6 Kasım 2010 Cumartesi

Turkish Airlines Euroleague 3.Hafta Değerlendirmesi.

http://4.bp.blogspot.com/_wa3TYDvx1sw/TFHQO9edD-I/AAAAAAAAExI/dE6jFeEumQY/s400/thyeuroleague.PNG

HAFTANIN TOPLU SONUÇLARI
PUAN DURUMLARI

 4.HAFTANIN PROGRAMI

 3.HAFTANIN EN İYİLERİ
 
3.HAFTANIN MVP'Sİ
DİAMANTİDİS (PANATHİNAIKOS) 20s.7r.5a
A Grubunda ;
BC Khimki evinde lider Caja Laboral'ı 64-60 yenmeyi başardı.
Keith Langford 19s.4r.4a.Benjamin Eze 14s.7r / F.San Emetario 18s.Stanko Barac 12s.12r.
Maccabi Partizan'ı deplasmanda 67-54 yendi.
Oliver Lafayette 11s.Rasko Katiç 9s.5r. / Jeremy Pargo 17s.Lior Eliyahu 13s.
Zalgiris Prokom'u uzatmada 74-68 yendi.
Martynas Pocius 18s.6r.T.Delininkaitis 16s. / Daniel Ewing 14s.Ratko Varda 12s.J.R.Gidens 11s.9r.
B Grubunda ;
Olimpiacos Malaga'yı 93-66 farklı yendi.Bu maçı izledim.Malaga çok zayıf kaldı.
Bourousis 17s.7r.Papanikolau 17s.6r.Spanoulis 16s.7a / Joel Freeland 14s.9r.Mc İntyre 14s.
Real Madrit deplasmanda Roma'yı 74-56 yendi.
Nihad Djeboviç 13s.Ali Traore12s.8r. / Ante Tomiç 12s.7r.Sergio Rodriguez 9s.7r.7a
Brose Basket - S.Charleroi 79-69
Kyle Hines 16s.Reyshawn Terry 15s.6r. / Andre Riddick 13s.Joseph Gomis 12s.6r.
C Grubunda ;
Barcelona'da Destan Yazdık.61-69
Pete Mickeal 17s.Navarro 12s. / Roko Ukiç 13s.6r.2a.Marko Tomas 12s.6r.1a.
M.Siena Cibona'yı farklı yendi.8R
Rimantas Kaukenas 16s.2r.2a.Bo McCalebb 14s.Rakoviç,Lavrinviç,Davi Moss 12'şer sayı.
Cibona'da Drago Pasaliç 17s.7r.Mario Delas 13s.6r.Bogdanoviç 4 sayıda kalmış.
Cholet Rytas'ı sahasında yenerek ilk galibiyetini aldı.73-69
Fabien Causeur 20s.5r.2a.Vule Avdaloviç 15s. / M.Gecevicius 19s.Bayamoviç 16s.5r.
D Grubunda ;
Haftanın Flaş sonucu gene Olimpija'dan geldi.Uzatmada Panathinaikos'u da yenerek 3/3 yaptılar ve büyük bir başarıya imza attılar.Helal Olsun.23-6 gibi ezici bir 2.çeyrek oynamışlar.3.çeyrekte ise Pana 20-9 yapmış.
Kevin Pinkney 16s.Kenny Gregory 13s.5r.İlievski 11s.6a / Diamantidis 20s.7r.5a.Batiste 16s.6r.
Dopingçiler ise Pecerov'un 6 hafta olmamasını iyi değerlendirdiler ve kazandılar.
Rakoçeviç 17s.K.Tunçeri 15s. / İbrahim Jaaber 19s.David Hawkins 18s.6r.6s.
CSKA'nın kötü gidişi sürüyor.Valencia deplasmanında da farklı kaybettiler.82-57
Javtokas 15s.7r.Omar Cook 14s.4a / Trajan Langdon 16s.5r.Vorontsevich 11s.9r.

* İlk 3 maçlar sonunda 24 takım içine Siena ve Olimpija ile birlikte namağlup 3 takımdan biriyiz.
* Olimpija'nın çok başarılı gidişi dikkat çekici.
* CSKA'nın 3/0 çekmesi dikkat çekici.
* Galibiyeti  olmayan takımlar Prokom,Charleroi,Rytas,Cibona ve CSKA

Fiba Bayanlar Euroleague 2.Hafta Değerlendirmesi.

5 Kasım 2010 Cuma

Hafta Sonu Spor Ekranı.


6 Kasım Cumartesi

03.30 Türkiye - Sırbistan (NTV SPOR)
06.30 Hollanda - Küba (NTV SPOR)
08.00 Polonya - G.Kore (NTV SPOR)
11.00 İtalya - Almanya (NTV SPOR)
11.15 Fenerbahçe - G.Saray 6-0'lık Maç ( FB TV)
14.00 Çaykur Rize – Mersin İdman Yurdu (TRT 1)
14.15 Fenerbahçe - Gölcükspor U 18 Akademi Ligi ( FB TV)
14.30 Karabük – Bucaspor (DIGI)
14.45 Tottenham – Bolton (PL TV)
15.00 gs - Tofaş Voleybol ( gs tv)
15.00 gs - Burhaniye Bel.( SPORTS TV)
16.00 Antalyaspor – Bursaspor (LIG TV)
16.30 Mönchengladbach – Bayern Münich (TRT HD)
17.00 Sunderland – Stoke City (SPORMAX – PL TV)
17.00 Manchester United – Wolverhampton (SPORMAX – PL TV)
17.00 Ankaragücü – Gaziantepspor (DIGI)
17.30 Arkas - İBB ( SPORTS TV)
19.00 Fenerbahçe – Eskişehirspor (LİG TV)
19.45 Twente – Excelcior (BEYAZ TV)
21.45 Inter – Brescia (TV 8)
22.00 Fenerbahçe Ülker - O.Renault ( FB TV - BANTTAN)
22.00 Rennes – Lyon (KANAL A)
23.00 Espanyol – Malaga (NTVSPOR)
23.30 Atletico MG – Santos (SPORMAX)

7 Kasım Pazar

06.15 Çek Cum.- Almanya ( NTV SPOR)
08.30 Brezilya - Küba (NTV SPOR)
11.00 Türkiye - Japonya ( NTV SPOR)
11.00 Fenerbahçe - G.Saray U 16 Akademi Ligi ( FB TV)
13.30 Fiorentina – Chievo (TV 8)
13.30 Ajax - Den Haag ( BEYAZ TV)
14.00 Giresunspor – Diyarbakırspor (TRT 1)
14.20 İtalya - ABD ( NTV SPOR)
14.30 Sivasspor – İstanbul Belediye (DIGI)
15.00 Samsun Basket - Fenerbahçe ( FB TV)
15.30 Arsenal – Newcastle (PL TV)
15.30 Utrecht - PSV ( BEYAZ TV)
16.00 Lazio – Roma (TV 8)
16.30 Hannover - B.Dormund ( TRT HD)
17.00 Manisaspor – Konyaspor (DIGI)
17.30 Fenerbahçe - Halkbankası ( FB TV)
18.00 Lens – Montpellier (KANAL A)
18.00 Liverpool – Chelsea (SPORMAX – PL TV)
18.30 Stuttgart – Werder Bremen (TRT HD)
19.00 Trabzonspor – Galatasaray (LİG TV)
19.30 Denizlispor – Tavşanlı Linyitspor (TRT 1)
20.00 Getafe – Barcelona (NTVSPOR)
21.00 Sao Paulo – Corinthians (SPORMAX)
22.00 Real Madrid – Atletico Madrid (NTVSPOR)
22.00 PSG – Marseille (KANAL A)

Fenerbahçe Ülker Barcelona da Destan Yazdı : 61-69 !!!! ( Maçın Yorumu)

