4 Ağustos 2010 Çarşamba

İssiar Dia Fenerbahçe'de !!!!!!!!!!



click to zoom
Dia 1.JPG


Dia 2.JPG


Dia 3.JPG

Fransız gazeteciler‚ Kanaryanın yeni transferi Issiar Diayı anlattı.22/07/10 09:59



Sarı-Lacivertli takımın son olarak kadrosuna kattığı 23 yaşındaki Senegalliyi Hızlı ve spektaküler olarak niteleyen Fransız basın mensupları‚ Fenerbahçeye geçişine de şaşırdı: Dia bu ülkenin Robinhosu olabilirdi. Böyle bir oyuncunun Türkiyeye nasıl gittiğini anlamadık.


"TÜRKİYE´YE NASIL GELDİ?"

Issiar Dia bayıldığım tipte bir oyuncu. Bir kere‚ müthiş bir çalımcı. Topu alıp bütün sahayı katedebilecek kadar hızlı. Bu da kontratak oynayan bir takımın çok işine yarar. 3 yıl önce keşfedildi. Ancak sonra uzun süre istikrarsızlığı yüzünden geri planda kaldı. Arap ülkelerinden birine gitmeye hazırlanıyordu ki geçen sezon ondan beklenen oyunu sergilemeye başladı. Çok hareketli bir santrfor rolündeydi ama sık sık da kanatlara kaçmayı seviyordu.

Şutlarının kaleye isabet oranı hâlâ yeterli değil. Boyu nedeniyle doğal olarak hava toplarında da pek etkili değil. Bir karşılaştırma yapmak gerekirse Fransanın Robinhosu olabilirdi. Ama şunu söyleyebilirim ki bu transfer beni hayal kırıklığına uğrattı. Fransa Liginin gerçek yıldızlarından biri olabilirdi. Bu kadar yetenekli bir oyuncunun Türkiyeye gitmesi ancak parayla açıklanabilir. Fransadan ayrılmayı istiyordu. Ancak gideceği ülke İngiltere ya da İspanya olabilirdi. Bu ülkelerden onun için fazla teklif gelmedi. Nancy Kulübü de çok para kazanmak istiyordu. Bu parayı veren Fenerbahçe onu almayı başardı.

JEAN-SBASTIEN GROND-FOOTBALL.FR

"OLAĞANÜSTÜ İŞLER YAPAR"

Dia‚ Fransa Liginin en hızlı oyuncularından biriydi ve Nancy tribünlerinin de sevgilisiydi. Çok spektaküler bir oyuncudur. Tek başına olağanüstü işler yapabilir. Çok iyi çalım atar. Bu sayede takımına çok sayıda faul kazandırır. Geçen sezon bu özelliği sayesinde 5 penaltı yaptırdı.

Ayrıca çok hızlı. Geniş alan bulduğunda rakip kaleye çok kolay iner. Ama illa geniş alana ihtiyacı yok. Dar alanda bile 2-3 küçük hareketle rakiplerini ekarte edebilir. Nancyde Hadji sahadayken daha çok kanatta oynadı. O yokken ise santrfor olarak görev yaptı.

PIERRE-HENRI WEXLER EST RPUBLICAIN

HTSPOR / Alp ULAGAY

İssiar Dia Kimdir ?

Issiar Dia‚ 8 Haziran 1987 tarihinde Fransa´nın Sevres kentinde doğdu. Aslen Senegal asıllı olan sağ kanat oyunucusu futbola Montrouge FC 92 takımında başladı.2003 yılında Fransız Lig 2 takımlarından Amiens SC takımının altyapsına geçti. 2004 yılında bu takımda profesyonel olan oyuncu 45 maçta 8 gol kaydetti. 2006-2007 sezonunda AS Nancy takımına transfer oldu‚ bu takımda 2010 yılına kadar görev yaptı ve 137 maçta 17 gol attı.

Fransa milli takımının çeşitli yaş gruplarında görev yaptıktan sonra A milli takım tercihini Senegal´den yana kullandı.

Doğum yeri: 8 Haziran 1987 (23 yaşında)
Doğum Tarihi: Svres‚ France
Boyu: 172 cm
Kilosu: 73 kg
Mevkii: Orta Saha‚ Sağ Açık‚ Forvet

Fenerbahçemizin yeni transferi Issiar Dia, hücum hattının her bölgesinde sağ açık, sol açık veya santrafor mevkilerinde oynayabileceğini, ancak tercihinin sağ kanat olduğunu söyledi. Hızlı bir oyuncu olduğunu ve adam eksiltmeyi sevdiğini belirten Dia, Fenerbahçe’nin büyük Avrupa kulüplerinden biri olduğunu, Fenerbahçe’de oynamak için Fransa, İngiltere ve Almanya’dan birçok teklifi geri çevirdiğini ifade etti. Taraftarın büyüklüğüne izlediği Galatasaray maçında şahit olduğunu anlatan Issiar Dia, Türk futbolundan da övgüyle bahsetti.

Adam geçmeyi severim
Senegal asıllı oyuncu, ilk olarak kendisini Issiar denmesini tercih ettiğini belirterek,  "23 yaşında genç bir insanım futbolla çok alakalı biriyim ve bende futbol tutkusu var. Futbola genç yaşlarda başladım ve adım adım ilerleyerek kendimi şimdi de Fenerbahçe’nin televizyonunda buldum. 2 kız kardeşim,  2 de erkek kardeşim var. Kardeşlerim sıkça İstanbul’a geliyorlardı. Fenerbahçe’nin teklifini duyunca onlardan İstanbul hakkında tanıtıcı bilgiler aldım. İstanbul çok sıcak, insanlar misafirperver, kendi ülkeme benziyor. O nedenle çok hoşuma gitti. Ailemle birlikte İstanbul’da yaşamak istiyorum ve o nedenle Fenerbahçe’nin teklifini kabul ettim" cümleleriyle kendisi ve ailesi hakkında tanıtıcı bilgiler verdi.
Oyun tarzı hakkında da bilgiler veren Issiar, "Ofansif bir oyuncuyum. Hücum hattının hem sağında, hem solunda hem de forvetin ortasında oynarım. Birebir mücadeleyi çok seviyorum. Adam geçmeyi seviyorum. Defans oyuncularını geçmeyi severim. Umarım bunları Fenerbahçe’de de gösteririm Ancak sağ açıkta, sağ kanatta oynamayı tercih ediyorum.  Ama her iki kantata da oynarım. Geçen sezon Nancy’de sağ kanatta başarı oldum bu sene de Fenerbahçe’nin sağ kanadını güçlendirmek için transfer edildim. Umarım burada başarılı olurum" dedi. Kendisi hakkında bir değerlendirme yapması istendiğinde, zayıf ve güçlü yanları sorulduğunda ise Issiar, "Çok hızlı ve bire birde etkiliyim. Ancak her forvetin, her ofansif oyuncunun olduğu gibi; ben de defansif yönlerimi zayıf görüyorum. Bunları geliştirmek için Nancy’de olduğu gibi Fenerbahçe’de de çalışacağım" dedi.

Yurtdışındaki bir maça bu kadar taraftar geliyorsa…
Dün izlediği Galatasaray maçı ve bugün başta Can Bartu Tesisleri olmak üzere tesislerimize yaptığı geziler sonrası Fenerbahçe hakkındaki düşünceleri sorulduğunda ise Issiar,
"Fenerbahçe hakkındaki düşüncelerim pozitifti ama dünden beri bu düşünceler daha da iyi oldu. Fenerbahçe’nin çok önemli bir kulüp olduğunu daha iyi anlamaya başladım. Fenerbahçe’nin, yurt dışındaki bir derbi maçında bu kadar taraftarının olması beni çok şaşırttı. Şimdiden Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı’nda derbilerde tribünlerin nasıl olacağın merak etmeye başladım" dedi. Issiar Dia, taraftarımız hakkındaki görüşlerini ise, "Dünkü maçta ikinci yarıyı izleme şansı buldum. Taraftarlar muhteşemdi. Bu taraftar Fransa’da Marsilya ile karşılaştırabilir ama bence Marsilya taraftarı Fenerbahçe taraftar kitlesinden daha küçük ve önemsiz bir taraftar kitlesi" sözleriyle aktardı.

