Fenerbahçe Futbol Transferleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fenerbahçe Futbol Transferleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ocak 2012 Cumartesi

Hoşgeldin Moussa Sow !!!

pic.twitter.com/KmwyECG2
*Öncelikle Hoşgeldin Musa.Başarılar dilerken,transferde emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.
* Şu şartlarda böyle bir transfer yapmak FENERBAHÇE'nin ne kadar BÜYÜK bir kulüp olduğunun bir kez daha TESCİLİDİR.
* Aynı zamanda bu transfer ''şike tertibi''ne atılmış EN BÜYÜK TOKAT'tır.
''Biz kendimize güveniyoruz,TEMİZ'iz demektir.
* Bu transfere Fenerbahçe'lilerin sevinmesinden çok ''Ezik Bukalemun tayfası''nın dertlenmesi,en çok yorumu yapması,mok atması enteresandır.
* Daha düne kadar ''Sow gelmez'', ''Bu adam düşecek bir takıma niye gelsin ? ''
''Sow Bank Asya'ya mı gelecek ? '' ,''Sow'da pürüz'',''Sow gelmiyor'',''Sow İngiltere'yi istiyor'' v.s. gibi türlü türlü yavşaklık yapan Fenerbahçe düşmanı 
şerefli (!) QTM ve Ezik Bukalemungiller tayfası hala inanamamanın hüsranı ile
''Fenerbahçe düşürülmeyeceğinin garantisini aldı'',''Fenerbahçe MAA ile anlaştı''
diye ciyak ciyak ağlaya dursun,bugün bile ''Fenerbahçe düşürse Sow serbest kalır'' zırvasını öne sürmekten geri kalmadılar.Çok şerefli (!) yavşak QTM anladık hazım sorununuzu giderek Soda yok piyasada da çekemiyorsanız anten takın :))
* Bu ezik tayfasının sözcülüğünü de İlker Yasin'e veriyoruz.Trabzon'a koyduğu maçta golünden sonra ''Bir ara Fenerbahçe'nin de transfer listesindeydi.Artık Almak mümkün değil''demişti.Mümkün müymüş İlker Yasin ? Ahahaha
               
*Ha bir de uydurdukları şu ''6 yıl önce Senegal'den Sakaryaspor'a gelmişti''
balonunu da Hasan Çetinkaya patlattı :))
''Sow'un 6 yil once Sakarya'ya geldiği haberi tamamen uydurma bir haber.Fransa'da doğup büyümüstür.Senegal'de hiç yaşamamıştır.''
* Altyapısını FC Mantes takımında almıştır.10 yaşında doğduğu kasabanın (Mantes la Jolie) takımında başlamış.16 yaşında Amiens'e gitmiş.
2003'te Rennes takımın alt yapısına geçmiştir.İlk maçına 18 yaşında Metz karşısında çıkmıştır.İlk golünü 24 Ekim 2006'da (20 yaşında) Fransa Kupasında Son 16 maçında 2-0 kazandıkları Lille maçında atmıştır.
Milli takımda ise ilk maçında 5 Eylül 2009'da Angola karşısında çıkmış,ilk golünü de 5 Eylül 2010'da 4-2 kazandıkları Demokratik Kongo'ya atmıştır.
Milli takımda 16 maçta 6 gol atmıştır.
* Altyapı Milli takımlarında (U19-U21) Fransa forması ile oynadıktan sonra A Milli takımlar seviyesinde Senegal'i tercih etmiştir.2005'te Fransa U19 takımı ile Avrupa Şampiyonu olmuştur.
 25 golle Gol Kralı olduğu 2010 - 2011 sezonunda sonra Ülkesinde ''Yılın Futbolcusu''seçildi.
Lille tam 47 yıl sonra Lig 1 şampiyonluğuna ve 46 yıl sonra ise Fransa Kupası'na uzanırken Sow, bu büyük başarının baş mimarlarından oldu.
* Etoo'yu örnek aldığını söylüyor.
* Tüm çalıştığı hocaları tarafından ''Gelişmeye Açık'' olarak nitelendirildi.
O yüzden Rennes karnesinde 82 maç 12 gol atması düşük gibi görülse de (20-24 yaş) Lille karnesinde (2010-2012 / 24-26 yaş) görülen 54 maç 32 gol fevkalededir.Gerçi Bukalemungiller tayfası bunda Eden Hazard ve Gervinho'nun büyük katkılarını gösteriyor.Hatta Gervinho'nun gidişinden sonra önceki sezon Gol Kralı olduğu 25 gol'den bu sezon düşüş gösterdiğini ileri sürüyorlar.
 Bunların hepsi hezeyandır.Burada Alex gibi bir asist ustası olacak arkasında,Stoch,Emre,Dia hatta belki Krasiç olacak.
* Bizde Niang'ın veliahtı gibi görülecektir ancak oyun stili olarak Niang'a benzemiyor.Daha çok Emenike stilinde bir santrfor.
* Güçlü,patlayıcı hızlı,bitirici,aralara,defansın arkasına çabuk kaçabilen bir santrfor.Her iki ayağını da iyi kullanıp,sert şutlar atabiliyor.
Kafa toplarında da etkili.
* Kafalarda tek soru işareti ;2.bir Guiza olur mu ?
Biliyorsunuz Guiza da tek senelik patlama ile Mallorca'da 27 gol atarak Gol Kralı olarak gelmişti.Sow'da 25 gol atarak Gol Kralı oldu.Gözüken veriler yeni bir Guiza olmaz diyor.İnşaallah diyelim.Guiza değil,Niang olsun (verim açısından)
* Türkiye Ligi sert bir lig.Bol miktarda kazma stoperler mevcut.Hele rakip Fenerbahçe olunca daha bir kasaplaşıyorlar.Niang o fizikle başarılı olduysa,Emenike ortalığı savurduysa Sow niye başarılı olmasın ?
*Sow'un bir diğer özelliği ise 4-2-3-1,4-3-3 her sistemde oynayabilmesi.
Artı forvetin her yerinde oynayabilmesi.
*Ayrıca tapelere de alışkın :)))))))

* Kendisine iyi referans veren Niang ve Dia'ya da teşekkürler.
Niang şöyle demiş ;
"Sow, çok iyi hedefleri olan bir oyuncu. F.Bahçe çok iyi bir seçim yaptı. Sow, F.Bahçe ile ilgili sorular sordu. Doğruları, içimden geleni söyledim. Takımda muhteşem arkadaşlık ortamı olduğunu, saygı değer bir teknik adamla çalışacağını ve muhteşem bir taraftar olduğunu söyledim''
Dia ;
Issiar Dia ise, elleriyle F.Bahçeli yaptığı arkadaşını anlattı... Onu ikna ederken sarı-lacivertli taraftarlardan bahsettiğini söyleyen Senegalli, "F.Bahçe'nin çok büyük bir kulüp olduğunu, bize katacağı çok şey olduğunu söyledim. İstanbul'u, stadın atmosferini ve muhteşem F.Bahçe taraftarını anlattım.Sow'un en iyisini yapacağından eminim. Avrupa'nın büyük takımlarından da teklifler vardı. O da büyük bir takım olan F.Bahçe'yi seçti" 

9 Şubat 2011 Çarşamba

Hayırlı Olsun Alex De Souza !!!


Hayırlı ,Uğurlu Olsun ''KrAlex'' !!!!!!!!!!!
Gollere,asistlere,kapaklara devam.Ama artık kupalar eşliğinde...
Hadi bakalım.Allah yardımcın olsun.

25 Kasım 2010 Perşembe

Aziz Yıldırım'ın Sözcüsü Alaattin Metin : Yıldırım devre arası transfer yapmaz !!!


Yıldırım devre arası transfer yapmaz
Fenerbahçe'de teknik kadro da yönetim de transfer haberlerinden rahatsız.
En azından şu gidecek, bunlar gelecek söylentilerinin takımı da, futbolcuları da etkilediğini düşünüyor.
Formsuz olan futbolcuların moral bozukluklarını da buna bağlıyor.
Olabilir mi, olur. Bakın Cristian'a, Andre Santos'a, Diego Lugano'ya, Bilica'ya.
Yabancılar F.Bahçe'ye ilk geldiklerinde böyle miydiler?
Bir de geçen sene devre arasında Başkan Aziz Yıldırım'ın devre arası transferine karşı olan sözünü hatırlayın.
Ne diyordu başkan?
'Hiçbir kulüp iyi futbolcusunu vermez. Ara transferde sorunlular satılır.'

************
 Kimilerine göre Aziz Yıldırım'ın çantası,karakutusu ben daha hafif tabirle sözcüsü diyeyim
Alaattin Metin bugünkü akşam gazetesindeki köşesinde bunları yazmış.
 Yapmasın Yapmasın.
Alır gene Babayı.Ondan sonra gs ve bjk'ye 10 puan fark attık canım ne başarısızlığı der.
Önceki sezon Sivasspor'un arkasında kaldık,geçen sezon Bursaspor,bu sezonda Kayserispor'un arkasında kalırız bu kafayla.Kulüpler Birliği Başkanı Aziz Yıldırım'ın yeni misyonu Anadolu takımlarını kalkındırmak nasıl olsa değil mi ? O gs ve bjk'yi geçsin yeter.Şampiyon olmuşuz olmamışız - 3 yıl Şampiyonluk sözü verip sonra kıvırıp o bir hedefti dedik ne de olsa - önemli değil,kıçı kırık Anadolu takımlarına geçilmek önemli değil.
 O yüzden transfere ne gerek var canım.Guiza,Bilica,A.Santos,Baroni gibi Dünya yıldızları (!) şakır şakır katkı veriyor takıma,neden onları gönderip 2 tane eli yüzü düzgün orta saha ve sol bek'e yabancı oyuncu alalım.
Allah Allah FB taraftarı pardon müşterisi de hiç memnun olmuyor !!!!!!!!!!!!

4 Ağustos 2010 Çarşamba

İssiar Dia Fenerbahçe'de !!!!!!!!!!



click to zoom
Dia 1.JPG


Dia 2.JPG


Dia 3.JPG

Fransız gazeteciler‚ Kanaryanın yeni transferi Issiar Diayı anlattı.22/07/10 09:59



Sarı-Lacivertli takımın son olarak kadrosuna kattığı 23 yaşındaki Senegalliyi Hızlı ve spektaküler olarak niteleyen Fransız basın mensupları‚ Fenerbahçeye geçişine de şaşırdı: Dia bu ülkenin Robinhosu olabilirdi. Böyle bir oyuncunun Türkiyeye nasıl gittiğini anlamadık.


"TÜRKİYE´YE NASIL GELDİ?"

Issiar Dia bayıldığım tipte bir oyuncu. Bir kere‚ müthiş bir çalımcı. Topu alıp bütün sahayı katedebilecek kadar hızlı. Bu da kontratak oynayan bir takımın çok işine yarar. 3 yıl önce keşfedildi. Ancak sonra uzun süre istikrarsızlığı yüzünden geri planda kaldı. Arap ülkelerinden birine gitmeye hazırlanıyordu ki geçen sezon ondan beklenen oyunu sergilemeye başladı. Çok hareketli bir santrfor rolündeydi ama sık sık da kanatlara kaçmayı seviyordu.

Şutlarının kaleye isabet oranı hâlâ yeterli değil. Boyu nedeniyle doğal olarak hava toplarında da pek etkili değil. Bir karşılaştırma yapmak gerekirse Fransanın Robinhosu olabilirdi. Ama şunu söyleyebilirim ki bu transfer beni hayal kırıklığına uğrattı. Fransa Liginin gerçek yıldızlarından biri olabilirdi. Bu kadar yetenekli bir oyuncunun Türkiyeye gitmesi ancak parayla açıklanabilir. Fransadan ayrılmayı istiyordu. Ancak gideceği ülke İngiltere ya da İspanya olabilirdi. Bu ülkelerden onun için fazla teklif gelmedi. Nancy Kulübü de çok para kazanmak istiyordu. Bu parayı veren Fenerbahçe onu almayı başardı.

JEAN-SBASTIEN GROND-FOOTBALL.FR

"OLAĞANÜSTÜ İŞLER YAPAR"

Dia‚ Fransa Liginin en hızlı oyuncularından biriydi ve Nancy tribünlerinin de sevgilisiydi. Çok spektaküler bir oyuncudur. Tek başına olağanüstü işler yapabilir. Çok iyi çalım atar. Bu sayede takımına çok sayıda faul kazandırır. Geçen sezon bu özelliği sayesinde 5 penaltı yaptırdı.