Regal Barcelona - Fenerbahçe Ülker / 8

* Bu Tarihi Destanının yazılmasında emeği geçen herkes A'dan Z'ye kutluyorum.
Bize büyük gurur yaşatan teknik heyet ve oyunculara özel teşekkür  ve tebrikler.
* Bu galibiyetin önemi çok büyük.Şüphesiz bu sezonki F4 hedefi yolunda deplasmanda alınan galibiyetle 3/3 yaparak çok büyük adım attık ama en önemlisi,hazırlık maçında LA Lakers'ı yenen,kendi sahasında 19 maçtır (2008 Ocak Ayından beri) yenilmeyen artı en son 2007'deki Pana'ya 56-55 yenildikleri maçtan beri en az sayı atabildikleri maçta,geçen sezonun Şampiyonunu bu sezon Euroleague maçlarında en yüksek sayı ortalamasına sahip oyuncusu Lavrinoviç'in kötü oyununa rağmen sadece 2 dakika önde götürme şansı vererek yenmek inanılmaz büyük iş.
* Kesinlikle bir üst level'a çıktığımızı gösteren stratejik bir galibiyettir bu.Ömer Onan'ın da maç sonrası dediği gibi rakiplere,hakemlere,herkese mesaj vermiş olduk.Takımın seviyesi açısından da çok iyi bir turnusol kağıdı olan maç oldu.Gücümüzü,kapasitemizi görmüş ve göstermiş olduk.
Her takımı her yerde yenebileceğimizi gösterdik.Ayrıca şu büyük maçlardaki  lanet olası teslimiyetçi, ruhsuz yapıyı da  kırdık inşaallah.
Tanjeviç'in bu takımlar için ''40 Tonluk Kamyonlarla'' oynayacağız lafınında etkisini gördük.
* Açıkcası böyle bir sonuç beklemiyordum ancak geçen sezon 34 sayı fark yediğimiz maç gibi ruhsuz,kişiliksiz,daha sahaya çıkmadan teslim bayrağını çeken bir takımda beklemiyordum.
Başa baş oynayıp 5-6 sayı  fark ile kaybederiz diyordum ama helal olsun cengaverlere herkesi yanılttılar.Barca sadece Kosta Peroviç takviyeli eski ve oturmuş takım,biz ise koç yeni,transferler ve sistemi yeni bir takımdık aslında.
* Böyle önemli maçların kazanılmasında şart olan mükemmel savunma ile başardık.
Sadece Barca'nın varını,yoğunu harcayarak büyük direniş gösterdiği 3.çeyrekte zorlandık.Zaten tek önde bitirdikleri periyot bu.(17-12) Bu çeyrekte etkli savunmalarına karşı hücumda tıkandık.Boş şutları da bulduk ama değerlendiremedik.
* Savunmamızın dışında en önemli yönümüz oyun disiplininden kopmamak oldu.Herkes rolünü iyi ,üstlendi,çok iyi yardımlaşma ve paylaşımda bulundu.Maçın sonunda da hiç panik yapmadan,gayet kendimizden emin ve soğukkanlı biçimde oynadık.Özellikle Tomas,Ukiç ve Mirsad sorumluluk aldılar.
* Hücumda da çok akıllı oynadık.Sürekli içeri penetrelerle içeriden deldik.Gereksiz zorlama yapmadık.Eskisi gibi dışarıdan üçlüğe yönelmedik.(15/5.%33.3) Biraz Oğuz'un gereksiz zorlamaları oldu.Bu yüzden Oğuz 3 kritik top kaybı yaptı.Halbuki zorlayacağına dışarıya boş adama çıkarmalı.
* Takım olarak iyi oynadığımız savunmadan sonra şuradan belli ,hücumda Ukiç ve Tomas çift haneye ulaşmış görünse de (13-12) diğer 6 oyuncumuzda 6-7-8'li sayılara ulaştılar.Artı 69 sayımızın 29'unun benchten gelen oyuncularımızdan olması çok önemli.
* Bench katkısı demişken özellikle Greer,Emir ve Mirsad'ın katkıları muazzamdı.
Greer hem Ukiç'i oyun kuruculukta soluklandırdı hem de hücumda tıkandığımız anlarda kritik sayılar buldu.17 dk.da 7s.4a.Emir gene aynı şekilde 13 dk.da 8s.Kritik 2 üçlüğü hayat öpücüğü gibiydi.
Hele ki 12 sayı bulabildiğimiz ve sıkıntı çektiğimiz 3.çeyreğin sonundaki üçlüğü kırılma anlarından biriydi.Mirsad ise yıllanmış şarap gibi 20.45 dk.da 6s.5r.Son anlardaki ribauntları oksijen tüpüydü.
* O kadar çok not aldım ki hangisini hangi sırada yazacağımı bilemiyorum.
Savunmadan bahsettim ama Barca gibi 2 yıl ortalaması 82 olan bir takımı her çeyrekte 20'ye bile ulaştırmamak en fazla 17 sayı attırmak,20/3 üçlük attırmak,Ömer Onan ve Kinsey'in savunduğu özellikle Ömer Onan'ın Navarro'yu 12 sayıda - 5/0 üçlük -  ve son 5 dakikada sayı attırmamak mükemmeldi.
Sadece Mickeal ve hep kıl olduğum Lakoviç'in azdığı anlarda zorlandık.
Tomas her şeye rağmen Mickeal'i de iyi savundu.
Bir de rakibin 4 numaralarını savunmada biraz sıkıntımız var.Buna dikkat.
Ömer Onan-Kinsey-Tomas kısa savunmamız ise büyük silahımız.
* Tomas demişken helal koçum beni yanıltmadığın için.Sallıyordu herkes Tomas'a ama hep güvendim,herkesin istediği gibi keskin şutör değilse bile komple bir forvet dedim hep.
Şut,penetre,savunma,ribaunt,oyun disiplini - küsmeme - cesaret,sorumluluk alma her şey var.
Dün maçın sonundaki bir üçlük,bir içeri yıkılarak bıraktığı ikilik 5 sayı ile maçı getirenlerden biri oldu.12s.6r. Mickeal savunmasında da özellikle 4.çeyreğin başında daha 4 faul hakkımızı doldurmuşken ve atış olacakken temiz savunmaları ile yanlış saymadıysam 5-6 hücumunu durdurdu.
* Ukiç.Böyle maçların adamı olduğunu gösterdi.Sorumluluk aldı.Çok ilginç bir veri var.Son 3 EL maçında top kaybı yapmamış.Müthiş yani.13s.6r.2a.2tç.Helal Roko.
* Düşük performans olarak Lavrinoviç ve Oğuz diyebilirim.Oğuz  6s.yaptı ama 3 tk.var.Hücumda çok zorluyor.Lavrinoviç 3s.ama 6 ribauntu ile kendini affettirdi.Siena maçına diyelim.
* Vidmar.Helal Olsun.Bu çocuğu çok eleştirdim ama büyük aşama kaydetti.Tek başına pota altında boğuştu.6s.4r. az gibi ama mücadelesi üst düzeydeydi.
* Koç Spahija bu takımı bu duruma getirerek şimdiden büyük iş yaptı.Oyuna müdahaleleri,mola almaları hep yerinde ama dün Oğuz'un yerine Kaya'yı da kullanmalıydı.
*Hakemler ,özellikle Beloseviç çok aleyhimize çaldılar ancak gene de maçı kazandık.
Dokunmaya faul çaldıkları gibi Ukiç'e Sada'nın yaptığı sportmenlik dışı faulü vermediler.
3 atışlık faul vererek affettirdiler de diyebiliriz ikinci yarıda.
* Barcelona'yı deplasmanda yenene ilk Türk takımı olduk.
* 24 takım içinde  namağlup 3 takımdan biriyiz.
* Siena maçı için bir şey demeye gerek var mı ?
17 bin kişi ile o salon yıkılmalı.Tabii o maçtan önce yarın OR maçına tebrik niyetine bile olsa gidilmeli.Ancak gidenlerin de dün akşam sürekli maçın içinde olan Barca seyircisinden ders alarak oyuna müdahale etmeli.Kendi kendilerine takılmak ,başka takımlarla uğraşmak olmamalı.
* Bu büyük zaferi bjk'nin kıytırık ballı beraberliğinin yarısı kadar bile yer vermeyen medyaya da yazıklar olsun.
Mesela bugünkü Milliyet'in 1.Sayfası ;
* NTV SPOR - Murat Kosova ve İbrahim Kutluay'a da teşekkürler.

Maçla ilgili yazı,istatistik,resimler,video şurada ;
http://basketfener.blogspot.com/2010/11/fenerbahce-ulker-barcelona-da-destan.html
 Fenerbahçe Ülker Barcelona da Destan Yazdı : 61-69 !!!! ( Maç Yazısı,Görüşler,İstatistikler,Resimler,Video)

Fenerbahçe - Gospic Croatia 109-92 (Salondan İzlenimler)

Yıldızlarla donatılmış bayan basket takımımızın kendi sahasındaki ilk euroleague maçına taraftarlarımızın ilgi göstereceğini tahmin ediyorduk. Salona erken gitmeye çalışıp saat yedide salon önüne varınca gişe önünden başlayan 100 kişiden fazla bir kuyruk u harfi şeklini almıştı.

Maça bir saat varken kuyruğun böyle uzun olmasının sebebi henüz gişelerin açılmamasıydı. Kuyrukta duran bazı yaşı büyük amcalarımız görevlilerle tartışıp sinirle söylenmekteydiler, anladığım kadarıyla emniyet amirinden talimat gelmesini bekliyorlardı. Elinde kombine kartı olan bazıları da direk giriş kapısı önünde ayrı bir kuyruk olmaktaydılar ki nihayet gişe açılıp salona girişe izin verildi.

Kuyrukta ağır ağır ilerlerken önümde arkamda duran bu 45-50 yaş üstü amcaların nasılda hararetle bayan basket takımı üzerine yorumlar yaptıklarına şaşırdım. Aslında çoğu yorum Taurasi üzerinden ve onun Kayseri maçında sayı atamayıp uzun süre sonra yenilmemize dair eleştirileriydi. Aynı benim babam gibi böyle yenilgilere biraz tahammülsüz olduklarını anlasam da gene de takımın bütün maçlarını rakiplerini böyle takip etmeleri ilgi çekiciydi. Kuyrukta iken bazı arkadaşları görüp onlarla sohbet ederken sıra bana gelmişti bile. Hem kendime hem de maça gecikme durumu olan bir arkadaşa bilet alıverdim, biletler birkaç senedir olduğu gibi fiks tarife 5 liraydı.

