Fenerbahçe 2013-2014 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fenerbahçe 2013-2014 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ağustos 2013 Çarşamba

FENERBAHÇE - RB SALZBURG : 3-1 (TURLADIK) !!!

                                           


Öncelikle Selçuk Yula ve diğer Efsanelerimize Allahtan rahmet diliyorum mekanları cennet olsun nurlar içinde yatsınlar.

   Maça gelince tur için mutluyum ama tedirginliklerimde haddinden fazla maça gol yiyerek başlayınca korktum gene geçen seneye mi benzeyecek diye ama rakibin savunmasının kötülüğünden mi hücumcuların takımın diğer oyuncularına göre daha hazır olmasından mı bilmiyorum ama erken cevap verdik ve geçen sene görülmemiş biçimde ilk yarıda hatta ilk 30 dakikada 3 gol atabildik.

   Öncelikle Volkan yine formunu tutmuş yine Volkanı kalede görünce insanın içi rahatlıyor inşaallah  Pazar günü Mert aratmaz.Aksi halde savunmada ki hataları görünce gerçekten çok karamsar bir haldeyim Gökhan'ın dönmesi sağ kanadı biraz daha rahatlatsa da Yobo'nun formsuzluğu Bekir'in güven vermemesi Beşiktaş'ta 60 maçta sakatlanmayan Egemen'in 1 sezonda 3 kere sakatlanması savunmaya ayağı yere basan bir adamın gerekliliğini açıkça ve korkutarak belli ediyor.
  Bruno Alves mevzusuna hiç girmiyorum Allah nazardan saklasın.

Kadlec'e gelince benim açımdan hayal kırıklığı izlediğim bildiğim Kadlec bu kadar kötü oynayacağını tahmin etmiyordum. Hasan Ali yerli olduğu için daha mantıklı bir tercih ve hocada lig'te Hasan Aliye daha çok şans verecektir

Orta saha ya gelince Raul oynarken ve çıktıktan sonra bu kadar zıt görüntü çizmeleri de biraz endişe verici eğer yönetim forvet transferi için Holmen'i yerse bence hata yapmış olur.

Cristian bir maçta bütün kariyer özetini çıkardı bir bölüm var bir bölüm yok hala bazen Alex bazen Casper gibi sahanın içinde.

Topal'a gelince takımın en hazırlarından biri bu sene formayı Allah korusun sakatlık veya ceza dışında bırakmaz.

Alper'e gelince daha ondan bir şey anlamadım bazen dikine oynamak için topu bırakıp ileri doğru koşu yapıyor top arkasında kalıyor ve top kaybına sebep oluyor.

Forvet hattına gelirsek takımın en hazır tarafı orta sahada bağ kuracak adamlar sağlam ve formda olursa Emenike takviyesiyle çok can yakarlar Avrupa ve lig'te.

Sow Avrupa'nın elit golcüleri arasında olduğunu dün attığı golle göstermiş oldu.

Son olarak inşaallah başarılı kupalarla dolu bir sezon geçirmemizi diliyorum ve fikirlerimi belirtmem için Gürol abime bana bu şansı verdiği için teşekkür ederim.

Barış BALKAY

1 Ağustos 2013 Perşembe

Salzburg - Fenerbahçe : 1-1 (Son Dakika Piyangosu) !!!!!


