Fenerbahçe Bayan Basketbol Takımı 2010-2011 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fenerbahçe Bayan Basketbol Takımı 2010-2011 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Mart 2011 Pazar

TBBL Play Off 1.Tur 1.Maç : Fenerbahçe - Samsun Basketbol : 75-66 !!!

Fenerbahçe İkinci Yarıda Galibiyete Uzandı.
26.03.2011

SALON: Caferağa Spor Salonu

HAKEMLER: Özlem Yalman – Osman Sinan İşgüder – Bülent Maviş

FENERBAHÇE (75): Anete Zagota 12 (3 ribaund- 2 asist), Birsel Vardarlı 10 (4 ribaund- 5 asist), Esmeral Tunçluer 13 (2 ribaund- 4 asist), Şaziye İvegin 5, İvana Matovic 14 (8 ribaund- 2 asist), Tammy Sutton-Brown 4 (6 ribaund- 2 asist), Nevin Nevlin 6 (10 ribaund- 2 asist), Angel Mc Coughtry 11 (3 ribaund- 1 asist)

SAMSUN BASKETBOL (66): Deniz Boz 5 (3 ribaund- 9 asist), Ceyda Kozluca 13 (1 ribaund- 2 asist), Doğa Comba (2 ribaund), Jessica Adair 9 (14 ribaund- 1 asist), Tatum Brown 7 (5 ribaund), Kristi Toliver 18 (2 ribaund- 2 asist), Makbule Amachree 14 (8 ribaund- 1 asist)

1.PERİYOT: 17-20
2.PERİYOT: 22-25
3.PERİYOT: 24- 7
4.PERİYOT: 12-14


 *****************
 * Kazandık ama çok kötüyüz.
* Nevriye yoktu.
* 3.periyotta biraz pabucun pahalı olduğunu anlayıp,sıkınca 24-7'lik bir seri ile maçı koparabildik.
* Onun dışında ne oyun disiplini var,ne hırs,ne savunma hiç bir şey yok.İlk yarı 45 sayı yer mi bir takım bayan basketbolunda ? Geriye koşmayı lütfetmiyorlar bile bizim oyuncular.
Savunma yapmadan bir yere gidemeyeceğimizi kafalarına sokmalılar.
* Angel ikinci yarı hiç oynamadı.Sakatlık yoksa eğer bir sorun oldu galiba soyunma odasında.
Edit :  

Bunu hiç bir şey bilmeden sadece tahminle yamıştım.
Şimdi gördüm.

Buyrun ;


Mc Coughtry´den şok suçlama!

Fenerbahçe Bayan Basketbol takımının oyuncularından Angel Mc Coughtry´den takımın antrenörü Laszlo Ratgeber hakkında şok suçlama!

Amerikalı oyuncu Mc Coughtry‚ mikro blog sitesi twitter´daki hesabından hocasını adeta topa tuttu. Mc Coughtry‚ Macar hocası Ratgeber´i ırkçılık yapmakla suçladı.


Bu sezon sıkıntılı günler yaşayan ve iki yıldızı Diana Taurasi‚ Penny Taylor´u Hacettepe Üniversitesi Türkiye Doping Kontrol Merkezi´nin büyük skandalıyla kaybederek kriz içine giren Fenerbahçe Bayan Basketbol şubesi Angel Mc Coughtry´nin yaptığı bu açıklama ile yeni bir krizi ile karşı karşıya kalmış oldu.

Öte yandan Angel Mc Coughtry yazdığı tvitlerin tepki toplamasından bir süre sonra silmesi dikkatlerden kaçmadı.
Ayrıntılar birazdan...
Sporx 
* Esmeral en iyi oyuncumuzdu.Newlin ve Matoviç'te yardımcı oldular.
* Ratgeber'in hiç bir katkısı yok.
* Samsun'u geçeriz ama daha sonrası için çooookkkkkk çalışmamız lazım çoookkkkkkk.

13 Mart 2011 Pazar

Spor Toto Bayanlar Türkiye Kupası : Fenerbahçe Yarı Finalde.61-51

Fenerbahçe, Spor Toto Bayanlar  Türkiye Kupası’nda yarı finale yükseldi. Sarı-Lacivertliler, kupanın 3. çeyrek final maçında karşılaştıkları Panküp Kayseri Şeker’i 61-51’lik skorla geçerken 6 sayı- 9 ribanud- 3 asistle mücadele eden Birsel Vardarlı da ‘Maçın Yıldızı’ seçildi. Birsel ödülünü TBF Yönetim Kurulu Üyesi Ömer Yağmur’un elinden aldı.

SALON: Karataş Şahinbey

HAKEMLER: Fatih Söylemezoğlu, Yener Yılmaz, Ayşenur Yazıcı

FENERBAHÇE (61): Hana Horakova 9 (7 ribaund- 2 asist), Birsel Vardarlı 6 (9 ribaund- 3 asist), Esmeral Tunçluer 5 (2 ribaund- 1 asist), Şaziye İvegin 2 (1 asist), Nevriye Yılmaz 14 (2 ribaund- 2 asist), Ivana Matovic 6 (4 ribaund- 1 asist), Tammy Sutton-Brown 2 (7 ribaund), Nevin Nevlin, Angel McCoughtry 17 (9 ribaund- 1 asist)

PANKÜP KAYSERİ ŞEKER (51): Pınar Demirok, İlsu Darıcıoğlu 3 (3 ribaund- 1 asist), Gizem Yavuz 4 (1 asist), Bahar Öztürk 10 (1 ribaund- 2 asist), Latoya Pringle 19 (12 ribaund), Esra Ural (1 ribaund), Aynur Metin 2 (1 ribaund), Nakia Sanford 10 (9 ribaund- 1 asist), Vickie Johnson 3 (7 ribaund- 3 asist)

1. PERİYOT: 12-12
2. PERİYOT: 17-11
3. PERİYOT: 13-14
4. PERİYOT: 19-14



******************************
 * Takım iyi değil.Zorlukla kazandık.Maçın sonunda Panküp'ü ortak ettik adeta.
* Bu düşüş konusunda neden hala bir tedbir alınamıyor anlamıyorum.Erkek takımı da aynı şekilde paraşütsüz inişte.İdari ve teknik sorumlular ne iş yapıyor bilmiyorum.
* Angel 17s.9r.ile çok iyi oynamış gibi gözüküyor rakamlarda ama 11/10 serbest atışlardan attı.
Şut yüzdesi 12/2.% 17.
* Nevriye her zamanki gibi ayakta kalan tek oyuncu ama O da ribauntlarda yok.14s.2r.
Birsel 9,Horokova 7 ribaunt.Matoviç 4 ribaunt.İlginç değil mi ?
* Tammy Sutton Brown'un oynayabilmesi ile Anete dışarıda kaldı.Bu hücumda sıkıntı yaratıyor.
Neyseki Tammy 7 ribaunt katkısı ve maçın sonunda kritik anda Birsel ile ikili oyundan attığı sayı ile katkı verdi.
* Panküp takımı oyun disiplininden kopmadan sonuna kadar mücadele etti,sonunda yabancı oyuncularının yorgunluğu nedeniyle yaptığı hatalarla kaybetti.
* Eski oyuncumuz Barbara Turner - Bahar Öztürk - seneye Türk olarak düşünülebilir.Newlin nasıl olsa fazla düşünülmüyor.
* Bu oyun akşam gs maçı için yetmez.Sıkın kendinizi ve bir kez daha gs yenilgisi göstermeyin bize lütfen.

