7 Eylül 2010 Salı

Günün Spor Ekranı.



18.00 Litvanya - Çin Dünya Basketbol Şampiyonası ( NTV SPOR)
18.00 İngiltere U21 - Litvanya U21 (İDMAN AZERBAYCAN TV)
21.00 Türkiye - Belçika Euro 2012 Eleme Maçı ( NTV)
21.00 Arjantin - Brezilya Dünya Basketbol Şampiyonası ( NTV SPOR)
21.45 Almanya - Azerbaycan  (İDMAN AZERBAYCAN TV)
23.00 Arjantin - İspanya (KANALTÜRK)

6 Eylül 2010 Pazartesi

12 Dev Adam Çeyrek Finalde.95-77 (Horoz kestik) !!!


SALON: Sinan Erdem Spor Salonu

HAKEMLER: Pablo Alberto Estevez – Jorge Vazquez – Luigi Lamonica

TÜRKİYE (95): Cenk Akyol 5 (1 asist), Sinan Güler 17 (3 asist), Barış Ermiş 2, Ömer Onan 7 (1 ribaund- 2 asist), Ersan İlyasova 9 (5 ribaund), Kerem Tunçeri (1 ribaund- 3 asist), Semih Erden 5 (2 ribaund- 1 asist), Oğuz Savaş 9 (2 ribaund- 1 asist), Kerem Gönlüm 2, Ender Arslan 9, Ömer Aşık 10 (5 ribaund- 1 asist), Hidayet Türkoğlu 20 (4 ribaund- 3 asist)

FRANSA (77): Andrew Albicy 3 (2 ribaund- 1 asist), Nicolas Batum 11, Fabien Causeur 3 (1 ribaund- 1 asist), Alain Koffi 5 (3 ribaund- 1 asist), Ian Mahinmi 2, Edwin Jackson (1 ribaund), Yannick Bokolo 4 (3 asist), Florent Pietrus 6 (1 ribaund- 4 asist), Nando de Colo 15 (3 ribaund- 1 asist), Boris Diaw 21 (5 ribaund- 4 asist), Mickael Gelabale 3 (3 asist), Ali Traore 4 (4 ribaund)

1.PERİYOT: 19-14
2.PERİYOT: 24-14
3.PERİYOT: 28-17
4.PERİYOT: 24-32






 

SIRADAKİ SLOVENYA GELSİN.
    * Tebrikler 12 Dev Adam ve teknik heyet.
* Açıkcası çekiniyordum ve o son saniye üçlüğünde Y.Zelanda yerine Fransa'nın gelmesine çok sinir
olmuştum ama sağolsun oyuncularımız ezip geçti Horozları.Bu kadar kolay olacağını ben beklemiyordum, oyuncularımızda  beklemediklerini söylediler maçtan sonra.
*  Dersinize iyi çalışırsanız,ortaya yüreğinizi koyup mücadele ederseniz oluyor.Basketbolun doğrularını yaptık,rakibe fırsat tanımadık.Yani Fransa kötü değil biz iyiydik.Oynatmadık adamları ve 15 dakika ancak dayanabildiler.2.çeyreğin ortasından itibaren ağırlığımızı koyup farkı açtık ve 15 sayı fark ile devreye girdik.3.çeyreğe de fırtına gibi girip 10-0'lık seri ile daha 07.19 dk.kala 53-28 ile işlerini bitirdik.Ondan sonrası aktif dinlenme şeklinde geçti.Son çeyrekte 32 sayı yememiz sorun değil zaten maç çok önceden bitmişti.23 dakikada 28 sayı yiyen takım 10 dakikada nasıl 32 sayı yer  demesin kimse.
 * Her zamanki gibi maçı savunmamız kazandırdı.Savunmamız iyice oturdu artık.2-1-2 baskılı zone savunmayı iyi yapıyoruz.Tanjeviç kendi beyanıdır maç sonrası ''pek istemesemde alan savunmasını yapıyoruz, bundan sonra da yapacağız''' diyor.Biliyoruz alan savunmasını pek sevmez ama Allah var çok iyi bir ''maymuncuk'' icat etti bu uzun adamlardan ve önde Kerem ve Ömer Onan ile topa baskı yaparak yaptığımız alan savunmasını.
*O atletik Fransızlar boyalı alanda hiç bir şey yapamadılar ve dışarıdan üçlüklere yöneldiler.İlk yarıda 9/2 üçlük atabildiler.Boyalı alandan bulunan sayılarda 48-20 öndeyiz.Fark ortada.
* Top çalmada 9-4 öndeyiz.Top kayıplarında 12-17 onlar önde.
* İçeriden,dışarıdan öyle etkili olduk ki yedikleri sayı ortalaması 67 olan Fransızlar elek oldu.
*12 kişilik rotasyonumuzda her oyuncumuz katkı yaptı.Kerem Tunçeri 17 dakikada sayı atamamış gözüküyor ama 3 asisti ve savunmadaki katkısı önemli.4.çeyrekte giren Cenk zayıf halka derken bir top çalma ile basketi ve bir üçlüğü 5 sayı,Barış Ermiş giriyor 2 dakikada mükemmel bir hareket ile basket faul yaptırıyor,faulu sokamadı gerçi 2 sayı.Ersan durgun diyoruz ama 9 sayı 5 ribauntu var.Kaldı ki o sustu Hido coştu,sonra Sinan girdi kariyerinin en iyi maçlarını oynadı.Uzunlarımız öyle.Oğuz falan çok iyiydi.
* Hido tam istediğim gibi oynuyor nazar değmesin.
*  Bench katkımız inanılmazdı.49 sayı.
* Yukarıdaki resimler maçı özetliyor zaten.Takım olarak iyi oyun ve mücadele vardı,öne çıkan Hido,Sinan,Oğuz gibi isimler ve muhteşem seyirci vardı.Allah var böyle bir seyirci beklemiyordum.
Çok iyiydiler.
 *Ayakla bile kaç kere top kestik yahu .Hiddink izliyor diyemidir nedir :))
*Rakibin en etkili isimlerini iyi durdurduk.Ömer Onan bu kez Batum'a kelepçeyi takmıştı.Attığı 11 sayı maç bittikten sonra.% 53 gibi üçlük yüzdesi ile oynayan Gelabele sadece 3 sayıda kaldı.
Sadece hiç çıkmadan 28 dakika oynayan,sonra 1 dk.dinenip tekrar giren ve 39 dakika sahada kalan Boris Diaw 21s.5r.4a.ile kendine iyi bir istatistik yazdırdı.Zira bu maça kadar 4s.ortalaması vardı.
* Her şey çok iyi de şu serbest atışları ne yapacağız ? Gene kötüydük.25/16.%64.
Ömer Aşık 2/2 atmışken hemde.
Fena halde alarm zilleri çalıyor ama şimdilik duyan yok.(!).Umarım başımızı yakmaz bu serbest atışlar.
* Kerem Tunçeri'nin sakatlığı şanssızlık.Bağlarda zorlanma varmış ama yetişir Çarşamba'ya.Geçmiş Olsun.
*Son olarak A Milli futbol takımıda vardı salonda.Nihat Kahveci'nin ruhsuz ve kenarda esnerken görüntüleri ilginç gelmedi değil.Çok heyecanlı isimler de vardı tabii.

    Rakip Slovenya.Avustralya hayal kırıklığı yarattı.O isimlerden öyle kabız basketbol oynatmak için NBA asistan koçu olmak gerekiyor herhalde.Yazık yani.Slovenler çok ciddi tehlike ama zaafları da var.Dersimizi iyi çalışacağız ve tarihe geçeceğiz inşaallah.6 bin Slovende evine dönmüş,100 kişi kadar kalmış.Onlarda Çarşamba'ya kadar gitmezse tabii.Gelenler de olabilir.O maçı daha sonra konuşuruz zaten.

Akşamın en güzel sözleri Ömer Onan'dan ;
''Rakip Fransa olunca herkes korktu ama biz çok iyi oynuyoruz. Hesap yapanlar tek tek gidiyor. Biz hesap yapmıyoruz her maça kazanmak için çıkıyoruz. Karşımızda şimdi iyi bir takım olan Slovenya var ama biz çok daha iyi durumdayız. İnanıyorum ki, son 4'e kalacağız'' 

5 Eylül 2010 Pazar

Okan Alkan ve Gökay İravul Röportajları.

 http://kralspor.ensonhaber.com/resimler/iste_fenerin_yeni_gencleri.jpg

Şimdilerde gündemdeler Okan Alkan ve Gökay İravul.
Ümit ederim geçmişte harcananlar gibi olmazlar ve Fenerbahçe A takımında kalıcı olurlar.
Okan sol bektede oynayabilir.Orada A.Santos'tan 10 kat iyi oynamazsa ne olayım.Gökay'ın şu an en büyük eksiği haliyle fiziği.Yaşı ile beraber fiziği de gelişirse çok teknik ve zeki bir orta saha oyuncusu olur.
Ancak bu kulüp 10 yıl yatırım yaptığı - 10 yaşından beri - Özgür Çek'i 5 yıllık profesyonel sözleşme imzaladığının 6.Ayında vasat ve kronik sakat bir orta saha oyuncusu Özer'e karşılık bir çırpıda hiç düşünmeden paranın yanında takas vermiş bir kulüp.O yüzden bu çocuklar adına pek ümitvar olamıyorum.Umarım yanılırım.