Ayrıca çok hızlı. Geniş alan bulduğunda rakip kaleye çok kolay iner. Ama illa geniş alana ihtiyacı yok. Dar alanda bile 2-3 küçük hareketle rakiplerini ekarte edebilir. Nancyde Hadji sahadayken daha çok kanatta oynadı. O yokken ise santrfor olarak görev yaptı.

PIERRE-HENRI WEXLER EST RPUBLICAIN

HTSPOR / Alp ULAGAY

İssiar Dia Kimdir ?

Issiar Dia‚ 8 Haziran 1987 tarihinde Fransa´nın Sevres kentinde doğdu. Aslen Senegal asıllı olan sağ kanat oyunucusu futbola Montrouge FC 92 takımında başladı.2003 yılında Fransız Lig 2 takımlarından Amiens SC takımının altyapsına geçti. 2004 yılında bu takımda profesyonel olan oyuncu 45 maçta 8 gol kaydetti. 2006-2007 sezonunda AS Nancy takımına transfer oldu‚ bu takımda 2010 yılına kadar görev yaptı ve 137 maçta 17 gol attı.

Fransa milli takımının çeşitli yaş gruplarında görev yaptıktan sonra A milli takım tercihini Senegal´den yana kullandı.

Doğum yeri: 8 Haziran 1987 (23 yaşında)
Doğum Tarihi: Svres‚ France
Boyu: 172 cm
Kilosu: 73 kg
Mevkii: Orta Saha‚ Sağ Açık‚ Forvet

Fenerbahçemizin yeni transferi Issiar Dia, hücum hattının her bölgesinde sağ açık, sol açık veya santrafor mevkilerinde oynayabileceğini, ancak tercihinin sağ kanat olduğunu söyledi. Hızlı bir oyuncu olduğunu ve adam eksiltmeyi sevdiğini belirten Dia, Fenerbahçe’nin büyük Avrupa kulüplerinden biri olduğunu, Fenerbahçe’de oynamak için Fransa, İngiltere ve Almanya’dan birçok teklifi geri çevirdiğini ifade etti. Taraftarın büyüklüğüne izlediği Galatasaray maçında şahit olduğunu anlatan Issiar Dia, Türk futbolundan da övgüyle bahsetti.

Adam geçmeyi severim
Senegal asıllı oyuncu, ilk olarak kendisini Issiar denmesini tercih ettiğini belirterek,  "23 yaşında genç bir insanım futbolla çok alakalı biriyim ve bende futbol tutkusu var. Futbola genç yaşlarda başladım ve adım adım ilerleyerek kendimi şimdi de Fenerbahçe’nin televizyonunda buldum. 2 kız kardeşim,  2 de erkek kardeşim var. Kardeşlerim sıkça İstanbul’a geliyorlardı. Fenerbahçe’nin teklifini duyunca onlardan İstanbul hakkında tanıtıcı bilgiler aldım. İstanbul çok sıcak, insanlar misafirperver, kendi ülkeme benziyor. O nedenle çok hoşuma gitti. Ailemle birlikte İstanbul’da yaşamak istiyorum ve o nedenle Fenerbahçe’nin teklifini kabul ettim" cümleleriyle kendisi ve ailesi hakkında tanıtıcı bilgiler verdi.
Oyun tarzı hakkında da bilgiler veren Issiar, "Ofansif bir oyuncuyum. Hücum hattının hem sağında, hem solunda hem de forvetin ortasında oynarım. Birebir mücadeleyi çok seviyorum. Adam geçmeyi seviyorum. Defans oyuncularını geçmeyi severim. Umarım bunları Fenerbahçe’de de gösteririm Ancak sağ açıkta, sağ kanatta oynamayı tercih ediyorum.  Ama her iki kantata da oynarım. Geçen sezon Nancy’de sağ kanatta başarı oldum bu sene de Fenerbahçe’nin sağ kanadını güçlendirmek için transfer edildim. Umarım burada başarılı olurum" dedi. Kendisi hakkında bir değerlendirme yapması istendiğinde, zayıf ve güçlü yanları sorulduğunda ise Issiar, "Çok hızlı ve bire birde etkiliyim. Ancak her forvetin, her ofansif oyuncunun olduğu gibi; ben de defansif yönlerimi zayıf görüyorum. Bunları geliştirmek için Nancy’de olduğu gibi Fenerbahçe’de de çalışacağım" dedi.

Yurtdışındaki bir maça bu kadar taraftar geliyorsa…
Dün izlediği Galatasaray maçı ve bugün başta Can Bartu Tesisleri olmak üzere tesislerimize yaptığı geziler sonrası Fenerbahçe hakkındaki düşünceleri sorulduğunda ise Issiar,
"Fenerbahçe hakkındaki düşüncelerim pozitifti ama dünden beri bu düşünceler daha da iyi oldu. Fenerbahçe’nin çok önemli bir kulüp olduğunu daha iyi anlamaya başladım. Fenerbahçe’nin, yurt dışındaki bir derbi maçında bu kadar taraftarının olması beni çok şaşırttı. Şimdiden Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı’nda derbilerde tribünlerin nasıl olacağın merak etmeye başladım" dedi. Issiar Dia, taraftarımız hakkındaki görüşlerini ise, "Dünkü maçta ikinci yarıyı izleme şansı buldum. Taraftarlar muhteşemdi. Bu taraftar Fransa’da Marsilya ile karşılaştırabilir ama bence Marsilya taraftarı Fenerbahçe taraftar kitlesinden daha küçük ve önemsiz bir taraftar kitlesi" sözleriyle aktardı.

Senegal, kalbimin tercihiydi

Hedefleri ve kariyer planları hakkında ise Dia, "Fenerbahçe’ye geldim. Fenerbahçe çok büyük takım. İlk hedef 3. elemle turu. Etap etap gitmek istiyoruz. Fenerbahçe Çok önemli bir takım. Burada önemli başarılar elde etmek istiyorum. 10 yıl sonra ne olacağımı ise Allah bilir" diye konuştu.
21 yaşına kadar Fransa Ümit Milli Takımı’nda oynamasına rağmen, niçin Senegal Milli Takımı’nın tercih ettiği sorulduğunda ise Issiar, "Senegal, benim kalbimin seçimiydi. Kendimi oraya ait hissettim. Fransa A Takımı’ndan da teklifler gelmişti ama benim kültürüm Senegal’e aitti. Her ne kadar doğum yerim orası olmasa da geçmişten gelen köklerim Senegal’le bağlıdır. ’Senegal mi? Fransa mı?’ derseniz, iki ülkenin de artı noktaları var. Fransa daha güvenli ve gelişmiş bir ülke. Ama Senegal’de olan sıcaklık Fransa’da yok ve tercihim de o nedenle Senegal oldu" diye yanıt verdi.

Türk Futbolu teknik
Issiar, Türk Futbolu hakkında ise,
"Türk futbolu çıkışta olan bir futbol. Büyük turnuvalarda her zaman yer alan bir takım. Yarı final, çeyrek final oynayan bir takım. Büyük oyuncuları var. Türk oyuncular teknik kapasitesi yüksek oyuncular. Bazı ülkelerde futbol sadece topa vurmakla alakalıdır. Ama Türkiye’de futbol, oyunu geliştirmek adına oynanıyor" sözleriyle görüşlerini dile getirdi.

Fenerbahçe, Avrupa’nın büyüklerinden


Marsilya, Bordeaux, PSG, Monaco gibi Fransız takımlarından teklif aldığı halde, niçin Fenerbahçe’yi tercih ettiği ve seçimindeki en önemli etken sorulduğunda ise Dia,
"Fenerbahçe; ne Marsilya, ne Bordeaux, ne PSG, ne de Monaco gibi bir takım. Onlardan daha büyük bir takım ve her sezon Avrupa Şampiyonlar Ligi’nde olan bir takım. Avrupa’nın büyüklerinden olan bir takımda forma giymek istiyordum. Fenerbahçe’nin teklifini duyunca değerlendirdim ve Fenerbahçe’yi tercih ettim" dedi. Fenerbahçe’nin, Lille maçlarından önce de Fransa’da çok iyi tanındığını ve bilindiğini belirten Issiar Dia, "Fenerbahçe Fransa’da çok iyi biliniyor. Şampiyonlar Ligi’nde bulunan ve büyük takımları yenme kapasitesi olan bir takım. Teklif gelince çok heyecanlardım ve bildiklerim de burada pekişti" diye konuştu.

Aykut Kocaman kulübü için çok şey yapmış
Fenerbahçe’nin tesislerinin kalite açısından çok yüksek olduğunu belirten Dia, teklif almadan önce Fenerbahçe’den Alex ve Emre Belözoğlu’nu tanıdığını belirterek,
"Birkaç isim daha var ancak, şimdi isimlerini yanlış telaffuz etmemek için bunları söylemek istemiyorum. Alex, çok teknik ve büyük, örnek alınması gereken bir oyuncu" dedi. Aykut Kocaman hakkında hep iyi şeyler duyduğunu belirten Dia, "Kendisinin kulübün çok önemli oyuncularından biri olduğunu biliyorum. Kulübü için çok şey yapmış, çok gol atmış. Umarım bana da kulübe faydalı olmak için çok şey öğretir" dedi.

İdolü, El Hadji Diouf
Kendisine Senegalli oyuncu El Hadji Diouf’u örnek aldığını söyleyen Dia,
"El Hadji Diouf ülkemizi çok yüksek noktalara taşıdı ve gururlandırdı. Ülkemizin gururunu yükseltti" dedi. Dia ayrıca Marsilya’dan Mamadou Niang’ı da örnek aldığı oyunculardan biri olarak gösterdi. Senegal Milli Takımı olarak başarıya aç oyuncular olduklarını belirten Issiar Dia, "Biz, başarıya aç bir jenerasyonuz. Artık eski oyunculardan değil, bizden konuşulmasını istiyoruz" dedi.
Yurt dışında oynamak fikri sorulduğunda ise Dia, "Yurt dışında oynamak benim için çok önemli bir imkan. Yeni bir hoca ve güzel bir deneyim olacak.  İngiltere ve Almanya’dan da teklifler aldım ve hepsini unuttum Türkiye’yi seçtim. Ailem İstanbul’un çok muhteşem bir yer olduğunu ve bir sorun yaşamayacağımı söyledi" diye konuştu.

Adapte olmayı severim
Fenerbahçe’nin özellikle ligde kapalı defanslara karşı mücadele ettiğinin hatırlatılması ve kapalı defansa karşı nasıl oynayacağının sorulması üzerine Dia,
"Bu durum maçtan maça değişir. Duruma, skora göre değişir. Ancak ben her türlü oyuna adapte olurum. Kapalı defanslara karşı adam eksiltebilirim. Geniş alanda ise süratimi kullanırım. Bunların her ikisinde de etkili olabilirim. Fenerbahçe’nin başarısı için elimden geleni yapacağım" diye yanıt verdi. Defansif yönünü zayıf gördüğünü yineleyen ama gelişime açık olduğunu belirten Dia, "Bazı maçlarda defansif anlamda zorluk çekebilirim ama tavsiyelere açık bir ansınım. İnsanlarla ilişkilerim hep iyi ve açık olmuştur. Açık sözlü bir insanım, insanlarla iyi anlaşırım. Neşeli olmayı, gülmeyi severim. Takımın içine neşe katmayı, adapte olmayı seven biriyim" diyerek karakter özelliklerini de sıraladı.

Yardımlaşma çok iyiydi
Forma numarasının kendisi için önemli olmadığını ve
"Ben futbol oynamak istiyorum. 78 numara da verilse onu da kabul ederim ve sahaya çıkar oynarım" diyen Dia, taraftarla ilişkileri konusunda ise, "Aramız, iyi oynadıkça ve kendimi göstermeye fırsat buldukça daha iyi olacak. İlk 2 maçı taraftarsız oynayacağız. Bu bizim için çok zor olacak" sözlerini kullandı.
Şampiyonlar Ligi’nde etap etap düşündüklerini yineleyen ve  "Şampiyonlar Ligi’nde çok iyi yerlere gidebiliriz. Ben buna inanıyorum" diyen Issiar, takım hakkındaki görüşlerini ise, "Dünkü maçta 10 kişi kalan bir takım için çok iyi mücadele ettiler.Yardımlaşma çok iyiydi" cümleleriyle aktardı.

