11 Aralık 2010 Cumartesi

Turkish Airlines Euroleague 8.Hafta Değerlendirmesi.

http://4.bp.blogspot.com/_wa3TYDvx1sw/TFHQO9edD-I/AAAAAAAAExI/dE6jFeEumQY/s400/thyeuroleague.PNG


8.HAFTANIN MVP'Sİ !!!
Asseco Prokom'un  tecrübeli pivotu Ratko Varda kendi sahalarında Zalgiris'e 69-72 yenildikleri maçta 25 sayı (Kariyerinin en yüksek sayısı - 12/10 ikilik,3/1 üçlük,3/2 s.atış) ve 8 ribauntluk performansı ile 31 verimlilik puanı alarak haftanın MVP'si olmaya hak kazandı.

 Haftanın diğer başarılıları ;
Armani Jeans Milano'dan David Hawkins 24s.5a,2 tç ve 30 verimlilik puanı,Spirou Charleroi'dan Brent Wright 19s,11r.,3a ve 2tç 28 verimlilik puanı,Panathinaikos'tan  Dimitris Diamantidis Olimpija'yı uzatmada (95-88) geçebildikleri maçta 16s.3r.11a.3tç ve 26 verimlilik puanı ile.13 sayısını son çeyrekte atmış.
Caja Laboral'den Mirza Teletovic 23s.4r. 26 verimlilik puanı,Cibona Zagrep'ten Leon Radoseviç 20s.7r. 23 verimlilik puanı ile.Siena'dan Rimantas Kaukenas 20s.2r.5a 22 verimlilik puanı ile.


* A Grubunda gruptan çıkmayı garantileyen tek takım lider Maccabi.Prokom'u deplasmanda yenen Zalgiris 5/3 ile 2.sıraya yükseldi.
* B Grubunda müthiş bir çekişme var.3 takım Olimpiakos,Real Madrit,Unicaja 5/3 ile sıralanıyorlar.
* C Grubunda Barca'ya kaybetmemiz ilk 2 hesaplarımızı biraz bozsa da zorlu Siena deplasmanında kazanırsak lider bile bitirebileceğiz.Kaybedersekte 3.olmakta var.
Siena,biz ve Barceona gruptan çıkmayı garantiledi.4.takım ya Cholet ya da Rytas.
Rytas bu hafta Barcelona'ya gidiyor.Ben içeride zannediyordum o yüzden bir şeyler yapabilirler belki diyordum ama çok zor.
* D Grubunda Panathinaikos ve Olimpija gruptan çıkmayı garantilediler.Pana ilk maçta kaybettiği Olimpija'ya evinde de kaybediyordu ama Diamantidis buna izin vermedi.Önce uzatmaya götürdüler,sonra kazandılar.
* Efes bu grupta deplasmanlardaki silik oyunlarından birini daha oynadı ve sayı averajını da vererek kaybetti.İçeride Pana ve dışarıda CSKA'dan galibiyet çıkarmaları lazım.Balları yerinde olursa her zamanki gibi de 2 maçıda kaybetseler de Valencia sayesinde çıkabilecekleri hesapları da yapılıyordu.
* CSKA 2.galibiyetini de alarak biraz ümitlendi.2/2 yaparlarsa sayı averajları da hesaplanarak çıkma şansları olabilir.

Fiba Bayanlar Euroleague 7.Hafta Değerlendirmesi.


A GRUBU

B GRUBU

C GRUBU
D GRUBU


EN İYİLER !!!!






7.MAÇLAR SONUNDA TOP 16 SIRALAMASI !!!

FENERBAHÇEB1TUR70141‚000
CRAS BASKET TARANTOA1ITA61130‚857
UMMC EKATERINBURGB2RUS61130‚857
HALCON AVENIDA SALAMANCAC1ESP52120‚714
WISLA CAN-PACK KRAKOWA2POL52120‚714
BERETTA FAMILA SCHIOD1ITA52120‚714
ROS CASARES VALENCIAD2ESP52120‚714
BOURGES BASKETD3FRA52120‚714
SPARTAK MOSCOW REGION - VIDNOJEC2RUS43110‚571
GOOD ANGELS KOSICEA3SVK43110‚571
MKB EUROLEASING SOPRONB3HUN43110‚571
ZVVZ USK PRAGUEC3CZE43110‚571
NADEZHDAD4RUS34100‚429
RIVAS ECOPOLISB4ESP34100‚429
USO MONDEVILLEA4FRA34100‚429
GALATASARAY MEDICAL PARKC4TUR34100‚429

bernaby 1907 teşekkürler.


 Şu duruma göre rakibimiz 16.gs mp.Spartak Moskova'da yolumuza çıkabilir.


KRALİÇELERİMİZ İSTATİSTİKLERDE DE LİDERLER !!!

TBBL’de ve Avrupa’da başarılı sonuçlar alan Fenerbahçe’nin oyuncuları, Euroleague’deki istatistiklerde de liderliklerini sürdürüyorlar. Diana Taurasi, Penny Taylor, Ivana Matovic ve Nevriye Yılmaz birçok alanda rakiplerini geride bırakarak ilk sırada yer aldılar.



24.6 sayı ortalamasıyla Euroleague’in sayı kraliçesi unvanını elinde bulunduran Diana Taurasi, %51.5’lik üç sayılık isabet yüzdesiyle üçüncü, maç başına kullandığı 5.6 serbest atış ortalamasıyla da ikinci sırada yer alıyor. Üç sayılık isabet yüzdelerinde önemli bir başarı yakalayan Fenerbahçe’de %54.2 ile Penny Taylor lider, %50 ile Birsel Vardarlı dördüncü sırada kendisine yer buldu.

Saha içi isabet yüzdesinde %63.1 ile ilk sırada bulunan Nevriye Yılmaz’ı, %60.6 ile Ivana Matovic ve %60.5 ile Penny Taylor takip ediyor. Nevriye Yılmaz 7.6’lık iki sayı ortalamasıyla bu kategoride liderliğini sürdürürken, Ivana Matovic de %64.2’lik iki sayılık isabet ve %95.2 serbest atış isabet yüzdesiyle her iki kategoride de ikinci sırada yer aldı.

Burhan Felek Spor Salonu'na Nasıl Gidilir? Ulaşım Yolları - Harita Krokileri

Yeniden inşa edilen 7000 kişi kapasiteli Burhan Felek Spor Salonu; tüm voleybolseverleri ve Fenerbahçelileri bu sezon boyu ağırlayacağından, hala salonun yerini ve nasıl gelebileceğini bilmeyenler varsa diye yardımcı olacak bir yazı hazırladım. Geçen seneki oynadığımız salon kapasitesinden kat kat fazla büyüyen bu salonda, artık yer bulamayız-içeri giremeyiz diye çekinmeden gelip, Fenerbahçe voleybol takımlarını destekleyecek olan tüm taraftarlarımızın ilgisiyle doldurmamız gerekir.

Salonun konumunu gösteren haritaların yanısıra, maç öncesi veya sonrası Kadıköy'e stada veya Caferağa salonuna bayan basket maçına gidilebilecek durumlar içinde bir fikir oluşturabilecek harita ve yol tariflerini ekledim.

Öncelikle belirtmem gerekir ki doğma büyüme Üsküdarlı olan biri olarak; buraya maça gelmeyi planlayan birine sanki o kişi İstanbul'u ve bu bölgeyi hiç bilmiyormuşcasına pratik bilgilerimi yazayım.

Yeni salon girişi ana cadde üzerinden merdivenlerle inilen yerde değil, askerlik şubesi ve haritalarda Doğu Garnizon Komutanlığı olarak gözüken yerin yanından aşağıya doğru inen yokuşta, 100 metre kadar aşağıda soldadır, yani Seyit Ahmet Deresi sokağındadır.
Diğer istikametten yaya olarak yada araçla gelenler sağ taraflarında görecekleri halı sahayı geçtikleri gibi ışıklardan ilk sağa inen yokuştan salon girişine gelirler.

Zeynep Kamil Hastanesi Çocuk Poliklinikleri, Doğum Acil,Kan Bankası, Sağlık Meslek Yüksek Okulu vb. birimler salona çok yakındır. Bu nedenle etrafta Üsküdar'a doğru inilen yolda çok sayıda eczane de vardır. Karacaahmet Mezarlığı spor kompleksi tesislerin arkalarından başlayarak ana yol üzerini çevreleyerek uzaklara kadar uzanan geniş bir alana yayılır. Şakirin Camii'de ana yol üzerinde biraz aşağıda kalır. Ana caddede tesislere ve havuzlara girilen kapının hemen karşısında Kartal Baba camii ve türbesi bulunur.

Selimiye'de Zeynep Kamil'e çok yakın olan, Üsküdar'ın tarihi semtlerinden biridir. Kadıköy istikameti üzerinde Selimiye, Üsküdar istikametinde ise Çiçekçi semtleri salona yaklaşık iki kilometre uzaklıktadırlar. Selimiye Stadı, Selimiye Orduevi, Kışla vs. bunlar yol üzerindedir.


Bilet - Salona Giriş
Salonda oynanan maçlara bilet satışları giriş kapısından içeri girerken yapılıyor. Lig veya Avrupa kupası maçı farketmeksizin biletler 5 liradır. Kapıdan girerken masasında oturan görevli sizden ücretini alıp biletinizi verir, diğer bir görevli biletin yarım parçasını yırtar ve güvenlik kontrol noktasından geçilip salona girilir.

Biletix veya başka yerden bilet satışı yoktur, sadece salon girişinden alınabilen biletlerin üzerinde; koltuk numarası, takımların ismi,tarih vs. yazmayan standart bir şekil olduğundan bir maç günü aldığınız fazladan biletle başka bir maç günü de giriş yapabilirsiniz. Aynı salonda arka arkaya oynanan maçların olduğu bir fikstür gününde bir girişle bütün maçları izleyebilirsiniz, istediğiniz yere oturabilirsiniz.

(Tabii bu noktada önemli olan takıma daha aktif destek veren taraftarlar arasında olmak isteyenlerin bir arada toplanmasıdır. Eğer daha ziyade maç seyretmekten yana bir tavrınız varsa lütfen taraftarların toplandığı alanları işgal etmeyiniz)

Yoğun ilgi olacağını düşündüğünüz maç günleri, maç saatinden en azından bir saat önce gelip rahat giriş ve yer bulma şansınız olur, ufak salonda oynadığımızda yüzlerce taraftarın dışarıda kaldığı çok maç olmuştu ama bu yeni salon herkese yetecek kadar geniş.

Yeme-İçme-Gezme-Eğlence-Alışveriş-Para vs.
Salon içindeki büfelerin haricinde, dışarda ana cadde üzerinde yol boyunca yemek yenilebilecek birşeyler içilebilecek bir çok yer vardır.
Anadolu yakasında açılan ilk alışveriş merkezi olan Capitol; salona yaklaşık 1.5 km kadar uzak, yürüyerek 10-15 dakikalık mesafede; maç önceleri veya sonraları zaman geçirmeye en müsait kapalı ortam yerlerden biridir. Kadıköy istikametinde ise biraz daha mesafeli olan Tepe Nautilus alışveriş merkezi vardır.

