NBA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
NBA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ekim 2011 Cumartesi

Nedir Bu İbrahim Kutluay Düşmanlığı?


Türk Milli Erkek Basketbol Takımı'nın Litvanya'da düzenlenen Euro 2011 basketbol şampiyonasında yaşattığı hayal kırıklığından sonra yayıncı kuruluşta yorumculuk yapan efsane basketbolcu İbrahim Kutluay haklı olarak bazı serzenişlerde bulunmuş, takım kaptanı Hidayet başta olmak üzere kimi isimler hakkında eleştiriler yapmıştı. Bunun üzerine statükodan her zaman olduğu gibi tepkiler geldi. Hidayet'in bir yerde İbo posterini kaldırttığını okuduk. NBA yorumculuğundan ekmek yediği için Hido ile iyi ilişkilerde bulunma mecburiyetinde olduğunu varsayan Kaan Kural başta olmak üzere bir İbrahim düşmanlığı aldı başını gitti. Litvanya rezaletinden çok İbo'nun sözleri konuşulur oldu. Sanki hezimetten İbo sorumluydu. Ne yapsındı yani? Kötü oynayan kişiye milyonların gözünün içine bakarak "iyi oynadı" mı deseydi? Yoksa yorumculuğun ne anlamı kalırdı?

Aslında İbrahim Kutluay'ın her fırsatta böyle tacizlere uğramasının nedenini biz biliyoruz. İbrahim'in saf ve samimi Fenerbahçeli kimliği... Düşmanlık ve tacizlerin bir kısmı Hido'ya yaranmak içinse, diğer yarısı da bu nedenle... Şimdi kimse karşımıza geçip İbo'nun zamanında kariyerini düşünerek Fenerbahçe'den ayrılma kararını filan önümüze sürmesin. Zamanında Fenerbahçe'ye küfreden Fatih Akyel, götoğlanları diyen Tümer Metin, Emre Belözoğlu, Kaya Peker gibileri bağrına basanlar, İbo'nun kariyer tercihini sorguya çekecekse yuh olsun derim. Alex bile her kontrat sezonunun ortasında yönetimi harekete geçirmek için "tekliflere açığım" haberleri sızdırırken, İbo'nun para için değil, kariyer amacıyla değişik bir maceraya atılmasını "Fenerbahçe'ye ihanet etti" diye yorumlayıp, hemen ardından, Emre'leri, Kaya'ları ayakta alkışlamak en hafifiyle budalalıktır. İbo'yu bizden ayrılma kararıyla değil, biz 2008 Ocak ayında ona sırtımızı döndüğümüzde, Galatasaray ve Beşiktaş'tan gelen teklifleri elinin tersiyle itmesini baz alarak değerlendirin.

İbrahim, Fenerbahçe altyapısından yetişen en önemli uluslararası markadır. Bunu futbol dahil, tüm branşlar adına söylüyorum.

O, sadece altyapıdan yetişen birisi değil, gerçekten Fenerbahçeli bir değerdir. Ne yazık ki, Tümer Metin de onunla aynı dönemde ve aynı gerekçeyle (askerlik) takımdan ayrılmış, ne tesadüf ki ikiside Yunanistan'ın yolunu tutmuş ve dönüşlerinde Tümer'e açılan kucaklar İbo'ya kapanmıştır.

İbo ve Harun'un son resmi maçıydı. 2009 TB2L, yükselme maçları... Antalya'da oynanıyor. Birgün önce Tofaşa yenildiler. O gün Bornova ile oynuyorlar. Aynı saatte Kepezin salonunda Tofaş-Trabzon maçı var. İTÜ'nün kesin kazanması ve sanırım Tofaş'ın kaybetmesini beklemesi gerek... Ben tabii İbo'yu izlemek için Kepezin salonunda değil, Atatürk Salonundayım. Üzerimde haliyle Fenerbahçe forması... Ön sıradayım. Tek Fenerbahçe formalı... İbo ısınırken göz göze geldik, üzerimdeki forma nedeniyle... Gülümseyip elimi kalbime götürdüm, kalbimizdesin anlamında... O da gülümsedi ve aynı şekilde elini kalbine koydu. Nereden bilebilirdim; İbo'nun son resmi maçı olacağını?..

Vefası olmayanın vicdanı yoktur. Vicdanı olmayanı da ben adamdan saymam. İbo'ya yapılan vefasızlığı affetmek mümkün değil!

Neyse, gelelim bu satırların nerden icap ettiğine... Meriç Tunca adlı birisi de İbo'ya sallamış. Hemde 12 Eylül tarihinde... Bu yazıdan yeni haberdar oldum. forum.fenerbasket'te bir dostum bizi haberdar etmek için üzüntü ve öfkeyle paylaşmış; dün orda gördüm. Yazı şu:

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/18714251.asp?hid=18714332

Şimdi yazının Milli takım kısmı beni zerrece ilgilendirmiyor. Zaten 03 Temmuz'dan bugüne yaşanan süreç ortadayken, Fenerbahçe dışında hiç bir takımla dertlenecek durumda değilim. Beni ilgilendiren kısım NBA'in sırtından İbo'ya (bir Fenerbahçe efsanesine) çamur attığı ve baştan sona palavra olan satırlar... Yani şunlar:

(Ve şunu da hiç unutmasın; Cebinden 1.5 milyon dolar ödeyip, 22 Eylül 2004'te NBA'in sıra takımlarından Seattle SuperSonics'e gidip, sezon boyunca sadece 5 maçta oyuna giren, toplam 12 dakika süre alıp, 1 isabetsiz şut, 1 top kaybı ve 1 ribauntla Amerika macerasını tamamlayan kimdi acaba?.. )

İşte, atmasyonculuk ile yazarlık birbirine girdiği günden beridir bu türden ezbere laflar, palavralar tartışılmaz gerçek diye insanların önüne sunuluyor. Madde madde cevaplar:

1) İbo'nun ödediği para iddia edildiği gibi 1.5 milyon değil, sadece 1 milyon dolardır. Yani neredeyse yazılanın yarısıdır. Sanırım "yazım daha dikkat çekici olsun" diye rakama yarım milyon ilave etmiş. O parayı da kontratının bir şartını yerine getirebilmek için ödedi. Değil NBA'e, Yalovaspor'a da gitse, kontratta böyle bir madde olması durumunda o bedeli ödeyecekti. Kontratın gereğini yerine getirmek ne zamandır ayıplanır oldu? Ülker'e o bedeli ödedi ve karşılığında Supersonic'le 2 yıllığına toplam 3.400.000 dolarlık kontrat imzaladı. Yani diyeceğim İbo'nun NBA macerasından öyle çok büyük bir zararı olmadı. Yarım sezonluk alacağı (zaten o kadar kaldı) aşağı yukarı bonservis bedeline denk geldi; devamında Panathiniakos'ta geçirdiği yarım sezonda kazancı oldu. Ülker'de kalsaydı zaten Ülker'den senede 1.000.000 civarı para alacaktı

2) Sadece İbo değil, Avrupanın en mühim oyuncuları bile kontrat gereği bu bedelleri ödemektedir; hemde sırf NBA'e gidebilmek için... Carlos Navarro Barcelona'ya ne kadar ödedi bir araştırsın bakalım? Bir sezonu neredeyse boğaz tokluğuna oynadı. Çünkü kazandığını Barcelona'ya fesih bedeli olarak ödedi.

3) Splitter Caja Laboral'a aynı şekilde tazminat ödedi. Scola öyle... Hepsi ödedi. Bu durum onları asla küçültmez. Rudy Fernandez, Rubio...

4) Ve ASIL BOMBA... HİDAYET NBA'e GİDİŞ İZNİ ALABİLMEK İÇİN 2000 YILINDA EFES'e (İBO'nun ÜLKER'e ÖDEDİĞİ GİBİ) 1.000.000 DOLAR CİVARINDA BİR PARA ÖDEMİŞ; O DÖNEMDE O KADAR PARASI OLMADIĞI İÇİN BANKALARI KREDİ İÇİN KAPI KAPI DOLAŞMIŞTIR. İnanmıyorsa Hido'ya sorsun; NBA'e gitmek için cebinden ne kadar harcadın desin?

5) Gelelim Seattle'nin sıradan takım oluşu meselesine... 2004-05 sezonu öncesi Kaan Kural bol keseden sallıyordu: "Seattle grubunda sonuncu olur, 30 galibiyet alması mucize" filan... O sezon (İbo'nun Seattle'a katıldığı) Seattle 50 kadar galibiyet aldı; ilk dört sıradan play-off'lara girdi. İlk turda 4-2 ile Sacremento'yu geçti. Batı yarı finalinde O SEZONU ŞAMPİYON BİTİREN SPURS ile kıran kırana bir seri oynadı. 4-2 ile elendi ama kafa kafayaydı maçlar. Zaten onları geçen takım NBA şampiyonu oldu.

6) Gelelim İbo'nun rakamlarına... İbo süre alamadıysa bunun asıl sorumlusu Nate McMilan'dır. ama ona da kızmamak lazım; çünkü takım kazanıyordu ve dengeleri bozmak istemiyordu. Üstelik aynı pozisyonda oynayan Ray Allen gibi bir starın olduğu yerde İbo'ya fazla süre vermezdi. Ağzıyla kuş tutsa bile... İnsanlar Ray Allen'ı izlemek için bilet alıyordu. Ray Allen şu anda NBA tarihinin EN FAZLA ÜÇLÜK ATAN oyuncusu; geçen yıl Reggie Miller'dan devraldı koltuğu. Bir kere gerçek bir süperstar... Muhtemelen Hall Of Fame'e seçilecek kariyerini noktaladığında.

İbo'nun diğer şanssızlığı da Phil Jackson'ın geçtiğimiz senelerde "uzaylı" lakabını taktığı Radmanovic'in muhtemelen kariyerinin tek harika sezonunu geçirmek için İbo'nun gelmesini beklemiş olmasıydı. Böyle bir talihsizlik...

Yani İbo yanlış takım seçmişti; ona ihtiyacı olan bir takımda yer almalıydı. Hidayet kendi pozisyonunda oynayan LeBron James'in takımına gitse aynısını yaşamayacak mı? Şimdi yıllar sonra İbo'yu yanlış takım seçti diye küçümsemek ancak budalalara has bir durumdur. O dönem Seattle'ın iddia edildiği gibi zayıf bir takım olduğuna inanmak ise Kaan Kural kaynaklı bir şehir efsanesidir.

7) İbo'nun "SEZON BOYU 5 maçta süre almasına" ise diyecek birşey bulamıyorum. NBA sezonunun 2 ay sürdüğünü ve Ocak ayında tamamlandığını bilmiyordum; bu "uzman(!)" yazarımız sayesinde öğrenmiş olduk. Güler misin, ağlar mısın?

Kısacası NBA'e gitmek uğruna zarar etmeyi göze almak ayıplanıyorsa önce Navarro gibileri ayıplasınlar. Onlar daha büyük bedeller ödedi. İbo ise Hido Efes'e ne verdiyse onu verdi.

29 Ekim 2009 Perşembe

NBA SEZONU BAŞLARKEN TAKIM İNCELEMELERİ

ATLANTİK GRUBU DEĞERLENDİRMESİ


  BOSTON CELTICS
Takıma Katılanlar: Rasheed Wallace, Marquis Daniels
Takımdan Ayrılanlar: Stephen Marbury (Free Agent takılıyor), Leon Powe (Cavs’e gitti).
Vaziyet: Rasheed’in katılması bu sene son bir gayretle oynayacaklarını gösteriyor; zira bu sene şampiyonluk kazanamazlarsa seneye işleri daha da zorlaşacak; zira yaşlanıyorlar; zira yaşlanan takımlar aynı performanslarını tekrar etmekte zorluk çekebilirler. Pota altında Garnett, Rasheed, Perkins ve Davis ile iyice güçlendiler. Sakatlık olmazsa Doğu Finali’nde görmeyi umuyorum kendilerini.

