bir Yunan takımı gibi değil adam gibi baksınlar amenna.
İkincisi daha vahimdi.2005-2006 sezonunun 8.haftasındaki Konyaspor - FB 2-4'lük maçında Anelka'nın faulle (elle değil hala elle diyen dangalak Fenerliler bile var) attığı 1.gol nedeniyle (Halbuki o golle daha 2-1  olmuştu) maçtan sonra şu sözleri söyleyerek istifa ediyorum demesi.
"Arkadaşlar artık bu sistemden‚ bu düzenden bıktım. Bu sistem‚ bu düzen düzelmek için bir kurban istiyor. Dayanacak gücüm kalmadı ve teknik direktörlük hayatımı bu maçla birlikte noktaladım"
Bu düzen ,bu sistem derken Fenerbahçe'nin de içinde bulunduğu düzeni kastediyordu.
Ve bu çıkışından sonra bizim 3 küçük kardeş ''Temizligçiler'' olarak pankart kardeşliği yapmadılar mı ?
  Bu 2 bana göre son derece gereksiz kimilerine göre çok doğru çıkışları kafamda Aykut Kocaman'ı bitirmişti.Geçtiğimiz yıl SD olarak göreve getirildiğinde de geçmişi bir kenara bırakarak kendi değerimiz kulübüne hizmet edecek diye (zira bu kulüpte gs'lilerin ekseriyetle görev yapması yeni trend idi) Hoşgeldin dedik.
 3-Aykut Kocaman yukarıdaki gereksiz 2 çıkışındaki sözleri gibi Mart Ayında gene büyük bir gaf yaparak şu sözleri söylemişti ; "Daum'un üzerine gelmem gibi bir düşüncem yok. 
Asla olmadı, olmayacak da.Ne şimdi ne de gelecekte Fenerbahçe teknik direktörlüğü'nü düşünmüyorum"
  Bu sözü söyledikten 3 Ay sonra Daum'un yerine gelmesi ve bu yapılırken FB etik değerlerine yakışmayacak şekilde Daum'un gönderilmesi hep akıllarda büyük bir eksi olarak kalacaktır.
4-Bu görevlendirme ne bir devrimdir ne büyük bir revizyon.Aksine Aziz Yıldırım'ın son şansı ve takıma sıfır tolerans noktasında gelmesi çok büyük yüktür.
5-Oynatacağı sistem,kuracağı takımı görmek lazım başarılı olup olamayacağına dair yorum yapmak için ama en önemli nokta ''Aziz Yıldırım'ın ne kadar arkasında durabileceğidir''
Rıdvan'a yaptığını umarım Aykut'a yapmaz ve şu fotoğraftaki gibi göstermelik mesaj vermek gibi değil tam anlamıyla arkasında durur.Durmak zorunda zira kendisi de gider bu kez.

 Bir arkadaşımız çok güzel özetlemiş ; ''Umarım başkan'ın gösterdiği bu destek, bu güven, Aykut'un sahip olduğu bu kredi ,sonuçlara değil sisteme ve kişiliğe odaklıdır''
6-Başkan hem Sportif Direktör hem teknik direktör olacak titri kendisi seçecek gibi bir şeyler
söyledi.İngiliz Menajerlik sistemi olsa gerek diyelim yoksa böyle bir garip durum sadece bizim ''Kurumsal Sistem'' (!) de görülür.
7-Bugünkü basın toplantısında her şeye cevap verecek denildi ama kimse de sormadı ki Konya maçından sonraki ve Mart Ayında yaptığı açıklamaları.Çok büyük destek var deyip,basın kendileri de ileride sıkıntı çekmemek için susmayı ,beylik soruları tercih ettiler.
 En azından Konya maçından sonraki açıklamaları ile ilgili kırdığı tarafarlardan - ben de dahil - bir özür dileyebilirdi.
8-Oynatmak istediği sistemi merak ediyorum.Basında kendisine destek veren Altan Tanrıkulu,Hakan Can gibi yazarların yazılarında ve kendi demeçlerinde bahsedilen '' topa sahip olan ,agresif oynayan,toplu topsuz oyunda var olan oyunculardan oluşan hızlı ve çabuk oynayan bir sistem'' .Çabuk ve hızlı oynama düşüncesi,sorunu teşhis edip kanat oyuncu transferi stratejisi
çok güzel ama topa sahip olarak bol pas yapma gibi Parreira'nın kadük anlayışı da tezat değil mi ? Hem bol pas yaparak ,top bizde kalsın anlayışı hem çabuk ,hızlı,dikine oynama nasıl olacak anlamıyorum.O Parreira sistemi bizi deli eden yavaş oynatan sistem zaten.
Bir de Aykut Kocaman'ın golcü oynadığı için hücum futbolu oynatır diyorlar ama ben şimdiye kadar  Aykut Kocaman'ın çalıştırdığı takımlara hücum futbolu oynattığını görmedim.Son Ankaraspor ligin en çok berabere kalan ,en sıkıcı futbol oynayan takımıydı.Elindeki malzemeye bağlı bir yerde tabii de Aykut Kocaman büyük bir Parreira hayranıdır ve efektidir.
Umarım özlediğimiz agresif,hızlı,dikine oynayan hücum futbol oynayan bir takım yaratır.
9-Transferde de tam yetkili madem geçen yılki vasat oyunculardan kurulu bu takıma 4-5 direkt oynayacak transfer yapmak zorunda.Geçtiğimiz sezonki takımda Alex,Emre,Lugano ve biraz da Gökhan Gönül haricinde kaliteli futbolcu yoktu.Diğerleri vasat ve vasatı aşamayan oyunculardı.
Eğer mini bir revizyon yapmazsa - aslında geniş bir revizyon lazımdı ,devrim işte o zaman olurdu - ilk sınavı CL elemelerini geçemez ve ilk büyük golü yemiş olur bizden söylemesi.
10- Aykut Kocaman'ın göreve getirilişinin artıları da olacaktır.
Birincisi ;Türk futbolunu tanıması,geçen yıl kulüp ve takım içinde olduğu için bu da avantaj.
Bir yabancı hoca gelseydi Türk futbolunun gerçeklerini tanımadığı için en az 1 sezon geçecek
ve başarısız olma şansı yüksek olacaktı.Bknz.Rijkaard ve muhtemel Schuster.
İkincisi de ; Aziz Yıldırım'dan kaynaklı FB Antipatisini azaltabilecek kişiliği.
11-Aykut Kocaman kadrosunu Ankaraspor'daki ekibinden kurmuş.
Sadece İsmail Kartal ve geçen yıl ki kaleci antrenörü Murat Öztürk farklı.
İsmail Kartal'ın olması çok iyi.İsmail Kartal çok çalışkan,futbolu iyi bilen,Sivasspor'u Süperlige çıkarma başarısı göstermiş bir antrenördür.Gönül isterdi ki madem ''Fenerbahçeliler görevde''
kaleci antrenörü olarak Nurettin Yıldız,yardımcılıklarına arkadaşları Turhan Sofuoğlu ve İlker Yağcıoğlu'nu getirsin ama yapmadı.FB TV'de yorum yapan bu değerlerimizi de hem faydalanmak için hem de vefa olarakta almalıydı.
12- O verdiği Hagi örneği de gereksiz bir laftı ve yanlıştı.Alex ve PVH dururken ne diye o emek hırsızı çirkef örnek gösterilir ? Kendisi ''Objektif - Centilmen Fenerli'' Biz ''Subjektif - Fanatik Fenerliyiz'' herhalde de anlayamıyoruz bunları.
13-Son olarak Daum konusuna değinip bitireyim.Evvela bu kulübe öyle veya böyle 2 Şampiyonluk  kazandırmış ve 2 tane de son maçta kaçırmış bir hocaya hem yapılan hem arkasından taraftarların yazdığı yazılar çok ayıp ve yazık.Heralde bu lanet olası kötü bir gelenek ki Aylin Hanım da Jan de Brandt'a sallamıştı yeni hoca imza atarken.Birini yüceltirken sana hizmet etmiş diğerini yerin dibine batırmak FB geleneklerinde olmamalı .Yapılması gereken hizmetleri için teşekkür edip güle güle demektir.Yakşmıyor Fenerbahçe'ye.
 Daum'un gönderiliş şeklinin böyle ayağa düşürülmesinin sebebi ortaya da çıktı.Yakın zamanda belli bir miktarda anlaşacaklarını söylemiştim zaten.Yöneticiler Aragones faciasından sonra kulübe gene büyük bir tazminat yüklememek için - nasıl düşündülerse - kendi ceplerinden vermek istemişler Daum'un tazminatını,öyle olunca da ceplerinden daha az para çıksın diye koskoca FB  kulübü değerlerini ayaklar altına aldılar.
 Daum silah mı dayadı 3 yıllık öyle sözleşme yapalım diye.Yaparsan katlanacaktın.
  Bir de Daum 2 son maçta kaçırdığı sezonlardaki Şampiyonluklarda önemli hatalar (Denizli'de Anelka yerine sakatlıktan çıkmış ve 3 Ay önce bjk ile anlaşmış Nobre'yi oynatması,son Trabzon maçında Semih'i almaması gibi) yapmıştır ama 2 sezonda da istediği transferler yapılmamıştır.
 İlkinde 100.yılda asıl transferleri yapmak için sadece Appiah alınmış,bu sezonda sadece Baroni alınmış,devre arasında Dentinho'yu istemiş,Aykut Kocaman 10 m.euro bonservis bedelini fazla bulduğu için veto etmiştir.Bu gerçekleri de gözardı etmeyelim.Bu yazdıklarımdan dolayı Daum'cu derler ama ne kadar çok eleştirdiğimi burada herkes bilir.Demek istediğim arkadan sallayıp,tu kaka ilan etmemek ,hizmetleri için teşekkür etmek yeter deyip önümüze bakmaktır.

Fenerbahçe'nin 2010-2011 Sezonu Hayırlı Olsun









 * Bu kez başkalarını son haftalarda ağlatmak,kendi işimizi son haftaya bırakmadan Şampiyon olmak dileğiyle 2010-2011 sezonu Hayırlı Uğurlu Olsun.
* Aykut Kocaman'ın getirilişi konusunu resmi imzayı atmasından sonra yazacağım ama yukarıya aldığım resimlerde olduğu gibi ''kendi değerlerimizi'' o görevlerde görmek sevindirici.
* Teknik kadrodaki bazı isimleri tanımıyorum.Gönül orada kaleci Antrenörü olarak Ömeroviç'i değil Nurettin Yıldız'ı,gene Turhan Sofuoğlu,İlker Yağcıoğlu gibi kendi değerlerimizi yardımcı antrenör olarak ekibin içerisinde görmek isterdi.
* Guiza daha ilk günden ''Benden Hayır Yok'' size demiş bizim daha okulun ilk günü okuldan kaçan öğrenciler gibi.Adam'ın niyeti belliyken postalamak için de hiç bir çaba gösterilmemesi ''değişen hiç bir şeyin'' olmadığını gösteriyor ne yazık ki.
* Kazım'ın dönüşü umarım aklı başına gemiştir dedirtiyor.
* Semih'in kalışına sevinmedim.Gitmesi her ikimiz açısından iyi olacaktı.O var diye gene santrfor alınmayacak ama gene fazla süre almayacak,kısır döngü devam edecek.
* Transferlerin gene bir sezon başı çalışmalarına yetiştirilememesi - Stoch mazereti var - ayıp.Gerçi 1 kanat,1 santrfor alınacakmış sadece ya.
* Deivid gene pehlivan gibi çıkmış ortaya,bence yolu şaşırmış Edirne Kırkpınar'a gitmeliydi.
* Alex hani geç gelecekti çok sevgili QTM'mız ? Bal gibi güleç yüzlü gelmiş işte.
Şimdilik bir kaç not böyle ....