Ana cadde üzerinde alkol satışı yapan şarküteriler olduğu gibi, Bağlarbaşına doğru gidilince de alkollü pub restaurant tarzı yerlere rastlanılabilir. Bu cadde boyunca futbol maçlarının izlenebileceği alkollü alkolsüz mekanlar da mevcuttur.

Hemen yol üstünde kebapçılar, büfeler, pastane cafe tarzı yerler bol bol vardır, Bağlarbaşına doğru biraz yürünürse Little Ceasar's ve diğer birkaç pizzacıya rastlanır. Bağlarbaşı ve Altunizade'de çalışan kitleye hitap eden çok sayıda kaliteli restaurant ve fast food tarzı yer vardır.

Ana cadde üzerinde çeşitli bankalara ait ATM ler olduğu gibi, bazı bankaların şubeleri de vardır. Yapı Kredi, İş Bankası ve bir iki bankanın daha salona yakın şubeleri hizmet verir, Selimiye yönünde de Ziraat Bankası şubesi vardır. Bağlarbaşı ve Altunizade ise iş merkezleri ve şirket ofisleriyle dolu bir yer olduğundan neredeyse bütün bankaların oralarda şubeleri vardır.

BP benzin istasyonu salona en yakın benzincidir; Opet ve Total'in Altunizade'de istasyonları vardır, ayrıca Selimiye'de Opet ve Petrol Ofisi istasyonları vardır.

Süpermarket tarzı yer bakınanlar ana cadde üstünde biraz yürüyerek ulaşabilirler. Ara sokaklarda Zeynep Kamil Şok-Diasa vb. olduğu gibi Üsküdar'a inilen yokuşta iki-üç dakikalık yürüme mesafesinde Kiler Hipermarkette vardır.

Kiler Market karşısında, Şehir Tiyatroları Kerem Yılmazer Sahnesi bulunur. Doğancılar'daki Musahipzade Celal Sahnesi ve Kadıköy iskeledeki Haldun Taner sahnelerine ulaşımlar kolaydır. Sinema salonları açısından en yakın olan Capitol ve Tepe Nautilus içindeki salonlar dışında, genel ağırlık Kadıköy merkezinde olmak üzere Üsküdar'da da birkaç salon vardır.

ULAŞIM
Bu salonun mevkisi toplu ulaşım açısından bir çok imkan taşıyan bir bölgededir, Avrupa yakasından Kadıköy'e giden otobüsler, Kadıköy'den Ümraniye tarafına giden otobüs hatlarının büyük bölümü, Üsküdar-Acıbadem minibüs hattı, Kadıköy-Üsküdar(Bağlarbaşı) dolmuş hattı çok sık bir şekilde işlek olan bu Nuhkuyusu Caddesinden geçerler. Sanırım artık Kadıköy-Beykoz dolmuş hattı da bu güzergahtan geçiyor.

Otobüs ile gelecek olanların ineceği durak Askerlik Şubesi durağıdır. Bağlarbaşından geliş yönüne göre Pazarbaşı durağından sonradır, sol tarafta BP benzin istasyonunu görünce ineceğiniz durağa gelmişsinizdir. Kadıköy istikametinden gelirken ise Zeynep Kamil Hastanesi durağından sonradır, sağ tarafınızda otomotiv firması ardından halı saha gördüğünüzde ineceğiniz durağa yakınsınızdır.

Zaten durağın hemen orada Burhan Felek Spor Kompleksi tesisleri dikkati çeker, caddeden merdivenlerle girilen kısımda yüzme havuzu ve merdivenlerden devam edilince biraz aşağıda TVF 50.Yıl Spor Salonu (Geçen sezon maçları oynadığımız ufak salon) karşımıza çıkar. Eğer bu salon veya yanındaki havuzun içinden arkasına geçerseniz de çıkışta sağ tarafa yönelip yeni salona gidebilirsiniz, zira yeni salon ile birbirlerine bitişikler.
Ancak her zaman oradan geçişe izin vermeyebilirler, kapı kapalı olabilir

Ana girişe en kolay şekilde gidiş yolu, askerlik şubesi önünden geçip aşağıya giden yokuş sokağı inerek bir dakika içinde varmaktır. Garnizon komutanlığı ardından Ayedaş tesisleri arkasında Burhan Felek Salonu, onun da arkasında Volley Hotel aynı kaldırımda (yokuş aşağı inerken sol tarafta) bulunur.

Diğer istikametten yaya olarak yada araçla gelenler sağ taraflarında görecekleri halı sahayı geçtikleri gibi ışıklardan sağa inen yokuştan salon girişine gelirler.

Salon karşısında sağ tarafta boş araziler özel işletilen otopark alanları olarak değerlendiriliyor, ayrıca salonun altında da ücretli kapalı otopark mevcuttur (sekiz lira-saat limiti yok) Diğer yandan Burhan Felek Spor kompleksinin ve atletizm pistinin arkasında da bir giriş vardır, orada da ücretli açık otopark var. Spor kompleksi arkasındaki sokaklarda veya ana caddeyle kesişen ara sokaklarda boş park yerleri de bulunabiliyor.

İETT sitesine göre "Askerlik Şubesi (Üsküdar)" durağından geçen otobüs hatları ;
http://harita.iett.gov.tr/#

# 110 KADIKÖY-TAKSİM * (Çift bilet)
# 11P ALTUNİZADE-S.GAZİ EMEK MAH
# 125 KADIKÖY-BOĞAZİÇİ ÜNV-R.HİSARÜSTÜ * (Çift bilet)
# 12A KADIKÖY-ÜSKÜDAR ** (İndirimli Hat)
# 12C ÜSKÜDAR-POLİS HASTANESİ ** (İndirimli Hat)
# 13 KADIKÖY-ÇAKMAK MAH-ATAŞEHİR
# 13B KADIKÖY-YENİŞEHİR
# 14 KADIKÖY-YENİDOĞAN
# 14C KADIKÖY-BARBOROS MAH
# 14D KADIKÖY-İNKİLAP MAH.
# 14F KADIKÖY-KÜPLÜCE MAH
# 14K KADIKÖY-KAZIM KARABEKİR MAH.
# 14M KADIKÖY-KAVACIK
# 14R KADIKÖY-RASATHANE
# 14Y KADIKÖY-YAVUZTÜRK MAHALLESİ
# 15F KADIKÖY-BEYKOZ
# 500A KADIKÖY-EDİRNEKAPI * (Çift Bilet)
# 9A ALTUNİZADE-ATAKENT

İETT ücret tarifesi
http://www.iett.gov.tr/metin.php?no=237

Bu otobüs hatlarına binerek, yada farklı yerlerden aktarma yaparak salona ulaşılabilir. Karşıdan gelen 120 Mediyeköy-Kadıköy , 127 Cevizlibağ-Kadıköy, 500 Topkapı-Kadıköy vb. birkaç hat ise metrobüs sonrası artık buradan geçmiyor.

Metrobüs kullananların nasıl gelebileceğine dair bir soruları varsa, aklıma gelen alternatifleri yazayım;

  • En ekonomik olarak Altunizade'de inip üstgeçitlerden sola yönelerek, Bağlarbaşı-Kadıköy istikametine normal tempoda yürüyerek, yaklaşık 20 dakikada salona varabilirler.
  • Köprü üzerindeki durakta inilerek Kadıköy'e giden 110 - 125 - 500A hatlarına aktarma yaparak Askerlik Şubesi durağına rahat ve hızlı ulaşabilirler.
  • Köprüyü geçip Altunizade durağında indikten sonra iki uzun üstgeçidi de aşarak Altunizade'den Bağlarbaşı-Kadıköy istikametine giden bütün otobüslere veya (yeterince kalabalıklarsa) taksiye binebilirler.

Vapurla Üsküdar veya Kadıköy iskelelerine gelenler için de salona ulaşım çok rahattır.
Üsküdar iskelesinden alternatifler ;
  • Üsküdar iskelesinden yokuş yukarı Zeynep Kamil hastanesi istikametine yürüyerek, normal tempoda 20-25 dakikada salona varılabilir, ekonomik tercihtir ama biraz yorucu olabilir
  • Üsküdar iskele önünden kalkan (kırmızı başlıklı) Üsküdar-Acıbadem minibüsleri ile 1.30 liraya Askerlik şubesi önünde inebilirler. (Yürüyerek çıkılan aynı yokuş minibüsün de güzergahı oluyor)
  • Üsküdar iskeleden sorarak Bağlarbaşı-Kadıköy dolmuşlarını bulabilirsiniz, önce Bağlarbaşına tırmanan dolmuş daha sonra Askerlik şubesi önünden geçiyor. Hiç kullanmadığımdan ücretini bilmiyorum ama tahminen 1.75 lira olabilir.
  • Üsküdar iskeleden 12A Kadıköy otobüsü veya 12C Polis Hastanesi otobüsleri Askerlik şubesi durağından geçer. 12A Bağlarbaşı istikameti üzerinden gelirken, 12C ise Doğancılar yokuşu istikametinden gider. Bunlar indirimli hatlardır, öğrenci akbil 0,95 lira, normal indirimli ücreti 1.10 liradır. 12A hem belediye hem halk otobüsleri sık sefer yapar ancak 12C gün içinde daha seyrek geçer.

Kadıköy iskelesinden gelenler için alternatifler;
  • Yukarıda yazılı otobüs hatlarından Kadıköy başlangıçlı olanların neredeyse hepsi (Kadıköy'deki Eminönü-Karaköy iskelesinden önünden bakarsak); Haydarpaşa garına daha yakın olan taraftaki otobüs terminalinden kalkar, Askerlik Şubesi durağından geçerler. (Yalnız Avrupa yakasına geçenlere binip çift bilet ödemiş olmayın)
  • İskeleden caddenin karşısına geçip oradaki sarı dolmuşlardan sorup Bağlarbaşı'na gidene binebilirsiniz, indi bindi ücreti 1.60 lira olması lazım. (Orada genelde üç kuyruk vardır, Beykoz dolmuşları en önde olur, arkasından Üsküdar dolmuşları gelir, ama Bağlarbaşından geçenlerin üzerinde de Üsküdar yazar, doğru kuyruğa girip binmelisiniz) (Yanlış binerseniz de, Üsküdar dolmuşları Kapıağası mevkiinde sola döner, orada inip sağa doğru 10 dakikadan az yürüyerek salona varılabilir)
  • Bu dolmuşların bir kısmıda iskelenin Haydarpaşa garına yakın olan yerden yani otobüs duraklarının da ötesinden kalkarlar, oradan da binebilirsiniz.
  • * Trafik durumuna göre otobüs ve dolmuşla hareketten sonra 15-20 dakikada salona varılabilir.