Biz hala dışarda ayaküstü takılırken siyah station vagon bir araçla maçın hakemleri kulüpten bir görevli nezaretinde gelip içeri giriş yaptılar. Dışardaki kuyruk 15 dakikada eriyivermişti, bazılarının GFB amigosunun kapıdaki görevliye işaretiyle biletsiz girdiklerini gördüm. Salon maçlarına gelen ağabeylerden biri beni görünce bilet sende kalsın, kombine kartımı vereyim onunla geçiver deyince, aldığım bilet bir dahaki maça kalıverdi. Bu eski salonda barkod okutma sistemlerinin olmaması böyle değerlendirilebiliyor.

Maça yarım saatten az zaman kalmışken takımlar ısınmakla meşguldü. Sahaya yakın olan kutu gibi kısımda fazla kimse yokken, duvardibi sol blokta toplanan GFB liler 10 dakika sonra karar değiştirip birdenbire bu protokol dibindeki kutu blok kısmına doluşuverdiler. Bir kısım tezahüratçı kitle salona girmişken ısınan oyuncuları da görünce birkaç oyuncuya tezahürat edildi. Nevriye Yılmaz tezahüratlara alkışla karşılık verirken, Birsel Vardarlı'dan tepki gelmedi. Merdivenlerin çıkışındaki boşlukta etrafa göz atarken birdenbire alkışlar yükseliverince sahada ne oldu diye bakınıverdim ki meğersem protokolün sağındaki tribünden başlayan alkışlar geldiğini gördükleri başkan Aziz Yıldırım'a yönelikmiş. Başkan'da alkışlara el sallayıp elini göğsüne götürerek selam verip yanındaki yöneticilerle oturuverdiği esnada sol taraflardaki gençlerden hiçbirşeye değişilmez senin sevgin bu dünyada.... diyerekten tezahürat giriliverdi.

Maç vakti yaklaşmaktaydı ve salonun geneli yavaştan belli bir doluluğa ulaşıvermişti. Sol duvardibinde tezahürat edenlerin toplandığı yerlerin üstlerinde boşluklar kalmıştı ama geri kalan yerler dolu gözüktüğünden 1250 civarı bir rakama ulaşılmış olabilir. Belki geç kalıp bilet falan bulamaz diye bilet almamı isteyen arkadaşta maç başlamadan şansına tam salonun önünde park yeri bulup yetişebildi. Onu beklerken salon içinde rastgele bir koltukta oturayım dememle görevli orası kombineli diye uyarıverdi. Adam nereden biliyor diye şaşırırken bakınca meğersem kombineli olan koltukların üzerine sarı bir yazı yapıştırılmış olduğunu gördüm. Her neyse gelen arkadaşa biletini vereyim diye dışarı kapının oraya çıkıp tekrar içeri döndükten sonra sol blokta önlere yakın biryerlerde duruverdik.

Maçın başlamasına yakın zamanda bu kısımdaki kalabalık biraz daha artıverdi, üstlerdeki boşluğa rağmen herkes birbirini sıkıştırırcasına içiçe toplanıverdi. Büyük Alper ağabey gelip kutu kısımın önüne geçmişken, orada ki GFB li gençler ona üçlü çektirmesi için sahaya inmeyen cimbomlu olsun diye sataşmaya başladı. O da dayanamayıp saha içine inerek 10dan geri sayımla laylay kasap havası yaptırdıktan sonra maçın hava atışını beklemeye başladık. GFB amigosu Ercan'da kutu kısımın üstünde demir parmaklıklara yerleşmişti.

Takım oyuncularımızın isimleri sırayla okunurken eller çakılarak oley çekildi. Maç başlamadan tezahüratlar başlamıştı, taraftarlar da kendi ısınmalarını yapıyordu. Ama maç başlar başlamaz daha ilk anda tribünde bir arıza da yaşanıverdi. Maç başlayıp yapılan laylay ardından oluşan sessizlikte bizim önlerimizde duran ağabeylerden biri önündekilerle beraber Fenerbahçem sen çok yaşa... diye tezahürat girmesiyle beraber, sağ tarafımızdaki GFB amigosu tarafından ne oluyor ne yapıyorsunuz siz diye küfürlü tepkiyle karşılanıp ortamda bir anlık soğumaya sebep oldu. Kendi yaşından çok daha büyüklere böyle davrananları görünce insan doğal olarak zamanla tribünlerden soğur hale geliyor. Neyse sonra herhalde kendi aralarında konuşup meseleyi tatlıya bağladılar ya da buzluğa atılan onca hikayeden biri oluverdi.

Maçın başlarında savunmada iyi konsantre olamadığımız için kolay sayılar yiyerek geriye düşüverdik. Buna sinirlenen koç ilk molayı aldı, mola ardından işler biraz daha bizim lehimize dönüp rakibe üstünlüğümüzü kabul ettirir olduk. Tribündekilerde bu vaziyete paralel bestelerden bestelere değiştire değiştire gidiveriyordu. Savunmaya dair ne takımda ne tribünde pek bir ciddi reaksiyon gözükmüyordu. Taa ki Taurasi'nin ortalığı alevlendirdiği ana kadar. Bu pozisyonda Taurasi tam önümüzdeki kısımda rakibin müdahalesiyle basket bulamadığı bir pozisyonla yerde kalıverdi. Yanında duran hakeme oturduğu yerden faul bekler ifadeyle baktıktan sonra hakem onu boşlayınca, o sinirle yerden kalkarken .uck off dediğini çok net gördüm. Doğal olarak bunu duyan hakem de teknik faulü çalıverdi. Bütün salon o kel kafalı hakemin kararıyla protestoya başladı, rakip faul sonrası topu kenardan başlamak için bu hakeme verince ıslıklar yuhalamalar ortalığı çınlatıyordu.

Bu sinirle alevlenmiş olan Taurasi hemen akabindeki hücumda üçlüğü yapıştırıverince o hakeme doğru az birşey taşıverdik, zaten maç boyu genelde bizim aleyhimize düdük çalma görevini o üstlenmiş gözüküyordu. İlk devre sahayı hızlı hücumlarla aştığımız çok pozisyon oluyordu. Bunlardan birinde Taurasi'nin; idolü Magic Johnson olan bir basketçiye yakışır şekilde, orta sahadan no-look pas ile pota altına tam adrese yolladığı topu takip etmek müthiş keyifliydi, o kadar keyifliydi ki şimdi o pozisyon sayı olmuş muydu hatırlamıyorum.

Maçın ilk periyodu çok sayı olmuştu ve de bitmek bilmiyordu, sürekli tezahürat etmekten bayağı yorulduğumu hatırlıyorum. Sağ tarafımdaki gençler çok daha enerjiktiler, periyot arası bile tezahürat edip duruyorlardı ama açıkçası bu enerjinin uzun vadede takıma ne katkısı vardır tartışılır. Sürekli tezahürat edilen bir ortama ve oluşan gürültüye, rakip oyuncular da hakemler de belli süre sonra alıştıklarından; zaman zaman sessizlik ve defans için ya da rakibe hakeme baskı için yapılan çığırtkanlıkların da, daha sonrasında girilen tezahüratların sahada hissedilmesi için önemli olduğunu düşünürüm. Öyle maça gidip maç boyu sahayla ilgilenmeden sesler kısılana kadar bağırıp, zıplayıp çok efektif olunduğunu zannetmiyorum.

Farkı iyice artırmakta olduğumuz ikinci çeyrek başlarında tribünde el kol şovlar erkenden icra edilmekteydi. Rakip koçun mola alabilmek için el kol işaretleriyle yırtındığını farkettim ama masada görevli hanımefendiler ortamdaki eğlenceden memnun vaziyette bir yandan tribünü izliyor bir yandan muhabbete dalmışlardı, adamcağız bir iki hücum sonra anca mola alabildi. Periyot sonuna doğru gevşememizle farkı biraz indirebildiler.

Maç sırasında dikkat çeken sinir bozucu diğer birşey de yeni anonscu oldu. Yapılan tezahüratları bastırırcasına girdiği sayı, oyuncu değişikliği anonsları vb. yanısıra, defalarca yaptığı upuzun "gelecek hafta basket maçları..." anonslarının da arasında tezahürat edebilmek, oyunculara seslenebilmek falan bayağı meşakkatli oldu. Maç sonu sarı-lacivert çekilirken bile adam gelecek maç anonsundan ödün vermedi, anons başı para mı alıyor nedir anlamadık.