Şimdi takımın istikbali Garnett’a bağlı, bunda mutabıkızdır herhalde. Pierce yine içeri dalma işiyle vazifeli. Ray Allen 35’ine merdiven dayamasına rağmen mükemmel bir şutör ve Rondo (bisküvi olan değil) dış şutu olmasa da Energizer pillerinin Boston şubeliğini yapacak kadar deli dolu. Perkins ise hücumu zayıf iyi bir blokçu.

Yedekler? Rasheed en kıymetlisi. Diğerleri (Shelden, Big Baby Davis, House, Daniels) tek yönlü oyuncular ve çok da “güvenilir” sayılmazlar. Yine de bir buçuk sene evvelinin “korkulan” takımının dehşeti, Garnett’ın sıhhatiyle doğru orantılı ilerliyor.

NEW JERSEY NETS
Yeni Gelenler: Rafer Alston, Terrence Williams, Courtney Lee, Tony Battie
Az Evvel Gidenler: Vince Carter (Hidayet’in eski takımına gitti)
Hal-i Pür Melal: Evet, tek kişilik gösteri Vince Carter da gidince, Kidd döneminden geriye pek bir şey kalmadı. Çok kötü bir sezona hazırlıklı olun; çünkü kafalarında 2010 yazında Lebron’u veya başka büyük bir yıldızı Free Agent pazarından kapmak var. Ha bir de Mikhail Prohorov denen ve takımı satın almak üzere olan bir Rus milyarder var.

Takıma gelecek olursak... Davin Harris tam bir All-Star gibi oynadı. Lopez ise geçen sene harika bir “draft day steal” olduğunu kanıtladı. Başka? Başka yok. Gördüğünüz gibi takımda olumlu nokta bulmak zor; ama durun bir dakika, Chris Douglas Roberts denen bir arkadaş var. Bu isme bir “mim” koymanızı tavsiye ediyorum. Çok canlar yakabilir...

Yukarıda da dediğim gibi, şu anki oyuncuların ciddi bir kısmı seneye bu takımın formasını giymiyor olabilir. O yüzden playoff kovalamaktan ziyade gençlerini geliştirmeye baksınlar.

NEW YORK  KNİCKS
Kapıdan Girenler: Jordan Hill, Darko Milicic
Başka Kapıya Gidenler: Chris Wicox (Detroit), Quentin Richardson (Miami)
Durum Dğerlendirmesi: NBA’in pembe dizisidir New York takımı. Hem de en hüzünlüsünden. Maşuklar bir türlü kavuşamaz. Hatta telefonda bile görüşemezler. Trabzonspor taraftarlarının baktıkça kendi hallerine şükredeceği bir takım Knicks. 36 senedir şampiyonluk görmüyorlar. Açıkçası gelecek pek de parlak gözükmüyor şu an için. Zaten tek hedefleri var Nets gibi: 2010 yazı. Bakalım Lebron’u takımlarına çekmeye güçleri yetecek mi?

Takım öyle bir durumda ki, takımın en çok üçlük atanı büyük ihtiimalle ara sıra pivot mevkiinde oynayacak olan bir uzun forvet! Evet, Harrington’dan bahsediyorum. Bir de David Lee var. Takımın ağır işçisi. Bir senelik kontrata razı oldu. O da yazı bekliyor. Aynı kaderi smaç şampiyonu Nate Rabinson da paylaşıyor: Bir yıllık kontrat. Bu takımın oyun kurucusu Chris Duhon ve en iyi savunmacısı Darko Milicic! Hakikaten şaka gibi. İtalyan Gallinari’den beklentiler daha yüksek bu sezon. Bir de Wilson Chandler adında sevdiğim bir oyuncu var sevmediğim bu takımda.
Eddy Curry basketbola geri dönecek mi?

PHILADELPHIA 76'ERS
Buyur Edilenler: Jrue Holiday, Jason Kapono, Rodney Carney, Elton Brand (açıklamayı okuyun)
Veda Edilenler: Andre Miller, Reggie Evans, Theo Ratliff
Ne Haldeler: Biliyorum Brand bu sene gelmedi takıma; ama geçen seneki “katkısızlığından” sonra bu seneye çok sağlam hazırlanmış. Şayet takımın hücumunu Brand’in de uyum sağlayabileceği tarzda şekillendirirlerse ne ala!..

Son derece atletik ve defansif bir takımdan bahsediyoruz. Andre Miller’ın gitmesi çok kötü; zira Louis Williams özünde bir oyun kurucu falan değil. Kendisinin istatistikleri artacaktır bu sene orası ayrı. Koç Eddie Jordan Princeton Hücumu’nu uygulatmayı seven birisi; ama burada Jamison, Butler veya Arenas yok. Igoudala takımın yine en önemli oyuncusu olacak. Young ve Speights de gelecek vaat eden atletik oyuncular.

Açıkçası playoffa kapak atabilirler; ama her şey çok kötü de gidebilir geçen seneki gibi. Andre Miller’ın yokluğunu hangi ölçüde doldurabileceklerine ve Brand’in performansına endeksli olacaklar.

TORONTO  RAPTORS
Kapıda Karşılananlar: Hidayet, Jarrett Jack, DeMar DeRozan, Antoine Wright, Reggie Evans, Amir Johnson, Rasho Nesterovic, Marco Belinelli
Arkasından Su Dökülenler: Shawn Marion, Jason Kapono, Anthony Parker, Roko Ukic, Kris Humphries
Ne Var Ne Yok: Hidayet’in yeni takımıyla alakalı bir analizi birkaç ay evvel karalamıştım. Onun devamı olarak da okuyabilirsiniz bu satırları.

Bu takım Bosh’un takımı. Ayrıca Calderon ve Bargnani de takımın önemli parçalarından. Defansif açıdan biraz “yumuşak” durumdalar. 2010 yazıyla önemli alakaları var; çünkü takımın yıldızı Bosh önümüzdeki yaz serbest kalıyor. Onu ikna edebilecekler mi göreceğiz.

Jarrett Jack ismi önemli bir eklenti gard pozisyonunda. Çaylak DeRozan atletik bir skorer. Evans güzel ribaunt toplar. Zaten bu takımın geçen sene en önemli eksiği bu değil miydi? Ancak yeterli süre alır mı işte ondan emin değilim. Wright da defansif sertlik sağlaması için alındı. Bargnani bu sene kariyer sezonunu yaşayabilir. Hidayet ise çok yorucu bir sezonu geride bıraktı. Şu anda dinlendirmek amacıyla oynatmıyorlar zaten hazırlık maçlarında. Playofflara sonlardan da olsa kapak atacaklar gibime geliyor.

 GÜNEYBATI GRUBU DEĞERLENDİRMESİ
 
DALLAS MAVERICKS

Aramıza Yeni Katılanlar: Shawn Marion, Drew Gooden, Tim Thomas, Quinton Ross ve birkaç draft seçimi...
Gözyaşlarıyla Uğurlananlar: Brandon Bass, Antoine Wright, Devean George, Geral Green, Jerry Stackhouse

Bu Sene Ne Olur: Amerika’nın en medyatik takım sahibinin (Mark Cuban) takımında her an her şey olabilir. Her şey yolunda giderse şampiyonluk adayı bile olabilirler. Veyahut da zar zor playoff’a girebilirler. Gelen-giden dengesi gelenlerin lehine “on the paper”. Kidd-Marion ikilisi yeniden buluştular Phoenix günlerinden sonra. Nowiztki zaten aynen devam edecektir sakatlanmadıkça. Terry mükemmel bir ateşleyici güç. Josh Howard da sağlıklı olursa, topu paylaşmak sorun olabilir; çünkü potansiyel olarak bu beş adamın hepsi çıkıp 20 sayı atabilir rahatlıkla. General Kidd olunca, kendisinin “kardeş payı” yapacağından bir şüphemiz yok. Ayrıca Dampier ve bitmek üzere olan 12 küsur milyon dolarlık kontratı da iyi bir takas malzemesi olabilir. Pota altına sağlam birisini alırlarsa böyle bir takasla, işte o zaman Cuban’dan her türlü çılgınlığı bekleyebilirsiniz.
Madalyona tersinden bakalım: Nowitzki-Kidd-Marion 30’lu yaşlarını kutlayan eski; ama kocamamış kurt statüsünde oyuncular ve Lakers ile Spurs’e kafa tutabilmek için bir adam daha gerekiyor. Şampiyonluk kilidini açacak anahtar Dampier takasında gizli.

HOUSTON ROCKETS

Welcome Lafını Duyanlar: Trevor Ariza, Chase Budinger, David Andersen, Pops Mensah-Bonsu
Arkasına Bakmadan Gidenler:
Houston, Bir Sorun Var: Ligin Lilliputları haline gelen Houston için sezon başlamadan bitti. Yao Ming ve Tracy McGrady’nin sakatlıkları Houston için, sonunun kötü biteceğini bildiğiniz bir filmi izlemekle eşdeğer bir hale büründü. Fatih Terim misali, “Çıkın oynayın,” demek mi lazım, yoksa ölmek üzere olan hastanın yakınlarına doktorun dediği gibi “Ne yerse yesin,” demek mi yaraşır bilemiyorum.
Bu işin şakası; ama size şunu söyleyeyim, bu takım hala can yakar. Neden derseniz, geçen sene yine Yao ve McGrady olmadan Lakers’a kök söktürüp 4-3’le elenmişlerdi. Bu bardağın ıslak kısmı! Uzun oyuncuları yeterince uzun olmayan bu takımın 82 maçlık sezonu nasıl çıkaracağı meçhul. Adelman’a çok iş düşüyor. Oyun kurucu Aaron Brooks, Trevor Ariza ve Luis Scola skor yükünü çekmeye çalışacaklar. Shane Battier savunma spesiyalisti. David Andersen ise Yao’nun boşluğunu doldurmakla meşgul olacak.Bu arada Houston’un maçlarında rakip takımlar ve Houston kaç kere 100 sayı barajının üzerine çıkacak birisi bir zahmet sayabilir mi? İki elin parmakları kadar mı dediniz? Ben daha kötümserim...
Ron Artest, Dikembe Mutombo, Von Wafer

MEMPHIS GRIZZLIES

Kapıdan İçeri Adımını Atanlar: Allen Iverson, Zach Randolph, Hasheem Thabeet
Kapıya Kadar Uğurlananlar: Darko Milicic, Quinton Ross, Greg Buckner
Beklentiler: Basketbol tek bir topla oynanıyor. Ama Memphis’te bu topa sahip olmak için her şeyi yapmaya hazır birkaç adam var! Iverson, OJ Mayo, Zach ve Gay. Bütün bu dörtlünün figüranı olamayacak kadar iyi adamlar var takımda. Mike Conley geçen sezonun ikinci kısmında iyi oynamaya başladı. Küçük Gasol (Marc) abisinin seviyesine yaklaşmaya başlıyor hafiften. Thabeet ise geleceğin Mutombo’su olmaya azmetmiş belli ki.
Şimdi hepimizin malumu Zach Randolph’un sadece atmayı sevdiği. Iverson ve ikisi baş ağrıtabilir yeterince topla buluşamazlarsa. Gay ise 37 dakika sahada kalıp iki asist ortalaması yakalayamamış birisi. OJ Mayo geçen sene adam yokluğunda hep atmaya alıştırıldığı için bu sene oyuncağı elinden alınmış çocuk olmak istemeyecektir. Daha ayrıntılı yorum yapma hakkı elbette Enis Bey’in elinde; ama galiba kendisi, bu sene de University of Memphis’in maçlarından daha fazla zevk alacaktır.

