Şampiyon Fenerbahçe Ülker etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şampiyon Fenerbahçe Ülker etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Haziran 2011 Pazar

2010-2011 SEZONU ŞAMPİYON FENERBAHÇE ÜLKER

* Bu anlamlı şampiyonlukta emeği geçen herkesi A'dan Z'ye kutluyorum.Hayırlı Olsun camiamıza.
* Anlamlı Şampiyonluk dedim çünkü hem ''5'bir yerde''nin veya ''5/5 branş hedefi''nin son halkasıydı hem de 26 yıl sonra finalde yeniden karşımıza  çıkan ezikleri eleyerek Şampiyon olmak açısından önemi vardı.
* Bu Şampiyonluk aynı zamanda 5 yıl önce gerçekleşen ''FB-Ülker Güçbirliği''nin semeresini bir kez daha almak anlamına geliyordu.Zira son 5 yılda bu 4.cü Şampiyonluğumuzdu,1'ini de Doping ile Efes Pilsen çalmıştı.Toplamda da 5.Şampiyonluğumuz oldu.
* ''FB-Ülker Güçbirliği'' demişken eziklerin kulağını bir kez daha çınlatalım.Yendikleri zaman Fenerbahçe'yi yenmiş olma yenildikleri zaman Ülker'e yenilmiş olma zavallı mantığını sergilemekten kaçınmazlar.Ülker'e saydırırlar,kendilerinin de cc ile bir Ülker sponsorluğu taşıdığını unuturlar.
Hatırlatınca da ama bizim ki sponsorluk sizin ki birleşme derler.E Peki neden kendilerini değil de Fenerbahçe'yi büyük işbirliği için seçtiler deyince de ses vermezler.
* Bu sezon biraz daha hedef büyütmüştük.Avrupa'da Final Four.Bana göre yüksek bir hedefti ancak yaşadığımız ciddi sakatlık ve hastalık badireleri olmasa pekala bu yüksek hedef gerçekleşebilirdi.Engin,Vidmar,Mirsad,Kinsey,Can Maxim,Ömer Onan,Tomas,Ukiç,Kaya'nın sakatlık ve hastalık nedeni ile uzun ve kısa sürelerle takımı yalnız bıraktıkları sezonu Türkiye Kupası ile birlikte yurt içinde ''Duble'' yaparak kapatmayı başardık.Asıl hedef olan Avrupa'da ise deplasmanda Barcelona,Olimpiakos'u,içeride Siena gibi Top takımları yenmemize rağmen Ukiç'in 39'ateşle yokluğunda Zalgiris deplasmanında uzatmada 1 sayı ile kaybetmemiz F4 yolunu kesen büyük bir talihsizlikti.
* Final serisinde beklenenden fazla zorlandık bence.Zira yarı finalde Doping Pilsen bile daha iyi kadrosuna rağmen bizi zorlayamamıştı.Tamam gene sakatlık,hastalıklarla uğraştık ama onlarda yaşadı bunları.İki takımın kadro kalitesine bakılınca bu zorlanma olmaması lazım diye düşünüyorum.
Ancak ezeli rekabet olması,salon ve seyirci avantajı ile hakem faktörü devreye girince bir uzatma ve 1 son saniye mucize üçlüğü ile 2 maç kaybetmiş olduk.Tabii her ne kadar maç sırasında çirkeflik yapıp,tribünleri kışkırtsa da teknik olarak elindeki kısıtlı ve vasat kadrodan iyi verim alarak seriyi bu duruma getiren Oktay Mahmudi'nin hakkını vermek gerekir.Ama dediğim gibi açılan bir pankart ile gs tribünlerinin kahramanı olma moduna girince yaptığı olumlu işlerden çok şey kaybediyor.
* 6.Maçla ilgili bu saatten sonra teknik analiz yapmak yersiz kaçar ama arşive bir kaç not düşürecek olursak  ;
- En başa sadece bu maçın değil bence final serisinin MVP'si Emir Preldziç'i koymam lazım.
Takımda Ukiç ve Saras gibi 2 tane üst düzey oyun kurucu varken,onlardan çok daha iyi yönetti takımı.
Oyun görüşü mükemmel,baskı altında diğerleri bocalarken az da olsa top kayıpları olsa da bu konuda takımı çok rahatlattı.Zira gs cc Banvit'i sırf guard'a baskı ile elemişti.
Son maçta da 12 sayı, 6 ribaunt, 5 asist ile çok kritik katkı yaptı.Helal Olsun Emir koçum.
- Ve Ömer Onan.Seride hastalığı olmasına rağmen bu takımın Mirsad'da olmayınca kalan ''tek yüreği''ydi.
Yıllanmış şarap gibi gün geçtikçe oyununa bir şeyler katıyor.Savunmasının yanısıra hücumdaki en önemli silahımız oldu.Dün de özellikle son 2,5 dk.kala 1 sayı gerideyken attığı bir üçlük ve bir turnike ile maçı o anlarda getirdi.7/4 üçlük 20 sayı bir final serisi için mükemmel ama dediğim gibi totalde takım kaptanı olarak moral motivasyonu yüksek tutarak takımı ayakta tutmaya çalışması da en büyük artısıydı.
- Dün diğer başarılı isim Oğuz'du.En büyük sorunu teknik olarak ayak çabukluğu olmaması nedeniyle savunmadaki ağırlığı  ve erken faul problemi nedeniyle istikrarsızlığı.Seride ilk 3 maç kötüydü.6.maçta 19s.6r.ile boyalı alandan da katkı almamızı ve iç-dış dengemizin sağlanmasında büyük rol oynadı.
Ama dediğim gibi istikrarsız.1 maç çok iyi,2-3 maç kötü olacağına,her maç vasat oynaması yeterli.
- Saras giderayak final serisinde neden bu seviyede bir basketbolcu olduğunu gösterdi.14s.3a.3/2 üçlük ve el yakan serbest atışlarda 6/6 isabet.O da takımda ''ateşi her daim yakanlar''dandı.Kenarda bir an olsun yerinde durmadı,oyuna girdiğinde her zaman hırs küpüydü.Artık iyice belli olan savunmadaki zaafiyetini bu hırsı ile kapatmaya çalıştı.Çokca eleştirsekte final serisindeki performansı ile görevini yaptı.
Seneye takımda olmayacak ama her zaman hafızalarımızda şu resim ile kalacak ;
Teşekkürler ''Saras Başgaaannnnnn''
- Son maçta önemli katkı veren bir diğer isim de Sean May'di.10s.6r.Herkesin hemfikir olduğu ve çokca dile getirdiği gibi May bizim takım için aradığımız uzun değildi ve acele ile yapılmış bir transferdi.Zaman içerisinde antrenman yedikçe ve takıma intibakı ilerledikçe katkı vermeye başladı.Ve final serisinde çok faydalı oldu.Öyle ki 5.maçta yerine Kinsey - zorunluluktan kadroda yer aldı - oynadı.May o maçta oynasaydı o son saniye trajedisi olmaz ve kupayı seyircimizin önünde kaldırabilirdik kanısındayım.Her işte bir hayır var belki böylesi daha iyi oldu,12 bin yaratık önünde ağlata ağlata,heveslendirerek yendik.
May sezonun sonunda hazır olarak ülkesine dönüyor,iyi bir takım bulabilecek böylece.
- Lavrinoviç son maçta 0 sayı,2ribaunt,2 asist ile oynadı ama 2 tane çok önemli savunması var ki maçın kazanılmasında büyük faktör oldu.Seneye sanırım O da olmayacak.Ona da teşekkürler.
- Takım olarak bir önceki maçta yaşadığımız ''ikili oyun savunmasında ve hücumda alan savunmasına doğru hücum edememe''  sorunlarını iyi etüd ederek bu maçta yaşamadık.Bu da önemliydi.
* Hakemler çok kötüydü.Şu basketi sayarak herhalde dünya literatürüne geçtiler.Yok böyle bir şey  ;