Fenerbahçe herkesin oynamak istediği bir takım

Son olarak Fenerbahçe’nin büyüklüğünden bahseden ve taraftarlara mesaj yollayan Dia, "Fenerbahçe, herkesin oynamak istediği bir takım. Ben Fenerbahçe’de oynama şansı buldum ve bu şansı iyi değerlendirmek istiyorum. Hem Fenerbahçe’ye katkı yapmak, hem de kişisel başarılar elde etmek istiyorum. Artık benim için Fransa defteri kapandı. Fenerbahçe ile yeni bir sayfa açmak istiyorum ve bu sayfanın da başarılarla dolmasını istiyorum. Ben burada olmaktan çok mutluyum.Bu duygu,  kalbimin derinliklerinden gelen bir duygu. Umarım taraftarlar sezon sonuna kadar bizimle olurlar ve birlikte büyük başarılara imza atarız" diyerek sözlerini tamamladı.


 ISSIAR DIA (FENERBAHÇE)

Faulle durdurulabiliyor


— Fransız oyuncu, 2006 ve 2010 yılları arasında Nancy’de 113 maçta 13 gol attı. Dia’nın gollerinin dakikalarına baktığımızda ise ilginç bir nokta ile karşılaşıyoruz. Dia 4sezonda attığı 13golün 5′ini 31-45, 6’sını ise 46-75 arasında buldu. Dia’nın özellikle Türkiye’de rakipler adına tehlike yaratabilecek bir özelliği daha var. O da, kendisine çok fazla faul yapılması… Son üç sezonun rakamları bu tabloyu açık bir şekilde ortaya sermeye yeterli. Dia’nın üç sezonda aldığı faul sayısı 220… Sadece 2009-2010′da ise 99… Dia, geçen sezon Fenerbahçe’de en çok faul yapılan ismi; yani Emre Belözoğlu’nu (72 faul) bile geride bırakıyor. Son üç sezonda yaptığı faul ise sadece 99…

***************************************************************************
  Öncelikle Hayırlı Olsun.
Pek çok taraftar yönetimin 2 Ay Krasiç ve Hazard'ın peşinden koştuktan sonra Dia'yı almasını haklı olarak eleştiriyor.Ben de katılıyorum buna ama Dia'ya da karşı değilim.Yönetimin hep eleştirdiğimiz politikası yüzünden taraftar tepki gösteriyor.Şeffaf olsalar,çıkıp biz ilk planda Krasiç ve Hazard'ı almak istiyoruz ama olmazsa Dia gibi genç başka alternatiflerimiz var dese veya baştan daha biz bu sezon transfer politikamızı değiştirdik,artık ismi olan pahalı yıldızlar yerine genç,gelecek vaadeden kendi yıldızımızı yaratacak isimler alacağız dese taraftar hiç bir şey demez.Yönetimin taraftarı adam yerine koymadığı için tepkiler oluyor.
 Dia'ya gelince;ben dahil pek çok taraftarın izlemediği ve dolayısıyla tanımadığı bir oyuncu.Tanıyanlar da bilgisayar oyunlarından veya Fransa'da yaşayan ya da Fransa ligini yakından takip eden az sayıda kişi.
Ben Fransa ligini Kanal A'dan izlemeye çalışıyorum ama Dia hiç dikkatimi çekmemişti.
Ama araştırınca,yazılan,çizilenlere bakıp okuyunca hiçte kafadan reddeceğimiz,burun kıvıracağımız bir oyuncu değil gibi görünüyor.Bu akşam zaten ilk kez izleyeceğiz.İlk maçında iyi de oynamayabilir gerçi.
 Yıllardır hep yazdığım Fransa liginden neden oyuncu almıyoruz klişesini nihayet duyurdum galiba ki bizimkiler nasıl olduysa Brezilya Pazarından vazgeçip Fransa pazarına yöneldiler.Hayret yani.İyi de yapıyorlar.
Afrikalı oyuncuların mental olarak eksikleri olsa da önemli avantajları da var tabii.Keşke bir stoper ve bir defansif ön libero da alabilsek Afrika kökenli.
 Dia Fransa'nın 12 elit futbol akademisinin en iyisi Clairefontaine'de 12 yaşında başlamış,3 yıl eğitim  görmüş.15 yaşında 2.lig takımı Amiens'e transfer olmuş.Clairefontaine'den yetişen yıldızlar arasında Henry, Anelka, Gallas,Luis Saha,Rotten var.Hatem Ben Arfa, Abou Diaby, Sebastian Bassong, Ricardo Faty, Jonathan Martins ise Dia ile aynı dönemde eğitim görmüştü. Asıl adı Le Centre Technique National olan Clairefontaine Akademisi’ne öğrenciler, çok küçük yaşta kabul ediliyor ve yeteneklerine göre sınıflandırılıyor. Akademi, gelecek vaat eden isimleri seçmedeki becerisiyle tanınıyor. Gençler, akademide sadece futbol eğitimi almıyor. Bir sporcunun gelişimi için gerekli olan birçok şey veriliyor kendilerine; taktik, teknik, fiziki ve psikolojik gelişim.
 Dia çok istikrarlı bir 4 sezon geçirmiş.
2006-2007 yılında 27
2007-2008 yılında 31
2008 2009 yılında 24
2009 2010 yılında 33 maç oynamış. 4 yılda toplam 115 maç oynamış.Sakatlanma,maç kaçırma falan pek yok.115 maçta 7 sarı,1 kırmızı kart görmüş.Son sezonu çok iyi geçirmiş.33 maçta 8 gol,7 asistlik bir performans.
  Özelliklerini kendisi de yukarıda anlatmış zaten.Defansif eksikleri olduğunu kabul ediyor.
Teknik açıdan ve tipik Afrikalı oyuncularda görülen son vuruştaki bitiricilik eksikleri de var.
Ancak fiziği,sürati,dayanıklılığı,bire birde adam geçmesi,süratli kontraatağa çıkması iyi.
Şu videoda Bordeaux'yu deplasmanda 1-2 yendikleri ve 70.dakikada attığı 2.goldeki kontraatağa çıkışındaki hız,dayanıklılık ve adam geçmesini görüyoruz.(http://www.soccerclips.ne...?title=bordeaux-1-2-nancy
Genç oluşu,ileriye dönükte transferinden para kazanılma imkanı olması da önemli.
Sanırım Aziz Yıldırım'ın dediğine göre 12 m.euro bonservis koydurmuş gitmek için.
 Önemli olan takıma çabuk adapte olması.Bunda da mesafe almış gözüküyor.Niang'a bile iyi referans vermiş şimdiden.
 Umarım başarılı olur.

NOT:
Hala bir santrfor transferi yapılamaması da skandal. Helal Olsun (!).

1 Temmuz 2010 Perşembe

Caner Erkin 4 Yıllığına Fenerbahçe'de !!!!!



 www.fenerbahce.org' dan
 Bu sabah takımımızla birlikte sağlık kontrollerinden geçen Caner Erkin ile 4 yıllık anlaşma sağlandı.

CSKA Moskova'dan transfer edilen 22 yaşındaki orta saha oyuncusu Caner Erkin'in imza törenine dair detaylar önümüzdeki günlerde kamuoyuyla paylaşılacaktır.
FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ


 şeklinde bir duyuru ile transfer resmileşti.

Fenerbahçe ile ilk antrenmanına çıkan Caner Erkin, FBTV'ye de ilk röportajını verdi Caner şunları söyledi:
 "Ben çok eskiden –henüz çocukken- bir röportaj vermiştim ve o röportajda Fenerbahçeli olduğumu belirtmiştim. Böyle büyük bir camiaya geldiğim için tabiî ki çok mutluyum. Fenerbahçe'nin bana benim de Fenerbahçe'ye vereceğim çok şey var. Bu yüzden burada olmaktan çok mutluyum. Çok büyük bir camia olduğunu zaten biliyordum ve takımın içindeki arkadaşlarımla konuştuğumda da bunu görüyordum. Artık ben de buradayım ve bu yüzden çok mutluyum. Takımdaki deneyimli arkadaşlarımdan çok şey öğreneceğim ve ben de genç olmama rağmen kendime çok güveniyorum. Rekabet her zaman daha iyisini getirir ve ben futboluma güveniyorum. Bu sezon taraftarımız Şampiyonlar Ligi olsun, Türkiye Kupası olsun, Lig Şampiyonluğu olsun, her alanda şampiyonluk istiyor. Ben her alanda başarılı olacağımıza inanıyorum. Fenerbahçe taraftarına, kulübüne henüz kendimi kanıtlamış değilim. İlk amacım kendimi Fenerbahçe Spor Kulübü ve taraftarına kanıtlamak. İkinci amacım ise Milli Takımda devamlı oynamak. Ben sahaya çıktığımda zaten çok heyecanlanıyorum. İlk çıktığım günü de çok iyi hatırlıyorum. 16 yaşındaydım. Şimdi Fenerbahçe formasıyla o stada ve taraftarın önüne çıkmak için gerçekten sabırsızlanıyorum"

CANER: "FENERBAHÇELİYİM" (02 Şubat 2009)
Rusya’nın CSKA Moskova takımında forma giyen Caner Erkin ise, aynı programda (Star-Futbolig-Ertem Şener) yaptığı açıklamada, Fenerbahçeli olduğunu belirtti. Caner, geçtiğimiz sezon Beşiktaş'tan, bu sezon da Trabzonspor'dan teklif aldığını doğruladı. Genç oyuncu, Türkiye’ye dönmek istemediğini, amacının  İngiltere Ligi'nde forma giymek olduğunu söyledi.

Yeni Aslan Caner F.Bahçeli çıktı (VATAN)
G.Saray'ın transferi için uğraştığı Caner Erkin, F.Bahçeli çıktı! Sarı-kırmızılıların Rus CSKA Moskova’dan 1 yıllığına kiraladığı sol kanat, önceki gün Star’da yayınlanan Futbolig’e çarpıcı açıklamalar yaptı. İşte o cümleler: “F.Bahçe’yi tutuyorum. Çocukken daha da ilgiliydim. Ama hâlâ F.Bahçe’nin maçlarında heyecanlanırım.”

Fenerbahçe'ye gelmesinde teknik direktör Aykut Kocaman'ın da etkili olduğunu aktaran genç futbolcu, CSKA Moskova ile yaşanan bonservis sorunu nedeniyle de transferinin biraz geciktiğini ifade etti. 
 http://img413.imageshack.us/img413/2129/canerh.jpg
Caner Erkin, geride kalan sezonu kiralık olarak geçirdiği Galatasaray'da kendisinin kalmak istemediğini söyledi.
Yöneltilen bir soru üzerine Caner, ''Galatasaray'da kalmayı ben istemedim ve Fenerbahçe'ye gelmek istedim. Bunun için buradayım zaten'' şeklinde konuştu


-''GERÇEK FENERBAHÇELİYİM''-
Sarı-lacvertli takımın yeni transferi Caner Erkin, kendisinin gerçek bir Fenerbahçe taraftarı olduğunu kaydetti.
Galatasaray'da oynarken de geçmişte de Fenerbahçe taraftarı olduğunu açıkladığını anlatan Caner, ''Ben gerçekten Fenerbahçeliyim'' diyerek sözlerinin tamamladı.



http://img824.imageshack.us/img824/6435/caner1.jpg
 http://img691.imageshack.us/img691/2308/caner2.jpg


 01.11.2007'de TFF TAM SAHA DERGİSİNDEKİ RÖPORTAJI ;