Anadolu yakasından veya Avrupa Yakasında farklı yerlerden toplu taşıma araçlarıyla salona gelenler için Üsküdar,Kadıköy gibi ana merkezlerden ulaşım kolaydır.
Eğer oralara daha ters yerlerden geliyorlarsa, yada farklı noktalarda iniyorlarsa
;

  • Mesela Söğütlüçeşme'den Altunizade' ye metrobüsle gelebilirler.. Sonrası yukarda..
  • Kartal, Pendik ,Tuzla ,Gebze gibi istikametlerden Kadıköy'e gelen otobüs ve minibüsler; e-5 otoyolu üzerinden gelip Haydarpaşa Numune Hastanesinin orada kavşaktan Kadıköy'e dönerler. Buradan dönmeden önceki İsfalt durağında inip, sağdan merdivenlerle aşağıdan geçen diğer yola inerek, Bağlarbaşı istikametine giden otobüs veya dolmuşlarla Askerlik Şubesi durağına kısa sürede varabilirler. Yürümeye kalkarlarsa biraz mesafe olduğundan yarım saate yakın sürebilir.

Boğazın uzak yakalarından sahilden, Beykoz'a kadar uzanan hatlardan gelenler;
  • Üsküdar veya Kadıköy merkezlerine gelip oradan otobüs,dolmuş ile gelebilirler.
  • Beykoz-Kadıköy dolmuşunu kullanarak direkt salon önünden geçebilirler.
  • Kavacıktan Kadıköy'e giden 14M hattı buradan geçer
  • Kadıköy-Beykoz 15F hattı salonun önünden geçer
  • Altunizade'den geçen otobüslerinden inerek aktarma ile yada yürüyerek yolu tamamlayabilirler.
Ümraniye taraflarından gelecek olanlar ;
  • Ümraniye çarşı içinden geçip Kadıköy'e giden yukarıdaki listedeki otobüslerin çoğunluğu salon önünden geçer.
  • Üsküdar'a giden minibüs hatlarıyla Bağlarbaşı'na kadar gelip oradan otobüs,dolmuş yada yürüyerek gelinebilir.


Özel araçlarıyla salona gelmeyi planlayanlar haritalardan rota planlayabilirler;
  • Karşıdan gelenler, köprüden Altunizade/Bağlarbaşı/Üsküdar yazılı tabela çıkışını takiben gelerek, Bağlarbaşı meydanında üçe ayrılan yolda soldan (sağa giden yol Üsküdar meydanına gider) Kadıköy istikametine dümdüz gitmeleri gerekir. Köprüden Altunizade'ye çıkıp iki km kadar sonra salonun oraya varılır.
  • Anadolu yakasında çevreyollarını kullanarak E-5 üzerinden gelenler Üsküdar-Bağlarbaşı tabelasından çıkıp, Karacaahmet mezarlığı arasından geçen yolu takiben,ışıklarda sağa doğru giden yola yönelerek salona varabilirler.
  • Kuzey taraflardan mesela Beykoz veya Kavacık'tan gelenler; sahilden Üsküdar'a gelip Zeynep Kamil'e çıkabilecekleri gibi; Boğaziçi köprüsü bağlantısını da geçip Altunizade üzerinden de gelebilirler.
  • Kavacık'tan, Fatih Sultan Mehmet Köprüsüne bağlanan İstanbul Çevreyolu üzerinden gelmeyi tercih edecek olanlar; Üsküdar çıkışından Şile otoyoluna geçerek Altunizade'ye oradan Bağlarbaşı-Kadıköy istikametini takiben salona varabilirler.
  • Sirkeci-Harem arabalı vapurunu kullanarak; Salacak sahil yolunu takiben Üsküdar meydanına ve oradan yokuş yukarı Zeynep Kamil'e varılabileceği gibi; Kadıköy-Üsküdar bağlantı yoluna geçilip Karacaahmet mezarlığı arasından geçen yolla da ulaşılabilir.
  • Anadolu Otoyolunu kullanarak şehirdışından veya farklı yerlerden gelecek olanlar; Boğaziçi Köprüsü istikametini takip edip, köprüden önceki çıkışı kaçırmadan, Altunizade-Üsküdar yönüne dönerek Bağlarbaşı üzerinden Zeynep Kamil'e varabilirler.


Salon Konumu Google Earth görüntüsü



Daha Büyük Haritayı Görüntüle


Salon Konumu Google Maps Uydu Görüntüsü


Daha Büyük Haritayı Görüntüle


Salon Konumu Google Maps Harita Görüntüsü

Daha Büyük Haritayı Görüntüle


Salon Konumu Geniş Ölçekli Bakıştan Harita Görünümü

Daha Büyük Haritayı Görüntüle

Maçtan Maça Koşan Fenerbahçe Sevdalıları İçin
Salonlar ve Stad Arası Ulaşım Tarifleri

Voleybol maçından stada gitmek isteyenler için;
  • Arabasıyla gidenler Kızıltoprak istikametini takip etmeleri gerekiyor, ancak Marmaray projesi kapsamında Tepe Nautilus'un orada yapılan Ayrılıkçeşme Metro istasyonu çalışmasından dolayı, uzun bir süre için trafik yönlendirmesi Kadıköy Haydarpaşa girişinden olacak gibi gözüküyor. (Bu çalışmalar öncesi Kızıltoprak istikametine direkt geçiş mümkündü,ancak şimdi o kavşak tek yönlü trafik düzeninde olduğundan biraz daha trafik çilesi çekiliyor)
  • Salondan çıkıp dört beş kişi taksi ile stada varmak mümkün olabileceği gibi ; Kadıköy merkezine iskeleye giden dolmuş yada otobüslerle inip, oradan Altıyol üzerinden yürüyerek toplam 20-25 dakikada stada varılabilir.

Salon Konumu ile Kadıköy ve Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı arasındaki Uydu Görüntüsü

Daha Büyük Haritayı Görüntüle


Burhan Felek Spor Salonu - Kadıköy Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı
Ulaşım Rotası


Daha Büyük Haritayı Görüntüle


Voleybol maçından Caferağa'ya bayan basket maçına gitmek isteyenler için;
  • Araç ile veya taksiyle ulaşım için birkaç alternatif çıkabiliyor. Ancak salon Kadıköy'ün merkezinde, trafiğe pek müsait olmayan dar bir alan içinde kaldığından Kadıköy'e dolmuş veya otobüsle inip oradan yaya olarak ulaşım daha rahattır.
  • Kadıköy iskeleye vardıktan sonra ; Altıyol'daki boğa heykeline doğru çıkan ana caddeninde sağındaki ara sokaklara yönelmeniz gerekir. Balıkçılar Çarşısının da arkasında kalan paralel ara sokakları aşıp Barış Manço Kültür Merkezinin tam arkasında, Şifa Hastanesinin karşısında bulunan salona ulaşmanız yollarda kaybolmazsanız, iskeleden beş dakika bile sürmeyebilir.

Burhan Felek Spor Salonu - Kadıköy Caferağa Spor Salonu Ulaşım Rotası
Alternatif 1
(Arabayla)

Daha Büyük Haritayı Görüntüle


Burhan Felek Spor Salonu - Kadıköy Caferağa Spor Salonu Ulaşım Rotası
Alternatif 2
(Arabayla)

Daha Büyük Haritayı Görüntüle


Kadıköy İskeleden Caferağa Spor Salonu Ulaşım Rotası (Yaya Olarak)


Daha Büyük Haritayı Görüntüle


Erkek Basket Maçından Voleybol Maçına Geliş-Gidiş için ;
  • Şirinevler-Altunizade arası metrobüs yolculuğu bunun için en uygun olanıdır. Bu iki salon arası yolculuk ve yürüme kısmı da dahil bir saat on dakika civarı sürebiliyor.
  • Araba ile bu yolu katetmek isteyenler için ise aşağıdaki rota uygun olabilir.

Burhan Felek - Sinan Erdem Spor Salonu Arası Ulaşım Rotası (Arabayla)

Daha Büyük Haritayı Görüntüle

2010-2011 CEV Bayanlar Voleybol Şampiyonlar Ligi 3.Hafta Değerlendirmesi.


A GRUBU

7 Aralık 2010
Kızılyıldız - Bank BPS Fakro Muszyna 1-3 (9-25, 27-25, 20-25, 20-25)
En skorerler:
Bjelica 18, Malagurski 14, Rakic 11, Ninkovic 9 / Jagielo 16, Bednarek-Kasza 16, Kaczor 15, Stam 11

* İlk seti 25-9 veren Kızılyıldız'ın 2.seti 27-25 alması ilginç.

8 Aralık 2010

Vakifbank Gunes Sigorta Turk Telekom - Zarechie Odintsovo 3-0 (28-26, 25-18, 25-9)
En skorerler: 
Glinka-Mogentale 17, Poljak 12, G.Kirdar-Sonsirma 12, Nikolic 6 / Makarova 11, Kozuch 8, Bogacheva 7, Markova 5
Maçı izleyemedim TRT'nin vurdum duymaz yayın politikası nedeniyle.
ZO'nun set,setler veya maçı alabileceğini düşünüyordum.İlk sette çekişme olmuş sadece.
3 haftadır Vgstt ve Eczacı maçlarında hep bunu görüyoruz.Rakipler sadece ya 1 set alabiliyor,ya da 1 set zorlayabiliyor.Sonraki setlerde dağılıyorlar adeta.
Kozuch gibi bir oyuncuya sahip ZO'nun böyle teslim olması şaşırtıcı.
Vgstt % 45 ile hücum etmiş.Manşette 43/1 hata.% 70 (35).Nikoliç,Gözde ve Gizem'in iyi manşetleri düşük.Vgstt blokta ezmiş.15-5.Fark burada yaratılmış.Serviste 7 hata,7 ace var.
ZO'nun hücum yüzdesi : % 36,manşeti 68/5 hata.% 53 (32). 4 oyuncuya hatta 3 manşet alan Pankova'yı da katarsak 5 oyuncuya manşet aldırmış ZO ama çare bulamamış.Serviste de 11 hata,1 ace'leri var.Çok kötü oynamış ZO.Kozuch 8 sayıda kaldıysa belli zaten.

PUAN DURUMU

a.png

B GRUBU

7 Aralık 2010
ZOK Split 1700 - Norda Foppapedretti Bergamo 1-3 (26-24, 18-25, 11-25, 21-25)
En skorerler:
Burazer 14, Dujic 11, Susic 6, Correa 6 /Vasileva 18, Bosetti 16, Arrighetti 15, Piccinini 10

ZOK Split ilk seti 26-24'te olsa alarak acaba bir sürpriz mi geliyor dedirtmiş ama gerisi gelmemiş.
Bergamo da Lo Bianco gene yok.Sakat.Libero Merlo da yok ama Bosetti oynamış ve 16 sayı yapmış.Hücum yüzdeleri % 50.Manşet  68/4 hata.% 79 (41).Libero Carrara 3,Piccinini 1 hata.Bloklarda 11-8 önde Bergamo.Arrighetti 4,Bosetti 3 blok.Servislerde 9 hata,8 ace var.
Skorlara bakınca Vasileva 18 sayı ile coşmuş derler ama 7 hücum,3 blokta kalma hatası var.

8 Aralık 2010
Dinamo Mosca - Fenerbahce Acibadem Istanbul 3-0 (25-16, 25-21, 25-17)
En skorerler:
N.Goncharova 18, Costagrande 14, Makhno 12, Gioli 9 / Sokolova-Shashkova 17, Eda 9, Seda 8, Skowronska 6
Bizim maçı değerlendirmiştik.Manşet ve blok zaafı ve Kasia'nın formsuzluğu en önemli etkendi.