http://www.twitvid.com/IPP9J

* Yayıncı kuruluş şifrecilere de lanet olsun.Böyle bir seriyi izletmediler adam gibi.Yorumcuları da amigoydu.Hadi eski gs antrenörü Nur Germen'i anladıkta 5 yıl bizim ekmeğimizi yemiş Hüsnü Çakırgil'e ne demeli ? Fanatik ezik gibi yorumlar yaptı.Hüsnü seni de çizdik merak etme.
 * Ve ''5/5'' &''Beşi Bir Yerde''
FENERBAHÇE DÜNYANIN  EN BÜYÜK  SPOR KULÜPLERİ'nden biri olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır.
Türkiye'de gerçekten rakipsiziz.Bunu çatlasalarda ,patlasalarda kabul edecekler.Dünya'da ise bir çok branşta başarı kovalayan 5-6 takım içerisindeyiz.Barcelona (Ki Barcelona da 5 branşını kapatma kararı almış),Panathinaikos,Olimpiakos,Partizan gibi takımlar var.
 Evet ezikler hasbelkader uefa kupasını aldıklarında ''Gerçekleri Tarih Yazar,tarihi de Şaibesaray'' demişlerdi ya.EVET TARİH 5/5'İ DE YAZAR ALLAHIN EZİKLERİ.
  Bizim Uefa kupasını ve daha fazlasını kazanma şansımız her zaman var ama bu eziklerin 5 branşta 5 Şampiyonluk kazanma şansı hiç yok ve olmayacakta.Bu kadar iddialıyım.
Hani bu ezikler kuyrukları sıkışınca ''Ama bizim uefa kupamız vaaarrrrrr'' diye kıvırıyorlar ya bundan sonra Fenerbahçeliler de '''Bizim de 5/5'imiz var'' diye kontra yapsınlar.
 Geçen yıl aslında olacaktı bu 5/5 ama futboldaki son maçtaki kısmetsizlik ile kaçırmıştık.Bu sezon oldu.
Yani 2 yılda 10/9 yaptık.Son 5 yılda falan sayamıyoruz bile aldığımız kupaları.
Büyüklük böyle oluyor işte.Üstelik her türlü engellere rağmen geliyor bu başarılar.İşte Voleybolda Erol Ünal Karabayık diye kerameti kendinden menkul bir emekli başkomiserin yolumuza taş koyması örneği.
 Vesile ile Aziz Yıldırım'ı yönetim tarzı,insan ilişkileri,tribün politikası,transferler v.s. gibi konularda çok eleştirsekte Amatör branşlara yaptığı  yatırım ve vizyonu ile çok büyük bir alkışı haketmiştir.
Umarım artık bu başarılar bundan sonra yerelden Uluslararası platforma taşınır.
 * gs de diğerleri gibi ''Gönüllerin Şampiyonu'' kervanına katıldı.Hakederek ama :))

Gerçekten de sezon başında bu takım final oynayacak deseler çok az kişi inanırdı.Mücadeleleri,hırslarına eyvallah ama taraftarlarının eziklikleri ömür boyu bitmeyecek.

 Maç sonrası ''kupayı aldırmayacağız'' tripleri ne kadar eziklik içinde olduklarını gösterdi.
Yeni Başkanları Ünal Aysal'ı bile dinlemediler.
*Bu ''Yaratıklar'' ne yapıyor ?

Bu ''Yenilmez Armada (!)''lafı nerelerinden uydurmuşlar yahu.Bunlar olsa olsa ''Tadından Yenilmez Armada'' olur beeee.

* Işıl denilen zavallı.Taraftar yalakalığı yapacağım diye maskaralık yapıyor ama kapağı yiyip oturuyor.
5.maçtan sonra ''yenilmez armada'' gibi şeyler zırvalamıştı zavallı.Kraliçelerin finalinden sonra kupanın sapını hediye etmiştik ama yeterli gelmemiş herhalde.Bu kez sapını değil kupayı temelli alsın.