Caner Erkin: "Sonuna kadar Avrupa'dayım"
Caner Erkin: "Sonuna kadar Avrupadayım"
Caner Erkin henüz 19 yaşındayken yurt dışına sıçramayı başardı ve Rusya Ligi'nin en önemli takımlarından CSKA'ya transfer yaptı. Sakatlığı nedeniyle şanssız bir sezon geçirse de Türkiye'ye dönmeme konusunda son derece kararlı. CSKA Moskova'da "uluslararası oyuncu" kimliği kazandığını ve bu noktadan Avrupa'nın önemli liglerine gidişinin daha kolay olduğunu söylerken, bunu başaramasa bile sonuna kadar CSKA'da kalacağını belirtiyor.
Röportaj: Mazlum Uluç
Memleketin Edremit'ten Manisaspor'un altyapısına gittiğinde 14 yaşındaydın ve ailenden ayrı kalmıştın. Şimdi yine gurbette, Moskova'dasın.
Moskova'ya ilk gittiğimde zorluk yaşadım gerçekten. Evet, 14 yaşımda evimden ayrılmış ve Manisa'ya gitmiştim ama sonuçta kendi ülkemdeydim. Moskova ise bambaşka bir dünya. İlk etapta derdimi anlatamıyordum. Zaman zaman ağlama derecesine geldiğim bile oldu. Bir de kampta sakatlık yaşayınca başlangıcım kötü oldu diyebilirim.
Türk oyuncular açısından bakıldığında Rusya Ligi çok da cazip görünmüyor. Daha önce Ukrayna takımı Shakthar'a giden Tolga Seyhan ilgisizlik nedeniyle geri dönmüştü. Fatih Tekke de Zenit'te pek göz önünde değil. Sen neden Rusya'yı tercih ettin?
Aslına bakarsanız benim yaşımda yurt dışına transfer olmaya kimse cesaret gösteremedi. Ya da teklif alamadı. Ben bu yaşta gidebildiğim için kendimi şanslı addediyorum. Geçirdiğim sakatlıktan dolayı fazla oynama fırsatı bulamadım. Sezon sona erdi ve ben sonlara doğru takıma girmeye başladım. Önemli olan benim uluslararası tecrübe kazanmam diye düşünüyorum. Rusya Ligi'nin çok önde bir lig olmadığını kabul ediyorum. Hatta Türkiye Ligi'nin bile önünde değil. Ama benim formasını giydiğim CSKA büyük bir takım ve sürekli şampiyonluğa oynuyor, her sezon Şampiyonlar Ligi'ne direkt katılıyor. Ben de CSKA'yı kariyerim açısından bir sıçrama tahtası olarak gördüm.
Senin daha önce Arsenal'den teklif aldığını biliyoruz. Neden o zaman İngiltere'ye gitmemiştin?
2005'te U17 Milli Takımımızla Avrupa Şampiyonu olduğumuzda Arsenal beni istemişti ama kulübümle sözleşmem sürüyordu. Arsenal'in kulübüme önerdiği para yeterli görülmemişti ve bu nedenle transferim gerçekleşmemişti. Yoksa elbette tercihim Arsenal olurdu.
CSKA Moskova ile Roman Abramovich arasında deklare edilmemiş bir bağ bulunduğu bilinir. Acaba sen de CSKA'ya giderken Chelsea'ye sıçramayı mı hayal etmiştin?
Yok, öyle bir planım yoktu. Ama elbette CSKA Moskova'nın Şampiyonlar Ligi maçlarında kendimi gösterip Avrupa'nın daha önemli bir ligine, İngiltere, İspanya veya İtalya'ya gitmeyi düşünüyordum.
Uluslararası oyuncu olmak önemli
Bu hedefine Turkcell Süper Lig'de oynarken ulaşamayacağını mı düşünmüştün?
Türkiye'den Avrupa'ya gitmek çok zor. Türkiye Ligi izlense bile orada oynadığınız sürece uluslararası tecrübe konusunda eksik görünüyorsunuz. Zaten bu zamana kadar kaç oyuncumuz Avrupa'ya çıkabilmiş ki? Avrupalı, Türk oyuncuya bakıyor ve "Acaba bizim ortamımıza alışabilecek mi?" diye düşünüyor. Ama şimdi benim durumum farklı. Rusya'da oynuyorum ve uluslararası bir oyuncuyum. Beni transfer etmek isteyen bir Avrupa takımının yöneticileri, "Rusya'ya alışmışsa bize de alışması zor olmaz" diye düşünecektir.
Geçtiğimiz sezonun devre arasında CSKA'ya gittin. O sırada Rusya Ligi yeni başlıyordu. Bugüne kadar kaç maç oynayabildin?
Başlangıçta UEFA Kupası kadrosundaydım ancak sezon başı kampında sakatlandım ve ligde çok uzun bir süre oynayamadım. Son 7-8 haftadır ise kadroya girmeye başladım. Bazı maçlara ilk onbirde çıktım.
CSKA üçlü savunmayla oynuyor ve sol kanatta tek oyuncu kullanıyor. Bu oyun sistemi de senin şansını azaltan bir faktör sayılabilir mi?
CSKA dört sezondur bu kadroyla ve bu sistemle oynuyor. Açıkçası tüm dünya dörtlü savunma oynarken bu sistemle karşılaşmak beni şaşırtmıştı. Tabii ki kanatta tek oyuncu kullanılması benim de oynama şansımı düşürüyor ama yapacak bir şey yok. Daha çok çalışıp rekabet edebilmeliyim.
Zirkov'la rekabetin ne boyutta? Fenerbahçe karşısında izlediğimiz kadarıyla sol kanadı etkili kullanabilen bir oyuncu.
Evet, Zivkov bizim takımdaki her oyuncu gibi iyi bir futbolcu. Zaten Rusya Milli Takımı'nda da oynuyor. Ama sezon başında sakatlanmasaydım o bölgede ben oynayacaktım. Hem başkanla hem de teknik direktörümüzle konuşmalarımızda sol kanadın birinci tercihinin ben olduğumu söylüyorlardı. Ancak sakatlık bütün planları altüst etti.
Sakatlanma sürecin nasıl geçti?
Rusya'daki doktorlar Avrupa'dakiler kadar iyi değil. Sakatlığımın belden mi kasıktan mı olduğu ilk etapta çözülemedi. Kasıktan ameliyat oldum ama belimdeki ağrı geçmedi. Ardından belimden de ameliyat oldum. Sonrasında kuvvetlenme çalışmaları derken yeni yeni form tutmaya başlıyorum.
Peki, CSKA'da kalmak için ısrar edecek misin yoksa Türkiye'ye dönmeyi düşünüyor musun?
Hiçbir şekilde geri dönmeyi düşünmüyorum. Beş yıllık sözleşmem vardı, şimdi dört yıl daha kaldı, eğer bir Avrupa takımına gidemezsem bile en kötü ihtimalle kontratım bitene kadar CSKA'da kalırım.
Seni bu kadar kararlı yapan ne?
Avrupa'da oynamak istiyorum. Çok genç yaşta bunu başardım ve bir daha başa dönmek gibi bir niyetim yok.
Rusya'da da uçurum var
Rus futbolunun Türk futboluyla ayrıldığı noktalar var mı?
Rusya Ligi'nde de takımlar arasında uçurumlar var. Birkaç iyi takım sürekli şampiyonluk için oynuyor, diğerleri ise bizdeki gibi küçük takım statüsünde. Bir de kış şartları çok ağır geçiyor. Bu nedenle sürpriz sonuçlar alınabiliyor. Uçakla 10 saatte gidilebilen deplasmanlar var. Yol yorgunluğu ile çıkılan maçlarda umulmadık sonuçlar alınabiliyor.
Teknik direktörünle ilişkilerin nasıl?
Oynayan, oynamayan bütün oyuncuların teknik direktörle diyaloğu çok iyi. Bu açıdan Türkiye'den çok farklı ve rahat bir yer olduğunu söyleyebilirim. Rusya'da teknik direktörünüzle her şeyi konuşabilirsiniz. Gece yarısı sizi dolaşırken görse hiçbir şey söylemez. Profesyonel olduğunu düşünür ve sahada aldığı performansa göre bir değerlendirme yapar.
İngiliz ya da Alman takımlarında kamp sistemi yok. Rusya'da durum nasıl?
Bu konuda Rusya da Türkiye'ye benziyor. Maçlardan bir gün önce kampa giriyoruz. Geceyi kulübün tesislerinde geçiriyoruz.
Takım arkadaşlarınla ilişkilerin nasıl, en yakın arkadaşın kim?
İlk gittiğimde dil konusunda biraz sıkıntı çektim ama Ruslar olsun, diğerleri olsun tüm oyuncular bana çok sıcak davrandı. Öncelikle İngilizce öğrenmeye çalıştım. Kitaplar aldım, bir de öğretmen tuttum ama sonra baktım ki takımda hiç kimse İngilizce konuşmuyor. Ondan sonra Rusça öğrenmeye başladım. Derdimi anlatacak kadar Rusça öğrendim. Takımdaki en yakın arkadaşım Fenerbahçe'ye gol atan Krasic. Bir de Boşnak Rahimic var. İkisi de Balkan ülkelerinden oldukları için kendimi onlara daha yakın hissediyorum.
Rus basınında seninle ilgili nasıl yorumlar yapılıyor?
Üç-dört kez benimle röportaj yaptılar. Aslında çok üzerimde duruyorlar. Oynamadığım dönemde bunu sorguladılar ve teknik direktörü eleştiren yayınlar yaptılar. Zaten ondan sonra birkaç maç ilk onbirde başladım. Ama Rus basını yine de Türkiye'deki gibi değil. Çok fazla didiklemiyorlar.
Keşkelerle yaşamıyorum
Moskova'ya gittiğin için pişman mısın peki? Keşke Manisaspor'da kalsaydım ya da İstanbul takımlarına gitseydim dediğin oluyor mu?
Hayır hayır. Onları çoktan geçtim. Keşkelerle yaşamıyorum. Eğer böyle şeyler düşünürsem kafam iyice karışır ve sonuçta ben zararlı çıkarım. Ben sonuna kadar Avrupa'da direnmek kararındayım.
Moskova kültür ve sanat boyutuyla da önemli bir şehir. Orada neler yapıyorsun?
Moskova çok büyük bir şehir ve inanılmaz da trafik var. Bir yerden bir yere gitmek için bir gününü yollarda geçirmek zorundasın. Bu nedenle çok fazla gezebildiğimi söyleyemem.
Peki, günlerin nasıl geçiyor Moskova'da?
İlk zamanlar çok sıkılıyordum. Birkaç hafta geçtikten sonra annemle babamı da Moskova'ya getirdim. Sezon sonuna kadar benimle kaldılar. Dolayısıyla yemek sorunum da kalmadı, yalnızlık da çekmedim. Onlar olmadığında ise yemeklerimi Türk restoranlarında yiyordum.
CSKA, Şampiyonlar Ligi'nde Fenerbahçe'nin rakibi olarak da ilgimizi çekiyor. Takımının futbol seviyesini nasıl değerlendirebilirsin? Mesela CSKA, Turkcell Süper Lig'de olsa hangi noktada bulunur?
Bence şampiyonluğa oynar. Gerçi 3-5-2 gibi bir çok takımın artık geride bıraktığı bir sistemle oynuyoruz ama yine de Turkcell Süper Lig'de olsak zirve mücadelesinin içinde oluruz. Bir de sisteme çok fazla takılmamak lazım. Çünkü bu takım dört sezondur bu sistemle oynuyor ve oldukça başarılı sonuçlar alıyor. Ama Şampiyonlar Ligi'nde güçlü takımlara karşı bunun dezavantajlarını da yaşıyoruz.
Fenerbahçe ile ilk maçta 2-2 berabere kaldınız ama kaybedebilirdiniz de. Yine de CSKA'nın deplasmanlarda daha iyi oynadığını, etkili kontratak silahları bulunduğunu biliyoruz.
İki santrforumuz Wagner ve Jo çok hızlı oyuncular. Dolayısıyla kontratak futbolunu daha iyi oynuyoruz. Üzerimize gelen rakipler karşısında daha kolay gol bulabiliyoruz. İstanbul'daki maçta kazanma şansımızın olduğunu düşünüyorum.
Wagner'i gördüğümde şaşırmıştım
CSKA'nın en etkili yönü nedir sence? Mesela Wagner Brezilya Milli Takımı'nda da oynuyor ve oldukça iyi bir oyuncu.
Ben ilk gittiğimde onu görünce çok şaşırmıştım. Antrenmanlarda hiç futbolcu gibi görünmüyordu. Kısa boylu, kambur bir adam. Ama çok ilginç bir stili var. Çok iyi çalım atıyor, ilginç vuruşlar yaparak goller buluyor. Wagner'in yanı sıra Jo da çok iyi bir santrfor.
İki takımı da çok iyi tanıyan biri olarak İstanbul'daki Fenerbahçe-CSKA maçının nasıl geçmesini bekliyorsun?
Buradaki maç hiç belli olmaz. İki takım için de zor bir maç olacak. Ama Fenerbahçe'nin taraftarını göz önüne alırsak buradaki maç bizim için biraz daha zor geçecek.
CSKA Moskova uluslararası tecrübeye sahip oyunculardan kurulu bir takım. Seyirci baskısı etkili olur mu sence?
Elbette etkiler. O müthiş baskıdan kim etkilenmez ki? İtalyan, İngiliz takımları bile etkileniyor.
Grupta Inter, PSV, Fenerbahçe ve siz varsınız. Oldukça da kötü başladınız. Sonucu nasıl görüyorsun?
Fenerbahçe'nin şansı daha fazla. Çok iyi bir Inter maçı oynadılar. Bize karşı da fena değillerdi. Ama biz de umudumuzu kaybetmiş değiliz. Sonuçta Fenerbahçe'yi İstanbul'da, PSV'yi de Moskova'da yenme ihtimalimiz çok da düşük değil. Bu maçları kazandığımızda her şey değişebilir. 
 ********************************************************************************

* Öncelikle Hayırlı Uğurlu Olsun.Hoşgeldin Caner.Allah utandırmasın.