İstatistikler geç eklenmişti.Sonradan yorum eklemiştim.Onu buraya koyayım gene de.
* İlk bakışta hemen bloklardaki 12-5'lik DM lehine açık fark dikkat çekiyor.
* Manşetimiz şu ana kadar oynadığımız ve yukarıda yazdığım rakamlarla hemen hemen aynı.69/5 hata.% 55 (39).Mükemmel manşet bu seviyelerde gezerken,pasörün çok iyi oyun kurması ve hücumda bitiricilik sorunu çekmememiz imkansız.

Nihan ve Seda'dan 2'şer,Sokolova'dan 1 hata var.Nihan manşette kötü gözüküyor ama 44 manşetle en çok manşet alan ve diğerlerinden daha yüksek yüzdeye sahip oyuncumuz.

Nihan 44/2.% 61 (45),Sokolova 13/1.% 38 (15),Seda 10/2.% 50 (40),Nati 2/0.% 50(50)

* 6 servis hatamız,2 direk sayımız var.DM'nin 4 ve 5.

* Ve gelelim çok konuşulan Kasia'nın hücum performansına.

Sadece 6 sayısı var.29/6.% 21 gibi çok kötü bir yüzdesi var.1 hücum hatası ve 6 kez blokta kalmış.Serviste de 2 hatası var.Yani 6 sayı almış,9 sayı verdirmiş.

*Seda 8 sayı.23/7.% 30.Düşük yüzde.

* Sokolova 17 sayı.38/15.% 39.Eda da 9 sayı yapmış.14/7.% 50 hücum yüzdesi.

* DM'de Goncharova 18.% 42 ile.Costagrande % 33 ile (30/10) 14,Makhno % 41 ile 12 sayı.
Gioli % 36 ile 9 sayı.
* Maçın oyuncusu seçilen Oksana 5 sayı.2/2.% 100 hücum,19 servis ile en çok servis atmış,2 ace,1 blok.


PUAN DURUMU

b.png


C GRUBU

8 Aralık 2010
Eczacibasi VitrA Istanbul - Mulhouse 3-0 (25-15, 26-24, 25-20)
En skorerler:
Francia 15, Neslihan 13, Esra 11, Bown 7 /   Kloster 9, Djilali 8, Rybaczewski 7, Albu 7

Bu maçı da izledim sayılmaz.Sadece 2.setin sonlarına baktım.Mulhouse aptalca aldığı seti hediye etti.Bu kadar zayıf ve salak takımları nasıl alıyorlar anlamıyorum.
Ecz. % 42 ile hücum etmiş.Manşette iyi değiller.53/7 hata.% 62(43) Gülden 4,Duskyevich 2,Esra 1 hata.Çok ilginç, Del Core yokmuş ve orta oyuncu Duskyevich'e manşet aldırmışlar Gülden ve Esra ile birlikte.Mirka sadece 8 manşet almış.Duskyevich ilk 2 set oynamış,3.set Büşra girmiş.Blokta 7-6 Ecz.önde.Serviste 14 hata,11 sayıları var.

Voléro Zurigo - Jamper Aguere 3-1 (22-25, 25-18, 25-16, 25-11)
En skorerler:
Mihajlovic 20, Petrovic 15, Alajbeg 15, Malesevic 14 / Yasmina Hernandez 13, Kvasnytsia 13, Paraja 7, Renata Benedito 6

PUAN  DURUMU

c.png

D GRUBU

9 Aralık 2010
VK Modranska Prostejov - Organika Budowlani Lodz 3-0 (25-17, 25-15, 25-21)
En skorerler:
Velikiy 14, Lipicer-Samec 14, Spalova-Bergrova 10, Bramborova 8Wojcieska 7, Zaroslinska 6, Olsovsky 5

RC Cannes - MC-Carnaghi Villa Cortese
3-2 (25-22, 18-25, 20-25, 25-13, 20-18)
En skorerler: Centoni
22, Spasojevic 16, Ravva 15, Rasic 11 / Hodge 20, Aguero 16, Cruz 16, Calloni 12

Bizim Dinamo maçı ile birlikte bu maçta haftanın maçıydı.Laola verdi ama seyredemedim.
Tam final maçı olmuş.5.set 20-18 bitmiş.Cannes'da bizim Anja ve çok beğendiğim İtalyan pasör çaprazı Nadia Centoni ile Ravva etkili olmuşlar.Cannes'ın hücum yüzdesi % 45,manşeti 92/9 hata,      % 79 (51).Libero Fomina ve Anja 4'er,Ravva 1 manşet hatası yapmış.Anja manşette hala zayıf.
Serviste 8 hata,7 sayı.Blokta 13-12 öndeler.Rasiç 4,Centoni ve Poletchuk 3'er blok.
Villa Cortese de Aguero bu hafta oynamış.16 sayısı var.Hücum yüzdeleri % 41.Manşet 100/7 hata.Cruz ve Negrini 2'şer hata.Cruz,Hodge,Negrini ve libero Cardullo manşete girenler.Cruz 44 manşet almış .44/2.% 84 (48)

PUAN  DURUMU

d.png

E GRUBU
 
8 Aralık 2010
Scavolini Pesaro - Dinamo Romprest Bucarest 3-0 (25-22, 25-19, 25-15)
En skorerler:
S.Usic 15, Saccomani 13, Flier 10, Guiggi 8 / Marcovici 9, Chitigoi 9, Vesovic 7, Hatinova 5

* S.Pesaro da Destin Hooker gelmiş ama oynamamış.

9 Aralık 2010

Aluprof Bielsko-Biala - Rabita Baku 3-2 (25-21, 21-25, 25-18, 20-25, 15-13)
En skorerler:
Bamber 18, Studzienna 18, Frackowiak 17, Okuniewska 15 / Mammadova 28, Starovic 19, Glass 15, Krsmanovic 9
Haftanın dikkat çeken galibiyetlerinden biriydi.Biala'ya Bravo.Favori yıldızlar topluluğu Rabıta Bakü'yü yenmeyi başardılar.Bu maçta nefes kesmiş,kaçırmışız :((
16-16 bloklarda eşitlik var.Rabıta % 36 ile hücum etmiş.Manşeti 99/5 hata.% 47(21)
Kim Glass 3 hata % 52 (16),Mammadova 1 hata.% 42 (17)
Rabıta bu manşet yapısı ile bir şey yapamaz bence.

PUAN  DURUMU


e.png


voleybol x.com sitesine teşekkürler.

2010-2011 CEV Erkekler Şampiyonlar Ligi 3.Hafta Değerlendirmesi.


A GRUBU
 
8 Aralık 2010
Generali Unterhaching (GER) - AS Cannes (FRA) 3-1 (25-27, 25-20, 25-18, 25-19)
En skorerler: Kaliberda 22, Leonardo Dos Santos "Negao" 14, Carroll 14, Kmet 12 / Moreau 20, Cundy 11, Bengolea 7, Le Roux 7, Nganga 7

CSKA Sofia (BUL) - Zenit Kazan (RUS) 3-2 (25-23, 16-25, 25-23, 22-25, 15-10)
En skorerler: Maiyo 23, Portuondo 16, I.Stefanov 9, E.Ivanov 9 / Mikhaylov 24, Panteleymonenko 20, Egortchev 11, Priddy 11

PUAN  DURUMU

A.png
 
Bu grupta 3 takım büyük çekişme halinde.Cannes takımı havlu atmış gibi.
CSKA Sofya'nın Zenit Kazan'ı yenmesi önemli iş.Bizim maçtan tanıdığım CSKA'da Kenyalı Philip Maiyo döktürmüş gene 23 sayı ile.Kenya'dan voleybolcu çıktığını tüm cihana gösteriyor eleman.

B GRUBU
 
8 Aralık 2010

Cai Teruel (Spa) - Radnicki Kragujevac (Srb) 3-0 (25-17, 25-16, 25-15)
En skorerler: Caceres 16, Batista 10, Garcia-Torres 8, Bernal 7 / N.Stevanovic 10, Hadzifejzovic 7, I.Ivovic 4, N.Radovic 4

Bre Banca Lannutti Cuneo (Ita) - Noliko Maaseik (Bel) 3-0 (25-18, 25-19, 25-17)
En skorerler: Wijsmans 17, Parodi 12, Nikolov 11, Mastrangelo 10 / Sidibe 12, D.Radovic 7, Van Decraen 7, Wounembaina 6

PUAN  DURUMU

B.png

Bre Banca Lannutti şimdiden domine etmiş grubu.3/0 gidiyorlar.
Çok güçlü kadroları var.
 
1-Luigi Mastrangelo - Orta - 1975
2-Hubert Henno - Libero - 1976
3-Simone Parodi - Smaçör - 1986
4-Danijel Galiç - Smaçör - 1987
5-Francesco Fortunato - Orta - 1977
6-Samuele Montagna - Libero - 1989
7-Wout Wijsmans - Smaçör - 1977
8-Bertrand Carletti - Pasör - 1982
9-Nikola Grbiç - Pasör - 1973
10-Janis Peda - Smaçör - 1985
11-Vladimir Nikolov - Pasör Çaprazı - 1977
12-Giuseppe Patriarca - Smaçör - 1977
13-Andrea Rossi - Orta - 1989
14-Alexander Volkov - Orta - 1985

C GRUBU

8 Aralık 2010
Budvanska Rivijera Budva (MNE) - Jastrzebski Wegiel (POL) 3-2 (25-20, 28-26, 23-25, 24-26, 16-14)
En skorerler: Cupkovic 24, Biribanti 20, Shafranovich 15, Jurisic 9 / L.Divis 27, Gasparini 14, Hardy 12, Yudin 9

Bu maçın sonlarına yetiştim.Güzel maç oldu.Bizim Divis harika oynadı ama Karadağ'dan takımını galip çıkaramadı.Galibiyetleri yok 3 maçta.

Olympiacos Piraeus (GRE) - ACH Volley Bled (SLO) 2-3 (20-25, 25-22, 20-25, 31-33, 9-15)
En skorerler: Tsourits 32, Fragkos 15, Jablonsky 9, Jurquin Despaigne 9, Kral 9, Andreadis 9 / Sket 26, Rasic 13, Flajs 10, Kamnik 9

Güçlü Sloven takımı Bled Pire'de gücünü göstermiş ve 3-2 kazanarak yenilgisiz liderliğini sürdürmüş.

PUAN  DURUMU

C.png
 
D GRUBU

8 Aralık 2010
Remat Zalau (ROU) - Trentino BetClic (ITA) 0-3 (15-25, 14-25, 20-25)
En skorerler: J.Nagy 12, Josifov 4, Afloarei 4 / Juantorena 12, Kaziyski 10, Stokr 10, Leonardi 6
 
Trentino rahat kazanmış.

Pge Skra Belchatow (POL) - VfB Friedrichshafen (GER) 3-0 (25-22, 25-21, 25-21)
En skorerler: Wlazly 15, Kurek 10, Winiarski 10, Plinski 4, M.A.Falasca 4, Mozdzonek 4 / Gontariu 13, Bauer 6, José 5, Trommel 5
 
Wlazly'li Kurek'li Belchatow takımı yenilgisiz lider gidiyor.