Hollanda - Brezilya Çeyrek Finalde Buluştu.

Arjen Robben (R) of the Netherlands celebrates with team mate John
 Heitinga after Klaas Jan Huntelaar scores his side's second goal during
 the 2010 FIFA World Cup South Africa Group E match

1.JPG

2.JPG

3.JPG

 Hollanda favoriydi zaten ve herhangi bir sürprize izin vermediler.Bu maça kadar kendilerini zorlayacak bir takım olmadığı için asıl güçleri hakkında bir fikir edinememiştim.Bu maçta da edinemedim çünkü oynatmadılar Slovakya'yı ve Robben farkı ile geçtiler.Fikir edinemedim diyorum adam az da olsa bir şeyler çıktı ortaya.
Hollanda'da Almanya ve  Çeyrek finalde eleştikleri Brezilya gibi 4-2-3-1'i çok iyi uyguluyorlar.
Bir kere 6'lı defansif kurgu alan savunmasını çok iyi yapıyorlar.Kaleci Stakelenburg iyi.Göbekte Heitinga'yı zayıf halka olarak görüyordum ama yanındaki Mathijsen çok iyi örtüyor onunda açıklarını zaten fazla pozisyon vermiyorlar.Bu maçta da 1 kere göbekten yarıldılar Onu da Vittek kalecinin üstüne vurdu veya Stakelenburg çok iyi kurtardı diyelim.Bir de bizim Stoch'un şutunu iyi çıkardı.Slovakya'nın 2 pozisyonu bunlardı zaten.
 Sağ ve sol bekler Van de Viel ve Gio VB vasatı aşıyorlar.Ve orta saha göbeğindeki ikili Van Bommel ve De Jong oyunun her iki yönünde de varlar.Çok iyi oynuyorlar.Alman Schwansteiger - Kedira ikilisi gibi.
 Kanatlar sağ da Robben ve sol da Kuyt veya değişmeli çok etkililer.Forvet arkası Sneijder zaten Avrupa'da yılın oyuncularından biri.Uçta Van Persie bence en zayıf halka.Misal Çeyrek finalde L.Fabiano var orada rakipte düşünün.Hollanda bu sistemi çok iyi uyguluyor ama dediğim gibi onları zorlayacak rakip çıkmadı daha.Slovaklardan daha fazla şey bekliyordum ama oynayamadılar tabii Hollanda izin vermedi.
Antrenör Weiss neden oyun kurucu olarak Sapara'yı oynatmadı şimdiye kadar anlamadım.87'de giriyor.Hamsik'i oynatıyor orada.Oğlu Weiss'ı oynattı bu maçta gene ama bu kez beğendim JR Weiss'ı.
Vittek aradığı pozisyonu buldu ama atamadı.68.dk.idi sanırım kader anıydı.
 Stoch takım da iyi olmayınca fazla etkili olamadı ama O da o kader şutunu çekti ama yerden vurmalıydı.
2.kez golü bulamadı.İtalya maçında da böyle bir şutu auta gitmişti.
 Neticede Portakallar beklediğimiz gibi Rezilya'nın karşısına çıkıyorlar.Bence şansları hiçte az değil.Gönlüm onlardan yana.

Luis Fabiano of Brazil (R) celebrates scoring the second goal with
 teammate Kaka


1.JPG

2.JPG

3.JPG

 Beklediğim gibi çok kolay maç oldu.Bielsa Şili'yi intihat ettirdi.Çok yanlış oynatıyor takımı.İspanya maçının kopyası oldu ve göz göre göre yediler golleri.Brezilya'nın ne zaman ne şekilde 1.golü atacağı bekleniyordu.
Kornerde Ponce cezalı olduğu için olmayınca Juan kafa ile perdeyi açtı.Defansın göbeğindeki Ponce ve Medel'in sarı kart cezalarının pahalıya mal olacağını söylemiştim.Oraya eski oyuncular Contreras ve Fuentes'i çekti Bielsa ama olmadı.Beasejaur'u kanattan içeri almış kötü.Suazo hazır değil oynatıyor. O da kendini göstermek için korner,taç çizgisinin yanından ta uzaktan serbest atış olsun falan her topu kullanmaya gidiyor.
Alexis Sanchez ,Mark Gonzales falan hiç biri iyi değildi.Şili veya 40 yıllık TRT Spikeri Tansu Polatkan'ın deyimiyle Şile (!) hiç bir varlık gösteremeden elendi.
 Rezilya sağlam gidiyor ama onlarında karşısına paratoner bir takım çıkmadı onları bozacak.
2 benzer takım Hollanda ve Rezilya'dan bakalım Çeyrek Finalde kim gülecek ?
Umarım Rezilya evine döner .....

İlhan Eker Fenerbahçe'de !!!


FB Kulübü resmi sitesi dün şu açıklama ile bu transferi duyurdu ;

 "Fenerbahçemiz 27 yaşındaki savunma oyuncusu İlhan Eker'i renklerine bağladı. Sezonu Gençlerbirliği'nde kaptan olarak tamamlayan İlhan Eker ile 3 yıllık sözleşme imzalandı. Yeni oyuncumuz İlhan Eker'in imza törenine ilişkin detaylar önümüzdeki günlerde kamuoyuyla paylaşılacaktır"

  Oysa aynı resmi site  şurada İlhan Eker'i ''Transfer Spekülasyonları'' olarak yalanlamıştı. 

TRANSFER SPEKÜLASYONLARI (02.06.2010):

http://www.fenerbahce.org/...etay.asp?contentid=19843

Kurumsal Yapının bu tasarruflarına alıştık artık,üzerinde fazla durmuyorum.
İlhan Eker hakkında biraz bilgi verdikten sonra yorumumu yapacağım ;


Kepsut-Balıkesir doğumlu futbolcu. Profesyonel futbol hayatına 1999-2000 sezonunda Balıkesirspor'da  başlamıştır. Balıkesirspor'da 2 sezon geçirdikten sonra 2001-2002 sezonunda Gençlerbirliği Asaşspor'a değisen adıyla Gençlerbirliği Oftaş / Hacettepe'ye  transfer olmuştur. Son olarak 2008-2009 sezonunda ise G.Birliğine  transfer olmuştur. 2009-2010 Sezonunda kaptanlık görevini üstlenmiştir.27.06.2010 tarihinde Fenerbahçe'ye  transfer olmuştur. Fenerbahçe ile 3 yıllık sözleşme imzalamıştır.

Maç KategorisiToplam MaçToplam Gol
Türkiye Kupası121
Turkcell Süper Lig694
TFF 3. Lig654
TFF 2. Lig593
Bank Asya 1. Lig322

GOL
2008-2009'da 2 gol
2007-2008'de 1 gol - Hacettepe adına Fenerbahçe'ye.1 kendi kalesine (Hacettepe-Denizli maçında)
2006-2007 3 gol
2005-2006 3 gol - 3'ü de kafa
2003-2004 1 gol
2002-2003 1 gol
2001-2002 2 gol
13 gol atmış,Türkiye Kupasında da 1 gol toplam 14 gol. 

SARI KART

2009-2010 (G.Birliği)
9 Sarı kart
2008-2009 (G.Birliği)
3 sarı 1 kırmızı kart
2007-2008 (Hacettepe)
9 sarı 1 kırmızı
2006-2007 (Hacettepe)
8 sarı,1 kırmızı
2005-2006 (Hacettepe)
6 sarı,1 kırmızı kart.
2004-2005 (Hacettepe)
7  sarı kart.
2003-2004 (Hacettepe)
9 sarı kart.
2002-2003 (Hacettepe)
1 sarı,1 kırmızı kart)
2001-2002 (Hacettepe)
2 sarı kart.
2000-2001 (Balıkesir)
3 sarı kart.
57 sarı,5 kırmızı kart.(Kırmızı kartlar çift sarı karttan)

Kendisini daha  yakından tanımak için yaptığı 2 röportajı koyuyorum ;