 * Yılın Fotoğrafı ;Asla Unutulmayacaktır.
* Yılın Kontra Mesajı;
Akrostiş'e (Baş harflere dikkat :))

*Yılın Sözü  ;
''Bardağa su koymadık Cim Bom´a koyduğumuz  kadar''

4 Haziran 2010 Cuma

Şampiyonluğun Yankıları !!!!!!

click 
to zoom

KÖŞE YAZILARI 

Şapka çıkarıyorum !!!

Bu yıl, hiçbir maçta 'Bu kadar şahane bir F.Bahçe görmedim.' O ne 'Acımasız savunma, ne harika hücum.' Maçın başından sonuna kadar... Hiç durmadan, yorulmadan... F.Bahçe iyi savunma yaptığı ilk yarıda, Efes'e karşı özellikle çember altı savunmasında müthişti. Kasun, boyalı alana yüklendikçe, onu güçlü şekilde karşılayan Vidmar'a double-team takviyesi de yapılınca, bir önceki maçın vurucu gücü Kasun, imha edilmiş oldu. Pota çevresini canla başla savunan Mirsad ile Vidmar, ilk periyot boyunca, ikişerden tam 4 top çaldılar. Bunları hızlı hücumlara dönüştürdüler. Skora ekstralar geldi. F.Bahçeli oyuncular potaya yakın alanları o kadar başarıyla savundular ki, Efesli oyuncular, şuta yükselecek doğru dürüst orta mesafeli alan bulamadılar.

15 dakikada sadece 6 şut atabildiler. 2 isabet kaydettiler. Bu 'Şut kısırlığı'nı 'Dış şutla tedavi etme!' girişimleri de, başarılı olamadı. Devre sonunda, 3/11 ile 27'lik üç sayı ve 4/9 ile 44'lük ikilik yüzdesine, 12 serbest atış denemesinden, 5 fire de eklenince, 48-24 ile 24 farklık ilk yarı 'Skor felaketi'nin nedeni de ortaya çıktı. 3. periyotun başında Efes, tam saha baskı ile farkı düşürmeye çabaladı. Bu defa da, geniş alana yayılan savunmada, çember altından fire verdi. F.Bahçe'nin, Semih, Mirsad ve Ukiç ile boyalı alanda 'Cirit atması', farkı iyice körükledi! 24.30'da 60-27 ile 33'lük 'Korkunç farkın' hikmeti buydu. Zaten maç da, burada bitti! Bu anlarda, çok takdir ettiğim şey; Efesli oyuncuların, profesyonel anlayışlarıydı. Ağır farka rağmen, maçı bırakmadılar. Saldırarak, yüklendiler, boş atsalar da, şutlar denediler, farkı düşürme çabalarından vazgeçmediler. Son periyota 33 farkla giren F.Bahçeli oyuncular, dikkat ve ciddiyetle maça asıldılar. Rakiplerini asla hafife almadan, farkın rehavetine düşmeden, maç sonuna kadar savaştılar. Muhteşem bir oyunla, şampiyonluğa ulaştılar. Bize de, bu takımda emeği göz ardı edilemez Koç 'Bogdan Tanjeviç' onun yokluğunda, takımını maestro gibi yöneten yardımcısı 'Ertuğrul Erdoğan' ve tüm oyunculara 'Şapka çıkarmak!' düşer.
Avni Başoğlu - Akşam

Fenerbahçe Ülkerli oyuncular daha maçın ilk dakikalarında hem izleyenlere, hem taraftarlara en önemlisi de rakibe ‘Bu iş bitmiştir’ mesajını verdi, yani kısa kesti.
Efes'in  gittikçe daralan rotasyonu ve sarfettikleri efor düşünüldüğünde, bir de Fenerbahçe seyircisi tarafından doldurulan salonda, oyuncuların performansının fazlasıyla yükseldiği hesap edildiğinde zaten kimin favori olduğu herkes tarafından dillendirilmişti ama bu kadar çabuk olacağı da beklenmezdi.
Efes’e önce sertlikle mesaj gönderdi Fenerbahçe... Göğüs göğüse temaslardan kaçmayacağını ve salondan ne olursa olsun şampiyon olarak çıkacağını vücut diliyle anlattı. Efesli oyuncular ise, belki de artık yorgunluktan olacak;  aynı şekilde karşılık vermek yerine, sürekli şikayet etme yolunu seçti. Mutlaka haklı oldukları pozisyonlar da vardı ama rakibin sertliğinden korktukları da çok açık belliydi. İlk periyotta Fenerbahçe’nin iki sayılık atışlardaki 14 denemesine karşın Efes’in sadece 3 kez boyalı alanı kullanmaya çalışması ve ortaya çıkan 32-10’luk skor vücut diliyle verilen mesajın istatistiklere yansıyan şekliydi!
Başta, son 4 senede elde edilen 3 şampiyonluğun değişmez kahramanı, bu serinin de yıldızı Ömer Onan
Mirsad, Semih, Oğuz... Hepsini tebrik etmeli. Ancak iki isim var ki onlara özel cümleler söylemeli.
Son 3 maçta hiç forma giymemesine rağmen, alan savunmasına ilaç niyetiyle sahaya sürülen, eline aldığı ilk topu da üç sayılık basket olarak çemberden geçiren 40 yaşındaki ‘delikanlı’ Mrsiç’i ve çok kritik bir noktada görev alıp hem rakibe hazırlanışı, hem de oyun içindeki hamleleri ile zaferin mimarı olan, Fenerbahçeli oyuncuların sahaya tekrar gülerek çıkmasını, kenara gelirken homurdanmamasını sağlayan Coach Ertuğrul Erdoğan’ı tebrik etmeli.
Sakatlıklar ve şanssızlıkların iyice güçsüz bıraktığı Efes de, son ana kadar canla başla mücadele ettiği için alkışı hak etti ama kupa kesinlikle daha çok hak edene gitti.
Ümit Avcı - Milliyet
F.Bahçe çağı
ÜÇÜNCÜ çeyrek sonunda skor 65-32’ydi. 30 dakikada 32 sayı atabildi Efes. Hani F.Bahçe’nin ilk çeyrekte ulaştığı 32. Bu durumda rakibini ikiye mi katlamış oluyor, üçe mi? F.Bahçe’nin rahat kazanacağı belliydi maç öncesinde gerçi ama bu gerçekten fazla ezici oldu.