Senegal, kalbimin tercihiydi

Hedefleri ve kariyer planları hakkında ise Dia, "Fenerbahçe’ye geldim. Fenerbahçe çok büyük takım. İlk hedef 3. elemle turu. Etap etap gitmek istiyoruz. Fenerbahçe Çok önemli bir takım. Burada önemli başarılar elde etmek istiyorum. 10 yıl sonra ne olacağımı ise Allah bilir" diye konuştu.
21 yaşına kadar Fransa Ümit Milli Takımı’nda oynamasına rağmen, niçin Senegal Milli Takımı’nın tercih ettiği sorulduğunda ise Issiar, "Senegal, benim kalbimin seçimiydi. Kendimi oraya ait hissettim. Fransa A Takımı’ndan da teklifler gelmişti ama benim kültürüm Senegal’e aitti. Her ne kadar doğum yerim orası olmasa da geçmişten gelen köklerim Senegal’le bağlıdır. ’Senegal mi? Fransa mı?’ derseniz, iki ülkenin de artı noktaları var. Fransa daha güvenli ve gelişmiş bir ülke. Ama Senegal’de olan sıcaklık Fransa’da yok ve tercihim de o nedenle Senegal oldu" diye yanıt verdi.

Türk Futbolu teknik
Issiar, Türk Futbolu hakkında ise,
"Türk futbolu çıkışta olan bir futbol. Büyük turnuvalarda her zaman yer alan bir takım. Yarı final, çeyrek final oynayan bir takım. Büyük oyuncuları var. Türk oyuncular teknik kapasitesi yüksek oyuncular. Bazı ülkelerde futbol sadece topa vurmakla alakalıdır. Ama Türkiye’de futbol, oyunu geliştirmek adına oynanıyor" sözleriyle görüşlerini dile getirdi.

Fenerbahçe, Avrupa’nın büyüklerinden


Marsilya, Bordeaux, PSG, Monaco gibi Fransız takımlarından teklif aldığı halde, niçin Fenerbahçe’yi tercih ettiği ve seçimindeki en önemli etken sorulduğunda ise Dia,
"Fenerbahçe; ne Marsilya, ne Bordeaux, ne PSG, ne de Monaco gibi bir takım. Onlardan daha büyük bir takım ve her sezon Avrupa Şampiyonlar Ligi’nde olan bir takım. Avrupa’nın büyüklerinden olan bir takımda forma giymek istiyordum. Fenerbahçe’nin teklifini duyunca değerlendirdim ve Fenerbahçe’yi tercih ettim" dedi. Fenerbahçe’nin, Lille maçlarından önce de Fransa’da çok iyi tanındığını ve bilindiğini belirten Issiar Dia, "Fenerbahçe Fransa’da çok iyi biliniyor. Şampiyonlar Ligi’nde bulunan ve büyük takımları yenme kapasitesi olan bir takım. Teklif gelince çok heyecanlardım ve bildiklerim de burada pekişti" diye konuştu.

Aykut Kocaman kulübü için çok şey yapmış
Fenerbahçe’nin tesislerinin kalite açısından çok yüksek olduğunu belirten Dia, teklif almadan önce Fenerbahçe’den Alex ve Emre Belözoğlu’nu tanıdığını belirterek,
"Birkaç isim daha var ancak, şimdi isimlerini yanlış telaffuz etmemek için bunları söylemek istemiyorum. Alex, çok teknik ve büyük, örnek alınması gereken bir oyuncu" dedi. Aykut Kocaman hakkında hep iyi şeyler duyduğunu belirten Dia, "Kendisinin kulübün çok önemli oyuncularından biri olduğunu biliyorum. Kulübü için çok şey yapmış, çok gol atmış. Umarım bana da kulübe faydalı olmak için çok şey öğretir" dedi.

İdolü, El Hadji Diouf
Kendisine Senegalli oyuncu El Hadji Diouf’u örnek aldığını söyleyen Dia,
"El Hadji Diouf ülkemizi çok yüksek noktalara taşıdı ve gururlandırdı. Ülkemizin gururunu yükseltti" dedi. Dia ayrıca Marsilya’dan Mamadou Niang’ı da örnek aldığı oyunculardan biri olarak gösterdi. Senegal Milli Takımı olarak başarıya aç oyuncular olduklarını belirten Issiar Dia, "Biz, başarıya aç bir jenerasyonuz. Artık eski oyunculardan değil, bizden konuşulmasını istiyoruz" dedi.
Yurt dışında oynamak fikri sorulduğunda ise Dia, "Yurt dışında oynamak benim için çok önemli bir imkan. Yeni bir hoca ve güzel bir deneyim olacak.  İngiltere ve Almanya’dan da teklifler aldım ve hepsini unuttum Türkiye’yi seçtim. Ailem İstanbul’un çok muhteşem bir yer olduğunu ve bir sorun yaşamayacağımı söyledi" diye konuştu.

Adapte olmayı severim
Fenerbahçe’nin özellikle ligde kapalı defanslara karşı mücadele ettiğinin hatırlatılması ve kapalı defansa karşı nasıl oynayacağının sorulması üzerine Dia,
"Bu durum maçtan maça değişir. Duruma, skora göre değişir. Ancak ben her türlü oyuna adapte olurum. Kapalı defanslara karşı adam eksiltebilirim. Geniş alanda ise süratimi kullanırım. Bunların her ikisinde de etkili olabilirim. Fenerbahçe’nin başarısı için elimden geleni yapacağım" diye yanıt verdi. Defansif yönünü zayıf gördüğünü yineleyen ama gelişime açık olduğunu belirten Dia, "Bazı maçlarda defansif anlamda zorluk çekebilirim ama tavsiyelere açık bir ansınım. İnsanlarla ilişkilerim hep iyi ve açık olmuştur. Açık sözlü bir insanım, insanlarla iyi anlaşırım. Neşeli olmayı, gülmeyi severim. Takımın içine neşe katmayı, adapte olmayı seven biriyim" diyerek karakter özelliklerini de sıraladı.

Yardımlaşma çok iyiydi
Forma numarasının kendisi için önemli olmadığını ve
"Ben futbol oynamak istiyorum. 78 numara da verilse onu da kabul ederim ve sahaya çıkar oynarım" diyen Dia, taraftarla ilişkileri konusunda ise, "Aramız, iyi oynadıkça ve kendimi göstermeye fırsat buldukça daha iyi olacak. İlk 2 maçı taraftarsız oynayacağız. Bu bizim için çok zor olacak" sözlerini kullandı.
Şampiyonlar Ligi’nde etap etap düşündüklerini yineleyen ve  "Şampiyonlar Ligi’nde çok iyi yerlere gidebiliriz. Ben buna inanıyorum" diyen Issiar, takım hakkındaki görüşlerini ise, "Dünkü maçta 10 kişi kalan bir takım için çok iyi mücadele ettiler.Yardımlaşma çok iyiydi" cümleleriyle aktardı.

Fenerbahçe herkesin oynamak istediği bir takım

Son olarak Fenerbahçe’nin büyüklüğünden bahseden ve taraftarlara mesaj yollayan Dia, "Fenerbahçe, herkesin oynamak istediği bir takım. Ben Fenerbahçe’de oynama şansı buldum ve bu şansı iyi değerlendirmek istiyorum. Hem Fenerbahçe’ye katkı yapmak, hem de kişisel başarılar elde etmek istiyorum. Artık benim için Fransa defteri kapandı. Fenerbahçe ile yeni bir sayfa açmak istiyorum ve bu sayfanın da başarılarla dolmasını istiyorum. Ben burada olmaktan çok mutluyum.Bu duygu,  kalbimin derinliklerinden gelen bir duygu. Umarım taraftarlar sezon sonuna kadar bizimle olurlar ve birlikte büyük başarılara imza atarız" diyerek sözlerini tamamladı.