İLHAN EKER TFF TAM SAHA DERGİSİ RÖPORTAJI

İlhan Eker; Bir istikrar abidesi 01.05.2008
İlhan Eker; Bir istikrar abidesi
Ligin parmakla gösterilen takımı Gençlerbirliği OFTAŞ Spor'un kaptanı. Futbola doğduğu şehrin takımı Balıkerispor'da başladı ve 16 yaşında profesyonel ligde oynadı. 7 sezondur forma giydiği OFTAŞ Spor'da üç şampiyonluk yaşadı. Üstelik bu 7 sezonluk süreçte neredeyse maç kaçırmadı. İstikrarını "profesyonelce yaşamak"la açıklıyor. Geçmişte orta saha oyuncusu olmanın avantajıyla, günümüz futbolunun "oyun kuran stoper" tipinin önemli örneklerinden birisi. Üniversiteden mezun olmak için gün sayıyor.  
Röportaj: Nihat Özten
OFTAŞ Spor oynadığı oyunla futbolseverlerin beğenisini topluyor. Sen de bu takımın kaptanısın. Ancak kamuoyunun yakından tanıdığı bir oyuncu değilsin. Bize biraz kendinden söz eder misin?
1 Ocak 1983 Balıkesir doğumluyum. Futbola da Balıkesirpor'da başladım. İlk profesyonel maçımı 16 yaşında oynadım. O dönemde takımımız A. Sebatspor'la oynadığı son play-off maçını kaybetti ve 2. Lig'e çıkamadı. Ertesi sezon kadro korunmasına rağmen takımımız küme düştü. Futbol hayatım, bu iki talihsizlikle başladı. Ama her işte bir hayır vardır derler ya, benim için de sonrası farklı gelişti. Küme düştüğümüz sezonki hocamız Can Cangök'ün tavsiyesiyle son maçlarımızı seyreden Cem Onuk sayesinde Gençlerbirliği'ne transfer oldum. O zamandan beri de 7 sezondur OFTAŞ Spor'dayım. Bu 7 sezonda sadece bir dönem Gençlerbirliği'nin sezon başı kampına katılmıştım ama orada oynamanın zor olacağını görünce ASAŞ'a geri dönmüştüm. Burada geçirdiğim 7 sezonda 3 şampiyonluk yaşadım.
Başlangıçta bir idolün var mıydı?
Çok beğendiğim oyuncular vardı ama idolüm hiç olmadı. Gençlerbirliği'ne transfer olan kadar orta sahanın solunda ve forvet arkasında oynuyordum. Ankara'ya geldikten sonra da iki sezon aynı bölgede oynadım. Ama bir devre arası kampında stoper eksiğimiz vardı ve antrenörümüz fiziğimden dolayı beni stoperde denedi. O gün bu gündür stoper oynuyorum.
Futbol sevgisi babamdan geldi
Futbola ilgin nasıl başlamıştı?
Çok küçük yaşlardan beri futbola tutkum vardı. En önemli etken de babamın eski bir kaleci olmasıydı. Babam amatör olarak futbol oynuyordu ve ben de onun maçlarını izlemeye gidiyordum. Onun dışında her hafta sonu Balıkesirspor'un maçlarını izler, mahalle aralarında, okul bahçelerinde sürekli top oynardım. Ama babam beni elimden tutup da bir kulübe falan götürmedi. Herkesten habersiz Balıkesirspor'un spor okuluna yazılmıştım.
Peki, bu süreçte okul eğitimini ne yaptın?
Eğitim konusu çok komik. Ortaokul ve lise yıllarım çok parlaktı. Annem de okumamı çok istiyordu. Okulla futbolu bir arada götürdüm. Hatta çok ilginç bir anım var. Üniversite sınavına girmeden bir gün önce Gençlerbirliği'ne transferim gerçekleşmişti. Sınav Pazar günüydü ve ben Cumartesi günü eve gittiğimde kapıdan içeri girer girmez anneme Gençlerbirliği'ne transfer olduğumu söyledim. Annem "Yarın sınavın var, senin yaptığın şeye bak" diyerek kızdı. O gün böyle konuşan annem, şimdi bütün spor programlarını seyreden, maçlarımızı sürekli takip eden ve karşılaşmalar sırasında neredeyse benden fazla strese giren birisi oldu. Ama ben de annemin eğitim konusundaki isteğini yerine getirdim. Gazi Üniversitesi'nde Beden Eğitimi Öğretmenliği bölümüne girdim. Mezun olmak için iki dersim kaldı. Zaten bizim takımda 13 arkadaşımız Gazi Üniversite Beden Eğitimi bölümünde okuyor.
Futbolunun gelişmesinde en fazla kimin emeği olduğunu düşünüyorsun?
Birçok isim sayabilirim. Balıkesirspor'daki hocam Can Cangök, ASAŞ'ın 3. Lig'deki takımını kuran ve bence bu noktaya kadar gelmemizde büyük emeği olan Özgün Kaya ve ayrıca Metin Diyadin. Stoper oynamaya başladıktan sonra, yaygın stoper anlayışındaki gibi sadece topu uzaklaştıran oyuncu olmak istemiyordum. Metin Hoca da beni oyuna daha çok çıkmam ve geriden oyun kurmam konusunda teşvik etti. Bu konuda onun katkısı çok fazladır.
Dört sezon önce 3. Lig'de bulunan bir takım üst üste şampiyon olarak Süper Lig'e yükseliyor ve burada da oldukça başarılı bir performans sergiliyor. Bu durumu nasıl açıklıyorsun?
Buraya geldiğim ilk sezonda Gökhan Ünal, Gökhan Gönül, Emre Toraman, Sedat Ağçay, Serdar Özbayraktar gibi çok kaliteli oyunculardan oluşan bir takımımız vardı. Ama o sene 3. Lig'de başarılı olamadık. Ondan sonraki sezon Özgün Kaya yönetiminde çok iyi bir hava yakaladık. Takım olarak başarıya açtık. Çok genç yaşlarda olmamıza rağmen herkesin kendine inancı ve güveni vardı. Bunu da bütün Türkiye'nin görmesini istiyorduk. Başarı içinde birbirimize sarıldık. Çıkış yolunu başka şeylerde aramadık. Aldığımız ücretler belliydi ama biz sadece kendimizi kanıtlayıp hep daha ileriyi gitmeyi kendimize hedef koyduk. Ayrıca ASAŞ'ın bizim için çok iyi fırsat olduğunu ve bunu iyi kullanmamız gerektiğini, iyi oynamanın bizi nerelere götüreceğini biliyorduk. Kendi aramızda "Bu sezon şampiyon olalım, 2. Lig'e çıkalım. 2. Lig bizim için daha farklı olacak" diyorduk. Ama gördük ki 2. Lig'de de pek bir şey değişmiyor. O zaman da Lig A'ya çıkmak için kendimizi aynı şekilde motive etmeye devam ettik. Her toplantıda, "Arkadaşlar burada da başarılı olursak hepimizin hayatı değişecek. Hepimiz birbirimizin transferini yapalım" diye konuşuyorduk. O motivasyonla birbirimizi Süper Lig'e kadar taşıdık. Ama tabii ki insanın hedefleri bitmiyor. Burada da çok şeyler başarmayı düşünüyoruz.
Yıldız oyuncu tanımım farklı
Sen bu başarının içinde kendini nereye koyuyorsun? Sürekli şampiyon olan bir takımın banko oyuncusu olarak transfer teklifleri almıyor muydun?
Ben hep "İyi futbolcu, yıldız futbolcu olmak nedir?" diye düşünmüşümdür. Göze hoş gelen hareketler, taraftarı coşturacak işler yapmak, maçın sadece 5-10 dakikasında ortaya çıkıp güzel hareketler yaparak harika bir gol atmak mı? Yoksa performansını maçın, hatta ligin tamamına yayıp takım olarak kazanmayı alışkanlık haline getiren oyuncu olmak mı? Benim ve takım arkadaşlarım için ikinci seçeneğin geçerli olduğunu söyleyebilirim. 2. Lig'de bir ara takımdan ayrılmayı düşünmüştüm ama kalmakla çok iyi bir iş yaptığımı şimdi daha iyi anlıyorum.
Geçen sezon şampiyonluğa oynarken Metin Diyadin'in ayrılması olayı var. Böyle bir değişikliğe rağmen yeni gelen teknik direktörünüz Osman Özdemir'le de hemen uyum sağladınız.
Başka şansımız yoktu. Ne yapabilirdik ki? Metin Hoca'nın ayrıldığı günü çok iyi hatırlıyorum. Kendisini önce insan, sonra bir ağabey olarak çok seviyorduk. Ona çok büyük saygımız vardı. Ayrıldığı gün takımla bir toplantı yaptım. Zaten her maçtan önce toplantı yaparız. Konuşmayı çok seven bir takımız. O toplantıda, "Beyler çok üzülüyoruz ama şartlar bizi bu duruma getirdi. Yapacak hiçbir şeyimiz yok. Kendi geleceğimiz için başarılı olmamız gerekiyor" demiştim. Zaten Metin Hoca da o gün, "Benim çocuklarım ligi şampiyon olarak bitirir. Çünkü onların karakterleri, onların futbolcu kişiliği bunu gösteriyor" demişti. O açıklamada bizi çok duygulandırmış, gururlandırmıştı. Tabi sonrasında Osman Hocanın da katkısını çok fazla oldu. Oyuncunun psikolojisinden çok iyi anlayan bir hoca. Sonuçta onun için de takımın başına gelmek büyük riskti. Çünkü lider bir takımın başına geliyorsunuz. Alınabilecek her hangi bir başarısızlık onun üstüne kalacaktı. Ama o da işleyen düzeni çok iyi idare etti ve geçiş dönemini başarılı bir şekilde atlattık.
Her maçtan önce toplantı yaptığınızı söyledin. Bunun dışında maçlara motive olmak için neler yapıyorsunuz?
Çok rahat bir takımız. Bunu açıklamak için size bir örnek anlatayım. Geçen sezon Osman Hoca geldikten sonraki ilk deplasman maçına gideceğiz. Yanlış hatırlamıyorsam Samsunspor'la oynayacaktık. Takım otobüste son derece rahat. Arkadaşlar şarkılar söylüyor, tezahüratlar yapıyor. Maç öncesi son antrenmanız da çok neşeli bir şekilde geçerken, Osman Hoca beni çağırdı, "Oğlum bu takımın durumu ne böyle? Yarın çok önemli bir maçımız var" dedi. Ben de, "Hocam rahat ol. Eğer bizi böyle değil de stresli ve gergin görürsen o zaman kork " dedim. Çünkü biz ne kadar rahat olursak, o kadar başarılı olacağımızı biliyoruz. Zaten herkes gerektiği kadar motive oluyor, o heyecanı ve hırsı yaşıyor.
Türkiye liglerinin tüm kademelerinde oynadın. Bu ligler arasındaki oyuncu ve futbol kalitesi farkı hakkında ne düşünüyorsun?
Geçen sezon 1.Lig'in en az gol yiyen takımıydık. Bu sene de Süper Lig'de en az gol yiyen takımlardan biriyiz. Ama çok iyi hatırlıyorum, biz geçen sezon uzaktan hiç gol yemedik. Bu sezon uzaktan yediğimiz gollerle kaybettiğimiz maçlar oldu. Yani Süper Lig'de yapılan hatayı daha az affediyorlar. Burada skoru her an değiştirebilecek çok kaliteli oyuncular var. Belki alt liglerde tempo açısından daha iyi maçlar oynanıyor ama buradaki oyuncu kalitesi yüksek. Bulduğu her pozisyonu değerlendirebilecek bir oyuncu topluluğu var. Dolayısıyla Süper Lig'de oynamak çok daha zor.
Yabancı kontenjanının 6+2 olarak uygulanmasını nasıl değerlendiriyorsun?
Millet olarak çok misafirperveriz. Gelen yabancılara en iyi ortamı hazırlamaya çalışıyoruz. Taraftarların yabancı oyuncuyla Türk oyuncuya bakışı aynı olmuyor. Yabancılara daha fazla sempati duyuluyor. Yabancılara yapılan şeyler Türk oyuncular için de yapılmalı bence. Ama iyi yabancı oyuncuların gelmesini çok isterim. Çünkü onlardan çok şey öğreniyoruz. Mesela sezonun ilk yarısında bizde oynayan bir Stavrevski vardı. Kişiliği ve yapısıyla takıma bir hava katıyor, güven veriyordu. Böyle oyuncular genç futbolcuların da gelişmesinde çok katkıda bulunuyor. Ama tabii bir de tersi durum var. Bazı takımlardaki yabancı oyuncuların bir kısmı yedek kulübesinde oturuyor. Takıma hiçbir faydası olmuyor. Onlara verilen para bir yana, daha çok Türk oyuncunun önünü kesmelerine üzülüyorum.
OFTAŞ'ın stoperleri örnek olabilir
Türk futbolunda bir stoper sorunu yaşandığı sık sık gündeme geliyor. Neredeyse her takımın yabancı bir stoperi var. Bu konu hakkında ne söylemek istersin?
Evet, neredeyse ligimizdeki tüm takımların yabancı stoperleri var ve gerçekten de Türk futbolu bir sıkıntı yaşıyor. Stoper mevkii bir takım için çok önemli. Stoperlerin takımı ayakta tutan, direncini arttıran oyuncular olduğunu düşünüyorum. OFTAŞ Spor'da Giray'la yan yana oynuyoruz ve ligin en az gol yiyen takımları arasındayız. Bu, diğer takımlar için bir örnek olabilir.
Geçmişte bir orta saha oyuncusu olman, stoperden topu oyuna sokmasının beklendiği günümüz futbolunda sana avantaj sağlıyor olmalı.
Bu konuda gerçekten çok şanslıyım. Açık söyleyeyim bu özelliğimi çok da seviyorum. Defanstan oyun kurmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bakın Galatasaray'ın çok başarılı olduğu dönemde, Popescu'nun takımı geriden yönetmesi ve Bülent'in savaşçı kimliğinin önemli rolü var. Bizim takımımızda da Galatasaray'ın o zamanki havasını görüyorum. Ben, Giray'a nazaran topu daha iyi kullanıyorum. Giray da bana oranla daha iyi kesici ve savaşçı.
Yedi sezondur neredeyse bütün maçlarda forma giymişsin. Bu istikrarı neye bağlıyorsun?
Bütün Türkiye'nin bildiği gibi çok iyi tesislerimiz var. İdmanlarda sonra kesinlikle dinlenmeme, uykuma ve beslenmeme çok dikkat ediyorum. Futbolun beden gücü ile yapılan bir spor olduğunu biliyorum. Eğer kendime iyi bakmazsam sahada iyi bir performans gösteremeyeceğimi düşünüyorum. Çok şükür ki, önemli bir sakatlık da yaşamadım.
Artık birçok takım tek santrforlu sitemle oynuyor. Bu durum siz stoperleri nasıl etkiliyor?
Bence bugünün 4-2-3-1 sistemi, savunmalar açısından iki santrforlu sistemden daha tehlikeli.
İki santrforlu sistemde orta sahadan gelecek bir tehlike olmadıkça fazla sorun yaşamazsınız. Forvet oyuncuları hep gözünüzün önündedir. Ama tek santrforlu sistemde sağdan, soldan yapılan bindirmeler ve tek forvetin arkasındaki adamın daha fazla tehlike yaratma şansı var. Tek santrforlu oynayan takımlar ön tarafta baskıyı iyi kurarsa, bu sistemde çok başarılı olabilir. Ama sonuçta bu da oyuncu kalitesiyle ilgili. Sonuçta elinizde biri hava toplarına hâkim, biri de düşen topları alan hızlı bir oyuncunuz varsa çift santrfor daha etkili olabilir.
Süper Lig'de seni zorlayan santrforlar var mı?
Çaykur Rizespor'daki Anderson'un sitili çok enteresan. Yerden pek iyi değil ama havadan gelen toplarda çok etkili bir oyuncu.
Kendi mevkiinde beğendiğin oyuncular var mı?
Kayserisporlu Aydın'ı çok beğeniyorum. Topu oyuna iyi sokması, direnci ve oyun bilgisi yüksek bir oyuncu. Servet de bu sezon iyi bir performans gösterdi. Yabancılardan ise Terry ve Ayala'yı çok beğeniyorum.
Gelecekle ilgili planlarında neler var?
Plan yaparak hareket eden bir oyuncu değilim. Tabii ki her oyuncu gibi dört büyük takımdan birinde oynamak isterim ama asıl hedefim Avrupa. İngilizcem fena değil. Yurt dışındaki hayatı görmek ve orada oynamak isterim. Hayalim ise Milli Takım. Bugüne kadar hiç milli olmadım. Milli forma altında sahaya çıkmak, ailemin, Türk halkının benimle gurur duyması tek hayalim. İnşallah bu hayalimi gerçekleştireceğim. Açıkçası şimdi konuşurken bile heyecanlanıyorum.
Futbolun dışında neler yapıyorsun? Nelere kızar, nelerden hoşlanırsın?
Sahada agresif, çabuk sinirlenen bir oyuncuyum ama saha dışında sakin, uysal bir insanım. Film seyretmeyi çok severim. Bazen sinemaya gidip eve döndüğümde bile film seyrettiğim olur. Arkadaşlarımla zaman geçirmekten ve kitap okumaktan hoşlanırım.
Ne tarz kitaplar okursun?
Daha çok tarih kitaplarını seviyorum. Futbolcu olmasaydım herhalde tarihçi olurdum. Tarihe karşı büyük ilgim var.
 ******************

