2010 Dünya Kupası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2010 Dünya Kupası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Temmuz 2010 Çarşamba

2010 Dünya Kupasının Ardından.(3)

http://www.turkmanga.net/wp-content/uploads/2010/06/2010-Dunya-Kupas%C4%B1.jpg

TEKNİK DEĞERLENDİRME.

Önemli spotlar çıkarmak lazım bu dünya kupasından ;
* Total Futbolun Zaferi.
* Güçlü orta saha.
* Sağlam savunma.
* İyi Kaleciler.
* Bireysel yıldızlar değil takım olmak ve takım içi yıldızlar.
* Duran top organizasyonları.(Korner,frikik,uzun taç)
* Fizik - Kondisyon
* En iyi sistemin 4-2-3-1 olduğu.
* Altyapıdan doğru bir sistem ile doğru jenerasyonu yakalama.

Total futbol.
 Evet Hollanda'nın Total Futbolu turnuvaya damgasını vurdu.İlginç olan da finalde bu futbolu Hollanda değil İspanya iyi oynadı ve kazandı.Hollanda ise Cruyff'u bile çıldırttı.Öyle ki 8 sarı,1 kırmızı kart ile sahaya tekme atmaya çıkmış gibi anti - futbol oynayan Hollanda için şunları söyledi
 İngiliz basınına açıklamalarda bulunan Sarı Fare lakaplı yaşayan efsane, "Hollanda finalde çok kirli bir futboloynadı. İspanya'yı bol faul yaparak yıldırmaya çalıştılar. Kazanmak için çok adice bir yol izlediler. Açıkçası bir Hollandalı olarak bu durumdan çok utandım" şeklinde konuştu.
 ''Total futbol''ya da ''Hollanda Tipi Futbol'' nedir biraz açmakta yarar var.Yerden kısa ve çok sayıda paslı, her oyuncunun her pozisyonu oynadığı, her oyuncunun oyunun her iki yönünü de oynadığı futbol.Bugün Barcelona'nın en iyi uyguladığı sistem yani.Bu futbolun muciti kim peki ?
Reynolds isimli Hollanda'da yetişmiş Ajax futbolunun yaratıcısı bir İngiliz.Daha sonra yetiştirdiği Rinuls Michels ve Cruyff,Van Gaal ,Rijkaard gibi Barcelona'ya uyarlayan uygulayıcılar.Mourinho da bir Hollanda'lı değil ama Van Gaal'in Barcelona'daki tercümanı,scout ve yardımcı antrenörü olduğu için kapmıştır bir şeyler.
 Cruyff  Barclona'ya geldikten sonra bu temeli attı.Bugün Barcelona altyapısı ''La Masia'' orijinli gençlerin bugün İspanya futbolunu nereye getirdiğini gördük.Finalde İspanya takımında 6 Barcelona'lı futbolcu vardı,sonradan giren Arsenal'li ama Barca altyapısından yetişen Fabregas ile beraber 7.
 İspanya bu futbolun ekmeğini yiyor ve yemeye de devam edecek.
Hollanda ise final maçı hariç yeni konsept ile çok iyi geldi aslında.Onlarda eski oynadıkları bu futbolun sadece hücuma dönük yüzünü Van Marwikj'in savunmacı yönü ile iyi harmanlamış ve 25 maçtır kazanarak finale kadar gelmişlerdi.Bu değişimin tohumu da 2001'de atılmıştı.Simon Kuper'e göre ;2001 yılında İrlanda'ya mağlup olunduktan sonra ,O zamanki teknik menajer Marco van Basten, oyuncuların yedi tane emektarını bir otel odasında topluyor ve Hollanda'nın milli takımda nasıl bir sistem değişikliği yapması gerektiğini soruyor. Oyucuların tavsiyesi ile iki savunmacı ile orta sahada topu kazanmak ve sonra derhal hızlı hücuma geçmek temel strateji olarak alınıyor. Takım iki forvetle oynamıyor. Tek forvet bir oyun kurucu ve iki adet hızlı ama savunma da yapan kanat ile sahada yer alıyor. Tüm oyuncular da oyunun her yönünü ve her pozisyonu oynuyor.Van Gaal Bayern'e bunu oynattı bu sezon.Hiddink'te bizim Milli takıma yerleştirecektir.Artık kanat oyuncuları hızlı ve oyunun iki yönünü de oynayacaklardır.
 Güçlü orta sahalar dedik.
Orta saha bir takımın omurgası.Kalabalık orta sahada revaçta ancak bu orta saha oyuncuları artık oyunun iki yönünü de oynayabilen oyunculardan seçiliyor.Sadece koşmak yetmiyor,yaratıcılıkta lazım.Misal,Uruguay Milli takımında orta saha oyuncuları çok koşan,mücadele eden,pres yapan oyunculardı ancak yaratıcılık yoktu.2.maçtan sonra Forlan'ı 1-2 adım geriye 9,5 numara gibi bir pozisyona çektiler ve takımın çehresi nasıl değişti gördük.
 Şu tespit özetliyor ;
En önemli taraf ise FIFA antrenörlerinin tam 16 yıl önce hazırladığı önerilerin gerçekleşmesiydi. Onca sayfalık raporun en çarpıcı bölümü şöyleydi: 'Futbolda kazanmanın yolunun artık orta sahadan geçtiği, kondüsyonun öneminin ön plana çıktığı görülmektedir'. 
Sağlam savunma hattı.
 Savunmanın göbeğinde tandem oynayan  iki stoper birbirini tamamlayan çok iyi ikili olmalı.Biri geriden oyun kurabilen,oyuna katılan aynı zamanda kesici ve duran toplarda etkili,diğeri sert,yıldırıcı kesici ve duran toplarda etkili.Her ikiside çabuk olmalı.Sağ ve sol bekleri de zaten antrenörler çoğunlukla stoperden bozma oyuncularla oynatıyorlar.Ramos en iyi örnek.
İyi Kaleciler.
 O kadar iyi kadrosu ve etkili oynamasına rağmen Casillas'ın Robben'in ayağından 2 mutlak golü almasın en iyi örnektir sanırım.Uruguay kalecisi Muslera'nın 3.lüğü Almanlara hediye etmesini de.
Bireysel yıldızlar değil takım oyunu ve takım içi yıldızlar.
Messi,Rooney,C.Ronaldo,Kaka,Ribery,Anelka v.b.gibi süper yıldızların tek başlarına bir şey yapamadıklarını,aksine İspanya,Almanya,Uruguay  ve Hollanda örneklerinde olduğu gibi iyi bir takım ve içinde parlayan D.Villa,İniesta,Müller,Klose,M.Özil,Forlan,L.Suaraz,Sneijder,Robben gibi yıldızlar.
Duran top organizasyonları.
Bugün ''set play '' dedikleri yeni anlayışla korner,frikik,uzun taç gibi organizasyonlardan atılan gollerin oranı  % 40'dan fazlaymış.Hollanda'nın Brezilya'ya attığı 2.golü hatırlayın.Robben korneri ön direkte Kuyt'un kafasına atıyor,Kuyt arkaya aşırıyor ve Sneijder 1.73 boyuyla ilk kafa golü ve hayati önemde golü atıyor.
Fizik - Kondisyon olmaz şart artık.
Artık her takım en az rakibi kadar koşuyor.Antrenman sistemleri çok gelişmiş durumda.Kuzey Kore ,Brezilya'ya göz açtırmadı mesela.Yeni Zelanda'nın yaptığı ortada,yenilmedi.
4-2-3-1 sistemi.
Ben tek forvetli sistemi hiç sevmem bizim Fenerbahçe'de mesela ama işte nasıl  oynadığına başlı.Bizim gibi kanatları işlemeyen,orta sahadan Alex'ten başka destek görmeyen,ileride geberik Guiza ,öncesinde Kezman falan olan sistem tabii ki saç baş yoldurur.Total futboldaki orta sahadan ve kanatlardan müthiş destek alan forvet anlayışı en makbulü.4-2-3-1 sistemini en iyi Almanya ve Hollanda da gördük.
Deniz Gökçe gibi Ekonomi profesörü ama kendini futbol profesörü sanan ulemalar 4-5-1 diye anlamadan yazadursunlar.Orta sahada 2 tane iyi ön stoper veya ön libero ne denirse var.Hollanda da Van Bommel - De Jong.Almanya'da Kedira-Schwansteiger.Forvet arkası Sneijder ve M.Özil.Kanatlarda Robben - Kuyt,Almanya da Müller-Podolski.Kanatlar nasıl işliyor ve göbekteki 2 orta sahanın efektifliği nasıl gördük.
İspanya biraz farklı oynuyor.Tek ön libero Busquets defansın önünde emniyet sübabı görevi görüyor. Önlerinde Xavi-X.Alonso-İniesta-Pedro gibi 4 ileri-geri oynayan orta saha oyuncuları var.4-1-4-1 gibi oynuyor İspanya.
Altyapı ve Jenerasyon.
Hep iyi jenerasyon yakaladılar denir Şampiyon takımlara ama temeline pek bakılmaz.İspanya örneğinde olduğu gibi tamam iyi jenerasyon yakalandı ama altyapıdan bir sistemle oluşturulduğunu Barca'dan biliyoruz.
Hollanda'da öyle fundemental eğitimini iyi almış oyuncular.Final maçında  altyapıdan yetişen tam 17 oyuncu olması tesadüf değil herhalde.
Almanya öyle benim sevmediğim devşirme sistemi ile de olsa altyapıya ne kadar yatırım yaptıklarını yazmıştım geçenlerde.Euro 2000'den bu yana   göçmen vatandaşlardan devşirme projesi çerçevesinde  alt yapıya 800 milyon euro ve 17.000 Antrenör ile dev bir  organizasyon yapmışlar.İngiltere de toplam 900 alt yapı antrenörü varmış düşünün.
Almanlar böylece 23 kişilik kadrolarında 11 devşirme oyuncu alarak hem daha efektif ve üretken bir oyun formatı hem de son 50 yılın en genç yarı finalist takımı oluşturarak ileriki yıllar için ümit oluşturdular. Böyle bir proje  tebrik edilir ama ben sevmiyorum bu işi.