 ISSIAR DIA (FENERBAHÇE)

Faulle durdurulabiliyor


— Fransız oyuncu, 2006 ve 2010 yılları arasında Nancy’de 113 maçta 13 gol attı. Dia’nın gollerinin dakikalarına baktığımızda ise ilginç bir nokta ile karşılaşıyoruz. Dia 4sezonda attığı 13golün 5′ini 31-45, 6’sını ise 46-75 arasında buldu. Dia’nın özellikle Türkiye’de rakipler adına tehlike yaratabilecek bir özelliği daha var. O da, kendisine çok fazla faul yapılması… Son üç sezonun rakamları bu tabloyu açık bir şekilde ortaya sermeye yeterli. Dia’nın üç sezonda aldığı faul sayısı 220… Sadece 2009-2010′da ise 99… Dia, geçen sezon Fenerbahçe’de en çok faul yapılan ismi; yani Emre Belözoğlu’nu (72 faul) bile geride bırakıyor. Son üç sezonda yaptığı faul ise sadece 99…

***************************************************************************
  Öncelikle Hayırlı Olsun.
Pek çok taraftar yönetimin 2 Ay Krasiç ve Hazard'ın peşinden koştuktan sonra Dia'yı almasını haklı olarak eleştiriyor.Ben de katılıyorum buna ama Dia'ya da karşı değilim.Yönetimin hep eleştirdiğimiz politikası yüzünden taraftar tepki gösteriyor.Şeffaf olsalar,çıkıp biz ilk planda Krasiç ve Hazard'ı almak istiyoruz ama olmazsa Dia gibi genç başka alternatiflerimiz var dese veya baştan daha biz bu sezon transfer politikamızı değiştirdik,artık ismi olan pahalı yıldızlar yerine genç,gelecek vaadeden kendi yıldızımızı yaratacak isimler alacağız dese taraftar hiç bir şey demez.Yönetimin taraftarı adam yerine koymadığı için tepkiler oluyor.
 Dia'ya gelince;ben dahil pek çok taraftarın izlemediği ve dolayısıyla tanımadığı bir oyuncu.Tanıyanlar da bilgisayar oyunlarından veya Fransa'da yaşayan ya da Fransa ligini yakından takip eden az sayıda kişi.
Ben Fransa ligini Kanal A'dan izlemeye çalışıyorum ama Dia hiç dikkatimi çekmemişti.
Ama araştırınca,yazılan,çizilenlere bakıp okuyunca hiçte kafadan reddeceğimiz,burun kıvıracağımız bir oyuncu değil gibi görünüyor.Bu akşam zaten ilk kez izleyeceğiz.İlk maçında iyi de oynamayabilir gerçi.
 Yıllardır hep yazdığım Fransa liginden neden oyuncu almıyoruz klişesini nihayet duyurdum galiba ki bizimkiler nasıl olduysa Brezilya Pazarından vazgeçip Fransa pazarına yöneldiler.Hayret yani.İyi de yapıyorlar.
Afrikalı oyuncuların mental olarak eksikleri olsa da önemli avantajları da var tabii.Keşke bir stoper ve bir defansif ön libero da alabilsek Afrika kökenli.
 Dia Fransa'nın 12 elit futbol akademisinin en iyisi Clairefontaine'de 12 yaşında başlamış,3 yıl eğitim  görmüş.15 yaşında 2.lig takımı Amiens'e transfer olmuş.Clairefontaine'den yetişen yıldızlar arasında Henry, Anelka, Gallas,Luis Saha,Rotten var.Hatem Ben Arfa, Abou Diaby, Sebastian Bassong, Ricardo Faty, Jonathan Martins ise Dia ile aynı dönemde eğitim görmüştü. Asıl adı Le Centre Technique National olan Clairefontaine Akademisi’ne öğrenciler, çok küçük yaşta kabul ediliyor ve yeteneklerine göre sınıflandırılıyor. Akademi, gelecek vaat eden isimleri seçmedeki becerisiyle tanınıyor. Gençler, akademide sadece futbol eğitimi almıyor. Bir sporcunun gelişimi için gerekli olan birçok şey veriliyor kendilerine; taktik, teknik, fiziki ve psikolojik gelişim.
 Dia çok istikrarlı bir 4 sezon geçirmiş.
2006-2007 yılında 27
2007-2008 yılında 31
2008 2009 yılında 24
2009 2010 yılında 33 maç oynamış. 4 yılda toplam 115 maç oynamış.Sakatlanma,maç kaçırma falan pek yok.115 maçta 7 sarı,1 kırmızı kart görmüş.Son sezonu çok iyi geçirmiş.33 maçta 8 gol,7 asistlik bir performans.
  Özelliklerini kendisi de yukarıda anlatmış zaten.Defansif eksikleri olduğunu kabul ediyor.
Teknik açıdan ve tipik Afrikalı oyuncularda görülen son vuruştaki bitiricilik eksikleri de var.
Ancak fiziği,sürati,dayanıklılığı,bire birde adam geçmesi,süratli kontraatağa çıkması iyi.
Şu videoda Bordeaux'yu deplasmanda 1-2 yendikleri ve 70.dakikada attığı 2.goldeki kontraatağa çıkışındaki hız,dayanıklılık ve adam geçmesini görüyoruz.(http://www.soccerclips.ne...?title=bordeaux-1-2-nancy
Genç oluşu,ileriye dönükte transferinden para kazanılma imkanı olması da önemli.
Sanırım Aziz Yıldırım'ın dediğine göre 12 m.euro bonservis koydurmuş gitmek için.
 Önemli olan takıma çabuk adapte olması.Bunda da mesafe almış gözüküyor.Niang'a bile iyi referans vermiş şimdiden.
 Umarım başarılı olur.

NOT:
Hala bir santrfor transferi yapılamaması da skandal. Helal Olsun (!).

Fenerbahçe 2010-2011 Sezonu Formaları .











Kaleci Forması


Hayırlı Olsun.
Çok güzel formalar.Yeşil'i geçen yılda istemiştim.Henüz çıkmamış,ikinci yarıda çıkacakmış.Hiç bir şeyi beğenmeyen,çok bilen taraftar beğenmemiş gerçi ama ben çok beğendim.Diğerleri zaten iyi.Mavi de güzel.
Kaleci forması da çok güzel.Mühim olan taraftarın alabileceği uygun fiyatlarda olması ama maalesef gene bu mümkün değil.

Terbiyenin Yeri,zamanı yok.0-1 :)))))))))))






- 30. DAKİKA: VE GOOOLLLL... ANDRE SANTOS.. KAZIM'IN ARAPASINDA SANTOS SOL KANATTA TOPLA BULUŞTU. ALİ TURAN'I GEÇTİ. DİP ÇİZGİDEN TOPU İĞNE DELİĞİNDEN GEÇİRDİ VE SKORU 1-0 YAPTI.
Fenerbahçe-Galatasaray Spor Toto Dostluk Kupası /
 25
 Fenerbahçe-Galatasaray Spor Toto Dostluk Kupası /
 20
Fenerbahçe-Galatasaray Spor Toto Dostluk Kupası /
 27
 Fenerbahçe-Galatasaray Spor Toto Dostluk Kupası /
 29

 İşgüzar Alman Hakem maçın içine etti.
Fenerbahçe-Galatasaray Spor Toto Dostluk Kupası /
 13

 Miroslav Stoch klasını gösterdi.
Fenerbahçe-Galatasaray Spor Toto Dostluk Kupası /
 23
 Selçuk ne zaman adam olacaksın be kardeşim ?
 Fenerbahçe-Galatasaray Spor Toto Dostluk Kupası /
 26

Ezeli ve ebedi dostumuz gene imdadımıza yetişti ve bir kere daha moral kaynağı oldular.
Üst üste kötü oyunla alınan AZ Alkmaar ve Köln yenilgilerinden sonra bu galibiyet ilaç gibi geldi.Futbol olarak bir değerlendirme yapma imkanım yok çünkü Selçuk sivri akıllısı aptalca bir hareketle işgüzar Alman hakemin ekmeğine yağ sürerek kendini attırdı ve 77 dakika takımı 10 kişi oynattı.10 kişi ile golü bulduk ve ikinci yarı
akıllı bir gömülü alan savunması ile skoru korumayı bildik.gs'de Arda haricinde bir nane yoktu.
Attığımız gol muhteşemdi.Baroni'nin nefis pası ve A.Santos'un Kayseri haini Ali Turan'ın belini kırarak tavana çakması müthişti.Stoch kendini göstermesini bildi.İlhan'da defansta iyiydi.
Maçı gs'lilerle beraber bir kalabalıkla izledim.Kuduranlar çoktu ama artık kanıksayanlarda az değildi.
  Fatih Altaylı da o kanıksayanlardandı.Tatilde HT'de okumuştum şu yazısını ; 

Fenerbahçe işin tadını kaçırdı .