26 Şubat 2011 Cumartesi

Avrupa Şampiyonluğu Hayallerimizin Sonu : Spartak - Fenerbahçe : 74-56

Fenerbahçe, FIBA Bayanlar Euroleague’e Veda Etti.
25.02.2011

Fenerbahçe, FIBA Bayanlar Euroleague Çeyrek Final ikinci maçında Rusya deplasmanında karşılaştığı son şampiyon Spartak Moskova Region’a 74-56 mağlup oldu. Evindeki ilk maçı da 78-86 kaybeden temsilcimiz, seride 2-0 geriye düştü ve Avrupa arenasına veda etti.

SALON: Vidnoje Spor Merkezi

HAKEMLER: Ivo Dolinek (Çek Cumhuriyeti), Alexandru Olaru (Romanya), Gentian Cici (Arnavutluk)

SPARTAK MOSKOVA REGION (74): Epifaniya Prints 22 (1 ribaund- 4 asist), Sonja Petrovic 3 (1 asist), Natalia Vieru 4 (3 ribaund), Ilona Korstin 8 (4 ribaund), Jelena Milovanovic 10 (3 ribaund), Sue Bird 13 (3 asist), Ekaterina Ruzanova, Irina Osipova 4 (6 ribaund), Nadezda Grishaeva, Taj Mc Williams 8 (10 ribaund- 3 asist), Irina Sokolovskaya, Noel Kuin 2 (4 ribaund- 1 asist)

FENERBAHÇE (56): Anete Jekabsone 8 (2 ribaund- 1 asist), Hana Horakova 1 (2 ribaund), Birsel Vardarlı 2 (6 ribaund- 2 asist), Esmeral Tunçluer 11 (3 ribaund- 2 asist), Şaziye İvegin 2, Nevriye Yılmaz 11 (2 ribaund- 1 asist), Ivana Matovic 11 (2 ribaund- 1 asist), Tammy Sutton-Brown 2, Nevin Nevlin, Angel McCoughtry 8 (4 ribaund- 3 asist)

1.PERİYOT: 20-16
2.PERİYOT: 14-11
3.PERİYOT: 22-10
4.PERİYOT: 18-19

 * İşin İstanbul'da bittiğini yazmıştık zaten.Mucize bile olmazdı orada.Adamlar bizden ilk maçta yayını aldıkları halde bu maçın yayınını vermediler anlayın artık.Zaten ne gücümüz ne maçı alacak mantalitemiz vardı.
Artı Aziz Bey zaten çoktan bu kupayı ve hatta ligi de kaybettik demedi mi ? Bu oyunculara güvenmediğini söyledikten sonra olacağı bu değil mi ?  ''Hayallerimizin sonu'' resmileşmiş oldu.
* Namağlup buraya kadar geldikten sonra avucumuzun içinden kaçıp giden Final Four hayallerimizi yıkanların hepsini Allaha havale ediyorum.Başta Hacettepe Doping Kontrol Merkezi ve WADA Türkiye temsilcisi Prof.Dr.Rüştü Güner Prof.Dr.Rüştü Güner, TBF ve Başkanı Turgay Demirel, TBF Disiplin Kurulu ve Başkanı Turgay Atasü ,Aziz Yıldırım ve Yönetimi,aleni fütursuzca komplo yapıldığı halde ''Bu komplo değil'' diyen Basketbol Şube Sorumlusu yönetici Semih Özsoy,yıldız oyuncularını koruyamayan ve acele ve yanlış transferler yapan - Angel ve Tammy - takım menajeri Didem Akın,takımı 7 kişilik rotasyona mahkum eden ve 16 sayılık farkın 4 sayıya inmesini bekleyecek kadar mola almayan ve kötü coaching'lik yapan koç Ratgeber ve çok kötü ,hayal kırıklığı performansı gösteren sabahlara kadar uykusuzca Twitter'da gezen Angel ,nasıl MVP seçildiğini bir türlü anlayamadığımız Horokova'ya en derin (!) sevgilerimle.
* Millet Aziz Bey'den hesap sormasını bekliyor.Hangi Aziz Yıldırım'dan ?
Lütfü Arıboğan'a karşı açıkca Turgay Demirel'i destekleyip seçim kazandıran Aziz Yıldırım.
Son olarakta Beko Basketbol Liginin Yayın haklarını Turgay Demirel ile birlikte Lig Kurulu Başkanı olarak ihalesiz,pazarlıksız ,rakam bile belli olmadan şifreci kuruluşa peşkeş çeken Aziz Yıldırım.

Turgay Demirel ve Aziz Yıldırım Beko Basketbol Ligini Şifrecilere 5 yıllığına Peşkeş Çektiler.



Lig Kurulu, Türkiye Basketbol Federasyonu’nun kulüplerle ilgili her türlü konuyu yine kulüplerin görüşünü alarak beraberce karara bağlama ilkesi doğrultusunda (İlkenizi yiyeyim sizin) Beko Basketbol Ligi yayın hakları sözleşmesi ile ilgili tek gündem maddesiyle toplandı. TBF Başkanı Turgay Demirel, kulüplerin federasyona verdiği yetki doğrultusunda yürütülen görüşmeler neticesinde gelinen noktaları ve varılan anlaşmayı kulüp temsilcilerine sundu.

Buna göre Digiturk platformunda yayın yapan Spormax kanalının, Beko Basketbol Ligi’nin 4 yıllık yayın hakkı beledili için
ödenecek tutar kulüpler tarafından olumlu karşılanarak 
(ne kadarmış bu tutar niye açıklamıyorsunuz ? )anlaşmanın kabulü kararlaştırıldı. Spormax ile yapılacak sözleşmenin son 1 yılı opsiyonlu olmak üzere toplam 5 yılı kapsaması üzerinde de mutabakata varıldı.

Toplantıda kulüplerin görüşleri dikkate alınarak yayın hakkı anlaşmasının detayları ile ilgili çalışmaların tamamlanmasıyla sözleşmenin imza altına alınması
(Oldu bittiye getiriyorlar.Ortada ne detaylı bir çalışma var ne bir şey ) ve canlı yayınlarının ilk hafta müsabakalarıyla birlikte başlaması konusunda uzlaşıldı. 
 
NOT : Hala daha Yayın İhalesinin rakamı açıklanmadı.

Bu Aziz Yıldırım mı kankası Turgay Demirel'den hesap soracak ?

* Son olarak ; daha önce dediğim gibi Fenerbahçe'de Bayan Basketbol Takımı olayı bitmiştir bence.
Şöyle bir sezonda bile - ne olursa olsun.2 dünya yıldızı oyuncunu kaybetsen de.Koskoca takım 2 oyuncuya endeksliyse zaten yanmıştık -  F4 yapamayan bir kulüp bir daha asla yapamaz.
Senelerdir Çeyrek finalden öteye gidemeyen bir şube var ortada.
Ancak çok zor olarak gördüğüm Taurasi ve Penny ikna edilip geri getirilir,Fowles falan alınırsa seneye belki.
 Bu yapılmayacaksa boşuna para ve mesai harcanmasına da gerek yok.

17 Şubat 2011 Perşembe

Diana Taurasi Konusunda da Haklı Çıktık.

http://i.milliyet.com.tr/YeniAnaResim/2011/02/17/iste-taurasi-gercegi-1151777.Jpeg

 Adımız gibi emindik bu işte bir yamuk olduğunu ve asla Taurasi'nin doping yapacağına inanmadığımızı yazmıştık ve kulubün B numunesinden sonra acele ederek tek taraflı fesih yapmasının yanlış olduğunu yazmıştık şurada; Dünya Yıldızını Mundar Eden Kurumsal Yapı (!)


