25 Aralık 2010 Cumartesi

Turkish Airlines Euroleague Grup Maçları Sonu Değerlendirmesi.

http://4.bp.blogspot.com/_wa3TYDvx1sw/TFHQO9edD-I/AAAAAAAAExI/dE6jFeEumQY/s400/thyeuroleague.PNG

10.HAFTA SONUÇLARI

10.HAFTANIN EN İYİLERİ

GRUP MAÇLARININ EN İYİLERİ

PUAN DURUMLARI VE TOP 16'YA YÜKSELENLER

İSTATİSTİK LİDERLERİ
VERİMLİLİK
SAYI

RİBAUNT

ASİST
BLOK
 TOP ÇALMA

3 SAYI

TAKIM SIRALAMASI

Bu sezon, Turkish Airlines’ın sponsorluğunda oynanan Euroleague’de normal sezon maçları sona erdi. 24 takımın 4 gruptaki mücadelesi, birbirinden heyecanlı 120 maça sahne olurken hem Fenerbahçe Ülker hem de Doping Pilsen, gruplarından çıkarak Top 16’ya kalmayı başardı.

Geçtiğimiz sezon Paris’in ev sahipliği yaptığı Final Four’da kupayı müzesine götüren, Regal FC Barcelona olmuş ve Euroleague, basketbol ateşini canlı tutma görevini, bir süreliğine, ülkemizde düzenlenen 2010 FIBA Dünya Şampiyonası’na devretmişti. Bu görevi layıkıyla yerine getiren şampiyonanın sona ermesinin hemen ardından, istirahatından Turkish Airlines desteğiyle geri dönen Euroleague, basketbolda iki bayram arasını kısa tutarak bizleri ziyadesiyle mutlu etti.

İlk Hafta Sürprizlere Sahne Oldu

Sezonun başında alışageldik Final Four adayları yine alfabenin harfleri kadar kolay bir şekilde, ezberden sayılabiliyordu ama kazın ayağının öyle olmadığı çabuk anlaşıldı. Daha ilk haftadan üç kale düşmüştü bile. İki usta koç, Dusan Ivkovic ve Ettore Messina’nın karşı karşıya geldiği Olympiacos ile Real Madrid arasındaki açılış maçında, kalelerden ilkinin düşmesi kesindi ama ev sahibi Olympiacos’un 16 sayılık galibiyeti ve öngörülenin çok ötesindeki rahat oyunu, Real Madrid için çanların erkenden çalmasına sebep oldu. Nitekim İspanyollar, Brose Baskets karşısındaki bir maçı da hakemlerin fahiş bir hatasıyla kazandıkları B Grubu’nda oldukça zorlu anlar yaşadılar.

İlk haftanın diğer gazileri ise daha sonra dokuz maç üst üste kazanacak Maccabi Electra ve sakatlıklarla boğuşmaktan bir türlü ritmini bulamayarak elenecek Rus devi CSKA Moskova oldu. Temsilcilerimiz ise sezonu, bir galibiyet ve bir fireyle açtı. Fenerbahçe Ülker, ilerleyen haftalarda bir basketbol mabedine dönüşecek Sinan Erdem Spor Salonu’nun ısınma turunda Lietuvos Rytas’ı farklı geçerken Efes Pilsen, Union Olimpija deplasmanında, birçok kez maçı kazanma fırsatını eline geçirmesine rağmen, iki uzatma sonunda mağlup oldu. Bu aynı zamanda, Efes Pilsen’in deplasman fobisinin başladığı maçtı. Lacivert Beyazlılar, gruptaki 5 deplasman maçını da yitirerek on hafta boyunca inişli çıkışlı bir grafik ortaya koydu.

Turkish Airlines Euroleague’in ilerleyen haftaları da birçok sürprize sahne oldu ama iki aylık maratonun ardından gruplarda ilk iki sırayı alacak takımlar, üçüncü hafta maçlarıyla beraber çoktan üst basamakları parsellemişti bile. Aradan geçen 7 haftada, yalnızca A ve D gruplarında 1. ve 2. sıradaki takımların yerleri değişti. Bu noktada, rüya gibi bir grup performansı sergileyeceğini 3. haftadaki Regal FC Barcelona karşısındaki deplasman zaferiyle belli edip 2. sıraya yerleşen Fenerbahçe Ülker’e büyükçe bir parantez açmanın yeridir.