23 Temmuz 2010 Cuma

FENERBAHÇE çok kötü bir şey yaptı.
İki takım arasındaki maçların önemini azalttı. Biz Galatasaraylıları rahatlattı.
Şaka yapmıyorum.
Galatasaray-Fenerbahçe dostluk(!) maçını Galatasaraylılar Derneği’nde izledim.
Selçuk oyundan atıldığında Galatasaraylıların yorumu şu oldu: “Bunlar bizi 10 kişi ile bile yenerler.”
Nitekim öyle oldu.
Galatasaray tek kale oynadığı maçı kaybetmeyi başardı.
Ama ilginçtir, Galatasaraylılardan hiçbiri üzülmedi.
Şaka yapmıyorum.
Kimse umursamadı bile.
Bundan birkaç sene önce olsa, Galatasaray, Fenerbahçe maçını kaybetse, millet yemeden içmeden kesilir, yemekler masada kalır, ortalığı derin bir keyifsizlik, tatsızlık bürürdü.
Ama bu kez öyle olmadı.
Maç bitti. Millet biraz Galatasaray’a kızdı. Sonra herkes muhabbetine döndü.
Çünkü Fenerbahçe’ye yenilmek, Galatasaraylılar arasında vakayı adiyeye dönmüştü.
Hep olan ve pek de önemsenecek bir şey değildi.
Eve döndüğümde ben bile maçı hatırlamıyordum.
Normalde uykum kaçar, sinirden uyuyamazdım.
Hiç öyle olmadı.
Yattım uyudum.
Sabah da hiç sinirli uyanmadım.
Fenerbahçeliler bile benimle dalga geçmediler. Çünkü onlar da artık sıkıldılar bizimle dalga geçmekten.
Yazık oldu.
Ben Fenerbahçe’nin yerinde olsam, arada bir Galatasaray’a yenilirim.
Çünkü böyle olunca işin tadı kaçıyor.
Gerçekten.

18 Temmuz 2010 Pazar

Tatil Molası.


Önce 3 günlüğüne memleketim NAZİLLİ'ye gideceğim,sonra da ver elini BODRUM.
15 gün sonra görüşmek üzere herkese sağlıklı,huzurlu günler..............

Azizbahçe : 2 Köln : 5 !!!!



Evet Kral bir kez daha çıplak.Hem de tüm haşmeti ile (!).
Başlık yadırganmasın sakın çünkü gerçekten bu sahada yürüyen ruhsuz adamlar benim Fenerbahçemin oyuncuları değil.Azizbahçe'nin takımı.Yazıklar Olsun ya.1 tane egoist,mağrur,megolaman adam geldi
103 yıllık koskoca dev bir kulübü kendi şirketi haline getirdi.Hala bu adama dur diyen yok.Nerede bu kulübün 25-50,60 yıllık Divan Kurulu Üyeleri ? Divan Kurulu Başkanı Yüksel Günay yaşından utan biraz da seni oraya seçtirdi diye bu Padişah'a biat etmekten vazgeç artık.Hadi Azizbahçe şirketinin müşterileri,Padişah Aziz'in yalakaları,müritleri,kulları hala şakşaklamaya,yalamaya devam ediyorlar da - Ne biatmış arkadaş !!!! -
yok mu şu koca  camiada ses çıkaracak 1 tane OMURGALI FENERBAHÇELİ.
Bir Hazırlık maçı alt tarafı bu kadar tepki mi olur diyenler Fenerbahçe hainidir.Bu kadar net.
Ulan andavallar bir hazırlık maçını farklı kaybettik diye mi bunları yazıyoruz zannediyorsunuz.
 Tavrımız ,tepkimiz 13 YILDIR DERS ALMAYAN KOKUŞMUŞ,ÇÜRÜMÜŞ KURUMSAL ZİHNİYETEDİR !!!!!!!!!!!!!!.
 Milyon kere yazdık ''FUTBOL KALİTELİ FUTBOLCULARLA OYNANIR'' ''BU TAKIMDA KALİTELİ OYUNCU SAYISI 3-4,GERİSİ VASAT VE VASATI BİLE  AŞAMAYAN OYUNCULARDAN KURULU '' diye.
 Şu 11'e bakın.Stoch ve bugünkü değil iyi bir Alex'ten başka kaliteli oyuncu var mı ?

 Alex'te % 100 hazırsa oynamalı aksi takdirde oynatılmamalı,yoksa hiç çekilmiyor.
  Ne dedik KÖKLÜ BİR REVİZYON ŞART.BREZİLYALI OYUNCULAR GÖNDERİLMELİ
(Alex son senesini oynamalı),SAVAŞAN,ÇABUK DÜŞÜNEN VE HIZLI OYNAYAN AVRUPALI OYUNCULAR ALINMALI diye.Ama bizim TRANSFER ÖZÜRLÜ yönetimimiz beceremediği için
hayal tabii böyle bir revizyon.Hal böyle olunca bu takıma saydığımız 2 birinci sınıf santrfor,1 sağ açık,1 sol açık (Stoch geldi.O da gs alıyor diye atlandı üstüne),Emre'nin yanına 1 Ön libero,Lugano'nun yanına 1 kaliteli libero tarzında defans oyuncusu,1 Sol bek (Caner idare eder mi ? ),1 Sağ bek yedeği,1 kaliteli  kaleci olmak üzere en az 9 birinci sınıf oyuncu alınmadığı zaman işte böyle dumura uğrarsınız.
 Aykut Kocaman şok oldu ve ilginç açıklamalar yaptı ;

“Neredeyse ilk yarının 3-0 bittiğine sevinecektik. Bu takımın futbolun dışında zihinsel bir değişime de ihtiyacı var. Tedbirleri hemen almaya başlayacağız, hatta bunun için yarını beklemeden otele döner dönmez bu çalışmalar başlayacak.Hazırlık maçlarının yaratabileceği en yüksek tahribatı yaşadık. Sahadaki oyuncular, bırakın Fenerbahçeli futbolcuları, profesyonel futbolculara benzemiyordu. Antrenörlük hayatımda bu kadar kolay top kaptıran çok az takım gördüm.  İlk yarıda çok hareketsiz ve ikili mücadeleleri kaybeden bir yapıdaydık. Burası Fenerbahçe ve alınacak her skor önemli. Benim adıma kötü bir sürpriz oldu"