MATCHSTUDY İSTATİSTİKLERİ


OYUN KÖTÜ SONUÇ SÜPER

* Öncelikle resmi maç sezonumuzun ilk maçı olduğu için takıma sakatlıksız,kazasız belasız,başarılarla dolu bir yeni sezon dileyelim.Aynı zamanda avantajlı sonuç için tebrik edelim.
* Rakip Salzburg'u hafta sonu A.Wien derbisinde alıcı gözle izlemiştim ve genç,çok koşan,basan,sürekli hücumu düşünen ama defanslarının zayıf olduğu bir takım olarak görmüştüm ve bizim henüz hazır olmamamıza rağmen buradan tecrübemizle galip gelerek döneceğimizi tahmin etmiştim.Ancak kağıt üstünde düşündüklerimiz sahaya yansımadı.
 Takıma,hocaya geniş bir kredi vermeme rağmen ilk yarıda oynadığımız futbola çok sinirlendim.
Sahada yoktuk adeta.Skorun farklı değişmemesi Volkan'ın ,önündeki tecrübeli Alves - Yobo ikilisinin gayretleri ve rakip oyuncuların 'yetenek fakiri' olmasındandı.
* Evet Ersun Yanal'ın maç sonundaki basın toplantısında dediği gibi henüz 4 haftadır çalışıyoruz,
Sow Umre'ye gitmesi nedeniyle 15 Temmuz'da başladı yani 2 haftadır çalışıyor,Raul,Kuyt,B.Alves milli takım izinleri nedeniyle 3 haftadır takımla beraberler.UEFA'dan ceza nedeniyle Avrupa kupalarında olmayacağımız için hazırlık planımız da farklıydı.6 Hazırlık maçı yapacaktık,3 tane yapabildik.Daha erken çalışmaya başlayabilir,verilen izinleri de azaltabilirdik.Velhasıl yeterli hazırlık yapamadık.
 Rakip ise 8 haftadır çalışıyor ve ligleri başladı,2 haftayı oynadılar.
Bütün bunlara rağmen iki takım arasındaki kalite,tecrübe,büyüklük farkı nedeniyle bu maçın ve turun zor geçeceğini sanmıyordum ama olmadı.
* Tabii Ersun Yanal'ın çıkardığı 11 ve oynatmak istediği sistem de bunda etkili oldu.
Hoca  "Oyunu kontrol etmek ve kontrollü bir şekilde oynamak istedik, rezervleri saklamak planlı bir şekilde gitti. Her geçen gün daha iyi olacağız; tarih veremem ama çok daha iyi olacağız"  "Dörtlü ortasaha tercih ettik, rakibin pozisyonuna göre plan yaptık'' maçtan sonra bunları belirtiyordu.
 4-1-4-1 şeklinde başladık ama Kuyt'u sol'dan Alper'i Sağ'dan hücuma destek verdirerek 4-3-3 
formasyonunu da uygulayacaktık fakat Kuyt'un hazır olmadığından ve bilinen teknik yetersizliğinden hiç etkili olamaması,Alper'in de daha çok içeriye kayması ile bunda başarılı olamadık.
Alper bir kez Raul'un nefis pası ile sağ dan girdi ancak kaleye şut vuracakken ortaya Webo'ya çıkarmayı düşündü ve ilk yarıdaki tek pozisyonumuzu harcadık.
 Bu 2 formasyonu da uygulayamadığımız gibi rakibin dinamik görüntüsü ile 4-5-1'e bile çekildik fakat orta sahada 5 oyuncumuz olmasına rağmen ne üstünlük sağlayabildik ne de rakibin üstünlüğünü kırabildik.
  Emre'nin aşırı kötü oluşu da büyük etkendi.Orta saha kalabalık iki takım oyuncularıyla,oyun sol kanatta sıkışmış Emre alıyor topu hala sol çizgide sıkışan arkadaşına atıyor,döndür oyunun yönünü sağ tarafa be kardeşim bu kadar tecrübeli bir futbolcusun.Yapmadı ve kaptırılan topta bedava sarı kart gördü gene.
* İlk yarıyı gol yemeden yememiz büyük şans ve yukarıda değindiğim Volkan ve önündeki tecrübeli Alves - Yobo ikilisi ile M.Topal'ın yardımları ile rakip oyuncuların son vuruş yeteneksizliklerindendi.
Daha maçın başında çizgi üstünde Soriano şu kafayı bom boş kaleye değil Allahtan Volkan'ın üstüne vurdu mesela , 