* Genç,yerli,inatçı,hırslı,hızlı,çalım yeteneği ve şutu olan,topsuz oyunu olan (Aykut Kocaman'ın isteklerinden biri),iyi orta yapabilen ,devamlılığı ve dayanıklılığı olan,dikine oynayabilen ve en önemlisi FENERBAHÇELİ iyi bir sol ön oyuncusu kazandık.
* Arda denen harika çocuğa (!)  Florya'da ''Sen kimsin lan '' diyecek kadar delikanlı ve yürekli bir çocuk.
* Caner büyük ses getiren 2005'te Dünya 3.sü olan U17 takımının flaş isimlerinden biriydi.
O zamanlar Milan'ın transfer listesine girdiği,Arsenal'in 3m.avro bonservis teklifini V.Manisa'nın reddettiği ve sonrasında 4m.dolar'a CSKA Moskova'ya sattığı ve dönem dönem 4 büyük takımında transferini düşündüğü ve nihayetinde geçtiğimiz sezon kiralık olarak gs'de oynamış son dönemde yetiştirdiğimiz ender yetenekte gençlerdendir.
* Yukarıda artı teknik özelliklerini yazdım,elbette eksi özellikleri de var.Mental eksikliği,defansif özelliğinin 
eksikliği ( Bu nedenle sol bek oynadığı zaman aksıyor),zaman zaman bencilliği yani pas vereceği yerde çalım atma sevdasına kapılması ve tanıyanların saha dışında da efendi bir kişiliği olduğunu söylense de Pembe arabası (Audi sanırım) ile magazin basınına da malzeme olma potansiyeli taşıması gibi şeyler sayılabilir.
* Bu transfer FB'nin gündemine girdiğinden itibaren gs taraftarlarının yazdıkları  ne kadar isabetli bir iş yaptığımızı gösteriyor.:)) Şöyle bir sağa sola baktımda aynı gs'lilerin Caner hakkında yazdıkları olumlu yazıları da okudum.Hele Trabzon maçından sonra göklere çıkarmışlardı.Rijkaard bile kendisine hayran kalmış,hatta özel yemek bile ısmarlamış güya.Ama Atletico Madrit maçında penaltısı verilmeyince üst üste sarı kartlardan
kırmızı kart görüp atıldığı zaman ''günah keçisi'' ilan edip  idam etmişlerdi.Aslında ''Fenerbahçeli '' olduğunu açıkca beyan ettiği için bir türlü içlerine sindirememiş ve yakaladıkları ilk fırsat olan A.Madrit maçından sonra
''İşte şimdi elimize düştün lan pis Fenerli '' modunda salyalarını akıtmışlardı.Aynı gs'lilerin şimdi de olumsuz yorumlarını görüyorum ve hiç kaale almıyor kıs kıs gülüyorum.
* Hatta elemanlar ilk zamanlar şunları  yazmışlar  ;
sezon sonu fenerbahçe'ye transfer olacağına inanan fenerlilerin olduğu söylenen sol kanat oyuncusu. "ben fenerbahçeliyim" dediği için çok basit olacağını zannediyorlarmış bir de transferin. bildirilmiş, öğrenilmiş, zannedilmiş, umulmuş, uydurulmuş..."
 **********
fenerbahçe'ye gider veya gitmez, o ayrı konu ama fenerbahçe eğer istiyorsa caner'i, muhatabı galatasaray'dır. 15-20 milyon € gibi bonservis bedelleriyle, fenerbahçe'ye gidebileceğini düşünüyorum.

Neremle güleceğimi bilemiyorum yahu.:))))))
  Sağ duyulu gs'li bir eleman da çok iyi yazmış yalnız  o sallayanlara karşı ;
ama o ilahi adalet denen şeyden de bir galatasaraylı olarak dileğim var:caner erkin denen 22 yaşındaki çocuk, 23 yaşındaki arda turan'dan florya'da herkesin içinde yumruk yedi. gazetecilerin önünde aşağılandı. “sen kimsin lan” derken bile ağzı tutuldu.
olaydan sonra hocasından futbolcusuna herkes de dayak yiyene değil, atana koştu.
kısacası bu çocuk, galatasaray'dan fenerbahçe'ye dayak yiye yiye gönderildi.

anladın sen onu ilahi adalet!
 *  Aykut Kocaman'ın yeni yapılanmasında oynatmak istediği oyun düzeninde istediği tipte bir oyuncu Caner.
Sol önde daha faydalı olacağı kesin yalnız.O bölgede Stoch ve Uğur Boral'la rekabete girecek.
Sol bek A.Santos banko.Onun yokluğunda zaman zaman sol bekte oynayabilir ama gs'deki kadar fazla sayıda sol bek oynadığı maç olmamalı kanımca.Sol bek yerine sağ kanat ve ofansif orta saha olarakta oynatılabilir.
Bahsettiğimiz zaaflarını da bire bir konuşarak gerekirse mentör yardımıyla gidermek gerekir.Zira önü açık potansiyeli olan bir genç.O bölgede 10 yıl yatırım yapıp tam üst yapıda şans verip 10 yıl sol kanat oynatabileceğimiz kendi evladımız Özgür Çek'i Özer'e karşılık takasta harcamıştık ne yazık ki.Umarım Caner harcanmaz.
* Fenerbahçeli oluşu artı motivasyon olacak,özlediğimiz ''FB Ruhlu'' savaşan oyuncu sayısına bir ilave olacaktır.
* Bonservisi için Milliyet 2m.euro yazıyor.3m.euro da geçiyor.Normal ve uygun rakamlar bunlar.
* Tekrar Hayırlı Olsun.Hoşgeldin Caner.

29 Haziran 2010 Salı

İlhan Eker Fenerbahçe'de !!!


FB Kulübü resmi sitesi dün şu açıklama ile bu transferi duyurdu ;

 "Fenerbahçemiz 27 yaşındaki savunma oyuncusu İlhan Eker'i renklerine bağladı. Sezonu Gençlerbirliği'nde kaptan olarak tamamlayan İlhan Eker ile 3 yıllık sözleşme imzalandı. Yeni oyuncumuz İlhan Eker'in imza törenine ilişkin detaylar önümüzdeki günlerde kamuoyuyla paylaşılacaktır"

  Oysa aynı resmi site  şurada İlhan Eker'i ''Transfer Spekülasyonları'' olarak yalanlamıştı. 

TRANSFER SPEKÜLASYONLARI (02.06.2010):

http://www.fenerbahce.org/...etay.asp?contentid=19843

Kurumsal Yapının bu tasarruflarına alıştık artık,üzerinde fazla durmuyorum.
İlhan Eker hakkında biraz bilgi verdikten sonra yorumumu yapacağım ;


Kepsut-Balıkesir doğumlu futbolcu. Profesyonel futbol hayatına 1999-2000 sezonunda Balıkesirspor'da  başlamıştır. Balıkesirspor'da 2 sezon geçirdikten sonra 2001-2002 sezonunda Gençlerbirliği Asaşspor'a değisen adıyla Gençlerbirliği Oftaş / Hacettepe'ye  transfer olmuştur. Son olarak 2008-2009 sezonunda ise G.Birliğine  transfer olmuştur. 2009-2010 Sezonunda kaptanlık görevini üstlenmiştir.27.06.2010 tarihinde Fenerbahçe'ye  transfer olmuştur. Fenerbahçe ile 3 yıllık sözleşme imzalamıştır.

Maç KategorisiToplam MaçToplam Gol
Türkiye Kupası121
Turkcell Süper Lig694
TFF 3. Lig654
TFF 2. Lig593
Bank Asya 1. Lig322

GOL
2008-2009'da 2 gol
2007-2008'de 1 gol - Hacettepe adına Fenerbahçe'ye.1 kendi kalesine (Hacettepe-Denizli maçında)
2006-2007 3 gol
2005-2006 3 gol - 3'ü de kafa
2003-2004 1 gol
2002-2003 1 gol
2001-2002 2 gol
13 gol atmış,Türkiye Kupasında da 1 gol toplam 14 gol. 

SARI KART

2009-2010 (G.Birliği)
9 Sarı kart
2008-2009 (G.Birliği)
3 sarı 1 kırmızı kart
2007-2008 (Hacettepe)
9 sarı 1 kırmızı
2006-2007 (Hacettepe)
8 sarı,1 kırmızı
2005-2006 (Hacettepe)
6 sarı,1 kırmızı kart.
2004-2005 (Hacettepe)
7  sarı kart.
2003-2004 (Hacettepe)
9 sarı kart.
2002-2003 (Hacettepe)
1 sarı,1 kırmızı kart)
2001-2002 (Hacettepe)
2 sarı kart.
2000-2001 (Balıkesir)
3 sarı kart.
57 sarı,5 kırmızı kart.(Kırmızı kartlar çift sarı karttan)

Kendisini daha  yakından tanımak için yaptığı 2 röportajı koyuyorum ;