 Kendilerini daha yakından tanımak için kendileri ile önceki tarihlerde yapılmış TFF Tam Saha Dergisinde yapılmış röportajlarını koyuyorum faydalı olabilir kanımca.


Mardin-Fenerbahçe hattı: Okan Alkan          01.02.2010
Mardin-Fenerbahçe hattı: Okan Alkan
7 çocuklu bir ailenin 6 oğlundan birisi olarak Mardin'de dünyaya geldi. Babasından habersiz 12 yaşında Fenerbahçe'nin Mardin'de açtığı futbol okulunda futbola başladı ve 15 yaşında Mardin'den Genç Milli Takımlara seçilmeyi başardı. U17 Takımımızla Dünya Kupası finallerinde önemli bir tecrübe yaşadı. Fenerbahçeliler ona geleceğin Gökhan Gönül'ü olarak bakıyor. Sürati ve futbola bir açık oyuncusu olarak başlamanın avantajıyla, günümüz futbolunun aradığı ideal sağ bek profili çiziyor.  
Röportaj: Selim Şakarcan / TamSaha
Fenerbahçe'de Gökhan Gönül'ün vârisi olarak gösterilen, U17 Milli Takımımızla da Dünya Kupası finalleri görmüş bir oyuncusun. Seni daha yakından tanımak ve tanıtmak istiyorum. "Okan Alkan kimdir" diye sorarak başlayım.
1 Ekim 1992'de Mardin'de doğdum. Yedi kardeşiz, 6 erkek 1 kız. Babam Mardin'de emlakçı. Lise son sınıfta okuyorum. Gelecek sene eğitimime üniversitede devam etmek istiyorum.
Futbola nasıl başladın?
12 yaşımda, Mardin'deki Fenerbahçe Futbol Okulu'nda başladım. Futbol okulunda 1 sene eğitim gördükten sonra amatör kümede de 1 sezon forma giydim ve Mardinspor'a geçtim. Mardinspor'da oynarken U15 Milli Takımı'na çağrıldım. Sonrasında da Fenerbahçe'ye transfer oldum.
Ailen nasıl baktı futbolcu olmana?
O dönemde ağabeylerim amatör olarak futbol oynuyordu. Mardin'de imkânlar yetersizdi ve en fazla 3. Lig'de şans bulunabiliyordu. Bu nedenle babam futbol oynamama pek sıcak bakmıyordu. Derslerim de iyi olduğu için okumamı istiyordu. Bir gün Mardin'de Fenerbahçe'nin futbol okulu açtığını duydum. Babamdan habersiz öğretmenimin desteğiyle seçmelere gittim. Futbol okuluna devam etmek için her ay 60 lira ödenmesi gerekirken, Kaymakam takıma seçilenlerin sadece malzeme masrafları için 60 lira vereceğini, diğer masrafları kendisinin üstleneceğini söylemişti. Ben de bütün aşamaları geçerek takıma seçilmiştim. Her şey netleşince babama gittim ve hiçbir şey olmamış gibi Fenerbahçe'nin futbol okulu açacağını söyledim. O da haberi olduğunu ama her ay 60 lira veremeyeceğini söyledi. Ben de takıma seçilenlerin sadece bir defaya mahsus 60 lira vereceğini diğer masrafların kaymakam tarafından karşılanacağını belirtince babam. "Hemen veririm o zaman" dedi. Babamın bu tepkisi üzerine ben de zaten takıma seçildiğimi ve sadece bir defa 60 lira vereceğimizi söyledim. Babam, kendisinden habersiz seçmelere gittiğim için önce biraz kızsa da sonra çok sevindiği ve Fenerbahçe Futbol Okulu'na başladım. O günden beri de babamın desteği hep arkamda.
12 yaş futbola başlamak için biraz geç bir yaş değil mi?
Evet, biraz geç başladım. Öncesinde her çocuk gibi mahallede arkadaşlarımla oynayarak büyüdüm ama ilk futbol eğitimini almam biraz geç oldu. Bu nedenle ve Mardin'de altyapının daha zayıf olmasından dolayı bazı eksikler hissediyorum. Çevre kontrolü, ikili mücadelelerde vücudumu ve ellerimi kullanmada eksiklerim var. Bunlarla ilgili çalışmalar yapıyorum.
Şimdi sağbek oynuyorsun. Futbola başladığından bu yana aynı bölgede mi görev yapıyorsun?
Futbola ilk başladığımda sol açık ve sağ açık oynadım. Hücuma dönük bir kanat oyuncusunun neler yapabileceğini iyi bildiğim için, şimdi sağbek oynayan biri olarak geçmişte bu mevkilerde oynamış olmanın faydasını görüyorum.
Çocukluğunda örnek aldığın futbolcular kimlerdi?
Her zaman hırslı ve mücadeleci futbolcuları örnek alırım. O dönem sol ve sağ açıkta oynadığım için Tuncay ağabey benim idolümdü. Şimdi ise aynı mevkide oynadığım Gökhan ağabeyi örnek alıyorum. Yurtdışında ise Barcelonalı Dani Alves'i çok beğeniyorum.
Hücuma dönük oynamak mı yoksa sağbekte oynamak mı daha keyifli?
İlk başta hücuma dönük oynamayı daha çok seviyordum. Hızlı olduğum için kolay adam eksiltiyordum. Az önce bahsettiğim gibi, eskiden hücuma dönük oynamanın faydasını görüyorum. Aynı zamanda geçmişte hücuma dönük oynamam, günümüzde bir bekten beklenen hücuma çıkışlardaki başarımı da arttırıyor. Şimdi oynadığım mevkiden memnunum.
Kavga ederken transfer teklifi aldım
Fenerbahçe'ye transferin nasıl gerçekleşti?
Mardinspor'da süper genç takımında formda olduğum bir dönemde, Türkiye Şampiyonası'nda Konya'da Trabzonspor'a karşı bir maç yapmıştık. Hatta o maçta kavga çıkmıştı. Kavga sırasında Trabzonsporlu bir yönetici beni kenara çekip konuşmak istemişti. Beni transfer etmek istedikleriyle ilgili bir şeyler söylüyordu. İlginç bir andı. Bir tarafta maçta kavga çıkmıştı ve herkes kavgayı ayırmakla uğraşıyordu; diğer tarafta rakip takımın bir yöneticisinden transfer teklifi alıyordum. Yine aynı dönemde 15 yaşımdayken Mardinspor A takımı ile kampa gittim. O zamanki Teknik Direktörümüz Feyyaz Uçar beni Ankara'daki Telekom maçı için kafileye dâhil etmişti. Profesyonel sözleşmem olmadığı için kadroya giremedim. O dönem Fenerbahçeli yöneticiler beni istemişti ve transferim gerçekleşti.