BENİM ALTIN 11'İM .
(4-2-3-1)
                              Casillas
 Maicon    Puyol       Pique         Van Bronchorst
                    Schwansteiger  Xavi
    Müller             Forlan             İniesta
                         David Villa
  Teknik direktör: Del Bosque (İspanya)

GÜMÜŞ 11'İM .
(4-2-3-1)
                   Neuer
 Ramos   Lucio    Mathijsen   Belhadj (Cezayir)
                Arevalo De Jong
Robben     Sneijder       Podolski
                  Klose 
Teknik direktör: Joachim Löw (Almanya)

 BRONZ  11’İM (4-2-3-1)
                  Enyeama (Nijerya)
      Lahm  Godin (Ponce-Şili)     Lugano      Morel (Paraguay)
              Endo (Japonya) (Perez (Uruguay) Mascherano
Alexis Sanchez    Honda (M.Özil)   Luis Suarez (Beausejaour - Şili)
                       Wittek
Teknik direktör: Milovan Rajevac  (Gana)


HAYAL KIRIKLIĞI  11’İ (4-2-3-1)
Green (İngiltere)
Gutierrez (Arjantin)
Cannavaro (İtalya)
Gallas (Fransa)
Zambrotta (İtalya) (A.Cole - İngiltere)
Melo (Brezilya)
Kaka (Brezilya) (Lampard - İngiltere)
Keita (Fildişi) (Ribery - Fransa)
Ronaldo (Portekiz)
Rooney (İngiltere)
Anelka (Fransa) (Messi-Arjantin)
Teknik direktör: Raymond Domench (Fransa)

13 Temmuz 2010 Salı

2010 Dünya Kupasının Ardından.(2)

http://www.turkmanga.net/wp-content/uploads/2010/06/2010-Dunya-Kupas%C4%B1.jpg

AKILDA KALAN NOTLAR 
1-G.Afrika'da yapılması.
İlk kez yeni bir kıtada yapıldı.Hem de gelir dağılımındaki adaletsizlikte dünyanın 2.ülkesinde.Halkın yarısının günde 1,5 dolar geliri olan,resmi rakamlara göre yılda 20.000 cinayet işlenen,55.000 kadın tecavüz edilen,120.000 hırsızlık ve kapkaç vakası görülen,AIDS virüsü (HIV)'nün nüfusun 5/1'inde görülen,turnuva sırasında fakir bölgelerdeki evsizleri bir çadır köye toplayıp görülmelerini engelleyen bir ülke 5 milyar dolar harcayarak biraz da FİFA'nın yardımı ile imaj düzeltmek için bu turnuvayı düzenledi.2,5 m.dolar gelir bekleniyordu satılan 3 milyonun üzerindeki bilet ve diğer gelirlerden.Çoğu biletlerin stadların dolu görünmesi için okullara ücretsiz dağıtıldığı da söyleniyor.Turnuva bitti fakir halkı,ellerinde kalan milyarlar harcanmış stadlar doyuracak mı tartışmaları yapılmaya başlandı bile.Bütün bunlara rağmen ABD,Yunanistan,İspanya gibi ülkelerin otel odalarındaki hırsızlık,1 kaç Çinli gazetecinin başına gelenler gibi az sayıdaki olayın ve Vuvuzela
belasının dışında iyi bir organizasyon yaptıklarını düşünüyorum.Umarım turnuva sonunda bekledikleri gelirlere
ulaşmışlardır ve bundan fakir halka biraz pay ayırabilirler.
2-Vuvuzela belası.
1 Ay boyunca kulaklarımızı mahveden bu yerel çalgı her türlü tepkiye  rağmen FİFA ve Organizasyon komitesi tarafından yasaklanmadı.Güya bu yerel çalgı ama üretiminin büyük kısmı da Çin tarafından yapılıyormuş.
Bazı Avrupa kanallarında sesi kesen teknolojiler bile geliştirmişler,kulak tıkacı satışları patlamış.
Şüphesiz 2010 G.Afrika denilince akla gelecek ilk sembol bu olacak.
3-Jabulani top.
 Adidas'ın ürettiği bu özel top akranları Fevernova, Teamgeist, Kopanya, Tango'lara göre çok tartışıldı.
Casillas ''Hain'',Gerard ''Yapış yapış'' bile demekten geri durmadı hakkında.
Gerçekten de top uzaktan atılan şutlarda ilginç bir şekilde tam kaleci'nin önünde yön değiştiriyordu,bir de yere sekti mi kontrol etmek imkansız ya taça ya kornere çıkıyordu.Kalecilerin adeta forvetler kadar kabusuydu.
Ancak grup maçlarından sonraki maçlarda giderek alıştılar.Kaleciler tüm suçu Jabulani'ye atmasınlar yani.
4-Kahin Ahtapot ''Paul''
Gerçekten çok ilginçti.2,5 yaşındaki bu ahtapot  Euro 2008’deki 6’da 4’lük tahmin başarısını Afrika 2010’da 8’de 8’e çıkararak kupanın gündemine oturdu.Yüzlerce TV kanalı ve internet sitesi canlı yayınladı tahminlerini.
Şüphesiz O da 2010 G.Afrika denilince unutulmayanlar arasında olacak.
5-Casilla ve Muhabir Sevgilisi Sara Carbonero.
Turnuva boyunca çok konuşuldu.İsviçre ve Paraguay maçlarından sonra yaptığı röportajlar gündem oldu.
Casillas final maçında başarılı oynayıp,kupayı alınca tüm sesleri kesti ve öpücük ile noktayı koydu.