DAHA ısınma turnikelerinde hangi tarafın daha çok kazanmayı istediği ortadaydı. Başladı önde, yenilgiyi kabullenmiş Efes’e karşı sinirle, hızla turnike atan, dakikaların geçip maçın başlaması için sabırsızlıktan sürekli skorborddaki saate bakan F.Bahçeli oyuncular.

BU serinin sırrı enerji demiştik. Öyle bir enerjiyle girdi ki F.Bahçe oyuna. Shumpert’in Semih’le olan ters eşleşmesinden 2 basket bulan Efes’e karşı Mirsad’ı oyuna sürerek dengeyi bulduktan sonra maç kopuverdi. 4. dakikadaki bu değişiklik sırasında F.Bahçe 10-7 öndeydi. 6 dakika sonra çeyrek biterken 32-10. Tek bir üçlük atabildi Efes bu bölümde. Hani “Potayı göremedi” denir ya. Ne potası rakip üç sayı çizgisinin içini bile zor gördü lacivert-beyazlılar. Başta tek oyun kurucu olarak kalan Ender’e Ömer ve Kinsey’nin tam sahada yaptığı baskı ile başladı her şey. İki pas bile yapamadı Efes. Boğuldu, yoruldu, teslim oldu. Efes boş döndükçe F.Bahçe o enerjiyi rakip sahaya akın akın gitmek için kullandı, hızlı hücumlarla coştukça coştular.

GÖZLERİNDEN BELLİYDİ

ORADAN dönüş olmazdı zaten. Kalan bölüm tamamen formalite olarak oynandı. Ama fark 30 küsürken bile dışarı çıkan bir top için kendini parçalayan Ömer Onan, Kinsey, Preldziç’i izledik. Kazanma açlıkları dinmemişti belli ki. Hani gözlerindeki istek öyle şimşek çakıyordu ki “Baştan başlayacağız seriye” deseler, hepsi “Olur zaten yetmedi bize bu galibiyet. 4 kere daha yenelim” diyecek gibiydiler. Zaten her şeyden önce bu hava getirdi şampiyonluğu.

BÖYLECE F.Bahçe Ülker son 4 yılda 3. kez şampiyon oldu. Basketbolda artık “F.Bahçe çağı” yaşadığımız kesin. Bazen hatalar yapsa da camiası ile birleşerek hep daha yukarıyı hedefleyen, çıtayı herkesten daha yukarı koyan takım F.Bahçe Ülker. Salon da bittikten sonra acaba yanlarına yaklaşabilecek takım kalacak mı?
Kaan Kural - Vatan

Böyle final görmedim

Fenerbahçe kazanacağına öylesine inanmıştı ki, daha 8. dakika bittiğinde maç da bitti. Efes Pilsen de en az Fenerbahçe kadar inanmıştı rakibinin şampiyon olacağına!..
Fenerbahçe kazanacağına öylesine inanmıştı ki, daha 8. dakika bittiğinde maç da bitti.
Efes Pilsen de en az Fenerbahçe kadar inanmıştı rakibinin şampiyon olacağına!..
Tribünler dolu, başkan Aziz Yıldırım tribünde, takım son derece coşkulu, rakip ise sorunluydu. Şampiyonluk için tüm şartlar oluşmuştu dün Abdi İpekçi’de.
Ama kimse denk güçte iki takımdan birinin bu kadar ezici bir galibiyet alacağını aklının ucundan bile geçiremezdi.
Geçen yıl gergin finalde şampiyonluğu rakibine kaptıran Sarı-Lacivertliler, rövanşı alırken final serisindeki performanslarıyla da bu başarıyı sonuna kadar
hak ettiler.
3. dakika 10-7 geçildikten sonra, dakikalar 8’i gösterdiğinde skor 26-7 olmuştu.
Sarı-Lacivertliler o kadar agresif, o kadar saldırgan, o kadar istekliydi ki, Efes Pilsenli oyuncuların teslim bayrağı çekmekten başka çaresi kalmamıştı.
Japonya’daki 2006 Dünya Şampiyonası finalinde, İspanya’nın, Yunanistan’ı 40 sayı fark yapıp 70-47 yendiği maç dışında hayatımda bu kadar kolay final kazanan bir takım görmemiştim.
Seri boyunca dakika alan her oyuncu inanılmaz katkı yaptı final serisinde. 40 yaşındaki kaptan Mrsiç’ten, Slovenya’dan olgunlaşmış dönen Vidmar’a, tecrübeli Ömer Onan’dan, Ukiç’e kadar herkes elinden gelenin maksimumunu yaptı.
Ama seri boyunca en hırslı, en kararlı isim Mirsad Türkcan’dı.
Taraftara ve başkana kendisini fazlasıyla affettirdi tecrübeli yıldız.
En önemlisi ise coach Ertuğrul Erdoğan’ın performansıydı.
Sürekli ikinci adam olarak kalan Ertuğrul Erdoğan, talihsiz bir hastalık sonrası kendini takımın başında bulurken, sanki 40 yıllık coach gibi takımını yönetti.
Karşısında, son derece zeki, tecrübeli ve bilgili bir Ergin Ataman vardı.
Ama rakibin her hamlesine yaptığı karşı hamle ile galip gelen oldu. Takımına çok hakimdi. Sakindi... Kendine güveni tam bir görüntü çizdi. Bu güven, oyuncuları da son derece olumlu etkiledi. Başta çiçeği burnunda coach Ertuğrul Erdoğan olmak üzere tüm teknik kadro ve oyuncuları tebrik ediyorum.
Başkan Aziz Yıldırım da, Euroleague faciasının ardından ilk kez tribünlerdeki yerini aldı.
Futbolda mucizevi bir şekilde kaçan şampiyonluğun ardından ikinci önemli branşta gelen bu şampiyonluk, Yıldırım için de bir nevi teselli oldu.
Gökhan German - Fanatik

Efes'den PES!