Maçın devre arasında konuşulanlar genelde barcelona deplasmanı ve eğer iyi bir maç çıkarırsak, bu moralle artacak taraftar ilgisiyle haftaya siena maçında salonda oluşabilecek atmosfer üzerineydi, biletleri şimdiden ayarlamak lazım diyorduk. Maçın ikinci devresi anonscumuzun özel isteğiyle takımımıza büyük bir moral alkışıyla başlayıverdi. Tribün henüz yerleşmediğinden sönük başlayan ortamda sağ taraftaki gençlerin sağa sola hareketlerle hadisenize bağırsanıza hareketleri başlayıverdi. Bir ara gene sessizlik çöktüğü bir anda benim sol taraflarımda duvara daha yakın toplanmış olan farklı bir grup taraftarın başlattığı bir tezahüratı; kutu kısımın orada duydukları gibi oturdukları parmaklıklardan ayağa dikilip göz kesen gençler, belgesellerdeki avına saldıran yırtıcı kuşlara benzedi.

Maçta son periyot tek hanelere kadar inen fark ile defans diye seslenmeye başladık, Büyük Alper ağabey'in de laylayloma devam eden gençleri ıslığa yönlendirmesiyle bir süre rakip hücumları, hakem kararları falan ıslıklanıverdi. Bu gazı alan takımda hemen top çalmayı becerdi, sanki isteyince defansda yaparız mesajı verdiler. Gene de kimi zaman kısa oyuncularının baskılarıyla rakip sahaya geçerken çok top kaybettiğimiz oldu. Mola esnalarında böyle bu tarz oynarsak böyle zayıf rakipler neyse de, daha ciddi takımlara karşı çok sıkıntı yaşarız diye konuşuyorduk, ben aynı konuyu taraftar için de düşünüyordum. Taraftarın da daha zor maçlarda biraz daha bugünkü tarzını değiştirip efektif role bürünmesi gerekir ki zaten bu da en iyi Caferağa'da becerilebiliyor.

Maçın sonları yüz yüz tempoları arasında geçen lig maçında gençlerin beceremediği üç haneli rakama ulaşıverdik, ancak o maçta 20 dakika kadar oynayen Taurasi'nin neredeyse tüm maç boyu oyunda olduğu gözden kaçmıyordu. Tribünde ikinci yarı bağıran kitle içinde birkaç kere sol blok-sağ blok kendi arasında karşılıklı farklı tezahüratlar (sisli bir geceyarısı..., hep inandık..., bitmez tükenmez aşkımız vs..) yapıverdi. Bir defa da bütün salon ayağa davet edilip bağıran kitle ile geri kalan kısım arasında Fenerbahçem benim-biricik sevgilim... yapıldı. Sanırım bir ara bazı tezahüratlar içinde geçen küfürler protokolün dikkatini çekiverdi ki, kulübün eli telsizli güvenlik amirlerinden biri (Rytas maçında bizi üst tribünden aşağıya davet eden) uzakta dikilip tezahürat edenlere, amigolara doğru gülerek başkanı işaret edip birşeyler ima ediyordu ; ya da ben tecrübelerime dayanarak böyle tahmin ettim.

Maç sonuna doğru maç hala oynanmaktayken ve Nevriye'de sahadayken ona tezahürat yapmaya başladılar, ama bu diğer oyuncularla devam etmedi. Maç bitmekteydi , inandık size bu sene... , şampiyon Fenerbahçem ne istersen iste benden.... gibi bestelerle sahada sayı yağmuru olan akşam noktalandı. Takım tribüne çağırılırken anonscunun baskın sesine rağmen hızlı bir organizasyonla sarı sesleri yükseldi, yaklaşmakta olan oyunculardan yerliler de iyi bir reaksiyonla lacivert girince, karşılıklı sarı-lacivert-şampiyon-Fener yapıldı, henüz yabancılardan tam katkı alamasakta zamanla alışırlar. Hepsi tribünleri alkışladıktan sonra önümüzde eller ortada Fener çekip tekrar alkışlarla dönerek uzaklaştılar. Onlar şeref tribünü önünde başkan ve yöneticilerle de tebrikleşip dağılırken, herkes yılar Nevriye Yılmaz sesleri yükseliyordu, uzaktan dönüp alkışlayarak gitti. Koçta bizim önümüzden taraftara alkış tutarak geçip yöneticilerle tebrikleşmeye uzadı.

Salon boşalırken biz tribünlerde biraz daha durum analizi yapıverdik, bu esnada soyunma odasının oradan Devran'ın sahaya döndüğünü görünce, tercüman iş başında dedik, koç ile yapılan röportaj için ondan yardım alıyorlardı. Salon dışına dökülüp sıradaki maçta görüşmek üzere vedalaştık ama gelecek hafta bayan basket maçının erkeklerinkiyle çakışıyor olması tek üzüntümüzdü.

4 Kasım 2010 Perşembe

Kraliçeler Euoroleague'de 2/2 Yaptı.109-92 !!!



 Kadınlar Euroleague B Grubu’nda mücadele eden temsilcimiz Fenerbahçe, Caferağa Spor Salonu’nda oynanan mücadelede Gospic’i 109-92’lik skorla mağlup etti.

Izevic ve Madir’in sayılarıyla karşılaşmaya hızlı başlayan Gospic Croatia karşısında temsilcimiz Fenerbahçe, ilk sayılarını Nevriye Yılmaz ile buldu. Matovic’in boyalı alanda Nevriye’ye destek vermesi ve Penny Taylor’ın da üç sayı isabetiyle Sarı Lacivertliler etkili oldu. Diana Taurasi’nin üç sayılık basketiyle 4.dakikada durumu 12-12’ye getiren Fenerbahçe, 5.dakikaya da Matovic’in turnikesiyle 16-14 önde girdi. Özellikle boyalı alanda Nevriye ile Matovic’i olumlu kullanan Sarı Lacivertliler, Esmeral’in orta mesafe isabetiyle ilk periyotu 34-23 önde tamamladı.

İkinci periyotta ilk hücumu Ana Vrsaljko ile değerlendiren Gospic Croatia karşısında temsilcimiz, Nevriye Yılmaz ile sayılar buldu. Bu bölümde savunmada iyi bir görüntü çizen Sarı Lacivertliler, Diana Taurasi, Anna Vajda ve Esmeral Tunçluer üçlüsüyle 15.dakikada farkı 18 sayıya çıkarttı (47-29). Sandra Madir’in üç sayı isabeti ile temsilcimizin serisine son veren konuk ekip, savunmada istediği oyunu sergileyemeyince, Fenerbahçe devre sonunda soyunma odasına 12 sayı farkla 55-43 önde gitti.

Nevriye Yılmaz ve Maurita Reid’in karşılıklı basketleriyle üçüncü periyot başlarken, savunmada iyi bir performans sergileyen ve kaptığı topları da olumlu kullanan Gospic Crotia, farkı da 22.dakikada 8 sayıya indirdi (57-49). Birsel Vardarlı’nın turnike isabeti ve Ivana Matovic’in de pota altından bulduğu basketle kontrolü yeniden eline alan Sarı Lacivertliler, 27.dakikaya da 68-55 üstün girdi. Fenerbahçe, üçüncü periyotu ise 78-66 önde tamamlayan taraf oldu.

Son 10 dakikalık bölümün başında Nevriye Yılmaz ile pota altından basket bulan temsilcimiz, Diana Taurasi’nin de devreye girmesiyle kontrolü elinden bırakmadı. Ancak bu bölümde Ivana Jurcevic ve Michelle Maslowski ikilisiyle basketler bularak aradaki farkı eriten konuk ekip, 34.dakikada skoru 89-80’e getirdi. Mola alan temsilcimiz, özellikle savunmadaki gayretiyle ile yakaladığı seri ile aradaki farkı açmayı başardı. Fenerbahçe, Diana Taurasi, Esmeral Tunçluer ve Nevriye Yılmaz’ın önderliğinde bulduğu sayılarla salondan 109-92 galibiyetle ayrılmayı başardı.


SALON: Caferağa Spor Salonu

FENERBAHÇE (109): Hana Horakova 8 (3 ribaund- 3 asist), Birsel Vardarlı 6 (3 ribaund- 4 asist), Esmeral Tunçluer 6 (4 asist), Nevriye Yılmaz 22 (7 ribaund- 2 asist), Anna Vajda 7 (3 ribaund), Diana Taurasi 34 (5 ribaund- 7 asist), Penny Taylor 15 (8 ribaund- 4 asist), Ivana Matovic 11 (2 ribaund- 2 asist)

GOSPİC (92): Jelena Ivezic 4 (9 ribaund- 6 asist), Sandra Madir 17 (3 ribaund- 1 asist), Maurita Reid 28 (2 ribaund- 3 asist), Ivana Jurcevic 9 (4 ribaund- 2 asist), Iva Badanjak 2 (1 ribaund), Ana Vrsaljko 14 (4 ribaund), Michelle Maslowski 16 (2 ribaund)

1.PERİYOT: 34-23
2.PERİYOT: 21-20
3.PERİYOT: 23-23
4.PERİYOT: 31-26 


 
 
*Tebrikler Kraliçeler ve teknik heyet.
* Herkesin ortak olarak dile getirdiği gibi grubun en zayıf görülen bir takımından 92 sayı yemek kötü.
*Rakibi zayıf görerek nasıl olsa çok atarız ve kazanırız diye savunmada gevşektik.Rakibin uzun ve kısa oyuncuları rahatlıkla sayı buldu.Özellikle Jamaikalı Guard Maurita Reid çok etkili oldu.
Zaten uzun rotasyonumuzun sertliğinin yetersizliğinden endişe ederken bu gevşeklik soru işareti.
Tamam hücumda büyük potansiyelli bir takımız,Taurasi sadece tek başına bir takım ama bu takımın hedefi 
F4 hatta final oynamak diyorsak savunmamızın da üst düzey olması lazım.
*Onun dışında Rivas maçının yıldız üçlüsü Taurasi-Penny ve Nevriye gene sahnedeydi.
*Matoviç ise ilk devrede etkiliydi.
*Newlin'in hiç süre almaması ilginçti.
* Gospic takımınıda kutluyorum.Ellerinden gelenin en iyisini yaptılar.Reid'i çok beğendim.