Fenerbahçe Ülker Devleri Dize Getirdi

Fenerbahçe Ülker, sezona önemli değişikliklerle başladı. NBA’e giden Ömer Aşık ve Semih Erden’den boşalan uzun rotasyonu, Darjus Lavrinovic, Kaya Peker ve geçen sezonun da başında Sarı Lacivertliler’in kadrosunda olan Gasper Vidmar’la doldurulurken sakatlıkların da etkisiyle bir türlü bekleneni veremeyen Gordan Giricek de Marko Tomas’la yer değiştirdi. Emekliye ayrılan Damir Mrsic’in yerine de kadroya Engin Atsür dahil edildi ama genç oyuncu, yazın yaşadığı sakatlık yüzünden henüz takıma katılamadı. Şüphesiz en büyük değişiklik ise koç pozisyonunda yaşandı. Bogdan Tanjevic, yaşadığı sağlık problemi sebebiyle, A Milli Takım’ımızı dünya ikinciliğine taşıdıktan sonra, hem milli takımdaki hem de Fenerbahçe Ülker’deki görevlerini bırakınca, yerini son Eurocup şampiyonu Valencia’nın koçu Neven Spahija aldı.

Sezonu bu revizyonlarla açan Fenerbahçe Ülker, Turkish Airlines Euroleague’e Spor Toto Türkiye Kupası ve Beko Basketbol Ligi’ndeki tüm maçlarını kazanarak başladı. Takımın gerçek gücünü ölçeceği arena şüphesiz ki Avrupa olacaktı ve Sarı Lacivertliler, bu maceraya da 2’de 2 ile başlayarak olumlu sinyaller vermeye devam etti. Üçüncü maç ise son şampiyon Regal FC Barcelona ile deplasmanda oynanacaktı. Katalanlar çok güçlüydü ancak, Fenerbahçe Ülker bu sezon “hücum maç kazandırır, savunma şampiyon yapar” düsturuyla hareket ediyordu ve Palau Blaugrana’da sadece 61 sayı yemek de tarihi bir zafer elde etmek için fazlasıyla yeterli bir gayretti.

Sırada, grubun diğer ağabeyi Montepaschi Siena vardı. İtalyanlar da aynı Fenerbahçe Ülker gibi, savunmalarını ön plana çıkartıyorlardı. Ne var ki, maç akşamı Sinan Erdem Spor Salonu’nda onlara ait olan potadan tam 81 sayı geçti ve Fenerbahçe Ülker, rakibinden grup liderliğini devraldı. İlk devre maçlarının sonuncusu ise Fransa’da geçtiğimiz sezonu, Erman Kunter’in yönetiminde çifte kupayla kapatan Cholet Basket ile oynanacaktı. Medical Park Trabzonspor maçında sakatlanan Gasper Vidmar’dan yoksun sahaya çıkan Sarı Lacivertliler’de, Barcelona galibiyetinden sonra bir hafta ertelenen zafer sarhoşluğu, maalesef bu maçta ortaya çıktı ve resmi maçlarda sezonun ilk mağlubiyeti sonucu, Fransa’dan, yol üstünde İtalyanlar’a liderlik geri iade edilerek dönüldü.

Hiç ara vermeden başlanan ikinci devre maçlarının ilkinde, Rytas’a karşı oynanan maç iyi başladı ve iyi bitti ancak, ev sahibinin son periyotta yakaladığı seri, acaba maç gidiyor mu endişe diye bir an için düşündürmedi desek yalan olur. Ertesi hafta ise Sinan Erdem, tarihi galibiyetlerden birine sahne oldu. Zayıf Cibona Zagreb, evine tam 30 sayılık hezimetle uğurlandı.

Takip eden iki hafta ise Fenerbahçe Ülker’in gruptaki kaderini çizecekti. Grup birinciliği ile üçüncülüğü arasındaki mesafe yalnızca 80 dakikaya düşmüştü ama geçilecek yol da son derece zorluydu. Nitekim önce, Ukic’in sakat sakat oynadığı ve yeni transfer Sean May’in ilk kez forma giydiği maçta Regal FC Barcelona’ya, sonra da Ukic’in hiç oynayamadığı deplasmanda Montepaschi Siena’ya mağlup olundu ama neyse ki Rytas’ın Barcelona karşısında aldığı galibiyet, Fenerbahçe Ülker’i grup ikinciliğinde tutmaya yetti. Son haftada bu avantajı korumak için Cholet’den rövanşı almak gerekiyordu ve öyle de oldu. Cholet’yi ligin dışına iten 32 sayılık galibiyet, Fenerbahçe Ülker’e grup ikinciliğini ve Top 16 öncesi, paha biçilmez bir avantajı getirdi.