Şampiyonluğa susamış muhteşem taraftarına ayak ve gönül uyduran Fenerbahçe Ülker'li oyuncular formalarına uzun yıllar unutulmayacak bir gece yaşattılar. 'Öyle takımlar vardı ki hiç olmadılar' misali Efes Pilsen, esamesi okunmadan, hiçbir ivme ve varlık gösteremeden teslim oldu.

Ataman'ın "önceki maçın kahramanlarına baştan yer vermeme" alışılmış yanlış ve takıntısı kendisine, iddialı konuşmalarını yutturan, kariyerinin en büyük ayıbını yaşattı. Pes'in böylesine pes doğrusu...
İlk çeyrekten başlayarak skorboardda ayvayı yedi Efes ve Fenerbahçe'nin hırslı savunması karşısında potayı göremedi. Deneme ve yanılmalar, garip çaresizlik belirtisi rotasyonlarla "48-24 lük Kanarya katlaması" yaşandı.

Aslında Fener maçı ilk yarıda bitirip kutlamalara geçti. 3. çeyrekte süren katlama ve ezerek sürklese etme 65-32 ile tavan yaptı. Şampiyonluğun kahramanları her zamanki gibi Ömer, Mirsat, Mrsic olgunlar, Pledznic ve Vidmar genç yabancı kazandırımlar, Ülkenin en ümitli olduğumuz genç kuleleri Semih ve Oğuz ve Kanarya'nın bütün zamanlarının en iyi transferi Ukic oldular. Tanjevic'e sıkıntılı günlerinde çok güzel ödül verdiler. 
  Ünal Özüak - Takvim

İsmet Badem: Şampiyon F.Bahçe Ülker

İngiliz edebiyatının ünlü şairlerinden ve hala yaşamı ile, şiirleri ile, söylemleri ile çözülemeyen William Blake “Bu gün gördüğünüz, yaşamımda gerçekleşen, yaşadıklarım, etrafımda olanların tamamı bir zamanlar gerçekleşmesini ummadığım, tahmin bile edemediğim hayallerimdi” demiş. Evet hayallerini büyük koyanlar bir gün mutlaka o noktaya gelerek hayallerine ulaşıyorlar.

Dünya takımı olmak işte bu! Eğer gerçek taraftarının desteklediği ve ülkene spor adına hizmet vereceksen böyle olacaksın. Başkan Aziz Yıldırım ve ona inanan ve destekleyen yönetim, camia “HAYALLERİMİZ DÜNYA KULÜBÜ OLMAKTIR. SADECE FUTBOLDA DEĞİL, DİĞER BRANŞLARDA HEM ÜLKEMİZE HİZMET EDECEĞİZ. HEM HER BRANŞTA ŞAMPİYON OLACAĞIZ” diyerek hayallerinin adını koymuştu. İster sevsinler ister, ayılıp bayılsınlar! Onca branşta dünya yıldızlarını toplamak, para emek vererek hayalleri gerçekleştirmek. İşte bu kim inkar edebilir. Kim yadsıyabilir. Yazılı ve görsel medya istediği kadar pas geçsin. Kıskançlıklarından çatlasınlar. Basketbol Türkiye’nin sporudur ve Fenerbahçe Ülker gerçek bir hayal ürünüdür, hayallerin kahramanıdır. Hayallerin gerçeğe döndüğü andır.
Futbol yazarları fit sokar gibi “Kadın ya da erkek salon sporlarında şampiyon olsa da, sokaklara çıkıp hiçbir Fener’li kutlama yapmıyor” dedi.

O arkadaşa söylüyorum. Bu akşam sokaklara iyi bak! Futbol dışında sporlarda var. Hele basketbol bu ülkede en çok ilgi gören, gençlerin birinci yapmak istediği spordur.

Fenerbahçe Ülker; ne olursa olsun, kim ne derse desin, kalıcı, güvenli ve alt yapıya verdiği emek dışında, her zaman şampiyonluğu kovalayan bir takımı yaratan, Fenerbahçe Ülker yönetimini kutluyorum. Bu yetmez. Her türlü uluslar arası maçların oynanacağı salon yolda.

Geçmişte, yazdığım yazılar arşivimi süslüyor. Basketbolun büyümesi, halka mal edilmesi, salonların dolması ve medyanın tamamının ilgisini çekebilmek için “Üç büyükler mutlaka basketbol sahalarında iddialı takımları kurmak mecburiyetinde” demiştim.

Beşiktaş yerinde patinaj yaparken, Galatasaray şanssız bir sene geçirmesine rağmen oynadıkları basketbolla lige renk verdi. Fenerbahçe ise geçen sene kaçan şampiyonluk dahil hiçbir şeyi dert edinmeden, yeni oyunlara kanat açtı. Tek kötü giden şey, Avrupa sahnesinden beklenenden önce çekilmesi. Ancak gelecek zaman içinde Avrupa Fener’i, Kanarya Avrupa’yı daha iyi hazmedecek…

Fenerbahçe evine gelen, kendi masasının önüne konan metal kupayı bu kez, bir daha Maslak civarlarına göç ettirmeden, müzelerine yolcu etmek istiyorlar. En önemli konulardan biri büyük bir karekter örneği sergilerken Kanser olan Tanjevic’i kapının önüne koymadı. Sabretti. Onun işaret ettiği asistan Koçu Ertuğrul Erdoğan ile yola devam etti. Ertuğrul az hata ile şampiyonluğa ulaşarak hem kendini, hem ona güvenen Tanjevic’e cok güzel bir moral ve hediye verdi.