1 Kasım 2010 Pazartesi

Fenerbahçe - Tarsus Belediye 98-82 (Salondan İzlenimler)


Pastırma yazı havası dedikleri türden bir pazar günü Kadıköy'ün merkezindeki ufak salonumuza giderken etrafta gezip tozan yüzlerce insandan oluşan kalabalığın arasından sıyrılıp, bayan basketbol maçına yetişmek için slalom yaparken insan kendini bir garip hissediyor.
Maç saatine on dakika kadar varken salon önüne varınca ufaktan bir 15-20 kişilik kuyrukla karşılaşıp, benden önce gelip kuyrukta olan arkadaşlarla bu sezonda beş lira olan biletimizi alıp Caferağa sezonumuzu açıveriyoruz.

Salona girdiğimiz gibi ayak alışkanlığıyla direk sol taraftaki merdivenlere yolalıp etrafa bakıyoruz, oyuncular ısınmalarını tamamlamakla meşguller, taraftarlar ise duvar dibindeki blokta yerleşmekteydiler. Daha önceki sezonlarda tezahürat eden taraftarların toplandığı sahaya yakın olan set önü küçük blok kısımda boşluklar vardı, burası maç vakti oturan taraftarlarca dolduruldu. Ya o kısımda kombineli taraftarlar olduğundan, ya da kendi tercihleriyle olmak üzere tezahürat edecek kitlenin tamamı duvardibindeki blokta toplanıverdi. Bir kısmı Fenerbahçeliler derneğinden olanlar, bir kısmı münferit salon takipçileri, bir kısmı benim gibi farklı grup eskilerinden, aşağı yukarı yarısı da Genç Fenerbahçeliler ağırlıklı olmak üzere 100-150 kişi duvardibi blokta aşağıdan yukarı yarısına kadar dolduruverdi.


Olduğumuz köşe noktadan salonun geneline bakınca ilginç bir doluluk oranı göze çarpıyordu. Maç başladığı vakitten sonra yetişenlerle birlikte o duvardibi blok haricinde salonun diğer ucuna kadar uzayan geriye kalan kısım, oturan taraftarlarca %80 doldurulmuştu ki, böyle derbi ve gerilimden uzak normal bir sezon maçı için 1000 civarı rakam olacağını düşündüğüm ciddi bir topluluk vardı. Gerçi benim de geçmiş sezonlarda normal sezonun her maçına geldiğim söylenemez, onun için belki eskiden de bu seviyede bir maçta böyle dolulukta oynanmış gözden kaçırdığım maçlar olmuştur. Bu maça olan ilgide havanın güzel olması, takıma yapılan ciddi yatırım ve gelen yıldız oyuncular, bayan basket takımımızın bu sezon Caferağa'da ki ilk resmi maçı olması, pazar günü diğer branş maçlarımızla fikstür çakışması olmaması gibi etkenler rol oynamış olabilir.

Takım oyuncularının anonsları alkışlarla karşılanması ardından başlayan tezahüratlar uzun süre kesilmeden devam etti. Yaklaşık bir beş dakika boyunca Fenerbahçe sen çok yaşa canım feda olsun sana.... diye kimi zaman atılan sayılarla yükselen tempoda sürdürüldü. Bu hafta yabancı kontenjanına takılan oyuncumuz Anna Vajda tam karşımızdaki benchin biraz dış kenarında maçı takip ediyordu. Maça oyuncuların iyi girmesiyle açılmakta olan fark maçın rahat gideceğine dair erkenden fikir oluşturdu. Böyle olunca tribündekiler de daldan dala atlaya atlaya dillerine ne geldiyse söylediler. Herhalde saymaya kalksaydım, bir maç boyu 20'den fazla farklı beste söylenmiştir. Zaman zaman sahadaki mücadele kapılan top, güzel bir sayı aksiyonu tüm salondan daha yoğun alkışlarla tepki alıyordu.

Pota arkasında elinde istatistik kağıtlarıyla maçı takip edenler arasında basketbolu genç yaşta bırakan eski oyuncularımızdan Şükran Albayrak'ta vardı. Bizim olduğumuz potaya hücum eden takımımız hızlı oyunu hızlı paslarla boştaki oyuncularla tamamlamaya devam edip ilk periyotta yüksek bir yüzdeye ulaşıverdiler. Özellikle tam bizim önümüzdeki köşeden sık sık bomboş dış atış kullanma fırsatı yakaladık ki, bu da hele ki top Taurasi eline geldiyse basketin geleceğini hisseden bize eğlenceli geliyordu, Taurasi Caferağa potalarını sevdiğini gösterircesine şutlarında isabetle Spartak Moskova ile ağırladığımız günde kaldığı yerden devam ediverdi, maçın ikinci yarısında ise fazla süre almayıp dinlendirildi.

Horakova oyuna girince farkın açık olmasına rağmen rakibin pota altından topu rahat oyuna sokmasına fırsat vermeyen agresifliği hoşuma gitti, tam saha baskı uygulamamız gereken durumlarda faydalı olacaktır. Bir de Ömer Onan gibi topla hızlı halde bodoslamasına penetreler yapabiliyor. Bizim taraftar ikinci periyot aynı temposunda tezahürata devam ederken Tarsus ekibinin sayıları da gözden kaçmıyordu, bir yandan tezahürat ediliyor, diğer yandan devre sonuna doğru çok sayı yedik yahu deniliyordu. Fenerbahçe Oley sesleri arasında devre bitiverdi.

Sigara içmeye vs. dağılanlar sonrası devre arası zamanı öldürmeye başladık, maç yüz olur mu diye birbirimize soruyorduk. Batur ağabeyin yanında Ömer Koçsan yerine Kıvanç'ı görmek garip kaçıyordu. Aynı şekilde maç anonslarını yapan kişide değişmişti. Maçta protokol tribünü boş sayılırdı; Murat Özaydınlı,Semih Özsoy ve divan kurulu başkanı Yüksel Günay vardı. İkinci devre başladıktan sonra dışardan getirdikleri Fatih GFB pankartını asacak yer bulamayıp protokolun olduğu kısma geçmeye çalışan iki tane genç görevliler tarafından durduruldu, yöneticilerin önünden geçip pankart asmaya kalksalardı ne kadar ilginç bir görüntü olurdu diye düşünmedim değil. Bu sonradan gelenlerle sanki bağıran taraftar sayısı daha da artmıştı ama farklı semt gruplaşmalarıyla iki üç farklı yerden tezahürat değiştirmeler için çekişme olduğu anlaşılıyordu.

Üçüncü periyotta takım bizim olduğumuz tarafta potayı savunur olunca zaman zaman onları savunmaya gayret edecek şekilde gazlamaya alkışlamaya başladık. Bu sezon yeni yeni duyduğum birkaç tezahürat daha söylenmeye başlandı, bir süre bunları ezberlemeye uğraşıp maçı izleyerekten geçiverdi. Yürek var vuruşmaya,soluk var harcanmaya, canlar var verilmeye Fenerbahçeye... geçen sezon sonlarında üretilmiş güzel bir beste olsa da doğal olarak herkesin bilip ezberleyebileceği türden değildi. Anca böyle tezahüratçı kitlenin kendi içinde söyleyip durduğu bazı yeni besteler daha söylendi. Son bursa deplasmanında söylenen fırtına bestesini de biraz söyleyenler oldu, tam bilmeyince katılmakta güç oldu.

Sonra maçı izlemekte olan salonun kalan kısmı hatırlanıp ayağa davet ediliverdiler, karşılıklı olarak Fenerbahçem benim biricik sevgilim... üç tur yapıldı ve alkışlarla bitirip oturdular. Tabii ayaklanmış kitle artık oturduktan sonra milyonlarca söyletebilmek için tekrar onları ayağa davet etmek için uğraşmaları uzun sürdü. Ayağa kalkmayan cimbomlu olsun gazlarına rağmen ikinci defa ayağa kalkanlar fazla olmadı, milyonlarca yapılaraktan farklı devam eden maçın dördüncü çeyreğini takip etmekteydik. Zaman zaman aşağıdakilerle yukarıdakiler karşılıklı tezahüratlar ediverdi. Bir yandan da yukardan girilen saldır temalı besteleri aşağıda setin önünde duran Ayhan ağabeyin yanındaki GFB'li çocuk yahu maç kaç fark olmuş, makara yapın makara diye susturmakla uğraşıyordu.