 5.golden sonraki hareketine dikkat.Aykut Hocam hiç dumura uğrama,şok olma çok normal bu sonuç ve bu futbol.Sen ne yazık ki 1 yıldır bu takımın içinde olduğun halde ,bu oyuncuların yetersizliklerini bile bile ,devre arasında Daum transfer istediğinde ''TRANSFERE GEREK YOK,BU TAKIM YETERLİ'' demedin mi ? Şimdi niye çok şaşırdın ki ? Ayrıca Aziz Yıldırım demedi mi BU TAKIM BAŞARILIDIR diye.O zaman KADRO DA YETERLİDİR ona göre tabii.
 Acı bir şekilde bu takıma transferden ziyade zihinsel değişim lazım itirafını yapyorsun.
Nihayet anladın yani.Çok geçte olsa transfer özürlü Aziz Yıldırım ve Yönetimi sana 1 Santrfor,1 sağ açık - öyle söyleniyor,ağızlarından duymak mümkün değil - alsa neyi değiştirecek bu 2 oyuncu öyle değil mi ya.
 Kendi düşen ağlamaz Aykut Kocaman.Kendin ettin kendin buldun.
Hala Aziz müriti dangalaklar Daum'a sallıyor 2 sezon bize son maçta travma yaşattı diye.
Ulan Allahtan korkmaz,utanmaz ,arlanmazlar insaf be.Esas travmayı yaşatan Daum'a o 2 sezonda istediği transferleri yapmayan Padişah,Diktatör Aziz'dir.
 Siz yalamaya devam etseniz de BİZ AZİZBAHÇELİ değil FENERBAHÇELİYİZ ve GİDENE KADAR MÜCADELE EDECEĞİZ.
  Salak salak yok yoğun antrenman temposu vardı yok eksiklerimiz vardı,yok şu yok bu bık bık
hikaye anlatıyorlar.Yahu rakiplerde aynı durumda değil mi ? Maç sonrası Köln'in hocası Soldo gençleri oynattım bu maç ded.Podolski falan yok.Onlar da eksik.
 Hani Aykut Kocaman sahaya çıkan 11 Fenerbahçe'nin 11'idir,eksik falan denilmez diyordu.
İşte fırsat bu oyuncular için.Kendilerini göstersinler.Ama nerede ? Yok.Niye ?
Çünkü kapasiteleri bu.Olmayan kapasite ile ne futbol oynanır,ne zihniyetleri değiştirilir.
 Yahu bizi yakan LANET ŞUBAT AYI SENDROMU'nda 24 günde 8 maç yaptık,çok sayıda eksiğimiz vardı ama bugün oynayanlar hiç bir şey veremedi ve kaybettiğimiz puanlarla Şampiyonluk gitti,son maçta değil.Ha Deniz,Ali Bilgin,Wederson gidince revizyon yaptık sananlar bugün gördüler  işte acı gerçeği.
 Fazla uzatmayalım nafile çünkü.
Şu çocuğa yazık olacak.Şimdiden ''nereden geldim ben bu takıma'' demeye başlamıştır.

 Hala aklım ,sırrım almıyor ya.Nasıl göremiyorlar bunları.Emre yoksa orta saha yok.Semih'ten Santrfor olmayacağını,Önder'den sağ bek olmayacağını.İlhan'ı çok mu aramışlar ?
İlk yarıda 1 tane isabetli şut atmışlar kaleye.

Aykut Kocaman,ileride basayım diyor,defansı öne çıkarıyor.Hangi futbolcularla yapacaksın hocam ?
Bilica ile mi defansı öne çıkarıyorsun.Şu 1.golü bu sezon hiç mi yedirmedi.İBB maçına dönüp bir bakın mesela.
Semih efendi ofsayta düşmekten başka bir şey yapmaz.Kazım bitmiş.Selçuk ve  Christian hücumda sıfır.
% 55 topa sahip olmak işi çözmüyor.Efektiflik önemli.

 Son 3 not ;
1) Hazırlık maçını bile paralı kanala verdiren yönetimi de D SMART'ı da Allah bildiği gibi yapsın.
2) Başbakan'a pankart açarak yalakalık peşinde koşan güya en büyük taraftar grubu GFB'ye de Yazıklar Olsun.
3) Taner Yalçın gibi genç gurbetçileri  bile  almayı başaramayan Aziz Yıldırım ve Yönetimine bir kez daha yazıklar olsun.2.Gökhan İnler vakası.

16 Temmuz 2010 Cuma

Rakibimiz : Young Boys (İsviçre)












Şampiyonlar Ligi ön eleme 3. turunda temsilcimiz Fenerbahçe'nin rakibi belli oldu. Belçika kampında basın mensuplarının sorularını yanıtlarken rakibi öğrenen Alex, kurayı gülümseyerek karşıladı.
 Fenerbahçe, İsviçre 1. Lig ekibi Young Boys ile eşleşti.

 

Kura çekiminin yapıldığı sırada Alex, Belçika kampında canlı olarak basın mensuplarının sorularını yanıtlıyordu.
Young Boys ile eşleştikleri haberini gülümseyerek karşılayan Fenerbahçe kaptanı, iyi bir kura çektiklerini söyledi.
İsviçre'nin Nyon kentinde yapılan kura çekiminde İsviçre temsilcisiyle eşleşen Fenerbahçe, ilk maçı 27 ya da 28 Temmuz'da İsviçre'de, rövanşı 3 ya da 4 Ağustos'ta İstanbul'da yapacak.
Fenerbahçe, Young Boys'u elemesi halinde, Şampiyonlar Ligi'nde gruplara kalabilmek için play-off maçı oynayacak. Play-off maçları 17-18 Ağustos ve 24-25 Ağustos'ta oynanacak.

-YOUNG BOYS TAKIMINI TANIYALIM-

Fenerbahçe'nin, Avrupa Şampiyonlar Ligi 3. ön eleme turundaki rakibi İsviçre'nin Young Boys takımının son yıllarda Avrupa kupalarında önemli bir başarısı bulunmuyor.
İsviçre'nin köklü kulüplerinden olan Young Boys, 1898'de kuruldu. Sarı-siyahlılar, 1959 yılında Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası'nda yarı final, 1986 yılında ise Avrupa Kupa Galipleri Kupası'nda çeyrek final oynadı.
Young Boys, Avrupa kupalarında bugüne dek yaptığı 53 maçta 16 galibiyet, 16 beraberlik ve 21 yenilgi aldı.

-GEÇEN SEZON LİGİ 2. SIRADA BİTİRDİ-
Young Boys, geçen sezon şampiyonluk mücadelesi verdiği İsviçre Ligi'ni son anda Basel'in 3 puan gerisinde ikinci sırada bitirdi. İsviçre ekibi, son 3 sezondur kendi ligini 2. sırada tamamlıyor. Young Boys'un 11 lig şampiyonluğu, 6 İsviçre Kupası şampiyonluğu bulunuyor.

-LİG BU HAFTA SONU BAŞLIYOR -
İsviçre Ligi'nde yeni sezon bu hafta sonu yapılacak maçlarla başlıyor. Young Boys, karşılaşmalarını 32 bin kişilik kapasiteli zemini suni çim olan Stade de Suise'de oynuyor.İsviçre ekibini, Bosna-Hersekli teknik direktör Vladimir Petkoviç çalıştırıyor. Young Boys'un önemli oyuncularından Seydou Doumbia, Rusya'nın CSKA Moskova takımına, Gilles Yapi Yapo da Basel'e transfer oldu.

 Young Boys´un geçen seneki performansı:

Oynadığı Lig : İsviçre Süper Ligi
Sıralaması : 2
Resmi Adı : BSC Young Boys
Kuruluş Tarihi : 1898
GENEL İSTATİSTİKLER Tüm İç Dış
Galibiyet %69 %83 %56
Beraberlik %6 %11 %0
Mağlubiyet %25 %6 %44
Gol Yemediği Maç 9 7 2
Maç Başına Attığı Gol 2.14 2.25 2.05
Maç Başına Yediği Gol 1.3 0.72 1.88


-FENERBAHÇE 2. KEZ İSVİÇRE EKİBİYLE EŞLEŞTİ-
Fenerbahçe, tarihinde 2. kez bir İsviçre ekibiyle eşleşti. Sarı-lacivertliler, geçen sezon UEFA Avrupa Ligi play-off turunda eşletiği FC Sion'u deplasmandaki ilk maçta 2-0 yenmiş, İstanbul'daki maç 2-2 bitince, ligde gruplara kalmıştı. Sarı-lacivertliler, bu sezon da İsviçre'nin Young Boys takımına rakip oldu.


