7 Kasım 2010 Pazar

Kraliçeler Samsun'dan Galip Dönüyor.69-87 !!!!



Fenerbahçe'den Rahat Galibiyet.
07.11.2010
TBBL’nin üçüncü haftasında Samsun’da oynanan maçta Fenerbahçe, Samsun Basketbol’u 69-87 mağlup etti.

 Türkiye Bayanlar Basketbol Ligi'nin üçüncü haftasında bir maç eksiği ile son sırada yer alan Samsun Basketbol, Fenerbahçe’yi konuk etti. Yaşar Doğu Spor Salonu’nda oynanan karşılaşmayı Sarı-Lacivertliler, 69-87’lik skorla zorlanmadan kazandı.

Maça iyi başlayan Fenerbahçe, Jane Taylor ve Nevriye Yılmaz ikilisinin kaydettiği sayılarla ilk 2 dakikalık bölümü 3-11’lik skorla önde geçti. Orta mesafeli atışlarla karşılık vermek isteyen Samsun Basketbol, Jessica Adair’in sayılarıyla oyuna tutundu. Diana Taurasi’nin de devreye girmesiyle oyuna ağırlığını iyice koyan Sarı-Lacivertliler, 6. dakikada durumu 9-20’ye getirerek farkı çift haneli sayılara çıkardı. Alexis Gray ve Gülşah Akkaya ile serbest atış çizgisinden skor üreten Samsun temsilcisi, çeyreğin sonlarına doğru rakibinin 7-1’lik serisine engel olamadı ve ilk periyot 13-27’lik Fenerbahçe üstünlüğü ile tamamlandı.

İkinci çeyreğe boyalı alandan bulduğu basketlerle başlayan Samsun Basketbol’a konuk takım, Esmeral Tunçluer’in serbest atış isabetleriyle cevap verdi. Mücadelenin 13. dakikası 19-29’luk skorla geçilirken, Hana Horakova’nın art arda bulduğu basketler sonrası Samsun temsilcisi mola aldı. Mola sonrası Gülşah Akkaya ile hücumda bir tempo yakalayan ev sahibi ekip, Ivena Matovic’in sayılarına engel olamayınca devrenin bitimine 3 dakika kala durum 25-38’e geldi. Üst üste hücumlardan boş dönen rakibi karşısında, 7-0’lık bir seri yakalayan Samsun Basketbol, farkı tekrar tek haneli sayılara indirdi (32-38). Sarı-Lacivertliler, Esmeral Tunçluer’in serbest atış çizgisinden bulduğu sayılarla skordaki suskunluğunu bozarken, Alexis Gray’in etkili oyunuyla Samsun Basketbol, soyunma odasına sadece 1 sayı farkla 39-40 geride gitti.

Alexis Gray’in sayılarıyla üçüncü periyodun hemen başında öne geçen Samsun Basketbol’a Sarı Lacivertliler, Nevriye Yılmaz ve Jane Taylor ile cevap verdi. Mücadelenin 22. dakikası 43-43’lük eşitlikle geçilirken Fenerbahçe, Ivana Matovic’in devreye girmesiyle skordaki üstünlüğü tekrar ele geçirdi. Özellikle boyalı alandan sayılar bulan rakibine karşı Deniz Boz’un kaydettiği isabetlerle karşılık veren ev sahibi ekip, 26. dakikada skoru 49-51’e getirdi. Bu dakikadan sonra Diana Taurasi’yle art arda basketler bulan Sarı-Lacivertliler, yakaladığı 7-0’lık seriyle aradaki farkı açtı. Alexis Rack’in üçlüğüne Ivena Matovic ile cevap veren Fenerbahçe, final periyoduna 54-63’lük skorla önde girdi.

Son 10 dakikaya iyi başlayan Fenerbahçe, orta mesafeli atışlardan bulduğu basketlerle çeyreğin hemen başında durumu 54-69’a getirdi. Gülşah Akkaya’nın sayılarıyla karşılık veren Samsun Basketbol, rakibinin boyalı alan isabetlerine engel olamadı. Nevriye Yılmaz ve Jane Taylor ikilisinin tekrar devreye girmesiyle aradaki farkı açan Sarı-Lacivertliler, mücadelenin bitimine 4 dakika kala skoru 58-75’e taşıdı. Karşılıklı sayılarla devam eden karşılaşmada Diana Taurasi’nin de skora katkısıyla fark 20 sayıya çıktı (64-84). Samsun temsilcisinin son dakikalardaki çabası da yeterli olmayınca Fenerbahçe, maçtan 69-87’lik skorla galip ayrılan taraf oldu.


SALON: Yaşar Doğu Spor Salonu

HAKEMLER: Tekin Özübir, Sencer Yılmaz, Metin Aksoyak

SAMSUN BASKETBOL (69): Deniz Boz 6 (2 ribaund – 2 asist), Gülşah Akkaya 17 (3 ribaund – 3 asist), Nazlı Güler 4 ( 1 ribaund - 1 asist), Jessica Adair 14 (8 ribaund – 1 asist), Tatum Brown 2 (4 ribaund), Alexis Rack 7 ( 3 ribaund – 2 asist) Alexis Gray 15 (5 ribaund - 2 asist), Makbule Amachree 4 (4 ribaund)

FENERBAHÇE (87): Özge Kavurmacıoğlu (1 ribaund), Hana Horakova 5 ( 1 ribaund- 1 asist), Birsel Vardarlı 2 ( 4 ribaund – 4 asist), Esmeral Tunçluer 6 (2 ribaund), Şaziye İvegin (1 ribaund), Nevriye Yılmaz 15 ( 7 ribaund – 4 asist), Diana Taurasi 20 ( 4 ribaund - 2 asist), Penny Taylor 19 ( 5 ribaund – 5 asist), Ivana Matovic 15 ( 3 ribaund – 1 asist), Nevin Nevlin 5 (3 ribaund)

1. PERİYOT: 13-27
2. PERİYOT: 26-13
3. PERİYOT: 15-23
4. PERİYOT: 15-24




Tebrikler Kraliçeler.
2.çeyrek haricinde iyi oynadık.Taurasi-Penny-Nevriye ''Bermuda Şeytan Üçgeni'' Rivas deplasmanından beri tam gaz gidiyorlar nazar değmesin.Üst üste 3.maçı da domine ettiler.Onlara özellikle 2 maçtır Matoviç'te katılıyor.Diğer oyuncularımızda yardımcı oluyorlar.
Taurasi sazı eline aldı artık.Keşke 1 hafta önce alsaydı :(( Bugün 1 çeyrek oynamadı,ona rağmen 20 sayı.
Hoca bence bu maçta Horokova yerine Vajda'yı rotasyona alsaydı iyi olurdu.Kadroda olmamasına rağmen oraya kadar gelmişti,benchin arkasında oturuyordu.Birsel ve Esmeral'in etkinliği de azalıyor Horokova ile süreyi paylaştıklarında.Horokova da iyi oynuyor ama Vajda'yı da tamamen ligte 5.yabancı konumuna sokmamak lazım bence.
 Devran'a geçmiş olsun.Oynamadan daha ısınırken ciddi sakatlanmış yazık.Artık tercümanlığa iyice soyunabilir.
Maçın hareketi Taurasi'nin Alexis Gray'in  kafaya ''blok smaç'' yapmasıydı.
Samsun  takımı Makbule ''Amachree Mactabane'' Türk pasaportlu olunca 4 Amerikalı ile oynayabilen bir takım olmuşlar.Bu maçta hepsinden verim alamadılar ama diğer maçlarda iş yaparlar.
Gülşah'ta bizim maça iyi hazırlanmış ''Ben daha ölmedim'' diyebilmek için ve iyi oynadı.