Maçın son periyodunda oyundan çıkan oyuncular alkışlanırken, hayranı bol olan Penny Taylor'un daha çok alkış aldığı dikkat çekiyordu. Artık oyuncuları tezahüratlamak lazım diyerek kaptandan başladık. Herkes yılar Nevriye Yılmaz tezahüratlarına oturduğu yerden alkış tuttu, üstlerdekiler tekrar ederek kuvvetle sürdürünce Nevriye bu sefer ayağa kalkıp teşekkür etti. Ben Nevriye'nin yanında oturan Penny'e geçerler diye düşünürken, Birsel Vardarlı sesleri yükseliyordu. O da alkış tuttuktan sonra Taurasi Taurasi Oley oley oley tempoları bir süre salonu çınlattı. Taurasi oturduğu yerden işaret parmağıyla müzik notası tutar gibi tezahüratlara katılıp sonra da alkışladı. Penny Taylor oley seslenmeleride ondan gelen yanıtla son buldu. Oturmakta olan Horakova'ya tezahürat yapılır gibi oldu, sonra atkılı açılsın samanyolu başlasın denilerek samanyolu yapıldı.

Bu esnalarda maçta skor 100'e yaklaşmaktaydı. Acaba oyuna giren genç oyuncular skoru 100 yapacaklar mı diye düşünürken, tribündekilerden 100 100 100 tempoları tutulmaya başlandı. Ama Olcay ve Özge'nin verdiği ışığı Devran'da görmek imkansızdı. Koç oyuna soktuğu Olcay'ı bir hatasından sonra uyarmak için kenara alıp tekrar oyuna soktu, arkadan gelerek yaptığı blok salondan büyük alkış aldı. Özge'de oyuna girdikten hemen sonra sayı buldu ancak Devran için olumlu konuşmak zor, bana göre takımda ki uzunlara antrenman vermek ve tercümanlık yapması yönünden faydaları haricinde geçen sezondan beri bir özelliğini göremedim. Bir de maç çıkışlarında kocaman bir gülümsemeyle salondan ilk çıkanlardan olur.

Maçın sonlarında 100 sayıya ulaşılmasını isteyen taraftarlar oyuncuları biraz daha gazlamaya başladı ama 98'de takıldık. Alkışlarla takım tribüne geldi, yakınımızda toplanıp eller ortada Fenerbahçe çekip tekrar alkışlarla dağıldılar. Sarı-Lacivert çekilmeden şeref tribününe doğru yöneldiler, onlar oradan çıkışa giderken herkes yılar Nevriye Yılmaz sesleri ortalığı çınlatıyordu. Taraftara dönerek el salladı, röportaj için sahada kalan Birsel'e de tezahüratlar oldu. Salon hızlı bir şekilde dağılırken, pankartları toplayanlar dışında kalan yoktu. Bizim maçın bitimiyle sahaya ısınmaya giren yeşil formalı erkek takımının hangi takım olduğunu çözmek için bir süre daha duruverdik. İstanbul Dsi ile Şişli takımları maç için ısınmaya başlarlarken biz de çıkıverdik. Dışarda oyuna sonradan giren genç oyuncular aileleri ile buluşuverdiler, as oyunculardan çıkanları göremedim. Koç Ratgeber'de dışarı çıktığı gibi yakınlarıyla görüşüp onlardan aldığı sigarayı yakıverdi. O galibiyetin keyfiyle sigara tüttürürken biz de eve doğru yola düşüverdik.

31 Ekim 2010 Pazar

Bornova Belediye - Fenerbahçe Ülker : 68-97

Fenerbahçe Ülker, Deplasmanda Kazandı.
31.10.2010

Beko Basketbol Ligi’nin üçüncü haftasında Fenerbahçe Ülker, İzmir deplasmanında Bornova Belediyesi’ni 97-68’lik skorla mağlup etti.

Torin Francis ile Oğuz Savaş’ın karşılıklı basketleriyle başlayan mücadelede Fenerbahçe Ülker, Roko Ukic ve Emir Preldzic ikilisiyle 3.dakika sonunda durumu 2-6 yaptı. Francis ve Smith ikilisiyle hücumdaki suskunluğunu bozan Bornova Belediyesi, yakaladığı 10-0’lık seriyle 12-6 öne geçti. Oğuz Savaş’ın turnikesi ve Darjus Lavrinovic’in de üç sayı isabetiyle yeniden dengeyi bulan Sarı Lacivertliler, ilk periyotu da 14-16 önde tamamladı.

İkinci periyotta Bornova Belediyesi, Ümit Sonkol ile basket bulurken, Fenerbahçe Ülker ise Ömer Onan ve Marko Tomas ikilisiyle skor üretti. Tyler Smith’in penetreleri ve Ümit Sonkol’un da üç sayı çizgisinin gerisinden bulduğu basketle ev sahibi ekip farkı 15.dakikada 2 sayıya indirdi (23-25). Bu dakikadan sonra Marko Tomas ile Roko Ukic’in sayıları ile toparlanan konuk ekip, durumu 28-39’a getirdi. Devreyi Fenerbahçe Ülker, 11 sayı farkla 30-41 önde tamamladı.

Ömer Onan’ın basketiyle üçüncü periyota başlayan Sarı Lacivertliler, Roko Ukic ile Oğuz Savaş’ın da sayılarıyla kontrolü eline aldı. Hücumda çok fazla top kaybeden rakibi karşısında Mirsad Türkcan ve Ömer Onan ikilisiyle farkı açan Fenerbahçe Ülker, durumu da 38-60 yaptı. Tyler Smith’in üç sayı isabetiyle rakibinin serisine son veren Bornova Belediyesi karşısında Sarı Lacivertliler, periyotu 30 sayı farkla 47-77 önde kapattı.

Mücadelenin final periyotu Brandon Roll ile Darjus Lavrinovic’in karşılıklı basketleriyle başladı. Bu bölümde Tyler Smith ve Murat Kaya ikilisiyle skor üreten Bornova Belediyesi, buna karşın savunmada aynı başarıyı gösteremeyince, aradaki fark erimedi. Emir Preldzic’in turnike basketi ve Lavrinovic’in de serbest atışlarıyla Sarı Lacivertliler 37.dakikada durumu 61-88 yaptı. Fenerbahçe Ülker, karşılaşmadan da 68-97 galibiyetle ayrılan taraf oldu.

SALON: Halkapınar Spor Salonu

HAKEMLER: Aytuğ Ekti – Yener Yılmaz – Uğur Özen

BORNOVA BELEDİYESİ (69): Serdar Yavuz 3, Murat Kaya 6 (2 ribaund- 2 asist), Pertev Öngüner, Jamal Francis 12 (9 ribaund- 1 asist), Ümit Sonkol 18 (3 ribaund), Ahmet Birgen (1 ribaund), Brandon Roll 4 (2 ribaund- 1 asist), Tyler Smith 17 (6 ribaund- 3 asist), Soner Şentürk 8 (3 ribaund- 6 asist)

FENERBAHÇE ÜLKER (97): Roko Ukic 7, Erbil Eroğlu (1 asist), Mirsad Türkcan 9 (3 ribaund- 3 asist), Ömer Onan 27 (2 asist), Darjus Lavrinovic 17 (8 ribaund- 1 asist), Gasper Vidmar, Kaya Peker 4 (7 ribaund- 5 asist), Oğuz Savaş 13 (8 ribaund- 2 asist), Tarence Kinsey 1 (3 ribaund- 3 asist), Can Mutaf 5 (1 ribaund), Marko Tomas 8 (2 asist), Emir Preldzic 6

1.PERİYOT: 14-16
2.PERİYOT: 16-25
3.PERİYOT: 17-36

4.PERİYOT: 21-20

Fenerbahçe Ülker'e mağlup olan Bornova Belediyesi'nde Baş Antrenör Aclan Kavasoğlu, ''Basit hatalar yaparsanız, maça ortak olmanız mümkün değil'' dedi. Kavasoğlu, maçtan sonra yaptığı açıklamada, Fenerbahçe Ülker'in rotasyon gücünün çok güçlü olduğunu belirterek, müsabakanın ikinci devresinin kendileri için zevksiz geçtiğini söyledi.

Bu süreçte 11-12 boş turnike yediklerini kaydeden Kavasoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Bu tür maçlarda basit hatalar yaparsanız, maça ortak olmanız mümkün değil. Yaptığımız hatalar, maçın sonucunu çok etkiledi. Fenerbahçe Ülker çok kaliteli ama onların oyununu engelleyecek bir şey yapamadık. Bugünkü amacımız kendi basketbolumuzu, mücadelemizi ve isteğimizi sahaya yansıtmaktı. Taraftarlarımıza iyi basketbol sergileyemedik. Bu tür hatalar yapmadan, kaliteli basketbol oynamak bizim için hedef. Önümüzdeki hafta oynayacağımız Beşiktaş Cola Turka maçına en iyi şekilde hazırlanacağız.''