11.09.2009 - g.birligi.org. Röportajı

İlhan Eker: "80 lira galibiyet primiyle şampiyon olduk"

 Takımımız kaptanı İlhan Eker'le takımın ve kendisinin geçmişine, bugününe ve geleceğine dair keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Klasik bir soruyla başlayalım. Futbola nasıl başladın?

Balıkesirliyim ben. Balıkesir’de başladım. 15 yaşına kadar altyapılarda oynadım. 15 yaşından sonra 3. ligde takımla antrenmanlara çıkmaya başladım. 16 yaşımda ilk profesyonel maçımı oynadım. 17 yaşındayken de o zamanki adıyla ASAŞ'a, buraya geldim. O hikaye de ilginçtir aslında. O zamanlar ASAŞ'ı yeni almıştı Gençlerbirliği. Ben bilmiyordum nereye geldiğimi.. Gençlerbirliği'ne mi, ASAŞ'a mı.. Geçen sene o medyanın yaşadığı kimlik sorununu, biz o ilk sene yaşadık.
Baban kaleciymiş, hatta sen de ASAŞ’a gelmeden önce ve geldiğin ilk yıllarda forvet arkası ve orta sahanın solunda oynuyormuşsun. Defansa geçiş sürecini anlatabilir misin?

Bir devre arası kampında stoper oynayacak kimse kalmadı. Gerçekten kimse kalmadı. Bir kişi kalsa dahi oynatmazlardı beni. Ben de o maçta inanılmaz bir performans sergiledim. Oyunun hücum yönünde oynamak zevkli tabii ki ama ben kendi fiziksel özelliklerime göre en iyi mevkimi bulduğumu düşünüyorum.

Bugüne kadar gerek Balıkesir'de gerekse Ankara'da çok farklı teknik direktörlerle çalıştın. Diyadin, Özdemir, Aybaba ve diğerleri.. Bu hocaların kısaca senin oyununa artıları ve eksileri nelerdi?

Her hocanın sana kattığı bir şey elbette var. Ama ben şuna inanıyorum. Her oyuncunun öyle ya da böyle belirli bir yeteneği oluyor. Önemli olan bu futbolculara özgüvenin, sorumluluk alabilme özelliğinin kazandırılması. Bu açıdan Metin Diyadin takımdaki oyuncuları müthiş bir özgüven kazandırmıştır. Kahraman Hoca'nın yaptırdığı idmanlar takımın iyi bir ivme kazanmasına yardımcı oldu. Samet hocanın oyun bilgi de çok şey katmıştır. Her hocadan az ya da çok bir şeyler katıyoruz kendimize.

Peki, Thomas Doll?

O da en az bizim kadar efor harcıyor idmanlarda. Vücudu çok fit. Hatta şu anda takımda oynasa fena olmaz. Onun da içinde öyle bir istek var zaten. (gülüyor)

Seni diğer savunma oyuncularından ayıran özelliğin ne sence?

Kendimle ilgili bu soruyu cevaplamak ne kadar doğru ve hoş olur bilinmez ama dediğim gibi ben orta sahadan defansa geçtiğim için topla oynamayı daha çok seviyorum. Daha sağlamcı, daha garantici bir adamım. Oyuna top sokma konusunda da yetenekli olduğumu düşünüyorum.

Seni bugüne kadar en çok zorlayan forvet oyuncusu kim oldu?

Forvet oyuncularından çok forvet arkasından gelen hücuma yönelik orta saha oyuncuları rahatsız ediyor. Çünkü forvet oyuncusu belirli yerlere koşuyor. Artık Türkiye'de çoğu takım 4-2-3-1 ile oynuyor. O yüzden bu tip hücuma dönük orta sahalar daha çok sıkıntı yaratıyor. Yoksa defansta nerede duracağını iyi bilirsen, kademeyi iyi yaparsan pek bir problem olacağını sanmıyorum. Akıl ve mental açıdan sağlam olmak lazım. Ama mesela Anderson vardı. Tarzı çok zorlamıştı beni. Onunla oynamayı istememiştim hiç.

Karakterinle ve oyununla, yıllarca Gençlerbirliği'ne hizmet etmesini istediğimiz bir oyuncumuzsun. Biz ne kadar kalmanı istesek de, geleceğe yönelik planlar yapıyor musun?

Valla 9 sene oldu ben bu tesislerin kapısından içeri gireli. Burası bana çok şeyler kazandırdı. Hem oyunculuğum hem de kişiliğim adına Gençlerbirliği'nin katkısını yadırgayamam. Ama biz de bu takıma çok şeyler verdik. Geçen sene yaşadığım 2 sakatlıktan dolayı henüz çok fazla katkı yapabildiğimi düşünmüyorum Gençlerbirliği'ne ama ASAŞ'ın oluşmasında çok şeyler verdik. 80 milyon maç primiyle şampiyon olduk biz ASAŞ'ta mesela..(gülüyor)

Gençlerbirliği başarıyı hak eden bir camia. Oyuncuya karşı görevlerini yerine getiren, en iyi imkânları sunan bir kulüp burası. Veya taraftarımızı görüyorsunuz. Diğer takım taraftarları gibi küfür etmiyorlar, 10. dakikada olumsuz tezahürat yapmaya başlamıyorlar.

Milli takım hedefim hep var. Ama futbolda gelecek planlaması yapmak imkânsız. Yarın idmanda, maçta ne olacağını bilemiyorsun. Ben hep bugünü en iyi şekilde değerlendirmenin önemli olduğuna inanmışımdır. Çünkü sakatlık ya da benzeri bir problem yaşanır bilemiyorsun.

Milli takıma söz gelmişken.. Bosna maçını izlemişsindir. Bu kadar savunma hatasını gördükten sonra, herhalde iç geçirmişsindir "ben nasıl milli takıma seçilemiyorum" diye.. Milli takım konusunda fikrin nedir? Bir kırgınlığın var mı bugüne kadar hiç milli takıma seçilememen konusunda? Haksızlık yapılmıyor mu sence?

Keşke olmasaydı o hatalar. Ama ona yapacak bir şeyimiz yok. Herkesin saygısını kazanan kariyerli bir hoca var. Onun seçimi. Saygı duymak lazım. Ama üzüldüm maç sonucuna. Ülke olarak bir şampiyona boyunca kenetlenebilecektik. Dünya Kupası büyük bir fırsat futbolcuların marka değerini yükseltmek için.

Sence hala şansı var mı milli takımın Güney Afrika'ya gitmek için?

Neden olmasın? Futbolda her şey olabilir. Estonya ya da ispanya'nın Bosna'yı yenmesi imkânsız değil. Ama biz kazanabilecek miyiz Belçika'ya karşı? Orası önemli asıl.

Takım kaptanlığı görevini üstleniyorsun bu sene. ASAŞ'ta bu deneyimi yaşamıştın ama Gençlerbirliği'nde kaptanlık yapmak nasıl bir duygu?

Kesinlikle fark var ikisi arasında. Belki arasında 5-10 metre var 2 takım arasında sadece ama çok fark var. Ben asıl Gençlerbirliği'nin orası olduğunu düşünüyorum genç oyunculardan dolayı. Ama ana olan yer burası. Buradaki bakış açısı, taraftar, medyanın, dışarıdaki insanların bakışı daha farklı. Bu kaptanlık bana onur veriyor. Ama bunun da ayrı bir dert yükü var. Sorumluluğum artırıyor. Bir şeyler ters gidince takımda daha çok üzülüyorsun, her şeyini etkiliyor. Hatta bazen "böyle giderse benim hayatım uzun sürmez" diye şaka yaparım arkadaşlara. (gülüyor)

Aslında bu da kaptanlığın gerektirdiği şeylerden biri değil mi? Takımı sahiplenmek..

