23 Ağustos 2009 Pazar

gs'nin ''Kara Kutusu'' Sinan Kalpakçıoğlu'ndan İnciler !!!



Sinan Kalpakçıoğlu.
gs'nin 3 kurucusundan birinin oğlu.
10 yıl gs genel sekreterliği ve galatasaray Sportif AŞ dahil, kulübün çeşitli birimlerinde yönetim kurulu üyeliği ve genel müdürlükleri yaptı
gs'nin ''Kara Kutusu'' olarak biliniyor.

Referans Gazetesinden Kenan Başaran kendisi ile bir röportaj yapmış.
Oldukça ilginç şeyler söylemiş.

Eski Galatasaray Genel Sekreteri Sinan Kalpakçıoğlu, Galatasaray'ın Seyrantepe'deki yeni stadı kullanabileceğine dair imzalanmış resmi bir belge olmadığını söyleyerek, 'Teknik olarak Fenerbahçe de stada talip olabilir' diyor.

Referans Gazetesi'nden Kenan Başaran'ın haberine göre; Galatasaray'da 10 yıl boyunca genel sekreterlik yaptı. Galatasaray Sportif AŞ dahil, kulübün çeşitli birimlerinde yönetim kurulu üyeliği ve genel müdürlüklerle birlikte 8 şapka taktı bu sürede.
Sonra bütün görevlerinden ayrıldı. 2 yıl Türkiye Jokey Kulübü Genel Müdürlüğü görevinde bulundu. Ve bir gün QVT'ye geçtiği öğrenildi. O gün bugündür "Brütüs" muamelesi görüyor Sinan Kalpakçıoğlu. Zira o, "Galatasaray'ın kara kutusu"ydu, nasıl olur da gidip kulübün mahkemelik olduğu fon şirketi QVT'yi müşterisi yapar! Ya Galatasaray'ın bütün sırlarını anlatırsa!
QVT, temettü ödemediği için kulübe iki ayrı dava açan Galatasaray Sportif'in küçük ortağı... Adeta "Brütüs" muamelesi gören Kalpakçıoğlu, Galatasaray'ın üç kurucusundan biri olan Cevdet Kalpakçıoğlu'nun torunu. Cevdet Kalpakçıoğlu, aile fertleri hayatta olan tek kurucu başkan! Paslaşmalar'a şu "sırlar"dan dem vurarak başlıyoruz: "Cimbom'un sırlarını QVT'ye vereceğiniz söyleniyor?" Bu pası gülerek alıyor Kalpakçıoğlu: "GS Sportif AŞ'nin saklanacak bilgileri yok. Halka açık bir şirketin ne gibi gizli bilgileri olabilir ki ben bunları aktarayım." Kendisi için Galatasaray'ın kara kutusu deniliyor. Ama o "Bu kutu hiçbir zaman açılmaz" diyerek, bu konudaki ataklarımı daha baştan kesiyor!

GS'nin canı kebap istedi

QVT'den evvel bir "bonus pası": Kalpakçıoğlu, 1996-2006 döneminde görev aldı. Birçok mali operasyonda kilit isimdi: "Halka arz benimle Faruk Süren'in projesidir. Kulüple ile yaptığımız iş akdine göre halka arz edilecek şirketin değerinin yüzde 3'üne tekabül eden hisseyi nominal değer alma hakkım vardı. O günün koşullarında bu 4.5 milyon dolardır. Ama ben 'bonus'umdan feragat ettim. Özhan Canaydın bile bunu Mart 2007'de öğrendi."