NEW ORLEANS HORNETS

Çiçeklerle Karşılananlar:
Arkasından Timsah Gözyaşı Dökülenler: Tyson Chandler, Rasual Butler, Melvin Ely, Antonio Daniels
Sezona Bakış: En iyi oyun kurucu sizin takımınızda oynasa bile, bunun şampiyon olmanıza yetmeyeceği yerdir NBA. Keza Chandler-Okafor takası da sizi bir üst seviyeye çıkarmak için çoğu zaman yeterli olmayabilir. Güneybatı Grubu takımlarının en büyük rakipleri diğer takımlar değil. Bizzat kendileri; zira sağlıklı kalmasını pek beceremiyorlar. Bu durumda da bize hep, “Şayet sakatlık yaşamazlarsa” ile başlayan cümleler kurmak düşüyor. Chris Paul ve David West ikilisi, hangi oranda ve hangi sürelerde destek alacaklar arkadaşlarından göreceğiz. Ancak kötü haber şu ki, bir tane daha üst düzey oyuncu olmadan bu takım şampiyonluğa oynayamaz. Stojakovic hem sakatlık hem de yaşlılık belirtileri ile cebelleşiyor. Okafor burada daha çok sayı atacaktır; ama o da bir Tim Duncan değil maalesef.
Emeka Okafor, Darius Songalia, Ike Diogu, Bobby Brown

SAN ANTONIO SPURS

Her Maç Coyote’yi Görecekler:
Kafalarını Duvarlara Vuracaklar:
Kurşunumuz Bitti mi: Jefferson resmen bedavaya geldi. Belki ölü sezonun en iyi transferlerinden birisi. Bunun haricinde söylenmesi gereken ilk cümle Spurs’ün artık yaşlanmaya başladığı gerçeği. Ya şampiyonluk, ya hüsran parolasıyla oynayacaklar. Kadroları geniş. Duncan ve Ginobili’yi playofflar’a sağlıklı ve zinde sokmaya çalışacaklar. McDyess ve Ratliff sırf bun  için alındı zaten. Tony Parker iyi oyun kuramasa da iyi basket atabiliyor. Zaten Spurs gibi tecrübe abidesi bir takımda Duncan bile az-çok kotarır bu işi.
Dallas ile birlikte Lakers’a kafa tutmaya çalışacaklar. Sağlıkları elverdiği ölçüde tabi ki. O yüzden “optimum” kelimesinin hakkını vererek oynayacaklardır. San Antonio Spurs organizasyonu (ya da bizde söylenegelen şekliyle “camiası”) akılcı yönetim, akllı oyuncular ve bilge antrenör üçgeninde ortaya çıkan “doğurgan döngü”nün hakkını veriyor. Ders niteliğinde bir takım karşımızda duruyor, ibret almasını bilene...
Richard Jefferson, DeJuan Blair, Antonio McDyess, Theo Ratliff, Ketih Bogans Bruce Bowen, Kurt Thomas, Drew Gooden, Ime Udoka
 
KUZEY BATI GRUBU DEĞERLENDİRMESİ
 
DENVER NUGGETS
Çiçeği Burnundakiler: Ty Lawson, Aaron Afflalo, Malik Allen
Valizi Ellerindekiler: Linas Kleiza, Dahntay Jones

Bu Seneki Akıbet: Denver geçen sene Lakers’ı playoff’larda epey korkutan takımlardan birisiydi. Oturmuş kadrolarına ciddi bir takviye de yapmadılar, önemli bir kayıpları da olmadı. Klezia’nın skorerliği bir nebze aranacak olsa da, Afflalo Detroit’ten farklı bir rol alacaktır burada. Carmelo, K-Mart, JR Smith, Nene ve tabii ki Billups’tan müteşekkil çekirdek kadro yine epey bir baş ağrıtacaktır. Hücumda ara sıra yaşadıkları tıkanıklıkları aşabilirlerse şampiyonluk için iddialı olurlar.

Denver takımı, sakatlık geçmişi olan bir takım olduğu için, takımın sağlıklı kalması bilhassa önemli. Bir şekilde zinde girebilirlerse playoff’a her
takıma kafa tutabilirler Batı’da. Ty Lawson, bu sene çok şans bulamasa da potansiyelli bir çaylak.

MINNESOTA TIMBERWOLVES
Taze Başlangıç Yapanlar: Ramon Sessions, Jonny Flynn, Sasha Pavlovic, Oleksiy Pecherov
Taze Başlangıcı Başka Takımda Yapacaklar: Mike Miller, Randy Foye, Sebastian Telfair

Ne Var Ne Çok: İyi haber Al Jefferson iyileşiyor. Kötü haber, Kevin Love Aralık ayına kadar sakat. Bir başka kötü haber Ricky Rubio fenomeninin en azından bu sene oynayamayacak olması. Ramon Sessions getirildi onun yerine, ki bence çok güzel bir tercih. Flynn tercihi ise kapalı kutu; zira seçildiğinde etiketinde “geleceği parlak” yazıyordu. Ryan Gomes bu sene de patlama yapamazsa, sıradan bir “role player” olup çıkacak. Açıkçası bu takımda oyun kurucu ve uzun forvet bolluğu var. Fazlalıklar, diğer boş mevkileri dolduruyor. Bu durumda mümkün mertebe tecrübe kazanmaları lazım; çünkü pek de parlak geçmeyecek bir sezon
bekliyor kurtları.

OKLOHOMA CITY THUNDER
Başımızın Üstünde Yeri Olanlar:
Gözüm Görmesin Kıvamındakiler: Earl Watson, Malik Rose, Desmond Mason, Damien Wilkins

Mevcut Vaziyet: Genç ve ümit veren bir takımları var. Bazı oyuncuları yıldız mertebesine yükseldi (Durant), bazıları ümit aşılıyor (Westbrook-Jeff Green), gelen çaylaklar da ekibe katıldığında (Harden-Mullens) takımın iskeleti hoş duruyor. Ayrıca gelecek sene ellerinde “salary cap” boşluğu olduğu için, başka bir yıldıza göz dikebilirler.

Takımda kaliteli yedek sayısı az diyeceğim; ama kaliteli ilk beş oyuncusu çok mu türünden bir soruyla karşılaşabilirim. Weaver ve Sefolosha gibi oyuncular, Olympiakos gibi kaliteli bir Avrupa takımında bile ilk beş kapasitesinde değiller. Bu da James Harden’a duyulan acil ihtiyacı artırıyor.
James Harden, Byron Mullens, Etan Thomas, Kevvin Ollie

PORTLAND TRAIL BLAZERS
Yeni Elemanlar: Andre Miller, Juwan Howard
Ayrılan Personel: Sergio Rodriguez, Channing Frye

Güzelleme: Derin bir kadro, bol yetenek, genç, atletik, skorer, defansif, sakatlık müptelası; yani her türden oyuncuyla başlıyorlar yeni sezona. Andre Miller önemli bir katkı takıma. Brandon Roy takımın tartışmasız yıldızı. Greg Oden ise takımın Shaq’ı olması beklenen bir pivot. Rudy Fernandez hem üçlük atıp hem güzel smaç yapabilen az sayıdaki oyuncudan biri. Batum atletik bir savunmacı. Outlaw kenardan gelip skor yükünü çekebilen bir forvet. Daha evvelki bir yazımda belirttiğim üzere, Hidayet’in bu kadar bol yeteneğe sahip bir takımı tercih etmemesi çok normal. Beş yıllık kontrata imza atan LaMarcus Aldridge’i (yaklaşık 64 milyon dolar) saymadım bile daha. O değil de, bu takımın en çok kazanan oyuncusu kim olacak bu sezon biliyor musunuz? Darius Miles. Yalnız problem şu ki, kendisi bu takımda oynamıyor. Bir ara geçen sene Memphis takımında birkaç maç  yaptı ve bu durum Portland’ın bir sürü masrafa girmesine sebep oldu. Nasıl oluyor diye sormayın; zira bu apayrı bir yazı konusu olacak kadar sinir bozucu bir mesele.

Portland takımı
bu sene playoff’larda ne kadar ilerleyecek. Bu genç takım, bu sene daha ilerilere gidecektir; ama Konferans Finali veya NBA Finali için bir iki seneleri daha var sanki...

UTAH JAZZ
Gelen: Eric Maynor
Giden: Morris Almond

Olan Biten: Geçen sene Jazz takımı playoff ilk turunda çok vurdumduymaz bir şekilde elenirken, belki de bütün planlarını bu sene Carlos Boozer’ın başka bir takım bulmasına bağlıyordu. Peki netice? Carlos Boozer kalmayı seçti. Bu da herkesin zihninde eminim kekremsi bir tat bırakmıştır. Bilhassa Paul Millsap’ın. Öncelikle bütçeyi epey bir aştılar. Lakers’ın ardından oyuncularına en çok maaş ödeyen ikinci takım oldular. Peki başarı gelebilir mi? Utah, Stockton-Malone sonrası dönemi pek bocalamadan çabuk atlattı. Bu da demek oluyor ki, her zaman başa oynayacak takımları var. Peki ama o istek var mı? Onu da bilmiyoruz. Oyun kurucu Deron Williams’tan pivot Mehmet Okur’a kadar her takımla aşık atabilecek durumdalar. Yalnız birkaç noktadaki ayrıntı zayıflıklarını ortaya çıkarıyor. Mesela oyun kurucu Derom Williams savunmada daha fazla gayretli olmalı, hücumda ise en azından üçlük sayısını artırmalı. Mehmet Okur ve Boozer’ın blok yetenekleri minimal seviyede. Paul Millsap ise bütün çalışkanlığına ve hırsına rağmen “size” olarak yeterli değil. Kirilenko ise takımın en çok kazananı olmasına rağmen yedekten gelip katkı yapıyor ve epey mutsuz. Koç Sloan, ilk krizde dağılması muhtemel takımını bir arada tutmak için yine çok çalışacak. Belki de bunu her sene yapabildiği için Yılın Koçu ödülünü hiç alamadı!..
 
GÜNEYDOĞU GRUBU DEĞERNDİRMESİ
ATLANTA HAWKS
Yeni Takımdaşlar: Jamal Crawford, Joe Smith, Jeff Teague
Eski Saz Arkadaşları: Acie Law, Speedy Claxton, Flip Murray, Solomon Jones

Sezon Tahmini: Hawks takımı, yedekleriyle birlikte güçlü bir takım. "Atlanta'ya da yenilir mi be!" tepkisini duyamayacağınız derecede kaliteli bir kadroları var. Evet, süperstarları yok; ama Bibby hariç genç bir beşleri var. Oyuncular yavaş yavaş da olsa her geçen sene daha iyi kıvama geliyorlar. Belki bu yavaşlık onları hiçbir zaman süperstar mertebesine çıkarmayacak; ama yine de şampiyonluk rüyaları görmelerine yetecek. Şampiyon olacaklar demiyorum; ama Horford, Smith ve Marwin Williams, All-Star seviyesine yükselirlerse, tek ihtiyaçları olan vizyonu geniş bir koç olacak.

Evet, Bibby takımda kaldı ve zayıf bench'lerine Jamal Crawford gibi sayı ortalaması yüksek bir oyuncu koydular. Bizim  Zaza da takımın yedek pivotu olarak, Evans, Collins ve Teague ile birlikte oturacaklar. Doğu'da Konferans Yarı Finali'ne kalacak dördüncü takım olacak gibi duruyorlar şayet Washington mükemmel bir iş çıkarmazsa.


CHARLOTTE BOBCATS

Yeni Yol Arkadaşları: Tyson Chandler, Gerald Henderson, Flip Murray
Eski Göz Ağrıları: Emeka Okafır, Sean May

Düzelecekler mi: Bobcats organizasyonu bir insan olsaydı henüz ilkokula yeni adım atacak bir çocuk olurdu. Çok genç bir "camia" olarak henüz kazanmayı tam bilmiyorlar ve gelişimleri çok yavaş bir seyir takip ediyor. Takımın ilk kuruluşundan bu yana en istikrarlı oyuncusu konumundaki Emeka Okafor ile yollar ayrıldı, böylece geriye sadece Gerald Wallace kaldı takımın ilk günlerini bilen. Bne ilk kez son sıradan da olsa playoff'a kalma planları yapıyorlar(dı). Ta ki, Raja l sakatlanana kadar. Takımın savunmada önemli bir parçası olan Bell, aynı zamanda soyunma odasının da lideriydi bir bakıma.
Larry Brown, takıma kendisi gibi defansif odaklı oyuncular getiriyor. Chandler-Okafor takası bunun bir işaretiydi. Boris Diaw gibi çok yönlü bir oyuncu, Gerald Wallace gibi oyunun her iki yönünü de oynayabilen atletik bir forvete rağmen, oyun kurucu bölgesinde Felton'un istenen kıvama gelemeyişi ve DJ Agustine'in çaylaklıktan yeni çıkması bu takımı biraz yavaşlatıyor. Güçlenen Doğu'da zor bir yıl bekliyor onları.