-




 

-11 şampiyonluğu vardır‚ son şampiyonluğunu 1986 yılında kazanmıştır.
-6 defa İsviçre Kupasını kazananmıştır.
-1959 yılında Şampiyon Kulüpler Kupası´nda yarı final‚
1986 yılında Kupa Galipleri Kupası´nda çeyrek final görmüştür.
-Kadro değeri (29 Futbolcu) 24.5 Milyon Euro dur.
-Yaş ortalaması ise 23 tür.
- Başkent Bern şehrinin takımı.
- Boşnak (Sırp asıllı ) Vladimir Petkoviç çalıştırıyor.
- Geçen sezon kendi sahalarinda 18 maçta 15 galibiyet‚ 2 beraberlik‚ 1 maglübiyet ( Son hafta) almışlar‚ 41 gol atıp‚ 13 yemişler.
 -Stadları 32.000 kişi kapasiteli Stade de Suisse´ dir.



http://img121.imageshack.us/img121/3223/yb2a.jpg

2010-2011 TAKIM KADROLARI
yb.JPG
yb 1.JPG

İLK 11'LERİ VE OYUN SİSTEMLERİ
yb 3.JPG

********************************************************
Şanslı bir kura çektik.Bu takımı istiyordum rakiplerimiz içinde.Turu rahat olmasa da geçeriz.Rahat geçmemiz lazım ama bizim takımın durumu da belli.Onlar yarın başlıyorlar sezona.18.45'te Thun deplasmanı ile ilk maçlarına çıkıyorlar.Onlar da bizim gibi geçen yıl salakça Şampiyonluğu hediye etmişler.Son 2 haftaya lider girip,2 maçtada puan kaybetmeyi başarmışlar.(!) Biri son maçta Şampiyon Basel'e evlerinde 0-2.
 3-4-3 açık futbol oynayan bir takım.Geçen yılki Sion gibiler ama onlardan daha güçlüler.
11 yabancı oyuncuları var.Ama transferde güç kaybetmişler.
Gelenler : Senad Luliç (Grasshoppers),Emmanuel Mayuka ( Maccabi Telaviv),Moreno Constanzo (St.Gallen)
Gidenler : Seydou Doumbia (CSKA Moskova),Yapi Yapo (Basel),Portillo (Arjantinli Stoper),Frimpong (Forvet-Gana),
 Seydou Doumbiayı 10 milyon Euroya CSKA Moskova'ya sattılar.32 Golle Gol Kralı olmuştu.
Mayuka'dan çok şey bekliyorlarmış.
Basel de oynayan Çağdaş´ın verdiği bilgiler ;
Forvet ve ortasahadaki oyun kurucularını satmışlar.
4 lü defans yerine 3-5-2 veya 3-4-3 oynuyorlarmış.
Stadı 30 bin kişilik‚ geçen sezon 25 bin ortalamayla oynamışlar.
Stadları suni çimmiş.
İyi oyuncularından bazıları ; Christoph Spycher (Sol bek).Milli takımdan tanıyorum.
David Degen,Milli takımda da kanatlarda oynuyor.Geçen yıl 6 gol attı.
Kalecileri Marco Wöffli ,
Tunuslu Stoper Ammar Jemal ,
Fildişili Orta Saha Thierry Doubai,
Kamerunlu forvet Henri Bienvenu,
İsviçreli Sol açık Alberto Regazzoni.Geçen yıl 8 gol attı.
 Santrforları 9 numara Marko Schneuwly.Geçen yıl sadece 8 gol attı.
ve Arjantinli savunma oyuncusu Emiliano Dudar.
 Antrenör Vladimir Petkoviç


Neticede bu turda sıkıntı yaratmayacak bir rakip.Kağıt üstünde favoriyiz.Ama maçlar kağıt üstünde kazanılmıyor tabii.Dikkat etmezsek bu transfer aymazlığı da varken büyük bir şok olur  ve hem Aziz Yıldırım hem Aykut Kocaman'ın sonu olur.Bu takımı da eleyemeyeceksek kapatalım şubeyi ama iştesi var....
Tabii Ajax - Paok ve Zenit - Urzuceni eşleşmelerini de merakla takip edeceğiz.Birinin elenmesi sonraki turda
işimize çok yarayacak.Zor rakipler çektiler ama gene de favoriler.Dileyelim birinden biri kazaya uğrasın.
Biz uğramayalım da.....

TÜRK OLMAK NASIL BİR DUYGUDUR ?

Türkiye'nin ABD Seattle Fahri Konsolosu olan Sayın J. F. Gökçen'in "Türk olmak nasıl bir duygudur?" konulu yazısı…

TÜRK OLMAK …


Aslında çok şeydir, Türk olmak.
Türk olmak, Osmanlı'nın borcunu ödemektir. Hovarda babanın borçla yaşayan evladı gibi.

Kosova'da ve Bosna'da, Batı Trakya'da ve Makedonya'da bilmem kaç asır geçmişte kalan meselelerin hesabını vermektir.

Türk olmak;

- Kıbrıs'ta,
-
Hocali'da,
-
Anadolu'da ve Balkanlar'da soykırıma uğrayıp
-
karşılığında yapmadığın soykırımla suclanmaktır.
Türk olmak;
- faşist olmaktır,
-
vatanına, milletine, tarihine sahip çıktığında…
-
demokrat ve cağdaş olmaktır,
-
vatanına, milletine, tarihine sövüldüğünde…
Türk olmak lisanının Avrupa'da yasaklanmasıdı r ve yine Türk olmak kendini ve derdini anlatamamaktı r.

Avrupa'da hor görülmek Türk olmaktır,

- ataların bir çok asır önce Viyana'yi kuşattiği için vehoş görülmemektir
- Tabii ki - sadece kuşatıp; Napolyon gibi bütün Viyana'yı yakmadığın için.

Türk olmak;
- Selanik'te Pontus Anıtı'nın,
-
Viyana'da çiğnenen yeniçeri minberinin ve
-
Malta'da papazın üzerine bastığı Türk bayrağı heykelinin önünden geçmektir.
Türk olmak zordur, çetindir ve eziyetlidir. - Üç kıtadan dönüp,
-
bir küçükyarımadada misafir muamelesi görmektir.
-
Sayısız imparatorluk kurmak Türk olmaktır, aynı zamanda sayısız imparatorluk yıkmak da Türk olmaktır.
Türk olmak;
-
Arabaya koşulan ilk atın vatanında,
-
ilk yazılı antlaşmanın imzalandığı yurtta,
-
yazının bulunduğu,
-
paranın icat edildiği
-
her metrekaresinden bereket fışkıran bu yurtta,
-
kalkınmak icin yabancı sermaye beklemektir.
Türk olmak;
- Truva'dan bu yana,
-
Sümer'den bu yana serpilerek gelse de,
-
tarihten eski bu topraklarda,
-
bütün zamandan damıtılarak gelen yüksek değerlerine rağmen,
-
bir haftalık hafiza ile yaşamaktır.
-
Doğu Roma'yı da
-
Batı Roma'yı da yıkıp,
-
yeni Roma olan AB'ye girmeye calışmaktır, Türk olmak.
Türk olmak;
- Mostar'da köprüdür,
-
Kerkük'te kaledir,
-
İstanbul'da Kızkulesi'dir,
-
Anadolu'da buğdaydır,
-
Çukurova'da pamuktur,
-
Ege'de tütün,
-
Karadeniz'de fındık,
-
Trakya'da ayçiçeğidir.

Türk olmak;

- Çanakkale'de ölmektir.
-
Çanakkale'de ölmeden önce düşmana su vermektir,
-
onun yaralısını sırtında kendi hastanesine taşımaktır.
-
Düşmanın ardından rahmet okumak,
-
kanlısından helallik almaktır.
-
Kar yağdığında kayak yapmayı değil, evsizleri düşünmektir.
-
Balkon köşesine kuşlar için, kışın ekmek kırıntısı, yazın su koymaktır.
-
Yağmura rahmet, kara bereket diye bakmaktır.