  Ve sonunda komplo WADA'dan döndü.Belirttiğimiz gibi Hacettepe zaten bu konuda sabıkalı olan ve güvenilir olmayan bir kurumdu.Görülüyor ki birileri tarafından (!) - O birilerini herkes tahmin edebilir,makyavelistlerdir kendileri - Hacettepe de testi yapan elemanlarla birlikte önümüzü kesmek ve bizi başarısız kılmak için bir komplo kurulmuştur.Yoksa gene moda -finil tabirle ''Sehven'' mi yanlışlık yapılmış diyecekler ?
 Ortalık toz duman.Yarın bizimkiler ,bugün Aziz Yıldırım'ın bizzat Başbakan'a çıktığı ( Diana'nın dönmesi için Tayyip Erdoğan'dan Obama ile konuşmasını da istese :)) ) elindeki dosya ile basın toplantısı yapacaklar.Bakalım ne diyecekler ? Umarım daha önceki benzerleri gibi olmaz.

 Bu kepazeliği başımıza açanlara ve bu konuda kasıtlı eleştiri yazan medya mensublarına dünyayı başlarına yıkmaları lazım.7 sülalelerinin donlarına kadar alacak tazminat davaları açmaları lazım.
 Tabii bütün bunlar giden Taurasi ve Penny'i geri getirir mi ? Şahsi kanaatim çok zor.
 Zaten yabancı kontenjanı v.s bir sürü hikaye var.Kaldı ki geri dönmek isterler mi ayrı soru.
  TBF Başkanı Turgay Demirel bugünkü açıklamasında ;

''Biz de Basketbol Federasyonu olarak yönetmelikler çerçevesinde Diana Taurasi’nin dopingli çıktığı bize bildirildiği andan itibaren kulübe yaptığımız yazışmaları bir anlamda askıya almış oluyoruz; o günkü lisans durumu ve kulübün oyuncuları oynatmasıyla ilgili pozisyona geri döneceğimizi, kurul olarak konuyu aramızda tartışıp bir karar alacağımızı düşünüyorum. Ama bu tabii ki sadece Fenerbahçe kulübü için değil, Ceyhan kulübünün durumu için de söz konusu. Bununla ilgili de onların yerine getirdikleri oyuncular konusunda alınmış, federasyona gelmiş bir takım paralar vardır. Bunlar da tabii ki geri iade edilecektir. Fakat bütün bu yaşananlar gerçekten çok talihsiz bir süreç oldu. Dediğim gibi sporcular adına çok sevindik, haksız yere ceza almalarının önüne geçilmiş oldu. 


Taurasi’nin yeniden Türkiye’ye dönmesini ümit ettiğini dile getiren Demirel, Aziz Yıldırım’ın, “Bizi Avrupa şampiyonluğundan ettiler” açıklaması hakkında ise, “Fenerbahçe şu ana kadar Avrupa’da maç kaybetmedi. Dolayısıyla o iddiasını kaybetmiş durumda değil. Ama tabii ki Taurasi çok değerli bir sporcu. Final maçlarında olmazsa ve Fenerbahçe de final maçlarını kaybederse – ki ben Diana olmasa bile finale kadar geleceğini tahmin ediyorum - bunun nedeni Diana’nın olmaması olarak değerlendirilebilir. Ama belki şu anda Diana Taurasi ikna edilebilir ve yine Fenerbahçe’nin şampiyonluğu için mücadele edebilir. Böyle olmasını diliyorum” diye konuştu.

 Hacettepe zaten duman olacakta ,Turgay Atasü denilen zat'a da gereken yapılmalı.İstifası zaten mutlak ama çözüm değil.O ve haberi Ümit Avcı'ya sızdıranların emdikleri süt burnundan getirilmeli.
   Bakalım bekleyeceği süreci ama çok şükür gene yanılmadık.
 Aziz Bey ve Yönetimin biatçıları bakalım ne diyecekler,hiç okumadım yazılanları....

2 Şubat 2011 Çarşamba

Fenerbahçe - Galatasaray Medical Park 77-58 (Salondan İzlenimler)


Ezeli rekabetin uluslararası arenaya da taşındığı, top16 listesinin ilk sırasındaki ile son sırasındakinin mücadelesinde, Caferağa'nın kendine has atmosferinde yüreğini ortaya koyan kızlarımızla seride 1-0 öne geçiverdik.

Eşleşme belli olduğundan beri az sayıda olsa da galatasaray ile eşleşmekten hoşnut olmayanlar da vardı, halbuki iki sene önce kupa2'de aldıkları kupa ile avrupa bizim işimiz havalarına bürünen onlara derslerini vermek için güzel bir fırsat doğmuştu.

Her ne kadar son iki ayda takım içinde kriz ortamıyla çok fazla yıpranma ve kadrodaki değişikliklerle farklı bir yapıya bürünsekte, sonuçta Caferağa'da saha avantajı bizden yanaydı. Buna rağmen rakip taraftarlar Diana-Penny ayrılıklarıyla yaşanan gelişmeler ardından, son maçta orada iyi oynamıştık falan pohpohlamalarıyla hem oyuncular hem de kendileri gene bir umuda kapılıvermiştiler.

İstanbul'da uzun zamandır yağmayan kar ve devam eden kuru soğuklarla, akşam saatine doğru havanın kararmasıyla iyice sıcaklık düşüvermişti. Ancak Caferağa'nın önünde bu hissedilmiyordu, saat altıya yirmi varken kuyrukta önümde 250 kişi kadar vardı. Saat üçte kuyruk olunmaya başlanmış ki, maça nasıl bir ilgi olacağı belliydi.

Kuyruk yılan oyunundaki uzayan yılan kuyruğuna benzemişti, gişe önünden başlayarak dönerek arkalara uzuyor,orada bir viraj daha yapıp gene kapı gişe tarafına içe doğru uzuyordu, eğer gişeler bir süre daha açılmasa kuyruğun sonu başına karışacaktı. Sonradan gelenlerin gişe önündeki boşlukta birikmesi ile bir hengameye dönüverdi.

Ortalıkta gidip gelen kulüp güvenlik sorumluları, emniyet görevlileri en sonunda arama kontrol noktasındaki polisleri dizip, gişenin erkenden açılmasına karar verdiler.

Telefon eden geç gelecek olan arkadaş bana da bilet alın diyordu, daha önceden ona fazladan bir bilet vermiştim ama turuncu biletlerdendi, bu sefer gişede ne renk bilet var acaba derken, yanımdan geçen Pepe Metin ağabeye sordum, elinde üç-dört biletle gidiyordu, mor renkte olduğunu söyledi.

Gişenin yakınında olan başka bir arkadaş telefon ederek,yanına çağırınca bir şekilde kaynadım, önüne geçmiş olduğum herkesten özür dilerim, bu işler böyle oluyor ne yazıkki, sürekli maçlara gidenler birbirlerini kayırıyorlar.

Tabii gişeye yakın kısımlar çok şişmişti, oraya polisler amirler yığılıp ortada boş duranları sert bir şekilde kovalıyordu, herkes bir bilet alacak, biletini alan içeriye girecek, dışarı çıkmak yok demeleri üzerine itirazlar yükseldi. Neden dışarıda gelecek arkadaşlarımızı bekleyemiyoruz vs.. Tek bilet uygulamasını duyunca sıradaki yerimde dursaydım da olurmuş dedim ama tecrübelerimle biliyordum ki, daha çok karmaşa yaşanacaktı.

Sıra önümdeki arkadaşa gelince gişeden bir bilet daha istedi, çocuğum için istiyorum dersaneden gelecek demesine rağmen polisler çık o zaman kuyruktan getir çocuğunu, böyle talimat verildi diye cevap verince bu sefer amirlerle yüksek sesle tartışmaya başladı, emniyet amiri de bana ne ben galatasaraylıyım diye diklendi. Bu esnada polislerin dikkati dağılınca ben gişeden önce kendime bilet aldım, sonra zaten gişeci ufacık camdan göremediğinden, geç gelecek olan arkadaş için de bilet alabildim.