MIAMI HEAT

Yeni Transferler: Quentin Richardson, Carlos Arroyo,
Yolları Ayrılanlar: Jamario Moon, Mark Bloun

Yakın Gelecek: Sessiz sedasız bir yaz dönemi geçirdi Miami. Belki de fırtına öncesi sessizlik denebilir buna. Miami'de çoğu cümlenin öznesi Dwyane Wade; zira önümüzdeki yaz (bkz. Şu meşhur "2010 Yazı") serbest kalıyor kendileri. Böylesi bir durumda yapacağınız her hareketin etkilerini sorgulamanız gerekiyor önümüzdeki yazı da düşünerek. Neyse, Miami playoff yapacak güçte bir takım. Şampiyonluk? En olmasın; ama birkaç şartla: Lebron, Shaq, Garnett, Pierce, Dwight Howard, Arenas, Joe Johnson gibi oyuncuların hepsi aynı anda sakatlanırsa playoff'larda ve Heat takımı sağlıklı kalırsa olabilir pek tabi. Ama bu, milyonda bir görülecek senaryoya bel bağlamamak lazım.

Bu yaz değişik şahsi problemleri olan (!) Beasley, ikinci senesinde biraz daha derli toplu oynayacaktır. Jermain sakatlanmazsa önemli bir pota altı gücü
Chalmers top çalar ve ara sıra atar. Haslem iyi bir savunmacı. Wade'in yeterli miktarda yardımcı oyuncusu var; ama hiçbirinin kalitesi Wade'e yaklaşamıyor, bu da şampiyonluk rüyaları görmelerini engelliyor. Boozer'ın bu sene buraya yolu düşer mi dersiniz?  

ORLANDO MAGIC

Yolları Birleşenler: Vince Carter, Brandon Bass, Matt Barnes, Ryan Anderson, Jason Williams
Yolcu Edilenler: Hidayet Türkoğlu, Rafer Alston, Courtney Lee,

Sezon Arefesi: Geçen sene buu takımı
Hidayet için seyrediyorduysanız, Hidayet gitti. Bu sene Vince Carter için seyredecekseniz, kalabilirsiniz. Hazır, "pre-season" maçlarında 8-0'lık bir derece yakalamışlarken...
Bu takım  hala Howard'ın takımı. Öte yandan Jameer Nelson sağlıklı bir şekilde geri dönüyor. Dallas'tan gelen Bass iyi bir oyuncu tıpkı Barnes gibi. Bilmiyorum duygusal mı düşünüyorum; ama Hidayet'in gitmesi bu takıma "intangibles" noktasında bazı şeyler kaybettirecek. Tamam Vince daha iyi bir skorer; ama Hidayet gibi oyun kuramaz, savunma yapamaz. Daha estetik ve atletik yollardan sayıya ulaşır; ama basketbol altyapısı ve bilgisi olarak Hidayet'in daha az enerjik bir bedenle maça nasıl diğer atlet Amerikalı'lardan daha fazla damga vurduğunu geçen sene playoff'larda bol bol gördük. Neyse, Magic takımı yine de güçlü bir takım ve Doğu'nun favorilerinden. Yalnız, Nelson bu sene de sakatlanırsa üstüne bir bardak su içsinler; çünkü Hidayet gibi ekstra görev alacak biri yok o mevkide.


WASHINGTON WIZARDS

Başkente Gelenler:  Mike Miller, Fabricio Oberto, Mike Miller
Başkentten Uzaklaşanlar: Etan Thomas, Darius Songalia, Oleksiy Pecherov

Huzurlarınızda Yeni Sezon: Arenas çenesini kapayıp işine odaklanmaya karar verdi ve başkent ekibi (içimde sanki Ankaragücü veya Gençlerbirliği'nden bahsediyormuşum gibi bir his var) bu sezona yeni katılımlarıyla birlikte iddialı giriyor. Artık, Arenas-Jamison-Butler üçlüsünün eline bakmayacak kadar derin bir kadroları var... Pota altı hariç. Sakatlıktan dönen Haywood, Blatche ve McGee üçlüsü ne kadar iş yapar ve Doğu'nun devlerine (Howard, Shaq ve Garnett) karşı koyabilir orası muamma. Güçlü pota altı, NBA'de şampiyonluğun genelde teminatıdır. Yine de Miller ve Foye skorer nitelikte oyuncular. Takımın playoff ve ötesine dair ümitleri, geçen seneki felaket sezonun ardından, yine Arenas'ın sağlığına bağlı.
 
PASİFİK GRUBU DEĞERLENDİRMESİ
 
GOLDEN STATE WARRIORS

Kucak Açılanlar: Acie Law, Stephen Curry, Speedy Claxton, Mikki Moore
Arkaya Bakmadan Kaçılanlar:

Kayıp Yıl(lar)a Bir Bakış: Çok acayip bir takım! Gerek koçu, gerek oyuncuları, gerekse de yönetimiyle eşi-benzeri yok! Keşke bu farklılık sadece müspet manalar ihtiva etseydi! Tek bir örnek vereyim ve akıl sahibi bir insan açıklama getirsin: New Orleans’a karşı yapılan sezon öncesi hazırlık maçında Anthony Morrow tam 48 dakika süre alıyor. Yani maçın tamamında oynuyor. 34 sayı atıyor ve maçı da 34 sayı farkla 126-92 kazanıyor Golden State. Bu bir normal sezon maçı olsa "bir derece" anlarım; ama hangi akıl ve mantıkla bir oyuncu hazırlık maçının tamamında yer alır. Hem de ikinci yarısındaki oyunla çok kolay kazandıkları maçı. İşte böyle bir koçu var bu takımın. Daha, Jamal Crawford’u adeta bedavadan Atlanta’ya verdiklerini ve Stephen Jackson’un mutsuzluğunu ifade etmek için yaptığı antikalıkları saymıyorum bile.

Aslında derin bir kadroları ve harika bir hücum güçleri var. Çaylak Stephen Curry gelecekte NBA’in en iyi şutörü olabilir. Monta Ellis, Jackson ve Maggette ciddi hücum silahları. Biedrins iyi bir ribauntçu, yedeği Turiaf da kaliteli bir blokçu. Anthony Randolph ise yeterli süre verildiği takdirde Amare benzeri bir uzun olabilir. Bütün bunlara rağmen, yukarıda saydığım nedenlerden ötürü bu takımdan ümitli olmak için bir sebep aklıma gelmiyor. Ayrıca savunmaları tam bir felaket. Houston takımının aksine, sayalım bakalım bu sene kaç maçta yedikleri sayı itibariyle 100 sayı barajının altında kalacaklar. Bence 10 kereden az.  
Jamal Crawford, Marco Belinelli

LOS ANGELES CLIPPERS

Kısmetlerini Burada Arayacaklar: Blake Griffin, Sebastian Telfair, Craig Smith, Rasual Butler
Başka Diyarların Yolcuları:

Ne Yaparlar: Geçen seneye göre düzeleceklerdir dibe vurduktan sonra. Öncelikle Baron Davis nihayet oynama şevkine kavuşmuş gözüküyor. Gerçi ne yapacağı belli olmaz; ama güvenmek zorundayız. Çaylak Blake Griffin, Tim Duncan gibi iş ahlakı çok yüksek disiplinli bir yetenek. Yakında lige damgasını vurabilir(di). Geçmiş zaman ekini koymamın sebebi, kendisinin daha dün sakatlanarak yaklaşık altı hafta takımdan uzak kalacak olması. Netice iyi olacaksa beklemeye değer. Rasula Butler, kenardan gelip şirin katkılarda bulunabilecek bir tip. Al Thornton biraz zayıf halka görünümünde; ama benim esas sevdiğim oyuncu Eric Gordon. Skor açısından çok özel bir yetenek. DeAndre Jordan da iyi bir sıçrama kabiliyeti olan bir pivot. Bu sene daha çok şans bulacaktır.

Her şey yolunda giderse son sıradan playoff yapıp Lakers’la eşleşirler. Yapamasalar da doğru yolda olduklarına ve iyi şeyler yaptıklarına inanmak istiyorum. Zach Randolph’tan kurtulmaları bile yapılan iyi şeyler adına güzel bir referans değil mi sizce?
Zach Randolph, Fred Jones, Brian Skinner

LOS ANGELES LAKERS

Yeni Yüz: Ron Artest,
Eski Dost: Trevor Ariza

Şampiyonun Hali Vakti :
Oturmuş kadro bozulmaz kaidesince pek dokunmadı kadrosuna Lakers. Ariza ve Artest’in takım değiştirmesi bütün seneye damga vuracak tartışmalardan sadece biri. Şayet Lakers’ta işler biraz kötü giderse Artest bunun günah keçilerinden birisi olur. Benim açımdan Ariza, Artest’e göre daha yararlı olan bir oyuncuydu. Bir kere ikisi de iyi savunmacı; ama Ariza daha iyi bir takım oyuncusu ve görünmez bir kahraman. Ayrıca daha istikrarlı ve şutu Artest’ten daha kötü değil. Artest ise daha iyi şutör olmasa da daha iyi bir skorer; ama Lakers’ın maç başına 15-20 sayı atacak bir adama ihtiyacı yoktu. Aslında Artest, bir nevi Kobe’nin arkasını kollayacak adam yokluğunda yardımına ihtiyaç duyulan bir kişi hüviyetinde şu anda. Ayrıca her an antikalık yapmaya namzet birisi. Ancak bütün takımın havasını kaçıracak yetenekte olduğuna inanmıyorum. Neticede Lakers, birden fazla kaliteli oyuncusu olan, oturmuş sistemiyle ve özgüveniyle rahat bir takım. İşler sarpa sardığında günü kurtaracak eleman çok. Bir şekilde Konferans Finali’ne kadar zorlamadan gideceklerdir. İşte "takım kimyası" meselesi, Konferans Finali’nden sonra karşılarına çıkacaktır. Artest’i kendi içlerinde sindirip takıma adapte edebilirlerse Ariza’dan aldıkları verimi katlamış olurlar. Bu da madalyonun diğer yüzü... 


PHOENIX SUNS

Yolları Birleşenler: Channing Frye, Sasha Pavlovic, Earl Clark
Yolcu Edilenler: Shaq, Matt Barnes 

Sezon Başlarken:
Shaq’ın gittiğine çok üzüldüklerini zannetmiyorum; çünkü ne zamandır o eski "run and gun" sistemine dönmek istiyorlardı. Bu takım koşmayı seven ve kaliteli bir Hollywood "Action" filmini andıran bir yapı barındırıyor. Tek sorun şu ki film bazen mutlu sonla bitmiyor. 

Son sıradan ancak playoff yapacak görünümdeler ve sağlıklı bir Clippers ile çekişebilirler. Eksikleri neler? Savunma yapmayışları ve yetersiz "bench" oyuncuları. Hele bir de Amare sakatlanırsa, pota altında da iyice zayıflayacaklar, ki zaten şu halleri bile rakipler erik toplar gibi ribaunt topluyor. Sisteme göre oyuncu deyişine en uygun takım olmalarına rağmen, yeterli oyunculara sahip değiller ve eski günlerini mumla arıyorlar. 35 yaşındaki Steve Nash yorulup emekli olana kadar izlemekten keyif alacağımız kesin. O halde tadını çıkaralım.  