* İkinci yarıya mutlaka değişiklik ile çıkmak gerekirdi.Bence sarı kartı cebinde ve kötü gününde olan Emre'yi çıkarıp Alper'i ortaya alıp,sol kanada Caner ,Sow (veya Stoch'u demiştim ama Stoch 18'e bile alınmamış.) Kuyt'u da Sağ kanada almak lazımdı.Fakat aynı 11 ile çıktık.
Tabii değişen bir  şey yoktu.Salzburg 46'da gene Volkan'ı geçemeyen mutlak golü kaçırıyordu.
Ersun Yanal geç bile kalarak 58'de beklediğimiz değişikliği yaptı Sow girdi ama çıkan oyuncu Emre değil Alper'di.Bu tercih herkesi şaşırttı beni de ancak hoca kanat pozisyonundan bir oyuncu çıkarıp yeni bir oyuncu almayı yaptı.Alper sağ kanat gibi oynuyordu Sow girdi ancak bu kez Sanrfora geçti,Webo Sol kanada,Kuyt sağ kanada geçti.Geçen sezonun ikinci yarısındaki forvet 3'lümüze döndük.Sow'un girişiyle bireysel kalitesini göstermeye başlarken golü yedik 68'de.Ve hemen gene çok geç diyebileceğimiz Emre'nin çıkışı Baroni'nin girişi gerçekleşti.
* Son 30 dkakika.Evet Ersun Yanal'ın da maç sonrası basın toplantısında ''Son 30 dakikadaki oyunun zamanını uzatmalıyız. İlerleyen haftalarda bunu gerçekleştireceğiz. İlk devreyi oynadık, ikinci devreyi Kadıköy'de oynayacağız. Fenerbahçe yoluna devam edecektir. Son 30 dakikadaki oyunu daha yüksek dakikalara çıkarıp yolumuzda devam edeceğiz ''  dediği gibi etkiliydik ve maç biterken Piyangodan büyük ikramiye çıkmış gibi bir penaltıyla avantajı elde ettik,öncesinde Sow'un kaleci ve direkten dönen şutu,ataklarımız vardı ancak bu 30 dakika bizi asla yanıltmasın hocayı da yanıltmasın.Bizim oyuncu değişiklikleriyle Sow ve Baroni'nin kaktısının hissedilmesiyle birlikte rakip Teknik adam Roger Schmidt'in skoru korumak için yaptığı oyuncu değişiklikleriyle ekmeğimize yağ sürmesiydi.Alan Douglas,Meilinger ve Mane'yi çıkarması çok iyi oldu.Biz risk almışken Mane'yi belki de yoruldu tabii ama çıkarması geri alanımızda tehlike yaşamamıza neden oldu.Netice de Avusturyalıların anlamsız ateş püskürmeleri Portekiz'li hakemin haklı penaltı kararı ve Baroni'nin 'büyük futbolcu cesareti - kendisi büyük futbolcu demiyorum - '' penaltı atma ve gol yapmasıyla 1-0 yenilgi ile bitecek ve muhtemel işi çok zorlaştıracak maçtan büyük avantajla dönüyoruz.
* Her iki takımın da oyuncu değişiklikleriyle birlikte Yaş ortalamaları şöyleydi ; 
Salzburg : 23 Fenerbahçe : 30
Normal de tecrübe,klas gençlik ve dinamizm karşısında bu kadar etkisiz kalmamalıydı.
* Bireysel performans olarak ayakta kalan isimler Volkan,Bruno Alves,biraz Topal biraz Webo idi.Son saniye penaltısını atma cesareti ve golü nedeniyle Baroni'yi de es geçmemek lazım.
* Volkan'a ayrı paragraf açmak lazım.Kilo vermiş,fit olarak kafaca da iyi hazırlanmış ve böyle olunca çok başarılı oynadı.Keşke geçen sezon 1-2 lig maçında da böyle olsaydı.
* Takım olarak zaten irdelediğimiz gibi hazır olmadığımız için hoca normalde 'rakibin değil biizm ne yapacağımız önemli biz rakibi değil rakip bize önlem alsın' mantalitesini bu maçta uygulayamadı ve rakibe önlem aldı.Orta saha göbeğini Topal-Emre-Raul ile üçlemesi hatta Alper'i de içeriye yardıma getirmesi.Rakip beklerin çıkışlarına Kuyt'u sol kanat Alper'i sağ kanat kontrolü vermesi v.s.gibi.
 İstediğimiz oyunu oynayamamamızın nedeni rakibin 3-4 kişiyle çok çabuk,iyi ve sert basmasıydı ama biz de eski topa sahip olma,pas yapma olayımızı yapamadık.
Topu çabuk dolaştırmak,adam eksiltmek,kanatlarımızın çalışmaması etkendi.
Bu yüzden mecburen rakibin oyun temposuna ayak uydurmak zorunda kaldık.
Defans 4'lüsünde de ilk kez birlikte oynayan 4 ismin olması da bir başka sorundu.
* Salzburg için maç öncesi 25 dakikalık analiz videosu hazırlatıp tüm futbolcuların cep telefonlarına gönderten 7/24 izlemelerini izleyen Ersun Yanal ve ekibi bu maçtan da gerekli analizleri yapıp dersleri çıkaracaktır.
6 gün de pek bir şey değişmez zaten kendi taraftarımızın önünde bu turu geçecek sonucu alırız ancak bundan sonraki gruplara kalma Play off turunda bu görüntü asla yetmez.
Eminim o maçlara kadar hoca dersler çıkarıp gün gün takımı ileriye taşıyacaktır.
 En azından o maçlara takımın geçen yıldan alıştığı,oynadığı şablona dönerek çıkabilme obsiyonunu da elinden bırakmamalıdır.
* Maçın ve turun bizim adımıza kader anı ; 
 - Penaltı atılırken Soriano'nun ucuz,basit taciz görütünleri de çok zavallıcaydı.
Aynı şekilde maçtan sonra Roger Schmidt'in 'İstanbul'da Portekizli hakem olmayacak' demeci de öyle.
- Penaltı konusunda  şöyle bir bilgi de gördüm ; Son 8 Avrupa maçında 5.penaltımız mış.
Lig'te ise 72 maçta 5 penaltı kazanabilmişiz.(YORUMSUZ)

* Rakipte en iyi isim maç öncesi de bildiğimiz üzere genç Sloven Milli oyuncu Kevin Kampl idi.
A.Wien maçında çok savruk ve dağınık bulduğum Senegal'li Mane de bu maçta etkiliydi.