PUAN  DURUMU

D.png


E GRUBU

7 Aralık 2010
Lokomotiv Belgorod (RUS) - Fenerbahce Istanbul (TUR) 3-0 (26-24, 25-23, 25-19)
En skorerler: Muserskiy 15, Ilinykh 12, Khtey 10, Dineikin 7, Sychev 7 / Miljkovic 11, Coskovic 11, Batur 8, Marshall 7

Bizim maçı değerlendirmiştik.

8 Aralık 2010
Tours VB (FRA) - Sisley Treviso (ITA) 3-2 (24-26, 27-25, 19-25, 25-22, 18-16)
En skorerler: E.Ngapeth 28, D.Konecny 17, Olteanu 15, P.Konecny 14 / Fei 37, Horstink 11, Bontje 9, Papi 9 
Bu maçın büyük bir bölümünü izledim.Tours takımı haklı olarak kazandı.5.set nefes kesti.
Bizim içinde iyi oldu çünkü Tours ile içeride,Sisley ile dışarıda oynayacağız.Tours'u burada puan vermeden yenersek avantaj sağlarız.Brezilyalı pasörleri Rafael Redwitz oynadı ve iyi oynadı.Erwin Ngapeth gene müthiş oynadı.28 sayısı var.Manşette de süperdi.64 manşette sadece 1 hata.% 89 (70) ile manşet aldı.Müthiş yüzde.Bu adamı almalıyız mutlaka.
Konecny kardeşler de ona yardım ettiler.Sisley'de Fei coştu ama yetmedi.37 sayı.
Bloklarda Sisley 16-5 ile ezdi ama kaybetti.İlginçtir Tours deplasmanda Belgorod maçında da bloklarda 19-5 ezildi ama maçı bu maç gibi 3-2 kazanmıştı.

PUAN  DURUMU

E.png


F GRUBU
 
8 Aralık 2010

Knack Roeselare (Bel) - Panathinaikos Athens (GRE) 3-2 (25-17, 25-16, 21-25, 20-25, 15-9)
En skorerler: Verhanneman 29, I.Contreras 14, Deroo 12, Vlam 9 / Yordanov 29, Minoudis 12, Petreas 12, Pantaleon 10

9 Aralık 2010
Hypo Tirol Innsbruck (AUT) - Dinamo Mosca (Rus) 0-3 (18-25, 24-26, 18-25)
En skorerler: Costa Da Silva 14, Chrtiansky 11, Gavan 7, Kankaanpaa 4 / Veres 12, Dante 11, Yakovlev 9, Kazakov 7
 
Dinamo Moskova kayıpsız lider gidiyor.

PUAN  DURUMU

F.png 
voleybol x.com'a teşekkürler.

Fenerbahçe Ülker - Regal Barcelona 69-75 (Salondan İzlenimler)










Bu sezon başında deplasmanda son Euroleague şampiyonu sıfatıyla oynayan barcelona'yı evinde devirmeyi başarmıştık. Bu galibiyetin verdiği coşkuyla rüzgarı arkasına alıp taraftarlarıyla fırtınaya çeviren erkek basketbol takımımız rövanşta eksikleriyle daha sıkıntılı bir barcelona buldu. Ancak basketbolun taktik incelikleriyle bizi zayıf noktalarımızdan iyi vurup, hakemlerin de ortamı gerecek kadar ilginç düdükleriyle onlara yanaşmamıza fırsat bırakmamasıyla, ikili averaj yönünden üzülmeyecek şekilde maçı 69-75 kaybediverdik.

Maça bilet satış yöntemindeki değişiklik, bilet limitlerinden dolayı sıkıntılar gibi detayları düşünerek geçirilen bir hafta sonunda nihayet maç günü gelip çatmıştı. Erkenden tükenen biletler dolayısıyla nasıl bir ortam olacağını merakla bekliyorduk, gene karaborsacılar,promosyon davetiyeler vs. yüzünden boşluklar olacak mıydı, sadece böyle popülaritesi maçlara ilgi gösteren pasif seyirci kitlesi mi dolduracaktı yoksa coşku tavan mı yapacaktı.

Yoğun yağış alarmlarının öncesinde kuru bir havaya denk gelen akşam ortamında ,metrobüsle rahat bir şekilde Şirinevler durağına gelip inmiştim ki, durakta kavganın ortasında kalıverdik. Bir önceki metrobüsten inen Fenerbahçeli genç bir taraftar kitlesi, indikleri metrobüs içinde olan birileriyle tartışıyorlardı,küfürler itişmeler falan derken o metrobüs zorlukla hareket edip kaçıverdi. Ben de Ataköy içindeki Atrium alışveriş merkezine doğru kısa bir mesafe yürüyerek içerde bekleyen arkadaşımla buluşuverdim. Daha maça bir buçuk saat varken pastane kısmında oturarak zaman geçirdik. Etraf Fenerbahçe formalı atkılı taraftarlarla doluydu, Grup CK'lılar da orada bir masada toplanmıştı, onlarla selamlaşıp bir pasta ve çaylarımızla bir masaya oturduk. Abdi İpekçi ile kıyaslarsak bu salona gidiş yolu yakınlarında böyle bir sosyal mekanın olması burayı daha cazip yapıyor. Taraftarların maç öncesi buluşabileceği, birşeyler yiyebileceği düzgün yer bulmak Abdi İpekçi'nin etrafında pek mümkün değildi, orada da biraz uzak mesafede kalan Olivium Alışveriş merkezi vardı. Bu ortamı görünce açıkçası Ataşehir'de yapılan yeni salon ve alışveriş merkezlerinin nasıl bir cazibe merkezi olacağını tahmin edebiliyorum.

Atrium'dan çıkıp salona siteler içindeki yoldan gidiverdik, ne zaman ki caddeden karşıya geçtik ilk karaborsacılara rastlayıverdik. Maça yarım saatten az bir zaman kalmıştı,etraf kalabalık görünüyordu ama ön taraftaki giriş kapılarının çoğu açıktı, kuyruklar yoktu. Salona girmeden önce kombine kart satış gişesine bir göz atalım dedim, oradaki adama 113 nolu bloktan satış yapılıp yapılmadığını sorup, oradan kombine almak istiyoruz nasıl olacak dedim. Geçen hafta Nedim Karakaş'ın da söylediği gibi yan blok aile tribünü olduğundan dolayı orası kombineye sunulmamış diye benzer şeylerden bahsetti, sadece bilet satılıyor dedi, yani bir çözüm sunamıyorlardı, halbuki orası hem fiyat olarak ekonomik,hem taraftar tribünü yanında tezahürata katılmaya müsait,hem de bizim bench arka çaprazında sahaya yakın bir yerdi. Nedim Karakaş ile tekrar görüşüp konuşun ama kombine satışlarıda haftaya 15 Aralıkta bitiyor dediler. Maç sonu ise oyuncu çıkış yerinde bu sefer Nedim Karakaş'ı göremedim. Görsem kombine meselesi dışında bugünkü organizasyon saçmalıklarıyla ilgili de birsürü şikayetim olacaktı.

Biz salona gireceğimiz kapıya yöneliverdik, orada da kuyruk yoktu ama etrafta GFB li gençlerin bir kısmı göze çarpıyordu, Tufan Komiseri görüverdim, çocuklardan aldığı davulu sallayıp içeri sokmuyorum dağılın lan diye bağırıyordu. Amigo Yücel'de oradaydı, o birilerine bilet veriyorken, biz kontrol noktasından içeri giriverdik. Cebimdeki bozuk paraları kaptırmamak için bulmaya çalışıyorken, önüme dikilen polis beni aramaya başladı. Bunca zaman maça gittiğim halde ilk defa bir düdük götürmüştüm, bozukluklarımı ondan saklayım derken polis avucumdaki düdüğü farketti, vermemi istedi. Ben ona yahu plastik düdük, maçta gürültü yapmak için düdük öttürmek yasak mı, sahaya atacak değilim falan diye laf anlattıysamda hiç iplemedi,uyuz etti.

Bilet barkodlarını okutup salona giriverdik, arkadaşla biletlerimiz aynı bloktan ama ben onun ön sırasında biryerdeydim. Diğer birkaç arkadaş ise bu blokta en üst koltuklardan bilet alabilmişler fakat henüz girmemişlerdi, diğer tanıdıklar ise farklı farklı bloklarda dağılmıştı, yani böyle bilet satışı olunca herkes dağılıverdi ancak maç öncesi ve sonrasında toplanıverdik. Önce yerimize gidiverdik, ilk dikkatimizi çeken tavanlardan sarkıtılarak asılmış olan bizim takım oyuncularının resimleriydi, bu esnada barcelona takımı sahaya ıslıklar eşliğinde çıkıyordu.

Ben arkadaşla bir de yukarı katların görüş açısına bakalım, oralardan kombine alsak nasıl olur diyerek bir tur atıverdik, Açıkçası pek beğenmedik, sahayı heryerden net görmek mümkün oluyor ama uzak kalınıyor,zaten üst kattakileri maç sırasında inceleyince tezahüratlara da anca takım ortamı coşturursa katılım gösterdiklerini gördüm..

Biz yerimize dönerken koridorlarda dolaşan Ülker mutlu bir an animatörleri taraftarları bir şeyler kazanmak için birşeye davet ediyordu ama hiç dinlemeden devam ettik. Tribüne girince hemen sağ tarafımızdaki locada Ömer Onan'ın eşi ile çocuklarının olduğunu farkettim, bizim arkadaşlarda gelmiş üst taraftaki koltuklarına yerleşmişlerdi, eğer boş yer olursa toplu oturmaya çalışırız dedik. Ben onlarla konuşurken yerlerin çoğu dolmuştu,arkadaşın yanına oturan kişiyi ikna edip benim koltuğa yolladık, meğersem o da beraber geldiği arkadaşlarının yanına geçmiş oldu, böyle tesadüfle cuk oturduk.

Salonda maçın başlamasına 10-15 dakika kala boşluklar hızla doluyordu, alt katlardaki maç öncesi doluluk oranı geçen haftaya göre daha fazlaydı. Bizim oyuncular ısınmaların son kısımlarını yapıp kadro anonsları için toplanıverdiler. Yan taraftaki koltuksuz taraftar tribünü tıklım tıklım dolmuştu ancak ortalıkta hiç sopalı bayrak falan gözükmüyordu, getirmemiş olabilirler ama bilmiyorum belki de emniyet uyuzluk yapıp sokmamıştır. Görsellikte zayıf ama nicelikte kalabalık bir tribün görünümü vardı, nitelik ile ilgili değerlendirmeleri ise birazdan yazayım.