Türk olmak;

- harap bir ülkede,
-
zengin ülkelerin müstemlekesini reddedip,
-
tahtadan kılıç ve ipten üzengi ile,
-
paylaşacak ve sahiplenecek tek varlığı fakirlik olmasına rağmen,
-
yedi düvele meydan okumaktır.
Türk olmak;
-
askere davul-zurna ile uğurlanmaktır,
-
belki de dönmeyeceğini bilerek.
Türk olmak;
- annenin, şehit oğlunun ardından; 'Bir oğlum daha olsun, onu da vatan icin göndereceğim.' demesidir.
-
Babanin gözyaşlarını tutarak, tabutuna son kez dokunurken 'Vatan sağolsun!' demesidir.
Türk olmak;
-
'Türk çayında radyasyon olmaz!' yalanları ile,
-
'Gusül abdesti alana AIDS bulaşmaz!' dolanları ile yaşamaktır.
Her hükümetin
-
enkaz devraldığı, ama
-
asla ardında enkaz bırakmadığı ülkede olmaktır.
Türk olmak;
- ecdadın yaşadığı kıtlıktan dolayı, çayın yanında gelen şekerden fazla olanı garsona geri vermektir.
-
Ayni nedenle Türk olmak, yemeği ziyan etmekten korkmaktır.
-
Göz hakkına, diş kirasına saygıdır.
Türk olmak;
-
Evindeki bir kap aşın yarısını Tanrı misafirinevermektir.
-
Kendi yerde, misafiri döşekte yatırmaktır Türk olmak.
Türk olmak;
- milli maçta ağlamaktır.
-
Ayhan Işık'a, Belgin Doruk'a aşık olmaktır.
Türk olmak;
-
aşkını ölesiye sevmektir.
-
Aşkı icin ölmektir,
-
öldürmektir.
-
Sevdiceğinin elini bir kez tutamadan, toprağa girmektir.
En güzel aşk şiirlerini yüreğinde hissetmektir.
Eşkiyaya türkü yakmaktır, Türk olmak.

Milletine sövmektir
, ama başkasına sövdürmemektir, Türk olmak.



Türk olmak;

- Yunus'u bilmektir,
-
Aşık Veysel'i sevmektir.
-
Mevlana'yi, Haci Bektaş-i Veli'yi ve Hoca Yesevî'yi
-
tek bir satırını okumasa da yüreğinde taşımaktır.
Türk olmak;
- saz çaldığında,
-
ney üflendiğinde,
-
kös dövüldüğünde ve kaval çaldığında,
-
yüreğinin derinlerinde bir sızı sezmektir,
-
bir de Yemen Türküsü'nde...
-
Hayatın sana verdiklerine 'Nasip',
-
vermediklerine 'Kısmet'demektir.
-
Her işin 'Hayırlısına'inanmaktır ve
-
ağlamamak için çok gülmekten çekinmektir.
Türk olmak;
-
Asya'da batılı,
-
Avrupa'da doğulu diye tepki görmektir.
Irk sözünü bilmeden yaşamak, yaradılanı Yaradan'dan ötürü sevmektir.
-
Magazin programları ile dizilerin arasına sıkışsa da,
-
silkinip üzerindeki ölü toprağını atabilmektir.

Türk olmak;

- mahalle maçı için ayni saatte,
-
on kişi buluşamazken,
-
milyon kişinin bir araya gelmesidir.
-
Tavla oynarken bile kavga ederken,
-
milyon kişinin kavga etmeden gösteri yapabilmesidir.

Türk olmak;

- buhran zamanında Arjantin'de de mağazalar yağmalanırken,
-
daha ağır buhranda sıraya girerek,
-
sorumlusuna en ağır cezayi tek bir cam kırmadansandıkta kesmektir.

Türk olmak;

- en zayif gününde bile dünyaya meydan okumak,
-
en dertli gününde bile her ufunetin bir şafakta biteceğini bilerek
-
tevekkül göstermektir.
Zor iştir Türk olmak. Türk olmak;
-
Anadolu'da her düşen yağmur damlasına hamdetmek,
-
her çıkan başak için şükretmektir.

Türk olmak,

medeniyetler mezarlığı Anadolu'da dik durabilmektir

15 Temmuz 2010 Perşembe

Kötü Prova : Fenerbahçe - AZ Alkmaar : 0-2



Stat: Köln Fortuna

FENERBAHÇE: Volkan Babacan, Önder Turacı, İlhan Eker, Bilica, Caner Erkin, Kazım, Emre(Stoch), Selçuk, Deivid, Cristian, Semih.

AZ ALKMAAR: Esteban, Jailens, Moisander, Marcellis, Viergever, Falkenburg, Martens, Elm, Wernbloom, Benschop, Jonathas

Goller:  51.dk Klavan, 80.dk Gundmundsson (AZ Alkmaar)

http://img198.imageshack.us/img198/2786/95367119.jpg

 
1-Evet bu bir hazırlık maçıdır,sonuç önemli değildir ama eleştirilmeyecek diye de bir şey yok.
Rakipte eksik ve hazırlık döneminde biz de.28 Haziran'dan beri çalışıyoruz ,ağır antrenmanlar falan tamam da
çıkan takım eski takım yahu.Sadece Caner ,İlhan ve ikinci yarıda Stoch yeni.Oturmuş bir takımız,neyi,eleştirmeyeceğiz ki.Rakipte genç takımı ile oynadı.
2-Ne yazık ki ''Her şeyi en iyi bilen Kurumsal Zihniyet''in ders almayan dejavusunu yaşıyoruz gene.
Her zaman yazdım burada bu takımda 3,5 kaliteli oyuncu var gerisi vasat.''Futbol kaliteli oyuncularla oynanır''
O yüzden geniş bir revizyon yapılmalı ,kaliteli oyuncu sayısını en az 7-8'e çıkarılmalı dedim.
 Bu takımın eksikleri belli değilmiydi ?
a) Santrfor yok.Hem de 2 tane 1. sınıf santrfor lazımdı.
b) Sağ açık yok.
c) Sol açık yok.
d) Bilica'nın yerine 1.sınıf Stoper.
e) Gökhan Gönül'ün yedeği sağ bek yok.
f) Emre'nin yanına onun kalitesinde bir adam.
g) Volkan'ın yedeği kaleci yok.
En az 7 tane kaliteli adam işte bu yüzden lazımdı.
3-Bu maç turnusal kağıdı görevi yaptı görmek isteyenlere.
Zira bu takımda Önder,Bilica,Deivid,Christian,Semih,Gökhan Ünal ,Kazım'ın yetersiz oldukları ,yeni transferler Caner ve Stoch iyiydi ,katkı yaparlar.İlhan maalesef iyi değildi.Bekir sağ bek değil Stoper oynar.
4-Semih için demiştim gitmeli hem kendisine hem bize yarar sağlamalı diye.Kaldı ve o yüzden 2 değil 1 tane hala alınamayan Santrfor ihtiyacı oluyor.Semih adam geçemiyor,süratli değil,ağır kalıyor.
Gökhan Ünal ise daha kötü.Bari sağ kanata adam alırlarsa Kazım'ı santrfor yedeği olarak düşünseler.
5-3,5 kaliteli oyuncudan Emre sadece sahadaydı ve hafif sakatlığı nedeniyle ikinci yarı oynamadı ve gördük takımın halini ikinci yarıda.Kabak gibi ortaya çıktı fark.İşte onun için diyoruz.
Emre'li 11 ik yarıda iyi pas yaparak Aykut Kocaman'ın istediklerini nispeten yaptı.Üstün oynayan bizdik.
Emre'nin nefis kestiği topu Semih gol yapmalıydı.Baroni'nin frikiğinde dönen topu tamamlayan Semih'in nizami  golü sayılmadı.Ofsayt değildi bana göre.Semih ve Baroni'nin 2 güzel şutu da vardı ilk yarıda.İkinci yarı ise kötüydük.Bağıra bağıra geldi gol ve yedik.Sadece Stoch'un çabaları ve 2 kaleyi bulan şutu vardı.
Rakibin attığı 1.goldeki şutun aynısını Deivid atamadı mesela.Yediğimiz 2.gol ''Tipik Yakarca Bilica Usülüydü''
6-Bu mağlubiyet hayırlı olabilir aslında ama kim görecek ki.İyi oynayıp kazansaydık zaten beceremedikleri
transferi kapattık kadromuz yeterli açıklaması yaparlardı.Zaten Başkan bu kadronun başarılı olduğunu söylemedi mi basın toplantısında.Bakalım gs maçı sonucu ne olacak ?
7-''Transfer'' kelimesinden Vodafone Selim'in ''Kırmızı'' lafı alerjisi gibi bizim yönetiminde ödü kopuyor.
Bizim Başkan ve Yönetime ''Transfer''demeyin ama 50 katlı bina yapacaksınız deyin takla atarlar.
Bu kadar transfer özürlü yönetim görmedim ben.22 Temmuz'da UEFA'ya liste veriliyor.Aykut Kocaman ilk maça kadar transfer bekliyormuş.Hey Yavrum heyyy.Ateşe attın kendini Aykut.
8-Gökay'a sevindim.10 dakika da olsa her hareketi ''Ben futbolcuyum diyor'' Deivid gibi bir adam 80 dakika yürüdü sahada.Ve bu adam 5.yılına giriyor sadece 1 sezon oynadı,yata yata 7 sülalesini ömür boyu bakacak
parayı kazanıyor ''Kurumsal Anlayış'' sayesinde.
9-Mehmet Topuz ve Özer bu takıma artık bir şeyler vermek istiyorlarsa Emre'nin yanındaki pozisyon için Onun kadar verim vermek için bir yerlerini yırtmalılar.Başka şansları yok çünkü.
10-Şu AZ Alkmaar'ı gene sevindirdik ya neyse .....