6-Artık biraz magazinden uzaklaşalım.
Hakem Hataları ve Futbola Teknoloji girsin mi tartışmaları.
Akıllarda kalacak fahiş hatalar oldu.Almanya - İngiltere maçında Lampard'ın yaptığı vuruşun çizgiyi geçmesine karşın gol sayılmaması ve Meksika - Arjantin maçında Tevez'in ofsayttan attığı gol (Rossetti dev ekrandan golün ofsayt olduğunu gördü ama böyle bir kural olmadığı için iptal etmedi) ,ABD'nin Slovenya maçında
attığı sayılmayan gol,çıkarılmayan kırmızı kartlar,haksız kartlar - Klose'nin kırmızı kartı gibi - çok tartışıldı ve

FIFA olaylar sonrasında İngiltere ve Meksika'dan özür diledi.2014 Dünya Kupası için teknolojik gelişmeleri değerlendirebileceğini söyledi. Gol çizgisi konusunda yeni dönemde değişiklikler olabilir.Chipli top,çizgi hakemleri v.b.gibi.
7-Son Dünya Şampiyonu İtalya'nın Yeni Zelanda'nın bile gerisinde kalarak sonuncu olarak ilk turda elenmesi.
2006 Dünya Kupası’nı müzesine götüren İtalya’nın, bir sonraki kupada grubunu en son sırada tamamlaması herkesi şoka uğrattı. Marcelo Lippi yönetiminde sıkıcı bir futbol oynayan Gök Maviler’i en iyi anlatan açıklamayı kalecisi Buffon yaptı: Gruptan çıksaydık da, fazla ileri gidemezdik.
8-İngiltere'nin bir kez daha hayal kırıklığı.
 1966’da kupayı müzesine götüren İngilizler, teknik direktörleri Fabio Capello’ya yıllık 7.5 milyon Euro vererek, ‘Şampiyon yap bizi’ mesajını İtalyan hocalarına iletti. Ancak kalesinden hücumuna kadar sorunlu bir takım görünümündeki İngilizler, Premier Lig’deki yabancı yıldızların çokluğunun faturasını daha uzur süre ödeyecek gibi gözüküyor.
9-Fransa'nın Rezil Olması.
 Meksika, Uruguay ve Güney Afrika’nın bulunduğu A Grubu’nu sonuncu sırada tamamlayan Fransa, tarihinin en büyük hezimetlerinden birini yaşadı. Sadece 1 gol ve 1 puanla turnuvaya nokta koyan Horozlar’da Anelka’nın kadrodışı kalması sonrasında futbolcuların idmana çıkmaması, kupanın en büyük skandalıydı.
10-Sönen Büyük Yıldızlar.

Lionel Messi: Herkes onu, hocası Diego Armando Maradona ile karşılaştırıyordu. 2010 Dünya Kupası’nda kendisinden çok şey beklenen Lionel Messi, ne yazık ki Barcelona’daki performansını Güney Afrika’da  sergileyemedi. Barça’da La Liga’da 34 golle kral olan Messi, kupayı gol atamadan tamamladı. 
Cristiano Ronaldo: Dünyanın en pahalı futbolcusu Portekiz’in hem kaptanı hem de en büyük silahı Cristiano Ronaldo, bireysel futbolu ile varlık gösteremedi.La Liga'da 26 gol ile sezonu bitirmişti,burada 1 gol atabildi.
Wayne Rooney: Manchester United’ın gol yollarındaki silahı Wayne Rooney, tam anlamıyla bu kupada yokları oynadı. İngiltere’de 26 gol atan Rooney karavana attı.
Kaka : Formsuzluğu ile Brezilya'nın elenmesinde önemli  etkenlerden biriydi.
 11-Brezilya'nın Hüsranı.
 Kupanın en büyük  favorilerindendi.Hollanda maçının ikinci yarısında yedikleri beraberlik golünden sonraki şoktan çıkamamaları sonlarını hazırladı.Artık 2014'te evlerindeki turnuvayı bekleyecekler.
12-Parlayan Yıldızlar.
Forlan (Uruguay) 
Atletico’yla zaten harika bir sezon geçirmişti, ama bu sefer muhtemelen arkasında daha kötü bir takımla daha büyük iş başardı. Alışık olmadığı forvet arkası pozisyonunda , 4’ü süper toplam 5 gol attı. Takımının 40 yıl sonra ilk dörde girmesinde başrol oynadı.
David Villa (İspanya)
 Şampiyon İspanya’nın 8 golünden 5’ine skorer, birine asistçi olarak imza attı. Şili,Honduras ve Portekiz maçlarını tek başına kazanmasaydı, İspanyollar’ın sürpriz erken vedası kaçınılmazdı.
Andres İniesta (İspanya)
 Euro 2008’den sonra Afrika’2010’da da şampiyon olmalarında Xavi'yle birlikte başrol oynadı. Finaldeki golünün yanına Jarque jestini ekleyerek gönüllerin altın adamı oldu.
Thomas Müller (Almanya)
 Turnuvanın genç oyuncusu, gol kralı,en genç ve en erken skoreri olarak tarihe geçti. Üstelik gol krallığının yanına 3 gol pasıyla asist krallığını da ekledi.Bütün bunları 1 maç sarı kart cezası nedeniyle oynayamadığı halde yaptı.Oynamadığı İspanya maçı belki de ülkesinin kaderini belirledi yokluğuyla.
Wesley Sneijder (Hollanda)
 Real Madrit'ten sürgüne gönderildiği İnter'de çok başarılı sezon geçirmişti.Aynı formunu burada da devam ettirdi.Robben ile birlikte ülkesini finale taşıdı.Sezonu 4 kupayla tamamlamaya sadece 4 dakika mesafedeydi. 5 golle krallığa ortak oldu, bir de asist yaptı.
13-Unutulmaz sözler
Gana Teknik Direktörü Milovan Rajevac: Herkes kendine gelsin. Suarez bir kahraman değil. Bu Tanrı’nın eli olamaz. Bu sadece şeytanın eliydi.
Fransa kaptanı Patrice Evra: Turnuvadan elendiğimiz için kendimizi küçük bir futbol ülkesi gibi hissediyoruz. Bu bana acı veriyor.
Arjantin’in hocası Maradona: Almanya yenilgisi sonrası sanki yüzüme Muhammed Ali’den bir yumruk yemiş gibi hissettim. Hiçbir şey için gücüm kalmadı. Futbolu bıraktığım gün bile daha acısızdı.
Portekiz’in yıldızı Cristiano Ronaldo: Gol ketçap gibidir. Bazen ne kadar çalışırsanız çalışın, şişeden çıkaramazsınız. Bazen de istediğinizden fazlası tabağa dökülür.
Uruguay Teknik Direktörü Oscar Tabarez: Güney Kore’nin savunmasını şöyle özetleyebiliriz; Futbol kısa bir battaniye gibidir. Ya başınızı ya da sadece ayaklarınızı örter.
Final maçının hakemi Webb’in eşi: Evde kendi çocuklarına bile sahip çıkamazken, nasıl sahadaki 22 kişiyi yönetiyor anlamıyorum.
14-Maradona'nın iflas eden teknik adamlığı.