Fenerbahçe'ye transfer olduktan sonra kariyerin nasıl gelişti? A takımla idmana çıktın mı?
İlk geldiğim sene B genç takımda başladım. Geçen sezon süper genç takımda oynadıktan sonra bu sezon A2 takımında forma giyiyorum. Bu sezon aynı zamanda A takımla antrenmanlara çıkmaya başladım. İlk antrenmanımda çift kale maç yapıyorduk. Biraz çekingendim tabii. Devre arasında Roberto Carlos yanıma geldi ve "İyi futbolcusun ama ikili mücadelelerde daha kuvvetli, sert olmalısın. Çekingen davranma" dedi. Bir de beni Cafu'ya benzetmişti. Devre arasındaki Antalya kampına da katıldım. İlk defa kadroya girdiğimde soyunma odasında giyinirken yanıma Alex geldi ve "Çok yeteneklisin. İlk defa kadroya giriyorsun, belki oynamazsın ama kendine güven" dedi. Carlos'tan ve Alex'ten bu sözleri duymak beni çok gururlandırmıştı. Ayrıca benim gibi genç yaşta A takımla idmanlara çıkan Emre ağabey, Özer ağabey ve Uğur ağabey de bana çok yardımcı oluyor. Aynı şekilde Gökhan ağabeyden de çok destek görüyorum. Aynı mevkide oynadığımız için idmanlarda ya da idman sonrasında neler yapmam gerektiğini söylüyor.
Kariyerinde uzun vadeli hedeflerin neler?
İlk hedefim A takımda oynamak ve kalıcı olmak. Tabii ki Avrupa'da futbol oynamak da hedeflerim arasında ama Türkiye'de tecrübe kazandıktan sonra gitmek istiyorum.
Avrupa'da takip ettiğin, oynamayı hayal ettiğin bir lig ve takım var mı?
İlk başta İngiltere Ligi'ni istiyordum ama bireysel yetenek İngiltere'ye oranla daha ön plana çıktığı için şimdi İspanya'da oynamayı tercih ederim. Formasını giymek istediğim takım ise kesinlikle Barcelona.
Milli Takımlara ilk ne zaman ve nasıl çağrıldın?
Mardinspor'da oynarken U15 Milli Takımı'na çağrılmıştım. İlk duyduğumda çok heyecanlanmıştım. Mardin'den ilk defa bir futbolcu Milli Takımlara çağırılıyordu. Ailem de çok sevinmiş ve onurlanmıştı. İlk başta ne yapacağımı bilemiyordum. İlk defa Mardin dışına çıkacaktım. Hem de İstanbul gibi büyük bir şehre. Kampta hocalarım çok yardımcı olmuştu ve arkadaşlarımla uyumum çok iyiydi. Hemen alışmıştım. Milli Takım formasını taşımak çok farklı ve çok güzel bir duygu. Herkese nasip olmasını isterim.
Kariyerinde dönüm noktası olduğunu düşündüğün bir maç var mı?
İlk başta Milli Takım'a aralıklarla çağrılıyordum. Elit turda bir Malta maçı vardı. Devre arasında hocam beni oyuna almıştı ve iki asist yaparak çok iyi oynamıştım. O maçtan sonra her Milli Takım kampına çağrıldım. Malta maçı benim Milli Takım kariyerimde önemli bir dönüm noktası.
Kariyerinin en önemli turnuvası olan Nijerya'daki U17 Dünya Kupasını biraz anlatır mısın?
Nijerya'ya gitmeden önce Antalya'da 10 günlük bir kamp yaptık. Başarılı olacağımız bu kampta belli olmuştu, çünkü takım olmayı başarmıştık. Üç senedir beraber oynamamıza rağmen ilk defa bu kadar kenetlenmiştik. Hocalarımız bile bu kadarını beklemiyordu. Nijerya yolculuğumuz çok uzun ve yorucu geçmişti. Yolculukta bile tam bir takım gibiydik. Eşyaları, kolileri hep beraber taşıdık. Kaytaracağını düşündüğüm arkadaşlar bile el uzattı. Bu bile başarılı olacağımızın bir göstergesiydi. Kafile olarak da çok uyumluyduk, takım gibiydik. Sosyal etkinlikler olmadığı için sıkılacağımızı düşünerek, Sami Çölgeçen başkanımız scrabble gibi oyunlar getirmişti. Bu oyunları hocalarımızla, yöneticilerimizle oynuyor ve çok eğleniyorduk. Bir de İngilizce öğretmenimiz vardı, Fikret Ağabey. Her gün İngilizce dersimiz oluyordu. Dersler hem öğretici hem de eğlenceli geçiyordu. Nijerya'da şartlar çok kötü, yoksulluk var. İnsanların en önemli eğlencesi futbol. Bu nedenle maçlarımızda tribünler doluyordu. Birçok olumsuz şart olsa da Nijerya çok önemli bir tecrübeydi. Tekrar olsa yine gitmek isterim.
Rakiplerimiz nasıldı?
Grubumuzda Burkina Faso, Kosta Rika ve Yeni Zelanda vardı. Rakiplerimizin kasetlerini izliyorduk maçlardan önce. Burkina Faso çok mücadele eden bir takımdı ama biz onlardan daha çok mücadele ederek zor da olsa ilk maçımızı kazanmayı başardık. Kosta Rika maçında lider oyuncularımız ortaya çıktı ve daha rahat bir galibiyet alarak liderliği garantiledik. Grubun son maçında ise liderliği garantilediğimiz için hocamız oynamayan arkadaşlarımıza şans verdi. Buna rağmen kazanıyorduk; son dakikada yediğimiz golle berabere kaldık. Bu maçtan sonra, ikinci tur maçımızı oynamak üzere tekrar grubumuzun ilk iki maçını oynadığımız Enugu'ya geri döndük. Enugu'daki otelin çalışanları bizi "En büyük Türkiye" yazılı dövizlerle karşıladı. Çok iyi ve cana yakın insanlardı.
İkinci tur maçımız, belki de en güzel anılarımızın olduğu maçtı. Birleşik Arap Emirlikleri maçında neler hissettin?
İyi mücadele eden, hızlı bir rakibe karşı oynayacaktık. Maça iyi hazırlanmıştık. İkinci dakikada öne geçmemize rağmen ilk yarı kötü oynuyorduk. Bir de 39. dakikada on kişi kalmamız, ikinci yarı öncesi bizi olumsuz etkilemişti. Bu noktada hocamızın devre arasında yaptığı konuşma kendimize gelmemizi sağlamıştı. Hocamızın yüksek sesle, "Bana ikinci yarıda sahaya çıkacak on tane yürekli adam lâzım. Var mı aranızda on tane yürekli adam?" demesi, tüm olumsuzluklara rağmen sahaya inançlı çıkmamıza neden olmuştu. Daha iyi mücadele ettiğimiz ikinci yarının sonlarında bulduğumuz golle de maçı 2-0 kazanmıştık. O kadar dolmuşum herhalde ki, maç sonunda sevinçten ve hırstan ağlamıştım. Çok güzel bir maçtı. Tekrar olsa, tekrar on kişi kalsak yine oynarım.
Tabii tıpkı hayattaki gibi insan futbolda da her zaman kazanamıyor. Bu defa Kolombiya ile oynadığımız çeyrek final maçımız istediğimiz gibi geçmedi. Son dakikada yediğimiz golle maç uzatmaya gitti ve penaltılarla elendik. Neler hissetmiştin o gün?
Hocamız baştan beri söylüyordu. Dünya Kupası'nda yetenek değil, iyi mücadele başarıyı getirecekti. Kolombiya güçlü bir rakipti ve maçları geriden gelerek kazanıyordu. İlk yarı iyi mücadele ederek soyunma odasına 1-0 üstünlükle girmiştik. İkinci yarıda ise düşüşe geçtik. A Milli Takımımızın Euro 2008'de Hırvatistan'a yaptığını bu defa Kolombiya bize yapmıştı. Son dakikada beraberliği yakalamışlardı. Bu gol penaltılara moralsiz girmemize neden oldu. Sonuçta, geriden gelip penaltılarla bizi elemişlerdi. Her şeye rağmen bu maç da güzeldi, bütün maçlar gibi. Sonuç olarak Dünya Kupası bize büyük bir tecrübe kazandırmıştı.
Doğduğun, büyüdüğün şehri Mardin'i anlatır mısın? Mardin'i özlüyor musun?
Mardin, doğduğum yer. Ailem de hâlâ orada yaşıyor. Benim için vazgeçilmez bir şehir, çok özlüyorum. Tarihi ve kültürü ile ünlü bir kent. Mardin'in insanları da çok cana yakındır. Herkesin görmesi gereken bir şehir olduğunu düşünüyorum.
Futbol dışındaki zamanlarını nasıl değerlendiriyorsun?
Boş zamanlarımda genellikle arkadaşlarımla sinemaya gidiyorum. Tesislerde kalıyorum ve imkânlarımız çok iyi. Bu yüzden tesislerde de çok vakit geçiriyorum. Masa tenisi, bilardo, Playstation oynuyor, kitap okuyoruz. Boş vakitlerimi iyi değerlendirdiğimi düşünüyorum.
Kariyerin boyunca sende emeği olan insanlar kimler?
Ailemin, özellikle de babamın desteğiyle buralara geldim. Mardin'deki hocalarım, Fenerbahçe'de Hasan Hocam, altyapı koordinatörümüz Şenol Çorlu, Engin Hocam, diğer hocalarım bize çok destek oluyor. Ailemizden uzak olduğumuzu hissettirmiyorlar. Hepsine çok teşekkür ediyorum.