Doping  Pilsen Evindeki Galibiyetlerle Güldü
D Grubu’nu üçüncü sırada tamamlayan Doping Pilsen’de ise sonuç tatmin edici gözükse de inişli çıkışlı performans ve yüksek beklentiler, bu şekilde bakılmasını engelliyor.

Aynı Fenerbahçe Ülker gibi, sezona koç değişikliği ile başlayan Doping Pilsen, Ergin Ataman’ın yerine, Cibona Zagreb’in başında beklentileri aşan bir performans sergileyen Velimir Perasovic’i getirdi. Bunun yanı sıra, oyuncu kadrosunda da birçok isim değişti. Mario Kasun, Charles Smith, Preston Shumpert, Kaya Peker, Daniel Santiago ve Ermal Kurtoğlu ile yollar ayrılırken yerleri, ABD’li oyuncular Andrew Wisniewski ile Lawrance Roberts, İtalya’da başarılı bir sezon geçiren Cenk Akyol, uzun yıllardır Türk Telekom’da oynayan Erwin Dudley ve Sırp uzun Miroslav Raduljica ile dolduruldu. Ancak, Raduljica’nın daha sezon başlamadan yaşadığı sakatlık, Efes Pilsen’i Nikola Vujcic’i de kadroya katmak zorunda bıraktı.

Yenilenmiş kadrosuyla Spor Toto Türkiye Kupası’nda fire vermeyen Lacivert Beyazlılar, Fenerbahçe Ülker’le oynadıkları Cumhurbaşkanlığı Kupası mücadelesini de kazanarak sezona kupayla başlamış oldu. Doping Pilsen, sezonun ilk mağlubiyetini ise beklediğinden biraz erken yaşadı. Türkiye Kupası’nda farklı yendiği Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne ligin açılış haftasında kaybeden Doping Pilsen, henüz Vujcic’in kadroya katılmadığı dönemde start alan Turkish Airlines Euroleague’e soru işaretleri içinde başladı.

Nitekim ilk maçta, Union Olimpija deplasmanından boş dönen temsilcimiz, uzun oyuncu arayışlarını iyiden iyiye yoğunlaştırdı ve Power Electronics Valencia maçından önce Nikola Vujcic’i kadrosuna kattı. İspanyol temsilcisini farklı bir skorla, evine eli boş gönderen Doping  Pilsen, o zamanlarda öngörmesi pek de kolay olmayan bir seriyi de başlatmış oluyordu. Geriye kalan 8 maçtan evinde olanların hepsini kazanacak olan Lacivert Beyazlıklar, deplasmandaki maçların tümünü ise yitirecekti.

Sinan Erdem’de üst üste ikinci maçına çıkacak olan Doping  Pilsen’in sıradaki rakibi Armani Jeans Milano’ydu. Baştan sona üstün bir oyun sergileyen temsilcimiz, bu maçı da kazanarak zorlu Panathinaikos deplasmanına umutlu gitti. Ne var ki OAKA’daki zorlu maçta Efes Pilsen, beklenilen mücadeleyi sergilemeyi başaramadı ve ikinci periyotun sonlarında kopmaya başlayan maç 23 sayılık farkla kaybedildi. Sıradaki dört maçın ise ilk ikisi içerde, sonrakiler ise üst üste deplasmandaydı. Önce, zor günler geçirmesine rağmen her zaman zorlu bir rakip olan CSKA Moskova’yı deviren Doping Pilsen , ardından da Union Olimpija’dan hem rövanşı aldı hem de ikili averajı eline geçirdi. Kerem Tunçeri’nin son anlarda bulduğu turnike, takımına hem ihtiyacı olan 6 sayılık farkı hem de grup ikinciliğini getirdi. Ancak, bu ikincilik çok uzun sürmedi. Üst üste Power Electronics Valencia ve Armani Jeans Milano deplasmanlarından boş dönen temsilcimiz, bir anda gruptan çıkma şansını zora sokmuş bir pozisyona düştü. Sadece bir galibiyetin gruptan çıkmaya yeteceği son iki maç, oldukça zor rakiplere karşı oynanacaktı. Önce Panathinaikos, İstanbul’a gelecek, sonra da Efes Pilsen, CSKA Moskova deplasmanına gidecekti.