 Günümüz futbolundan uzak hala kendi oynadığı yıllarda kalmış mantalitesi ile sadece hücum ve bireysel yıldızların ayaklarına baktı.Orta sahanın kilit mevkii olduğunu ,defansı iyi olmayan takımın ilerleyemeyeceğini göremeyecek kadar kördü.Cambiasso,GagoZanetti gibi önemli oyuncuları kadroya almayarak zaten kafadan
dezavantajlı başlamıştı ama sakalı,giyimi,aksesuarları,Arjantin'in şampiyon olması durumunda Buones Aires sokaklarında çıplak dolaşacağım gibi magazinel tavır ve açıklamaları ile futbolcuları öpüp,sarmalamalayan gazlamaları yetmeyecekti,yetmedi de.
13-Diego Forlan (Uruguay)
Kariyerinin en verimli çağında olan ve futbolculuğunda son bölümü müthiş yaşayan Forlan kuşkusuz kupanın en heyecan verici oyuncularından biriydi. Özellikle şutları ve Uruguay'a kazandırdıklarıyla Forlan kupayı 5 golle kapatırken, Altın Top'un da sahibi oldu. Özellikle Uruguay - Almanya maçında kaydettiği gol şimdiden kupa tarihinde jeneriklerdeki yerini aldı.Uruguay'da adeta ''Ulusal Kahraman'' ilan edildi.Son 1 Ay'da doğan erkek çocukların 10'un 7'sine ''Diego'' ismi verilmiş.
 14-Luis Suarez'in Eli.
Çeyrek final maçlarının belki de en heyecan verici mücadelesi Uruguay ile Gana arasında oynandı. Uzatmaların son dakikasında Luis Suarez'in, gole giden topu elle keserek oyun dışı kalması ardından kazanılan penaltı atışını Asamoah Gyan'ın kaçırması ve akabinde penaltılara giden maçtan Uruguay'ın tur biletiyle ayrılması, Luis Suarez'i halk kahramanı yaparken golcü oyuncunun kırmızı kartlık hareketi, 1986 Dünya Kupası'nda Maradona'nın elle attığı golün ardından "2. Tanrı'nın eli" vakası olarak tarihteki yerini aldı.
15- 3 penaltının kurtarıldığı İspanya - Paraguay Maçı.
Bunu da gördük! 2010 Dünya Kupası'nda heyecandan uzak, çekişmeli maçların olmadığı, sürpriz bir takımın sıçrama yapmadığı ve kötü futbolun sergilendiğini düşünenlerin sayısı hiçte az değildir. İspanya ile Paraguay arasındaki Çeyrek final maçında 1 dakika ara ile karşılıklı atılan penaltıların kaçması bizlere heyecanın kralını yaşattı. Sıkıcı giden maçın ikinci yarısında Paraguaylı Oscar Cardozo, bir dakika sonrasında da İspanyol Xabi Alonso'nun kullandıları penaltı vuruşlarında kaleciler topun filelerle buluşmasını engelleyerek adrenalini tavan yaptılar...
16-Uruguay Milli Takımı.
Kaptan Lugano önderliğinde ,Forlan & Luis Suarez gibi parlayan hücumcu yıldızları ile,savaşan orta sahası,sağlam defansı  birlik ve beraberlik ile çok kişinin beklemediği Yarı final yaptılar.
Turnuvanın en dikkat çekici takımlarından biriydi.
17-Gana'nın Trajedisi.
Afrika'nın ayakta kalan tek temsilcisi genç aslanlar temdit penaltısını Gyan Asamoah'ın (Fener'e gelmesi sözkonusu bu adamın şaka gibi ya) üst direğe nişanlaması ile tarihi bir başarıdan döndüler.
18-Turnuvanın tek yenilmeyen takımı Yeni Zelanda.
3 maçta da yenilmeyerek 3 beraberlik ile son Şampiyon İtalya'yı geçmeyi başararak tarih yazdılar.
Dünya Kupası öncesinde BusinesWeek dergisi uzmanları Dünya Kupası’na katılan takımların analizini çıkarmış ve Yeni Zelanda bu analizin son sırasında yer almıştı. Yeni Zelanda’ya verilen bahis oranı ise 1’e 2000’di. Uzmanlar ‘Attıkları bir gol ülkeyi sevince boğmaya yetecek’ yorumları bile yapmıştı.
19-Abdel Kader Keita.
G.Saray'ın kendilerine layık bu emek hırsızı sahtekar futbolcusu gene yapacağını yaptı ve Kaka'yı bu kez oyundan attırdı.
20-Turnuvanın Hakemi : Ravşan Irmatov (Özbekistan)
http://www.fifa.com/mm/ProfileTool/Referee/196867.jpg
Final maçını İngiliz Howard Webb yönetti ama turnuvaya damgasını vuran hakem Özbek Irmatovdu.2008 FIFA Kulüpler Şampiyonası finalini yönetmesine rağmen Dünya Kupası açılış maçına çıkmasına şüpheyle yaklaşılıyordu. Harika performansıyla şüpheleri boşa çıkardı, Arjantin-Almanya ve dünya üçüncülüğü maçı dahil 5 iyi müsabaka yönetti.
21-FİFA'nın Gelirleri.
Turnuva sonrası ekonomik veriler yakında açıklanır ama başlamadan beklentiler şu şekildeydi.
Sadece yayın ve sponsorluk geliri 3.3 milyar dolardı.Kupası sonrası net 1 milyar dolar gelir hesaplıyorlardı.
(Turnuva öncesi bir yazı)

FIFA banka gibi
FIFA’nın son dönemdeki bu gelir artışında en büyük pay sponsorluklardan ve yayın hakları satışından geliyor. İngiltere merkezli sponsorluk araştırmaları şirketi Sportscal’a göre 2007-2010 yıllarını kapsayan dört yıllık dönemde FIFA’nın toplam geliri 3.4 milyar dolara ulaşacak. 
Bunun büyük bir bölümü dünya kupası bağlantılı anlaşmalardan sağlanacak. 2003-2006 döneminde ise FIFA’nın gelirleri 2.3 milyar dolar düzeyinde bulunuyordu. FIFA, sadece 2010 Dünya Kupası yayın haklarından 2 milyar 290 milyon dolar elde etti.
Bunun 1 milyar 310 milyon dolarlık kısmı Avrupa’daki yayın haklarından geliyor. FIFA 2014 Dünya Kupası’nın bazı bölgeler için yayın haklarını da 2010’la beraber satarak şimdiden 2 milyar 50 milyon dolarlık geliri garantiye aldı. Brezilya’daki kupa yaklaştıkça muhtemelen bu rakam daha da büyüyecek. 2010 ve 2014’teki iki turnuva için en fazla yayın hakkı ödeyen iki ülke ise İtalya ve ABD oldu. İtalya 444 milyon dolar, ABD ise 425 milyon dolar ödedi.