* Taraftarlarımız her zamanki gibi çok iyi destek verdi.Boynumuzda Demoklesin Kılıcı gibi sallanan Meşale cezası için yönetim de koltuklara uyarı mesajları bırakarak üstüne düşeni yapmıştı.
Burak Yıldırım kardeşimizin pankartı da çok anlamlıydı

1 Temmuz 2013 Pazartesi

TAKIM İÇİNDEN YARATILABİLECEK DEV BÜTÇE

TAKIM İÇİNDEN YARATILABİLECEK DEV BÜTÇE

Fenerbahçe transfer dönemine hızlı girdi bu sezon. Alper, Bruno Alves, Kadlec ve Samuel Holmen'i kadrosuna katan takımımızda gündemde olan isimlerde mevcut. Peki kadro planlaması nasıl olmalı? Kimler gitmeli? Kimler gelmeli? Ufak bir muhasebe yapalım. 

GİTMESİ GEREKENLER;

1) Milos Krasic

Kazandığı yıllık ücret: 2,300,000 Euro

2) Sezer Öztürk

Kazandığı yıllık ücret: 1.200.000 Euro

3) Serdar Kesimal

Kazandığı yıllık ücret: 1.200.000 Euro

4) Cristian Baroni

Kazandığı yıllık ücret: 1.800.000 Euro

5) Joseph Yobo

Kazandığı yıllık ücret: 2.000.000 Euro 

6) Semih Şentürk 

Kazandığı yıllık ücret: 1,850,000 Euro

NEDEN GİTMELİLER?

1) Milos Krasic:

Geçen sezon başında 7 milyon euro bonservis bedeli ile takıma katıldı Sırp oyuncu. Taraftarı heyecanlandıran ve heveslendiren bir transfer olmuştu. Fakat evdeki hesap çarşıya uymadı. Fenerbahçe'ye gelmeden önceki sezonu sakatlık problemi ile geçirmiş olan Krasic burada da aynı dertlere uğraştı. Toplam 27 maça çıkan Krasic, bunların sadece 14 tanesinde ilk 11'de kendine yer buldu ve 1 gol 2 asistlik bir katkı sağladı. Aldığı süre, sağladığı katkı bazında ele alırsak aldığı yıllık ücret bir hayli fazla. Fenerbahçe, Krasic'i 5 milyon euro civarında elden çıkarabilirse bu sezon ekstra olarak 7,300,000 milyon Euro bütçe yaratmış olacak.



2) Sezer Öztürk:

Sezer takıma malum süreçte katılmış ve çeşitli sebeplerden dolayı geldiği ilk sezonda takıma katkı verememişti. Bu sezon başında ise oyuncudan herkes umutluydu. Özellikle Emre'nin ayrılmış olması Sezer için büyük bir şans olacaktı. Taraftar da oyuncunun bunu değerlendireceğini düşünüyordu. Aslında öyle de başladı Sezer sezona. Elinden gelenin en iyisini sahaya yansıtıyordu. Fenerbahçe taraftarından ''İşte yeni Alex'' bile diyenler oldu bir dönem. Fakat bu güzel günlerde fazla uzun sürmedi Sezer adına. Klasikleşen sakatlık problemi yine baş göstermiş ve sezer 3-4 ay ortalıktan kaybolmuştu. Tam herkes onu unutmuşken o kendini twitter hesabından hocası Aykut Kocaman'a saygısızlık ederek hatırlattı. Bu süreç hocanın takımdan resmen ayrıldığı günde devam etti. Bu nedenle ben Sezer'in artık takımda yeri olmadığını, Fenerbahçe'de oynayacak profesyonellikte bir oyuncu olmadığını düşünüyorum.

Fenerbahçe Sezer'i 2 milyon Euro bonservis bedeliyle elinde çıkarırsa (Beşiktaş ile 1,5m.euro'ya anlaşıldığı söyleniyor) , buradan da 3,200,000 Euro ekstra bir bütçe yaratacak.


3) Serdar Kesimal:

Kayserispor'da adını duyuran, Milli Takım'a kadar yükselen bir oyuncudan bahsediyoruz. 2 yıldır dipte olan bir oyuncu aynı zamanda. İsteksiz, hırsını kaybetmiş ve bazı şeyleri kabullenmiş bir oyuncu. Yetenek olarak belki çalışarak iyi duruma gelebilecekken, Serdar futbolu sadece ''para kazanmak'' için oynadığına beni inandırdı. Satılsın mı kiralansın mı  tartışılır. Tartışılmayacak tek konu Serdar'ın gelecek sezonda Fenerbahçe'de olmaması. Aldığı yıllık ücretle 1,200,000 Euro ekstra bütçe de Serdar'dan yaratabilir Fenerbahçe.


4) Cristian Baroni:

Aslında fazla şey yazmaya gerek yok Baroni hakkında. Taraftarın ona taktığı ''gamsız'' lakabı Baroni'nin nasıl bir oyuncu olduğunu tanımlar nitelikte. Saha içinde zaman zaman takım arkadaşlarının akıttığı tere saygısızlık yapan, rakibini kovalamayıp ''gölge presi'' yapan Baroni, takımdan gönderilmesi gereken ilk oyunculardan olmalı. 

Fenerbahçe bu satış sonrasında 6 milyon Euro bonservis bedeli ve maaştan 1,800,000 Euro ekstra bütçe yaratarak, bütçesine 7,800,000 Euro ekleyecek.