İçeri girişte de çok kalabalık bir polis yığınağı olmuştu, koridorda iki taraflı halde dizilmişlerdi, rakip taraftarın gelmeyeceği bir derbiye çok sert önlemler alınmıştı. Lavaboya gittik geldik, polis önümüzü kesip nereye gidiyorsunuz diye soruyordu, tribüne geçmek için bile polis duvarını aşmak gerekti. Tuvalette sigara içenler yüzünden içerisi de duman dolmuştu.

Daha maça bir buçuk saat varken içerisi dolmaya başlamıştı, bir süre sol taraf ön blokta zaman geçirdim. Biz oradayken oyuncularımızda salona tribünün sağ duvardibinden inerek soyunma odalarına gidiyorlardı, ellerinde sarı çiçek buketleri vardı, onları farkedince uzaktan alkışlamaya başladık, selam verdiler. Bir süre sonra Birsel ile Meral ve koç Ratgeber sol duvar tarafındaki kapıdan girip önümüzden geçerken onlara da alkış tutuldu.

Sonradan gelen arkadaş arayınca, kapıya yönelip parmaklıkların oradan ona biletini uzattım, bunu gören polisler beni çekiştirerek burada bekleme yapma diye uzaklaştırdılar. Dışarıda hala kuyruk kıyamet sürüyordu, polislerin bağırışları sırayı düzene sokma çabaları da aynı şekilde.

Soldaki ön blok biraz daha kalabalıklaşmıştı, kadınlı erkekli gelenlerle sıkışıklık artınca ben burada rahat edemem diye sol duvar dibine geçiyorum dedim, zaten bugün tribün kalabalık olacaktı, büyük ihtimal amigo Yücel'de gelip ortadan idare edeceğinden, ön alanda Ekaterinburg maçı kadar müdahil olmak mümkün olmazdı.

Montumu alıp sol taraftaki arkadaşın yanına geçiyorkan, o sırada gelen Alper ağabey nereye gidiyorsun diye sorup, olmaz burada yer var geç şuraya baskı yapacak bilinçli adamları öne topluyoruz deyiverdi, tamam da sonra geç gelenler falan buraya yığılacak diyerek sonra oradan kaçıverdim.

Tribünde gelenler üstlere yerleşip, bol bol küfür ede ede galatasaray ile ilgili ne kadar eğlenceli beste varsa söylüyordu. Biraz büfenin oraya koridora çıkarak Ünifebten eski tanıdıklarla sohbet ediverdim, salon küçük olunca gelen geçen bir sürü tanıdıkla karşılaşmak mümkün oluyor.

Salona giren herkesin macerası farklı şekilde oluyordu, bugün dışarıda bayağı sıkıntı vardı. Sağ tarafa çıkılan merdivenin oradayken salona tribünden giren galatasaray menajeri müge erdem yanımızdan geçiverdi, bu sefer otuz avans veriyoruz diyerek sataştım, lig maçından sonra dışarda karşılaşınca yirmi avans verdik gene olmadı diye laf atmıştık.

Ben tekrar sol tarafa geçiverdim, tribünden yeni bir beste yükseliyordu, güzeldi ama bu maç sırasında yeni bir şey öğretmeye çalışarak riske gerek yoktu. Sonra bir ara ortadaki sete ercan turabi çıkınca eyvah dedim, umarım amigo Yücel gelir diye. Baktım kendi grubunun söylediği besteleri etrafa yönlendiriyordu ama üstlerden Kuşandık sarı laciyi Saracoğlu yokuşlarında...Haklıyız Kazanacağız bestesi yükselirken hiçbir reaksiyon göstermeden susuverdi.

Üst taraflar iyice kalabalıklaştı, kaşar ışıl sesleri geliyordu ama ortada gs oyuncusu yoktu, cimbom pabucu yarım çık dışarıya oynayalım sesleri yükseldi. Lacivet ve sarı... avrupa fatihiymiş galatasaray.. gibi birçok beste döndü.

Yöneticiler henüz gelmediğinden, emniyet amirleri de dışarda olduğundan, henüz kimse de sete çıkmadığından, salonda maç öncesi bol bol küfür yankılanıyordu, maç öncesi yorulmak doğru olmasa da, zaten normalden çok daha fazla kişi geleceğinden üst tarafın enerjisi yeterli gelirdi.

Bu arada anonscu Mustafa Özben yerine gelince bizim oyuncuların çıkmaya hazırlandığı anlaşıldı, zaten kapının oradan içeride sabırsızlıkla bekledikleri görülüyordu. Haydi şimdi bütün eller havaya...Fener geliyor cimboma da koymaya... tezahüratıyla ortalık inliyorken içeride duran oyuncuların da ellerini havaya kaldırdığını görmek gülümsetti.

Alemin kralı geliyor... sesleri anonscunun feci gaz veren sesiyle boğuluverdi, adamın haykırışlarından tezahürat duyulmuyordu. Oyuncular koşarak sahaya çıkıverince, hiçbirşeye değişilmez senin sevgin bu dünyadaa... sesleri ortalığı kapladı.

Sahaya ellerinde çiçeklerle giren oyuncularımız, buketleri sol tribünlere fırlatmaya başladı, Birsel ise direkt saha içinde her zamanki yerinde duran tekerlekli sandalyedeki taraftarımızın yanına giderek çiçek demetini ona verip sarıldı.

Kısa koşularla başlayan resmi ısınma periyodunun başında tribünden Fenerbahçe buraya sesleri geldi, duydukları gibi hemen tribüne doğru bir iki adımla alkış tutarak hızla dikey tek hat koşu düzenine dönüverdiler. Arkalarından vur kır parçala bu maçı kazan sesleri geldi.

Üstlerden Herkes yılar Nevriye Yılmaz tezahüratı uzun bir ısrarla gelince en uzakta bench dibinde koşu yapan Nevriye tribüne dönüp alkış tuttu, elini kalbine götürdü.

Birsel Vardarlııı tezahüratı girilecekken, sahaya sarı kırmızılı oyuncular girince ortam bir anda onlara odaklanıverdi, saha ortasında toplanırlarken salondan ıslıklar yuhlamalar ardından kaşar ışıl sesleri yükselmeye başladı.

Bir süre daha onunla uğraşan tribünler buraya gelmeyen Fenerli olsun diye bağırınca, orta sahaya doğru bir iki adım dönerek sol tribüne alkış tutuverdi, çok matrak bir görüntüydü, bunun üstüne tribün teklifi biraz daha değiştirdi. Tabii kendi oyuncularına tezahürat edecekken onların sahaya çıkışıyla bu faslın uzaması ilginçti.

Ben büfeye gidip su stoklaması yapayım diyerek kalabalık içinden yardırdığım sıralarda sarı lacivert Yücel yerini almıştı, ona tezahürat ediyorlardı, uzun bir süre sahaya inip omuzomuza yaptırması için bastırdılar, inmezse küfür ederiz diyorlardı ama yok bırakın artık takıma tezahürat yapın diyordu.

Büfede bardak su 1 lira, suları da güvenlik kararı gereği ambalajını açarak vermekte ısrar eden büfeci çocuk, biraz ısrar edince sadece göstermelik olarak ucundan kamış girecek kadar bir delik açarak bıraktı, aldığım dört tane suyu duvar dibinde montların yanında stokladık.

Maç başlamasına yakın üst soldan gelen istekle kollar açılıp sahaya dönülerek amigo Yücel'in başlatmasıyla avaz avaz bestesi söylendi, birkaç kere girilen yüreğini koy ortaya bestesiyle de oyunculara mesaj iletilmişti.

Isınmaların sonu gelirken, bütün salon milyonlarca yapıverdi. Anonslar ile maç öncesi duvarda duran bayraklardan hangi ülkenin hakemleri olduklarını tahmin ettiğimiz hakemler anons edildi, ardından galatasaray oyuncuları anonsları ıslık uğultu eşliğinde yapıldı. İlginç bir şekilde iki taraflı dizilmiş gs oyuncularının anons edileni büyük bir coşkuyla birbirlerini iterek dövercesine keyifle sahaya yollamasına tribünden tepkiler yükseldi, cimbombom kudurdu, .arrak diye tutturdu..