GELİN BİRAZ MAÇ ÖYKÜSÜNÜ ANLATALIM
Daha birinci saniye baskıya başladılar. Baskı değil “Çelik cendere” çıkmak, aşmak mümkün değil. Kerem ve Thornton’un yokluğu büyük handikap. Ender tek başına baskı karşısında çok zorlandı. Uzutmaya hiç niyeti yoktu Kanaryanın ve kısa kesebilmek için tüm gücü ile Şampiyonluğa yürümek istiyordu. Ve bunu çok iyi başardı. Ömer Onan, Kinsey müthiş baskı yaptılar önde. Oğuz, Semih, Vidmar üç saniyeyi kapattı. Geçilmez oldu. Ukic final serisinde ilk kez bu kadar takımı derleyip toparladı. Greer ya da Sarı-Lacivertli herkes Şampiyonuz diye bağıra bağıra maçın ilk yarısında 48-24 maçı bitirdiler. Analarının ak sütü gibi hak ettiler. Tüm kalbimle şampiyonları kutluyorum.

Aziz Başkan ve ekibinin hayallerini gerçekleştirdiği en önemli gecelerden birini yaşarken, bu mutluluğu fazlası ile hak ettiler. Kahredici hastalıkla boğuşan koca usta Tanjevic’in kazandığı moralin çizgisini hesap etme gücünde değilim. Futbol mutbol bilmem basketbol işte böyle bir şey.

Efes Pilsen ise kapandı, kapanacak derken, son aldığım habere göre Prokom veya CSKA olarak gelecek sene basketbol takımı olarak sahaya çıkmaya karar vermişler bile.

Aklımda iken söylemeliyim: Dün gece şampiyon olan takımın en iyi iki oyuncusu Mirsad ve Ömer Onan Efes Pilsen orjinlidir. Hatta manejer Cenk Renda bile Efes Pilsen ile basketbolu tanıdığı ve büyüdü. Efes Pilsen kapanacak ama hizmetleri asla unutulmayacak. Türkiye’de her takımda hala oyuncuları var. Bu bile büyük onur.

Yazık çok yazık basketbolun adı 30 seneyi aşkın Efes Pilsen’di ve efsane böyle bitmemeliydi. Tofaş için alınan karar ve Efes Pilsen’i duyunca aynı acının içimi parçaladığı hissettim. Kaçan nice şampiyonluklar olur. Önemli değil. Esas olan Efes’in kupayı kaybetmesi değil!,Basketbolumuz da, Efes’imizi kaybediyoruz.
BASKETBOL SADECE BASKETBOL DEĞİLDİR…..

GAZETE MANŞETLERİ
 
FANATİK

click to
 zoom
FOTOMAÇ

click to zoom
 MİLLİYET
click to 
zoom

FOTOSPOR
click to
 zoom
 HÜRRİYET
click to zoom
 SABAH
click to zoom
 AKŞAM
click to zoom

Teşekkürler Şampiyon
03 Haziran 2010 Perşembe
Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımız, Beko Basketbol Ligi'nde 2009 2010 sezonunu şampiyonlukla noktalayarak, camiamıza büyük bir sevinç yaşatmıştır.

Fenerbahçe Spor Kulübü olarak; başta yaşadığı rahatsızlığa rağmen takımımızın sürekli yanında olan teknik direktörümüz Sayın Bogdan Tanjevic, çok zor bir dönemde sorumluluk üstlenen antrenörümüz Sayın Ertuğrul Erdoğan, şube direktörümüz Sayın Nedim Karakaş ve takımımızın idari menajeri Cenk Renda olmak üzere, teknik heyete, idari kadroya, tüm Fenerbahçe Ülker oyuncularına ve takım çalışanlarına teşekkürü bir borç biliriz.

Kulübümüz ile birlikte Türk Sporu için çok başarılı ve örnek bir işbirliğine imza atan Ülker grubu adına, Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Murat Ülker'e ve tüm Ülker camiasına da gönülden teşekkür ederiz.

Şampiyonluk tüm camiamıza kutlu olsun. Nice şampiyonluklara hep birlikte ulaşmak dileğiyle…