5) Joseph Yobo:

Yobo takıma katıldığı ilk sezonda Lugano ile iyi bir ikili olmuştu. Birazda Lugano'nun kusursuza yakın oyunu Yobo'nun açıklarını kapatıyordu diyebiliriz. Fakat Yobo bu sezon oynadığı oyuna Fenerbahçe'deki süresini doldurduğunu gösterdi. Savunmadaki ağırlığı, hamle hataları, oyuna top sokamaması ve belki de en önemlisi kafa toplarında eskisi kadar diri olamaması Yobo'nun gönderilmesi için baş sebeplerdir. 

Fenerbahçe Yobo'yu 2,000,000 Euro karşılığında elden çıkarabilir. Aldığı yıllık ücret 2,000,000 Euro ile birlikte 4 milyon Euro'luk bir katkıda bu satıştan gelebilir. 


6) Semih Şentürk:

Semih'in ayrılacağını zaten yönetim açıkladı. Burada püf nokta, Semih'in 1 milyon Euro bile olsa para kazandırarak takımdan ayrılması olacak bana göre. 1,000,000 bonservis+1,850,000 Euro yıllık ücretle, Fenerbahçe'de 2,850,000 Euro ekstra bütçe sağlanır.



Topluca yazarsak eğer; Fenerbahçe bu stratejiyi izlediği taktirde bütçesinde yaklaşık 27,000,000 Euroluk bir rahatlık yaşayacak. Türkiye Ligi'nde mücadele eden bir takım için gerçekten azımsanmayacak bir miktar. Bu para daha kaliteli ve potansiyeli yüksek 2-3 oyuncu için değerlendirebilir. 

Nerelere Transfer Yapılmalı?

1) Forvet:

Aday: Oscar Rene Cardozo

Forvet transferi için Fenerbahçe'nin gündemin yaklaşık 1,5 aydır Paraguaylı golcü Oscar Cardozo var. Çok faydalı olabilecek bir oyuncu. Benfica ile eşleştiğimizde, Benfica'ya final kapısını açan adamdı. Yaratılan ekstra bütçe ile rahatlıkla yapılabilecek bir transfer bana göre Oscar. Forvete transfer gerekmesinin nedeni ise, Webo'nun gelecek sezon ağır maç temposunu kaldıracağını düşünmüyorum. Zorlanacaktır muhakkak. Bu nedenle Cardozo transferini çok istiyorum.


2) Sağ Bek

Aday: Veysel Sarı

Gökhan Gönül'e alternatif olarak yerli statüsünde alınabilecek en iyi adam bana göre Veysel. Ersun hocanın eski öğrencisi olması, tempolu ve hücumu seven oyun tarzı ile Veysel, Fenerbahçe'de oynayabilecek kapasitede bir oyuncu bana göre. Zaten onun dışında Gökhan Gönül'e alternatif olabilecek bir yerli sağ bek şu anda yok. 


3) Stoper

Aday: Serdar Taşçı

Yukarıda gidecek oyuncular kısmına yazdığım Yobo'nun gitmesi halinde stoper bölgesine takviye yapılması gerektiğini düşünüyorum. Bu bölge içinde en uygun isimlerden birisi Serdar Taşçı. Geçtiğimiz yıllarda Almanya Milli Takımı'na kadar yükselmiş, Türk statüsünde oynayabilen bir oyuncu. Uzun yıllar hizmet edebileceği düşüncesindeyim. Mali olarak uçuk bir fiyat olmazsa alınması uygun olabilir 


Ufak bir muhasebe ile birlikte kendi gönlümden geçen ve gündemde olan isimleri değerlendirdim. Gitmesi gereken ve alınması muhtemel isimler üzerinde durdum. 
Umarım zevkle okumuşsunuzdur. 

18 Haziran 2013 Salı

FENERBAHÇE 2013-2014 Sezonu Kadro Yapılanması


Koskoca 2 sene geçti, kâbusun başlangıcından. Bir hafta sonra da hiç açılmamak üzere kapatılacağını umuyorum. Bu süre zarfında, takımın ortaya koyduğu mücadele takdir edilecek derecedeydi. Fakat aynı şeyleri kulüp yönetimi için söylemenin imkânı yok. Geçen sezon, hazırlıksız yakalanmıştık, gerekli süremiz yoktu takviyeler için, hep bir belirsizlik vardı, her gün yeni bir cephe açılıyordu, vb……. birçok nedenin bulunduğu bir ortamda son maçta kaçan şampiyonluk ve uzun yıllar sonra alınan Türkiye Kupası büyük başarıydı.
Geçen sezon ise, Avrupa’da yakalanan yarı final, Türkiye Kupasının üst üstte kazanılması ve ligde alınan şampiyonluk çok kötü görünmese de, esasında kaybedilenler çok daha fazlaydı. Fenerbahçe, geçen sezonu 12 Mayıs’ta kaybetmeye başladı gerçekte. O gün, taraftar baş koyduğu büyük mücadele de yalnız bırakıldı. Maç bitimiyle başlayan olayların sorumlusu olarak hep taraftar suçlandı. Kulüp elinde tüm stat görüntüleri olmasına rağmen, bunları yayınlayamadığı gibi, herhangi bir yerde de savunmasını yapamadı. Alınan 5 maç cezaydı, oysa taraftarın içindeki yara çok daha büyüktü. CAS davasının hiçbir açıklama yapılmadan çekilmesinin üstüne son maçta yaşananların tüm günahının taraftarın üstüne kalmasına ses çıkarmayan yönetime olan destek zamanla azalıyordu.