SACRAMENTO KINGS

Yeni Katılımlar:  Tyreke Evans, Omri Casspi, Sean May, Sergio Rodriguez
İlişiği Kesilenler: Ike Diogu, Cedric Simmons

Genel Görünüm:
Çaylak Tyreke Evans, Blake Griffin’le birlikte Ylın Çaylağı adayım konumunda. Son derece atletik ve enerjik bir oyuncu. Kevin Martin ise verimli bir skorer. Şutu düzgün. Fransisco Garcia, takımın her türlü "pis işini" yapmaya amade bir işçi. Jason Thompson gelecekte çok iyi bir "double-double" makinesi olabilir. Hawes, gelecek vaat eden bir pivot. Peki bu güzel görünüme rağmen Kings ne halde? Son derece kötü bir halde... Bir kere savunma yapmayı bilmiyorlar ve geçen sene ligin en kötü savunma takımlarının başında gleiyorlardı. Orlando Magic geçen sene NBA’in bir maçta atılan en çok üçlük rekorunu kırarken tabii ki Kings’le karşılaşıyordu. Ayrıca bir başka kötü haber, Garcia’nın dört ay kadar oynayamayacak olması. Kevin Martin de keza her sene 20-30 maç kaçıran cinste bir oyuncu. Yani güzel şeyler bu takımda aynı parantezde bir araya gelemiyor. Bir de elbette genç oyuncuların gelişimini beklemek lazım.
Hidayet’in oynadığı zamanlarda Batı’da Lakers’a kök söktüren bu takımın birkaç senede bu hale geldiğini görmek üzücü hakikaten.

 KEMAL BUDAK - SPOR X.COM

26 Haziran 2009 Cuma

Emir Preldziç NBA Draftında P.Suns tarafından seçildi.



Emir NBA Draftında 1.Turda 57.sırada P.Suns tarafından seçildi.
Daha sonra Suns haklarını Cleveland'a takas ile devretmiş.
Bu seçilme Emir'in hemen gideceği anlamına gelmiyor.
Daha yolu var bence.Şutu istikrarsız,fiziği zayıf.
Bunları geliştirmeli.Fenerbahçe'de ilk geldiği yıla göre gelişme gösterdi
ama daha da geliştirmesi gereken yönleri var.
Tebrik etmek lazım kendisini ve kulübü.
Hayırlısı Olsun kendisi için.
Oğuz ise hiç bir takım tarafından seçilemedi.
Demek ki daha çok eksiği var.

2 Mayıs 2009 Cumartesi

Hidayet kavga etti, oyundan atıldı...



NBA'de Orlando Magic, Dwight Howard'sız çıktığı deplasmanda Philedelphia'yı 114- 89 yendi ve seriyi 4-2 yaparak playoff'ta ikinci tura yükseldi. Bu karşılaşmada 12 sayı ile oynayan Hidayet, son periyotta Philedelphia 76'lı Dalembert ile kavga edince, ikinci teknik faulünü alarak oyundan atıldı.
Rakibin sert faulüne sinirlenen Hido, yumruklarını konuştururken, araya giren takım arkadaşları tarafından hemen soyunma odasına götürüldü.

Orlando Magic, Hidayet Türkoğlu’nun iki teknik faulle ihraç edildiği maçta Philadelphia’yı deplasmanda 114-89 yenerek seriyi 4-2 yaptı ve Doğu Konferansı’nda adını yarı finale yazdırdı.

NBA’de Hidayet Türkoğlu’nun takımı Orlando Magic, Doğu Konferansı ilk tur 6. maçında deplasmanda Philadelphia 76’ers’ı 114-89 mağlup ederek, seriyi 4-2’ye getirdi ve Konferans Yarı Finali’ne yükseldi. Hidayet, 12 sayı, 5 asist, 3 ribaunt ile oynarken, rakip potaya 29 sayı bırakan Rashard Lewis ve 21 sayı üreten Rafer Alston, galibiyette önemli pay sahibi oldular.

Karşılaşmada 28 dakika forma giyen Türkoğlu, rakibi Samuel Dalembert ile hem oyun alanında hem de yedek kulübesinde girdiği tartışmalar yüzünden aldığı iki teknik faul sonunda, Dalembert ile birlikte maçın bitimine 6.24 dakika kala ihraç edildi.

Bir diğer Doğu Konferansı mücadelesinde ise son şampiyon Boston Celtics, üç uzatmaya giden nefesleri kesen maçta deplasmanda Chicago Bulls’a 128-127 mağlup olarak, serinin 3-3’e gelmesine engel olamadı.
Batı Konferansı’nda Houston Rockets, evinde Portland Trail Blazers’ı 92-76 yenerek, seride 4-2 öne geçti ve konferans yarı finalinde Los Angeles Lakers’ın rakibi oldu.

***************

Vay Hido'da artık tam bir NBA oyuncusu olmuş.:))))))

18 Nisan 2009 Cumartesi

NBA'de Bir Sezonun Ardından ve Play Off Tahminleri !!!!!!!!

Dosya:NationalBasketballAssociation.png

BİR SEZONUN ARDINDAN

NBA'de play-off heyecanı başlıyor. Editörlerimizden Sedat BALCI, NBA'deki play-offlar öncesi takımları mercek altına aldı ve tahminlerini yaptı.

Göz açıp kapayana kadar NBA’de bir normal sezon daha sona erdi. Geçtiğimiz sezon Boston Celtics’in dominant performansını, bu sezon yine bir Doğu takımı olan Cleveland Cavaliers ile Batı’daki Los Angeles Lakers gerçekleştirdi. Bu iki takım, sezonun çok büyük bir bölümünü fazla zorlanmadan konferans lideri olarak geçirirken özellikle Cavaliers’ın Quicken Loans Arena’daki iki yenilgili performansı, (Önemsenmeyen son Sixers maçındaki yenilgiyi saymazsak tek yenilgi!) playoff boyunca serilere saha avantajına sahip olarak başlayacağı düşünüldüğünde en önemli ikinci silahı olacak.. Birinci silah ise tabii ki LeBron James!

2008-2009 normal sezonunun bize verdiği en büyük mesaj, yakın geleceğin dört NBA süper yıldızı ve onları takip eden yıldızlar oldu… Kobe Bryant, LeBron James, Dwight Howard ve Dwyane Wade dörtlüsü bu sezon “Bu ligin kralları biziz” diye bas bas bağırdılar. Bunları Brandon Roy, Chris Paul, Deron Williams ve Kevin Durant gibi isimler de “Yıldız” kontenjanından takip ettiler.

Lejyonerlerimiz açısında ise lig fena geçmedi diyebiliriz… Mehmet Okur yine iyi bir sezon geçirirken Batı’nın elit pivotları arasında yer almaya devam etti, ancak takımının düşen performansı ve bunun en büyük nedeni olan sezon boyu yaşanan sakatlıklar ritm bozukluğu yaşamasına neden oldu.

Hidayet ise kariyer sezonunun ardından bu sezon ortalamalarında ufak düşmeler yaşadı. Rakipleri artık Hidayet’e ekstra önem verirken bu durumun istatistiklere yansıması gayet normal. Zaten son bir iki yıldır Hido, el yakan üçlükleri kadar Dwight Howard’ın özel asistçisi olarak da önemli işler yapıyor ve bu çok yönlülüğüyle hala takımın en etkili silahlarından biri olmaya devam ediyor. Bakalım bu yaz Hido’yu yeni bir takımda mı göreceğiz yoksa Magic’teki ortamını sürdürmeye mi karar verecek!

Gelelim NBA’den seçtiğim En’li sorular ve cevapları ve ilk tur eşleşmeleriyle ilgili görüşlerime…

Sezonun winner’ı: DENVER NUGGETS


Denver’daki sayı potansiyelini anlatmaya gerek yok… Carmelo Anthony gibi güvenilir bir skorer forvet, Nene Hilario gibi yüzdeli skor yapan ve etkili bir pivot, Chris Andersen gibi kenardan gelip boyalı alanı karartan bir uzun ve J.R. Smith gibi ilk beşte oynamadan 30 dakikada 40 sayı atacak potansiyelde çılgın bir skorer…

Tüm bunlara sahip iken bir de Allen Iverson gibi, gittiği takımda topu elinde tutmayı seven bir oyuncu olunca bu potansiyelden tam katkı almak bir türlü mümkün olmadı! Ta ki Allen Iverson & Chauncey Billups takasına dek…

Takımını oynatmayı seven ve gerektiğinde kendisini de devreye sokan Billups önderliğinde sezonun büyük bir kısmını oynayan Colorado ekibi, Utah Jazz hakimiyetindeki Kuzeybatı Grubu’nu, hem Jazz’ı hem de ligin yükselen değeri olan Portland Trail Blazers’ı geçerek lider tamamladı ve konferans ikincisi olarak playoff’lara girdi. Geride bırakılan takımlara bakıldığında, yapılan takasın değeri daha da iyi anlaşılacaktır…

Bu gruba, genişleyen rotasyonuyla lige korku salan lig lideri Cleveland Cavaliers’ı da ekleyebiliriz…

Sezonun loser’ı: ALLEN IVERSON


Aslında bu gruba Phoenix Suns ve Detroit Pistons’ı da ekleyebiliriz ama bu sezon, Lost adasına düşmüşten beter olan Allen Iverson’ın durumu gerçekten ibret verici..

Bir oyuncu düşünün… Amerikan futbolundan basketbola geçiş yapıp her iki sporu da ‘Süper hızı sayesinde’ başarıyla yapabilsin… NBA’de Jordan’lar, Kobe’ler ve diğerleri karşısında kısacık boyuyla ayakta kalıp süper yıldız kategorisine girebilsin…

Allen Iverson, tüm bu olumlu işlerinin yanında sorunlu kişiliği, boyuna göre yetersiz kalabilen fiziği ve pek tabii ki ilerleyen yaşı yüzünden iyiden iyiye gözden düşmeye başladı…

Denver kurtuluşu, onu, bir başka veteran ama faydalı isim olan Chauncey Billups ile takas ederek buldu. Iverson, Michigan ekibinde de sakatlığı yüzünden sezonu bitiremedi. Bu arada sezon sonu da kontratı bitiyor ve serbest kalacak. Pistons şimdiden kontrat yenilemeyeceğinin sinyallerini açık bir biçimde belirtti.

Etkinliğini hızından alan ancak yaşı artık 30’ların ortalarına varan bir oyuncuya artık “Al şu yıllık 20 milyon doları ve gel bizi şampiyon yap!” diyecek NBA takımı yoktur diye düşünüyorum.

Iverson’ın önünde üç seçenek var…

1-İddialı bir takımda az paraya ve ikinci hatta üçüncü adam rolüne razı olacak!

2-Vasat bir NBA takımına giderek ortalamalarını sağlam tutacak ancak ömrü sezon başı 82 maçı geçmeyecek

3-Fantastik bir ihtimal ama Avrupa’ya gelecek! Tabii onu alacak Avrupa kulübü de bu paranın büyük bölümünü reklamdan çıkaracak. Avrupa’da, daha az para kazanarak şampiyonluk görüp çocuklarına, Kore Gazileri dedelerimiz gibi uzak diyarlarda kazandığı madalyaları ve kupaları gösterecek.

Her üç durumda da eski Iverson’dan eser kalmayacak…

Gelecek onların: PORTLAND TRAIL BLAZERS


Gerçekten de onlar NBA’in geleceği… 2000’lerin başı ve hemen öncesindeki sorunlu isimlerle dolu Portland ile şimdiki Portland arasında gece ile gündüz kadar fark var! Takımın tamamına yakını bu kadar genç iken niçin bir tanesi çıkıp bireysel oyunu tercih etmiyor?

Oregon ekibi, genç ama tecrübeli isimleriyle yakaladıkları istikrarlı çıkışın mükafatını bir iki sezon sonra alırsa şaşırmam! Zaten Doğu’da olsalar çoktan Cavaliers ile zirve mücadelesi yapıyor olurdu ama Batı’da da, özellikle Rose Garden’da göz kamaştırdılar! Lakers başta olmak üzere her takım bu deplasmanda ecel terleri döktüler. Rudy Fernandez gibi bir bonus ile de rotasyonları daha da genişledi.

Sadece bir galibiyet farkla konferans ikinciliğini kaçırdan Blazers, bu genç ekiple bir iki sene içinde hedeflerini büyütür diye düşünüyorum…

PLAY OFF İLK TUR TAHMİNLERİM

DOĞU


CLEVELAND CAVALIERS – DETROIT PISTONS (Sezon içi: 3-1 Cavaliers)


Çok özel durumlar olmadığı sürece Cleveland Cavaliers’ı şimdiden NBA finalinde görebiliriz. Özellikle iç sahada maçlara 20-0 önde başlıyormuş gibi bir rahatlık ve özgüvene sahip olan Cavaliers, deplasmanlarda da elit bir NBA takımı gibi oynayabiliyor.