Ardından bizim oyuncular alkışlarla anons edildi ve kanaryasın sen bizim canımız... tezahüratı girildi. Geri sayımla omuzomuza yapılarak maça girildi, daha yarısına gelmeden hücum eden rakibe ıslıklarla basılacakken top kaybı yaptırarak iyi bir giriş yapıyoruz.

Üstüste hücumları boş geçmeleri, bloklar falan derken savunma sağlam duruyor, top bize geçince tribünden giy formanı çık sahaya yüreğini koy ortaya... tezahüratı giriliyor. Top rakibe geçince üstte ufak bir grup bunu sürdürüyor, aşağıdakiler sahaya baskıya yöneliyor, top bize geçince hep beraber kaldıkları yerden katılarak söylüyoruz.

Takımın müthiş arzulu girişi, taraftarın coşkusu derken erkenden sekiz sayılık seriyle mola aldırıyoruz. Molada da tezahüratlar kesilmiyor, oyuncular alkışlarla sahaya dönüyor.

Rakipte bize eşleşmelerde sıkıntı yaratabilecek Bahar'ın müdahalelerine tepki verilirken yabancı hakemlerde faulleri çalarak rakibin kırıcı sertliklerine cezayı kesiverdi, faul hakları çok çabuk doldu.

Oyuna girdiğimiz ilk beş dakika ile sonraki beş dakika farklı bir senaryo işledi, bu sefer mola sonrası ön alanda baskı kurarak Horakova'nın oyunda olduğu sıralarda bizi hatalara sürüklemeye uğraşıp, dış şutlarla dengeyi kurdular.

Tabii sayı farkının erimesi falan tribünün özgüvenini bozamazdı, Fenerbahçe koy oley ooo.. cimbomboma koy oley tezahüratı devam ediyordu. Rakip oyuncular molalardan sürekli sahaya geç gelip hakemlerin uyarısını alıyordu, zaman zamanda topu oyuna sokacaklarına sahadaki beşli biraraya gelip kümeleşiyordu, ama ne yaptılarsa maç sonunda fayda etmedi.

Periyot sonuna doğru karşılıklı sayılarla önde tamamlayabildik, anonscunun istekli olması coşkulu olması güzeldi de, bazen sesiyle tezahüratları eziyordu.

İkinci periyot oyun kontrolü gene bizde gözükse de sarı kırmızılılar augustus'la orta mesafeden şutlarla direniyordu, angel ekarte olduğu anda sayıya ulaşıyordu, fowles ise topu içerde almak için uğraşsa da sıkıştırmalar yüzünden zorlanıyordu, onu iyi savunduğumuzu görmek ortamdakileri daha da şevklendirerek baskı uğultusunu artırıyordu.

Karanlık gecelerimin yıldızı sen oldun kanarya.. gibi bence yanlış bir tezahürat yükseldi ama kısa süre sonra kesildi. Kanaryaaa Kanaryaa sen göster mücadele boyun eğme kimseye... tezahüratı biraz dönüverdi, bu arada molada amigo Yücel yukarıdakilere bağırmaya başladı, arkadaşlar fazla sayı farkı yok,top onlardayken yukarıdaki herkes tezahürat etmesin, üstte ufak bir grup sürdürsün, geri kalanlar aşağıdakilerle beraber ıslık yapsın diye uyarılarda bulundu.

Periyodun sonuna doğru Nevriye'nin hakemlere birkaç pozisyonda faul itirazları oldu, bu arada sayı farkı kapandıysa da sonunda bizim için saldır Fenerbahçe sesleri eşliğinde başarılı bir hücumla devreyi önde bitirdik, sağlam bir mücadele oluyordu. Oyuncular alkışlarla Fener sesleriyle yollandı.

Yanımda duran arkadaş hasta hasta geldiğini söylüyordu maçtan önce tezahürat edemem diyordu ama bu salonda ortama kapılmamak imkansızdı, ikinci devre sanki takımla beraber oynuyormuşcasına sahadakilere seslenip duruyordu, etraftakilerinde ilgisini çekti, açıkçası sahaya yakın olan kısımlarda onun gibi 50 kişi olsa muhteşem bir baskı kurulabilir diye düşündüm ama duvardibinde önümüzdekiler çok agresif değildi. Sol merdiven çıkışı altındaki kutu bloktakiler ise düdüklerle ıslıkları başlatıyorlardı, ikinci devre oraya havalı kornalarıyla gelenler de olunca gürültü dozajı artıverdi.

Devre sonuna doğru tekrar tribüne dönenlerin yerleşimiyle tezahüratlar yükselmeye başladı, önümüzde şut atan gs oyuncuları ikinci devre bize karşı hücum edecekti. Bu salonda sol köşeye taraftar baskısı önünde hücum etmek onlar için kolay olmaz dedim, eğer tribünde iyi baskı, top bize geçince de kısa tezahüratlar yaparsak bu devre daha rahat geçer dedim.

Büyük destek eşliğinde başlayan üçüncü periyoda maça girdiğimiz gibi bir savunma ateşiyle başlayınca tam istediğimiz düzen kuruldu, sertleşip faul yapıyorlardı ama faulleri de isabetli atıyorduk.

Saldır Fenerbahçeee..bizim için oyna koy cimbomboma oooleeeey Saldır Fenerbahçeee tezahüratı müthiş bir coşku yapmıştı, herkes zıplayarak atkılarla bunu söylerken üstüste sayılar potaya ulaşıyordu fark açılmaya başladı, top onlara geçince kornalar düdükler ıslıklar rakip pas hatalarıyla topu birbirine atamaz oldu, bize geçen topla tekrar yukarıya kulak vererek bu günün en etkili tezahüratına katılıyorduk, mola almak zorunda kaldılar, coşku devam etti.

Üçüncü periyot sonu yeryüzünde gökyüzünde bir fırtına kopar.. tezahüratı girildi, skorda rahatlamıştık, Meral'e yapılan faul ardından güçlü bir şekilde girilen hızlanarak şiddetlenen Fenerbahçe oley sesleri Caferağa'yı inletti, laylalayla.. Feenerbahçee diye tezahürat edilirken , tezahürat sırasında da faullerde 2de2 atılabiliyormuş, mesele oyuncuda dedim. Periyot bitimiyle bütün salon her zaman her yerde en büyük Fener diye inleyiverdi, kuyruklarını kıstırıp benchlerine giden rakip oyunculara doğru haykırılıyordu.

Amigo yücel bir tek sana tutuldu kalpler giriverdi, kısa bir süre söylendikten sonra herkesin elleri ısrarla havaya kaldırmasını işaret etti. Ne yaptıracak acaba derken sağa sola aşağı yukarı demeye başlayınca kendi tayfası haricinde üsttekiler uymayıp ararım sorarım ararım seni heryerde ...cimbombom nerde diye bağırmaya başladılar.

Dördüncü periyot genel olarak farkı muhafaza etmekle geçti, zaten dört faul alan Angel bir daha hiç girmedi, sonra Ivana'da dörtleyince Nevin oyuna dahil oldu, slyvia ile top aldırmama mücadeleleri çok ilginç bir itiş kakış oluyordu. Birsel ise bu devre enerjisini yitirmeyip hem hücum hem savunmada her yerde bitiverdi, tribünleri bayağı gaza getirdi ya da tribünler onu gaza getirdi, herneyse.

Yakınımızdaki ışıl'a atılan topu yakalayamayınca oradaki herkesin işaretlerle taşması çok güzeldi, o gürültüde meğersem hakem faul vermiş ama kimse duymamıştı, ışıl dahi arkasına bakamadan uzaklaşıyordu.