İLHAN EKER TFF TAM SAHA DERGİSİ RÖPORTAJI

İlhan Eker; Bir istikrar abidesi 01.05.2008
İlhan Eker; Bir istikrar abidesi
Ligin parmakla gösterilen takımı Gençlerbirliği OFTAŞ Spor'un kaptanı. Futbola doğduğu şehrin takımı Balıkerispor'da başladı ve 16 yaşında profesyonel ligde oynadı. 7 sezondur forma giydiği OFTAŞ Spor'da üç şampiyonluk yaşadı. Üstelik bu 7 sezonluk süreçte neredeyse maç kaçırmadı. İstikrarını "profesyonelce yaşamak"la açıklıyor. Geçmişte orta saha oyuncusu olmanın avantajıyla, günümüz futbolunun "oyun kuran stoper" tipinin önemli örneklerinden birisi. Üniversiteden mezun olmak için gün sayıyor.  
Röportaj: Nihat Özten
OFTAŞ Spor oynadığı oyunla futbolseverlerin beğenisini topluyor. Sen de bu takımın kaptanısın. Ancak kamuoyunun yakından tanıdığı bir oyuncu değilsin. Bize biraz kendinden söz eder misin?
1 Ocak 1983 Balıkesir doğumluyum. Futbola da Balıkesirpor'da başladım. İlk profesyonel maçımı 16 yaşında oynadım. O dönemde takımımız A. Sebatspor'la oynadığı son play-off maçını kaybetti ve 2. Lig'e çıkamadı. Ertesi sezon kadro korunmasına rağmen takımımız küme düştü. Futbol hayatım, bu iki talihsizlikle başladı. Ama her işte bir hayır vardır derler ya, benim için de sonrası farklı gelişti. Küme düştüğümüz sezonki hocamız Can Cangök'ün tavsiyesiyle son maçlarımızı seyreden Cem Onuk sayesinde Gençlerbirliği'ne transfer oldum. O zamandan beri de 7 sezondur OFTAŞ Spor'dayım. Bu 7 sezonda sadece bir dönem Gençlerbirliği'nin sezon başı kampına katılmıştım ama orada oynamanın zor olacağını görünce ASAŞ'a geri dönmüştüm. Burada geçirdiğim 7 sezonda 3 şampiyonluk yaşadım.
Başlangıçta bir idolün var mıydı?
Çok beğendiğim oyuncular vardı ama idolüm hiç olmadı. Gençlerbirliği'ne transfer olan kadar orta sahanın solunda ve forvet arkasında oynuyordum. Ankara'ya geldikten sonra da iki sezon aynı bölgede oynadım. Ama bir devre arası kampında stoper eksiğimiz vardı ve antrenörümüz fiziğimden dolayı beni stoperde denedi. O gün bu gündür stoper oynuyorum.
Futbol sevgisi babamdan geldi
Futbola ilgin nasıl başlamıştı?
Çok küçük yaşlardan beri futbola tutkum vardı. En önemli etken de babamın eski bir kaleci olmasıydı. Babam amatör olarak futbol oynuyordu ve ben de onun maçlarını izlemeye gidiyordum. Onun dışında her hafta sonu Balıkesirspor'un maçlarını izler, mahalle aralarında, okul bahçelerinde sürekli top oynardım. Ama babam beni elimden tutup da bir kulübe falan götürmedi. Herkesten habersiz Balıkesirspor'un spor okuluna yazılmıştım.
Peki, bu süreçte okul eğitimini ne yaptın?
Eğitim konusu çok komik. Ortaokul ve lise yıllarım çok parlaktı. Annem de okumamı çok istiyordu. Okulla futbolu bir arada götürdüm. Hatta çok ilginç bir anım var. Üniversite sınavına girmeden bir gün önce Gençlerbirliği'ne transferim gerçekleşmişti. Sınav Pazar günüydü ve ben Cumartesi günü eve gittiğimde kapıdan içeri girer girmez anneme Gençlerbirliği'ne transfer olduğumu söyledim. Annem "Yarın sınavın var, senin yaptığın şeye bak" diyerek kızdı. O gün böyle konuşan annem, şimdi bütün spor programlarını seyreden, maçlarımızı sürekli takip eden ve karşılaşmalar sırasında neredeyse benden fazla strese giren birisi oldu. Ama ben de annemin eğitim konusundaki isteğini yerine getirdim. Gazi Üniversitesi'nde Beden Eğitimi Öğretmenliği bölümüne girdim. Mezun olmak için iki dersim kaldı. Zaten bizim takımda 13 arkadaşımız Gazi Üniversite Beden Eğitimi bölümünde okuyor.
Futbolunun gelişmesinde en fazla kimin emeği olduğunu düşünüyorsun?
Birçok isim sayabilirim. Balıkesirspor'daki hocam Can Cangök, ASAŞ'ın 3. Lig'deki takımını kuran ve bence bu noktaya kadar gelmemizde büyük emeği olan Özgün Kaya ve ayrıca Metin Diyadin. Stoper oynamaya başladıktan sonra, yaygın stoper anlayışındaki gibi sadece topu uzaklaştıran oyuncu olmak istemiyordum. Metin Hoca da beni oyuna daha çok çıkmam ve geriden oyun kurmam konusunda teşvik etti. Bu konuda onun katkısı çok fazladır.
Dört sezon önce 3. Lig'de bulunan bir takım üst üste şampiyon olarak Süper Lig'e yükseliyor ve burada da oldukça başarılı bir performans sergiliyor. Bu durumu nasıl açıklıyorsun?
Buraya geldiğim ilk sezonda Gökhan Ünal, Gökhan Gönül, Emre Toraman, Sedat Ağçay, Serdar Özbayraktar gibi çok kaliteli oyunculardan oluşan bir takımımız vardı. Ama o sene 3. Lig'de başarılı olamadık. Ondan sonraki sezon Özgün Kaya yönetiminde çok iyi bir hava yakaladık. Takım olarak başarıya açtık. Çok genç yaşlarda olmamıza rağmen herkesin kendine inancı ve güveni vardı. Bunu da bütün Türkiye'nin görmesini istiyorduk. Başarı içinde birbirimize sarıldık. Çıkış yolunu başka şeylerde aramadık. Aldığımız ücretler belliydi ama biz sadece kendimizi kanıtlayıp hep daha ileriyi gitmeyi kendimize hedef koyduk. Ayrıca ASAŞ'ın bizim için çok iyi fırsat olduğunu ve bunu iyi kullanmamız gerektiğini, iyi oynamanın bizi nerelere götüreceğini biliyorduk. Kendi aramızda "Bu sezon şampiyon olalım, 2. Lig'e çıkalım. 2. Lig bizim için daha farklı olacak" diyorduk. Ama gördük ki 2. Lig'de de pek bir şey değişmiyor. O zaman da Lig A'ya çıkmak için kendimizi aynı şekilde motive etmeye devam ettik. Her toplantıda, "Arkadaşlar burada da başarılı olursak hepimizin hayatı değişecek. Hepimiz birbirimizin transferini yapalım" diye konuşuyorduk. O motivasyonla birbirimizi Süper Lig'e kadar taşıdık. Ama tabii ki insanın hedefleri bitmiyor. Burada da çok şeyler başarmayı düşünüyoruz.
Yıldız oyuncu tanımım farklı
Sen bu başarının içinde kendini nereye koyuyorsun? Sürekli şampiyon olan bir takımın banko oyuncusu olarak transfer teklifleri almıyor muydun?
Ben hep "İyi futbolcu, yıldız futbolcu olmak nedir?" diye düşünmüşümdür. Göze hoş gelen hareketler, taraftarı coşturacak işler yapmak, maçın sadece 5-10 dakikasında ortaya çıkıp güzel hareketler yaparak harika bir gol atmak mı? Yoksa performansını maçın, hatta ligin tamamına yayıp takım olarak kazanmayı alışkanlık haline getiren oyuncu olmak mı? Benim ve takım arkadaşlarım için ikinci seçeneğin geçerli olduğunu söyleyebilirim. 2. Lig'de bir ara takımdan ayrılmayı düşünmüştüm ama kalmakla çok iyi bir iş yaptığımı şimdi daha iyi anlıyorum.
Geçen sezon şampiyonluğa oynarken Metin Diyadin'in ayrılması olayı var. Böyle bir değişikliğe rağmen yeni gelen teknik direktörünüz Osman Özdemir'le de hemen uyum sağladınız.
Başka şansımız yoktu. Ne yapabilirdik ki? Metin Hoca'nın ayrıldığı günü çok iyi hatırlıyorum. Kendisini önce insan, sonra bir ağabey olarak çok seviyorduk. Ona çok büyük saygımız vardı. Ayrıldığı gün takımla bir toplantı yaptım. Zaten her maçtan önce toplantı yaparız. Konuşmayı çok seven bir takımız. O toplantıda, "Beyler çok üzülüyoruz ama şartlar bizi bu duruma getirdi. Yapacak hiçbir şeyimiz yok. Kendi geleceğimiz için başarılı olmamız gerekiyor" demiştim. Zaten Metin Hoca da o gün, "Benim çocuklarım ligi şampiyon olarak bitirir. Çünkü onların karakterleri, onların futbolcu kişiliği bunu gösteriyor" demişti. O açıklamada bizi çok duygulandırmış, gururlandırmıştı. Tabi sonrasında Osman Hocanın da katkısını çok fazla oldu. Oyuncunun psikolojisinden çok iyi anlayan bir hoca. Sonuçta onun için de takımın başına gelmek büyük riskti. Çünkü lider bir takımın başına geliyorsunuz. Alınabilecek her hangi bir başarısızlık onun üstüne kalacaktı. Ama o da işleyen düzeni çok iyi idare etti ve geçiş dönemini başarılı bir şekilde atlattık.
Her maçtan önce toplantı yaptığınızı söyledin. Bunun dışında maçlara motive olmak için neler yapıyorsunuz?
Çok rahat bir takımız. Bunu açıklamak için size bir örnek anlatayım. Geçen sezon Osman Hoca geldikten sonraki ilk deplasman maçına gideceğiz. Yanlış hatırlamıyorsam Samsunspor'la oynayacaktık. Takım otobüste son derece rahat. Arkadaşlar şarkılar söylüyor, tezahüratlar yapıyor. Maç öncesi son antrenmanız da çok neşeli bir şekilde geçerken, Osman Hoca beni çağırdı, "Oğlum bu takımın durumu ne böyle? Yarın çok önemli bir maçımız var" dedi. Ben de, "Hocam rahat ol. Eğer bizi böyle değil de stresli ve gergin görürsen o zaman kork " dedim. Çünkü biz ne kadar rahat olursak, o kadar başarılı olacağımızı biliyoruz. Zaten herkes gerektiği kadar motive oluyor, o heyecanı ve hırsı yaşıyor.
Türkiye liglerinin tüm kademelerinde oynadın. Bu ligler arasındaki oyuncu ve futbol kalitesi farkı hakkında ne düşünüyorsun?
Geçen sezon 1.Lig'in en az gol yiyen takımıydık. Bu sene de Süper Lig'de en az gol yiyen takımlardan biriyiz. Ama çok iyi hatırlıyorum, biz geçen sezon uzaktan hiç gol yemedik. Bu sezon uzaktan yediğimiz gollerle kaybettiğimiz maçlar oldu. Yani Süper Lig'de yapılan hatayı daha az affediyorlar. Burada skoru her an değiştirebilecek çok kaliteli oyuncular var. Belki alt liglerde tempo açısından daha iyi maçlar oynanıyor ama buradaki oyuncu kalitesi yüksek. Bulduğu her pozisyonu değerlendirebilecek bir oyuncu topluluğu var. Dolayısıyla Süper Lig'de oynamak çok daha zor.
Yabancı kontenjanının 6+2 olarak uygulanmasını nasıl değerlendiriyorsun?
Millet olarak çok misafirperveriz. Gelen yabancılara en iyi ortamı hazırlamaya çalışıyoruz. Taraftarların yabancı oyuncuyla Türk oyuncuya bakışı aynı olmuyor. Yabancılara daha fazla sempati duyuluyor. Yabancılara yapılan şeyler Türk oyuncular için de yapılmalı bence. Ama iyi yabancı oyuncuların gelmesini çok isterim. Çünkü onlardan çok şey öğreniyoruz. Mesela sezonun ilk yarısında bizde oynayan bir Stavrevski vardı. Kişiliği ve yapısıyla takıma bir hava katıyor, güven veriyordu. Böyle oyuncular genç futbolcuların da gelişmesinde çok katkıda bulunuyor. Ama tabii bir de tersi durum var. Bazı takımlardaki yabancı oyuncuların bir kısmı yedek kulübesinde oturuyor. Takıma hiçbir faydası olmuyor. Onlara verilen para bir yana, daha çok Türk oyuncunun önünü kesmelerine üzülüyorum.
OFTAŞ'ın stoperleri örnek olabilir
Türk futbolunda bir stoper sorunu yaşandığı sık sık gündeme geliyor. Neredeyse her takımın yabancı bir stoperi var. Bu konu hakkında ne söylemek istersin?
Evet, neredeyse ligimizdeki tüm takımların yabancı stoperleri var ve gerçekten de Türk futbolu bir sıkıntı yaşıyor. Stoper mevkii bir takım için çok önemli. Stoperlerin takımı ayakta tutan, direncini arttıran oyuncular olduğunu düşünüyorum. OFTAŞ Spor'da Giray'la yan yana oynuyoruz ve ligin en az gol yiyen takımları arasındayız. Bu, diğer takımlar için bir örnek olabilir.
Geçmişte bir orta saha oyuncusu olman, stoperden topu oyuna sokmasının beklendiği günümüz futbolunda sana avantaj sağlıyor olmalı.
Bu konuda gerçekten çok şanslıyım. Açık söyleyeyim bu özelliğimi çok da seviyorum. Defanstan oyun kurmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bakın Galatasaray'ın çok başarılı olduğu dönemde, Popescu'nun takımı geriden yönetmesi ve Bülent'in savaşçı kimliğinin önemli rolü var. Bizim takımımızda da Galatasaray'ın o zamanki havasını görüyorum. Ben, Giray'a nazaran topu daha iyi kullanıyorum. Giray da bana oranla daha iyi kesici ve savaşçı.
Yedi sezondur neredeyse bütün maçlarda forma giymişsin. Bu istikrarı neye bağlıyorsun?
Bütün Türkiye'nin bildiği gibi çok iyi tesislerimiz var. İdmanlarda sonra kesinlikle dinlenmeme, uykuma ve beslenmeme çok dikkat ediyorum. Futbolun beden gücü ile yapılan bir spor olduğunu biliyorum. Eğer kendime iyi bakmazsam sahada iyi bir performans gösteremeyeceğimi düşünüyorum. Çok şükür ki, önemli bir sakatlık da yaşamadım.
Artık birçok takım tek santrforlu sitemle oynuyor. Bu durum siz stoperleri nasıl etkiliyor?
Bence bugünün 4-2-3-1 sistemi, savunmalar açısından iki santrforlu sistemden daha tehlikeli.
İki santrforlu sistemde orta sahadan gelecek bir tehlike olmadıkça fazla sorun yaşamazsınız. Forvet oyuncuları hep gözünüzün önündedir. Ama tek santrforlu sistemde sağdan, soldan yapılan bindirmeler ve tek forvetin arkasındaki adamın daha fazla tehlike yaratma şansı var. Tek santrforlu oynayan takımlar ön tarafta baskıyı iyi kurarsa, bu sistemde çok başarılı olabilir. Ama sonuçta bu da oyuncu kalitesiyle ilgili. Sonuçta elinizde biri hava toplarına hâkim, biri de düşen topları alan hızlı bir oyuncunuz varsa çift santrfor daha etkili olabilir.
Süper Lig'de seni zorlayan santrforlar var mı?
Çaykur Rizespor'daki Anderson'un sitili çok enteresan. Yerden pek iyi değil ama havadan gelen toplarda çok etkili bir oyuncu.
Kendi mevkiinde beğendiğin oyuncular var mı?
Kayserisporlu Aydın'ı çok beğeniyorum. Topu oyuna iyi sokması, direnci ve oyun bilgisi yüksek bir oyuncu. Servet de bu sezon iyi bir performans gösterdi. Yabancılardan ise Terry ve Ayala'yı çok beğeniyorum.
Gelecekle ilgili planlarında neler var?
Plan yaparak hareket eden bir oyuncu değilim. Tabii ki her oyuncu gibi dört büyük takımdan birinde oynamak isterim ama asıl hedefim Avrupa. İngilizcem fena değil. Yurt dışındaki hayatı görmek ve orada oynamak isterim. Hayalim ise Milli Takım. Bugüne kadar hiç milli olmadım. Milli forma altında sahaya çıkmak, ailemin, Türk halkının benimle gurur duyması tek hayalim. İnşallah bu hayalimi gerçekleştireceğim. Açıkçası şimdi konuşurken bile heyecanlanıyorum.
Futbolun dışında neler yapıyorsun? Nelere kızar, nelerden hoşlanırsın?
Sahada agresif, çabuk sinirlenen bir oyuncuyum ama saha dışında sakin, uysal bir insanım. Film seyretmeyi çok severim. Bazen sinemaya gidip eve döndüğümde bile film seyrettiğim olur. Arkadaşlarımla zaman geçirmekten ve kitap okumaktan hoşlanırım.
Ne tarz kitaplar okursun?
Daha çok tarih kitaplarını seviyorum. Futbolcu olmasaydım herhalde tarihçi olurdum. Tarihe karşı büyük ilgim var.
 ******************