***************


Gökay Iravul: Fenerbahçe'nin yeni umudu.          26.11.2009
Gökay Iravul: Fenerbahçenin yeni umudu
Fenerbahçe'nin altyapısından A takımına çok fazla oyuncu çıkardığı söylenemez ama oradan yetişen pek çok futbolcu bugün farklı kulüplerde top koşturuyor. Ancak sarı-lacivertli taraftarlar uzun yıllardır altyapıdan gelip A takımda oynayacak bir yıldızı bekliyor. İşte U17 Takımımızla Avrupa Kupası finallerinin ardından Dünya Kupası tecrübesi de yaşayan genç oyuncu, bu beklentilere cevap verebilecek en önemli adaylardan birisi. 13 yaşında Denizli'den ve ailesinden ayrılıp, büyük futbolcu olabilmenin hayaliyle 4 senedir gurbette ter döküyor.
Röportaj: Selim Şakarcan / TamSaha
Seni Dünya Kupası'nda çeyrek final oynayan U17 Takımımızın oyuncularından biri olarak izleyen kamuoyuna kendini biraz daha yakından tanıtır mısın?
18 Ekim 1992 Denizli doğumluyum. İki kardeşiz, benden 4 yaş büyük bir ablam var. Şu anda İzmir'de üniversitede okuyor. Annem ev hanımı, babam ise banka müdürlüğünden emekli oldu.
Futbola başlamadan önce futbolla aran nasıldı?
Her çocuk gibi ben de mahallede sabahtan akşama kadar top oynuyordum. Akşam yemekten sonra yorgunluktan hemen uyuyordum. Sadece mahallede de değil, okul bahçesinde de her zaman top oynuyordum.
Futbola nasıl başladın?
Futbola 2001 yılında Denizlispor'un altyapısında başladım. Seçmelere katılmıştım, minik takıma seçildim. Bir yıl minik takımda oynadıktan sonra yıldız takıma ve daha sonra B genç takıma yükseldim. B genç takımdaki ilk sezonumda Türkiye Şampiyonası'na katıldık. Orada Fenerbahçe ile de maç yaptık. Fenerbahçe'nin yöneticileri beni beğenmiş. Sonrasında Fenerbahçe'ye transfer oldum.
Fenerbahçe'ye transferini biraz daha açar mısın?
Fenerbahçe'ye transferim hemen olmadı aslında. Beni ilk izlediklerinde istemişlerdi ama transferim gerçekleşmemişti. Bir yıl sonra tekrar Fenerbahçe ile maç yaptık ve tekrar istediler ve transferim böylece gerçekleşti. 2005 yılından beri Fenerbahçe'de oynuyorum.
Ailen hâlâ Denizli'de mi yaşıyor?
Evet, hâlâ Denizli'de yaşıyorlar. Ben 4 yıl önce buraya geldim. Onlar Denizli'deler.
13 yaşında tek başına Denizli'den kalkıp İstanbul'a gelmişsin. Ailenden uzak yaşamak zor oluyor mu?
İlk geldiğim sene çok zorlanmıştım, daha sonra alıştım. Burada akrabalarım da var. İzin günlerimde onları da ziyaret ediyorum. Devre arasında ve bayramlarda Denizli'ye gidip ailemi de ziyaret ediyorum.
Emre Belözoğlu ile oynamak istiyorum
Futbola başladığın yıllarda örnek aldığın futbolcular var mıydı?
Tabiî ki her çocuk gibi benim de beğendiğim futbolcular vardı. O zamanlar Emre Belözoğlu hayranıydım. Şu anda da Fenerbahçe'nin A takımda oynuyor. Hep onunla beraber oynamak istemişimdir. Umarım bir gün A takımda beraber oynarız.
Futbola hangi mevkide başladın? Hâlâ aynı mevkide mi oynuyorsun yoksa çok değişiklik oldu mu?
Benim oynadığım mevkilerde çok değişiklik oldu. İlk olarak sağ bek olarak başladım. Daha sonra orta saha oynadım. Bir dönem milli takımda yine sağ bek oynadım. Şimdi yine orta sahada oynuyorum.
Şu anda oynadığın mevkide beğendiğin futbolcular var mı?
İlk olarak tabiî ki Emre Belözoğlu'nu çok beğeniyorum. Selçuk İnan da beğendiğim oyuncuların başında gelir. Yabancı oyunculardan ise Steven Gerard ve Frank Lampard çok beğendiğim ve örnek aldığım oyuncular.
Türkiye Ligi'nde oynayan, özellikle senin mevkiinde oynayan yabancılardan kimleri beğeniyorsun?
Alex De Souza ve Harry Kewell'ı çok beğeniyorum. Bence Alex Türkiye'ye gelmiş geçmiş en iyi yabancılardan biri. Anadolu kulüplerinde de kaliteli yabancılar var.
Yabancı oyuncuların çok olması ve Türkiye'den yıldız oyuncu transferleri, büyük takımların altyapısında oynayan gençlerin A takıma yükselmesinde bir zorluk yaratıyor mu?
Türkiye'de yabancılara çok önem veriliyor. Altyapılarda çok kaliteli, yetenekli gençler var ama pek şans bulamadıklarını düşünüyorum. Yabancı oyuncular her zaman daha üstün görülüyor ama biz de çok yetenekliyiz. Sonuçta bizlerin de kulüplerimizde ve Genç Milli Takımlarda göstereceğimiz performans çok önemli. Ancak yine de her şeyin oyuncuda bittiğini düşünüyorum. Kalitemizi gösterirsek bulunduğumuz takımda oynama şansını yakalayabiliriz.
Futbolla beraber eğitimini de sürdürebiliyor musun?
Şu anda lise son sınıfta okuyorum. Bu sene bitirip üniversiteyi kazanmak istiyorum, inşallah kazanırım.
Futbola başladığın günden bugüne sende emeği olduğunu düşündüğün insanlar kimler?
İlk olarak tabiî ki ailemin, annemin, babamın desteği çok büyüktü. Sonrasında Denizlispor'da Muhsin Sezer Hocamla başladım futbola, çok emeği vardır bende. Cahit Arım Hocamın da çok emeği vardır. Ona gerçekten borcumu ödeyemem. Fenerbahçe'de de başta A2 Teknik Direktörüm Şenol Çorlu olmak üzere, bütün hocalarımın bende emeği var. Kendilerine çok teşekkür ediyorum.
Fenerbahçe'deki hedeflerin neler?
Tabii ki her altyapı oyuncusu gibi benim de hedefim A takım. Fenerbahçe tüm dünyada çok önemli bir marka. Ben de bu büyük kulübün futbolcusu olduğum için çok mutluyum.
Liverpool hayranıyım
Uzun vadeli hedeflerin neler? Avrupa'da hangi ligleri ve takımları beğeniyorsun?
Kesinlikle Liverpool hastasıyım. Liverpool'un maçlarını hiç kaçırmıyorum ve büyük bir heyecanla izliyorum. Tabii ki sırasıyla, Fenerbahçe, A Milli Takım ve sonra da Liverpool'da oynamak istiyorum.
Avrupa'ya gitmenin yaşı ve zamanı önemli mi sence?
Bence doğru zaman, en azından şimdi değil. Türkiye'de tam anlamıyla kendini kanıtladıktan sonra gitmenin doğru olduğunu düşünüyorum. Örneğin Tuncay Şanlı, Sakaryaspor, Fenerbahçe ve Milli Takım'da kendini gösterdi, sonra Premier Lig'e gitti. Bence de doğru yere gitti.
Biraz da Milli Takım'ı konuşalım. Ay-yıldızlı formayı ilk olarak ne zaman giydin? İlk daveti aldığında neler hissettin?
İlk defa U15 Milli Takımı'na çağırılmıştım. Hollanda ile bir hazırlık maçı vardı. Öncesinde seçmelere girmiş, Riva'da bir kampa katılmıştım. İlk duyduğumda çok mutlu olmuş, heyecanlanmıştım. Çok özel bir duyguydu. Anlatılmaz yaşanır derler ya, aynen öyleydi.
Milli Takım'dan bahsetmişken, yeni döndüğümüz Nijerya'daki U17 Dünya Kupası'ndan konuşalım. Neler söylemek istersin?
Çok şanssız bir şekilde elendik. 90. dakikada gol yedik, uzatmalar ve sonunda penaltılarla elendik. Ülkemizi çok iyi temsil ettiğimizi düşünüyorum. Daha iyisi tabii ki olabilirdi ama olmadı. İnşallah Ümit Milli ya da A Milli Takım seviyesinde bu kupayı kaldıracağımızı düşünüyorum. Gerçekten inanıyorum buna.
Hepsinden daha yetenekliydik
Dünya Kupası'nda mücadele ettiğiniz rakiplerinizi nasıl değerlendirirsin? Fizik olarak ya da teknik olarak nasıllardı?
Bence bütün takımlardan daha yetenekliydik. Fizik olarak da pek farkımız olduğunu söyleyemem ama Kolombiya maçının son 15 dakikasında fizik olarak oyundan düştük ve maçı kaybettik.
Farklı bir kıtaya, farklı bir ülkeye gittik. Nijerya halkı ve halkın futbola bakışı ile ilgili neler düşünüyorsun?
Her ne kadar yoksul olsalar da çok sıcak ve güler yüzlü insanlar. Futbolla çok iç içeler. Dünya Kupası'na da yoğun bir ilgi gösterdiler. Devamlı futbol olsa sıkılmazlar diye düşünüyorum.
Nijerya'daki kamp ortamı nasıldı? Boş vakitlerinizi nasıl değerlendiriyordunuz?
Kamp çok eğlenceli ve keyifliydi. Takım olmayı başarmıştık. Bunun sonucunda da birçok zorluğa rağmen uyumlu ve moralli bir kamp oldu. Boş vakitlerimizde genelde dinleniyorduk. Ayrıca maç günleri dışında her gün İngilizce derslerimiz oluyordu. Kişisel gelişimimiz ve yabancı dil öğrenimi açısından çok faydalı oldu.
İngilizce dersinin faydasını gördük
İngilizce derslerinin, kişisel gelişiminizin yanında saha içinde hakemlerle ve rakip oyuncularla daha iyi iletişim kurmanızda da faydası oldu mu?
Evet, mesela maç içinde hakeme itiraz etmek istiyorsun. Yabancı dil olmayınca yanlış anlaşılıyorsun ve kart görebiliyorsun. İngilizce olunca kendimizi daha iyi ifade edebiliyoruz. Bence İngilizce dersleri altyapılarda her kampta olmalı. Biz çok faydasını gördük.