Fenerbahçe çok pis koyar... söyleniyorken amigo Yücel etrafa seve seve diye söyleyin uyarısı yapıyordu.

Seni sevmek deli gibi yürek ister.. tezahüratıyla atkılar havada uçuşuyordu, top onlara geçince ise sol tribünün ıslık enerjisi zayıflarken, havalı kornaların gürültüsü ile idare ediyorduk, oyunun kontrolümüzde olması ve rakibin bu salonda bizi yenemeyeceğinin güveniyle bayağı erkenden 3.40dk kala samanyolu yapılıverdi. Ardından işte böyle her sene böyle cimboma böyle koyarlar... diyerek ortalık inleyiverdi.

Son iki dakika yukarıdakiler sallasana sallasana mendilini adnan polat kurtarsana... diye girecekken protokolün orada biri dikiliverdi, amigo Yücel'e bakarak işaretler yapınca dönüp susturmaya uğraştılar. Onların inadına daha yüksek sesle girmeye kalkınca bu sefer o emniyet amiri merdivenlerden tribüne geliverdi, settekilerle konuşup yukarıdakilere de bağırarak tartışmaya başladı, oradan da tepki geliyordu, amigo Yücel'in boşvermesiyle yanına çıkıveren ercan'da küfürlü tezahürat girilmemesi için onun yerine yukarıdakilere laf etmeye başladı. Omuza dokunarak rütbeli amirin geldiğini onun talimatı olduğunu yukarıya işaret ediyorlardı, böyle böyle son dakikalarda ortam biraz sessizleşti.

Yapılan bir baba hindi ile kalan saniyeleri geçirip cimboma bindirdikten sonra ayaklanarak oyuncuları alkışlayıverdik, son dakikalarda oyuna giren Tammy'de kaldığı yerden bir aslan terbiyesi ile geri dönüş yapıverdi, ama daha çok idman yapıp hazırlanması gerekiyor.

Fenerbahçe sen çok yaşa canım feda olsun sana... tezahüratlarıyla süreyi tüketen oyuncularımız daha çağırmaya gerek olmadan hemen tribünün önüne doğru geliverdi. Yukarıdakiler kaldırsın kaldırsın parmak kaldırsın diye bağırırken aşağıdakiler oooo senkronu ardından Sarııı diye bağırmıştı bile, bunun üzerine karşılıklı Sarı-Lacivert-Şampiyon-Fener yapıldı.

Onlar yöneticilerle tebrikleşip giderlerken, sol üstten herkes yılar Nevriye Yılmaz tezahüratı yükseliyordu, dönerek taraftarlara el sallayıp öpücük yolladı. Tribün yavaş yavaş pankartları toplayıp dökülmeye başladı, bu arada hala tribünde kalanların ilgisi daha sonra sahaya röportaj için dönen Birsel ve Meral'e yöneldi, bravo diye alkışlara alkışla karşılık verdiler, aynı şekilde koça da sevgi gösterileri oldu.

Bir galibiyetin daha keyfiyle dışarıya dökülüverdik, iyice giyinerek tedbirli olmak gerekiyordu. Gelen geçen tanıdıklarla tebrikleşerek ayaküstü konuşurken, Şaziye ve birkaç genç oyuncumuz çıkıverdi, onlarda oynamasalar da tebrik edildiler.

Zalgiris maçında görüşürüz diyerek etraftakilerle vedalaşarak dönüş yoluna koyuluverdik, Fenerin kraliçeleri de umarım cuma günü 2-0 yaparlar, kısmetse bizde orada oluruz.

30 Ocak 2011 Pazar

Kraliçeler İstanbul Üniversitesini Bitirdi.81-93 !!!


SALON: Avcılar Spor Salonu

HAKEMLER: Halil Baldemir, Ozan Çakar, Celal Pişman

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ (81): Aylin Korkmaz 7, Bahar Yapar 12 (5 ribaund-1 asist), Okeisha Howard 19 (4 ribaund-3 asist), Melis Talay 3, İlknur Dumlu 3 (1 asist), Serenay Çakmakçı, Nilay Aydoğan, Mehtap Gezer 6 (3 ribaund-1 asist), Yelda Kavazoğlu (1 ribaund), Ashley Paris 12 (12 ribaund-2 asist), Danielle Gant 19 (2 ribaund-5 asist).

FENERBAHÇE (93): Özge Kavurmacıoğlu, Anete Jekabsone 12 (2 ribaund-2 asist), Hana Horakova 11 (1 ribaund-1 asist), Birsel Vardarlı 2 (5 ribaund-4 asist), Yasemin Dalgalar, Esmeral Tunçluer 11 (2 ribaund), Şaziye İvegin 2, Nevriye Yılmaz 11 (8 ribaund-4 asist), Ivana Matovic 17 (4 ribaund-3 asist), Olcay Çakır 4, Nevin Nevlin 17 (3 ribaund-3 asist), angel McCoughtry 6 (5 ribaund).

1. PERİYOT: 16-25
2. PERİYOT: 20-29
3. PERİYOT: 22-25

4. PERİYOT: 23-15

 * Tebrikler Kraliçeler ve teknik heyet.
* gs maçı öncesi son hazırlık maçımız oldu.Fazla sıkmadı oyuncularımız.
Fazla sayı yemiş gibi gözüküyoruz ama son 4 dakikada genç ve yedek oyuncularımızın süre aldığı dakikalarda kötü oynayarak 15 sayı yedik.Hoca da bu durumdan şikayet etti zaten.
* Bu maçla ilgili 2 sevindirici not verebiliriz.
Biri Newlin'in giderek artan süresi ve performansıydı.Bu maçta da 30 dakikada 17 sayı‚ 3 ribaund‚ 3 asist
 ile başarılı bir perfprmans göstererek hem hazır olduğunu gösterdi,hem de Matoviç ve Nevriye'yi dinlendirmiş oldu.
* İkincisi de çok uzun süren sakatlığından sonra Begüm'ün 02.02 dakikada olsa oynamasıydı.
Hoşgeldin Begüm diyorum.
* İÜ'de eski oyuncumuz Matee Ajavon oynuyor.Bu maçta oynamadı.Sebebi ,sanırım hakları hala bizde ve transferine bizim maçta oynamaması şartı ile izin vermişiz.O nedenle oynamamış galiba.
* İÜ'de yabancıların dışında 1989 doğumlu Bahar Yapar'ın 30 dk.12s.5r.1a.4tç.(9/6 ikilik) performansı dikkat çekiciydi.Sezon ortalaması da 9 sayı.Genç Bayan Milli Takım Kaptanlığını da yapmış.Boşnak asıllı.
2006 Balkan Gençler Şampiyonluğunda önemli pay sahibi olmuş.All Star da da oynadı.

Bahar Yapar 
Hakkında bir yorum ;
BAHAR…. “YAPAR”
İstanbul Üniversitesi uzun yıllar önce Bahar Yapar’ı Yıldırım Bosna kulübünden kendi altyapısına transfer ettiği zaman kadın basketbolunu yakından izleyenler TKBL’ye yeni bir yıldız geleceğini öngörmüştü. Bahar Yapar geçtiğimiz sezonun sonlarında başlattığı çıkışı bu sezon adeta bir patlamaya dönüştürdü. Sayı ortalamalarında ilk 10 sırada bulunan tek Türk oyuncu olan 1989 doğumlu forvet başarılı çıkışına istikrar da eklerse Euro 2011'de yer alacak A Kadın  Milli Takımına adını yazdırabilir.

6 Ocak 2011 Perşembe

Angel Mc Coughtry Fenerbahçe'de !!!!