Fenerbahçe Spor Kulübü 

Şampiyonluğun hikayesini FBTV’de anlattılar
03 Haziran 2010 Perşembe
 Beko Basketbol Ligi 2009-2010 Sezonu’nu şampiyon olarak tamamlayan Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımız, şampiyonluğun hikayesini FBTV’deki canlı yayında anlattı.
 Başarımızı İki Kupayla Taçlandırdık.
Beko Basketbol Ligi’nde 2009-10 sezonunu şampiyonlukla kapatan Fenerbahçe Ülker’in idari ve teknik ekibiyle oyuncuları FB TV’de canlı yayına katıldılar. Sarı-Lacivertlilerin kaptanı Damir Mrsic’in eşinin doğum yapması nedeniyle katılamadığı ‘Gündem’ programında şampiyonlukla ilgili ilk yorumu Milli Takım ve Fenerbahçe Ülker Başantrenörü Bogdan Tanjeviç yaptı.
Tecrübeli basketbol adamı, “İki kupayı getirmek mükemmel bir olay oldu. Tüm sezona baktığımız zaman başarımızın iki kupayla taçlandığını görüyoruz. Takımımız bu iki kupayı kazanmak için büyük gayret gösterdi, çok büyük emek verdi. Burada Aydın Örs’ten de bahsetmem gerekir. Sadece iyi bir takım değil, iyi asistan koçlar da bıraktı. Sonunda bütün bunları oyuncularım ve ekibim kazandı, çok mutluyum” diye konuştu.
Tanjevic’in ardından söz alan Ertuğrul Erdoğan, “Zor bir seneydi ama öylesine karakterli bir grup insan bir arada ki sadece oyuncular değil idari, teknik, sağlık, kondisyon ekiplerindeki herkes müthiş özveriyle çalıştı. Takımımızda sakatlığına rağmen tek kelime şikâyet etmeden bütün gücüyle sahada yer alan oyuncular vardı. Hepsine tek tek teşekkür ediyorum. İki kupayı da kazanarak tarihimizde bir ilke imza attık. Önümüzde Cumhurbaşkanlığı Kupası var. İnşallah onu da alıp sezonu 3 kupayla kapatırız” ifadelerini kullandı.
Fenerbahçe Ülker Şube Direktörü Nedim Karakaş da, “Sezona 5 hafta seyircimizden mahrum kalarak başladık. Bu taraftarlarımızın salondan uzaklaşmasına neden oldu. Sezon boyu bunun sıkıntısını çektik. Bunun yanı sıra kadro değişiklikleri oldu. Willie Solomon ile devam edemedik. Gün geldi 6 sakatla sahaya çıktı. Başka takım olsa o kadar eksikle maç kazanamazdı. Yaşadığımız şanssızlıklar nedeniyle bu sene Avrupa kupası hedefimizden uzak kaldık. Koçlarımızın da işi zordu. Gene de sezonun ilk maçından sonuna kadar inancımızı kaybetmedik, hiçbir zaman ‘Şampiyon olamayacağız’ demedik ve her iki kupayı camiamıza getirdik. İnşallah üçüncüsünü de getiririz. Yönetimimizin de desteği vardı. Başkanımız ve yönetimi sezon boyuncu bizimle birlikte çalıştı. Günü geldi tatlı sert uyarılarda da bulundular” dedi.
Sarı-Lacivertlilerin takım menajeri Cenk Renda ise, “Güzel bir duygu, öncelikle bu camianın içerisinde olduğum için çok mutluyum. Çoğu oyuncuyla 3. şampiyonluğu beraber yaşıyoruz. Zor bir sezondu, hakkımız olan şampiyonluğa ulaştığımıza inanıyorum. Çok karakterli insanlardan kurulu bir takımız, bunu kupayı kaldırarak kanıtlamış olduk. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.
Fenerbahçe Ülkerli basketbolcular ise kazandıkları şampiyonluk hakkında şunları söylediler:
Ömer Onan: “Bütün sezon boyunca şampiyonluğa ulaşmak için mücadele ettik. İniş-çıkışlar olsa da ekip olarak birbirine güvendiğiniz zaman başarıya ulaşıyorsunuz. Türkiye Kupası’nı aldıktan sonra bir çıkışımız oldu, herkes birbirine daha da kenetlendi. İki kupayı da kazanmanın ayrı bir mutluluğu var. Herkesi kutluyorum, tüm camiaya hayırlı olsun. Umarım Avrupa’da da söz sahibi bir takım oluruz.”
Mirsad Türkcan: “Tüm takım arkadaşlarımı, teknik ekibi, başkanı ve yönetimi tebrik etmek istiyorum. Çok zor bir sezon geçirdik. Çok sakatlık yaşadık. Hocanın rahatsızlığı, Ömer Aşık ve Giricek’in sakatlıkları… Fakat Roko Ukiç geldikten sonda takım daha iyi oynamaya başladı. Gasper Vidmar da özellikle playoffta çok katkı yaptı ve şampiyon olduk. Biz artık Avrupa’da söz sahibi olmak istiyoruz.”
Semih Erden: “İyisiyle, kötüsüyle bir seneden alnımızın akıyla çıkmasını bildik. Herkese teşekkür ediyorum.”
Oğuz Savaş: “Şampiyonluk bizim için önemliydi çünkü zor bir sezon geçirmiştik. Takımın karakteri playoffta ortaya çıktı ve mutlu sona ulaştık. Fenerbahçe camiasını hayırlı olsun.”
Roko Ukic: “Fazla Türkçe anlamıyorum ama herkesin koçlara teşekkür ettiğini sanıyorum. Bu koçluk yapması zor bir takım. Çok farklı karakterler ve kişiliklere sahibiz. Teknik ekip sezonun ikinci yarısında çok iyi bir iş çıkardı. Efes Pilsen kağıt üzerinde daha iyi gözüküyordu ama sonunda kazanan biz olduk.”
Lynn Greer: “Şampiyon olmak çok güzel bir duygu. İniş çıkışlar yaşadık ama herkes emek harcadı, her zaman en iyi takım olduğumuza inandık. Sonunda zafere ulaşmak bizi çok mutlu etti.”
Gasper Vidmar: “Bu takımın bir parçası olmak çok güzeldi. Bana ihtiyaçları olduğunu söylediler ve ben de geri gelip kalbimi koyarak oynadım. Bütün koçlara ve takım arkadaşlarıma bana verdikleri desteklerden ötürü teşekkür ediyorum.”

3 Haziran 2010 Perşembe

ŞAMPİYON FENERBAHÇE ÜLKER : 76-51 (4-2) / Selam Dur Doping Kralı Efes.

click 
to zoom

   Şampiyonluk Fenerbahçemize ve sponsorumuz Ülker camiasına hayırlı olsun.
 Emeği geçen başta Başkan Aziz Yıldırım'dan ,Ülker üst yönetimi,Bogdan Tanjeviç,
Ertuğrul Erdoğan tüm basketbolcularımız ,masörümüz,malzemecimiz ve Dereağzındaki
antrenman salonunu temizleyen görevli ve isimlerini sayamadığım herkese
tebrikler,teşekkürler.