Bu olumsuzluklarla başlayan sezon, Fenerbahçe açısından bir geri dönüşten çok daha değerliydi. Rakibi her türlü riske girip, planlarını şampiyonluk üzerine kurmuş ve bunun doğrultusunda yüksek maliyetli transferlere yönelmişti. Hedef belliydi, Şampiyonlar Ligi gelirini almak ve tekrar şampiyonluğu yakalamak. Buna karşılık, FB yönetimi ne Süper Kupa Finaline ne de Şampiyonlar ligi ön elemesine transferleri yetiştiremedi ve ikisinde de sonuç hüsran oldu. Ama daha kötüsü artık nur topu gibi Alex sorunumuz vardı.
Geldiği günden beri tüm taraftarın sevgisini kazanmış, kulüp tarihinin en başarılı denilebilecek istatistiklerine imza atmış adam, hain olmakla suçlanıyordu. Oynadığı süre boyunca, her serbest vuruşu, korneri, penaltıyı kullanan ve tüm hücum organizasyonunu şekillendiren adam artık yoktu. Takım sorumlusu, Aykut Kocaman’ın defalarca “Alex’siz oyuna alışmalıyız, koşan takım, antrenör takımı” kavramlarını ve hayalindeki “4-3-3” sistemini uygulamaya başlamasıyla takım beklenilenin aksine düşmeye başladı. Ligde her geçen maç daha kötü oynuyor ve kazanamıyordu.
Devre arasında eski oyuncuları geri döndürme ve Webo operasyonuyla bir ivme kazanılsa da Fenerbahçe, ligde şampiyonluğu yeniden kaybediyordu. İlk yarı boyunca tek forvet olarak Sow’un olması ve alternatifin olmaması, sol bek mevkiinde Hasan Ali’nin alternatifsiz olması, defans göbeğindeki yetersizlik, orta sahada oyunun iki yönünü oynayacak oyuncunun bulunmaması, hakemlerin ve federasyonun ceza kurullarının vermiş oldukları adaletsiz cezalara karşı kulübün haklarının savunulamaması, rakibin devre arasında yaptığı transferlere karşılık sessiz kalınması ve Alex’in gönderilmesi; yönetimin tahtını iyice sallamaya başladı.
Kaybedilen bir şampiyonluk değildi çünkü. Taraftar, yönetime olan güvenini ve sevgisini de kaybetti bu süre içinde. Her maç taraftar gruplarıyla yaşanan sorunlar can sıkıcıydı. Burada sorun, 3 Temmuz sürecinden beri biat yolunu seçen belli taraftar grubuna ilk başta ucuz kombine verilmesi; daha sonra Alex tezahüratlarını sustursun diye megafon takviyesinin yapılmasının ardından savaş açılması, yönetimin ne derece tutarlı bir duruş gösterdiğinin de ispatıdır.

Fenerbahçe tüm bu olumsuzluklarla başlıyor, 2013-2014 sezon hazırlıklarına. Tüm planlar yapılmışken ilk aşamada başlayan Aykut Kocaman’ın istifası, ardından UEFA disiplin kuruluna sevk yine moralleri altüst ediyordu. Ama artık kaybedecek bir sezona daha Fenerbahçe taraftarının tahammülü yok. Bu sene, ölmek var dönmek yok. Yönetim de, bunu anlamış olacak ki transfer sezonunda hızlı girdi. Şimdi yapılan, yapılması muhtemel ve yapılması gerekenleri elimizden geldikçe paylaşalım.
Kaleciler: Volkan Demirel, Mert Günok, Serkan Kırıntılı
Fenerbahçe futbol takım kadrosundaki en sorunsuz yerini sorsanız taraftara, çoğunlukla kale cevabı alırsınız. Oysaki geçen sezon Volkan ile Muslera’nın kazandırdıkları ve kaybettikleri arası fark 10 puandan fazladır. Volkan, gün geçtikçe ağırlaşan cüssesine bir de konsantrasyon kaybını eklediğimizde büyük sorun yaratıyor. Aynı şekilde Mert de, yan toplardaki zafiyetleri korkutucu. Üstelik son oynanan milli maçtaki görüntüsü felaketti. Bu ilk defa da olmuyor üstelik geçen sezon süper kupa finalinde yediği ilk gol de unutulmaz. Serkan Kırıntılı’nın da bir türlü beklenen çıkışı gösterememesi nedeniyle yapılacak en iyi hamle Ertuğrul Taşkıran’ın geri çağrılması ve kaleci rotasyonuna sokulması olacaktır.