Fenerbahçe Ülker antrenörü Neven Spahija da bu kadar kolay bir oyun olacağını beklemediklerini belirterek, ''Özellikle ilk periyotta rakibimizin antrenörünün ve oyuncuların bizi nasıl durduracağına dair düşünceleri vardı ve oyuna hakimdiler. Bizim rotasyon gücümüzün, sonucu değiştirdiğini düşünüyorum. 3. periyotta Ömer Onan'ın gösterdiği müthiş bir oyun var. Bu oyunla maçı kazandık. Biz Fenerbahçe Ülker olarak her zaman, hep kazanmak istiyoruz. Bunu da devam ettireceğiz'' dedi.





* Tebrikler teknik heyet ve oyunculara.
*Şifre esareti yüzünden izleyemedik tabii.FB TV'de 22.00'dan itibaren banttan izlerim diyordum ama erken başlamış ancak şimdi son çeyreği izleyebildim.O yüzden teknik bir yorum yapacak durumda değilim.
*Zaten fazla teknik analize gerek yok Ömer Onan feci domine etmiş.
24.17 dk.da 27s.(8/7 ikilik,4/3 üçlük),5/4 s.atış),2a,2tç.Kariyerinin en önemli maçlarından biri herhalde ''Spedy Gonzales Ömer''in.Helal Olsun.
 *Lavrinoviç 17s.r. ve Oğuz 13s.8r.ile bildiğimiz hücum yönlerini göstermişler.Umarım savunmada da gayret etmişlerdir.
* Çetin Yılmaz'ın dediğine göre savunmada belli bir istikrar tutturmuşuz maç boyunca.
Bu önemli tabii.Sistemin özellikle savunmada iyi işlemesi açısından sevindirici.
* Kinsey 1 sayı atmış ama 5 top çalması dikkat çekici.
* Barcelona maçı için iyi bir idman oldu.
*  Geçen yıl bu tip maçlarda çok sıkıntı çekiyorduk ciddiyetsizlik,konsantrasyonsuzluk,motive olamama yüzünden hatta bu Bornova Belediye'ye yenilip Play Off ilk turunda eşleşmek zorunda bile kalmıştık.
Bu sezon işi sıkı tutmak sevindirici.
* İzmir seyircimiz çok iyiydi.Hepsine tebrikler.
* Şifrecilere ve sebep olanlara lanet olsun.

Kraliçeler Farklı Galip.98-82 !!!!


TBBL’nin ikinci hafta mücadelesinde Fenerbahçe, evinde Tarsus Belediye’yi konuk etti. Sarı Lacivertli kip baştan sona üstün götürdüğü karşılaşmadan 98-82 üstün ayrılarak ligdeki ilk galibiyetine uzandı.

Maça hızlı başlayan Fenerbahçe, Ivana Matovic, Nevriye Yılmaz, Jane Taylor ve Diana Taurasi ile 8-0’lık üstünlüğü ele geçirdi. Maçtaki ilk sayısını Dunyall Canty ile bulan Tarsus Belediye, rakibinin sayılarına engel olmakta zorlanınca ilk 3 dakika 12-3 Fenerbahçe’nin üstünlüğünde geçildi. Çabuk toparlanan Tarsus Belediye Seda Erdoğan ve Dunyall Canty ile etkili olarak 5. dakika içinde farkı 4 sayıya indirerek skoru 14-10 yaptı. Bu dakikadan sonra her iki takım da skor üretmekte zorlanırken, periyodun son 3 dakikasına 20-12 Fenerbahçe üstünlüğünde girildi. Etkili oyununu sürdüren Fenerbahçe, Diana Taurasi, Hana Harekova ve Nevin Nevlin ile skor üretirken sert savunması ile de rakibine periyot sonuna kadar başka sayı şansı vermedi ve ilk periyodu 33-12 önde tamamladı.

İkinci periyoda Michelle Pierson’un sayıları ile başlayan Tarsus Belediye’ye, Fenerbahçe de Şaziye İvegin’in üçlüğü ile cevap verdi. Özellikle Michelle Pierson ile etkili olan konuk ekip, bu oyuncunun sayıları ile farkı kapatmaya çalışsa da evrenin son 6 dakikasına 41-21 Fenerbahçe’nin üstünlüğünde girildi. Her iki takım da karşılıklı sayılar bulurken, Sarı Lacivertli ekip rakibine fark kapatma fırsatını vermedi ve son 2 dakikaya da 53-36 önde giren taraf oldu. Son iki dakika içinde de skorer oyununu sürdüren Fenerbahçe, ilk devreyi 15 sayı farkla 58-43 önde tamamladı.

Maçın ikinci devresine hızlı başlayan Fenerbahçe, Nevriye Yılmaz, Hana Horakova ve Nevin Nevlin ile 11-0’lık bir seri yakaladı ve skoru 69-43’e taşıdı. Periyodun ilk 5 dakikası boyunca skor üretemeyen Tarsus Belediye ilk sayısını Dunyall Canty’nin serbest atışları ile bulurken, farkı kapatmakta zorlandı ve periyodun son 3 dakikasına girilirken Fenerbahçe skoru 71-45’e getirdi. Her iki takımın karşılıklı bulduğu sayılarla devam eden periyotta son dakikaya 75-50 Fenerbahçe üstünlüğünde girildi. Son dakika içinde her iki takım da skor üretemedi ve maçın final periyoduna 75-50 Fenerbahçe üstünlüğünde girildi.

Maçın son periyoduna Tarsus Belediye Helene Kraayeveld’in sayıları ile başlarken, Fenerbahçe de rakibine Ivana Matovic ile cevap vermekte zorlanmadı. Shanna Crossley’in sayıları ile oyunda tutunmaya çalışan Tarsus Belediye, Şaziye İvegin, Birsel Vardarlı ve Nevin Nevlin’in sayılarına engel olamayınca maçın son 7 dakikasına 84-55 Fenerbahçe üstünlüğünde girildi. Bu dakikadan sonra her iki takım da karşılıklı sayılar bulurken, Sarı Lacivertli ekip rakibinin farkı kapatma çabalarına izin vermedi ve son 3 dakikaya girilirken skoru 95-70’e taşıdı. Son 3 dakika içinde oyunu yavaşlatan ve skor avantajını koruyan Fenerbahçe, karşılaşmadan 98-82’lik skorla üstün ayrılarak ligdeki ilk galibiyetine uzandı.


SALON: Caferağa Spor Salonu

HAKEMLER: Sinan İşgüder, Ali Riza Bozokluoğlu, Cihan Yıldırım.

FENERBAHÇE (98): Özge Kavurmacıoğlu 4 (1 ribaund), Olcay Çakır, Hana Horakova 4 (3 ribaund-2 asist), Birsel Vardarlı 6 (3 ribaund-3 asist), Esmeral Tunçluer 3 (1 ribaund-2 asist), Şaziye İvegin 9 (3 asist), Nevriye Yılmaz 13 (10 ribaund-4 asist), Diana Taurasi 17 (3 ribaund-7 asist), Jane Taylor 12 (3 ribaund-3 asist), Ivana Malovic 16 (5 ribaund-1 asist), Devran Tanaçan, Nevin Nevlin 14 (8 ribaund-1 asist).

TARSUS BELEDİYE (82): Naile İvegin 2 (4 ribaund), Dunyall Canty 17 (2 ribaund-2 asist), Özge Yavaş 6 (4 asist), Seda Erdoğan 5 (1 ribaund-2 asist), Kübra Siyahdemir 8 (2 ribaund-1 asist), Burcu Taşbaş, Gamze Zeren 8 (1 ribaund-1 asist), Görkem Osmanbaşoğlu (1 ribuand), Michelle Pierson 11 (1 ribaund), Helene Kraayeveld 14 (7 ribaund), Shanna Crossley 11 (1 ribaund-2 asist).

1. PERİYOT: 33-12
2. PERİYOT: 25-31
3. PERİYOT: 17-7
4. PERİYOT: 23-32


 

* Tebrikler Kraliçeler ve Teknik Heyet.
* Geçen haftadan ders çıkararak ciddiye alarak çok iyi başladık ve ilk çeyrekte daha maçı bitirdik.
* Ancak 2.çeyrekteki 25-31 ve son çeyrekteki asları çıkarsakta 23-32'lik seri iyi değil.
* ''Madrit Fatihi Üçlü'' 'Diana-Penny-Nevriye' kaldıkları yerden devam ettiler.Bu güzel.
Özellikle Diana'nın bildiğimiz Diana'yı göstermeye başlaması sevindirici.
* Newlin ve Matoviç'in de bu üçlüye katılması çok iyi.
* Birsel-Horokova-Esmeral üçlüsü durgun yalnız.Skor katkıları az diyelim hadi ama asist katkıları da az.
98 sayı attığımız bir maçta bu üçlünün asist sayısını Diana tek başına yaptı.7 asist.
Tabii Diana'nın bildiğimiz dominant rolüne soyunmasının da bunda payı var.
* Tarsus Kraayeveld takviyesi yaparak çıktı ama çok direnemediler.Bu oyuncu iyi transfer ve ilerleyen dönemde iyi katkı verir.
* Sanem Gamze Eren (1989) 8s.(2/2 üçlük) ve Kübra Siyahdemir (1986)  8s.(5/2 üçlük) takip edilmesi gereken yerli oyuncular.Özellikle Gamze'ye dikkat.