11.09.2009 - g.birligi.org. Röportajı

İlhan Eker: "80 lira galibiyet primiyle şampiyon olduk"

 Takımımız kaptanı İlhan Eker'le takımın ve kendisinin geçmişine, bugününe ve geleceğine dair keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Klasik bir soruyla başlayalım. Futbola nasıl başladın?

Balıkesirliyim ben. Balıkesir’de başladım. 15 yaşına kadar altyapılarda oynadım. 15 yaşından sonra 3. ligde takımla antrenmanlara çıkmaya başladım. 16 yaşımda ilk profesyonel maçımı oynadım. 17 yaşındayken de o zamanki adıyla ASAŞ'a, buraya geldim. O hikaye de ilginçtir aslında. O zamanlar ASAŞ'ı yeni almıştı Gençlerbirliği. Ben bilmiyordum nereye geldiğimi.. Gençlerbirliği'ne mi, ASAŞ'a mı.. Geçen sene o medyanın yaşadığı kimlik sorununu, biz o ilk sene yaşadık.
Baban kaleciymiş, hatta sen de ASAŞ’a gelmeden önce ve geldiğin ilk yıllarda forvet arkası ve orta sahanın solunda oynuyormuşsun. Defansa geçiş sürecini anlatabilir misin?

Bir devre arası kampında stoper oynayacak kimse kalmadı. Gerçekten kimse kalmadı. Bir kişi kalsa dahi oynatmazlardı beni. Ben de o maçta inanılmaz bir performans sergiledim. Oyunun hücum yönünde oynamak zevkli tabii ki ama ben kendi fiziksel özelliklerime göre en iyi mevkimi bulduğumu düşünüyorum.

Bugüne kadar gerek Balıkesir'de gerekse Ankara'da çok farklı teknik direktörlerle çalıştın. Diyadin, Özdemir, Aybaba ve diğerleri.. Bu hocaların kısaca senin oyununa artıları ve eksileri nelerdi?

Her hocanın sana kattığı bir şey elbette var. Ama ben şuna inanıyorum. Her oyuncunun öyle ya da böyle belirli bir yeteneği oluyor. Önemli olan bu futbolculara özgüvenin, sorumluluk alabilme özelliğinin kazandırılması. Bu açıdan Metin Diyadin takımdaki oyuncuları müthiş bir özgüven kazandırmıştır. Kahraman Hoca'nın yaptırdığı idmanlar takımın iyi bir ivme kazanmasına yardımcı oldu. Samet hocanın oyun bilgi de çok şey katmıştır. Her hocadan az ya da çok bir şeyler katıyoruz kendimize.

Peki, Thomas Doll?

O da en az bizim kadar efor harcıyor idmanlarda. Vücudu çok fit. Hatta şu anda takımda oynasa fena olmaz. Onun da içinde öyle bir istek var zaten. (gülüyor)

Seni diğer savunma oyuncularından ayıran özelliğin ne sence?

Kendimle ilgili bu soruyu cevaplamak ne kadar doğru ve hoş olur bilinmez ama dediğim gibi ben orta sahadan defansa geçtiğim için topla oynamayı daha çok seviyorum. Daha sağlamcı, daha garantici bir adamım. Oyuna top sokma konusunda da yetenekli olduğumu düşünüyorum.

Seni bugüne kadar en çok zorlayan forvet oyuncusu kim oldu?

Forvet oyuncularından çok forvet arkasından gelen hücuma yönelik orta saha oyuncuları rahatsız ediyor. Çünkü forvet oyuncusu belirli yerlere koşuyor. Artık Türkiye'de çoğu takım 4-2-3-1 ile oynuyor. O yüzden bu tip hücuma dönük orta sahalar daha çok sıkıntı yaratıyor. Yoksa defansta nerede duracağını iyi bilirsen, kademeyi iyi yaparsan pek bir problem olacağını sanmıyorum. Akıl ve mental açıdan sağlam olmak lazım. Ama mesela Anderson vardı. Tarzı çok zorlamıştı beni. Onunla oynamayı istememiştim hiç.

Karakterinle ve oyununla, yıllarca Gençlerbirliği'ne hizmet etmesini istediğimiz bir oyuncumuzsun. Biz ne kadar kalmanı istesek de, geleceğe yönelik planlar yapıyor musun?

Valla 9 sene oldu ben bu tesislerin kapısından içeri gireli. Burası bana çok şeyler kazandırdı. Hem oyunculuğum hem de kişiliğim adına Gençlerbirliği'nin katkısını yadırgayamam. Ama biz de bu takıma çok şeyler verdik. Geçen sene yaşadığım 2 sakatlıktan dolayı henüz çok fazla katkı yapabildiğimi düşünmüyorum Gençlerbirliği'ne ama ASAŞ'ın oluşmasında çok şeyler verdik. 80 milyon maç primiyle şampiyon olduk biz ASAŞ'ta mesela..(gülüyor)

Gençlerbirliği başarıyı hak eden bir camia. Oyuncuya karşı görevlerini yerine getiren, en iyi imkânları sunan bir kulüp burası. Veya taraftarımızı görüyorsunuz. Diğer takım taraftarları gibi küfür etmiyorlar, 10. dakikada olumsuz tezahürat yapmaya başlamıyorlar.

Milli takım hedefim hep var. Ama futbolda gelecek planlaması yapmak imkânsız. Yarın idmanda, maçta ne olacağını bilemiyorsun. Ben hep bugünü en iyi şekilde değerlendirmenin önemli olduğuna inanmışımdır. Çünkü sakatlık ya da benzeri bir problem yaşanır bilemiyorsun.

Milli takıma söz gelmişken.. Bosna maçını izlemişsindir. Bu kadar savunma hatasını gördükten sonra, herhalde iç geçirmişsindir "ben nasıl milli takıma seçilemiyorum" diye.. Milli takım konusunda fikrin nedir? Bir kırgınlığın var mı bugüne kadar hiç milli takıma seçilememen konusunda? Haksızlık yapılmıyor mu sence?

Keşke olmasaydı o hatalar. Ama ona yapacak bir şeyimiz yok. Herkesin saygısını kazanan kariyerli bir hoca var. Onun seçimi. Saygı duymak lazım. Ama üzüldüm maç sonucuna. Ülke olarak bir şampiyona boyunca kenetlenebilecektik. Dünya Kupası büyük bir fırsat futbolcuların marka değerini yükseltmek için.

Sence hala şansı var mı milli takımın Güney Afrika'ya gitmek için?

Neden olmasın? Futbolda her şey olabilir. Estonya ya da ispanya'nın Bosna'yı yenmesi imkânsız değil. Ama biz kazanabilecek miyiz Belçika'ya karşı? Orası önemli asıl.

Takım kaptanlığı görevini üstleniyorsun bu sene. ASAŞ'ta bu deneyimi yaşamıştın ama Gençlerbirliği'nde kaptanlık yapmak nasıl bir duygu?

Kesinlikle fark var ikisi arasında. Belki arasında 5-10 metre var 2 takım arasında sadece ama çok fark var. Ben asıl Gençlerbirliği'nin orası olduğunu düşünüyorum genç oyunculardan dolayı. Ama ana olan yer burası. Buradaki bakış açısı, taraftar, medyanın, dışarıdaki insanların bakışı daha farklı. Bu kaptanlık bana onur veriyor. Ama bunun da ayrı bir dert yükü var. Sorumluluğum artırıyor. Bir şeyler ters gidince takımda daha çok üzülüyorsun, her şeyini etkiliyor. Hatta bazen "böyle giderse benim hayatım uzun sürmez" diye şaka yaparım arkadaşlara. (gülüyor)

Aslında bu da kaptanlığın gerektirdiği şeylerden biri değil mi? Takımı sahiplenmek..

Sadece kaptan da değil. Bütün oyuncuların sahiplenmesi lazım. Sonuçta kim burada kötü vakit geçirmek ister ki? Buraya bir başı eğik, mutsuz gelmek var bir de buraya gülerek gelmek, zevk almak var yaptığımız işten.

Hocamız 10. haftadan sonra hedefin belli olacağını söyledi. Ama oyuncular arasında bir hedef belirlediniz mi kendinize?

Bu sene kesinlikle sıkıntı çekmek istemiyoruz. En başından beri konuşmalarımız bu yönde. Bir kere dışarıda, medyada geçen seneki imajı silmemiz gerekiyor. Bunun için de en kısa zamanda üst sıralarda yerimizi almamız gerekiyor. Sezonun ilk maçları çok önemlidir. Takımın yönünü belirler bu maçlar. İlk maçlarda takımlar genelde çok motive olamazlar ligin son maçlarına kıyasla. O yüzden şu anda alabildiğimiz kadar puanı alıp bir an önce kendimizi üst sıralardaki çıtanın üzerine atmak istiyoruz. Çünkü bu takım rahatladıkça, genç bir takım olmamızdan dolayı daha iyi oynamaya başlayacaktır.

Ne değişti geçen sezondan beri? İlk 4 hafta olumlu sonuçlar aldık hep. Daha iyisi de olabilirdi. Ne değişti de takım daha kendine güvenen pozitif bir futbol oynamaya başladı?

Puan olarak daha iyi yerlerde olabilirdik tabi ama en azından verdiğimiz görüntü ve bizim havamız çok iyi. Önemli olan da bu. Buradaki ekip mutluysa bu oyuna da yansıyor.

Ligin en az gol yiyen takımıyız. Yediğimiz gol de Ankaraspor maçında şanssız şekilde son dakikada geldi. Defans bölgemizi ve bu bölgedeki oyuncuları nasıl değerlendiriyorsun? Özellikle göbekte Ivan'la uyumunuz ne durumda?

Bence defans yapmak, futbolu çirkinleştiren bir şey değil. Atamasanız bile size puan kazandıran bir şey. Ivan yeni gelmesine rağmen, konuşan, iyi pozisyon alan, uyumlu bir oyuncu. O yüzden bir sıkıntı yaşamadık. Henüz form olarak tam formda değiliz. İleriki haftalarda daha da iyi olacağız.

Peki ya Aykut? Defansın her bölgesinde oynadı bugüne kadar..