Teknik Direktörünüz Abdullah Ercan'ın da kadroda olduğu ve Türkiye'nin üçüncülüğü elde ettiği 2002 Dünya Kupası'nda kaç yaşındaydın? Maçları izlerken neler hissetmiştin?
10 yaşımdaydım, Türk futbol tarihinin en önemli başarısıydı bence. Maçlar çok heyecanlıydı, Brezilya maçı, özellikle Senegal maçında attığımız altın gol. Abdullah Hoca da o kadrodaydı ve şimdi de benim teknik direktörüm. Gerçekten Abdullah Hoca ile çalıştığım için çok mutluyum.
Futbolun yoğun temposunda, kulübün ve Milli Takım dışında dinlenecek vakit bulabiliyor musun? Mesela Nijerya'dan 3 gün önce döndük, dinlenebildin mi?
Aslında dinlenemedim, hatta döner dönmez A2 Ligi'nde Fenerbahçe-Kocaelispor maçında oynadım. Tabii yorgunluk oluyor ama bu tempoya alıştım diyebilirim. Futbol her şeyi ile güzel.
Futbol dışında, az da olsa bulduğun boş vakitlerde neler yapıyorsun?
Sinema ile çok iç içeyim, çok film izlerim. Bir de tabiî ki her futbolcu gibi playstation oynamayı çok seviyorum.
Denizli'de doğdun ve futbola Denizlispor'un altyapısında başladın. Bir gün tekrar Denizlispor'da futbol oynamayı düşünüyor musun?
Denizlispor'a çok şey borçluyum. Tabii ki, kariyerimin bir döneminde Denizlispor'da oynamak isterim.

2010 Dünya Basketbol Şampiyonasında Sırbistan ve İspanya Çeyrek Finalist.


Salon: Sinan Erdem
Hakemler: Christiano Maranho (Brezilya), Anthony Jordan (ABD), Scott Jason Butler (Avustralya)
Sırbistan: Teodosic 3, Rasic 15, Bjelica 3, Velickovic 7, Krstic 16, Tepic 2, Perovic 10, Savanovic , Markovic 2, Keselj 5, Macvan 8, Paunic 2
Hırvatistan: Ukic 11, Bogdanovic 9, Tomas 6, Banic 10, Tomic 6, Loncar 9, Popovic 21, Kus
1. Periyot: 19-27
Devre: 34-36
3. Periyot: 54-50
5 Faulle Çıkan: 37.31 Loncar (Hırvatistan)

 Hırvatlara yazık oldu.Kimse bu kadar zorlayacaklarını beklemiyordu ama neredeyse Sırpları evlerine gönderiyorlardı.Sırplar daha genç bir kadro.Hırvatlarda 5-6 yeni oyuncu ile yeni bir takım kurmuşlardı gerçi.
 Sırp uzunları Hırvat uzunlarından daha iyi.Hırvatlarda Zoriç ve Luksa Andriç'te olmayınca Loncar,Baniç ve Tomiç'in bu maçta iyi olmalarına rağmen Krstiç,Peroviç,Velickoviç ve Macvan ağır bastılar.
Kısalardan da bizim Tomas Teodosiç'i bitirmesine rağmen hücumda kötü gününde olunca,Popoviç'e Ukiç ve Bogdanoviç'in katkıları yetmedi.Sırplarda Teodosiç sadece 3 sayı atabildi,onu da Tomas kenardayken attı.
Ama Rasiç maçı getiren adam oldu.Ayrıca Tepiç'in 7r.4a.ve Macvan'ın sürpriz kritik üçlüğü ve 8 sayısı da galibiyette önemli rol oynadı.
 Maçın sonunda hele Tomas'ın o topu kapmasından sonra Popoviç'in faulleri 2/1 atması (70-70) ve sonrasında
 Sırpların moladan sonra oyunu orta sahadan başlatıp Rasiç'i boş turnike attırması (72-70),5.9 sn.kala Popoviç 2/2 ile gene eşitliği getirdi.(72-72).Son hücumda gene Rasiç'i durduramadılar ve 1 saniye kala faul yaptılar.Rasiç ilkini atıp,ikinciyi bilerek kaçırdı ve takımını çeyrek finale taşıdı.
Yazık oldu ama maçın sonunda o basit hataları yaparsanız emekler boşa gider tabii.
Maçın kilit notları ;
*Marko Tomas'ın Teodosiç'i sahadan silmesi ama hücumda 5/0 üçlük 12/3 gibi kötü bir yüzde ile oynaması.
*Rasiç'in performansı.Tabii Davor Kus'un onu savunamaması.
*Macvan'ın kritik katkısı.
*Hırvatlarda Zoriç'in oynamaması.Krstiç'in savunmasında lazımdı.
* Hırvatların 24/5.%20.8 gibi çok düşük üçlük yüzdesi.
*Sırpların tecrübeli koçu Dusan İvkoviç'in katkısı.
*Hırvatlarda mesela iyi bir Gricek gibi yıldız bir lider oyuncunun olmaması.
* Sırplarda elenseydi bizim için çok iyi olacaktı.Yunanlılarla birlikte 2 rakibimiz Out olacaktı.

 Oyuncularımızdan ; 
Ukiç 33 dakikada 10/5.%50 isabetle (7/5 ikilik,%71.4,3/0 üçlük,1/1 serbest atış,4 ribaunt (4d),4 asist,3 top kaybı,1 top çalma,4 faul ve 11 sayı ile iyi oynadı diyebiliriz üçlükler haricinde.
Marko Tomas ise 35 dakikada 12/3 .% 25 gibi çok düşük bir yüzde ile 6 sayıda kaldı.7/3 ikilik .%42.9,5/0 üçlük,6 ribaunt (4o,2d),1 asist,1 top kaybı,1 top çalma,3 faul.
Teodosiç'i sahadan sildi ama ona konsantre olmuş olsa gerek ki şutlarında çok kötüydü.Özellikle 5/0 üçlük atması takımının yenilmesinde önemli rol oynadı.Teodosiç'i iyi savundu ama hücumdaki kötü performansı ile nötrledi .



İSPANYA: 80 - YUNANİSTAN: 72

Salon: Sinan Erdem
Hakemler: Jose Anibal Carrion (Porto Riko), William Gene Kennedy (ABD), Reynaldo Mercedes Sanchez (Dominik Cumhuriyeti)
İspanya: Rubio 6, Navarro 22, Fernandez 14, Garbajosa 5, Marc Gasol 4, Mumbru 3, Lopez 5, Llull 9, Reyes 6, Vazquez 6
Yunanistan: Spanoulis 12, Zisis 16, Diamantidis 16, Fotsis 12, Schortsanitis 13, Bourousis 2, Calathes 1, Perperoglou, Tsartsaris
1. Periyot: 22-19 
Devre: 37-31  
3. Periyot: 52-51
5 Faulle Çıkanlar: 39.34 Zisis, 39.44 Spanoulis (Yunanistan)

''İlahi Adalet'' ,''Yar Saçların Lüleeeee Lüleeee,Yunan Sanaaaa Güleee Güleee'' diyorum sadece.
 İyi oldu.Çok sevindim.Beklediğim sonuçtu zaten.
*İspanya daha derin kadrosunun ve fizik olarak ayakta kalmasının semeresini aldı.
*Benchten çok iyi katkı aldılar Yunanlılara göre.
*Juan Carlos Navarro ve Rudy Fernandez maçı getiren oyunculardı.Navarro çaktırmadan son çeyrekte 11 sayı attı.Toplamda 22 sayı.Fernandez'de çok etkili oldu.
*Alan savunmasına karşı 3.çeyrekte bilhassa Diamantidis'in üst üste attığı üçlüklerle 5/5 atarak farkı 2 sayıya indirmelerine rağmen maçın genelinde ve özellikle son çeyrekte kötü hücum etmeleri Yunanlıların sonunu getirdi.Çin ve Bizim maçlarda da bunu görmüştük.Son çeyrekte 12/3 atabildiler ve sonları oldu.
 *İspanyollar son anlarda nasıl oynanması gerekiyorsa öyle oynamayı başardılar.2 kez de geriden geldiler.
* İspanya bir kez daha kötü başladığı turnuvada çıkışa geçti.2 mağlubiyet aldılar grupta ama vites yükselttikleri görüldü.
* Çeyrek finalde Sırp maçıda zor olacak ama bana göre İspanya yarı finale daha yakın.