Grup lideri Panathinaikos karşısına çıkılan maç, Doping  Pilsen’in 13-0’lık müthiş serisiyle başladı. İlerleyen dakikalarda da fark 18 sayıya kadar çıktı ama üçüncü periyottan itibaren de yavaş yavaş erimeye başladı ve son periyotun başında konuk ekip, maçta ilk kez öne geçti. Kalan süre tam anlamıyla Kerem Tunçeri ve Dimitris Diamantidis’in düellosuna sahne oldu. Yunan oyuncu, yalnızca 3,6 saniye kala attığı basketle galibiyetin kapısını ardına kadar açsa da Kerem Tunçeri henüz son sözünü söylememişti. Kalan süreye, 2010 FIBA Dünya Şampiyonası’nın yarı final maçında Sırbistan’a attığı basketin dejavu denecek kadar benzerini sığdırmayı başaran Tunçeri, takımına Top 16 biletini hediye etti.

Son maçta ise hedef, grup ikinciliğiydi ama CSKA Moskova buna izin vermedi. Union Olimpija’nın da mağlup olmasıyla ikincilik yolu açılmıştı ama deplasman mağlubiyetlerine bir yenisini daha ekleyen Doping Pilsen, bu fırsatı teperek grubu 3. sırada tamamladı.

En Başarılısı Maccabi Electra
Hiçbir takımın namağlup tamamlayamadığı grup maçlarında tek yenilgisinin ardından üst üste 9 maç kazanarak A Grubu’nu lider tamamlayan Maccabi Electra, normal sezonun en başarılı takımı oldu. İlk maçında Caja Laboral’e deplasmanda, 94-78’lik farklı skorla yenilen İsrail temsilcisi, geri kalan maçlarını, ortalama 12,8 farkla kazanarak ligde en iyi averaja sahip 3. takım oldu. Maccabi Electra’nın koptuğu A Grubu’nda yer alan diğer takımlar ise Top 16’ya kalabilmek için çetin bir mücadele sergiledi. Caja Laboral, Zalgiris ve Partizan takımlarının üçü de grubu 5’er galibiyetle noktalarken oluşan üçlü averaj sonucu, Caja Laboral ikinciliği elde ederken Zalgiris üçüncü, Partizan ise dördüncü olarak gruptan çıkmayı başaran diğer takımlar oldular.

B Grubu’nda Lider Olympiacos
Sezon öncesi hazırlıklarının bir bölümünü de Bandırma’daki Banvit-TÜBAD Turnuvası’nda geçiren Olympiacos, 7 galibiyetle B Grubu’nu lider tamamladı. İlk maçında Real Madrid’i farklı yenerek iddiasını ortaya koyan Yunan ekibi, ikinci maçında Brose Baskets’e karşı şok bir mağlubiyet alsa da sonraki haftalarda sergilediği oyunla, rakiplerinin önünde yer almasını bildi. Teodosic, Spanoulis ve Papaloukas gibi Avrupa’nın 3 elit oyuncusundan oluşan oyun kurucu rotasyonu, Olympiacos’un grup maçlarındaki en büyük avantajı oldu.

B Grubu’nda ikinci sırayı ise Real Madrid aldı. Geçen sezon ezeli rakibi Barcelona’ya çeyrek finalde elenen Madridliler, bu sezon daha iyisini yapma parolasıyla yola çıktılar ama 6 galibiyetle gelen bu ikinciliğin onları ne kadar tatmin ettiği büyük bir soru işareti.

Beşer galibiyetle gruptan çıkmayı başaran diğer takımlar ise Unicaja Malaga ve Lottomatica Roma oldu. Olympiacos ve Brose Baskets karşısındaki sükseli galibiyetlerle adından söz ettiren mütevazı Brose Baskets ise 5. olarak lige veda etti.

Bireysel İstatistik Liderleri
Turkish Airlines Euroleague’de normal sezonu sayı kralı olarak tamamlayan isim Khimki’nin ABD’li oyuncusu Keith Langford oldu. Langord, 10 maçta 18,7 sayı ortalaması tuttursa da takımının Top 16’ya kalmasını sağlayamadı. Efes Pilsen’den Igor Rakocevic de 15,8 ortalamayla, listede 4. sırayı alırken Fenerbahçe Ülkerli Roko Ukic ise 13,9 ortalamayla 11. sırada yer buldu.

Asist krallığında ilk sırayı ise A Grubu’nu ikinci sırada tamamlayan Caja Laboral’in Brezilyalı’sı Marcelinho Huertas 5,8 ortalama ile aldı. Kerem Tunçeri de maç başına 3,8 asist ortalamasıyla, 10. sırada yer alırken 3,6 ortalama tutturan Roko Ukic de 15. olarak sıralandı.