    Maç öncesi artık tüm oyuncularımızın hepsinin birden yüreklerini sahaya koyacakları,
gözlerinden ateş çıkacak kadar hırslı oynamaları gereken bir maç olmalı diyordum.
 Ve maçın başında O ateşi,alevi gördüm oyuncularımızın gözünde.Zaten Ömer Onan'da
aynen benim düşündüğümü maç sonrası röportajında söyledi.
''Genç oyuncularımıza hep söylüyorum hatta kızıyorum,gözlerinizden ateş çıkmalı''
diye. İşte O hırs ve inanç ile fırtına gibi girdik maça ve Dopingçiler ne olup bittiğini
anlayana kadar maç bitmişti bile ilk çeyreğin sonunda.32-10'luk skor bir final maçı için
olağanüstüydü.
 Dopingçileri tıpkı Aydın Örs zamanındaki süpürdüğümüz maçlarda olduğu gibi
ezdik geçtik.Rezil,kepaze oldular ve geçen yıl doping ile çaldıkları Şampiyonluğumuzun
intikamını çok feci bir şekilde aldık.
 Helal Olsun Cengaverlere !!!!!!!!!!



Gergin'e ve bilimum ezik tayfasına da  diyorum ve geçmiş,geçirilmiş
olsun diyorum.
 Şöyle bir baktım sağa sola.Türkiye'nin yarısı gene karalar bağlamış :))
Ülkerspor Şampiyon oldu diyen ezeli ezikler kendi takımlarının isimlerine bir
baksınlar önce ve sonrada en son ne zaman Şampiyon olduklarını araştırsınlar.
sarı-kırmızı bu sezon sahtekarlıktan küme düşürülmesi gereken ama düşürülmeyen,
son hafta kümede kalan ezikler 20 yıl,diğer siyah-beyaz semt takımı ezikleri de
35 yıldır bu kupayı göremiyorlar.Biz ise son 4 yılda 3 ,bir de çalınan
4 Şampiyonluk.
 Buradan sponsorları devreye sokma ve markasını en iyi kullanma konusunda
Aziz Yıldırım ve yönetimini bir kere daha kutlayalım.Bu alanda başarılılar,diğer
alanlarda eleştiriyorum zaten.
 Ki Aziz Yıldırım'ın fazla müdahil olmadığı yerlerde Şampiyonluk gelmesi
tesadüf değil herhalde.

  Maçın teknik analizini yapmak gerekir aslında ama nasıl yapacağız ki.
Silindir gibi ezdik geçtik.Adamlarda tek ayakta kalan tüm seri boyunca
Smith idi.
Bu maçta mükemmel savunma yaptık.Son yıllarda böyle bir savunma
ben hatırlamıyorum.Ki zaten bunu çokca eleştiriyorduk.
Fark 30 iken bile deli gibi savunma yapıp,atlıyorlardı
bizimkiler.Sezon içerisinden ve EL'de böyle değillerdi.
Haklı olarak seyirciye bizi yalnız bıraktınız
diye sitem ediyorlar ama siz de böyle değildiniz demek lazım.
  Seri boyunca bizde öne çıkan isimler ;
Kinsey,Vidmar,Ömer Onan,Mirsad oldu.
Bu isimler 6 maçta aşağı yukarı aynı performans gösterdiler.
Diğer oyuncularımız ise istikrarsızdı.
Ukiç,Greer,Emir,Oğuz ve Semih.Zaten en önemli sorunlarımızdan biri buydu.
Ama mücadele konusunda her şeylerini verdiler.
 Ertuğrul Erdoğan genelde seriyi iyi yönetti.Açık söyleyeyim Tanjeviç'ten iyiydi.
Ki rüyasını da gerçekleştirdi.
 Taraftara gelince ; özlediğimiz ve bilhassa istediğimiz 40 dakika boyunca
hiç susmadan ıslık,alkış v.s.ile efektif bir şekilde oyunun içindeydiler.
Zaten böyle bir atmosferde sahada en gamsız oyuncu bile uçar.
Sezon boyunca çok az taraftara oynadık.Finalde artık hehalde herkes resimdeki
yerini almak için gelecekti.Hep böyledir zaten.
Bunun pek çok sebebi olabilir.Çok yazdık,çizdik zaten.
Takımda aslında tüm sezon envai çeşit sorun yaşadı.
Sakatlıklar,hastalıklar,Mirsad,Ömer Aşık
Tanjeviç sorunları,Solomon'un gidişi,Ukiç'in gelişi,Gricek'in hayal kırıklığı yaratışı
ve gönderilişi,Vidmar'ın geri döndürülmesi
( * Finalin kaderini etkileyen bir karardır) v.s. v.s.
 Ama hepsini bir şekilde aşıp mutlu sona  ulaştılar.
Elbette TBL'de başka rakip yoktu.Ya Dopingçiler ya biz olacaktık.
Ama karşımızda dev bir vampir müessese vardı.
Yıllardır masallarla Türk basketbolunun kanını emen.Ama başardık.
 Basketbolun gs'si Makyavelist Doping Pilsen'i ezerek kupa almak büyük zevk.

click to zoom
Gergin hala 3-1'den 4-3 kazanırız rüyası görmeye devam etsin.
 Tez zamanda Türk basketbolundan defolup gitmeleri dileğiyle....

http://www.youtube.com/watch?v=KIticvIR7zk

ŞAMPİYON FENERBAHÇE ÜLKER (FOTOĞRAFLAR)

















































Fenerbahçe Ülker 76-51 Efes Pilsen / 1Fenerbahçe Ülker 76-51 Efes Pilsen / 4Fenerbahçe Ülker 76-51 Efes Pilsen / 5Fenerbahçe Ülker 76-51 Efes Pilsen / 9Fenerbahçe Ülker 76-51 Efes Pilsen / 12Fenerbahçe Ülker 76-51 Efes Pilsen / 10Fenerbahçe Ülker 76-51 Efes Pilsen / 22

Etiketler