Fenerbahçe - Eskişehirspor : 4-2 !!!




4' Dakika : GOOOOOLLLLL!!!!! Fenerbahçe Alex'in penaltıdan attığı gol ile 1-0 öne geçiyor.

17' Dakika : GOOOOOLLLLL!!!!! Fenerbahçe Semih'in attığı gol ile 2-1 öne geçiyor.Gökhan Gönül sağ kanatta topla buluştu, arka direğe ortasını yaptı ve Semih gelişine kafayı vurarak topu ağlara gönderdi.
 Fenerbahçe - Eskişehirspor (Süper Lig 11. hafta) / 9
45' Dakika : GOOOOOLLLLL!!!!! Fenerbahçe Gökhan Gönül ile 3. golü buldu.Gökhan Gönül ceza sahası içinde sağ çaprazda savunmadan seken topa çok sert vurdu ve top köşeden ağlarla buluştu.
 Fenerbahçe - Eskişehirspor (Süper Lig 11. hafta) / 24

71' Dakika : GOOOOOLLLLL!!!!! Fenerbahçe Semih'in attığı gol ile durumu 4-2 yapıyor.Gökhan Gönül sağ kanattan ceza sahası içine yerden pasını verdi, ve Semih altıpas içinde gelişine şutunu vurarak topu ağlara gönderdi.
 Fenerbahçe - Eskişehirspor (Süper Lig 11. hafta) / 10

 MAÇIN ADAMI
GÖKHAN GÖNÜL
 
Kasığına yakın bir yerden yırtık teşhisi ile bir hafta çalışmalara katılmayan Gökhan Gönül’ün dünkü saha performansı çok etkileyiciydi. Attığı gol de kıskanılacak türdendi. Kanatta “one man show” yapması da cabası. Maçın en güzel hareketlerine sahip oldu. Sakat sakat bu başarısı, aklımızı karıştırmadı değil doğrusu!
İSTATİSTİĞİ
Pas: 58
İsabetli pas: 46
Top çalma: 20
Top kaybetme: 20
Orta: 8
İsabetli orta: 4
İsabetli şut: 1
Topla buluşma: 68


****************************************************
   * Futbol takımı ile ilgili bir şey yazmıyordum uzun süredir ancak çok eleştirdiğim Gökhan Gönül'ün dün akşamki performansına şapka çıkarıyorum ve onun hatırına yazmaya karar verdim.
 GG'ü niye eleştiriyordum ? Profesyonelliği,koşması,mücadelesi üst düzey ama efektif değil,son hareketi yapamıyor,orta yapamıyor yani bal yapmayan arı gibiydi.Ki benim eleştirdiğim yönünü Semih'te söyledi zaten GG'de maç sonrası röportajında Semih'in şikayetini teyit etti.GG hafta oyunca sakatlığı nedeniyle takımla sadece son antrenmana çıkabilmesne rağmen çıkıp en üst düzey performansını gösterdi.Bu kez eleştirdiğim
yönünde de mükemmeldi.1.goldeki ''Hah İşte bu beeee'' dedirten ortası - bunu görmek istiyorum işte - ve 2.goldeki pası - kendim atacaktım Semih bağırınca şimdi gene eleştirir diye çıkardım dedi GG - ve nefis golü.
İşte gerçek ,beklediğimiz GG bu.Helal Olsun.Umarım devamını istikarlı bir şekilde getirir.
* Takımda gözle görülür bir iyileşme var.Aykut Kocaman kafasındaki sistemi yavaş yavaş yerleştiriyor.
Nedir ? Tempolu,çabuk sürekli ileri ,dikine oynayan, çabuk hücuma çıkan  bir takım.Dün akşam ilk yarıda rakip ne oynarsa oynasın 3 gol,3 kaçan net gol pozisyonu ve 1 direkten dönen top vardı.
Mükemmel oynadık hücum olarak.
* İkinci yarı Lugano'nun aptallığı,gerzekliği yüzünden herşey berbat oldu.İnanılmaz kızgınım Lugano'ya.
Affedilmeyecek hata yaptı.İbretlik bir para cezası verilerek kamuoyuna açıklanmalı.- Bu konunun takipçisi olacağım - 3-1 galipsin ,golde hata yapmışsın,geri zekalıca basit bir topu neden dışarı atmıyorsun diye rakiple didişip,devre arasına taşıyorsun ve atılıyorsun.Tam bir ihanet.Bu yüzden Stoch çıkmak zorunda kalıyor,stopere de ''Saatli Bomba Bilica'' giriyor ve takımın tüm ritmi bozuluyor.6 Kasım'da bir 6 daha gelecekken kalıyoruz.
* Tabii burada ''Çakma Doberman'' Bünyamin'in işgüzarlığı da tüy dikiyor.Kaçırmıyor şov fırsatını.
Atmasan ne olur du ki ?
* Alex'te yükselen bir grafik var.Adamımdır ama sözleşme meselesi yüzünden değildir umarım bu kıpırdanış.
* Mehmet Topuz eyvalah çok iyi de 1 de gol atabilse...
* Emre'ye de kızıyorum.Gene sakatlandı 2-3 hafta yok.Devamlılık yok kardeşim.Artı gene kudurmuş gibi hakeme itiraz ediyor.Bünyamin sarı kartı göstermedi.Ne gerek var böyle tepki göstermeye bilmiyorum.
* Baroni cephesinde yeni bir şey yok.Hükmümü ilk geldiği zaman vermiştim.3.Sınıf bir Brezilyalı Ön libero.
* Caner istediğim gibi değilse de dünkü eleştiriler haklı değildi.Zira Stoch çıkınca sol ön boş kaldı ve o kanatta yalnız kaldı ,Eskişehir oradan yüklendi tabii.
* Kalan 6 maçımızı kazancağımızı düşünüyorum.
* FB devre arasına operasyonu mutlaka tamamlamalı.
Ne yapmalı ?
Guiza,A.Santos,Baroni ve Bilica gönderilip 1 Sissokho & Diarra'lar sülalesinden bir ön libero,Lugano'yu tehdit edecek sağlam,çabuk bir stoper ve sol bek alınmalı.3 yabancı şart.Sol bek İBB'den Ekrem Ekşioğlu'da alınabilir.Ondan sonra bu takım kolay kolay tutulmaz.
 Ancak bu minvalde bir mini operasyon yapacaklarını sanmıyorum.

''Barca Fatihi'' Fenerbahçe Ülker Rahat Kazandı.95-62.


Beko Basketbol Ligi’nin dördüncü haftasında Fenerbahçe Ülker, Sinan Erdem Spor Salonu’nda oynanan karşılaşmada Oyak Renault’u 95-62'lik skorla mağlup etti.