Ribaunt kategorisinin zirvesinde de maç başına 7,8 ortalamayla, A Grubu üçüncüsü Zalgiris Kaunas’ın savaşçı forveti Paulius Jankunas yer alıyor. Bu kategoride 6,7 ortalama yakalayan Mirsad Türkcan 5., maç başına 6 ribaunt çeken Kerem Gönlüm ise 11. sırada yer alıyor.

Sezonun Sürprizi
Fenerbahçe Ülker, hedefleri de bütçesi de yüksek bir takım ancak, son şampiyonu deplasmanda yenmek ve toplamda da 7 galibiyet alarak onların üstünde, 2. sırada gruptan çıkmak, salt hedefi yüksek tutmakla veya kesenin ağzını açmakla başarılabilecek bir şey değil. Kazanma alışkanlığı böylesine yüksek iki takımla aynı grupta, bu kadar yüksek bir mücadele gücü sergilemek ve oyunun iki yönünü de kusursuza yakın oynamak, bir takıma çok daha yüksek hedefler koyabilme cesareti verir. Tabii ki bu noktada şunu itiraf etmek gerekir. Sezon başında, Fenerbahçe Ülker’in Top 16’ya kalacağını tahmin etmek çok güç değildi ama bu kadar zor bir grubu, bu kadar iyi bir oyunla, ikinci sırada tamamlaması, kesinlikle beklentilerin üstünde bir durum.

Sezonun Hayal Kırıklığı
Son 8 sezonun tamamında Final Four oynayan ve 2 şampiyonluk kazanan, Euroleague’de son 10 yılın tartışmasız en başarılı takımı CSKA Moskova, bu yıl Top 16’ya bile kalamadı. Sezona birçok sakatlıkla başladılar ve halen daha iyileşmeyen ve sakat listesine yeni eklenen oyuncuları var ancak, bunlar Langdon, Gordon, Smodis, Vorontsevich ve daha nice yıldızlara sahip bir takım için bahane olamaz. Yalnızca 3 galibiyetle, Armani Jeans Milano ve Power Electronics Valencia’nın arkasında kalan CSKA Moskova, hiç şüphesiz sezonun en büyük hayal kırıklığı.
Kemal Mardin
 
 
Erkekler Euroleague'in TOP 16 kura çekimi 4 Ocak'ta Barcelona'da yapılacak ve torbalar şu şekilde oluştu:


* Aynı gruptan çıkan takımlar birbiriyle eşleşmeyecekler.
* İspanya'nın 5 takımı olduğu için mutlaka aynı gruba 2 takımları birden düşecek ama diğer ülkelerin takımları bir zorunluluk olmadıkça birbirleriyle eşleşemeyecek.Ancak geçmiş yıllarda olmuştu.
(2008-2009 sezonunda Real Madrit ve Barcelona,2009-2010 sezonunda 2 yunan takımı Pana ve Maroussi eşleşmişti.)


Bir çok kombinasyon var.Zorlanacaklar eşleştirmelerde.
Bizim için 3 Olasılık olacak gibi gözüküyor.

Olympiacos- Fenerbahçe - Zalgris - Valencia
Maccabi - Fenerbahçe - Unicaja - Valencia
Panathinaikos - Fenerbahçe - Unicaja - Partizan



Şahsi temennim ; 
Milan Macvan'ı alsalarda 2 Yunan takımından Maccabi daha iyi 1.torbadan.
3.torbadan Zalgiris'i istiyorum.(Keşke Doping Pilsen gelse)
4.torbadan da İspanyol gelme olasılığı yüksek olduğundan Valencia.Roma gelse süper olur.

1.Maccabi
2.Fenerbahçe Ülker
3.Zalgiris
4.Valencia (Roma)

Kim gelirse gelsin kimliğimizi sahaya yansıttığımız her maça ortağız.
Ancak mutlaka bir guard veya 1-2 oynayabilen transfer şart Greer'in yerine.
Hayırlısı Olsun.
Top 8'de görüşmek üzere....

1 yorum:

  1. İspanyol takımı eşleşmelerine göre 3. ve 4.torbadan veya 2.ve 4.torbadan denk gelecek)Pana-Maroussi 3.ve 4.torbadan eşleşmişti)...Bu durum bizim grup *** Panathinaikos - Fenerbahçe - Unicaja - Partizan *** şeklinde olacak gibi görünüyor...

    YanıtlaSil

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

Etiketler