Sadece kaptan da değil. Bütün oyuncuların sahiplenmesi lazım. Sonuçta kim burada kötü vakit geçirmek ister ki? Buraya bir başı eğik, mutsuz gelmek var bir de buraya gülerek gelmek, zevk almak var yaptığımız işten.

Hocamız 10. haftadan sonra hedefin belli olacağını söyledi. Ama oyuncular arasında bir hedef belirlediniz mi kendinize?

Bu sene kesinlikle sıkıntı çekmek istemiyoruz. En başından beri konuşmalarımız bu yönde. Bir kere dışarıda, medyada geçen seneki imajı silmemiz gerekiyor. Bunun için de en kısa zamanda üst sıralarda yerimizi almamız gerekiyor. Sezonun ilk maçları çok önemlidir. Takımın yönünü belirler bu maçlar. İlk maçlarda takımlar genelde çok motive olamazlar ligin son maçlarına kıyasla. O yüzden şu anda alabildiğimiz kadar puanı alıp bir an önce kendimizi üst sıralardaki çıtanın üzerine atmak istiyoruz. Çünkü bu takım rahatladıkça, genç bir takım olmamızdan dolayı daha iyi oynamaya başlayacaktır.

Ne değişti geçen sezondan beri? İlk 4 hafta olumlu sonuçlar aldık hep. Daha iyisi de olabilirdi. Ne değişti de takım daha kendine güvenen pozitif bir futbol oynamaya başladı?

Puan olarak daha iyi yerlerde olabilirdik tabi ama en azından verdiğimiz görüntü ve bizim havamız çok iyi. Önemli olan da bu. Buradaki ekip mutluysa bu oyuna da yansıyor.

Ligin en az gol yiyen takımıyız. Yediğimiz gol de Ankaraspor maçında şanssız şekilde son dakikada geldi. Defans bölgemizi ve bu bölgedeki oyuncuları nasıl değerlendiriyorsun? Özellikle göbekte Ivan'la uyumunuz ne durumda?

Bence defans yapmak, futbolu çirkinleştiren bir şey değil. Atamasanız bile size puan kazandıran bir şey. Ivan yeni gelmesine rağmen, konuşan, iyi pozisyon alan, uyumlu bir oyuncu. O yüzden bir sıkıntı yaşamadık. Henüz form olarak tam formda değiliz. İleriki haftalarda daha da iyi olacağız.

Peki ya Aykut? Defansın her bölgesinde oynadı bugüne kadar..

Aykut değişik ve genç bir oyuncu. Ama savunma hattında belirli bir uyum olduktan sonra her yerde oynanır. Mesela OFTAŞ senesinde Orhan, Giray, Murat ve ben vardık ve neredeyse 4 kişi sezonu bitirdik birbirimizin yerinde oynayarak. Çok genç bir takımımız var şimdi. Aykut, Mustafa gibi. Ben şimdi üzülüyorum mesela İbrahim Şahin, Kadir, Serkan Atak gibi oyuncular da burada olsaydı ama patronlar öyle karar verdi bizim de saygı duymamız gerekir.

Yeni transferleri değerlendirirsen.. "Fark yaratacak" oyuncu kim bu sene sence takımımızda?

Genelde hücum oyuncuları ön plana çıkar. O açıdan Harbuzi çok değişik bir oyuncu. Aykut da genç ve adından söz ettirecek bir transfer. Bu sene Hurşit de çıkış yapabilir. Çok yetenekli gerçekten.

Harbuzi biraz hakemle çok konuşuyor sanki..

Bunlar dışarıdan kötü gözüküyor ama inanın ki abartmadıkça gerekli şeyler. Tepkisiz bir takım düşünün, o zaman motive olmamız çok zor olurdu. En çok eleştiriyi de ben alıyorum bu konuda. Ama takımı ateşlemek için gerekiyor böyle şeyler. Sivas takımının iç maçlardaki tepkilerini düşünün. Yetenek olarak kısıtlı olmalarına rağmen bu şekilde motive oluyorlar sezon boyunca. Ama tabi takıma zarar verme seviyesine getirmemek gerekiyor bu tür davranışları.

Taraftara gelirsek.. Biz hep yakınmışızdır Gençlerbirliği taraftarının görmezden gelinmesine.. Ne düşünüyorsun taraftarlarla ilgili?

Bizim taraftarımız yok diyorlar ama ben görüyorum bu sene çok güzel bir destek veriyorlar bize. Kıpırdanma olduğu belli tribünlerde de. Bilet fiyatlarının çok uygun olmasına rağmen kendi var olan taraftarımız dışında Ankaralıların da destek olması gerekiyor.

Küskünler de var tabi..

Evet, onu da unutmamak lazım. Ama bu sene takım olarak böyle mücadele etmeye devam edersek, bu ruhumuzu korursak kimsenin küseceğini düşünmüyorum. Hatta küsenler de geri dönecektir. Biz içeride bu arkadaşlığı, bu ruhu, pozitif enerjiyi gördükten sonra zaten bu enerji tribüne de yansıyacaktır.

İnternetle aran nasıl? Taraftar sitelerindeki yorumları takip ediyor musun?

Alkaralar ve gencler.org'du sanırım. Arasıra girip bakıyorum yorumlara bu sitelerde.

Futbol dışında hayatın nasıl ilerliyor? Boş zamanlarını nasıl değerlendiriyorsun? Okul ne durumda, bitirdin mi?

Futbol dışındaki hayatım sıkıcı gidiyor. Okulu bitiremedim henüz. 2 dersim var ama bir türlü fırsat bulup da gidemiyorum. Bu zamana kadar evlenmememizin sebebi de budur herhalde. Düşünün 4-5 kişi tesistesin, sürekli beraber yatıp beraber kalkıyorsun. Hep iç içesin. Evlenmeyi, kız arkadaşı kim ne yapsın bu yoğunlukta. (gülüyor) Bu sene en sonunda ev tuttum artık herkes yavaş yavaş gidince. Sinemaya gitmeyi çok seviyorum. Hatta sinemaya gittikten sonra eve gelince bile film izlediğim oluyor. Sonuçta sürekli gezemeyiz mesleğimiz gereği, hem dinlendirici hem de eğlendirici aktiviteler bulmak gerekiyor.

Eskiden bilgisayar oyunlarına kaptırmıştım. Ama sahada artık idman yaparken falan hızlı koşmak için elim o tuşa gidiyor, şut çekmek için o düğmeye basacak gibi oluyorum, baktım etkilemeye başladı çokça gerçek futbolumu, kendi kendime bıraktım artık bilgisayar oyunu oynamayı. (gülüyor)

Yabancı dil biliyor musun?

Yabancı dil biliyorum. İngilizcem var. Aynı zamanda İspanyolca kursuna başlamayı planlıyorum yakın zamanda.

Teşekkürler

Ben teşekkür ederim
Kaynak : www.gencler.org 


**************
 G.Birliği Oftaş'ta Hocalığını yapan Metin Diyadin'in kendisi hakkında söyledikleri ;


İlhan Eker'i Metin Diyadin anlattı!
F.Bahçe'nin yeni transferi İlhan Eker'i onu yetiştiren teknik direktör Metin Diyadin'e sorduk!
02/06/10 12:53

 














 HTSPOR.COM / ÖZEL HABER

Dış transfer çalışmalarını büyük bir gizlilik içinde yürüten F.Bahçe, Gençlerbirliği'nden İlhan Eker'i transfer etti. Uzun süredir Süper Lig'de mücadele eden futbolcuyu, OFTAŞ'tan (Hacettepe) bulup çıkartan ve bugünlere gelmesinde büyük rol oynayan eski F.Bahçeli futbolcu ve teknik direktör Metin Diyadin HTSPOR.COM'a anlattı.

"TAM F.BAHÇE'NİN ARADIĞI OYUNCU"
Benim o efsane OFTAŞ kadrosundan umutlu olduğum 4-5 oynucudan biriydi. Gökhan Gönül Fenerbahçe'ye, Giray Kaçar ise Trabzonspor'a gitti. Bunlardan biri de İlhan'dı ve böyle bir çıkış yapıp büyük takımlarda oynayacağını adım gibi iyi biliyordum.

"F.BAHÇE ALACAĞI EN İYİ OYUNCUYU ALDI"
Bir kere İlhan her teknik adamın aradığı özelliklere sahiptir. Fiziği iyidir öncelikle. Ama dahası topu da oyuna çok iyi sokar. Bu özelliği üst düzeydedir kesinlikle. Arkadan topu iyi servis etmesinin yanı sıra sol ayaklı olması da bir diğer artısıdır. Çok cesurdur. Fiziksel olarak ağır ve hantal bir duruşu vardır ama buna kimse aldanmasın. Fenerbahçe en azından bu ligden alabileceği en iyi oyuncuyu aldı. Çok hırslı bir yapısı vardır. Sorumluluk alır ve profesyoneldir. Sadece işine bakar.
"FORMAYI KAPACAĞINDAN EN UFAK KUŞKUM YOK"
Fenerbahçe'de ancak işi zor. Büyük camiaları her futbolcu kaldıramaz. Hele hele oralarda yerli futbolcuya formayı öyle kolay kolay vermezler. Önce Fenerbahçe'de formayı kapma savaşı verecek. Ama bunu yapacağından en ufak kuşkum yok.

Mesela Rijkaard... O Barcelona'daki stoperlerini Galatasaray'da da arıyor. Topu geriden iyi oyuna soksunlar istiyor ve bu nedenle de bütün stoperlerini sildi attı. Bu özellik tam anlamıyla İlhan'da var. İlhan'ın topu geriden oyuna sokması birçok Avrupalı stoperde bile yok. Tam adrese yollar topu.
"İLHAN KASAP DEĞİLDİR"
İlhan kasap değildir ayrıca. Lap diye atlamaz topa. 'Topu alamadım indireyim' diye düşünmez. Topa nerede ve nasıl hamle yapacağını çok iyi bilir. Bunun ayarını çok iyi yapar. Giray zaten bundan 5 sene önce de akıllı bir oyuncuydu şimdi de öyle. Kendini çok ama çok geliştirdi. Sürekli üstüne koyarak ilerledi. Sol stoperdir. Yani şu an Bilica'nın yerinde oynar 4'lü savunmada. Ayrıca ileride gol de arar. Hocası gönderdiği giçin gitmez. Hırsıyla inancıyla koşar gol bölgelerine.
"İLHAN'A ÇOK GÜVENİYORUM"
Ama şunu belirtmek lazım. O havayı kaldırmak çok önemli. Anadolu'dan birçok oyuncu ne umutlarla gitti büyüklere, oynayamadan geri geldiler. Ama ben ilhan'a çok güveniyorum. Gökhan Gönül için 3 sene önce söylediklerim nasıl çıktıysa, İlhan da aynı şekilde beni mahcup etmeyecektir.