Karşılıklı boş hücumlarla başlayan mücadelede Fenerbahçe Ülker, ikinci dakika sonunda maçın ilk sayısını Gasper Vidmar’ın turnikesiyle kaydetti. Antabia Waller ile Jonathan Gibson’ın top kayıplarını Ömer Onan ile değerlendiren Sarı Lacivertliler, skoru da 6-0’a getirdi. Mola alan Bursa ekibi Oyak Renault, Emir Preldzic ile Lynn Greer’in sayılarına engel olamayınca, 5.dakikada durum 10-0’a geldi. Maçtaki ilk sayılarını Umut Yenice ile üç sayı çizgisinin gerisinden bulan Oyak Renault, reklam molasının ardından da Jonathan Gibson’ın penetreleriyle etkili oldu. Nedim Dal’ın pota altı basketiyle son dakikaya girilirken farkı 5 sayıya kadar indiren Bursa ekibi, ilk periyotu ise 21-10 geride tamamladı.

İkinci periyotta Oğuz Savaş ve Mirsad Türkcan ikilisiyle ilk dakika içerisinde 5 sayı birden bulan Fenerbahçe Ülker, farkı da 15 sayıya çıkarttı (25-10). Jonathan Gibson’ın serbest atışları ile bu periyottaki ilk sayılarını kaydeden konuk takım, hücumlarda da pota altına top indirerek etkili olmaya çalıştı. Mirsad ve Can Mutaf ikilisiyle bu bölümde etkili olan Sarı Lacivertliler, 18.dakikada farkı 16 sayıya getirdi (43-27). Bir kez daha mola alan rakibi karşısında üstün oyununu sürdüren Fenerbahçe Ülker, devre sonunda soyunma odasına 49-32 önde girmeyi başardı.

Üçüncü periyotun ilk bölümünde Gasper Vidmar ile pota altından basket bulan Sarı Lacivertliler, Ömer Onan ile de üç sayı çizgisinin gerisinden etkili oldu. Tufan Önen ile bu bölümde hücumda skor bulmakta zorlanmayan Oyak Renault, savunmada ise ev sahibi ekibi durdurmakta sıkıntı yaşadı. Emir Preldzic ile hücumları organize eden Fenerbahçe Ülker, Tarence Kinsey ve Mirsad Türkcan’ın da oyuna ağırlığını koymasıyla farkı 17 sayıya çıkarttı (65-48). Sarı Lacivertliler, bu periyotu da 24 sayı farkla 74-50 üstün tamamlayan taraf oldu.

Son 10 dakikalık bölüme Tarence Kinsey ile skor üreterek başlayan ev sahibi takım, Kaya Peker’in turnikesi ve Can Mutaf’ın da smacıyla skoru 82-58 yaptı. Dış atışlarda istediği sayıları bulamayan Oyak Renault, Jonathan Gibson’ın basketiyle farkı 37.dakikada 26 sayıya indirdi (86-60). Bu dakikadan sonra genç oyuncularına şans veren Fenerbahçe Ülker, karşılaşmadan da 95-62 galibiyetle ayrılmayı başardı.

SALON: Sinan Erdem Spor Salonu

HAKEMLER: Murat Biricik – Can Atsüren – Turgut Işık

FENERBAHÇE ÜLKER (95): Erbil Eroğlu 1 (1 asist), Mirsad Türkcan 20 (6 ribaund- 2 asist), Ömer Onan 19 (3 ribaund- 1 asist), Lynn Greer 9 (4 asist), Darjus Lavrinovic (8 ribaund- 7 asist), Gasper Vidmar 7 (3 ribaund), Kaya Peker 6 (8 ribaund), Oğuz Savaş 5 (1 ribaund), Tarence Kinsey 14 (4 ribaund- 4 asist), Can Mutaf 5 (4 ribaund- 2 asist), Emir Preldzic 9 (4 ribaund- 5 asist)

OYAK RENAULT (62): Alper Özcan 2 (1 ribaund), Nedim Dal 6 (6 ribaund- 1 asist), Oğuz Erdoğan (1 ribaund), Ufuk Kaçar (2 ribaund- 2 asist), Tufan Önen 5 (5 ribaund), Jonathan Gibson 20 (5 ribaund- 4 asist), Antabia Waller 12 (8 ribaund- 2 asist), Kerem Özkan (1 ribaund), Umut Yenice 17 (7 ribaund)

1.PERİYOT: 21-10
2.PERİYOT: 28-22
3.PERİYOT: 25-18
4.PERİYOT: 21-12



* Tebrikler takım ve teknik heyete.
* Maçtan 1 gün önce akşam saatlerinde Barcelona'dan gelebilmelerine rağmen hiç bir yorgunluk emaresi göstermeden ,tam konsantrasyon ve ciddiyetle oynadık.Helal Olsun.
* Maç fikstürünü bu şekilde ayarlayan Turgay'ın TBF'ine de yuh olsun.Bizimkiler belki de bu maçı nasıl olsa kazanırız ve Siena maçına 1 gün daha fazla dinlenerek çıkarız diye ses çıkarmamış olabilirler ama yanlıştı
* Ukiç'i dinlendirdik.Greer'i de hem rotasyona sokmuş hem Barcelona maçındaki iyi oyunu nedeniyle de bir nevi ödüllendirmiş olduk.
* Tomas ayağını burktu ama inşaallah ciddi bir şeyi yoktur ve Siena maçında oynar.Aydın Hoca da müjde vermiş zaten bu konuda.Tedbir amacıyla kenara alınmış.
* Avrupa'da bu kadar iddialı hale gelmişken mümkün olduğu kadar önemli oyuncularımızı bu tip maçlarda dinlendirmeli ve riske atmamamız lazım.Ukiç'in dinlendirilmesi ne kadar doğruysa Ömer Onan'ın 24.29 dk.süre alması bence doğru değildi.Ömer en  stratejik oyuncularımızın başında geliyor.Ayrıca bence bu maçta Lavrinoviç'i de Mahalbasiç ile rotasyon yapmak lazımdı.
* Teknik olarak çok fazla irdelenecek bir şey yok.Takım oyunun kontrolünü sürekli elinde tuttu.
* Lavrinoviç'in 2 maçtır sayı kısırlığına girdi.Bu maçtada sayısı yok ama 8r.7a.yapması enteresandı.
* Maçın adamı Kinseydi.17.14 dk.da 14s.4r.4a.5tç.Müthiş.
* Kaya'nın da rotasyona girmesi ve 8 ribauntu çok iyi.
* Ömer Onan'a Maşaallah.Nazar değmesin.6/5.% 83 üçlük 19 sayı.
* Mirsad da aynı şekilde.Helal Olsun.
* Maxim ve Erbil'in de süre alması güzel.
* FB taraftarına bir kez daha yazıklar olsun.Tarih yazan takıma teşekkü  etmeye bile gitmediler.
* Şifrecilere ve sorumlu yetkililere de yuh olsun.Hani nerede kaç paraya şifrecilere sattınız hala sır ?
* OR bu sezon zayıf bir görüntü sergiliyor.2 yabancıları vardı.Bu maçtan sonra Amerikalı bir forvet daha aldılar.Bundan sonra daha iyi olabilirler.