4 Eylül 2010 Cumartesi

Fenerbahçe Ülker´in Euroleague Macları NTVSpor´da !!!


Takımımızın ve Doping Pilsen hariç (Skytürk veya Onun şifreci kanalında) diğer takımarın maçları bu sezon NTV SPOR'da.
Böyle bir haber çıkmıştı 1 hafta önce ama kanaldan resmi bir açıklama gelmesini bekledim.Malum şifreci vampir kanal kolay bırakmaz diyordum.
 Biraz önce NTV SPOR'da tanıtımlarını gördüm ve tamamdır bu iş dedim.
Çok sevindirici bir haber.Teşekkürler NTV SPOR diyorum.
Yalnız şu molalarda reklam işini abartmasalar hiç fena olmayacak.Tamam bu yayınların bir maliyeti var ama açık ara tüm kanallar içinde reklam departmanı en iyi çalışan,reklam ve sponsorluk konusunda çok başarılı NTV grubudur.Maliyetleri çıkarıp fazlasıyla kar ettiklerini düşünüyorum.
 Wimbledon turnuvasını yayınladıkları zaman Fatih Altaylı maçları saatlerinde vermedikleri konusunda sert bir eleştiri yazısı yazmıştı.Fuat Akdağ sponsorlu programlarımızın yoğunluğundan oluyor diye cevap vermişti.
 Şimdi yayınları anlatacak spikerler de önemli.Murat Murathanoğlu anlatmalı bizim maçları.Tiz sesli İsmail Şenol'u hiç beğenmiyorum.Yorumcu konusunda sorun yok.Kaan,İhsan ve Murat Özyer olabilir.Özellikle Murat Özyer'in esprilerini çok beğeniyorum.İsmail Şenol ile birlikte anlattıkları maçlarda yaptığı esprilerle Özyer,İsmail Şenol'u bile çekilir hale getiriyor.

Kazakistan - Türkiye : 0-3 (İyi Başladık) !!!

Bank Asya!

* Galibiyet ile başlamak güzel.
* Kazakistan 4 yıl önce  6 attığımız eski Kazakistan değil.Rus ve Alman oyuncu devşirmişler.Hiçte fena oynamadılar.Bu tip takımlara karşı senkron tutturmak ve iyi oyun zordur.O yüzden oyun değil sonuç önemli.
* Ömer Erdoğan'ın alınması gerektiğini,Gökhan Zan'lardan ,sanki Türkiye'de stoper oynayacak adam yokmuş gibi Hakan Balta'dan stoper yaratmalaran bıktığımızı yazmıştım son hazırlık maçında.Ömer Erdoğan gayet iyi oynadı ve kilidi açan golü attı.Attı diyorum top giriyordu Arda dokunmasada.Gol Ömer'in bence.
* Takımın en iyisi Emre idi.İlk 2 golün asisti Ondan.Emre'den sonra Arda iyiydi.Diğerleri vasatı aşamadı bence.Tuncay çok kötüydü.Hiddink Onu Merkez santrfor oynatıyor.Mümkün değil zaten sırtı dönük oynaması.Kaldı ki 4 yıldır EPL'de ama gram ilerleme yok.Bir de çıkarken tafra yapıyor.
* Takımlarında forma şansı bulamayan veya az şans bulan oyunculardan kurulu olduğu için takım ritm bulamıyor.Nihat golü iyi attı ama onun haricinde kötüydü.Hamit mükemmel ötesi jeneriklik bir gol attı ama iyi değildi.Aurelio eskisi gibi değildi.Sabri ,Servet ve Balta vasatı aşamadılar.
* Hiddink'i daha ilk maçtan eleştirmek istemem ama seçimde hata yaptığı bir gerçek.Takımlarında oynamayan oyuncular çağırılırken şu anda TSL'nin açık ara en formda oyuncusu Volkan Şen'in çağırılmamasının hiç bir geçerli sebebi yok.Bu konuda Kazım'ın çağırılması sorusunda ''Hamit'te Bayern'de oynamıyor'' cevabı yeterli değil.Artı Belçika maçını düşünerek daha erken oyuncu değiştirmeliydi.80.dakikaya kadar beklemeye gerek yoktu.Hem de henüz fizik açıdan yetersiz oyuncularımız vardı ve oyundan düşmüşlerdi.
* Yeni yapılan Astana stadı güzel.Suni Çim de bizim patates tarlası stadlara göre çok daha iyidir.
* Belçika - Almanya maçını izledim.Belçika George Leekens'i getirdikten sonra kağıt üstünde çok iyi bir 11 çıkarmıştı.Simons'ta 33 yaşında uzun bir aradan sonra yeniden çağrılmıştı.Ancak organize ve sağlam Alman takımına karşı etkili olamadılar.Ne Hazard,ne Lukaku,ne Fellaini efektifti.Biraz Dembele çabaladı.Defansta ağır Van Buyten'in açıklarını Kompany kapatıyordu fakat Buyten  çıkarken topu kaptırdı ve Almanlar'a bekledikleri O altın fırsatı sundu.Kurt Klose affetmedi ve iş bitti.İkinci yarının hemen başında gelen golden sonra Almanlar zaten yemezdi ve 1-0'ı korudular.Çok önemli bir 3 puan aldılar.Belçika'nın tek tek çok iyi oyuncuları var.Bizi zorlayacaklardır ama yeneceğimize inanıyorum.Bu oyunun üstüne çıkmamız şart tabii ki.

2010 Dünya Basketbol Şampiyonasında Grup Maçları Sonu ve Son 16 Eşleşmeleri


A GRUBU


S
Takım
G
M
A
Y
Puan
1.
Sırbistan
4
1
465
356
9
2.
Arjantin
4
1
413
379
9
3.
Avustralya
3
2
381
341
8
4.
Angola
2
3
340
414
7
5.
Almanya
2
3
378
402
7
6.
Ürdün
0
5
361
446
5

B GRUBU


S
Takım
G
M
A
Y
Puan
1.
ABD
5
0
455
331
10
2.
Slovenya
4
1
393
376
9
3.
Brezilya
3
2
398
354
8
4.
Hırvatistan
2
3
395
407
7
5.
İran
1
4
301
367
6
6.
Tunus
0
5
300
407
5

C GRUBU


S
Takım
G
M
A
Y
Puan
1.
TÜRKİYE
5
0
393
285
10
2.
Rusya
4
1
365
346
9
3.
Yunanistan
3
2
403
370
8
4.
Çin
1
4
360
422
6
5.
Porto Riko
1
4
386
401
6
6.
Fildişi Sahili
1
4
334
417
6

D GRUBU


S
Takım
G
M
A
Y
Puan
1.
Litvanya
5
0
391
341
10
2.
İspanya
3
2
420
356
8
3.
Yeni Zelanda
3
2
424
400
8
4.
Fransa
3
2
351
339
8
5.
Lübnan
1
4
339
440
6
6.
Kanada
0
5
330
379
5