Angel McCoughtry / 7



McCoughtry Angel 185 (6'1'') F 86 USA 11 11 MKB Eurol. Hungary


Angel McCoughtry / 9

* Resmi site henüz açıklamasa da (zaten en son onlar açıklar ve onlar şimdi yalanlama ile meşgul) her yerde çıktı bu haber.Hayırlı Olsun.
* Taurasi olayından sonra harika bir B Planı tartışmasız.Taurasi'nin yerini doldurabilecek - çok zor olsa da ) en iyi isim MC.Şube yönetimini de kutlamak lazım.
* MC yeni nesil ABD Bayan basketbolcuların en iyilerinden.Yıldızı çabuk parladı.
24 yaşında 1.85 boyunda olan skorer oyuncu aynı zamanda WNBA'de (Amerikan Bayan Basketbol Ligi) Atlanta Dream takımında forma giymişti. Angel McCougthy 2009'da yılın çaylağı ödülü almıştı.
* 3 ve 4 numara oynayabiliyor.
* 2010 Dünya Şampiyonasında Şampiyon olan ABD Bayan Milli takımında da yer aldı
* MKB Euroleasing bırakmaz diyordum ama hatırı sayılır bir bonservis ödedik demek ki.
(Kedilerin forumunda 150 bin euro bonservis,kendisine de 220 bin dolar yazmışlar.Çok iyi) Yöneticileri ''Bizim İçin Büyük Kayıp'' diyor.
Sopron kulübü şube sorumlusu Zoltan Török`ün basın açıklamasında"bizim için çok büyük bir şok oldu,bu şoku atlatmamız da zaman alacak.Bu koşullar altında bunu da atlatacağız.Angel`e bizimle birlikte olduğu süre içinde ortaya koyduğu mücadele ve oyun için çok teşekkür ediyorum.Umarım hayalleri gerçekleşir" 
 * 15 Aralık'ta deplasmanda 92-81 yendiğimiz maçta 39 sayı,8 ribaunt  ile ''Oha be kızım yeter deli ettin artık'' dedirtmişti bana.
* Mutlaka takıma faydalı olacaktır ancak Sopron'daki gibi 1.skor obsiyonu olmayacağı ve burada topun daha fazla paylaşılacağı bir gerçek.Gene de Penny ile birlikte skor yükünü çekeceklerdir.
Savunması da iyidir.WNBA'de En İyi Savunma 5'ine seçildi.
* Bu transferle tekrar Şampiyonluk şansımız doğdu bana göre.Taurasi olmadan da F4 yapabiliriz ama Şampiyonluk zorlaştı demiştima ama yeniden iddialı hale geldik şimdi.

7 Kasım 2010 Pazar

Kraliçeler Samsun'dan Galip Dönüyor.69-87 !!!!



Fenerbahçe'den Rahat Galibiyet.
07.11.2010
TBBL’nin üçüncü haftasında Samsun’da oynanan maçta Fenerbahçe, Samsun Basketbol’u 69-87 mağlup etti.

 Türkiye Bayanlar Basketbol Ligi'nin üçüncü haftasında bir maç eksiği ile son sırada yer alan Samsun Basketbol, Fenerbahçe’yi konuk etti. Yaşar Doğu Spor Salonu’nda oynanan karşılaşmayı Sarı-Lacivertliler, 69-87’lik skorla zorlanmadan kazandı.

Maça iyi başlayan Fenerbahçe, Jane Taylor ve Nevriye Yılmaz ikilisinin kaydettiği sayılarla ilk 2 dakikalık bölümü 3-11’lik skorla önde geçti. Orta mesafeli atışlarla karşılık vermek isteyen Samsun Basketbol, Jessica Adair’in sayılarıyla oyuna tutundu. Diana Taurasi’nin de devreye girmesiyle oyuna ağırlığını iyice koyan Sarı-Lacivertliler, 6. dakikada durumu 9-20’ye getirerek farkı çift haneli sayılara çıkardı. Alexis Gray ve Gülşah Akkaya ile serbest atış çizgisinden skor üreten Samsun temsilcisi, çeyreğin sonlarına doğru rakibinin 7-1’lik serisine engel olamadı ve ilk periyot 13-27’lik Fenerbahçe üstünlüğü ile tamamlandı.

İkinci çeyreğe boyalı alandan bulduğu basketlerle başlayan Samsun Basketbol’a konuk takım, Esmeral Tunçluer’in serbest atış isabetleriyle cevap verdi. Mücadelenin 13. dakikası 19-29’luk skorla geçilirken, Hana Horakova’nın art arda bulduğu basketler sonrası Samsun temsilcisi mola aldı. Mola sonrası Gülşah Akkaya ile hücumda bir tempo yakalayan ev sahibi ekip, Ivena Matovic’in sayılarına engel olamayınca devrenin bitimine 3 dakika kala durum 25-38’e geldi. Üst üste hücumlardan boş dönen rakibi karşısında, 7-0’lık bir seri yakalayan Samsun Basketbol, farkı tekrar tek haneli sayılara indirdi (32-38). Sarı-Lacivertliler, Esmeral Tunçluer’in serbest atış çizgisinden bulduğu sayılarla skordaki suskunluğunu bozarken, Alexis Gray’in etkili oyunuyla Samsun Basketbol, soyunma odasına sadece 1 sayı farkla 39-40 geride gitti.

Alexis Gray’in sayılarıyla üçüncü periyodun hemen başında öne geçen Samsun Basketbol’a Sarı Lacivertliler, Nevriye Yılmaz ve Jane Taylor ile cevap verdi. Mücadelenin 22. dakikası 43-43’lük eşitlikle geçilirken Fenerbahçe, Ivana Matovic’in devreye girmesiyle skordaki üstünlüğü tekrar ele geçirdi. Özellikle boyalı alandan sayılar bulan rakibine karşı Deniz Boz’un kaydettiği isabetlerle karşılık veren ev sahibi ekip, 26. dakikada skoru 49-51’e getirdi. Bu dakikadan sonra Diana Taurasi’yle art arda basketler bulan Sarı-Lacivertliler, yakaladığı 7-0’lık seriyle aradaki farkı açtı. Alexis Rack’in üçlüğüne Ivena Matovic ile cevap veren Fenerbahçe, final periyoduna 54-63’lük skorla önde girdi.

Son 10 dakikaya iyi başlayan Fenerbahçe, orta mesafeli atışlardan bulduğu basketlerle çeyreğin hemen başında durumu 54-69’a getirdi. Gülşah Akkaya’nın sayılarıyla karşılık veren Samsun Basketbol, rakibinin boyalı alan isabetlerine engel olamadı. Nevriye Yılmaz ve Jane Taylor ikilisinin tekrar devreye girmesiyle aradaki farkı açan Sarı-Lacivertliler, mücadelenin bitimine 4 dakika kala skoru 58-75’e taşıdı. Karşılıklı sayılarla devam eden karşılaşmada Diana Taurasi’nin de skora katkısıyla fark 20 sayıya çıktı (64-84). Samsun temsilcisinin son dakikalardaki çabası da yeterli olmayınca Fenerbahçe, maçtan 69-87’lik skorla galip ayrılan taraf oldu.