6 Kasım 2010 Cumartesi

Turkish Airlines Euroleague 3.Hafta Değerlendirmesi.

https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhZ8f6PXVec9Rbth4IXrCckCVqkELCA1E86zZW6eLLp2Evv7TJAFwE5FDqc1p-Vsr_huI6zsUd9V33YB0RazMkKsi1_9W2AWF7-4V_XCefz4LMnIGzf2lY0lmhz8RzZxsl2C9I4X7yKR8G2/s400/thyeuroleague.PNG

HAFTANIN TOPLU SONUÇLARI
PUAN DURUMLARI

 4.HAFTANIN PROGRAMI

 3.HAFTANIN EN İYİLERİ
 
3.HAFTANIN MVP'Sİ
DİAMANTİDİS (PANATHİNAIKOS) 20s.7r.5a
A Grubunda ;
BC Khimki evinde lider Caja Laboral'ı 64-60 yenmeyi başardı.
Keith Langford 19s.4r.4a.Benjamin Eze 14s.7r / F.San Emetario 18s.Stanko Barac 12s.12r.
Maccabi Partizan'ı deplasmanda 67-54 yendi.
Oliver Lafayette 11s.Rasko Katiç 9s.5r. / Jeremy Pargo 17s.Lior Eliyahu 13s.
Zalgiris Prokom'u uzatmada 74-68 yendi.
Martynas Pocius 18s.6r.T.Delininkaitis 16s. / Daniel Ewing 14s.Ratko Varda 12s.J.R.Gidens 11s.9r.
B Grubunda ;
Olimpiacos Malaga'yı 93-66 farklı yendi.Bu maçı izledim.Malaga çok zayıf kaldı.
Bourousis 17s.7r.Papanikolau 17s.6r.Spanoulis 16s.7a / Joel Freeland 14s.9r.Mc İntyre 14s.
Real Madrit deplasmanda Roma'yı 74-56 yendi.
Nihad Djeboviç 13s.Ali Traore12s.8r. / Ante Tomiç 12s.7r.Sergio Rodriguez 9s.7r.7a
Brose Basket - S.Charleroi 79-69
Kyle Hines 16s.Reyshawn Terry 15s.6r. / Andre Riddick 13s.Joseph Gomis 12s.6r.
C Grubunda ;
Barcelona'da Destan Yazdık.61-69
Pete Mickeal 17s.Navarro 12s. / Roko Ukiç 13s.6r.2a.Marko Tomas 12s.6r.1a.
M.Siena Cibona'yı farklı yendi.8R
Rimantas Kaukenas 16s.2r.2a.Bo McCalebb 14s.Rakoviç,Lavrinviç,Davi Moss 12'şer sayı.
Cibona'da Drago Pasaliç 17s.7r.Mario Delas 13s.6r.Bogdanoviç 4 sayıda kalmış.
Cholet Rytas'ı sahasında yenerek ilk galibiyetini aldı.73-69
Fabien Causeur 20s.5r.2a.Vule Avdaloviç 15s. / M.Gecevicius 19s.Bayamoviç 16s.5r.
D Grubunda ;
Haftanın Flaş sonucu gene Olimpija'dan geldi.Uzatmada Panathinaikos'u da yenerek 3/3 yaptılar ve büyük bir başarıya imza attılar.Helal Olsun.23-6 gibi ezici bir 2.çeyrek oynamışlar.3.çeyrekte ise Pana 20-9 yapmış.
Kevin Pinkney 16s.Kenny Gregory 13s.5r.İlievski 11s.6a / Diamantidis 20s.7r.5a.Batiste 16s.6r.
Dopingçiler ise Pecerov'un 6 hafta olmamasını iyi değerlendirdiler ve kazandılar.
Rakoçeviç 17s.K.Tunçeri 15s. / İbrahim Jaaber 19s.David Hawkins 18s.6r.6s.
CSKA'nın kötü gidişi sürüyor.Valencia deplasmanında da farklı kaybettiler.82-57
Javtokas 15s.7r.Omar Cook 14s.4a / Trajan Langdon 16s.5r.Vorontsevich 11s.9r.

* İlk 3 maçlar sonunda 24 takım içine Siena ve Olimpija ile birlikte namağlup 3 takımdan biriyiz.
* Olimpija'nın çok başarılı gidişi dikkat çekici.
* CSKA'nın 3/0 çekmesi dikkat çekici.
* Galibiyeti  olmayan takımlar Prokom,Charleroi,Rytas,Cibona ve CSKA

Fiba Bayanlar Euroleague 2.Hafta Değerlendirmesi.

5 Kasım 2010 Cuma

Hafta Sonu Spor Ekranı.


6 Kasım Cumartesi

03.30 Türkiye - Sırbistan (NTV SPOR)
06.30 Hollanda - Küba (NTV SPOR)
08.00 Polonya - G.Kore (NTV SPOR)
11.00 İtalya - Almanya (NTV SPOR)
11.15 Fenerbahçe - G.Saray 6-0'lık Maç ( FB TV)
14.00 Çaykur Rize – Mersin İdman Yurdu (TRT 1)
14.15 Fenerbahçe - Gölcükspor U 18 Akademi Ligi ( FB TV)
14.30 Karabük – Bucaspor (DIGI)
14.45 Tottenham – Bolton (PL TV)
15.00 gs - Tofaş Voleybol ( gs tv)
15.00 gs - Burhaniye Bel.( SPORTS TV)
16.00 Antalyaspor – Bursaspor (LIG TV)
16.30 Mönchengladbach – Bayern Münich (TRT HD)
17.00 Sunderland – Stoke City (SPORMAX – PL TV)
17.00 Manchester United – Wolverhampton (SPORMAX – PL TV)
17.00 Ankaragücü – Gaziantepspor (DIGI)
17.30 Arkas - İBB ( SPORTS TV)
19.00 Fenerbahçe – Eskişehirspor (LİG TV)
19.45 Twente – Excelcior (BEYAZ TV)
21.45 Inter – Brescia (TV 8)
22.00 Fenerbahçe Ülker - O.Renault ( FB TV - BANTTAN)
22.00 Rennes – Lyon (KANAL A)
23.00 Espanyol – Malaga (NTVSPOR)
23.30 Atletico MG – Santos (SPORMAX)

7 Kasım Pazar

06.15 Çek Cum.- Almanya ( NTV SPOR)
08.30 Brezilya - Küba (NTV SPOR)
11.00 Türkiye - Japonya ( NTV SPOR)
11.00 Fenerbahçe - G.Saray U 16 Akademi Ligi ( FB TV)
13.30 Fiorentina – Chievo (TV 8)
13.30 Ajax - Den Haag ( BEYAZ TV)
14.00 Giresunspor – Diyarbakırspor (TRT 1)
14.20 İtalya - ABD ( NTV SPOR)
14.30 Sivasspor – İstanbul Belediye (DIGI)
15.00 Samsun Basket - Fenerbahçe ( FB TV)
15.30 Arsenal – Newcastle (PL TV)
15.30 Utrecht - PSV ( BEYAZ TV)
16.00 Lazio – Roma (TV 8)
16.30 Hannover - B.Dormund ( TRT HD)
17.00 Manisaspor – Konyaspor (DIGI)
17.30 Fenerbahçe - Halkbankası ( FB TV)
18.00 Lens – Montpellier (KANAL A)
18.00 Liverpool – Chelsea (SPORMAX – PL TV)
18.30 Stuttgart – Werder Bremen (TRT HD)
19.00 Trabzonspor – Galatasaray (LİG TV)
19.30 Denizlispor – Tavşanlı Linyitspor (TRT 1)
20.00 Getafe – Barcelona (NTVSPOR)
21.00 Sao Paulo – Corinthians (SPORMAX)
22.00 Real Madrid – Atletico Madrid (NTVSPOR)
22.00 PSG – Marseille (KANAL A)

Fenerbahçe Ülker Barcelona da Destan Yazdı : 61-69 !!!! ( Maçın Yorumu)