Aykut değişik ve genç bir oyuncu. Ama savunma hattında belirli bir uyum olduktan sonra her yerde oynanır. Mesela OFTAŞ senesinde Orhan, Giray, Murat ve ben vardık ve neredeyse 4 kişi sezonu bitirdik birbirimizin yerinde oynayarak. Çok genç bir takımımız var şimdi. Aykut, Mustafa gibi. Ben şimdi üzülüyorum mesela İbrahim Şahin, Kadir, Serkan Atak gibi oyuncular da burada olsaydı ama patronlar öyle karar verdi bizim de saygı duymamız gerekir.

Yeni transferleri değerlendirirsen.. "Fark yaratacak" oyuncu kim bu sene sence takımımızda?

Genelde hücum oyuncuları ön plana çıkar. O açıdan Harbuzi çok değişik bir oyuncu. Aykut da genç ve adından söz ettirecek bir transfer. Bu sene Hurşit de çıkış yapabilir. Çok yetenekli gerçekten.

Harbuzi biraz hakemle çok konuşuyor sanki..

Bunlar dışarıdan kötü gözüküyor ama inanın ki abartmadıkça gerekli şeyler. Tepkisiz bir takım düşünün, o zaman motive olmamız çok zor olurdu. En çok eleştiriyi de ben alıyorum bu konuda. Ama takımı ateşlemek için gerekiyor böyle şeyler. Sivas takımının iç maçlardaki tepkilerini düşünün. Yetenek olarak kısıtlı olmalarına rağmen bu şekilde motive oluyorlar sezon boyunca. Ama tabi takıma zarar verme seviyesine getirmemek gerekiyor bu tür davranışları.

Taraftara gelirsek.. Biz hep yakınmışızdır Gençlerbirliği taraftarının görmezden gelinmesine.. Ne düşünüyorsun taraftarlarla ilgili?

Bizim taraftarımız yok diyorlar ama ben görüyorum bu sene çok güzel bir destek veriyorlar bize. Kıpırdanma olduğu belli tribünlerde de. Bilet fiyatlarının çok uygun olmasına rağmen kendi var olan taraftarımız dışında Ankaralıların da destek olması gerekiyor.

Küskünler de var tabi..

Evet, onu da unutmamak lazım. Ama bu sene takım olarak böyle mücadele etmeye devam edersek, bu ruhumuzu korursak kimsenin küseceğini düşünmüyorum. Hatta küsenler de geri dönecektir. Biz içeride bu arkadaşlığı, bu ruhu, pozitif enerjiyi gördükten sonra zaten bu enerji tribüne de yansıyacaktır.

İnternetle aran nasıl? Taraftar sitelerindeki yorumları takip ediyor musun?

Alkaralar ve gencler.org'du sanırım. Arasıra girip bakıyorum yorumlara bu sitelerde.

Futbol dışında hayatın nasıl ilerliyor? Boş zamanlarını nasıl değerlendiriyorsun? Okul ne durumda, bitirdin mi?

Futbol dışındaki hayatım sıkıcı gidiyor. Okulu bitiremedim henüz. 2 dersim var ama bir türlü fırsat bulup da gidemiyorum. Bu zamana kadar evlenmememizin sebebi de budur herhalde. Düşünün 4-5 kişi tesistesin, sürekli beraber yatıp beraber kalkıyorsun. Hep iç içesin. Evlenmeyi, kız arkadaşı kim ne yapsın bu yoğunlukta. (gülüyor) Bu sene en sonunda ev tuttum artık herkes yavaş yavaş gidince. Sinemaya gitmeyi çok seviyorum. Hatta sinemaya gittikten sonra eve gelince bile film izlediğim oluyor. Sonuçta sürekli gezemeyiz mesleğimiz gereği, hem dinlendirici hem de eğlendirici aktiviteler bulmak gerekiyor.

Eskiden bilgisayar oyunlarına kaptırmıştım. Ama sahada artık idman yaparken falan hızlı koşmak için elim o tuşa gidiyor, şut çekmek için o düğmeye basacak gibi oluyorum, baktım etkilemeye başladı çokça gerçek futbolumu, kendi kendime bıraktım artık bilgisayar oyunu oynamayı. (gülüyor)

Yabancı dil biliyor musun?

Yabancı dil biliyorum. İngilizcem var. Aynı zamanda İspanyolca kursuna başlamayı planlıyorum yakın zamanda.

Teşekkürler

Ben teşekkür ederim
Kaynak : www.gencler.org 


**************
 G.Birliği Oftaş'ta Hocalığını yapan Metin Diyadin'in kendisi hakkında söyledikleri ;


İlhan Eker'i Metin Diyadin anlattı!
F.Bahçe'nin yeni transferi İlhan Eker'i onu yetiştiren teknik direktör Metin Diyadin'e sorduk!
02/06/10 12:53

 














 HTSPOR.COM / ÖZEL HABER

Dış transfer çalışmalarını büyük bir gizlilik içinde yürüten F.Bahçe, Gençlerbirliği'nden İlhan Eker'i transfer etti. Uzun süredir Süper Lig'de mücadele eden futbolcuyu, OFTAŞ'tan (Hacettepe) bulup çıkartan ve bugünlere gelmesinde büyük rol oynayan eski F.Bahçeli futbolcu ve teknik direktör Metin Diyadin HTSPOR.COM'a anlattı.

"TAM F.BAHÇE'NİN ARADIĞI OYUNCU"
Benim o efsane OFTAŞ kadrosundan umutlu olduğum 4-5 oynucudan biriydi. Gökhan Gönül Fenerbahçe'ye, Giray Kaçar ise Trabzonspor'a gitti. Bunlardan biri de İlhan'dı ve böyle bir çıkış yapıp büyük takımlarda oynayacağını adım gibi iyi biliyordum.

"F.BAHÇE ALACAĞI EN İYİ OYUNCUYU ALDI"
Bir kere İlhan her teknik adamın aradığı özelliklere sahiptir. Fiziği iyidir öncelikle. Ama dahası topu da oyuna çok iyi sokar. Bu özelliği üst düzeydedir kesinlikle. Arkadan topu iyi servis etmesinin yanı sıra sol ayaklı olması da bir diğer artısıdır. Çok cesurdur. Fiziksel olarak ağır ve hantal bir duruşu vardır ama buna kimse aldanmasın. Fenerbahçe en azından bu ligden alabileceği en iyi oyuncuyu aldı. Çok hırslı bir yapısı vardır. Sorumluluk alır ve profesyoneldir. Sadece işine bakar.
"FORMAYI KAPACAĞINDAN EN UFAK KUŞKUM YOK"
Fenerbahçe'de ancak işi zor. Büyük camiaları her futbolcu kaldıramaz. Hele hele oralarda yerli futbolcuya formayı öyle kolay kolay vermezler. Önce Fenerbahçe'de formayı kapma savaşı verecek. Ama bunu yapacağından en ufak kuşkum yok.

Mesela Rijkaard... O Barcelona'daki stoperlerini Galatasaray'da da arıyor. Topu geriden iyi oyuna soksunlar istiyor ve bu nedenle de bütün stoperlerini sildi attı. Bu özellik tam anlamıyla İlhan'da var. İlhan'ın topu geriden oyuna sokması birçok Avrupalı stoperde bile yok. Tam adrese yollar topu.
"İLHAN KASAP DEĞİLDİR"
İlhan kasap değildir ayrıca. Lap diye atlamaz topa. 'Topu alamadım indireyim' diye düşünmez. Topa nerede ve nasıl hamle yapacağını çok iyi bilir. Bunun ayarını çok iyi yapar. Giray zaten bundan 5 sene önce de akıllı bir oyuncuydu şimdi de öyle. Kendini çok ama çok geliştirdi. Sürekli üstüne koyarak ilerledi. Sol stoperdir. Yani şu an Bilica'nın yerinde oynar 4'lü savunmada. Ayrıca ileride gol de arar. Hocası gönderdiği giçin gitmez. Hırsıyla inancıyla koşar gol bölgelerine.
"İLHAN'A ÇOK GÜVENİYORUM"
Ama şunu belirtmek lazım. O havayı kaldırmak çok önemli. Anadolu'dan birçok oyuncu ne umutlarla gitti büyüklere, oynayamadan geri geldiler. Ama ben ilhan'a çok güveniyorum. Gökhan Gönül için 3 sene önce söylediklerim nasıl çıktıysa, İlhan da aynı şekilde beni mahcup etmeyecektir.

**********************************************************
   İmza fotoğrafını görmedik ama imzalandığını söylüyor resmi site.Bugünde ilk antrenmana çıktı.
Pekala basın önünde imza töreni yapılabilirdi.İleriki günlerde diye geçiştirilecek,hafife alınacak bir futbolcu değil İlhan.FB Kulübü aldığı oyuncunun değerinin farkında değil ki böyle arabesklikler yapıyor.
 Bunu belirtmeden geçmedikten sonra İlhan'a hayırlı olsun diyorum.
  Bonservissiz Türkiye'den alınabilecek en iyi stoper alternatiflerinden biri daha.Biri daha diyorum ,geçen sezonda Bekir'i almıştık bonservissiz ama ne yazık ki Daum efendi Onu sağ bek yedeği yaptı,çok sonraları nasıl olduysa bir kaç maç stoper oynadı Bekir.İlhan'da Bekir kadar iyi bir alternatif stoper.Hatta Bilica'dan daha iyi.Ben olsam Bilica yerine oynatırım.Bilica kadar yakmaz takımı buna kefilim.Ondan daha iyi özellikleri var.Zaten en iyi tanıyan Metin Diyadin çok güzel anlatmış kendisini.Ben İlhan'ı G.B.Oftaş Süperlige çıktıktan sonra takip etmeye başladım ve beğendiğim bir stoperdir.Giray ile beraber defansı sağlam tutan oyuncuydu.
O takımın daha öncesinden yani G.Birliği Asaş olarak Süperlige uzanan başarı yolculuğunun en önemli temel direklerinden biri İlhan.İlhan Cavcav iyice piştiğine inanmış olacak ki 2008-2009 sezonunda artık G.Birliğine aldı Onu.Ama İlhan şanssızdı çünkü uzun süreli sakatlıklar geçirdiği için fazla oynayamadı.O sezon Trabzon maçında Alanzinho ile girdiği mücadelede sol ayak tarak kemiği kırıldığı için Nisan'da sezonu kapattı.
2009-2010 sezonunu ise çok iyi geçirdi.Çok maç oynadı ve istikrarlıydı.
 Sol stoper oynuyor ama solak değil.En önemli özelliği soğukkanlı oluşu ve geriden topu oyuna iyi sokabilmesidir.Bilica gibi paldır küldür adama bodoslama dalmaz,kontrollü ama net müdahale eder.
Sağlamcıdır.Kendisinin de belirttiği gibi eski bir orta saha oyuncusu oduğu için pas olayı yüksektir.
O yüzden orta sahada defansif Ön libero olarak denemekte fayda olabilir derim.
Kafa toplarında etkilidir.Sarı kart potansiyeli de var onu söyleyelim.Direk kırmızı görmemiş,çift sarıdan kızarmış.Saha dışı yaşantısını da araştırmışlardır umarım zira Ankara'da biraz bu konuda adı varmış.
İstanbul'da kalıcı olmak istiyorsa çok daha fazla dikkatl olmalı.
Fiziği iyi.Kaptanlıkta yaptığı için liderlik özelliği var.27 yaş artık olgun dönemi diyebiliriz.
Açık alanda da fena değil ama asıl defansta iyice geri çekildiğimizde daha iyi oynar.
İstikrarlı oluşunu söylemiştim.G.Birliği ASAŞ,G.Birliği Oftaş ve Hacettepe'de 7 yıl devamlı oynayan bir oyuncu.Sakatlık dışında hep oynamış.O 7 sezonda 3 kez kademe atlayarak Şampiyonluk yaşadı.
Netice-i kelam ; İlhan bedava alınabilecek iyi bir stoperdir.Ben olsam Bilica'yı keser oynatırım.
Ayrıca Uğur Boral'dan sonra Cavcav'a attığımız 2.büyük goldür.Cavcav böyle bir oyuncuyu bedavaya ve Fenerbahçe'ye kaptırdığı için kahrından ölüyordur şimdi.Ohhhh canıma değsin diyorum :))
Tekrar Hayırlı Olsun.Başarılar.Hoşgeldin İlhan....

Etiketler