Salon içindeki kalabalığın elinde beyaz üzerine lacivert yazılı çubuk balonlar dağıtılmıştı, takımın giyeceği formada beyaz formaydı, sanki Fenerbahçe renkleri sarı-lacivert değilmiş gibi bunu çağrıştıran birşeyler görmek çok zordu. Hakemler hakkında bazı endişelerimizi arkadaşla maçtan önce konuşmuştuk, aynı grupta olan takımların ülkelerinden hakemler nasıl oluyorda maçlara verilebiliyor hayret diyorduk, hakemler anons edilirken kimin hangi ülkeden olduğunu duyamadım, yoğun bir uğultuyla barcelona takımı anonsları ıslıklanıyordu. Herkes ayaklanmıştı,ortam ışıkları birdenbire karaltılarak uzun bir müzik eşliğinde bizim takım oyuncularının anons edilmesini bekledik. Taraftarlar fotoğraf ve video kayıtları yapmaya koyulduğundan bütün salonda minik ışıklar parlıyordu. Anonscu ve taraftarın yarı yarıya paylaşarak isimleri alkışlarla haykırması sonrasında,loş ışıkların açılıverdi, biranda sol taraftan yükselen hiçbirşeyeee değişilmeez senin sevgin bu dünyadaaa..Fenerbahçeem... sesleriyle ambians tam tavan yapıverdi, artık maç zamanı gelmişti. Hele birde salon içinde sopalı sarı lacivert bayraklarla tur atan gösteri grubu güzel bir görsellik katmıştı ama nedense hemen koridordan içeri kaçtılar, halbuki verselerdi bu bayrakları tribündekilere ne güzel olurdu.

Yan tarafımızdaki medya masalarının da tıklım tıklım dolu olduğunu gördüm, sağ taraftaki blokta oturanlardan birinin elindeki Real Madrid bayrağını sallaması hemen dikkatimi çekti, cinco estrellas yazılı Bernabeu'da ki kale arkası gruplarından birinin bayrağıydı, ben de maça Bernabeu'dan aldığım bir Real Madrid atkısıyla gelmiştim, koridorlarda gezerken kimi taraftarların boynunda da böyle atkılara denk gelmiştim. GFB pankartı üzerinde beyaz bez üzerine eflatun renkte Fenerbahçe is not Real Madrid yazan pankart açmışlardı.

Yanımdaki arkadaş salona göz geçirirken bizim tam uzak karşımızdaki çapraz locada oturan eşofmanlıları farketti, dikkatli bakınca bayan basketbol takımımız olduğunu anladık, kimin hangisi olduğu da biraz yoğunlaşınca seçilebiliyordu, Penny elinde cips paketiyle Diana'nın yanında oturuyordu, zaten maçın ortalarında bir ara onlarında burada oldukları anons ediliverdi, herkes oraya doğru yönelip alkışlayıverdi. Ama salonda olan futbol takımı oyuncuları ile ilgili bir anons oldu mu bilmiyorum, ben duymadım,zaten onların salonda olduğunu eve gelince tekrarına bakarken gördüm. Kaya'nın geçen hafta kaydettiği 1000. sayısı için kulüp tarafından plaket verileceği anons edildi, geçen sezonlarda Fenerbahçe senin laylalay.... diyen tribündekilerin Kaya Peker oley tezahüratları duyuluyordu, profesyonel tribüncülük de böyle birşey işte.

Maç başlamasına yakın solumdaki taraftar tribününe bir daha göz atıverdim, üstlere doğru yaş ortalaması genelden biraz daha fazla bir grup taraftar topluluğu daha vardı, aşağılarda ise amigo Yücel ve çevresinde GFB'liler toplanmıştı. Maraton tribünü ortasında sıkışık bir vaziyette ayakta duran FBD'liler maçın ilk periyodunu bir süre öyle takip ettilerse de sonra genele uyarak çöküverdiler. Maça kasap havasıyla giriş yaptık, VİP tribünde zıplayan bir kişi görmek bile zordu, keza maraton alt tribündede orta kısımdakiler hariç katılım yoktu,üst katlar ise biraz daha katılımcıydı. Böyle bir kasap havası daha biterken, arkalardan çööök çöök çök sesleri geç kalmadan geliverdi,zaten rakipte potamıza sayıyı çökertmişti bile.

İlk periyodun başında onların agresif savunmaları, bize ilerde kurdukları baskıları maçı eksik kadrolarına rağmen nasıl istediklerini hissettirdi, sonuçta Final Four barcelona şehrinde yapılacaksa, bu takım kendi evindeki organizasyon dışında kalmamak için dezavantajlı duruma düşmek istemezdi. Bizim hücum organizasyonlarımız bozuk çalarken, onlar yüksek posttan şutları sokuyor, ikili oyunlarla da uzunları asistleyerek rahat basketlerle farkı açıyordu. Top bize geçince, süre eriyor eriyor, bir türlü pas alışverişi kuramayınca birisi potaya yönelip topu atıyordu, ne oluyoruz yahu demeye kalmadan fark açıldı, hiç ummadığımız bir başlangıç oldu,mola alıverdik. Zaten maç boyu da bu kısımda yediğimiz farkı kapatma uğraşıyla geçiverdi.

Bu süreçte tribünün idaresi açıkçası hiç iç açıcı değildi, ilk başta bizim için saldır Kanarya şeklinde sıkı bir gazla girildiyse de, rakipten gelen sayılarla açılan fark salondaki seyirci kitlesinin gazını alıverdi,çöküp izlemeye başladılar. Buna karşılık taraftar tribünündekiler etraftan katılım az gelince kendi çalıp oynamaya yöneliverdi ki, bu esnalarda barcelona farkı yavaştan açmaya başlamıştı. Farkı kapamak,daha fazla açmalarına izin vermemek için oyunu iyi takip ederek tribün idare etmeliydiler.
Onlar farkı açarak hücum ediyorken artık bunca tecrübeleriyle neyi nerede yapacaklarını bilmelerini beklerdim. Taraftarı ayağa davet edip,maraton tarafıyla karşılıklı tezahürat yapmak isteklerine anlam veremedim, her isteklerine de uymamak gerekiyor. Tabii maçtaki vaziyetten kopmayanların rakip hücum sırasındaki yoğun uğultusu,ıslık gürültüleri dolayısıyla maratonun ortasındakilerden azınlık bir cevap geldiyse de tezahürat edemediler, ses boğuldu.

Baktılar ortam başka tribünlerle tezahürat yapılacak gibi değil, bu yanlışa devam ederek bu sefer sahaya arkalarını dönüp,maçtan kopuk vaziyette kendi aralarında alt üst bölünerek tezahürata koyuldular. Sen sahada ben tribünde ölümüne Fenerbahçe.... diyerek tezahürat ederlerken bizim oyunculardan biri o tarafa doğru faul kullacaktı, ilginç olan tribünlerin sessizlik isteğine zıt olarak tezahürat güçlü halde yumruklarla falan devam ederken iki atışta isabetli oldu. Yani bu mesele öyle tüm salonun şşşt şşt diye susmasıyla falan alakalı değil bence, mesele oyuncunun kafasında. Zaten maç devam ederken de gene buna benzer anlar oldu, tezahürat edilirken karşı potaya serbest atış atan oyuncularımızdan kaçıran olmuyordu, ne zaman şşştşşt diye etraftakiler zorla susturup ortama stres yükleyince kaçan sayılar oluyor. Sürekli gürültü yapılıp eller sallanarak kaçırmaları için uğraştığımız barçalılar ise neredeyse hepsini attılar, halbuki ortam sessizleşerek tam atacağı sırada ilginç seslerle yüklenmek daha dikkat dağıtıcı olabilirdi.

Oyundaki kötü gidişat sahada başlayan kadronun tamamının değişmesine sebep oldu, onlarda ise maça çok iyi giren Lorbek bir sakatlık yaşayıp soyunma odasına gitti,sonra geri geldiğini gördüm ama maçtan sonra dışarda konuştuğumuzda ikinci devre oynamamasının sebebinin ağrıları olduğunu söyledi. Salondakiler geride olmanın verdiği sıkıntıyla oyuna her giren oyuncudan bir beklentiye giriyordu, birisinin şutu isabetli olsa büyük bir alkış kopuyordu. Ancak yanımdaki arkadaşa nedense ortam Siena maçındaki gibi değil dedim, o ise maçtaki skordandır dedi. Skorun aleyhimize gelişmesine rağmen tribünün takımı ateşlemesi gerekirken, salondaki kitle takımın onları ateşlemesini bekliyor gibiydi, ikinci periyot salon geneline bakıp kös kös seyredenleri görünce bir ara düşündüm bu maç Caferağa'da olsaydı böyle mi olurdu. Takım kötü oynuyorsa oynuyor ama salondakilerin içinde hiç mi maçı çevirme hevesi olmaz yahu, anca üçüncü periyot takım iyi girince herkes bir ayaklanır oldu, demek bu salonda bu işler artık böyle olacak. Karşı pota arkası onlar faul atarken ilk başta hevesle ellerindeki balonları vuruyordu ama ilerleyen sürede iyice sindiler , anonscunun haydi elleri görelim tarzı laflarıyla arada bir hareketlenir oldular.

Periyot arası,molalarda falan sürekli yüksek sesle müzik girilmesi, anonscunun basit oyuncu değişikliklerini bangır bangır okuması yüzünden girilen tezahüratların piç olması gibi başka organizasyonel sıkıntılar da oluyordu. Taraftar tribününden yükselen bizler inandık sizde inanın... sesleri boğulup gitti. İkinci periyot ha şunu atsak ha bunu atsak güzel olacak falan diye diye gene istediğimiz ritmi bulamadık, onlar ise uzunlarını iyi değerlendirip ribauntlarla ikinci şansları kovalıyordu. Mirsad oyunda olduğu zamanlarda mücadele gücümüz,ribauntları çekip koparan elimiz olup bizleri biraz nefeslendiriyordu, zaten kenardayken de yerinde oturamıyordu, sürekli bench arkasında ayakta durup, sabırsızlıkla hocadan oyuna gir diye bir işaret bekliyordu.

Bir ara Sean May oyuna girdi, bir defansif ribaunt pozisyonunda koparıp alamadı ama orada vücudunu koyup adamın potaya dönüş yolunu kapattı, hücumda da birkaç çabası oldu, post up becerisini göstermeye çalıştı, dışarıdan attığı üçlük girmedi, çizgi dibindeki bir top kapma mücadelesinde vücudu yerde dışardayken topa temasını hakem es geçti, faul atışlarında salonda sessizlik varken kaçırdı, içeriden ise biraz itiş kakış sonrası çabuk yorulduğunu gördüm, koçta bir süre sonra kenara aldı, biraz daha fizik olarak forma girmesi gerekiyor ki daha fazla verim alabilelim.

Biz farkı tek haneye indirelim iyi olacak diye düşünürken uzak taraftaki kel hakemin cins düdükler çalması dikkatten kaçmıyordu, en çok tepki ona geliyordu. Zaten maçın ikinci devresi şovu bu hakem yaptı, nereli olduğunu bilmiyorduk meğersem İtalyan'mış, olumsuz hakem kararlarına sahaya yakın olan maraton tribününden iyi tepkiler yükseliyordu. Bizim oyuncular potaya varıp bırakacakları topları değerlendiremezken, onlar özellikle Rubio'nun penetrelerinde adamlarını kolayca geçmesiyle boştaki oyuncuya asistlerini iyi değerlendiriyordu. Periyot sonunda biz hücum yaparken 24 saniye süresi işliyordu, neredeyse bir saniye birşey artıyordu, rakip koç bunun için bile mola isteğinde bulundu ama ilginç bir şekilde bizim hücum sonrası masadan süre bitti uyarı düdüğü çaldı. Adam orada masaya ve hakemlere itiraz ederken, bizim oyuncular ise çoktan soyunma odası yoluna koyulmuştu. Biz de ayaklanıp çıkış koridorunun oraya doğru alkışlar tutarak, haydi beyler ikinci devre diye sesleniyorduk. Ama sahadaki şaşkınlık sona ermemişti, bir an bizim oyuncuları tünelden geri çağırır gibi olacaklardı ki, sonunda hakemler masayla konuşup bitti işareti yaptı, barcelona oyuncuları da şaşkınlıkla diğer koridora yöneldiler. Uğultular arasında giden barcelona oyuncularına pota arkasından birkaç ufak madde atıldı.