Regal Barcelona - Fenerbahçe Ülker / 8

* Bu Tarihi Destanının yazılmasında emeği geçen herkes A'dan Z'ye kutluyorum.
Bize büyük gurur yaşatan teknik heyet ve oyunculara özel teşekkür  ve tebrikler.
* Bu galibiyetin önemi çok büyük.Şüphesiz bu sezonki F4 hedefi yolunda deplasmanda alınan galibiyetle 3/3 yaparak çok büyük adım attık ama en önemlisi,hazırlık maçında LA Lakers'ı yenen,kendi sahasında 19 maçtır (2008 Ocak Ayından beri) yenilmeyen artı en son 2007'deki Pana'ya 56-55 yenildikleri maçtan beri en az sayı atabildikleri maçta,geçen sezonun Şampiyonunu bu sezon Euroleague maçlarında en yüksek sayı ortalamasına sahip oyuncusu Lavrinoviç'in kötü oyununa rağmen sadece 2 dakika önde götürme şansı vererek yenmek inanılmaz büyük iş.
* Kesinlikle bir üst level'a çıktığımızı gösteren stratejik bir galibiyettir bu.Ömer Onan'ın da maç sonrası dediği gibi rakiplere,hakemlere,herkese mesaj vermiş olduk.Takımın seviyesi açısından da çok iyi bir turnusol kağıdı olan maç oldu.Gücümüzü,kapasitemizi görmüş ve göstermiş olduk.
Her takımı her yerde yenebileceğimizi gösterdik.Ayrıca şu büyük maçlardaki  lanet olası teslimiyetçi, ruhsuz yapıyı da  kırdık inşaallah.
Tanjeviç'in bu takımlar için ''40 Tonluk Kamyonlarla'' oynayacağız lafınında etkisini gördük.
* Açıkcası böyle bir sonuç beklemiyordum ancak geçen sezon 34 sayı fark yediğimiz maç gibi ruhsuz,kişiliksiz,daha sahaya çıkmadan teslim bayrağını çeken bir takımda beklemiyordum.
Başa baş oynayıp 5-6 sayı  fark ile kaybederiz diyordum ama helal olsun cengaverlere herkesi yanılttılar.Barca sadece Kosta Peroviç takviyeli eski ve oturmuş takım,biz ise koç yeni,transferler ve sistemi yeni bir takımdık aslında.
* Böyle önemli maçların kazanılmasında şart olan mükemmel savunma ile başardık.
Sadece Barca'nın varını,yoğunu harcayarak büyük direniş gösterdiği 3.çeyrekte zorlandık.Zaten tek önde bitirdikleri periyot bu.(17-12) Bu çeyrekte etkli savunmalarına karşı hücumda tıkandık.Boş şutları da bulduk ama değerlendiremedik.
* Savunmamızın dışında en önemli yönümüz oyun disiplininden kopmamak oldu.Herkes rolünü iyi ,üstlendi,çok iyi yardımlaşma ve paylaşımda bulundu.Maçın sonunda da hiç panik yapmadan,gayet kendimizden emin ve soğukkanlı biçimde oynadık.Özellikle Tomas,Ukiç ve Mirsad sorumluluk aldılar.
* Hücumda da çok akıllı oynadık.Sürekli içeri penetrelerle içeriden deldik.Gereksiz zorlama yapmadık.Eskisi gibi dışarıdan üçlüğe yönelmedik.(15/5.%33.3) Biraz Oğuz'un gereksiz zorlamaları oldu.Bu yüzden Oğuz 3 kritik top kaybı yaptı.Halbuki zorlayacağına dışarıya boş adama çıkarmalı.
* Takım olarak iyi oynadığımız savunmadan sonra şuradan belli ,hücumda Ukiç ve Tomas çift haneye ulaşmış görünse de (13-12) diğer 6 oyuncumuzda 6-7-8'li sayılara ulaştılar.Artı 69 sayımızın 29'unun benchten gelen oyuncularımızdan olması çok önemli.
* Bench katkısı demişken özellikle Greer,Emir ve Mirsad'ın katkıları muazzamdı.
Greer hem Ukiç'i oyun kuruculukta soluklandırdı hem de hücumda tıkandığımız anlarda kritik sayılar buldu.17 dk.da 7s.4a.Emir gene aynı şekilde 13 dk.da 8s.Kritik 2 üçlüğü hayat öpücüğü gibiydi.
Hele ki 12 sayı bulabildiğimiz ve sıkıntı çektiğimiz 3.çeyreğin sonundaki üçlüğü kırılma anlarından biriydi.Mirsad ise yıllanmış şarap gibi 20.45 dk.da 6s.5r.Son anlardaki ribauntları oksijen tüpüydü.
* O kadar çok not aldım ki hangisini hangi sırada yazacağımı bilemiyorum.
Savunmadan bahsettim ama Barca gibi 2 yıl ortalaması 82 olan bir takımı her çeyrekte 20'ye bile ulaştırmamak en fazla 17 sayı attırmak,20/3 üçlük attırmak,Ömer Onan ve Kinsey'in savunduğu özellikle Ömer Onan'ın Navarro'yu 12 sayıda - 5/0 üçlük -  ve son 5 dakikada sayı attırmamak mükemmeldi.
Sadece Mickeal ve hep kıl olduğum Lakoviç'in azdığı anlarda zorlandık.
Tomas her şeye rağmen Mickeal'i de iyi savundu.
Bir de rakibin 4 numaralarını savunmada biraz sıkıntımız var.Buna dikkat.
Ömer Onan-Kinsey-Tomas kısa savunmamız ise büyük silahımız.
* Tomas demişken helal koçum beni yanıltmadığın için.Sallıyordu herkes Tomas'a ama hep güvendim,herkesin istediği gibi keskin şutör değilse bile komple bir forvet dedim hep.
Şut,penetre,savunma,ribaunt,oyun disiplini - küsmeme - cesaret,sorumluluk alma her şey var.
Dün maçın sonundaki bir üçlük,bir içeri yıkılarak bıraktığı ikilik 5 sayı ile maçı getirenlerden biri oldu.12s.6r. Mickeal savunmasında da özellikle 4.çeyreğin başında daha 4 faul hakkımızı doldurmuşken ve atış olacakken temiz savunmaları ile yanlış saymadıysam 5-6 hücumunu durdurdu.
* Ukiç.Böyle maçların adamı olduğunu gösterdi.Sorumluluk aldı.Çok ilginç bir veri var.Son 3 EL maçında top kaybı yapmamış.Müthiş yani.13s.6r.2a.2tç.Helal Roko.
* Düşük performans olarak Lavrinoviç ve Oğuz diyebilirim.Oğuz  6s.yaptı ama 3 tk.var.Hücumda çok zorluyor.Lavrinoviç 3s.ama 6 ribauntu ile kendini affettirdi.Siena maçına diyelim.
* Vidmar.Helal Olsun.Bu çocuğu çok eleştirdim ama büyük aşama kaydetti.Tek başına pota altında boğuştu.6s.4r. az gibi ama mücadelesi üst düzeydeydi.
* Koç Spahija bu takımı bu duruma getirerek şimdiden büyük iş yaptı.Oyuna müdahaleleri,mola almaları hep yerinde ama dün Oğuz'un yerine Kaya'yı da kullanmalıydı.
*Hakemler ,özellikle Beloseviç çok aleyhimize çaldılar ancak gene de maçı kazandık.
Dokunmaya faul çaldıkları gibi Ukiç'e Sada'nın yaptığı sportmenlik dışı faulü vermediler.
3 atışlık faul vererek affettirdiler de diyebiliriz ikinci yarıda.
* Barcelona'yı deplasmanda yenene ilk Türk takımı olduk.
* 24 takım içinde  namağlup 3 takımdan biriyiz.
* Siena maçı için bir şey demeye gerek var mı ?
17 bin kişi ile o salon yıkılmalı.Tabii o maçtan önce yarın OR maçına tebrik niyetine bile olsa gidilmeli.Ancak gidenlerin de dün akşam sürekli maçın içinde olan Barca seyircisinden ders alarak oyuna müdahale etmeli.Kendi kendilerine takılmak ,başka takımlarla uğraşmak olmamalı.
* Bu büyük zaferi bjk'nin kıytırık ballı beraberliğinin yarısı kadar bile yer vermeyen medyaya da yazıklar olsun.
Mesela bugünkü Milliyet'in 1.Sayfası ;
* NTV SPOR - Murat Kosova ve İbrahim Kutluay'a da teşekkürler.