Her ne kadar takım LeBron James ile anılsa da özellikle bu sezon Mo Williams, Zydrunas Ilgauskas ikilisi çok önemli katkılar yapıyor. Zaten Mo Williams bu performansıyla All-Star olma başarısını gösterdi.

Pistons ise asla eski “Bad Boys” kıvamındaki takım değil. Önce head coach değişikliği ardından Billups & Iverson takasıyla takımın ritmi iyiden iyiye bozuldu. İkinci yarı öyle bir düşüşe geçtiler ki, lig bir ay daha oynansa belki de Charlotte Bobcats ile yer değiştireceklerdi.
Cavaliers bu formuyla Pistons’a acımaz.

Tahminim: 4-1 Cleveland Cavaliers

BOSTON CELTICS – CHICAGO BULLS (Sezon içi: 2-1 Celtics)


Son şampiyon bu sezon pek güven vermiyor. Sezona iyi başlayıp ardından arka arkaya yenilgiler alan Celtics daha sonra yeniden toparlandı ancak Cavaliers’ın üstün formu karşısında konferans ikinciliğiyle yetindi. Sezon ortasında takıma katılan Stephon Marbury ve Mikki Moore’dan özellikle Marbury henüz beklenen katkıyı yapamadı ancak Celtics’in playoff’lardaki kaderini bu faktörlerden önce Kevin Garnett’in sakatlık sorunu çizecek. Garnett’siz Celtics’in şampiyonluktan bahsetmesi hayalcilik olur. Onsuz her maçta işleri zor olacak çünkü Celtics’i şampiyon olan savunmanın bel kemiği KG idi.

Bulls, potansiyeli olan genç bir takım ama dürüst olmak gerekirse en büyük şansları Batı yerine Doğu’da olmaları. Luol Deng’in yokluğu da onların en büyük handikapı.

Bulls süpürülmez ama Celtics karşısında tur atlamaları çok zor…

Tahminim: 4-2 Boston Celtics

ORLANDO MAGIC – PHILADELPHIA 76’ERS (Sezon içi: 3-0 Magic)


Orlando Magic nihayet Detroit Pistons belasından uzak bir playoff geçirme şansı yakaladı. İlk turda da gelebilecek en iyi takımlardan biri geldi. Florida ekibi için, Sixers ve Bulls ikilisinden Andre Miller ve arkadaşları sanırım daha fazla tercih edilirdi ve de öyle oldu.

Özellikle pota altında, sorunlu Samuel Dalembert karşısında Dwight Howard’ın bu seride etkili olacağını düşünüyorum.

Serinin ilk iki maçında alınacak skor bence dört galibiyete ulaşacak takımı tayin edecek bu takım da Orlando olacak diye düşünüyorum.

Tahminim: 4-2 Orlando Magic

ATLANTA HAWKS – MIAMI HEAT (Sezon içi: 3-1 Hawks)


Doğu’da serinin en heyecanlı mücadelesi hiç kuşkusuz Hawks – Heat buluşması olacak. Miami’de Dwyane Wade ile Hawks’ın Joe Johnson, Josh Smith, Mike Bibby üçlüsü karşı karşıya gelecek. Bu noktada Wade’in Jermaine O’Neal’dan daha fazla katkı alabilmesi lazım ancak bu konuda O’Neal pek güven vermiyor. Zaten Wade’e destek olan isim ya da isimler olsa Miami’yi, en azından bir iki sıra üstte görmemiz mümkün olabilirdi.

Evinde çok iyi oynayan Hawks, serinin favorisi…

Tahminim: 4-3 Atlanta Hawks

BATI

LOS ANGELES LAKERS – UTAH JAZZ (Sezon içi: 2-1 Lakers)


Los Angeles Lakers bu sene şampiyonluğa çok aç! Geçen sene şampiyonluğu kaybederken Boston’ın gölgesinde kalmaları ve onların alaylarına maruz kalmaları kendilerini daha da hırslandırdı. Zaten Shaq & Kobe ikilisi ayrıldıktan sonra bir türlü şampiyonluk gelmedi ve bu seriyi bitirmek için bu sezonu hedef belirlediler.

Kobe, Gasol, Odom üçlüsü bu sezon biraz daha rahat zira Andrew Bynum, geçtiğimiz sezonun aksine bu defa takımla birlikte.

Jazz ise kötü bir sezon geçirdi. Bitmek bilmeyen sakatlık sorunları ve normal sezonun sonlarında alınan yenilgiler takımı sekizinciliğe düşürdü. Lakers karşısında Deron Williams dışında güven verecek bir silahı yok gibi…

Lakers fazla zorlanmadan turu atlar…

Tahminim: 4-1 Los Angeles Lakers

DENVER NUGGETS – NEW ORLEANS HORNETS (Sezon içi: 2-2 berabere)


Denver Nuggets’ı yazımın başında iyice anlattım. Geldikleri noktada Chauncey Billups faktörü çok önemli. Ama bu defa karşılarında Chris Paul gibi ligin en iyi oyun kurucusunun yer aldığı New Orleans Hornets var. Bol skorlu bir seri bizleri bekliyor gibi…

Hornets’te Chris Paul & David West ikilisi zaman zaman galibiyet için yeterli olmuyor. Paul’ün basına verdiği demeçlere katılıyorum. Tyson Chandler’sız işler çok zor olacak. Zaten Peja’dan hayır yok… Rasual Butler ile James Posey de genelde as skorerleri destekleyen isimler. Ama Chandler, skor yapmasa da pota altı savunması ve ribauntları ile David West’i çok rahatlatan bir isim. Yani Hornets, iyi bir Chandler olmadan bu seride hücumda sıkıntı yaşamayabilir ancak Nene Hilario - Kenyon Martin – Carmelo Anthony üçlüsünün de boyalı alandaki hakimiyetini durduramaz.

Nuggets zor da olsa turu geçer…

Tahminim: 4-3 Denver Nuggets

SAN ANTONIO SPURS – DALLAS MAVERICKS (Sezon içi: 2-2 berabere)


Teksas derbisinde iki takımın da eski güçlerinden uzak olduğunu belirtmeden geçmemek lazım. Özellikle Dallas için bir ara playoff’lara kalamama ihtimali vardı ancak son anda toparlanıp rakiplerinin de formsuzlukları sonrası altıncılığa kadar yükselmesini bildi.

Mavericks için fazla bir değişiklik yok. Aynı isimler takımı sırtlıyor. Aynı şeyi Spurs için de söylemek mümkün… Ama Spurs’te Ginobili’nin yokluğunu unutmamak gerek…

Duncan ile Nowitzki gibi ligin iki elit power forvetinin çarpışması keyif verecek ancak tur atlayacak tarafı kestirmek çok güç…

Zor da olsa Spurs turu atlar gibi…

Tahminim: 4-3 San Antonio Spurs

PORTLAND TRAIL BLAZERS – HOUSTON ROCKETS (Sezon içi: 2-1 Rockets)


Portland için söylediklerimi yazımın başında okuyabilirsiniz. Bu seride özellikle Greg Oden ve diğer uzunlardan ekstra katkı alabilmesi, sezon içi üç maçta iki yenilgi almasına rağmen Houston Rockets karşısında turu geçmesine yardımcı olabilir.

Rockets, sezonun önemli bölümünde faydalanamadığı Tracy McGrady’i, playoff’larda ararsa şaşırmam çünkü Blazers’ta dikkat edilmesi gereken onca isim varken Houston az ama öz isimlerle işini görmeye çalışıyor.

Brandon Roy ve LaMarcus Aldridge ikilisinin Ron Artest ve Luis Scola karşısında neler yapabileceğini hep birlikte göreceğiz…
Zor olacak ama Blazers son maçta tur biletini kapacaktır…

Tahminim: 4-3 Portland Trail Blazers

HAZIRLAYAN: Sedat BALCI - SPOR X

6 Şubat 2009 Cuma

Harbiden Yok Artık Lebron !!!!!!!!!!!! 52 Sayı rekoru


































Lebron Rekorlara Doymuyor !!!!!!!!!!


NBA'de Cleveland'ın yıldızı, 52 sayı atıp triple-double yaparak Kareem Abdul-Jabbar'ın rekorunu geliştirdi..
Madison Square Garden'da Kobe Bryant'ın 61 sayı ile tarihe geçtiği maçtan sonra aynı salonda bu kez LeBron James şov vardı. Cleveland Cavaliers'ın,New York Knicks'i 107-102 yendiği maçta, 52 sayı, 11 asist ve 10 ribaundla kariyerinde 21. 'triple-double'ını yapan LeBron, Michael Jordan'ın ardından Knicks seyircisi önünde 50 sayı barajını aşıp, 'triple-double' yapan ikinci oyuncu oldu ve Kareem Abdul-Jabbar'ın 1975'te 50 sayı ile kırdığı rekoru geliştirdi. Bir sayı atarsa Wilt Chamberlain'in 1968'de 53 sayı atıp triple double yapma rekoruna ulaşacak LeBron, Elgin Baylor'ın 52 sayılık performansını egale etti.

Yıldız oyuncu, önceki gün de '12 bin sayısına ulaşan NBA tarihindeki
en genç oyuncu'
unvanını almıştı

23 Ocak 2009 Cuma

NBA All Star'da İlk 5'ler belli oldu.!!!!!!!!!!

İŞTE ALL-STAR'DA İLK 5'LER

İŞTE ALL-STAR'DA İLK 5'LER

Amerikan Profesyonel Basketbol Ligi'nde (NBA) milli basketbolcu Hidayet Türkoğlu'yla birlikte Orlando Magic forması giyen Dwight Howard, All-Star oylamasında 3 milyondan fazla oy alarak NBA tarihine geçmeyi başardı.

Orlando Magic'in yıldız ismi Dwight Howard NBA'de bir sezonda All-Star oylaması için 3 milyondan fazla oy toplamayı başaran ilk isim olarak tarihe geçti. 3 milyon 150 bin oy alan Howard, 2005 yılından Houston Rockets'ın Çinli yıldızı Yao Ming'in 2 milyon 560 bin oyluk rekorunu da tarihe gömdü. Howard konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada, "All-Star hafta sonu organizasyonunda yer almak benim için bir onur. Tecrübelerimi arkadaşlarımla paylaşmayı ümit ediyorum" dedi.

Dwight Howard, Orlando Magic'in şu ana kadar 42 maçta 33 galibiyet almasında büyük rol oynamıştı. Howard'ın yanı sıra 15 Ocak'taki müthiş maçta Doğu Konferansı'nda ilk 5 başlayacak isimler, Cleveland Cavaliers'tan LeBron James, Boston Celtics'ten Kevin Garnett, Miami Heat'ten Dwyane Wade ve Detroit Pistons'tan Allen Iverson.
Los Angeles Lakers'ın yıldızı Kobe Bryant'ın liderliğindeki Batı Karması'nda ise, New Orleans Hornets'tan Chris Paul, San Antonio Spurs'ten Tim Duncan ve Amare Stoudemire ile Houston Rockets'tan Yao Ming boy gösterecek.

Her takımın 7'şer yedek oyuncusu ise konferans koçları tarafından oylanacak ve sonuçlar 29 Ocak'ta açıklanacak. Arizona'daki Phoenix'te 15 Şubat'ta yapılacak All Star organizasyonunda Batı karması'nın koçluğunu Lakers'ın çalıştırıcısı Phil Jackson yapacak. Doğu'da ise henüz koç belli olmadı ancak en büyük adaylar Orlando Magic'ten Stan Van Gundy ve Cleveland'ın çalıştırıcısı Mike Brown.

Memo dördüncü, Hido altıncı

2009 NBA All-Star oylamasını lejyonerlerimiz aşağı yukarı başladıkları yerde bitirdiler. Doğu forvetleri arasında yer alan Hidayet Türkoğlu, 1,101,052 oy alan Chris Bosh'un önünde 632,051 oy ile altıncı sırada yer aldı.

Mehmet Okur ise Yao Ming, Shaquille O'Neal ve 549,131 oylu Andrew Bynum'un ardından 437,106 oyla dördüncü sırada yer aldı.