2010 FIBA Dünya Şampiyonası Eleme Turu'nun Eşleşmeleri ve Maç Programı Şöyle:
 


Sinan Erdem Spor Salonu

4 Eylül Cumartesi
18:00 Sırbistan (A1) - Hırvatistan (B4)
21:00 İspanya (D2) - Yunanistan (C3)

5 Eylül Pazar
18:00 Slovenya (B2) - Avustralya (A3)
21:00 TÜRKİYE (C1) - Fransa (D4)

6 Eylül Pazartesi
18:00 ABD (B1) - Angola (A4)
21:00 Rusya (C2) - Yeni Zelanda (D3)

7 Eylül Salı
18:00 Litvanya (D1) - Çin (C4)
21:00 Arjantin (A2) - Brezilya (B3)


*****************************
 Grup maçları aşağı yukarı iyi bir şekilde geçti.Sürpriz,çekişmeli,rahat maçlar oldu.
A Grubunda ,Almanya turnuvaya Sırbistan galibiyeti ile başlayarak büyük sükse yaptı ama sonrasında hüsrana uğrayarak Angola'ya geçilerek elendi.Turnuvaya mağlubiyet ile başlayan Sırplar ise grup finalinde Arjantin'i yenerek lider bitirdiler.Bu gruptan sadece son Sırbistan - Arjantin maçını izleyebildik ve çok iyi maç oldu.
B Grubunda ABD sadece Brezilya maçında zorlandı.Kaybedebilirlerdi.Brezilya çok iyi oynadı.
Grubun flaş takımı bence Slovenya.ABD maçı haricinde iyi maçlar çıkardılar.Turnuvanın bana göre en güzel maçında Hırvatistan'ı yendikten sonra Brezilya'yı da yenerek haklı olarak 2.ci oldular.
8 bin seyircisi ile de büyük renk kattılar.Adamlar İstanbul'da ev kiralamışlar sadece turnuva için yahu.
C Grubunda biz haklı olarak 5/5 ile bitirdik.Yunan maçı tarihi bir maçtı.Yunanlılar o maçtan sonra travma yaşadılar ve her zamanki kirli hesaplarına daldılar ama Allahın sopası yok ki Y.Zelanda'nın son saniye üçlüğü ile İspanya'dan kaçmak için Rusya'ya yatmaları bir işe yaramadı ve İspanya'ya gene tosladılar.
Bence çok büyü ihtimalle bugün (4 Eylül) eve dönerler.
Bizim gruptan çıkan 4.takımı 3'lü averaj belirledi.Fildişi Porto Riko'yu yendi ama ne kendi ne Porto Riko çıkabildi,hiç ümidi olmayan Çin beklenmedik bir şekilde çıktı.Doğrusu Porto Riko ve Barea adına üzüldüm.
D Grubu ise baştan sona ilginç geçti.Fransa İspanya'yı yenerek başladı ama son Y.Zelanda maçında sanki bilerek bizi istediler ve gerekli 12 sayı farkını son saniye üçlüğü ile verdiler.Son saniyelerde Penny'e 3 sayılık faul yapıp 4 sayı,ve son hücumda da üçlük yiyip 7 sayı birden vermek resmen harakiriydi.Canım sıkılmadı değil.Umarım varsa böyle bir planları hüsranla sonuçlanır ve bozarız oyunlarını.
İspanya'nın 2 mağlubiyet alması da ilginçti.Lavrinoviç kardeşler,Siskauskas,Kaukenas ve Jasicevicius'tan yoksun Litvanya'nın 5/5 yapması ekol takımı olmalarının bir kez daha ispatıydı.
Yeni Zelanda'ya da Bravo.Adamım Kirk Penny ve emektar Pero Cameron hem de 3.olarak son 16'ya takımlarını çıkardılar.

 Son 16 Eşleşme tahminlerime gelince ;
4 Eylül Cumartesi
18:00 Sırbistan (A1) - Hırvatistan (B4) ------------; Sırbistan
21:00 İspanya (D2) - Yunanistan (C3) ------------; İspanya

5 Eylül Pazar
18:00 Slovenya (B2) - Avustralya (A3)-------------; Bu eşleşme zor.Slovenya az da olsa daha şanslı ama Avustralya'nın da kazanması norma sonuç.% 60-40 Slovenya
21:00 TÜRKİYE (C1) - Fransa (D4) -------------; TÜRKİYE

6 Eylül Pazartesi
18:00 ABD (B1) - Angola (A4)  ---------------; ABD
21:00 Rusya (C2) - Yeni Zelanda (D3) --------; Bu eşleşmede de her şey olabilir.Y.Zelanda bir sürpriz daha yapabilir bence.Sürpriz de sayılmaz aslında.Gene de burada da % 60-40 Rusya çıkar diyorum.

7 Eylül Salı
18:00 Litvanya (D1) - Çin (C4)  -----------------; Litvanya
21:00 Arjantin (A2) - Brezilya (B3) -------------; En zor eşleşme bu.Ortada bu maç.Brezilya Scola'yı ne kadar tutabilirse o kadar şansını arttırır.Çok az farkla Arjantin şanslı bana göre.% 55-45 Arjantin.

3 Eylül 2010 Cuma

2010 Dünya Basketbol Şampiyonasında Oyuncularımız Ne Yaptı ? (4)


 Çin'i 87-40 yendiğimiz maçta Ömer Onan oynamadı.

Oğuz Savaş ise 20 sayı ile en skorer oyuncumuz oldu. Başarılıydı daha fazla süre aldığı için.
28 dakikada 20 sayı (12/9 isabet - 12/9 ikilik,2/2 üçlük),2/0 serbest atış,4 ribaunt (1o,3d),2 asist,2 top kaybı,1 blok,2 faul.

Hırvatistan'ın Brezilya'ya 92-74 yenildiği maçta ;
Roko Ukiç 29 dakikada 8/2 .% 25 isabetle (4/2.%50 ikilik,4/0 üçlük),0/0 serbest atış,0 ribaunt,2 asist,1 top kaybı,2 top çalma,1 faul ve 4 sayı ile oynamış.Kötü oynamış.

Marko Tomas 29 dakikada 8/3.%37.5 isabetle (2/0 ikilik,6/3.% 50 üçlük),0/0 serbest atış,3 ribaunt (3o),3 asist,1 top kaybı,2 top çalma,1 blok,5 faul ve 9 sayı ile oynamış.

 Slovenya'nın İran'ı 65-60 yendiği maçta ;
Gasper Vidmar 14 dakikada 3/1.% 33.3 isabetle (3/1.%33.1),4/2 .%50 serbest atış,2 ribaunt (1o,1d),2 asist,1 top çalma ,2 faul ve 4 sayı ile oynamış.

12 Dev Adam Lider Bitirdi.87-40


SALON: Ankara Spor Salonu

HAKEMLER: Carl Jungebrand – Pablo Alberto Estevez – Marwan Egho

TÜRKİYE (87): Cenk Akyol 6 (4 ribaund- 1 asist), Sinan Güler 9 (3 ribaund- 7 asist), Barış Ermiş 9 (2 ribaund- 4 asist), Semih Erden 18 (12 ribaund- 3 asist), Oğuz Savaş 20 (4 ribaund- 2 asist), Ender Arslan 3 (1 ribaund- 1 asist), Ömer Aşık 17 (13 ribaund- 2 asist), Hidayet Türkoğlu 5 (3 ribaund- 2 asist)

ÇİN (40): Ding Jinhui 4 (8 ribaund), Yu Shulong 9 (1 ribaund- 2 asist), Sun Yue 15 (4 ribaund- 2 asist), Zhang Zhaoxu 4 (2 ribaund- 1 asist), Guo Ailun (1 ribaund), Su Wei 4 (9 ribaund), Zhou Peng 4 (3 ribaund- 1 asist)