Maçla ilgili yazı,istatistik,resimler,video şurada ;
http://basketfener.blogspot.com/2010/11/fenerbahce-ulker-barcelona-da-destan.html
 Fenerbahçe Ülker Barcelona da Destan Yazdı : 61-69 !!!! ( Maç Yazısı,Görüşler,İstatistikler,Resimler,Video)

Fenerbahçe - Gospic Croatia 109-92 (Salondan İzlenimler)

Yıldızlarla donatılmış bayan basket takımımızın kendi sahasındaki ilk euroleague maçına taraftarlarımızın ilgi göstereceğini tahmin ediyorduk. Salona erken gitmeye çalışıp saat yedide salon önüne varınca gişe önünden başlayan 100 kişiden fazla bir kuyruk u harfi şeklini almıştı.

Maça bir saat varken kuyruğun böyle uzun olmasının sebebi henüz gişelerin açılmamasıydı. Kuyrukta duran bazı yaşı büyük amcalarımız görevlilerle tartışıp sinirle söylenmekteydiler, anladığım kadarıyla emniyet amirinden talimat gelmesini bekliyorlardı. Elinde kombine kartı olan bazıları da direk giriş kapısı önünde ayrı bir kuyruk olmaktaydılar ki nihayet gişe açılıp salona girişe izin verildi.

Kuyrukta ağır ağır ilerlerken önümde arkamda duran bu 45-50 yaş üstü amcaların nasılda hararetle bayan basket takımı üzerine yorumlar yaptıklarına şaşırdım. Aslında çoğu yorum Taurasi üzerinden ve onun Kayseri maçında sayı atamayıp uzun süre sonra yenilmemize dair eleştirileriydi. Aynı benim babam gibi böyle yenilgilere biraz tahammülsüz olduklarını anlasam da gene de takımın bütün maçlarını rakiplerini böyle takip etmeleri ilgi çekiciydi. Kuyrukta iken bazı arkadaşları görüp onlarla sohbet ederken sıra bana gelmişti bile. Hem kendime hem de maça gecikme durumu olan bir arkadaşa bilet alıverdim, biletler birkaç senedir olduğu gibi fiks tarife 5 liraydı.

Biz hala dışarda ayaküstü takılırken siyah station vagon bir araçla maçın hakemleri kulüpten bir görevli nezaretinde gelip içeri giriş yaptılar. Dışardaki kuyruk 15 dakikada eriyivermişti, bazılarının GFB amigosunun kapıdaki görevliye işaretiyle biletsiz girdiklerini gördüm. Salon maçlarına gelen ağabeylerden biri beni görünce bilet sende kalsın, kombine kartımı vereyim onunla geçiver deyince, aldığım bilet bir dahaki maça kalıverdi. Bu eski salonda barkod okutma sistemlerinin olmaması böyle değerlendirilebiliyor.

Maça yarım saatten az zaman kalmışken takımlar ısınmakla meşguldü. Sahaya yakın olan kutu gibi kısımda fazla kimse yokken, duvardibi sol blokta toplanan GFB liler 10 dakika sonra karar değiştirip birdenbire bu protokol dibindeki kutu blok kısmına doluşuverdiler. Bir kısım tezahüratçı kitle salona girmişken ısınan oyuncuları da görünce birkaç oyuncuya tezahürat edildi. Nevriye Yılmaz tezahüratlara alkışla karşılık verirken, Birsel Vardarlı'dan tepki gelmedi. Merdivenlerin çıkışındaki boşlukta etrafa göz atarken birdenbire alkışlar yükseliverince sahada ne oldu diye bakınıverdim ki meğersem protokolün sağındaki tribünden başlayan alkışlar geldiğini gördükleri başkan Aziz Yıldırım'a yönelikmiş. Başkan'da alkışlara el sallayıp elini göğsüne götürerek selam verip yanındaki yöneticilerle oturuverdiği esnada sol taraflardaki gençlerden hiçbirşeye değişilmez senin sevgin bu dünyada.... diyerekten tezahürat giriliverdi.

Maç vakti yaklaşmaktaydı ve salonun geneli yavaştan belli bir doluluğa ulaşıvermişti. Sol duvardibinde tezahürat edenlerin toplandığı yerlerin üstlerinde boşluklar kalmıştı ama geri kalan yerler dolu gözüktüğünden 1250 civarı bir rakama ulaşılmış olabilir. Belki geç kalıp bilet falan bulamaz diye bilet almamı isteyen arkadaşta maç başlamadan şansına tam salonun önünde park yeri bulup yetişebildi. Onu beklerken salon içinde rastgele bir koltukta oturayım dememle görevli orası kombineli diye uyarıverdi. Adam nereden biliyor diye şaşırırken bakınca meğersem kombineli olan koltukların üzerine sarı bir yazı yapıştırılmış olduğunu gördüm. Her neyse gelen arkadaşa biletini vereyim diye dışarı kapının oraya çıkıp tekrar içeri döndükten sonra sol blokta önlere yakın biryerlerde duruverdik.

Maçın başlamasına yakın zamanda bu kısımdaki kalabalık biraz daha artıverdi, üstlerdeki boşluğa rağmen herkes birbirini sıkıştırırcasına içiçe toplanıverdi. Büyük Alper ağabey gelip kutu kısımın önüne geçmişken, orada ki GFB li gençler ona üçlü çektirmesi için sahaya inmeyen cimbomlu olsun diye sataşmaya başladı. O da dayanamayıp saha içine inerek 10dan geri sayımla laylay kasap havası yaptırdıktan sonra maçın hava atışını beklemeye başladık. GFB amigosu Ercan'da kutu kısımın üstünde demir parmaklıklara yerleşmişti.

Takım oyuncularımızın isimleri sırayla okunurken eller çakılarak oley çekildi. Maç başlamadan tezahüratlar başlamıştı, taraftarlar da kendi ısınmalarını yapıyordu. Ama maç başlar başlamaz daha ilk anda tribünde bir arıza da yaşanıverdi. Maç başlayıp yapılan laylay ardından oluşan sessizlikte bizim önlerimizde duran ağabeylerden biri önündekilerle beraber Fenerbahçem sen çok yaşa... diye tezahürat girmesiyle beraber, sağ tarafımızdaki GFB amigosu tarafından ne oluyor ne yapıyorsunuz siz diye küfürlü tepkiyle karşılanıp ortamda bir anlık soğumaya sebep oldu. Kendi yaşından çok daha büyüklere böyle davrananları görünce insan doğal olarak zamanla tribünlerden soğur hale geliyor. Neyse sonra herhalde kendi aralarında konuşup meseleyi tatlıya bağladılar ya da buzluğa atılan onca hikayeden biri oluverdi.