**********************************************************
   İmza fotoğrafını görmedik ama imzalandığını söylüyor resmi site.Bugünde ilk antrenmana çıktı.
Pekala basın önünde imza töreni yapılabilirdi.İleriki günlerde diye geçiştirilecek,hafife alınacak bir futbolcu değil İlhan.FB Kulübü aldığı oyuncunun değerinin farkında değil ki böyle arabesklikler yapıyor.
 Bunu belirtmeden geçmedikten sonra İlhan'a hayırlı olsun diyorum.
  Bonservissiz Türkiye'den alınabilecek en iyi stoper alternatiflerinden biri daha.Biri daha diyorum ,geçen sezonda Bekir'i almıştık bonservissiz ama ne yazık ki Daum efendi Onu sağ bek yedeği yaptı,çok sonraları nasıl olduysa bir kaç maç stoper oynadı Bekir.İlhan'da Bekir kadar iyi bir alternatif stoper.Hatta Bilica'dan daha iyi.Ben olsam Bilica yerine oynatırım.Bilica kadar yakmaz takımı buna kefilim.Ondan daha iyi özellikleri var.Zaten en iyi tanıyan Metin Diyadin çok güzel anlatmış kendisini.Ben İlhan'ı G.B.Oftaş Süperlige çıktıktan sonra takip etmeye başladım ve beğendiğim bir stoperdir.Giray ile beraber defansı sağlam tutan oyuncuydu.
O takımın daha öncesinden yani G.Birliği Asaş olarak Süperlige uzanan başarı yolculuğunun en önemli temel direklerinden biri İlhan.İlhan Cavcav iyice piştiğine inanmış olacak ki 2008-2009 sezonunda artık G.Birliğine aldı Onu.Ama İlhan şanssızdı çünkü uzun süreli sakatlıklar geçirdiği için fazla oynayamadı.O sezon Trabzon maçında Alanzinho ile girdiği mücadelede sol ayak tarak kemiği kırıldığı için Nisan'da sezonu kapattı.
2009-2010 sezonunu ise çok iyi geçirdi.Çok maç oynadı ve istikrarlıydı.
 Sol stoper oynuyor ama solak değil.En önemli özelliği soğukkanlı oluşu ve geriden topu oyuna iyi sokabilmesidir.Bilica gibi paldır küldür adama bodoslama dalmaz,kontrollü ama net müdahale eder.
Sağlamcıdır.Kendisinin de belirttiği gibi eski bir orta saha oyuncusu oduğu için pas olayı yüksektir.
O yüzden orta sahada defansif Ön libero olarak denemekte fayda olabilir derim.
Kafa toplarında etkilidir.Sarı kart potansiyeli de var onu söyleyelim.Direk kırmızı görmemiş,çift sarıdan kızarmış.Saha dışı yaşantısını da araştırmışlardır umarım zira Ankara'da biraz bu konuda adı varmış.
İstanbul'da kalıcı olmak istiyorsa çok daha fazla dikkatl olmalı.
Fiziği iyi.Kaptanlıkta yaptığı için liderlik özelliği var.27 yaş artık olgun dönemi diyebiliriz.
Açık alanda da fena değil ama asıl defansta iyice geri çekildiğimizde daha iyi oynar.
İstikrarlı oluşunu söylemiştim.G.Birliği ASAŞ,G.Birliği Oftaş ve Hacettepe'de 7 yıl devamlı oynayan bir oyuncu.Sakatlık dışında hep oynamış.O 7 sezonda 3 kez kademe atlayarak Şampiyonluk yaşadı.
Netice-i kelam ; İlhan bedava alınabilecek iyi bir stoperdir.Ben olsam Bilica'yı keser oynatırım.
Ayrıca Uğur Boral'dan sonra Cavcav'a attığımız 2.büyük goldür.Cavcav böyle bir oyuncuyu bedavaya ve Fenerbahçe'ye kaptırdığı için kahrından ölüyordur şimdi.Ohhhh canıma değsin diyorum :))
Tekrar Hayırlı Olsun.Başarılar.Hoşgeldin İlhan....

28 Haziran 2010 Pazartesi

Tangocular Aztekleri Mat Etti.3-1 (Arjantin Çeyrek Finalist)

Carlos Tevez of Argentina celebrates scoring the opening goal

1.JPG
2.JPG
3.JPG

Beklediğim gibi Arjantin bir sürprize imkan vermeden adını Çeyrek Finale yazdırdı.Meksika beklediğimden de iyi oynadı.1.Gole kadar etkliydiler.Arjantin'in bilindik defansif zaaflarından  yararlanarak pozisyonlar buldular ama onların da klasik sıkıntıları golcülerinin olmayışı ile sonuca gidemediler.Aguirre J.Fernandez ve ilk kez şans verdiği Batista'yı sürmüştü bu kez ileriye.J.Fernandez zaten iyi bir oyuncu.İyi de oynadı,golünü de attı ama yetmedi.Guardado da ilk 11'deydi nihayet.Fazla etkili olamadı.Asıl sıkıntıyı defansta yaşadılar.Osorio'nun bireysel hatası ile 2.gol geldi ve maçı bitirdi.Tamam 1.gol ofsayttı.Tevez pasiften aktif alana girdi,yardımcı hakem kaçırdı.Staddaki tekrarında (Aslında bu tür pozisyonlar işte golden sonraki bu itirazlar olur diye gösterilmiyordu ama yönetmen herhalde uyudu ve tekrarını verirken stad'a da verdi.Sonra normal yayında bile tekrarını göstermedi.) Meksikalı oyuncular görerek itiraz etti ve Rosetti ve yardımcısı kararlarını değiştirmediler.FİFA bu olaya artık el atmalı ve bunu uygulamalı.30 saniye sürer kesinti ama kararlar adil olmuş olur.Elektronik mekaniği futbolun ruhunu öldürmez merak etmeyin.
 Gerçi gol iptal edilseydi de Arjantin bu maçı gene alırdı.2-0'dan sonra  fazla sıkmadılar.
Messi gene golü bulamadı.4 kişi ile savunulmaya çalışıldı ama gene gollere etki etti.Artık Almanya maçında ondan gol bekliyoruz.Bu kez sahne alma sırası Tevez'deydi.2.golü mükemmeldi.
Sağ bekte Ottomendi'yi oynattı Maradona ama vasatı geçemedi.Veron'u kesmesi yanlıştı.
Almanya maçında mutlaka Samuel'i yetiştirip stopere yerleştirmeli,Burdisso'yu da sağ beke çekmeli.
Veron'u da 11'de başlatmalı Maradona.Zor maç olacak çünkü.Almanya bugün gözümü korkuttu.
Messi mutlaka sahne almalı.

Panzerler İngiltere'yi Dağıttı.4-1 !!!!!!!!!!

Thomas Mueller (R) of Germany celebrates scoring with team mate 
Mesut Oezil (L)

1.JPG
2.JPG
3.JPG

Panzerleri tebrik etmek lazım.Hakederek tarihi bir galibiyet aldılar.
Maç öncesi yazımda daha iyi  oynadıklarını yazmıştım ama İngiltere'den artık bir patlama beklediğim için
İngiltere eler diye düşünüyordum ama yanıldım.Grup maçlarındaki 2 takımın görüntüsü aynen devam ediyordu.Çünkü 2 teknik adamda aynı sistemde ısrar etmişti.Hadi Löw'ü anladık,sistemi işliyor,takım iyi oynuyor bir değişiklik yapmasına gerek yoktu.Sadece cezası biten Klose'yi tekrar koydu.Peki Capello çok mu memnundu ki takımından da hiç bir yenilik yapmadan çıkmıştı ?
 Tamam kabak gibi basbariz gol verilmedi.1966'nın rövanşı alındı.2-2 olsa belki iş değişirdi ama çok büyük ihtimalle Almanlar gene kazanırdı.Çok bariz fark var iki takım arasında oyun sistemleri olarak.
 Löw'ü çok beğenirim.Fenerbahçe'yi çalıştırdığı dönem oynattığı futbolun lezzeti hala damağımızda.
Ne yazık ki Aziz Yıldırım'ın harcadığı sayısız isimlerden biri oldu.
Löw ,Almanların klasik çok koşan,oyun disiplinine sadık ama yaratıcı olmayan düz mekanik futbolunda
devrim yaratmak için Alman futbol federasyonu ile işbirliği içinde çareyi devşirme isimlerde buldu.
Eskiden beri vardı zaten Klose ve Podolski'lerin Polonya kökenli olması ama işi resmen azıttılar son dönemde.
Başka çareleri yoktu çünkü.Yurt dışında sadece Ballack lejyoneri olan Onu da sakatlığı nedeniyle kadroya alamayan bir Almanya vardı.Bundesliga'dan üretmek zorundalardı.Almanlarda olmayan yaratıcılığı devşirme oyuncularda buldular.Bu maçta oynayan 11'de 5,22 kişilik kadroda ise tam 11 isim vardı devşirme.
Ha bazılarının Annesi Alman veya Babası Alman olabilir bu bir şeyi değiştirmez.
Mesela Dennis Aogo Karsluhe doğumlu ama Nijerya kökenli bir Alman.
Marko Marin Boşnak orijinli.Mario Gomez İspanyol,Cacau Brezilya,Kedira Tunus, Klose,Podolski, Trochovski Polonya,Boateng Gana,Mesut ve Serdar Türk asıllı oyuncular.
 Tabii ki bu isimlere altyapıları verilmiş,kendileri yetiştirmişte oluyorlar ama ben gene de ne kadar Almanya'nın başarısı ne kadar Almanya Birleşik Devletlerinin başarısı olduğunu tartışırım.
 Maça dönersek ; Löw'den bahsediyorduk.4-2-3-1 sistemini çok iyi uygulayabilen oyunculardan oluşan bir takım yaratmış.Hele devşirme imkanı da varken sisteme oyuncu bulmak çok zor değil ama hemen hemen cuk oturtmuş.Sol bek'te sıkıntı vardı.Önce genç B.Münichli Badstuder'i oynattı olmadı,son olarakta yeni devşirme ,kardeşi Gana'yı seçen Boateng'i sol bekte.Boateng'i fiziğine rağmen beğenmedim orada.Aslında asıl sol  bekleri Lahm ama Onu sağ beke taşımış Löw.Demek ki bir sol bek bulamamış.Ben de onu sorguluyorum işte.Koskoca Almanya o müthiş altyapılarından bir sol bek yetiştiremiyor da Boateng'i devşiriyor.
 Orta sahada da Ballack yerine Kedira devşirildi.Merak konusuydu performansı ama başarılı şu ana kadar.
 Stoperlerde de Mertesacker'in yanında Metzelder vardı,onun  yerine sağ bek  Friedrich'i oraya çektiler.
 Schwnsteiger ile Kedira çift ön libero olarak çok iyiler.Esas iyi işleyen önlerindeki 3-1.
Sol kanatta Podolski,Sağ da Müller,ortada Mesut ve uçta Klose.Klose çok faydalı oldu.Rakip stoperleri sağa sola götürerek ortayı boşalttırdı ve 3'lüden oraya sızmalara imkan verdi.İngiltere defansı zaten dağınıkken temelli göçtüler.Almanların attıkları goller hep çalışılmış ders niteliğinde.James'ın ve defansın hataları olsa da önemli olan  defansın kademelerinin bozulmasıydı.Kanatlar  kanatlar kanatlar.FB için de ders alınması gereken mesele bu işte.Takım hız kazanıyor bu şekilde.Nasıl hızlı kontraya çıkıyorlar.
Almanya'nın İngiltere'ye göre en büyük artısı hızlı oynamasıydı işte.Sistemleri iyi işliyor böyle.
 Açıkcası kupa öncesi değerlendirmemde ve öngörümde bu kadarını beklemiyordum Almanya'dan.
Ve bir Arjantin fanı olarakta gözüm korktu.
 İngiltere ise faciaydı.Elemelerde Capello faktörü ile çok iyiler dedik ama buraya hazırlıklardan belliydi patlayacakları.Japonya ile hazırlı maçlarını izlemiştim ve hiç beğenmemiştim.
 Çok ağır ve yavaşlar.Hala eski futbolu oynuyorlar.Kalmadı artık bu.Herkes iyi çalışıyor ve en az senin kadar koşuyor artık.Sen takmında yaratıcı oyuncularını vitrine çıkaramazsan hiç bir farkın kalmaz.Capello Gerard gibi bir orta sahayı atmış sola sürgüne inanılır gibi değil.Ki Gerard gene en iyilerdendi.
 Orta Sahada bir Barry diye oyuncu var burada Bank Asya'da bile zor oynar.İnanılmaz ağır bir oyuncu.
Ağır çekim sanki.Bir de bu oyuncu Aston Villa'dan M.City'e 12 m.sterline transfer oldu.Daha önce Liverpool'un 18m.sterlinlik teklifini kabul etmemişti Villa.Sağ kanatta Miller diye biri var.SWP ve J.Cole dururken bu adamın ne işi var ? Stoperde hadi R.Ferdinand sakat alınmadı.Carragher ve L.King'te sakatlandı.Bu Upson'dan başka kimse yok mu EPL'de alınabilecek Allah aşkına.Gol atmasına rağmen inanılmaz kötüydü,Terry'i de bitirdi.Carragher iyileşmişti ,keşke oynatsalardı.
 Rooney'den artık patlamasını bekledik ama nafile.Yanındaki Defoe ve Heskey gibi oyuncular iyi olmasına rağmen bir türlü bu sistemde bir şey yapamadılar.Talihsizdiler de.Verilmeyen gol ve Lampard'ın direkten dönen şutu dönüm noktası olabilirdi ama total olarak baktığımızda Almanya her şekilde üstündü ve alırdı.
3.gol mükemmel bir kontraatak olduğu kadar İngiliz defansının bu kadar ileri çıkma garabetiydi.
O gol sonları oldu.Tıpk bizim 2-3'lük Bursa maçında yediğimiz 3.gol gibi.Bazen 1 gol futbolda ne kadar çok şeyi değiştiriyor görüyoruz acı olarak.
 Neticede Almanya hakederek Çeyrek finale çıktı.Arjantin maçı her şeye gebe.
Çizgiyi geçen top olayı çok konuşulacaktır.Aslında staddaki dv ekranda bu tip tartışmalı pozisyonları göstermiyorlar onun haricinde tüm yayın gösteriliyor ama artık bu elektronik sistemden yararlanmalılar.
20-30 saniyelik bir olay.Bakarlar ekrandan tekrara ve karar verirler.Futbolun ruhu falan ölmez aksine adalet gelir,aklanır.Ya da UEFA Avrupa liginde uygulanan Çizgi hakemleri uygulalaması hayata geçirilmeli.