SALON: Yaşar Doğu Spor Salonu

HAKEMLER: Tekin Özübir, Sencer Yılmaz, Metin Aksoyak

SAMSUN BASKETBOL (69): Deniz Boz 6 (2 ribaund – 2 asist), Gülşah Akkaya 17 (3 ribaund – 3 asist), Nazlı Güler 4 ( 1 ribaund - 1 asist), Jessica Adair 14 (8 ribaund – 1 asist), Tatum Brown 2 (4 ribaund), Alexis Rack 7 ( 3 ribaund – 2 asist) Alexis Gray 15 (5 ribaund - 2 asist), Makbule Amachree 4 (4 ribaund)

FENERBAHÇE (87): Özge Kavurmacıoğlu (1 ribaund), Hana Horakova 5 ( 1 ribaund- 1 asist), Birsel Vardarlı 2 ( 4 ribaund – 4 asist), Esmeral Tunçluer 6 (2 ribaund), Şaziye İvegin (1 ribaund), Nevriye Yılmaz 15 ( 7 ribaund – 4 asist), Diana Taurasi 20 ( 4 ribaund - 2 asist), Penny Taylor 19 ( 5 ribaund – 5 asist), Ivana Matovic 15 ( 3 ribaund – 1 asist), Nevin Nevlin 5 (3 ribaund)

1. PERİYOT: 13-27
2. PERİYOT: 26-13
3. PERİYOT: 15-23
4. PERİYOT: 15-24




Tebrikler Kraliçeler.
2.çeyrek haricinde iyi oynadık.Taurasi-Penny-Nevriye ''Bermuda Şeytan Üçgeni'' Rivas deplasmanından beri tam gaz gidiyorlar nazar değmesin.Üst üste 3.maçı da domine ettiler.Onlara özellikle 2 maçtır Matoviç'te katılıyor.Diğer oyuncularımızda yardımcı oluyorlar.
Taurasi sazı eline aldı artık.Keşke 1 hafta önce alsaydı :(( Bugün 1 çeyrek oynamadı,ona rağmen 20 sayı.
Hoca bence bu maçta Horokova yerine Vajda'yı rotasyona alsaydı iyi olurdu.Kadroda olmamasına rağmen oraya kadar gelmişti,benchin arkasında oturuyordu.Birsel ve Esmeral'in etkinliği de azalıyor Horokova ile süreyi paylaştıklarında.Horokova da iyi oynuyor ama Vajda'yı da tamamen ligte 5.yabancı konumuna sokmamak lazım bence.
 Devran'a geçmiş olsun.Oynamadan daha ısınırken ciddi sakatlanmış yazık.Artık tercümanlığa iyice soyunabilir.
Maçın hareketi Taurasi'nin Alexis Gray'in  kafaya ''blok smaç'' yapmasıydı.
Samsun  takımı Makbule ''Amachree Mactabane'' Türk pasaportlu olunca 4 Amerikalı ile oynayabilen bir takım olmuşlar.Bu maçta hepsinden verim alamadılar ama diğer maçlarda iş yaparlar.
Gülşah'ta bizim maça iyi hazırlanmış ''Ben daha ölmedim'' diyebilmek için ve iyi oynadı.

4 Kasım 2010 Perşembe

Kraliçeler Euoroleague'de 2/2 Yaptı.109-92 !!!



 Kadınlar Euroleague B Grubu’nda mücadele eden temsilcimiz Fenerbahçe, Caferağa Spor Salonu’nda oynanan mücadelede Gospic’i 109-92’lik skorla mağlup etti.

Izevic ve Madir’in sayılarıyla karşılaşmaya hızlı başlayan Gospic Croatia karşısında temsilcimiz Fenerbahçe, ilk sayılarını Nevriye Yılmaz ile buldu. Matovic’in boyalı alanda Nevriye’ye destek vermesi ve Penny Taylor’ın da üç sayı isabetiyle Sarı Lacivertliler etkili oldu. Diana Taurasi’nin üç sayılık basketiyle 4.dakikada durumu 12-12’ye getiren Fenerbahçe, 5.dakikaya da Matovic’in turnikesiyle 16-14 önde girdi. Özellikle boyalı alanda Nevriye ile Matovic’i olumlu kullanan Sarı Lacivertliler, Esmeral’in orta mesafe isabetiyle ilk periyotu 34-23 önde tamamladı.

İkinci periyotta ilk hücumu Ana Vrsaljko ile değerlendiren Gospic Croatia karşısında temsilcimiz, Nevriye Yılmaz ile sayılar buldu. Bu bölümde savunmada iyi bir görüntü çizen Sarı Lacivertliler, Diana Taurasi, Anna Vajda ve Esmeral Tunçluer üçlüsüyle 15.dakikada farkı 18 sayıya çıkarttı (47-29). Sandra Madir’in üç sayı isabeti ile temsilcimizin serisine son veren konuk ekip, savunmada istediği oyunu sergileyemeyince, Fenerbahçe devre sonunda soyunma odasına 12 sayı farkla 55-43 önde gitti.

Nevriye Yılmaz ve Maurita Reid’in karşılıklı basketleriyle üçüncü periyot başlarken, savunmada iyi bir performans sergileyen ve kaptığı topları da olumlu kullanan Gospic Crotia, farkı da 22.dakikada 8 sayıya indirdi (57-49). Birsel Vardarlı’nın turnike isabeti ve Ivana Matovic’in de pota altından bulduğu basketle kontrolü yeniden eline alan Sarı Lacivertliler, 27.dakikaya da 68-55 üstün girdi. Fenerbahçe, üçüncü periyotu ise 78-66 önde tamamlayan taraf oldu.

Son 10 dakikalık bölümün başında Nevriye Yılmaz ile pota altından basket bulan temsilcimiz, Diana Taurasi’nin de devreye girmesiyle kontrolü elinden bırakmadı. Ancak bu bölümde Ivana Jurcevic ve Michelle Maslowski ikilisiyle basketler bularak aradaki farkı eriten konuk ekip, 34.dakikada skoru 89-80’e getirdi. Mola alan temsilcimiz, özellikle savunmadaki gayretiyle ile yakaladığı seri ile aradaki farkı açmayı başardı. Fenerbahçe, Diana Taurasi, Esmeral Tunçluer ve Nevriye Yılmaz’ın önderliğinde bulduğu sayılarla salondan 109-92 galibiyetle ayrılmayı başardı.


SALON: Caferağa Spor Salonu

FENERBAHÇE (109): Hana Horakova 8 (3 ribaund- 3 asist), Birsel Vardarlı 6 (3 ribaund- 4 asist), Esmeral Tunçluer 6 (4 asist), Nevriye Yılmaz 22 (7 ribaund- 2 asist), Anna Vajda 7 (3 ribaund), Diana Taurasi 34 (5 ribaund- 7 asist), Penny Taylor 15 (8 ribaund- 4 asist), Ivana Matovic 11 (2 ribaund- 2 asist)

GOSPİC (92): Jelena Ivezic 4 (9 ribaund- 6 asist), Sandra Madir 17 (3 ribaund- 1 asist), Maurita Reid 28 (2 ribaund- 3 asist), Ivana Jurcevic 9 (4 ribaund- 2 asist), Iva Badanjak 2 (1 ribaund), Ana Vrsaljko 14 (4 ribaund), Michelle Maslowski 16 (2 ribaund)

1.PERİYOT: 34-23
2.PERİYOT: 21-20
3.PERİYOT: 23-23
4.PERİYOT: 31-26 


 
 
*Tebrikler Kraliçeler ve teknik heyet.
* Herkesin ortak olarak dile getirdiği gibi grubun en zayıf görülen bir takımından 92 sayı yemek kötü.
*Rakibi zayıf görerek nasıl olsa çok atarız ve kazanırız diye savunmada gevşektik.Rakibin uzun ve kısa oyuncuları rahatlıkla sayı buldu.Özellikle Jamaikalı Guard Maurita Reid çok etkili oldu.
Zaten uzun rotasyonumuzun sertliğinin yetersizliğinden endişe ederken bu gevşeklik soru işareti.
Tamam hücumda büyük potansiyelli bir takımız,Taurasi sadece tek başına bir takım ama bu takımın hedefi 
F4 hatta final oynamak diyorsak savunmamızın da üst düzey olması lazım.
*Onun dışında Rivas maçının yıldız üçlüsü Taurasi-Penny ve Nevriye gene sahnedeydi.
*Matoviç ise ilk devrede etkiliydi.
*Newlin'in hiç süre almaması ilginçti.
* Gospic takımınıda kutluyorum.Ellerinden gelenin en iyisini yaptılar.Reid'i çok beğendim.

Etiketler