2.5 milyar dolar harcadı
Ülkeler, Dünya Kupası’nı organize etmek için adaylıklarını koyarken işin sadece sportif yönünü değil, ekonomik yönünü ve tanıtım yönünü de hesaba katıyor. Güney Afrika (GA) hükümeti, gelişmekte olan ülkeler sınıfında bulunmasına ve nüfusunun yüzde 40’a yakını yoksulluk sınırının altında olmasına karşın 2010 Dünya Kupası organizasyonu için önemli bir bütçe ayırdı. Hükümet, altı yıl önce 2010 Dünya Kupası Organizasyon Komitesi’ne tamamen kamu bütçesinden stadyum inşaatları için 1.2 milyar dolar, altyapı yatırımları için de 962 milyon dolar tahsis etti. Takip eden yıllardaki ek bütçelerle Güney Afrika’nın 2010 Dünya Kupası için toplam yatırımı yaklaşık 2.5 milyar dolara kadar yükseldi.
FIFA da organizasyonun eksiksiz gerçekleşebilmesi için 700 milyon doları Güney Afrika’da olmak üzere toplam 1..2 milyar dolar harcamayı taahhüt etti. 2002 Dünya Kupası’nı organize eden iki ülkeden Japonya yeni stadyumların inşası ve altyapı yatırımları için toplam 4.6 milyar dolar harcadı. Güney Kore’nin yatırımı ise yaklaşık 3.1 milyar dolardı.

ABD 4 milyar kazanmıştı
Kupa sonrası Güney Kore’ye 140 milyon dolar, Japonya’ya ise 46 milyon dolar kaldı. Almanya’daki 2006 Dünya Kupası’nda ise stadyum inşaatları için 2.2 milyar dolar ve diğer altyapı çalışmaları için 2.3 milyar dolar harcanmıştı.
Kupanın ardından vergiler ve FIFA payı çıkarıldıktan sonra organizasyon komitesine 92.2 milyon dolar kaldı. Getirinin diğer kısmı ise ev sahipliğine paralel olarak ekonomik canlanma, turizm gelirlerinin artışı gibi dolaylı kalemlerden sağlanıyor.
1994’te Dünya Kupası’na ev sahipliği yapan ABD’nin 4 milyar dolarlık ek gelir sağladığı öne sürülmüştü. Japon Dentsu Enstitüsü, 2002 Dünya Kupası sayesinde ülke ekonomisinde 26.5 milyar dolarlık bir canlanma olacağını öngörmüştü. Güney Kore kalkınma enstitüsü de 2002 Dünya Kupası’nın GSYİH’ye yüzde 2.2 düzeyinde etki edeceğini hesaplamıştı.
Alman iktisatçı Bernd Rahmann, Almanya Futbol Federasyonu’na kupa öncesi hazırladığı raporda 2006 Dünya Kupası’nın ülke ekonomisine 2.3 milyar dolarlık bir katkı sağlayacağını öngörüyordu. Güney Afrika için daha mütevazı ekonomik etki tahminleri yapılıyor. Bir danışmanlık şirketi, Dünya Kupası’nın ekonomik etkisinin Güney Afrika’ya 6.6 milyar dolar katkı sağlaması bekleniyor. FIFA’nın tahminine göre Güney Afrika’ya gelecek turist sayısı 450 bin civarında olacak.
FIFA ne ödüyor?
FIFA, 2006’da 32 milli takıma toplam 261 milyon dolar öderken bu rakamı 2010 Dünya Kupası’nda yüzde 61 oranında artırdı ve 420 milyon dolara yükseltti.
Öncelikle turnuvadaki her milli takım 1 milyon dolarlık kamp ve konaklama yardımına hak kazanıyor. Sonra grup maçlarında elenenler dahil her takım başarısına göre ödüllendirilecek. Şampiyon milli takımın kasasına 30 milyon dolar girecek. Ayrıca, futbol kulüpleriyle 2007’de yaptığı anlaşmaya göre FIFA, Dünya Kupası’na gönderilen her oyuncu için de kadroda yer aldığı gün başına 1600 dolar ödeyecek. Bu tazminatların toplamı da 40 milyon doları bulacak. 

22-TRT Yayıncılığı.
 Ne yazık ki yayıncı kuruluş gerek bilgisiz spikerleri ile gerek çok tartışılan yorumcusu Ömer Üründül ile gerekse de maç öncesi ve maç sonrası yorum programlarıyla sınıfta kaldı.Başarısızdılar.Maç yorumları için biter bitmez NTV SPOR'a geçtim.Final maçını anlatan Spor Müdürleri Yalçın Çetin öyle aymaz bir şekilde
maç sonrası abuk subuk kendi reklamlarını yaparken ,Bursaspor'un hazırlık maçlarını yayınlıyoruz bilmem ne derken kupa ve madalyalarını alıp şeref tribününden inen İspanyol futbolcuları iki taraflı dizilmiş alkışlarla tebrik eden Hollanda'lı futbolcuların bu mükemmel centilmenlik gösterisini bile anlatamadı.Yuhhh dedim yuhhhh.
23-Teknik değerlendirmeye geçmeden son olarak ,İspanya Milli takımının Madrit'teki Şampiyonluk gösterilerini ve bize izleme imkanı sağlayan NTV SPOR'a teşekkür etmeden geçmeyeceğim.
Mükemmeldi sevinç gösterileri.Tüylerim diken diken oldu.Bu yönü ile de hakettiler kupayı İspanyollar.
Ayrıca çok önemli bir noktada ,kutlamalarda tek bir bayrak altında tek yumruk olabilmeleri.
İspanya da ayrılıkçı hareketler malum.Katalanlar,Basklar,Endülüsler v.s..İspanya BaşbakanıZapatero, İspanya Milli Takımı'nın tarihinde ilk defa Dünya Kupası'nı kazanmasıyla ilgili olarak, 'Bu zafer, ulusal birlik ve güveni tekrardan elde etmemize yardımcı olabilir' dedi.Kutlamalarda en çok sevinç gözyaşı dökenlerin ayrılıkçı Katalanlar olması çok dikkat çekiciydi.
24-Kupanın Şarkısı Shakira'nın söylediği ''Waka Waka'' da çok güzeldi.

2010 Dünya Kupasının Ardından.(1)


http://www.turkmanga.net/wp-content/uploads/2010/06/2010-Dunya-Kupas%C4%B1.jpg
ŞAMPİYON İSPANYA
ŞAMPİYON 
 
click to 
zoom


click to
 zoom
http://img130.imageshack.us/img130/7289/26810605.jpg
FİNAL SIRALAMASI
http://img96.imageshack.us/img96/2580/57951820.jpg
 ALTIN TOP
http://img443.imageshack.us/img443/4913/62486307.jpg
 ALTIN AYAKKABI
http://img194.imageshack.us/img194/1367/51640026.jpg
 ALTIN ELDİVEN
http://img709.imageshack.us/img709/3043/47745572.jpg
 FİFA FAIR PLAY 
http://img685.imageshack.us/img685/2171/54666774.jpg
 EN İYİ GENÇ OYUNCU
http://img693.imageshack.us/img693/8378/49729186.jpg
FİNAL MAÇININ ADAMI
http://img191.imageshack.us/img191/2681/39859261.jpg

SAYILARLA KUPA
  Dünya Kupasında oynanan 64 maçta 145 gol atıldı ve kupanın gol ortalaması 2,27 oldu. 2006'da Almanya'da düzenlenen kupada 147 gol atılmış ve gol ortalaması 2,3 olmuştu.