Maçın başlarında savunmada iyi konsantre olamadığımız için kolay sayılar yiyerek geriye düşüverdik. Buna sinirlenen koç ilk molayı aldı, mola ardından işler biraz daha bizim lehimize dönüp rakibe üstünlüğümüzü kabul ettirir olduk. Tribündekilerde bu vaziyete paralel bestelerden bestelere değiştire değiştire gidiveriyordu. Savunmaya dair ne takımda ne tribünde pek bir ciddi reaksiyon gözükmüyordu. Taa ki Taurasi'nin ortalığı alevlendirdiği ana kadar. Bu pozisyonda Taurasi tam önümüzdeki kısımda rakibin müdahalesiyle basket bulamadığı bir pozisyonla yerde kalıverdi. Yanında duran hakeme oturduğu yerden faul bekler ifadeyle baktıktan sonra hakem onu boşlayınca, o sinirle yerden kalkarken .uck off dediğini çok net gördüm. Doğal olarak bunu duyan hakem de teknik faulü çalıverdi. Bütün salon o kel kafalı hakemin kararıyla protestoya başladı, rakip faul sonrası topu kenardan başlamak için bu hakeme verince ıslıklar yuhalamalar ortalığı çınlatıyordu.

Bu sinirle alevlenmiş olan Taurasi hemen akabindeki hücumda üçlüğü yapıştırıverince o hakeme doğru az birşey taşıverdik, zaten maç boyu genelde bizim aleyhimize düdük çalma görevini o üstlenmiş gözüküyordu. İlk devre sahayı hızlı hücumlarla aştığımız çok pozisyon oluyordu. Bunlardan birinde Taurasi'nin; idolü Magic Johnson olan bir basketçiye yakışır şekilde, orta sahadan no-look pas ile pota altına tam adrese yolladığı topu takip etmek müthiş keyifliydi, o kadar keyifliydi ki şimdi o pozisyon sayı olmuş muydu hatırlamıyorum.

Maçın ilk periyodu çok sayı olmuştu ve de bitmek bilmiyordu, sürekli tezahürat etmekten bayağı yorulduğumu hatırlıyorum. Sağ tarafımdaki gençler çok daha enerjiktiler, periyot arası bile tezahürat edip duruyorlardı ama açıkçası bu enerjinin uzun vadede takıma ne katkısı vardır tartışılır. Sürekli tezahürat edilen bir ortama ve oluşan gürültüye, rakip oyuncular da hakemler de belli süre sonra alıştıklarından; zaman zaman sessizlik ve defans için ya da rakibe hakeme baskı için yapılan çığırtkanlıkların da, daha sonrasında girilen tezahüratların sahada hissedilmesi için önemli olduğunu düşünürüm. Öyle maça gidip maç boyu sahayla ilgilenmeden sesler kısılana kadar bağırıp, zıplayıp çok efektif olunduğunu zannetmiyorum.

Farkı iyice artırmakta olduğumuz ikinci çeyrek başlarında tribünde el kol şovlar erkenden icra edilmekteydi. Rakip koçun mola alabilmek için el kol işaretleriyle yırtındığını farkettim ama masada görevli hanımefendiler ortamdaki eğlenceden memnun vaziyette bir yandan tribünü izliyor bir yandan muhabbete dalmışlardı, adamcağız bir iki hücum sonra anca mola alabildi. Periyot sonuna doğru gevşememizle farkı biraz indirebildiler.

Maç sırasında dikkat çeken sinir bozucu diğer birşey de yeni anonscu oldu. Yapılan tezahüratları bastırırcasına girdiği sayı, oyuncu değişikliği anonsları vb. yanısıra, defalarca yaptığı upuzun "gelecek hafta basket maçları..." anonslarının da arasında tezahürat edebilmek, oyunculara seslenebilmek falan bayağı meşakkatli oldu. Maç sonu sarı-lacivert çekilirken bile adam gelecek maç anonsundan ödün vermedi, anons başı para mı alıyor nedir anlamadık.

Maçın devre arasında konuşulanlar genelde barcelona deplasmanı ve eğer iyi bir maç çıkarırsak, bu moralle artacak taraftar ilgisiyle haftaya siena maçında salonda oluşabilecek atmosfer üzerineydi, biletleri şimdiden ayarlamak lazım diyorduk. Maçın ikinci devresi anonscumuzun özel isteğiyle takımımıza büyük bir moral alkışıyla başlayıverdi. Tribün henüz yerleşmediğinden sönük başlayan ortamda sağ taraftaki gençlerin sağa sola hareketlerle hadisenize bağırsanıza hareketleri başlayıverdi. Bir ara gene sessizlik çöktüğü bir anda benim sol taraflarımda duvara daha yakın toplanmış olan farklı bir grup taraftarın başlattığı bir tezahüratı; kutu kısımın orada duydukları gibi oturdukları parmaklıklardan ayağa dikilip göz kesen gençler, belgesellerdeki avına saldıran yırtıcı kuşlara benzedi.

Maçta son periyot tek hanelere kadar inen fark ile defans diye seslenmeye başladık, Büyük Alper ağabey'in de laylayloma devam eden gençleri ıslığa yönlendirmesiyle bir süre rakip hücumları, hakem kararları falan ıslıklanıverdi. Bu gazı alan takımda hemen top çalmayı becerdi, sanki isteyince defansda yaparız mesajı verdiler. Gene de kimi zaman kısa oyuncularının baskılarıyla rakip sahaya geçerken çok top kaybettiğimiz oldu. Mola esnalarında böyle bu tarz oynarsak böyle zayıf rakipler neyse de, daha ciddi takımlara karşı çok sıkıntı yaşarız diye konuşuyorduk, ben aynı konuyu taraftar için de düşünüyordum. Taraftarın da daha zor maçlarda biraz daha bugünkü tarzını değiştirip efektif role bürünmesi gerekir ki zaten bu da en iyi Caferağa'da becerilebiliyor.

Maçın sonları yüz yüz tempoları arasında geçen lig maçında gençlerin beceremediği üç haneli rakama ulaşıverdik, ancak o maçta 20 dakika kadar oynayen Taurasi'nin neredeyse tüm maç boyu oyunda olduğu gözden kaçmıyordu. Tribünde ikinci yarı bağıran kitle içinde birkaç kere sol blok-sağ blok kendi arasında karşılıklı farklı tezahüratlar (sisli bir geceyarısı..., hep inandık..., bitmez tükenmez aşkımız vs..) yapıverdi. Bir defa da bütün salon ayağa davet edilip bağıran kitle ile geri kalan kısım arasında Fenerbahçem benim-biricik sevgilim... yapıldı. Sanırım bir ara bazı tezahüratlar içinde geçen küfürler protokolün dikkatini çekiverdi ki, kulübün eli telsizli güvenlik amirlerinden biri (Rytas maçında bizi üst tribünden aşağıya davet eden) uzakta dikilip tezahürat edenlere, amigolara doğru gülerek başkanı işaret edip birşeyler ima ediyordu ; ya da ben tecrübelerime dayanarak böyle tahmin ettim.