27 Haziran 2010 Pazar

Gana Tarih Yazarak Çeyrek Finalde.2-1 !!!!!!!

Asamoah Gyan of Ghana celebrates scoring

1.JPG

2.JPG

3.JPG

Bravo Gana'ya.Tarih yazdılar.Tarihlerinde ilk kez Çeyrek Finale yükseldiler.Ayrıca Çeyrek finale yükselen 3.Afrika takımı da oldular.Maç öncesi zor maç olacağını,uzatmaya gidebileceğini,Amerika'nın biraz daha önde olduğunu % 60-40 şans ibresinin olduğunu yazmıştım.Bunun nedeni ABD'nin inatçı futbolu ve maçı hiç bırakmadan sonuç alabilmesi,Gana'nın ise tipik Afrika futbolunun hücum kabızlığı nedeniyle son vuruşlardaki beceriksizliği olduğunu düşünmmemdi.Zaten Rajevac'ta ABD'den çekincesini Pantsil,John Mensah ve Jonathan Mensah'dan oluşan 3'lü savunma kurmuş,sağ bektede ilk kez İnkoom'a şans vermişti daha çabuk olduğu için.Maçın başında beklenmedik bir anda Boateng ile buldukları erken gol onlar adına büyük fırsat oldu.İyi kapanarak ilk yarıda korumasını bildiler skoru.Bob Bradley'in 33'te Findley -Edu ve ikinci yarıya çıkarken yaptığı Findley - Feilhaber değişiklikleri semeresini verdi ve ABD oyun hakimiyetini eline aldı.
Maçın iyilerinden Jonathan Mensah'ın Dempsey'i düşürmesine haklı olarak verilen penaltı ile eşitliği yakaladılar.
Galibiyet golünü bulmak içinde çok uğraştı ABD ama çok yorgunlardı.Genç ve atketik Gana karşısında dakikalar ilerledikçe yorgunluktan oyundan düştüler.Uzatmanın başında hiç beğenmediğim Gyan ,uzun topta fizik üstünlüğü ile Bocanegra'yı altederek mükemmel sol şutla takımını öne geçirdi.ABD çıkarmak için çok uğraştı ama pilleri bitmişti artık ve olmadı.
 Gana haketti.ABD'de Bob Bradley iyi antrenör,oyunu iyi okuyor ama bence ne olursa olsun stoperde Onjewu'yu oynatmalıydı.Sakatlıktan çıktı,hazır değildi falandiyorlar ama ilk maçlarda iyiydi ve hiç bir sorunu yoktu.Onjevu 2.golde Gyan'a o pozisyonu vermezdi.
  Maçın kader adamı bence ABD'li Findley di.Maçın başında orta sahada kaptırdığı top gol oldu.Akabinde karşı karşıya net golü atamadı.
 Gana'ya az şans vermiştim ama bu maçta ilk kez son vuruşlarda etkili olmalarını,stoperler Mensah'lar ve Pantsil'in Altidore'u iyi kilitlemelerini,hiç hava topu vermemelerini ve kaleci Kingson'un zaafı yan toplarda bile başarılı olacağını bilemezdik herhalde.Bir de ABD'nin fizik gücünün böyle düşeceğini tahmin edemezdim.
  Gana 1990'da Kamerun,2002'de Senegal'den sonra 3.Çeyrek final yapan takım oldu demiştik.
Bu kadroları O Kamerun ve Senegal kadrolarından daha zayıf ama gerek şansları gerek genç,fizik  kondisyonları sayesinde bu başarıyı sağladılar.Yarı Finalde Uruguay karşısında da aslında şansları az ama top yuvarlak işte.Önceden düşündüğünüz bazı şeyler maç sırasında alt üst olabiliyor.
 Çok ilginç bir Yarı Final Maçı olacak.
Unutmadan Sırp Antrenör Rajevac'a alkış demeden geçemiyorum.Essien'in olmaması,Appiah'ın da hazır olmamasından sonra,hafif sakatlığı olmasına rağmen - yanlış bilmiyorsam - bu takımın halihazırdaki en önemli yıldızı Sulley  Muntari'ye taviz vermemesi ve yedek bırakması ilginçti.Muntari'nin sorun olduğu da yazılıyor çünkü.Rajevac otoritesini gösteriyor.

Uruguay Çeyrek Finalde.2-1 !!!!

Luis Suarez of Uruguay celebrates scoring

HAKEMLER: Wolfgang Stark , Jan-Hendrik Salver, Mike Pickel (Almanya)
URUGUAY: Muslera (6), Lugano (6), Godin (5) (Dk.46 Victorino 6), Fucile (7), Pereira (6), Perez (6), Arevalo (6), Cavani (5), Pereira (6) (Dk.74 Lodeiro 5), Suarez (8) (Dk.84 Fernandez), Forlan (6)
GÜNEY KORE: Sung-Ryong (5), Du-ri (5), Young-Pyo (5), Yong-Hyung (5), Jung-soo (6), Jung-woo (4), Sung-yong (5) (Dk.85 Hun Yeom), Jae-sung (4) (Dk.61 Gook Lee 4), Park Ji-sung (6), Chung-yong (5), Chu-young (5)
GOLLER: Suarez (Dk.8 ve Dk.80), Chung-yong (Dk.68)
SARI KARTLAR: Woo Kim, Du-ri, Yong-hyung (Güney Kore)

2.JPG
1.JPG

Maçı seyredemedim,özetlerini seyrettim.Güzel maç olmuş.İstediğim sonuç çıkmış.
Uruguay 40 yıl sonra Çeyrek finalde.Belki de Gana'yı geçerlerse Yarı finalde olacaklar.
 Uruguay şanslıymış biraz.5dk.da Kore'nin frikiği direkten döndü,8.dakikada defansın uyuduğu bir anda,arka direkte kendini unutturan maçın adamı ''Kurnaz Tilki'' Luis Suarez golü attı.2.golünde nefis sağ ayak içi plasesi direkten ağlara gitti.Yani direkler Uruguay dedi.
 Yedikleri golde Lugano yetişemedi adama ama kaleci Muslera çıkmasaydı yemezlerdi golü.Muslera hatalıydı.
Forlan-Cavani-Luis Suarez hücum üçlüsü gene iyi işlemiş.Forlan 1.golde pası veren adamdı.Böyle bir hücum gücü rakip için büyük caydırıcı güç.Defansta Godin yetişmiş ama devam edemediği için ikinci yarıya Victorino çıkmış.Luis Suarez turnuva öncesi beklediğim gibi Tunuvaya damgasını vuran yıldızlardan biri oluyor.
Ajax'ta leblebi gibi gol atıyordu.Geçen sezon attığı gol sayısı toplamda 49.
Uruguay bu maçta epey zorlanmış.Yarı finalde tempoyu daha yükseltmek zorundalar.
G.Kore savunmasının 1.golde yaptığı hata affedilecek şey değildi.5 kişi topu seyretti.
Oyunun kaderini değiştirecek fazla oyuncularının olmaması en büyük dezavantajlarıydı.
Uruguay'a bu turnuvada Allah yürü ya kulum diyor.Çeyrek finalde rakip Gana.Yarı final yolu açık ama kola değil.Daha iyi oynamak zorundalar.