Final maçında İspanyol İniesta'nın Hollanda'ya attığı gol, kupa tarihindeki 2064. gol oldu.

Atılan Gol  145                                                                                                                                          

En hızlı gol: 3. dakikada Thomas Müller (Almanya-Arjantin maçı 4-0)

En çok gol atan takım: Almanya (16 gol)

En az gol yiyen takım: Portekiz ve İsviçre (1 gol)

Kendi kalesine atılan gol: 2

Gol olan penaltı: 9

Kaçan penaltı: 6

Gösterilen sarı kart: 258 

Gösterilen kırmızı kart: 10                                                                                                                  

·         Dünya Kupalarının 8. Şampiyonu: İSPANYA (1 kez)
·         Dünya Kupalarında 3 kez final oynayıp şampiyon olamayan takım: HOLLANDA
·         Dünya Kupalarına en çok katılan takım: BREZİLYA (19 kez)
·         Dünya Kupalarında en çok final oynayan takım: BREZİLYA, ALMANYA (7 kez)
·         Dünya Kupasını en çok kazanan takım: BREZİLYA (5 kez)
·         Dünya Kupalarında en çok maç yapan takım: ALMANYA (96 kez)
·         Dünya Kupalarında en az maç yapan takım: ENDONEZYA (1 kez)
·         Dünya Kupalarında en çok gol atan takım: BREZİLYA (206 kez)
·         Dünya Kupasında gol atamayan takımlar: Trinidad Tobago, Endonezya, Kanada, Çin,Kongo.
·         Dünya Kupalarında en çok maç kazanan takım: BREZİLYA (66 kez)
·         Dünya Kupalarında en çok berabere kalan takım:  İTALYA (21 kez)
·         Dünya Kupalarında puan alamayan takımlar: Endonezya,Irak ,Togo, Kanada, BAE,Çin, Kongo, Haiti, El Salvador.

  2010 Güney Afrika – Takım İstatistikleri:
·         En çok gol atan takım: ALMANYA (16 kez)
·         En çok şut çeken takım: İSPANYA (121 kez)
·         En çok isabetli şut çeken takım: URUGAY (46 kez)
·         En çok faul yapılan takım: Hollanda (126 kez)
·         En çok elle oynayan takım: HOLLANDA (10 kez)
·         En çok faul yapan takım: İSPANYA (136 kez)
·         En çok kırmızı kart gören takım: AVUSTRALYA (2 kez)
·         En çok sarı kart gören takım: HOLLANDA (23 kez)
·         En az sarı kart gören takım: HOLLANDA (22 kez)
·         En çok gol yiyen takım: K.KORE (12 kez)
·         En çok penaltı atan takım: GANA (2 kez)
·         Kendi kalesine gol atan takım: G.KORE, DANİMARKA
·         Kendi ceza sahasından gol yemeyen takım: İSPANYA
·         Ceza sahası içinden en çok gol atan takım: ALMANYA (15 kez)
·         Ceza sahası dışından en çok gol atan takım: HOLLANDA (5 kez)
·         En karavanacı takım: İSPANYA (58 kez)
·         En çok frikik atan takım: HOLLANDA (14 kez)
·         En çok ofsayta düşen takım: Hollanda (29 kez)
·         En çok asist yapan takım: ALMANYA (14 kez)
·         En çok pas yapan takım: İSPANYA (4752 kez)
·         En çok isabetli pas yapan takım: İSPANYA (3803 kez)
·         En çok korner atan takım: İSPANYA (56 kez)
·         En çok taç atan takım: İSPANYA (152 kez)
·         En çok koşan takım: İSPANYA (767 km)
·         En hızlı takım: MEKSİKA (32,15 km)
 2010 Güney Afrika – Oyuncu İstatistikleri:
·         En çok atak yapan oyuncu: Sergio Ramos - İspanya (31 kez)
·         En çok isabetli şut çeken oyuncu: David Villa – İspanya (17 kez)
·         En çok karavana şut çeken futbolcu: Asamoah Gyan – Gana (18 kez)
·         En çok sarı kart gören oyuncu: Caceres - Paraguay (3 kez)
·         En çok faul yapılan oyuncu: Mark van Bommel – Hollanda (17 kez)
·         En çok faul yapan oyuncu: Luis Suarez – Uruguay (15 kez)
·         En çok pas yapan oyuncu: Xavi – İspanya (669 kez)
·         En çok isabetli pas yapan oyuncu: Xavi – İspanya (544 kez)
·         En çok koşan oyuncu: Xavi – İspanya (80,2 km)
2010 Güney Afrika – Karşılaşma İstatistikleri:
·         En çok gol atılan maç: Portekiz – K. Kore (7 kez)
·         En çok şut çekilen maç: Uruguay – Gana (23 kez)
·         En az şut çekilen maç: Fildişi Sahili – Portekiz (3 kez)
·         En çok ofsayta düşülen maç: Hollanda - İspanya (13 kez)
·         En çok atak yapılan maç: Danimarka – Japonya (34 kez)
·         En çok kart gösterilen maç: Hollanda - İspanya (12 sarı, 1 kırmızı)
·         En çok pas yapılan maç: Almanya – İspanya (1031 kez)
·         En çok koşulan maç: ABD – Gana (288,55 km)

 ------------------

Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği (FIFA), Dünya Kupası finalinde Hollanda'yı 1-0 yenerek şampiyon olan İspanya'ya 23,7 milyon avro ödül verecek.

Kupada 2.olan Hollanda'da FIFA'dan 19 milyon Avro alacak.

FIFA, ayrıca yarı finalde elenen Almanya ve Uruguay'a 15,8'er milyon avro, çeyrek finalde elenen Arjantin,Brezilya, Gana ve Paraguay'a 14,2'şer milyon Avro ödül verecek.

Kupada 2. turda elenen takımlar 7,1'er milyon avro, gruplarda elenen takımlar ise 6,3'er milyon avro alacak. 

 *********

Kupa tarihinin en çok kart çıkan finali

 İspanya'nın Hollanda'yı 1-0 yenerek dünya kupasını kazandığı final maçı, kupa tarihinin en çok kart gösterilen maçı oldu.

Karşılaşmada 14 sarı ve 1 kırmızı kart gösterildi. Hollanda'dan 8, İspanya'dan 5 oyuncu sarı kart gördü.

Hollandalı Heitinga, 2. sarı karttan kırmızı kart görerek  oyun dışında kaldı.

 Dünya Kupası'na sarı kart uygulamasına 1966'da başlandı.

1966'dan beri oynanan finallerde gösterilen sarı ve kırmızı kart  sayıları şöyle:

2010: 14 sarı, 1 kırmızı
2006: 4 sarı, 1 kırmızı
2002: 2 sarı
1998: 5 sarı, 1 kırmızı
1994: 4 sarı
1990: 3 sarı, 2 kırmızı
1986: 6 sarı
1982: 5 sarı
1978: 4 sarı
1974: 4 sarı
1970: 2 sarı
1966: 1 sarı

 *************
 Gönülsüz Rekortmenler
Serdar Taşçı 1 dakika oynadı. Milito tek şut atamadı. G.Koreli Kim Dong Jin sadece 80 metre koştu... İşte Dünya Kupası’ndaki en kötü rekorların sahipleri.