Devre arası ortaya ilginç tiplemeleriyle eşofmanlı erkekler falan çıkıp danslar etmeye başladılar, bu ne yahu böyle deyip biz en iyisi koridora gidelim dedik, mikrofon elinde gezen animatör maç önceside yaptırdığı tribünden şut oyununu bağıra çağıra organize ediyordu. Gürültüden hiçbirşey konuşmak mümkün olmuyordu,bizde koridora büfeye su almaya gittik, stadta-salonlarda bulunabilen en ucuz bardak su (50 kuruş) burada satıldığından fazladan alıp koltuk altına stokladık. Maçın gidişatını,seyircinin kötü olduğunu konuşaraktan zaman geçti. Taraftar sayısı anons edilmişti, 15752 rakamı duyulunca, inşallah eksik kalan rakam karaborsacıların elinde patlamıştır dedik. Başka yerlerde olduğu gibi bizim olduğumuz blokta da aralarda tek tük boşluklar vardı,bu belki de bir kısımın bileti başka yerden olsa da taraftar tribününe gitmesinden de kaynaklanıyor olabilir. Skorboard arkası tribünlerde her maç olduğu gibi boşluklar daha büyük olmuştu. Önümüzdeki sıranın solundaki üçlü boşluğa yukarıda duran arkadaşları çağırıp monte ettik. İlk devre pota altında ayağı burkulan Kaya sahaya gelirken elinde kahveleriyle yerine dönen Murat Kosova'nın onu durdurup durumunu sorduğunu gördüm, sorun yok cevabıyla o da rahatlayıp masasına döndü.

Takım sahaya yerleşecekti ama hala ortalıktaki animatör ekip cazgır cazgır ötüyordu, müzikte susmayınca bir tezahüratla moral verelim demeye şevk kalmıyor. Amigo Yücel önündeki tayfasına bir nutuk çekiyordu, sahayı işaret edip onlara dönüp bağırıyordu, bir kısım genç coşkuyla onu alkışladılar. İlk devre sonlarına doğru da pota arkası üstündeki gruptan "bir taraftar takıma maç kazandırır" sesleri ile diğer tribünlere bir uyarı gidiyordu.

Anonscunun isteğiyle moral alkışı verilerek ikinci devreye başlandı, hemen akabinde gelen üçlük falan derken bir anda takım-tribün ritmi kuruluverdi. Bütün salonun uğultusu ile barça bizim olduğumuz tarafa,taraftar tribünü önündeki potaya hücumlarda tıkanıverdi. Top bize geçince bizim için saldır Fenerbahçe sesleri salondan yükseliyordu, taraftar tribünü iki parçalı organizasyonu yapmaya başladılar,bu devre onlarda ilk devreki kötü performanslarından sıyrılmıştı. Oradaki herkesin ıslıkla,uğultuyla yüklenmesi bizim savunmanın gayretini artırıyordu, rakip şutu atıp seken ribauntu aldığımız gibi üst tarafta duran grubun tezahüratı yükselerek yayılıyordu.

Geleceğimizi hisseden rakip koç pasquale hemen molayı aldı, mola sırasındaki ortam görülmeye değerdi,herkes ayakta coşmuş vaziyetteydi. Üç alkış tempolu Fenerbahçe sen çok yaşa söylenmeye devam edilince, müzikte açılmadı, rakip koçun asistanları tribünlere bakıyordu. Mola sonrası gene bir tezahürat eşliğinde Kinsey faulleri atıyordu, etraftakilerin şşştlemelerine rağmen tezahürat devam ederken ikisini de soktu. Tam bu gazlama süreci yaşanırken, hakemlerin faul düdükleri ardı ardına ötmeye de başladı, barça tıkanmıştı ama onlar bir yol açıveriyordu.

Gene kopmadan maça asılmaya başladık,Kaya birşeyler çabalıyordu farkı açmalarına izin vermiyorduk ama daha fazla yanaşmamız da mümkün olmuyordu. Bu esnada pasquale itirazlarından dolayı teknik faul alınca, arkasındaki bütün tribünün ayaklanıp ona tepki koyması muazzamdı. Ömer'den beklediğimiz ama bugün gelmeyen üçlük, nihayet Marko Tomas'ın elinden geldi, herkes ayağa zıplıyordu. Mola olduğu gibi pota arkası maç boyu makara yapamamanın verdiği sıkıntıyla, kollar sağa sola, yukarı aşağı, oooley oooley tempoları ile hareketlenip sonunda Fener-bahçe Fenerbahçe oley seslerine dönüştü.


Coşku ve moraller düzelmişti, ancak barça gene istediği zaman baskete ulaşmasını becerir oldu, bir yolunu bulup kolay sayı kazanmaları herkesin sinirini bozuyordu.
Karşılıklı sayılar maçın heyecanını yükseltiverdi, hop oturup hop kalkıyorduk, savunma için uğultuları artırıyorduk, bu arada ortalıkta elinde 6.adam savunma, ıslık gibi yazılar yazan kartonlarla gezen görevliler vardı, ilginçti belki de teknik ekibin planıydı. Onlarda Oğuz'u oyuna almamızla ilginç bir fizikte olan ndong'u sokuyordu, zaten adamın faul atışlarıda sarhoş tarzı yalpamayla yapması hem komikti hem bunların hepsinin isabetli olması sinir bozucuydu. Bazen Rubio'yu dışarda riske ediyorduk ama çocuk içeri katedince savunmayı deliveriyordu.

Beş farkla biten çeyrek sonu herkes takımı alkışlıyordu, tam herkes ayağa davet edilip tezahürat edilecekken anonslar yükseliverdi,Thy yetkilileri bir takım ödül töreni vs. için sahanın içine giriverdiler, lan bu nedir böyle devre arası o kadar zaman varken yapamadılar mı diye millet sinirlenmeye başladı, bizim oyuncular sahaya dönmek için kenarda boş boş dikilmişlerdi ama hala ödül takdimi anonslar devam ediyordu,hafiften protestolar oldu, nihayet ortamın içine edip gittiler, açıkçası kendi sponsorumuzda, euroleague sponsoruda, hatta Fenerium anonslarıda bıktırıverdi (maçta gene kritik bir mola anı bir baktık sahaya Fenerium'un yeni kreasyonları giyen modellerimiz falan filan diye hoplaya zıplaya göstericiler giriverdi, böyle anonslar,yükselen müzik sesi falan derken millet ortamdan kopuveriyor)

Pota arkasının başlattığı bizler inandık sizde inanın bizim için bu maçı alın... sesleriyle son periyoda aceleyle giriverdik. İkinci devre içeri sokabildikleri davulla, bizim için saldır Fenerbahçe temposuna göre vuruyorlardı. Top rakipteyken gene yoğun gürültü kopmaktaydı, savunmamız gene iştahla saldırıyordu, hücumda isabetler kaydedip farkı ikiye kadar indiriverdik, herkes hırsla seviniyordu. Ama barça tekrar soğukkanlı hücumlarına dönüverdi, bir türlü kesemediğimiz pick and roll hücumlarıyla ayağı ağır kalan uzunların arkasına sarkarak sayıları buldular. Bu esnada gelen üçlük atış faulüne her ne kadar hakeme tepkileri verdiysek te Ömer'in yüz ifadesinden ben ne yaptım dediği okunuyordu. Bastıbacak rubio bütün uğraşlara rağmen faullerin hepsini değerlendirdi. Hoca bir ara darbeli savunmaya karşı iyice bitap düşen Ukiç'i kenara aldı, Greer'a güvenemeyip Emir'i çağırdı.

Fark gene açılınca bu sefer gazı kaçan seyirci kitlesi tezahürat eşliğini iyice bıraktı, aldığımız mola ardından dokuz fark varken seyirciler kopmuştu, ahlar vahlar ederek maça bakmaya koyuldular. Hani olur da aralarda bu sessizlikten dolayı tezahürat etmekten çekinenler vardır diye, biz orada birkaç kişi yüksek sesle yan taraftaki pota arkasından yükselen tezahüratlara katılmaya devam ettik, saldırsana Kanaryaaa..bizim için barçaya da koysanaaa diye bağırıp etrafa bakıyorduk ama bir reaksiyon yoktu. Üst kat tribünlere,uzak taraflara baktım, hiç bizim hücumlarda alkışla bile olsa katılan bir kitle dikkat çekmiyordu, pota arkasındakiler bu aşamada kendi çabalarıyla didiniverdi. Biraz daha gaza getirmek için Haydi haydi Allah aşkına... dönsün şaşkına.. girdiler en sonunda dayanamayıp oradan ufak bir grup bağırmayan taraftar defolsun gitsin diye sesleniyorlardı. Zaten son beş dakika kala bir kısım seyirci arkasını döne döne salondan ayrılmaktaydı, yahu beş dakika kocaman bir süre... maç bitti modu,trafik derdi ile çıkmak vs. bunlar nasıl bir mantalitedir anlamak çok güç.

Neyse işte, pota arkasından yenilsen bile maçın sonunda sırılsıklam olsun o forma sesleri cılız bir şekilde gelirken, sonunda gene takım tribünü ateşleyebildi, Kaya bastığı smacı bile ortamı gazlayacak şekilde yapıyordu. Çöken seyirci biraz kıpırdandı, maraton alttan yükselen Feeener şakşakşak Feeener seslerine herkes katıldı. Müthiş bir uğultu, kulakları sağır edercesine ortalığı yıkıyordu, yerlere ayakla vuranlar, koltuklara vuranlar falan birkaç dakika önce suspus oturan seyirciler olunca insan şaşırıyor. Bize geçen topla pota arkasından girilen haydi Fener haydiii tam zamanı şimdi sesleri bütün salonun alkışlarıyla sürüyordu. Üstüste gelen sayılarla farkı üçe kadar indirdik, ikili averaj yönünden hesapları değil maçı kazanmayı istiyorduk, gene mola alıp soğutmaya çabaladılar.

Mola dönüşü boş geçen hücum üstüne ortam iyice elektriklenmişken tam orta saha üzerindeki mücadeleye kel kafalı 2 numaralı hakemin arkadan yetişip düdük çalması bizi zıvanadan çıkardı. Tarence ile Kaya birlikte basarak topu çalarlarken lakovic'e müdahale oldu diye faul çalan hakeme, hem oyuncular hem taraftarlar yüklenmeye başladı. Bu gerginlik ile sahaya atılan yabancı maddeler oldu, bunlar ufak düdük bozuk para gibi şeylerdi. Koç hemen Kaya'yı oradan uzaklaştırıp teknik faul almasına ve averaj sıkıntısına girmemize yol açmasına engel oldu. Ama taraftarların öfkesi dinmiyordu, maç içinde de birkaç defa olduğu gibi bu hakemin ters kararlarında yükselen uğultular iyice artıverdi, sahaya yakın olanlar ona doğru bela okuyarak küfürleri yağdırıyordu, hakem biraz daha vip önüne kaçıverdi.