26 Haziran 2010 Cumartesi

2010 DÜNYA KUPASI - 2.Tur Eşleşmeleri Belli Oldu.

http://img132.imageshack.us/img132/3875/60370131.jpg

26 Haziran
17.00 Uruguay-Güney Kore
 Uruguay daha ağır basıyor.G.Kore oyun disiplinine sadık kalarak bir süpriz yapmaya çalışacaktır ancak
zor görünüyor.Çünkü Uruguay iyi durumda.Kale,defans ve forvet hattı zaten sağlamdı.En zayıf yerleri orta sahadaki yaratıcı oyuncu eksikliğini Forlan'ı oraya çekerek giderdiler.Forlan Luis Suarez ve Cavani'yi iyi
besliyor,kendisi de kaleyi karşıdan gördüğü anlarda beklenmedik şutlar atabiliyor.Defansta Lugano sağlam.
Partneri Godin umarım iyileşmiştir.Olmazsa Victorino oynayacak.
Bakalım Park Ji Sung ve arkadaşları formda Uruguay'ı durdurabilecekler mi ?
Umarım olmaz.Arjantin'den sonra ikinci takımım Uruguay.Maçı ne yazık ki izleyemeyeceğim,aynı saatte nikah var :((

21.30 ABD-Gana
Çekişmeli ve güzel geçmesi beklenen bir eşleşmeABD inatçı ve sürpriz bir takım.Her an her şeyi yapabilecek durumdalar.Son vuruş kabızı tipik Afrika temsilcisi Gana'nın atletik ama tecrübesiz oyuncuları bakalım ne yapacaklar ? Şans ibresi biraz daha fazla ABD'den yana.% 60-40 ABD geçer.
Uzatmaya da gidebilir bu maç.

27 Haziran
17.00 Almanya-İngiltere
 2.turun en zorlu eşleşmesi.2 devden biri yıkılacak.Grup maçlarındaki görüntülerine bakılırsa Almanya daha iyi durumda.Daha derli,toplu ve iyi futbol oynuyorlar.İngiltere artık vitesi yükseltmek zorunda ama nasıl.
Sağlam defans ,uzun toplarla hücum sistemi ne kadar işleyebilecek ? Artık Rooney sahneye çıkmak zorunda.
Uzatmaya gidebilir.Almanya bir adım önde olsa da İngiltere geçecek gibi geliyor içimden.




21.30 Arjantin - Meksika
Messi ve arkadaşları zorlansalar da geçerler Meksika'yı.Hücumda kabız bir Meksika defansta ne kadar dayanır soru işareti.Fazla uzatmadan banko Arjantin diyorum.Sürpriz olmaz.



28 Haziran
17.00 Hollanda - Slovakya
Hollanda grupta çok rahattı.Zorlayan takım çıkmadı.Robben de son 17 dakikada olsa son maçta oynadı.
Bu maçta 11'de başlayabilir.Slovaklar'a İtalya destanı büyük  moral ve özgüven kazandırmıştır.
Hollanda favori olsa da Slovakya'nın sürpriz yapma şansı yüksek.Sürpriz de sayılmaz aslında.Adamlar son Dünya Şampiyonunu evire çevire yendiler.Gene de Hollanda zorlanarakta olsa turu geçer.Slovakya geçerse çok sevinirim ayrı tabii.Stoch'tan dolayı 3.takımımız ne de olsa.

21.30 Brezilya-Şili
Şili ,İspanya maçında anlaşılmaz bir şekilde oynadı.Sanki Brezilya ile eşleşmek ister gibiydiler.Grup maçında yendikleri için mi bilmiyorum.Bir  de Matias Fernandez ve Carmona'nın cezalı olmasından dolayı ilk kez oynayan Estrada'nın erken çift sarıdan atılması işlerini çok zorlaştırdı.10 kişi ile gol buldular ama devamı gelmedi.H.Suazo hazır değil oynamadı.En büyük dezavantajları defansın göbeğinde tandem oynayan 2 stoper Ponce ve Medel'in sarı kart cezalısı olmaları.Orada ilk kez 2 yeni isim oynayacak.
2 G.Amerika takımı arasında büyük rekabet var ama ne yazık ki Şili elenir,Brezilya geçer.
İspanya'ya yenilmeleri Şili'ye büyük darbe oldu,hem Brezilya - İspanya çarpışacaklardı,hem de Portekiz gibi dişlerine göre bir rakip ile eşleşeceklerdi.

29 Haziran
17.00 Paraguay - Japonya 
Zor geçmesi beklenen bir eşleşme daha.2 iyi takım.Paraguay son maçta iyi oynamadı,aksine Japonlar formda.
Ortada bir eşleşme.Bana göre Japonya biraz daha önde ve geçebilir.Uzatmaya gider büyük ihtimalle.

21.30 İspanya-Portekiz
İspanya son maçta son şansını iyi kullandı ve yolu da açtı hem de.Brezilya'dan kaçmış oldu.Portekiz karşısında zorlanmazlar.Giderek açılır artık İspanya.D.Villa gibi bir golcü büyük avantaj.Portekiz'de Maganda Ronaldo bireysel takılmaya devam etsin.İspanya geçer.

 Çeyrek Final eşleşmeleri de şöyle olur ;
Uruguay - ABD
Hollanda - Brezilya
Arjantin - İngiltere
Japonya - İspanya

Yarı Final Eşleşmelerini de yazayım bari ;
Uruguay - Brezilya
Arjantin - İspanya

E Finali de yazalım bari ; 
ARJANTİN - BREZİLYA

 VE ŞAMPİYON ; ARJANTİN !!!!!!!!!!!!!!!!!

* Brezilya'dan nefret ederim.Finale kadar gelmeseler,Hollanda'ya falan elenseler çok iyi olur ama mantıklı düşünürsek yol böyle ne yazık ki.

25 Haziran 2010 Cuma

Kaya Peker - Oğuz Savaş 2 yıl Fenerbahçe Ülker'de !!!!


Yeni sezonda Avrupa’da Final-Four hedefleyen geçtiğimiz sezonun BEKO Basketbol Ligi şampiyonu Fenerbahçe Ülker’de transfer atağı sürüyor.

Genel koordinatörlüğe Aydın Örs’ü, takımın koçluğuna da Neven Spahija’yı getiren Fenerbahçe Ülker Hırvat Milli oyuncu Marko Tomas ve Engin Atsür’ün ardından çok önemli bir yıldızı daha kadrosuna kattı.


Fenerbahçe Ülker, Efes Pilsen ve A Milli Basketbol Takımı’nın başarılı ismi Kaya Peker’i 2 yıllığına renklerine bağladı.


Takımımız ayrıca Hırvat yıldızı Roko Ukic’in ardından bir başka yıldızı Oğuz Savaş’la da 2 yıllık sözleşme yeniledi.


2006 yılında Fenerbahçe Ülker forması giymeye başlayan 23 yaşındaki milli oyuncu, geçtiğimiz sezonu Beko Basketbol Ligi’nde 8.28 sayı, 3.9 ribount, 1,1 asist, 0.5 blok ve 0.4 top çalma istatistikleriyle tamamladı.


KAYA PEKER KİMDİR?


Fenerbahçe Ülker’in yeni transferi Kaya Peker, 1980 yılında Ankara’da dünyaya geldi.

Basketbola Pınar Karşıyaka alt yapısında başlayan Kaya Peker uzun boyu ve geniş yapısına rağmen atletik olması ve dış atışlarda ki başarısı ile dikkat çekiyor. Milli basketbolcu 1996 - 2000 yıları arasında Pınar Karşıyaka forması giydi.

Pınar Karşıyaka’daki performansıyla dikkatleri üzerine çeken Kaya Peker 2000/2001 sezonunda Efes Pilsen’e transfer oldu.


Efes Pilsen’de 6 sezon geçiren Kaya Peker buradan rotasını yurt dışına çevirdi ve İspanya’nın TAU Ceremica takımına transfer oldu. İspanya’da bir sezon forma giyen milli basketbolcu Tau Ceramica’dan Beşiktaş Cola Turka takımına geçti.


Bir sezon Beşiktaş Cola Turka forması giyen yıldız basketbolcu siyah beyazlı ekipten 6 sezon formasını giydiği Efes Pilsen takımına transfer oldu.


Kariyerinde bir çok kupayı kaldıran Mili basketbolcu Ay-Yıldızlı formayla 2001 Avrupa Şampiyonası’nda ikinci, 2006 Dünya Şampiyonası’nda da altıncılık sevinci yaşadı.


Son olarak Efes Pilsen forması giyen Milli basketbolcu artık Fenerbahçe Ülker’in başarısı için mücadele edecek. 

 fenerbahce.org

click to zoom

click to zoom
click to zoom

click to zoom
click to zoom

OĞUZ  SAVAŞ 
http://www.fenerbahce.org/pic_lib/2007-02-20_oguz001.jpg
click to zoom

click to zoom
click to zoom

Duyulan transfer haberleriydi,resmi site kesinleştirmiş.
Kaya Peker için ne söyleyebilirim ki.Nefret ettiğim ''Kaya Teker'' dediğim bir adam için Hoşgeldin,Hayırlı Olsun,Tam Destek '' diyecek kadar hazımlı profesyonel (!) FB taraftarı olamıyorum ne yazık ki.
Henüz o mertebeye erişemedik.Benim Mrsiç'ime küfür etmiş adam yahu.Ne işi var bu adamın bu takımda diyorum ama Aziz Yıldırım'ın olduğu yerde ''FB Değerleri'' diye bir kavramın olmadığını sayısız kere - en sıcak örnek Daum konusu - görmüş biri olarakta fazla yadırgmıyorum.Endüstriyel Sporun Baş Rol Oyuncularından Aziz Yıldırım'ın bu tasarrufları artık olağan hale geldi.Fakyeller,Tümerler,Emre'ler,Remzi Dilli'ler,FB TV'de çalışan gs'liler,Naz Aydemir'ler,Fatih Terim'e 2 kez teknik direktörlük teklif etmeler v.s uzar gider.Anlaşılmaz olan FB taraftarının büyük çoğunluğunun bu akıma çabuk ayak uydurup profesyonel olmaları..Hemen imzayı görmeden başlamış ''Hep Destek Tam Destek'' afyonu.Yahu bu kadar mı mideniz geniş ?
Benim midem geniş değil valla o yüzden hazmetmem kolay değil.
Bu transferi ''etik açıdan'' doğru bulmuyorum.Teknik olarak ihtiyacımız olsa bile yabancı oyuncu alırdım bu adam yerine.Ki bu transferin çok önceden bittiğini de biliyoruz.Profesyonel taraftarların can simitleri ''Aydın Örs aldırdıysa bir bildiği vardır '' argümanı da çürük.Çünkü Aydın Örs gelmeden anlaşılmıştı.
Geçen yıl onların Mirsad ile bize yaptığını bu kez biz Kaya ile onlara yaptık.Etik mi değil ? E zaten bu transferin etik olmadığını söylemiştik.Tek iyi tarafı tek rakibin dopingçilerin Ermal'den sonra 2.yerli uzununu
kaybetmiş olması ama Telekom'dan Dudley'i almışlar hemen.
 Oğuz'a gelince ; Hayırlı Olsun diyorum.Herkes kalmasına sevinmiş.Ben nötürüm bu konuda.Oğuz çok ağır bir uzun.Savunmada yok,hücumda istikrarsız.Yıllardır bu genç uzunlar var diye adam gibi bir yabancı uzun alamadık pota altına.Tamam yerli uzun sayısı az alınacak falan ama Oğuz,Semih gibilerle de olmuyor.

Etiketler