0: Cezayir ve Honduras turnuvayı gol atamadan tamamladı.
0: Arjantin'de Diego Milito, kaleye tek şut atamadan kupayı kapattı.
1: Serdar Taşçı (Almanya) Barron (Y.Zelanda), Kim Dong Jin (G.Kore), Eggimann (İsviçre) ve Petras (Slovakya), sadece 1 dakika forma giyebildi.
2: Dünya Kupası’nda en  çok kırmızı kartı Avustralya gördü.
3: En az isabetli şutu  Yeni Zelanda attı.
3: En az korneri Yeni Zelanda kazandı.
3: En fazla sarı kart görenler De Jong, Van der Wiel (Hollanda), Caceres (Paraguay) oldu.
Hakan Yakın voleybolcu gibi
3: En çok elle oynayanlar Hakan Yakın (İsviçre), Suazo (Honduras), Cavani (Uruguay), Altidore (ABD), Vidal (Şili), Wesley Sneijder (Hollanda) oldu.
10: En çok elle oynayan takım Hollanda’ydı.
11: En az atak yapan takım Yeni Zelanda. Van Persie en çok ofsayta düşen isim.
12:Kuzey Kore, 3 maç yapmasına rağmen en çok gol yiyen takım oldu.
%17: Cezayir ve Honduras denedikleri şutlarda en karavanacı takımlar oldu.
19: En çok faulü Japon Honda yaptı.
22: En çok sarı kartı Hollanda gördü.
Hollandalılar ofsayta düştü
29: En çok ofsayta Hollanda düştü.
%60: Pas yüzdesi en düşük takım Japonya’ydı.
128: En çok faulü Hollanda yaptı.
36: En çok top kaybı yapan isim Gana kalecisi Kingson.
80 metre
1 dakika oynayan G.Koreli Kim Dog Jin, en az koşan futbolcu oldu.
26 km/saat
Kupanın en yavaş takımı Kuzey Kore oldu.


*******************

  Finali 215 ülkede 700 milyondan fazla kişinin izlediği söylendi.

*************************

ŞAMPİYON İSPANYA'NIN İSTATİSTİKLERİ   

TAKIM

 Pas : 3803 (İspanya)           

Katedilen mesafe: 767.39 km (İspanya)

 Toplam şut: 121 (İspanya)

Kaleyi bulan şut: 46 (İspanya-Uruguay)

Toplam hücum: 107 (İspanya)

Orta: 162 (İspanya), Taç: 152 (İspanya)

Maruz Kalınan Faul: 134 (İspanya)

Gol: 16 (Almanya), Asist: 14 (Almanya)

Ofsayt: 29 (Hollanda), Yapılan Faul: 126 (Hollanda)

Kaleci Kurtarışları: 28 (Almanya)

Sarı Kart :  22 (Hollanda)

Kırmızı Kart : 2 (Avustralya)

 Elle Oynama: 10 (Hollanda)

 OYUNCU                                 

Şut : 17 (D.Villa- İspanya)    

Pas : 669 (Xavi-İspanya)   

Orta: 42 (Xavi-İspanya) 

 Katedilen mesafe: 80.20 km (Xavi-İspanya)

Yapılan Faul: 19 (Keisuke Honda-Japonya

 Maruz Kalınan Faul: 26 (Andres Iniesta-İspanya)

 Sarı Kart: 3 (Nigel De Jong-Gregory Van Der Wiel-Hollanda) (Victor Caceres-Paraguay)

12 Temmuz 2010 Pazartesi

İSPANYA DÜNYA ŞAMPİYONU : 0-1 !!!!!!!!!!


Spain celebrate winning the 2010 FIFA World Cup South Africa 
Final

click to zoom
3.JPG
http://img15.imageshack.us/img15/4154/43643678.jpg
BOĞA KARNAVALI

************************************************************
* İspanya'yı tebrik etmek lazım.Hakederek kazandılar.Barcelona altyapısı La Masia orijinli Casillas + Ramos gibi R.Madrit'li takviyeler ve Torres,Capdevilla,Navas gibi diğerleri ile oluşan  altın jenerasyon 2008 Avrupa Şampiyonluğundan sonra 2010 Dünya Kupasını da kazandı. Euro 2012 Polonya-Ukrayna'nın da açık favorisiler.Özü hızlı pas oyununa dayalı total futbol galip geldi.Kimilerinin dediği gibi ''Cruyff'un öz değil üvey çocukları kazandı'' .Cruyff temellerini Barca altyapısında attığı bu futbolun en büyük destekçisi olduğunu maç öncesi açıklamaları ile gösterdi ve her zaman İspanya'nın oynadığı bu futbolu tercih ettiğini söyledi.
 Ne ilginçtir ki total futbolun ilk uygulayıcısı Hollanda'lılar dün akşam bırakalım kendileri bu futbolu oynamayı,tamamen İspanya'nın total futbolunu bozmak  için kirli futbola yöneldiler.
  Tamam anladılar artık eski futbollarının netice vermediğini ''Hatice değil netice önemli dediler'' ve prensibi önce savunma olan Feyenoord kökenli Maarwijk ile yeni bir anlayışa girdiler.
Sonuçta aldılar.Zira elemeler ve burada finale kadar hep kazandılar.25 maçtır kazanıyorlardı,son maçı da kazanmak için başka çareleri de yoktu ve tekme tokat,bol faullü oynatmama ve Robben'in kontraatakları + Sneijder'in uzaktan yoklamaları ile 1 tane gol sıkştırayım felsefesi ile çıkmışlardı sahaya.İlk yarım saatte tekmelerinin neticesini aldılar çünkü İspanya bilindik organizasyonunu yapamıyordu.İngiliz hakem aslında sarı kartlarla buna mani olmaya çalıştı ama maçın kaderini etkileyecek bir hata yaptı ve daha sanırım 20-25.dakikalardı De Jong'un rakibin göğsüne tekmesindeki açık kırmızı kartı es geçip sarı kart ile geçiştirdi.Çok yanlış bir karardı.
 Hollanda kendisine yakışmayacak (başka şansları olmamasına rağmen) bu anti futbol - kirli futbol - sonucu sahayı 8 sarı,1 kırmızı kart ile terketti.Haklı olarak sinirlenip karşı tepki gösteren İspanyollar da kart furyasından nasiplerini aldılar.Onlar da 5 sarı kart ile bitirdiler.Böylece rekor kartlı bir final oldu.14 sarı 1 kırmızı kart.(2 sarıdan kırmızıydı).Hollanda da kaleci ile birlikte sarı kart görmeyen  tek isim Sneijder oldu.
  Futbola dönersek;tabii Hollanda'nın bu sert müdahaleleri neticesinde orta sahadan hücuma pas kanalları,bağlantıları işlemeyince David Villa'da etkisiz kaldı.Hollanda'nın bu futbol anlayışı 
82 İspanya'da İtalya'nın oynadığı oyunu anımsattı bize.Zaten total futboldan uzaklaşmışlardı bu anlayışla futbola da ihanet ettiler denilebilir ama günümüzde önemli olan da sonuç.Aynısını İnter yaparak Barcelona'yı elemedi mi ?
  İkinci yarıda da görüntü değişmedi.Hollanda beklediği  Robben kontraataklarından 2 tane yakaladı.Robben Allahı var yalnız domuz gibi güçlü ve hızlı gidiyor.Sırtına Puyol gibi bir aygırı aldı banamısın demedi.
Kaleci Casillas'ın son anda sağ ayağı ile müdahalesi golü önledi.İkinci de de başarılıydı.
İspanya'da buldu pozisyonları ama D.Villa şanssızdı ve İniesta'nın ,Fabregas'ın bencillikleri de golü önledi.Del Bosque'nin Fabregas'ı alması doğru bir hamleydi.Giderek yorulan Hollanda'ya üstünlük sağladılar.Normal sürede beklenen gol gelmedi ve uzatmada beklenen kırmızı kart ve akabinde İniesta'nın Altın golü kulaklara İlker Yasin'in ''İniestaaaaa İniestaaaa ,(bu kez Hollanda) Yastaaaaaa'' klişesini getirdi.
 Neticede başta dediğim gibi İspanya hakederek kazandı.Hollanda'yı severim aslında Van Bommel gibi gs efekti futbolcu müsveddesine rağmen ama sadece Robben + Sneijder ile bu kadar olurdu.Umarım 3.kaybettikleri finalden sonra 4.sünü kazanırlar.İspanya ise 1960'daki 4.lükten sonra ilk kez finale çıkıp hem de ilk maçını kaybederek,kendi kıtası dışında bir finali kazanan ilk ekip olma gibi ünvanları da kazanarak mutlu sona ulaştı.