Sağbek: Gökhan Gönül
Bu mevkii de Gökhan, hem ülkenin hem de Fenerbahçe’nin tek oyuncusu. Bu yaz geçirdiği operasyon nedeniyle de sahalara dönmesi ve formunu yakalaması Ekim ayını bulacaktır. Eldeki mevcut kadroda, bu mevkii için değerlendirilebilecek Topuz ve Alves isimleri öne çıksa da, yedek bir oyuncu şart. Buraya yapılması muhtemel takviye içersinde 2 oyuncu ön plana çıkıyor. Eskişehirspor’dan Veysel Sarı ve Bursaspor’dan Şener Özbayraktar

Stoper: Egemen Korkmaz, Bekir İrtegün, Bruno Alves
Stoper olarak elde bulunan Yobo ve Serdar Kesimal’in bu sene kadroda olmayacağı söyleniyor. Doğrusu da bu olur. Serdar’ın bir türlü istenen düzeye çıkamaması ve Yobo’nun müdahalelerde çok yavaş kalması geçen sezon Fenerbahçe’nin birçok maçtan mağlup ayrılmasına yol açtı. Günümüzde stoperler, sadece atakları kesen değil; aynı zamanda geriden oyun kuran, alan daraltan ve skor katkısı ile takıma maç kazandıran pozisyona geldiler. Tüm bunları düşündüğümüzde, eldekiler içersinde bunu tam manasıyla yapabilen oyuncu yoktu. Bu nedenle, ilk takviyelerden biri bu bölgeye yapıldı. Bruno Alves transferi bu anlamda çok önemli. Ama önümüzdeki sezon yoğun maç trafiği için yeterli değil. Kadroda sadece 6 yabancıya izin verildiğini de düşünürsek, kesinlikle bir yerli takviyesi şart. Süper ligden buna uygun oyuncu bulmak zor. Gurbetçilerden ise, Ömer Toprak ve Serdar Taşçı      



Sol bek: Hasan Ali Kaldırım, Michal Kadlec
Ziegler’in ayrılmasıyla Hasan Ali sol bek mevkiinde yalnız kalmıştı. Beklenen takviye Kadlec oldu. Oyun yapısı itibarıyla daha dengeli bir oyuncu. Takım kadrosuna bakıldığında genelde sol önde oynayan oyuncular defansif olarak çok yeterli değil. Bu nedenle, tercih doğru gibi duruyor. Aynı zamanda, stoper olarak da faydalanabilmesi ve Hasan Ali’nin de oynaması gerektiğini düşünerek olumlu bir transfer olduğunu düşünüyorum.
Orta Saha
Sağ: Dirk Kuyt, Mehmet Topuz, Recep Niyaz


Takviye düşünülmeyen ender mevkilerden bir tanesi. Kuyt geçen sezon ki performansını sürdürebilirse sorun çıkacağını düşünmüyorum. Mehmet Topuz’un sakatlıklarını tam olarak atlatabilmesi ve skor anlamında katkı sağlaması gerekiyor. Beklenilenin altında kalmamalı artık Mehmet. Recep Niyaz’ın da arada şans verilmesi ile bu bölgede alternatif açısından zenginlik katacaktır. Krasiç’in her şekilde gönderilmesi şart.  
Göbek: Mehmet Topal, Selçuk Şahin, Raul Meirelles, Emre Belözoğlu, Alper Potuk, Salih Uçan, Samuel Holmen
Oyuncu sayısı olarak takımın en kalabalık bölge durumda. Christian Baroni ve Sezer Öztürk’ün gideceğini düşünüyordum. Ama Holmen transferi ile gideceklerin sayısı artabilir. Yeni hocanın sistemine göre merkezin durumu netleşecek. Eğer ki 4-4-2 düzeninde oynayacaksak, transfere gerek yok. Ama 4-2-3-1 yâda 4-3-3 düzenlerinde oynayacaksak, bir takviye şart gibi duruyor. Özellikle defansın önünde defansif bir ön libero mevkiini Mehmet Topal, Meirelles ve Selçuk kapatabilir. Yanında oynayacak 2. ön libero, topu dikene oynayabilecek ve forvet-forvet arkası ile defansın pas trafiğini yönetecek bir oyuncu olmalı. Bunun için de Alper, Emre, Holmen ve Meirelles’den faydalanılabilir. Forvet arkasında ise, Salih Uçan ve Alper, mevcutlar içersindekilerin en uygunu. Baroni gönderilmezse de, bu mevkii de oynar. Geçtiğimiz sezon, büyük umutlarla alınan Meirelles, hiç katkı vermediği gibi çoğu maçta bizi yalnız bıraktı. Oyunun hücum yönünde hiç yoktu. Ben eldeki oyuncuların iki ön libero mevkii için yeterli olduğunu düşünüyorum ve Meirelles’in 10 milyon gibi bir teklif gelirse elden çıkarılması daha iyi olacaktır. Ayrıca, Topuz ve Caner’in de bu bölgelerde değerlendirebilir. Bu üç bölgede, geçtiğimiz sezon oynayan 6 oyuncu (Emre, Topal, Selçuk, Salih, Baroni, Raul) 16 gol ve 14 asist katkısı vermiş. Oysa Alex, tüm bu katkıyı tek başına veriyordu. Çift forvet (4-4-2; 4-3-1-2) de oynamadığımızı düşünürsek, forvet arkasına oyuna yön verecek ve skor katkısı verebilecek bir orta saha transferi yapılmalıdır. Bu oyuncunun kanatlarda oynama özelliği olması, kadronun değişkenliği açısından da faydalı olacaktır. Marsiya’da oynayan Valbuena yâda Bayern’deki Ribery tarzı oyuncular bize daha uygun. Transfer sezonunda, şu an isimleri çokça dolaştığı için benim tercihlerim Nani, Honda ve Dzsudzsak’dan olurdu.   