14 Temmuz 2010 Çarşamba

Helal Olsun Gürcan Bilgiç !!!!

Tribünlerin ruhu

Armanın Gururu Sarı Melekler....
Kadın Voleybol takımı için Telsim Tribünü'nde açılan bu pankart, Fenerbahçe tribünlerinin gönüllüsü üç büyük grubu, yaklaşık yedi bin taraftarı, Saracoğlu Stadı'ndan ayırdı.
Maçın uzatma anlarında, bitime üç dakika kala, sahayı göremediklerini iddia edenlerle, voleybolculara bu jestin yapılması gerektiğine inananların kavgası sonucunda 21 taraftar ceza aldı.
Sahaya bir şey atmadılar, küfür etmediler, rakip taraftara saldırmadılar, sakıncalı pankart açmadılar. Sporcularıyla gururlanmalarının sürmesini istediler ve kavga çıktı. Elbette doğru değil olanlar. Ama bir tribün terörü hiç değil. Bireysel, anlık reflekslerle geliştiler.
Hemen hepsi öğrenci olan bu çocuklara altı ay statlardan uzaklaştırma cezası geldi. Babalarının ellerine de 1700'er liralık fatura. Çocuğunu okutmak için bütçesini zorlayan bir aile reisinin, çocuğunun Fenerbahçe sevgisi için ödemesi gereken faturaydı bu.
Ortaya bir tercih durumu çıktı.
Ve son olarak Unifeb ayrıldı tribünlerden. Necdet Ersoy tarafından, "Üniversitede okuyan bu çocuklar tribünlerde kaynaşsınlar. İlerde hayata atıldıklarında hangi meslekte olurlarsa olsunlar, Fenerbahçelilik kimliğiyle birbirlerine destek olsunlar" felsefesiyle kurulmuşlardı.

KENDİLERİNİ SAHİPSİZ HİSSETTİLER
Büfeden sandviç alırken tutuklanıp, ceza alan arkadaşlarının durumuna düşmek istemediler.
Yapılan açıklamaya baktığımızda, gelecek kaygıları ön plana çıkıyor. "Sahipsiz" hissetmişler kendilerini. "Sırf üstümüzde tişört var diye tutuklanamayız" diyorlar. Çünkü yarın mezun olup, iş başvurusu yaptıklarında, savcılık kağıtlarında "holigan" yazabilir. Grup CK, Vamos Bien ve Unifeb... Tribünlere sadece renk aşkıyla gelip, Fenerbahçe sevgilerini, gövde gösterisine dönüştürmek isteyen, pırıl pırıl, gencecik çocuklar.

BİRİLERİ 'EMRET' DEMEYE DEVAM!
Bunu biz biliyoruz ama tek bir yönetici, başta stattan sorumlu Ömer Temelli olmak üzere, emniyete gidip ikna edici olmuyor. Avukat tutarak bu çocukların hakları savunulmuyor. Kamera görüntüleriyle olaylara karışanlarla-karışmayanların ayrılmasına çalışılmıyor.
Kimin, neden tribün kovaladığını bilecek kadar bu kulüp içindeyiz. Emirleri dinleyenler ile gönüllerini dinleyenler arasındaki farkı iyi biliriz. Tribünleri terk eden aslında Fenerbahçelilik ruhudur. Bu genç çocuklar "başkaldırının-çağın gerektirdiği vizyonun" temsilcileriydiler. Bilerek ve bilmeyerek, elendiler. Yerlerine başsallayıcılar gelecek, tribün diye bir sorun kalmayacak. Çekirdek yiyenler, "emret" demeye devam edecek.

Endişeler bitirilmeli

* FENERBAHÇELİ taraftarlar her gördüklerinde transferi soruyorlar. Bu konuda aldığımız elektronik posta sayısı da bir hayli fazla. Hiçbiri memnun değil. Kendilerini heyecanlandıracak hamlenin yapılmadığını söylüyorlar.
Endişeleri var. En büyüğü, geçen senenin "vurdumduymaz" oyuncularının yine aynı havada ve tavırlarının sürme ihtimali.
Güven erozyonu var ve bu, oyunculardan yönetime de sıçramak üzere.
Kombinelerini yenilemeyen taraftar sayısı bir hayli fazla. Satılan kombine sayısı ise 12 bin civarında.
Kırgınlık giderek artıyor. Çünkü oynanan futboldan memnun değiller. Kulüplerinin daha iyi olması için harcadıkları paranın da karşılığını almadıklarına inanıyorlar.
Aykut Kocaman'ın takımın başına gelmesini hemen herkes destekliyor. Fakat Aykut Hoca'nın nasıl bir takım yaratacağı, nasıl futbol oynatacağı, kadrodaki "tatlı hayatçılara" ne kadar hakim olacağını bilemiyorlar.
İlk soru hemen geliyor; "Yapabilir mi?" "Yapar" dediğimizde de inanmıyorlar. Çünkü öyle bir altyapı oluştu ki, önce görmeleri lazım.
Bu sessiz süreç içinde tek bir kulüp yöneticisi çıkıp, bu yangını söndürmek için iki kelime etmiyor. Aziz Yıldırım Kulüpler Birliği toplantısında boy gösteriyor, düğünlerde "şahit" oluyor ama taraftarını ikna edip, kombine almaya koşturacak dağarcığını yitirmiş durumda.

TEK BÜYÜKSEN SAKLANMA!
Konuştuğumuz yöneticilerin ilk bahanesi; "Galatasaray ne yaptı ki" oluyor.
"Sana ne Galatasaray'dan" diyeceğiz ama kibarlığımız engelliyor.
"Tek büyük" iddiasıyla ortaya çıkıyorsun, yine kendini başkasıyla kıyaslayarak performans ölçümü yapıyorsun. Yılların geçerli eleştirisi, "samimiyetsizlik"; bugünün nedeni. Fenerbahçe yöneticileri "saklanmayı" tercih ederek, Aykut Kocaman'ı taraftarın önüne atıyor. Sorsanız, "destek" derler. Tecrübe ise "adres değişimi" olarak yorumlar bu durumu...

 http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/bilgic/2010/07/14/endiseler_bitirilmeli

**************************
Harika yazmış.Helal Olsun.
İşte böyle acı gerçekleri yazdığı için Aziz Yıldırım ve müritleri kendisinden nefret eder.
Fenerbahçeliliği bile sorgulanır.Her zaman beğenerek okurum yazılarını.Çünkü gerçekleri yazar.
Gene duygularımıza tercüman olmuş.
Teşekkürler Gürcan Bilgiç.

Etiketler