* Finali 215 ülkede 700 milyondan fazla kişinin izlediği bildirildi.

 * İspanya bu turnuvayı (Finaller rekoru olan) yalnızca 3 farklı skorerle şampiyon tamamladı.


* Şampiyon İspanya  23,7 milyon avro ödül alacak.2.Hollanda 19 milyon Avro alacak.

11 Temmuz 2010 Pazar

Almanya Bir kez daha Dünya 3.sü.3-2

Almanya 3. oldu..

 URUGUAY: 2 - ALMANYA: 3

Stat: Nelson Mandela Bay

Hakemler: Benito Archundia (Meksika), Hector Vergara (Kanada), Marvin Cesar Torrentera Rivera (Meksika)

Uruguay: Fernando Muslera, Diego Lugano, Diego Godin, Jorge Fucile, Maximiliano Pereira, Diego Perez (Dk. 77 Walter Gargano), Egidio Arevalo, Edinson Cavani (Dk. 88 Sebastian Abreu), Martin Caceres, Luis Suarez, Diego Forlan

Almanya: Hans-Joerg Butt, Marcell Jansen (Dk. 81 Toni Kroos), Arne Friedrich, Per Mertesacker, Jerome Boateng, Thomas Müller, Dennis Aogo, Sami Khedira, Bastian Schweinsteiger, Cacau (Dk. 73 Stefan Kiessling), Mesut Özil (Dk. 90+1 Serdar Taşçı)

Goller: Dk. 19 Müller, Dk. 56 Jansen, Dk. 82 Khedira (Almanya), Dk. 28 Cavani, Dk. 51 Forlan (Uruguay)

Sarı kartlar: Dk. 5 Aogo, Dk. 7 Cacau, Dk. 90+3 Friedrich (Almanya), Dk. 61 Perez (Uruguay)

İstatistikler: Uruguay Almanya
Topla Oynama Yüzdesi: 48 52
Şut Sayısı: 16 18
Kaleyi Bulan Şut Sayısı: 7 7
Korner: 6 12
Ofsayt: 2 3
Faul: 13 11
Sarı Kart: 1 3
Kırmızı Kart: - - 

ALMANYA 4. KEZ DÜNYA 3.'SÜ
Uruguay'ı önce öne geçtiği, sonra geriye düştüğü maçta 3-2 mağlup eden Almanya, 2010 Dünya Kupası'nın 3.'sü oldu. Almanya daha önce 1934, 1974 ve 2006 Dünya Kupaları'nda da 3. olmuştu. 2002'de finalde Brezilya'ya yenilerek 2'nci olan Almanya, böylece son 3 Dünya Kupası'nda ilk 3'e girmiş oldu. 3 kez kazandığı Dünya Kupası'nda 7 kez final oynayan Almanya 11'inci kez ilk 3 takım arasında yer aldı.

URUGUAY YİNE KAZANAMADI
Daha önce Dünya Kupaları'nda 2 kez 3.'lük maçı oynayan; 1954'te Avusturya'ya, 1970'de Batı Almanya'ya yenilen Uruguay, talihini Almanya karşısında da değiştiremedi ve yine 4.'lükle yetindi.

URUGUAY'IN 82 YILLIK HASRETİ
82 yıldır Almanya'yı yenemeyen Uruguay, bu mağlubiyetle, kupayı 4'üncü sırada tamamladı. Güney Amerika ekibi, Almanya'yı son olarak 1928'de yenmişti. 

*******************************************************************
 ''Futbol 22 kişi ile oynanan ama sonunda Almanların kazandığı bir oyundur'' sözü bir kez daha gerçekleşti.
Almanların müthiş balı ve Kaleci Muslera bir kez daha 3.lük getirdi.
Kaybedenlerin maçı olarak angarya görülse de '' Tarihte Dünya 3.lüğü yazması'' da önemli bir şeydir.
Klose,Podolski ,Lahm ve Kaleci Neuer'in Grip,sakatlık v.s. gibi nedenlerle olmamasını Uruguay değerlendiremedi.Yerlerine oynayan oyuncular onları arattı aslında.Fakat turnavanın başlarında iyi bir görüntü çizen Muslera'nın çok kötü performansı - adeta hediye etti maçı - Almanlara yardımcı oldu.
Tabii ki de şans da büyük faktördü.3.golün karambolde Kedira'nın bomboş önüne düşmesi ve son saniyedeki temdit frikiğinin direkten auta gitmesinden belli kaderin Almanlara güleceğini.
 Kupaya damgasını vuran yıldızlardan Forlan ve Müller'in gene gol atmaları,turnuvanın en iyi 11'ine girmesi kesin olan Schwansteiger'in ilk kez hata yapması ve gole mal olması,Luis Suarez'in bencilliği,son 20 dakikada
Uruguay'ın bitişi ve Tabarez'in buna çok geç müdahale edip Gargano'yu alması bu maçla ilgili akıllarda kalan diğer notlardı.
 Sonuç olarak,kupaya genç bir kadro ve Ballack'sız geldiği için az şans verilen Almanya oynadığı futbol ve takım içi yıldızları ile otoriteleri şaşırtarak 2006'dan sonra bir kez daha 3.oldu ama asıl önemlisi 2014 Brezilya için ümit topladı.Zira bu genç kadro çekirdek oluşturabilir.
Uruguay'a gelince ;fikstür avantajı vardı denilebilir ama ilk Fransa maçından sonraki Forlan'ı biraz arkaya çekerek sistem değişikliği ve Forlan'ın takımın yıldızı ve liderliğinde iyi bir takım görüntüsünde uzun yıllar sonra 4.lükle başarılı bir kupa geçirdiler.Forlan,Suarez,Cavani,Lugano,Godin,Arevalo,Perez,Fucile çok iyi oynayan oyunculardı.
 Arevalo demişken aklıma geldi TRT Spikeri Alper Bakırcıgil'in aymazlığı.Arevalo'ya çooooook uzun bir süre Arbeloa diye hitap etti.Herhalde uyarı geldi ki çok sonra değiştirdi.

Etiketler