Sol: Caner Erkin, Miroslav Stoch, Beykan Şimşek
Tercih edilecek sisteme göre Stoch ve Caner; gerektiğinde Sow bu bölgeyi götürebilecek düzeydedir. Esasında göbeğe yapılacak takviyenin, önemi bu nedenle ortaya çıkıyor. Hemen hemen her bölgenin birçok oyuncusu olacak ki; yoğun maç trafiğinde oyuncuları dinlendirmek mümkün olsun. Bir sezon kötü performans sergileyen Stoch da, önceki zamanlarda yaptıkları ve yaşı nedeniyle bir şansı daha hak ediyor. Eğer ki, iyi bir teklif gelirse değerlendirmede bulunabilir. Beykan da alternatifler arasında düşünülebilir.
Forvet: Sow, Webo
Elimizde sadece 2 oyuncu kaldı. Semih’in ayrılacak olması ile yerli alternatif de yok elimizde. Sıkça ismi geçtiği için, Cardozo transferinin olacağını düşünüyorum. Bizim için çok önemli bir katkı vereceğine şüphem yok. Uzun zamandan beri striker anlamında, kadroda eksikliğini hissettiğimiz bir eksikliği kapatacaktır. Yanında, Sow ve Kuyt ile de hücum gücünü yüklenir. Ama buraya azalan yabancı kontenjanı nedeniyle bir yerli takviye şart. Öne çıkanlar Cenk Tosun ve Mevlüt Erdinç.







Sonuç olarak;


Gitmesi Gerekenler: Serkan Kırıntılı, Yobo, Serdar Kesimal, Krasiç, Sezer Öztürk, Christian Baroni, Semih Şentürk, Raul Meirelles (İyi bir bonservis ödenirse)


Gelmesi Gerekenler: Ertuğrul Taşkıran, Yerli Sağbek, Yerli Stoper, Yabancı Orta Saha, Yabancı Forvet, Yerli Forvet
Yabancı Kadrosu: Alves, Kadlec, Kuyt, Holmen, Stoch, Sow, Webo + 2 transfer: 9


Fenerbahçe’nin Daum’dan beri gelen bir oyun yapısı mevcut. Aykut Kocaman bunu değiştirmeye çalışsa da, başarısız sonuçlar sonrası hep geri adım atmak zorunda kaldı. 4-2-3-1 sistemini takım bu nedenle oynamaya alışık. Ayrıca Avrupa’nın çoğu ülkesinde de iddialı takımlar bu sistemle oynuyorlar. Bunun haricinde, maç içersinde değişen dizilişler de söz konusu oluyor. Bu nedenle, 4-2-3-1 dizilişinin haricinde 4-3-3 ve 4-4-2 dizilişlerini de sıkça görebiliriz. 
Bunlara göre;
4-2-3-1


 4-3-3
 4-4-2


2013-2014 sezonu öncesi kadroda yapılması gerekenleri kapasiteme göre anlattım. Umarım, artık tüm olumsuzluklar kalkar ve Fenerbahçe 3 Temmuz öncesine döner. Mücadele etmemiz gereken birçok güç var. Bunu aşmanın yolu da, birlik olmaktan geçiyor. Bunun için ilk görev yöneticilere düşüyor. Onlar, tüm imkanları seferber edip -özellikle UEFA’dan ne karar çıkarsa çıksın- iyi bir kadro kurmalılar ve tüm sezon haklarımızı korumalılar. Futbolcular sahada terlerinin son damlasına kadar savaşmalılar ve biz de tribünde her daim onlara destek vermeliyiz. Başarıyı ancak böyle yakalayabiliriz.



Tolga KAHRAMAN

Etiketler