1.PERİYOT: 15- 6
2.PERİYOT: 24- 7
3.PERİYOT: 27-12
4.PERİYOT: 21-15


Tebrikler 12 Dev Adam.
Birinci etabı 5/5 ile gayet güzel bir şekilde bitirdik.Asıl turnuva şimdi başlıyor bizim için.
Son saniyede rakip Fransa oldu.Y.Zelanda kendisine gerekecek 12 sayı farkını son saniye üçlüğü ile buldu.Açıkcası canımı sıktı bu iş.Fransa bize ters bir takım.Çok zorlayacaklardır.Şu durumda favoriyiz ama neticede İspanya'yı yenen bir Fransa yerine Y.Zelanda her zaman için daha uygun bir rakipti.
 Bugünkü maça gelince ; Ersan,Ömer Onan,KG ve KT gibi 4 asımızı hiç oynatmadık,Hidayet'te bir devre oynadı.Rakip Çin'de 11 J.Yi,14 Z.Wang ve 5 W.Liu gibi 3 as oyuncusunu oynatmayıp az süre verdiği oyuncularını oynattı.Çin zaten maç öncesi Fildişi'nin Porto Riko'yu yenmesi ile piyangodan çıkan 4.cülüğün keyfini çıkarıyordu.
  Az süre alan oyuncularımız Oğuz,Sinan ve Barış Ermiş gayet iyi oynarken Cenk 37 dakika sahada kalmasına rağmen 8/2 isabetle (1/0 ikilik,7/2 üçlük) 6 sayı ile düşük performans gösterdi.Daha iyi performans göstermesi gerekiyordu.Boş şutlarda bile hala pas veriyor.Sen takımın skor obsiyonusun kardeşim.
 Tanjeviç yıllar sonra - 3 yıl Fener'de bunu görememiştik - 3 uzun Ömer Aşık,Oğuz Savaş ve Semih Erden'den istediği performansı aldı.Semih ve Ömer Aşık double double yaparken - Semih belki de kariyerinde ilk kez veya çok azlardan birini yaptı - Oğuz Savaş'ta 20 sayı ile (12/9 isabet - 12/9 ikilik,2/2 üçlük) çok iyi oynadı.Üçlüklerini geliştirmiş olması Modern basketboldaki önemli unsurlardan biri için iyi bir durumdu.
 Çok fazla teknik irdeleme yapmaya gerek yok.Zira Çin çok zayıf kaldı.Zaten 40 sayı atabildiler.
 Sadece hücum ribauntlarında bizi 15-12 ile geçtiler.
 Maç boyu dünkü maç için olması gereken diye bahsettiğimiz ciddiyet,konsantrasyon ve mücadeleyi gördük.
Bu çok sevindirici.Ayrıca tam bir savunma takımı olduğumuzu bir kez daha ispat ettik.
Tek kötü gösterge ise ne yazık ki serbest atışlarımızdaki hala düşük yüzdenin devam etmesiydi.
17/7.% 41.2 ile gene %50'nin altında kaldık.
Bu durum acil kodu veriyor ısrarla.Bundan sonraki maçlarda umarım bu durum başımıza iş açmaz.
Çalışıyorlardır serbest atışları ama demek ki yeterli değil ve daha fazla çalışmak gerekiyor.
 Son olarak takımı ve teknik heyeti bir kez daha kutlarken,Ankara seyircisine  teşekkür ediyorum.
Darısı İstanbul seyircisine diyorum.Gerçi bu konuda sabıkası çoktur İstanbul seyircisinin ama şu Slovenlerden bari utanıp ve şu gazı da alarak lütfedip gelsinler artık.
 Turgay Demirel'i görünce bir kez daha kınamadan geçmek istemiyorum şu Recep Bey'e yaptığı yalakalığı.
Gaf diye geçiyor gazetelerde,bu gaf falan değil son derece ucuz ,vıcık vıcık bir yalakalıktır.
''12 Eylül'de Çifte Zafer yaşayacağız'' demek zurnanın zırt dediği yerdir Turgay efendi .Utan biraz.

2 Eylül 2010 Perşembe

2010 Dünya Basketbol Şampiyonasında Oyuncularımız Ne Yaptı ? (3)



Ömer Onan Porto Riko'yu 79-77 yendiği maçta 34 dakikada 11/5.% 45.5 isabetle (4/3.%75 ikilik,7/2 .%28.6 üçlük),1 ribaunt,2 asist,4 faul,2 top çalma ve 12 sayı ile oynadı.Özellikle kötü oynadığımız ilk yarıda ayakta kalan tek isimdi.

Oğuz Savaş,7 dakikada 3/1.%33.3 isabetle (2/0 ikilik,1/1 üçlük),1 ribaunt,1 top kaybı,1 faul,3 sayı ile oynadı.


  

Hırvatistan'ın Tunus'u 84-64 yendiği maçta Ukiç dinlendirilmiş olsa gerek sadece  4 dakika süre almış.1 top kaybı ve 2 faulü var başka hiç bir şeyi yok.

Marko Tomas ise 18 dakika süre almış.O da diğer maçlara göre daha az süre almış.5/3.%60 isabetle (4/3.%75 ikilik,1/0 üçlük),2/2 serbest atış,1 ribaunt,2 asist,1 top kaybı,1 top çalma,4 faul ve 8 sayı ile oynamış.

Slovenya'nın Brezilya'yı 80-77 yendiği maçta Gasper Vidmar 14 dakikada 5/3.%60 isabetle (5/3 ikilik),2 ribaunt (1d,1o),1 top kaybı,4 faul ve 6 sayı ile oynamış.

12 Dev Adam 4/4 Yaptı.79-77


SALON: Ankara Spor Salonu

HAKEMLER: Sasa Pukl – Scott Jason Butler – Ilija Belosovic

TÜRKİYE (79): Cenk Akyol 3 (1 ribaund), Ömer Onan 12 (1 ribaund- 2 asist), Ersan İlyasova 13 (13 ribaund), Semih Erden 10 (6 ribaund), Kerem Tunçeri 4 (3 ribaund- 5 asist), Oğuz Savaş 3 (1 ribaund), Kerem Gönlüm 9 (3 ribaund- 3 asist), Ender Arslan 5 (3 asist), Ömer Aşık 4 (3 ribaund- 1 asist), Hidayet Türkoğlu 16 (2 ribaund- 5 asist)

PORTO RİKO (77): John Peter Ramos 15 (12 ribaund), Jose Juan Barea 7 (4 ribaund- 3 asist), Filiberto Rivera 2 (3 ribaund- 8 asist), Angel Vassallo 19 (5 ribaund- 3 asist), Guillermo Diaz (1 ribaund), David Huertas (1 ribaund- 1 asist), Ricardo Sanchez 6 (2 asist), Nathan Peavy 9 (3 ribaund- 4 asist), Renaldo Balkman 6 (5 ribaund), Carmelo Lee 11 (2 ribaund), Daniel Santiago 2 (3 ribaund)

1.PERİYOT: 19-19
2.PERİYOT: 11-18
3.PERİYOT: 26-20
4.PERİYOT: 23-20




Çok kötü oynadığımız bir maçı kazanmak güzel.Umarım ders alırız bu maçtan.Gerçi Arjantin hazırlık maçından ders almamışız ki 40 saniye kala 6 sayı önden gene maçı veriyorduk.Vassalo'nun üçlüğü girse 10 sayı geriden12 sayı öne geçmemizi sağlayan o müthiş mücadeleye yazık olacaktı.
 Maç bitmeden oyuncularımız seyirciyi Haydi eller havaya şeklinde maçı kazandık diye coşturmaya kalktı.
O andan itibaren tamamen iş terse döndü.Ersan 6 saniye kala o topu niye potaya attı diye eleştiriliyor.Tamam 40 saniye vardı,top çevirmemiz lazımdı da boştu Ersan ve kendine güvendi attı.Yunan maçında 6/6 üçlük atan bir oyuncuya neden attı diyemem ben.Girmedi top,girse kimse bir şey diyemeyecekti.
 Maalesef maça konsantre başlamadık.Rehavet vardı.Yorgunlukta vardı Yunan maçından.Bir türlü maça giremedik.Porto Riko'nun da bize ters gelen bir oyunu var.Atletik bir takım.Sokak basketbolu gibi oynuyorlar.Çok hızlı gelip,el üstü bile kaldırıp üçlük atıyorlar.Yorulana kadar da soktular.Zone savunmamız da çare olamadı.Adam adama savunmada da penetreden sonra uygun adama çıkarıp attırdılar.
 Geri koşmakta da zorlandık.Şut yüzdemizde düşüktü.En kötüsü serbest atışlarımız gene çok kötüydü.
28/16.% 57.1.Ömer Aşık'ta hiç bir düzelme yok bu konuda.8/2.Rolando Blackman ile serbest atış çalışıyor diyorlardı ama ilerleme yok.
 Maçı çeviren adam ilk planda dopingçi KG oldu.3 numara pozisyonunda sırtı dönük ,çabukluğu ile hücumda çok etkili oldu,savunmada da sertlik sağladı.Onun yaktığı diriliş ateşini Semih ve Ender'de yakmayı sürdürdüler.Hidayet'te Ersan'ın durgun olduğu bir günde hücumda 6/4 ile  kritik üçlükleri sokunca geriden gelip son çeyrekte öne geçtik hem de farklı.12 sayıya kadar çıkardık farkı.Bunda PR'nun rotasyonunun darlığı, yorulan kilit oyuncularının yerine oyuncu sokamamada etkili oldu.Özellikle Barea çok yoruldu.
 Bugünkü Çin maçında daha az süre alan oyuncularımıza daha fazla süre oynatarak maç ritmlerini bulmada yardımcı olmak lazım ileride ihtiyaç doğabilir çünkü.Oğuz,Sinan,Barış Ermiş,Cenk oynamalı.
 Sonuç olarak ;Yunan maçının zafer sarhoşluğunun ve yorgunluğunun faturasını neredeyse ödüyorduk.
Maçın sonundaki ciddiyetsizlikten de ders çıkarmamız lazım.İlle de maç kaybetmemiz gerekmiyor ders almak için.Ciddiyet,konsantrasyon her zaman önde gelmeli.Basketbolun neden bu kadar heyecanlı bir spor olduğu bir kez daha görülmüştür herhalde.Porto Riko'yu da kutluyorum.

Etiketler