Maç sonuna doğru maç hala oynanmaktayken ve Nevriye'de sahadayken ona tezahürat yapmaya başladılar, ama bu diğer oyuncularla devam etmedi. Maç bitmekteydi , inandık size bu sene... , şampiyon Fenerbahçem ne istersen iste benden.... gibi bestelerle sahada sayı yağmuru olan akşam noktalandı. Takım tribüne çağırılırken anonscunun baskın sesine rağmen hızlı bir organizasyonla sarı sesleri yükseldi, yaklaşmakta olan oyunculardan yerliler de iyi bir reaksiyonla lacivert girince, karşılıklı sarı-lacivert-şampiyon-Fener yapıldı, henüz yabancılardan tam katkı alamasakta zamanla alışırlar. Hepsi tribünleri alkışladıktan sonra önümüzde eller ortada Fener çekip tekrar alkışlarla dönerek uzaklaştılar. Onlar şeref tribünü önünde başkan ve yöneticilerle de tebrikleşip dağılırken, herkes yılar Nevriye Yılmaz sesleri yükseliyordu, uzaktan dönüp alkışlayarak gitti. Koçta bizim önümüzden taraftara alkış tutarak geçip yöneticilerle tebrikleşmeye uzadı.

Salon boşalırken biz tribünlerde biraz daha durum analizi yapıverdik, bu esnada soyunma odasının oradan Devran'ın sahaya döndüğünü görünce, tercüman iş başında dedik, koç ile yapılan röportaj için ondan yardım alıyorlardı. Salon dışına dökülüp sıradaki maçta görüşmek üzere vedalaştık ama gelecek hafta bayan basket maçının erkeklerinkiyle çakışıyor olması tek üzüntümüzdü.

4 Kasım 2010 Perşembe

Kraliçeler Euoroleague'de 2/2 Yaptı.109-92 !!!



 Kadınlar Euroleague B Grubu’nda mücadele eden temsilcimiz Fenerbahçe, Caferağa Spor Salonu’nda oynanan mücadelede Gospic’i 109-92’lik skorla mağlup etti.

Izevic ve Madir’in sayılarıyla karşılaşmaya hızlı başlayan Gospic Croatia karşısında temsilcimiz Fenerbahçe, ilk sayılarını Nevriye Yılmaz ile buldu. Matovic’in boyalı alanda Nevriye’ye destek vermesi ve Penny Taylor’ın da üç sayı isabetiyle Sarı Lacivertliler etkili oldu. Diana Taurasi’nin üç sayılık basketiyle 4.dakikada durumu 12-12’ye getiren Fenerbahçe, 5.dakikaya da Matovic’in turnikesiyle 16-14 önde girdi. Özellikle boyalı alanda Nevriye ile Matovic’i olumlu kullanan Sarı Lacivertliler, Esmeral’in orta mesafe isabetiyle ilk periyotu 34-23 önde tamamladı.

İkinci periyotta ilk hücumu Ana Vrsaljko ile değerlendiren Gospic Croatia karşısında temsilcimiz, Nevriye Yılmaz ile sayılar buldu. Bu bölümde savunmada iyi bir görüntü çizen Sarı Lacivertliler, Diana Taurasi, Anna Vajda ve Esmeral Tunçluer üçlüsüyle 15.dakikada farkı 18 sayıya çıkarttı (47-29). Sandra Madir’in üç sayı isabeti ile temsilcimizin serisine son veren konuk ekip, savunmada istediği oyunu sergileyemeyince, Fenerbahçe devre sonunda soyunma odasına 12 sayı farkla 55-43 önde gitti.

Nevriye Yılmaz ve Maurita Reid’in karşılıklı basketleriyle üçüncü periyot başlarken, savunmada iyi bir performans sergileyen ve kaptığı topları da olumlu kullanan Gospic Crotia, farkı da 22.dakikada 8 sayıya indirdi (57-49). Birsel Vardarlı’nın turnike isabeti ve Ivana Matovic’in de pota altından bulduğu basketle kontrolü yeniden eline alan Sarı Lacivertliler, 27.dakikaya da 68-55 üstün girdi. Fenerbahçe, üçüncü periyotu ise 78-66 önde tamamlayan taraf oldu.

Son 10 dakikalık bölümün başında Nevriye Yılmaz ile pota altından basket bulan temsilcimiz, Diana Taurasi’nin de devreye girmesiyle kontrolü elinden bırakmadı. Ancak bu bölümde Ivana Jurcevic ve Michelle Maslowski ikilisiyle basketler bularak aradaki farkı eriten konuk ekip, 34.dakikada skoru 89-80’e getirdi. Mola alan temsilcimiz, özellikle savunmadaki gayretiyle ile yakaladığı seri ile aradaki farkı açmayı başardı. Fenerbahçe, Diana Taurasi, Esmeral Tunçluer ve Nevriye Yılmaz’ın önderliğinde bulduğu sayılarla salondan 109-92 galibiyetle ayrılmayı başardı.


SALON: Caferağa Spor Salonu

FENERBAHÇE (109): Hana Horakova 8 (3 ribaund- 3 asist), Birsel Vardarlı 6 (3 ribaund- 4 asist), Esmeral Tunçluer 6 (4 asist), Nevriye Yılmaz 22 (7 ribaund- 2 asist), Anna Vajda 7 (3 ribaund), Diana Taurasi 34 (5 ribaund- 7 asist), Penny Taylor 15 (8 ribaund- 4 asist), Ivana Matovic 11 (2 ribaund- 2 asist)

GOSPİC (92): Jelena Ivezic 4 (9 ribaund- 6 asist), Sandra Madir 17 (3 ribaund- 1 asist), Maurita Reid 28 (2 ribaund- 3 asist), Ivana Jurcevic 9 (4 ribaund- 2 asist), Iva Badanjak 2 (1 ribaund), Ana Vrsaljko 14 (4 ribaund), Michelle Maslowski 16 (2 ribaund)

1.PERİYOT: 34-23
2.PERİYOT: 21-20
3.PERİYOT: 23-23
4.PERİYOT: 31-26 


 
 
*Tebrikler Kraliçeler ve teknik heyet.
* Herkesin ortak olarak dile getirdiği gibi grubun en zayıf görülen bir takımından 92 sayı yemek kötü.
*Rakibi zayıf görerek nasıl olsa çok atarız ve kazanırız diye savunmada gevşektik.Rakibin uzun ve kısa oyuncuları rahatlıkla sayı buldu.Özellikle Jamaikalı Guard Maurita Reid çok etkili oldu.
Zaten uzun rotasyonumuzun sertliğinin yetersizliğinden endişe ederken bu gevşeklik soru işareti.
Tamam hücumda büyük potansiyelli bir takımız,Taurasi sadece tek başına bir takım ama bu takımın hedefi 
F4 hatta final oynamak diyorsak savunmamızın da üst düzey olması lazım.
*Onun dışında Rivas maçının yıldız üçlüsü Taurasi-Penny ve Nevriye gene sahnedeydi.
*Matoviç ise ilk devrede etkiliydi.
*Newlin'in hiç süre almaması ilginçti.
* Gospic takımınıda kutluyorum.Ellerinden gelenin en iyisini yaptılar.Reid'i çok beğendim.

Etiketler