DOĞU KONFERANSI

FORVETLER: LeBron James (Clev) 2,940,823; Kevin Garnett (Bos) 2,066,833; Yi Jianlian (NJ) 1,813,829; Paul Pierce (Bos) 1,238,763; Chris Bosh (Tor) 1,101,052; Hedo Turkoglu (Orl) 632,051; Shawn Marion (Mia) 405,573; Danny Granger (Ind) 365,810; Josh Smith (Atl) 321,129; Tayshaun Prince (Det) 274,540; Michael Beasley (Mia) 273,471.

GUARDLAR: Dwyane Wade (Mia) 2,741,413; Allen Iverson (Det) 1,804,649; Vince Carter (NJ) 1,239,613; Devin Harris (NJ) 1,182,406; Luke Ridnour (Mil) 1,039,902; Ray Allen (Bos) 851,205; Gilbert Arenas (Wash) 635,540; Derrick Rose (Chi) 474,384; Jose Calderon (Tor) 445,584; Joe Johnson (Atl) 420,210; Jameer Nelson (Orl) 354,773.

PİVOTLAR: Dwight Howard (Orl) 3,150,181; Kendrick Perkins (Bos) 621,709; Rasheed Wallace (Det) 402,991; Samuel Dalembert (Phi) 396,119; Andrew Bogut (Mil) 357,997; Jermaine O’Neal (Tor) 342,723; Al Horford (Atl) 323,302; Brendan Haywood (Wash) 291,490; Ben Wallace (Clev) 263,862; Zydrunas Ilgauskas (Cle) 219,697; Emeka Okafor (Char) 212,539.

BATI KONFERANSI

Forvetler: Tim Duncan (SA) 2,578,168; Amare Stoudemire (Pho) 1,460,429; Bruce Bowen (SA) 1,392,398; Ron Artest (Hou) 1,362,565; Carmelo Anthony (Den) 1,337,519; Dirk Nowitzki (Dal) 1,107,926; Pau Gasol (LAL) 948,301; Shane Battier (Hou) 694,112; LaMarcus Aldridge (Por) 497,550; Luis Scola (Hou) 405,851; Josh Howard (Dal) 298,810.

Guardlar: Kobe Bryant (LAL) 2,805,397; Chris Paul (NO) 2,134,798; Tracy McGrady (Hou) 1,678,516; Manu Ginobili (SA) 1,642,350; Tony Parker (SA) 1,084,361; Steve Nash (Pho) 677,211; Jamal Crawford (GS) 665,038; Rafer Alston (Hou) 550,199; Jason Kidd (Dal) 477,792; Brandon Roy (Por) 468,688; Chauncey Billups (Den) 466,073.

Pivotlar: Yao Ming (Hou) 2,532,958; Shaquille O’Neal (Pho) 1,850,018; Andrew Bynum (LAL) 549,131; Mehmet Okur (Utah) 437,106; Greg Oden (Por) 359,318; Andris Biedrins (GS) 357,984; Al Jefferson (Minn) 310,643; Tyson Chandler (NO) 242,356; Chris Kaman (LAC) 231,928; Marcus Camby (LAC) 158,491; Nick Collison (OKC) 154,309

Yao Ming'in rekorunu kırdılar

2009 All-Star maçı için yapılan halk oylaması aynı zamanda, Houston Rockets'ın Çinli pivotu Yao Ming'e ait bireysel anlamda alınan en yüksek oy rekorunun da tarihe gömülmesine neden oldu.

2005 yılında 2,558,278 oyla bu alanda rekoru eline geçiren Ming'i bu sene tam beş oyuncu geçti. Bu oyuncular içinden Dwight Howard 3,150,181 oyla 3 milyon barajına ulaşan ilk oyuncu unvanını ele geçirdi.

Diğer isimler ise sırasıyla şöyle;

1. Dwight Howard (Magic) 2009 3,150,181
2. LeBron James (Cavaliers) 2009 2,940,823
3. Kobe Bryant (Lakers) 2009 2,805,397
4. Dwyane Wade (Heat) 2009 2,741,413
5. Tim Duncan (Spurs) 2009 2,578,168

Kaynak : Sporx.com ve Ajanslar

13 Ocak 2009 Salı

Bravo Memo !!!!!!!!!!!!! 43 Sayı.Kariyer Rekoru !!!

NBA Basketbolunu hiç sevmem o yüzden buraya hiç koymam.Ama Hido ve Memo'yu
takip ediyorum.Mehmet Okur başarılı kariyerine yeni bir halka ekledi.
Tebrikler Memo.Kariyerinin sonunda sarı-lacivert forma altında görmek dileğiyle .....


Memo abarttı !
NBA'da Utah Jazz,Indiana Pacers’ı 120-113 ile geçerken, Mehmet Okur kariyer rekoru kırdı.


Energy Solutions Arena’da 19 bin 911 kişinin izlediği maça ilk 5’te başlayıp, 40 dakika sahada kalan Okur, 4 kez denediği 3 sayılık atışların 3’ünde başarılı olurken, 15 kez denediği 2 sayılık atışların da 10’unu skora ekledi. 15 kez geldiği faul çizgisinden de 14 isabetle ayrılan Okur, karşılaşmada 43 sayı, 9 ribaunt ve 3 asist üreterek, kariyer rekoruna imza attı.
NBA’deki yedinci sezonunu geçiren milli basketbolcunun eski rekoru, 15 Ocak 2007’de Washington Wizards’a karşı ürettiği 38 sayı idi.
Mehmet Okur, Utah Jazz’ın lige katıldığı 1974-1975 sezonundan bu yana, 40 ve üzerinde sayı üreten ilk pivot olarak da tarihe geçti.

MEHMET OKUR’UN MÜTHİŞ BAŞARISI MACARİSTAN MEDYASINDA

NBA’da Utah Jazz’da forma giyen Mehmet Okur’un, son maçta Indiana Pacers potasına attığı 43 sayı ile kariyer rekoru kırması Macaristan medyasında günün konusu oldu.
Bilhassa ülkedeki spor medyası Mehmet Okur’un başarısını, "Türk basketbolcu Mehmet Okur kariyerinin sayı rekorunu kırdı" başlığıyla duyururken, "Utah Jazz, Mehmet Okur’la kazandı" başlığı da kullanıldı.
Macaristan’ın tek günlük spor gazetesi Nemzetisport, "NBA... Utah Jazz, Mehmet Okur’un 43 sayısıyla kazandı" başlığı altındaki haberinde, "Utah Jazz, rakibi İndiana Pacers’i Okur’un müthiş oyunuyla yenebildi" değerlendirmesini yaptı.
Macaristan’da televizyonlar ve radyoların neredeyse tümü Mehmet Okur’un 43 sayısıyla takımını galibiyete taşıdığını bildirerek, Türk basketbolcuya övgüler yağdırdı.

VİDEO :

http://videogaleri.gazetevatan.com/6112_Mehmet-Okur-maca-damgasini-vurdu-43-sayi.html


22 Ekim 2008 Çarşamba

NBA Yeni Sezon Transferleri (DOĞU KONFERANSI)







NBA’de yeni sezonun başlamasına çok az kaldı. Takımlar transfer hamlelerini büyük ölçüde tamamladı. Houston, Toronto, Golden State ve LA Clippers’ın ön plana çıktığı bu dönemde bazı takımlar ufak takviyelerle kadrosunu güçlendirirken, bazı takımlar da çeşitli takas ve transferlerin ardından yeniden yapılanma sürecine girdi. Biz de Sporx.com olarak bu yaz 30 takımın gerçekleştirdiği önemli transferleri fazla detaya inmeden ana hatlarıyla sizlere aktarmaya çalıştık.

Atlantik Grubu

1. Boston Celtics

Gelenler: J.R Giddens ( Draft), Semih Erden ( Draft), Patrick O’Vryant, Bill Walker

Gidenler: James Posey

Son şampiyon hazırlık dönemini sözleşmesi sona eren oyuncuları için harcadı. Tony Allen, Eddie House ve Sam Cassell’le yeniden masaya oturuldu. James Posey’i ise New Orleans’a kaptırdılar. Play-off’larda savunmasıyla ve topun el yaktığı anlarda kullandığı kritik şutlarıyla adından söz ettiren Posey yeşiller için çok değerli bir parçaydı. Yeni transfer Darius Miles hakkında söyleyeceğim tek şey ise; bu adamın elde patlama potansiyelinin yüksek oluşudur.


2. New Jersey Nets

Gelenler: Brook Lopez ( Draft), Ryan Anderson ( Draft), Chris Douglas Roberts ( Draft), Jarvis Hayes, Eduardo Najera, Bobby Simmons, Yi Jianlian, Keyon Dooling, Eddie Gill, Brian Hamilton, Julius Hodge

Gidenler: DeSegana Diop ( Dallas), Nenad Krstic ( Rusya), Bostjan Nachbar ( Rusya), Richard Jefferson ( Milwaukee), Marcus Williams ( Golden State)

Richard Jefferson’ın takımdan ayrılışını şaşkınlıkla karşılasam da bu hamle Nets’de yaşanacak radikal değişimin ilk kıvılcımıydı. Şimdi Jefferson karşılığı alınan Bobby Simmons ve Yi Jianlian’ın yanı sıra Devin Harris ve Brook Lopez gibi genç oyuncuların üzerine yatırım yapıp 2010 pazarından bir şeyler kapmaya çalışacaklar. Bu hedefler için kısa vadede ligin paspas takımlarından biri olmayı göze aldılar bile…

3. New York Knicks

Gelenler: Danilo Gallinari ( Draft), Jamal Sampson, Chris Duhon, Anthony Roberson, Allan Houston, Taurean Green, Bobby Jones, Patrick Ewing Jr.

Gidenler: Randolp Morris ( Atlanta), Renaldo Balkman ( Denver), Taurean Green ve Bobby Jones daha sonra serbest bırakıldı

D’Antoni’yi takımın başına getirerek üzerlerindeki kara bulutları dağıtmaya çalışan New York transfer piyasasında büyük ilgi gören Chris Duhon ve drafttan gelen Danilo Gallinari dışında ilgi çekici bir isimle anlaşmış değil. GM Walsch’un uzun vadeye yaydığı kalkınma planları ve 2010 FA pazarında yapılacaklar tıpkı New Jersey örneğinde olduğu gibi New York’un da yeniden ayağa kalkıp kalkamayacağı konusunda belirleyici olacak. Bu sene Knicks’den bir şey beklemeyin. Onlar da uzun vadeli düşünenlerden!


4. Philadelphia 76ers

Gelenler: Marreese Speights ( Draft), Elton Brand, Royal Ivey, Theo Ratliff, Karem Rush, Donyell Marshall, Jared Reiner, Antwane Robinson

Gidenler: Louis Amundson ( Phoenix), Shavlik Randolph ( Portland), Calvin Booth ( Minnesota), Rodney Carney ( Minnesota)

Elton Brand’i renklerine bağlayarak uzun skorer sorununu çözdüler. Koç Maurice Cheeks’in Elton Brand’in 4 numaradaki boşluğu doldurması üzerine Thaddeus Young’ı 3 numaraya kaydırıp Iguadala’yı SG pozisyonunda kullanması bekleniyor. Cheeks’in elindeki sistem ve formasyon alternatifleri arttı. Fakat 76ers’ın hala ciddi bir 3 sayı tehdidinin olmayışı akıllarda soru işareti. Yeni transfer Kareem Rush’ın bu anlamda yeterli olmadığı kanaatindeyim.

5. Toronto Raptors

Gelenler: Nathan Jawai ( Draft), Roko Ukic, Jermaine O’Neal, Hassan Adams, Jamal Sampson, Willie Solomon

Gidenler: Primoz Brezec ( İtalya), Carlos Delfino ( Rusya), Maceo Boston ( Indiana), Rasho Nesterovic ( Indiana), T.J Ford ( Indiana), Roy Hibbert ( Indiana)

Brezec, Delfino ve Nesterovic gibi uluslar arası oyuncuları elden çıkaran Toronto, Indiana Pacers’ın süperstarı Jermaine O’neal’ı renklerine bağladı. Hazırlık döneminin belki de en ilgi çekici takasına imza atarak yine dikkatleri üzerlerine topladılar. Tabii birçok riski de göz önüne alarak…

‘’Nedir o riskler?’’ Diyecek olursak size 3 şey sayarım: 1. Sakatlık. 2. İstikrarsızlık 3. Takımdan alacağı yüklü para.