Burada topu çalsak üç olan fark, verilen faul atışları ile beşe çıkıp artık iki tarafında son dakikayı ikili averaj üstünlüğü için oynamasına yol açtı. Salondaki seyirci kitlesi de artık çıkışa doğru yönelmeye başladı, halbuki daha taktik mücadele bitmemişti. Molalar sırasında da taraftarın hakemlere tepkileri sürüyordu. Onlar aldıkları molayla maç başından beri kaçırmadıkları faulleri taktik olarak ikinciyi kaçırıp ribaunt kovalayacak şekilde değerlendirme yoluna gittiler ki iki kere de başarılı oldular.
Biz ise son hücumu süreyi eriterek onlara top vermeme yolunda tercih ettik, ancak salondaki bazı taraftarlar ne olduğundan bihaber olunca potaya yönelmeyip Ukiç'in elinde eriyen süreye tepki veriyorlardı.

Kötü başladığımız maça ortak olmak için bütün mücadeleyi ortaya koyan takımımız sahadan 69-75 yenik ayrıldı. Oyuncular ortada tebrikleştikten sonra birbirleriyle Fener çekip salonun alkışlarını aldılar, pota arkası son dakikada maçtan sonra elele hep beraber tribüne diye seslenmeye başlamıştı bile, maç bitince de takımı çağırıp alkışladılar. Bizde çıkış koridoruna yönelen oyunculara ve teknik ekibe alkışlarımızı sunduk, nereden gideceklerini şaşıran barça oyuncuları da aynı koridora geliyordu, tam onlara laf atacakken arkadan birileri onları diğer çıkışa yönlendirdi, bu sefer taraftar tribünü önünden geçerek oraya gidiverdiler, yukarıdan üstlerine atılan yabancı maddeler oldu, Nedim Karakaş o tarafa doğru sinirle yaklaşıp yapmayın diye işaret ediyordu.

Koridora çıkınca orada gördüğüm amigo Yücel'e kendi tayfası tezahürat yapıyordu, bizde kapıdan otoparka doğru çıkıverdik, arkadaşın arabayı bıraktığı yer geçen haftaki gibi salonun arka tarafındaydı. Ve gene yoğun bir araç trafiği bizi bekliyordu, bunun üzerine biz takımların otobüslerinin de olduğu çıkış alanlarına doğru bir bakalım dedik. Orada araçların otoparktan çıkış yolunun bariyerle kapatıldığını ve taraftarların güvenlik sorumlularıyla tartıştıklarını gördüm. Ciddi ciddi birbirlerine küfürlerle saldırırcasına kavgaya tutuşacaklardı ki, araya girenler çekiştirip sakinleştirmeye çalıştı. Kulübün güvenlik sorumlusu sinirlenip taraftarın ettiği hakaretle emniyet görevlilerini çağırmaya gidiyorum diyerek elinde telsiziyle gitti, çağırırsan çağır seninle görüşecez diyerek karşılıklı tehditler uçuyordu.

Orada duran diğer özel güvenlik sorumluları da tartışmaya devam etti, adamlar burası protokol araçları çıkışı, hem güvenlik nedeniyle hem de yoğunluk olduğundan araçların geçişine izin verilmiyor diyordu, araçların geri dönüp ters taraftaki çıkışa gitmesini istiyorlardı. Doğal olarak gecenin bu saati sinirleri tepesine çıkan herkes bu nasıl iş, böyle şey mi olur, sanki barcelona takımına hakemlere falan mı saldırcaz bunca araba nasıl geri dönecek, erkenden gelip aracı buraya koyduk ki kolay çıkalım vs.. seslerle yükleniyordu. Ben de güvenlik amirine burada kaos halinde bu çıkışa dizilmiş 300-400 araç var, nasıl geri dönsünler, kim bu işin sorumlusu bizim kulüp mü diye sordum. Evet yoğunluk nedeniyle böyle karar verdiler deyince gene sesler yükseldi, daha önceki haftalarda böyle bir uygulama yoktu, şimdi niye zorluk çıkartıyorsunuz vs..

Neyse bir süre daha oradaki kalabalıkla ısrarla baskı yapıverdik, en sonunda bir başka görevli talimatlar üzerine gelip bariyeri kaldırdı, bizde araç karmaşası içindeki arkadaşın arabayla oraya gelmesini bekleyelim dedik. Beklerken de belki Aydın hocayı yada Nedim Karakaş'ı falan görüp bu haftaki şikayetlerimi anlatırım diye düşünüyordum, ama ikisine de rastlamadım.

Alanda iki otobüs ve birkaç minibüs duruyordu, birisi Fenerbahçe basket takımı otobüsüydü, diğeri barcelona otobüsü. İki takımdan bazı yabancı oyuncular falan birbirleriyle sohbet ederek otobüslerine gidiyorlardı. Bizim takımın bazı oyuncuları sivil kıyafetle ellerindeki bavulları çekerek,bekleyen arkadaş yada aileleri ile ayrılmaktaydı. Ortalıkta ilk rastladığım boş boş durup sürekli telefonunu kontrol eden eşofmanlı Emir Preldziç olunca bu haftanın ayaküstü sohbetini onunla yaptım.

Emir'le selamlaşıp nasılsın falan deyince
"maç biraz canımızı sıktı ama iyiyim" dedi
-Ne dersin grubu birinci bitirip avantajlı olma şansımız için,bugün maçın sonunda da sayı farkı için çok taktik döndü
"evet evet maç sonu koç onların taktiğine karşılık süreyi öldürmemizi istedi, sonuçta çok tehlikeli takım,ne olacağı belli olmazdı. Grubu lider bitirmek için Siena'yı yenmek gerekiyor, orası da zor bir maç olacak ama kazanmaya gideceğiz,başka yol yok"
-Emir geçen sene daha iyi performans sergiliyordun, bu sene belli bir istikrarlı grafik ritmine sokamadın sanki oyununu
"yaaya biliyorum biraz daha zamana ihtiyacım var ama söz daha iyi olacağım"
-Biraz koçun sisteminden dolayı mı,rotasyondaki rolün mü sıkıntı yaratıyor
"Yeni koç yeni sistem, uyum için zaman da gerekiyor,takım geçen seneye göre çok daha dengeli oynuyor,herkese bir rol düşüyor,ben de zamanla kendimi göstercem"
-Biz de zaten senin potansiyelini biliyoruz, sana güveniyoruz
"Teşekkürler,bunun için şanslıyım"

(Yanından uzaklaşmışken, bu arada diğer arkadaşlarda arabada beklemeyip oraya geliyorlar. Vidmar hayranı olan bayan arkadaşların merakını gidermek için biraz daha sohbete devam ediyoruz, bir arkadaş ne kadar ince uzun acaba boyu kaç deyince)

-Emir merak ediyoruz da ne kadar uzunsun?
"iki metre sıfır altı santim"
-hee Mirsad ile aynı boydasın yani
"evet ama o artık yaşlandı (kamburlaştığını gösterip) ben daha uzunum" diye şaka yapıyor
-Vidmar ne durumda, morali falan iyi mi,göremedik maça geldi mi
"İyi iyi,tedavisi iyi gidiyor,bugün salondaydı,görmediniz mi"
-hadi ya peki gitti mi,şimdi nerede, bu arkadaşlar onu görmek için kaç haftadır bekliyor
"Kaçırdınız,15 dakika falan önce gitti"
-peki nasıl destekle falan mı yürüyor
"(gülerek koltuk değneği işareti yapıyor) bazen omuz vermek gerekiyor"
-Siz ikiniz aynı evde mi oturuyorsunuz,ne tarafta evin
"Yok aynı evde değil,Kadıköy'de biryer. Ama neredeyse aynı ev gibi sayılır,birbirine bitişik komşuyuz, zamanı beraber geçiriyoruz"

(Bunu kızlara tercüme edince,adresini öğrenip baklava börek açıp moral ziyaretine gidelim diyorlar)

Bu arada Sloven Erazem Lorbek'te çıkıyor, Emir'le uzun bir sohbete koyuluyorlar. Arada bir fotoğraf çekimi ve forma imzalamak için kesen taraftarlar oluyor. Bu arada Lorbek'i tebrik edip, nasıl atmosferden keyif aldınız mı diyorum. "Çok etkileyiciydi, hele ağrılarımdan sonra çıkıp kenarda olduğumda ikinci devrede ki çılgınlıkta maç dönecek diye bayağı çekindim"

Bu arada çıkan oyunculardan Tarence Kinsey diğer taraftan giderken,Sean May yanımızdan geçiverdi ama Emir ile Lorbek arasına girenlerin resimlerini çekerken o tarafa bakamadım. Kötü formunu düzeltemeyen Darius Lavrinovic yanında eşiyle beraber ayrılıyordu. Eşofman kapşonunu başına geçirip giderken, yanında cüce gibi kalmıştık, iyi geceler dedik, o da bize çak yaparak gitti, eşi onun yanında çok kısa gözüküyordu ama bizden uzun, ilginçtiler.

Damir Mrsiç çıkmıştı,etrafını bir sürü kız sarıverdi, resimler imzalar falan derken orada uzun bir süre takılıverdi. Bizim arkadaşlarda hayranlıkla onu izliyordu, yanımızdan giderken selamlaştık.
Tarence Kinsey ile bu hafta sohbet edemedik, Greer çıkışta eşiyle buluştu. Lorbek otobüsüne gitmişti,Emir'de sonunda telefonla aradığı arkadaşının arabasını görünce bizimle vedalaşıp onun yanına gitti. Ndong karanlıkta yüzü zor seçiliyordu ama yürürkende faul atışı gibi sallanıyordu, keyifle otobüslerine biniyorlardı. Rubio'yu görsem biraz laf atacaktım,fırsat olmadı.

Tam Oğuz Savaş bizim tarafa doğru geliyorken bizim arabada geliverdi, bu hafta idari ekipten kimseyle konuşamamak kötü oldu. Aşağı yukarı yarım saat salon çıkışı trafiğinde kayıp, üstüne de gecenin o saati Mecidiyeköy'de tıkanan köprü trafiği bize bir saat kaybettirdi(meğersem biri köprünün Ortaköy üzerine karaya denk gelen kısımlarında biryerde intihar girişimi için korkuluklara çıkmış, bunu izleyen araçların yavaşlaması, ambulans polis araçlarının şerit tıkaması gibi sebeplerdenmiş)

Tabii bu yoldaki zaman kayıpları kaybedilen maçtan daha değerli olmuyor,ancak nasılsa önümüzde telafi fırsatı var ve Siena'ya averajla yenilmeye değil,kazanmak için oynamaya gideceğiz.

Not : Resim ve videolarını kullandığım kişilere teşekkürler.

Etiketler