Türkiye - Dominik Cumhuriyeti : 3-2 !!!


16. Dünya Bayanlar Voleybol Şampiyonası’nda Sultanlar iyi başladığı maçı rakibine vermek üzereyken son sette toparlandı ve rakibi Dominik Cumhuriyeti’ni 3-2 yendi.

TÜRKİYE: 3 - DOMİNİK CUMHURİYETİ: 2

Salon: Osaka Belediye Merkez

Hakemler: Gad Eizikovits (İsrail) xxx, Carlos Cimino (Brezilya) xxx
Türkiye: Eda xxx, Naz xxx, Bahar xxx, Neriman xxx, Neslihan xxxx, Esra xxx (Gülden xxx, Gizem xx, Gözde xx)
Dominik Cumhuriyeti: Rivera xxxx, Valdez xxx, Echenique xxx, Cabral De La Cruz xxx, Eva Mejia xxxx, Nunez xx (Castillo xxx, Binet xx, Burgos x, Rondon x, Marte x)
Setler: 25-20, 25-14, 23-25, 23-25, 17-15
Süre: 119 dakika (22, 22, 28, 27, 20)


Karşılaşmaya iyi bir başlangıç yapan (A) Milli Takım, ilk teknik molaya 8-6 önde girdi. Rakibinin set boyunca öne geçmesine izin vermeyen (A) Milliler, 2. teknik molayı da 16-10’luk açık farkla önde geçti. Bir ara fark 2 sayıya kadar inse de (21-19) Türkiye, bu setten 25-20 galip ayrıldı.
Dominik Cumhuriyeti’nde, ilk seti kaybetmenin verdiği moral bozukluğu oyuncuların performansına yansıdı. 2. sette bir türlü organize olamayan Dominikli oyuncular, savunma ve hücumda istediklerini yapamadı. Türkiye, ilk teknik molasını 8-4, 2. teknik molasını ise 16-8 önde geçtiği seti 25-14 önde tamamladı.
Üçüncü sette hücumda Rivera ile etkili olmaya başlayan Dominik Cumhuriyeti, ilk kez bu sette öne geçmeyi başardı: 1-2 Setin ilk teknik molası 8-3, ikinci teknik molası da 16-13 Türkiye’nin üstünlüğüyle geçildi. Bu dakikadan sonra (A) Milli Takım iyi hücum yapamadı. Bu fırsatı değerlendiren Dominik Cumhuriyeti 20-20 eşitliği yakaladı. Türkiye, setin kalan dakikalarında üst üste hatalar yapınca 3. set 25-23 Dominik Cumhuriyeti’nin oldu.
Motivasyonu ve konsantresi iyice düşen Ay-yıldızlı ekip, 4. sette rakibinin direncini bir türlü kıramadı. Oyuncularının neredeyse tamamını oyuna sokan Brezilyalı antrenör Kwiek Marcos, sürekli değişiklik yaparak takımını canlı tutmayı başardı. (A) Milli Takım, ilk teknik moladan 8-6, ikinci teknik moladan ise 16-13 geride ayrıldı. Skorda üstünlüğü çok geç yakalayan Türkiye, Neslihan ve Naz’ın smaç servislerden kazandığı sayılarla kendine gelir gibi olsa da bu seti de 25-23 rakibine kaptırdı.
Son sette ilk teknik molayı 8-7 önde bitiren (A) Milli Takım, 10-8 öndeyken üst üste yaptığı basit hatalarla 12-10 geriye düştü. Türkiye, son derece çekişmeli geçen kalan bölümde Eda’nın başarılı smaçlarıyla seti 17-15, maçı da 3-2 kazanmayı başardı.
Türkiye, dünya sıralamasında 11. olan Dominik Cumhuriyeti ile tarihindeki 7. maçında, 5. galibiyetini almış oldu.
Şampiyonada grup maçlarına, 1 günlük aranın ardından 2 Kasım Salı günü devam edilecek. Türkiye, grubundaki 4. maçını Salı günü TSİ 06.30’da Kanada ile yapacak.

(A) Milli Takım Antrenörü Bedestenlioğlu ''Bugün 2 farklı maç oynadık. İlkinden memnunum ama ikincisi tam bir kabustu. Maalesef bizim kuramızın azizliğine uğradık ve 3 gün üst üste çok önemli maçlar oynadık. Bunun stresi oyunculara yansıdı ve bugün bir anda konsantrasyon kaybı yaşadılar. Konsantrasyonları düşünce de stres ortaya çıktı. 2. setten sonra oyun adeta durdu'' 


Dominik Cumhuriyeti'nin turnuva başından beri ilk kez bu kadar mücadeleci ve iyi oynadığına dikkati çeken Bedestenlioğlu, ''Bu maç onların son şansıydı. Bu nedenle mümkün olduğu kadar asıldılar. Kazandığımız için mutluyum'' ifadelerini kullandı.
Bedestenlioğlu, Seda'nın bu maçta oynatılmamasının nedeni ise şöyle açıkladı:
''Seda'nın ayağında hafif bir şişlik vardı. Kendisi oynamak istedi, ancak ben üst üste 3 maç oynamasını istemedim. Riske girmedim. Farkındaysanız turnuvadaki ilk 3 maçımızı dünya sıralamasında bizden üstte bulunan 3 takıma karşı yaptık. Grubumuzda bizden üstte olan 4 takım var. Gruptan çıkmak için iyi takımlara karşı mücadele veriyoruz. Şu an benim için takımın psikolojik durumu önemli, fiziksel değil. Bundan sonra çok daha iyi olacağız.''

(A) Milli Takım Pasörü Naz Aydemir ise'' ilk 2 setin çok kolay olduğunu, ancak Dominik takımının daha sonra çok güçlü bir oyun ortaya koyduğunu dile getirdi. Gerçekten çok stresli bir maçtan çıktıklarını kaydeden Aydemir, ''Bu maçta 10 yıl yaşlandım diyebilirim'' dedi.

(A) Milli Takım Kaptanı Esra Gümüş de 2. setten sonra oynamayı birden bıraktıklarını dile getirerek, ''Bunun nedenini bilmiyorum ama o dakikadan sonra ataklarını durduramadık. Kendilerini tebrik etmek gerek. Gerçekten çok iyi bir mücadele sergilediler. Bizim için psikolojik açıdan çok zor bur maçtı. Kazandığımız için çok mutluyum''

3.Sıradayız.


16. Dünya Bayanlar Voleybol Şampiyonası’nda Türkiye, 3. gün maçları sonunda (D) Grubu’nda 5 puanla 3. sıraya yükseldi.
(D) Grubu’nda günün ilk maçında Dominik Cumhuriyeti ile karşılaşan Türkiye, zorlu bir mücadele sonunda karşılaşmadan 3-2 galip ayrıldı. (A) Milli Takım böylece 2 galibiyet, 1 yenilgi ve 5 puanla 3. sıraya yerleşti ve 2. tura yükselme yolunda büyük avantaj elde etti.
İlk tur sonunda gruplarda ilk 4 takım arasına girenler 2. tura yükselecek.
Grupta bugün yapılan diğer karşılaşmalarda Rusya, Kanada’yı, Güney Kore ise Çin’i 3-0 yendi.
Şampiyonada 3. gün maçları sonunda (D) Grubu’nda puan durumu ve 1 günlük aranın ardından 2 Kasım Salı günü yapılacak maçların programı TSİ şöyle:
TAKIMLAR O G M AS VS PUAN
1.Rusya 3 3 - 9 2 6
2.Güney Kore 3 3 - 9 - 6
3.Türkiye 3 2 1 7 6 5
4.Çin 3 1 2 4 6 4
5.Dominik Cumhuriyeti 3 - 3 3 9 3
6.Kanada 3 - 3 - 9 3
-2 KASIM SALI GÜNÜ PROGRAMI-
06.30 Türkiye-Kanada
09.15 Rusya-Güney Kore
11.45 Güney Kore-Çin

*************
 Maçı erken saat yüzünden seyredemedik.NTV SPOR tekrarını da vermedi Judo yüzünden.Veya ben kaçırdım.O yüzden teknik bir değerlendirme yapamıyorum.
Burak kardeşim şurada yapmış güzel bir şekilde.
http://filedefener.blogspot.com/2010/10/turkiye-3-2-dominik-cum-olduk-olduk.html
Rahat bir şekilde 2-0 yaptıktan sonra maçı oraya getirmemiz ilginç ve kötü olmuş.
Zorlanacağımızı düşünüyordum ama bu şekilde 2-0'dan 2-2'ye ve son topla kazanacak gibi değil.
Yorgunluk var diyorlar ama turnuvanın statüsü belli.Aylardır kamplar bunun için yapılıyor.
Bu arada G.Kore beklediğim gibi iyi gidiyor.Turnuvaya damga vuracak takımlardan olabilir demiştim.
Grup 2.liği için onları yenmek zor olacak.

Etiketler