Yani kabaca şöyle: Daha önce JO’nun kariyerinde maç kaçırmadan tamamladığı bir sezon olmadığını belirtmiştim. İşte bunda sakatlık faktörü başrol oynadı. Tıpkı geçen yıl olduğu gibi…Ayrıca Indiana’nın play-off’dan uzak oyunu ve sürekli hakkında çıkan takas dedikoduları da kafasını oyununa veremeyen JO’nun isteksiz ve buna bağlı olarak inişli-çıkışlı ( istikrarsız) bir dönemi geride bırakmasına neden olmuştu. Ve şimdi de JO verimsiz olursa yıldız oyuncuya verilecek paranın çar çur olacağını söyleyenler var.

Peki artıları? JO sorunlarından tamamen arınırsa Chris Bosh’la birlikte ürkütücü ve fantastik bir uzun kombinasyonu oluşturabilir. Bu iki elit uzun boyalı alandan üretilecek sayı miktarını artıracağı gibi gelebilecek sıkıştırmalar neticesinde topu dışarı çıkarıp kısaların çizginin gerisinden boş şut bulmasını sağlayabilir. Özellikle Raptors gibi şutör bir takım bundan çok ekmek yer. JO’nun orta mesafe şutu sayesinde rakip savunmanın dengesini bozabileceğini ve Chris Bosh üzerinde yoğunlaşan savunma baskısını azaltacağını da ekleyelim. Son dönemde yıpranan imajını tamir etme çabası kuşkusuz JO için ekstra motivasyon kaynağı olacak.

PG konusunda sürekli ikilemde kalan Sam Mitchell sonunda T.J Ford’u gönderdi ve kafalar rahatladı. T.J Ford’un gidişiyle Calderon’un yeri sağlamlaştı. İspanyol guard’ın alacağı süreler artacak. Solomon’un da yırtıcılığı ile PG pozisyonundaki ikinci alternatif olması olası.


Merkez Grubu

1. Chicago Bulls

Gelenler: Derrick Rose ( Draft), Elton Brown, Roger Powell, Darius Washington, Ömer Aşık ( Hakları Portland’a verildi)

Gidenler: Chris Duhon ( New York), Shannon Brown ( Charlotte), James OnCurry ( Serbest bırakıldı)

Derrick Rose’u draft ederek Kirk Hinrich’den kaynaklanan oyun kurucu sorunsalına son verdiler. Genç guard’dan uzun vadede bu takıma liderlik yapmasını bekliyorlar. Sezon sonunda FA olan Luol Deng beklendiği gibi takımda kaldı. Fakat İngiliz oyuncuyu kaybetmeme adına yaklaşık 70 milyon dolarlık kontratın altına yatıp diğer FA Ben Gordon’ı arka plana itmek zorunda kaldılar.


2. Cleveland Cavaliers

Gelenler: J.J Hickson ( Draft), Mo Williams, Tarancey Kinsey, Lorenzon Wright, Darnell Jackson,

Gidenler: Damon Jones ( Milwaukee), Joe Smith ( Milwaukee), Dwayne Jones ( Orlando)

Oyun kurucu sıkıntısı çeken Cleveland bu soruna merhem olabilmesi için Maurice Williams’la el sıkıştı. LeBron’u biraz daha rahatlatmak ve bir anlamda 23 numarayı tatmin etmek için Mo Williams’ın yüksek kontratını ödemeyi göze aldılar. Genç guard’ın takım arkadaşlarıyla uyumu ve özellikle LeBron kenardayken takımı yönetme becerisi Cleveland’a ne kadar fayda sağlayacağı konusunda belirleyici olacak. En azından topu artık rakip sahaya LeBron taşımayacak. Takımdan ayrılan oyunculardan Joe Smith’in gidişiyle uzun rotasyonu daralmış vaziyette. Varejao ve Big Ben’in hücum özelliklerinin kısıtlı olması Ilgauskas’ın üzerindeki yükü bir kat daha artırıyor.


3. Detroit Pistons

Gelenler: Deron Washington ( Draft), Kwame Brown, Will Bynum, Walter Sharpe, Trent Plaisted

Gidenler: Jarvis Hayes ( New Jersey), Theo Ratliff ( 76ers), Juan Dixon ( Washington)

Flip Saunders’ın gidişi sonrası takımı yardımcı antrenör Michael Curry’e emanet ettiler. Joe Dumars’ın çok güvendiği ve takımı taşıyabileceğine inandığı Curry konusunda şimdilik sessiz kalıyorum. ‘’ Dumars güveniyorsa vardır bir bildiği’’ diyip sürpriz transfer Kwame Brown’a geçelim. Kwame’nin Detroit’e gelişine anlam verebilmiş değilim. ‘’Durup dururken Kwame’nin üzerine yatırım yapmak akıllarına nereden geldi?’’ diye sormadan edemiyor insan. Dumars’ın bu tip kumarları sevdiğini ve çoğunda başarılı olduğunu düşününce transfer konusunda daha iyimser bir havaya bürünmek mümkün. Fakat sizce bu Kwame hakkında pozitif düşünmek için yeterli mi?


4. Indiana Pacers

Gelenler: Brandon Rush ( Draft), Roy Hibbert ( Draft), T.J Ford, Rasho Nesterovic, Jarrett Jack, Josh McRoberts, Maceo Baston

Gidenler: Jermaine O’neal ( Toronto), Kareem Rush ( 76ers), Flip Murray ( Atlanta), Jerryd Bayless ( Portland), Ike Diogu ( Portland), Nathan Jawai ( Toronto)

Jermaine O’neal’ın gidişiyle beklenen yapılanma sürecine girdiler. T.J Ford’un takıma gelişi oyun sisteminin daha çok hareketli hücum üzerine kurulacağının bir göstergesi. Jarret Jack de Ford’un arkasını bekleyecek bir diğer PG. Takımın yeni yüzlerinden Rasho Nesterovic’in ise Jeff Foster’ı yedeklemesi bekleniyor.


5. Milwaukee Bucks

Gelenler: Joe Alexander ( Draft), LucMbah a Moute ( Draft), Malik Allen, Tyronn Lue, Francisco Elson, Richard Jefferson, Damon Jones, Luke Ridnour, Adrian Griffin

Gidenler: Royal Ivey ( 76ers), Bobby Simmons ( NJ Nets), Yi Jianlian ( NJ Nets), Mo Williams ( Cleveland), Desmond Mason ( Oklahama City)

Draft edildiği günden bu yana Milwaukee’de gönüllü oynamayan Jianlian ile sadece yüksek kontratıyla gündeme malzeme olan Bobby Simmons’ı gönderip Richard Jefferson’ı renklerine bağladılar. Takımın SF sıkıntısına merhem olabilecek, oyuna hareketlilik getirebilecek skor gücü yüksek bir oyuncuyu bu kadar ucuza getirmelerine sadece ‘’Allah’’ derim. Keskin şutör Damon Jones, savunmayı iyi okuyup yarattığı eşleşme avantajlarını iyi değerlendiren şutör çaylak Joe Alexander ise takımın diğer kazançları. Ridnour ve Tyronn Lue konusunda biraz karamsarım. Geçtiğimiz yıl verimsiz bir sezonu geride bırakan Lue bu takımda iş yapmaz. Ridnour’un kritik anlarda oyuna ağırlığını koyup koyamayacağını ve bu anlamda ne kadar olgunlaştığını ise zaman gösterecek.


Güneydoğu Grubu

1. Atlanta Hawks

Gelenler: Maurice Evans, Thomas Gardner, Flip Murray, Randolph Morris, Othello Hunter

Gidenler: Josh Childress ( Yunanistan), Salim Stoudemire ( Spurs)

Josh Smith’i takımda kalmaya razı eden Atlanta, Josh Childress’ın Olympiakos’a gidişine resmen seyirci kaldı. Josh Smith’le yapılan görüşmelerin uzaması sebebiyle zor bir yaz dönemini geride bırakan Hawks, Orlando Magic’in başarılı görev adamlarından Maurice Evans’la masaya oturdu. Play-off’larda özellikle yüzdeli dış şutlarıyla dikkatleri üzerine çeken Evans hem ilk 5’te kullanılıp hem de bench’ten gelerek oyuna katkı yapabilecek bir oyuncu. Sıkıntılı zamanda yapılan iyi transferlerden biri.

2. Charlotte Bobcats

Gelenler: D.J Augustin ( Draft), Alexis Ajinca ( Draft), Shannon Brown ( Chicago)

Gidenler: Yok.

Charlotte için öncelik Emeka Okafor’u takımda tutmaktı ve bunu başardılar. Draftta sürpriz biçimde DJ Augustin’i seçtiler. Fiziğinin NBA için yetersiz olduğu düşünülen Augustin’in yerine bir uzun tercih edebilirlerdi. Cleveland’da istediği süreleri bulamayan Shannon Brown’ın ise Larry Brown’ın gözüne girebilmesi için çok çaba sarf etmesi gerekecek.

3. Miami Heat

Gelenler: Michael Beasley ( Draft), Mario Chalmers ( Draft), Bobby Jones, James Jones, Yakhouba Diawara, Jamaal Magloire, Shaun Livingston, Eddie Basden, Tre Kelley, Omar Barlett, Matt Walsch

Gidenler: Ricky Davis ( LA Clippers), Jason Williams ( LA Clippers-Bıraktı), Earl Baron, ( Bobby Jones, Stephane Lasme ve Matt Walsch daha sonra serbest bırakıldı)

Gelenler listesinde o kadar çok isim var ki; say say bitmez. Fakat faydalı olabilecekleri bir kenara ayırdığımızda liste hayli daralıyor. Draftın 2 numarası Beasley’den beklentiler büyük. Takımda Dwayne Wade ve nispeten Shawn Marion dışında etkin bir skorerin olmayışı topun sık sık boyalı alanda Beasley’e indirileceği anlamına geliyor. 2009 Polonya elemelerinde Fransa milli takım forması giyen Yakhauba Diawara ile defansif özellikleri olan James Jones’a da dikkat etmek lazım.

4. Orlando Magic

Gelenler: Courtney Lee ( Draft), Mikael Pietrus, Anthony Johnson, Dwayne Jones

Gidenler: Keyon Dooling ( NJ Nets), Carlos Arroyo ( İsrail), Maurice Evans (
Atlanta), Jeremy Richardson, Mike Wilks, James Augustine, Pat Garrity ( Bıraktı)

Keyon Dooling ve Maurice Evans’ı kaybeden Orlando, oyun kurucu pozisyonu için Anthony Johnson’la anlaştı. Nelson’un oyun kuramadığından şikayet eden Orlando taraftarları bu transferle tatmin oldu mu diye sorarsanız cevabım ‘eh işte!’. Neticede ipler yine Nelson’ın elinde.

Transferler arasında dikkat çeken Fransız Mikael Pietrus ise oyunun her iki yönünde de etkili olabilen faydalı bir oyuncu. Van Gundy’nin en’leri arasına girebilir.

5. Washington Wizards

Gelenler: JaVale McGee ( Draft), Juan Dixon, Dee Brown, DerMarr Johnson, Linton Johnson, Taj MacCullough

Gidenler: Roger Mason ( Spurs)

Arenas bol sıfırlı kontratı kaptı. Şimdi akıllardaki soru şu: ‘’Sürekli sakatlık sorunu yaşayan Arenas bu sezon Wizards’ı kaç maçta yalnız bırakacak?’’. Takımını en kritik anlarda tribünden izleyen bir oyuncuya 111 milyon dolar vermekle risk aldı başkent ekibi. Bundan sonra Arenas’ı ameliyat masasında değil parke üzerinde görmeyi umut ediyorum.

İnceleme: Alper BAŞARAN


22.10.2008
Kaynak : Sporx.com Yazarlar

http://www.sporx.com/detail.php?Type=128&kategori=133&go=130077

Etiketler