Kalpakçıoğlu'nun çok emek verdiği Sportif AŞ, gün geldi Galatasaray'ın en büyük kamburu oldu. Bugün Sportif AŞ ile Futbol AŞ'nin birleştirilmesi en büyük amaç.
"Şirket modelini yanlış mı kurdunuz?" Kalpakçıoğlu, bu soruyu bir "misal"le yanıtlıyor: "Bodrum'a tatile giderken yolda karar değiştirip, 'Adana'da bir kebap yiyelim' derseniz, olacak olan budur."
Bodrum AIG ise Adana da ondan kurtuluş! Özhan Canaydın'ın Galatasaray'ı ondan, ABD hükümeti de onu krizden kurtarmıştı: AIG.
Sportif AŞ'nin yüzde 21 hissesini alarak nikâhlanan AIG, Cimbom'a forma reklamından stat projesine kadar birçok alanda kaynak sağlayacaktı.
Ne var ki "AIG kulübü ele geçirecek" dedikoduları ayrılık getirdi. "Oysa" diyerek topu ayağımdan alıyor Kalpakçıoğlu: "Bir gün efsane başkan Selahattin Beyazıt beni çağırdı. 'Allah cezanı versin o AIG'yi nasıl kaçırdın' dedi. Eski başkanları Ali Tanrıyar, Faruk Süren ve Mehmet Cansun da karşı değildi. Alp Yalman çekimserdi. Bir tek Özhan Canaydın karşıydı."

1 dakikada 60 milyon dolar
Galatasaray'ın AIG ile "pas bağlantı"sı Canaydın yönetiminin şirket yönetimine AIG'lileri seçmemesiyle kesilmişti. Nihayetinde Canaydın, AIG'den hisseleri 9 milyon dolar tazminat ödeyerek geri aldı ve Galatasaray kurtuldu! Kalpakçıoğlu oyunun burasında "çok çarpıcı bir pas" atıyor: "Galatasaray 1 dakika ile 60 milyon dolar kazandı. Ünal Aysal, sürenin bitimine 1 dakika kala havaleyi geçti ve böylece Galatasaray sözleşme gereği olan 9 milyon doları AIG'ye ödedi. Yoksa ertesi gün İsviçre'deki Tahkim Mahkemesi bizi 60 milyon dolar tazminata mahkûm edecekti."
Galatasaray Bodrum'da tatil yerine Adana'da kebap yemek için yolu değiştirince(!) GS Sportif AŞ ve Futbol AŞ'nin birleşmesi de kaçınılmaz oluyor.
"Canaydın'a bunu ilk ben söyledim. Daha sonra Denizbank Genel Müdürü Hakan Ateş'e gittim.
‘Hemen başlayalım' dedi. QVT'ye gittim. Küçük ama neticede bir ortak. Bana teşekkür ettiler çünkü o güne kadar kimse onlarla görüşmemiş. Hep düşman görülmüş.
O zaman neden halka arz yapıyorsun. Böyle bir anlayış yok. QVT'nin Fenerbahçe'de de yatırımları var. Onlarla niye kavgalı değiller."
Kalpakçıoğlu, şirket birleşmesi için altyapı hazırlarken yönetici Mehmet Helvacı'nın kontra atağına yakalanıyor: "Ne benim ne de Denizbank'ın haberi olmadan çıkıp ‘Şirketleri birleştiriyoruz' dedi. Altyapı hazırlanmadan böyle bir açıklama yapılmaz. Kamuoyu da yanıltılmış oluyor. İşte aradan 3 yıl geçti hâlâ birleşme olmadı. Bu arada şirketten para çekmeye devam ediyorsunuz."

Parayı bulmaları zor

GS Sportif'in kulübün toplam 289 milyon lira alacağı var. Galatasaray Spor Kulübü Derneği ile SPK arasında, Sportif AŞ'nin alacaklarının ödenmesine dair bir protokol imzalandı. Buna göre Mart 2010'a kadar kulübün dernek kısmı, halka açık şirkete 90 milyon liralık borcunu ödeyecek.

Kalpakçıoğlu, tebessüm ediyor:
"Mümkün değil." "Devletle oyun olmaz" teşbihini yapınca da "Ne yapılacağına SPK karar verir o zaman" diyor.

(SPK Karar verebilir mi acaba ?)


"Penaltı" kabilinden bir soru daha: "QVT ile süren davaları kulüp kaybederse
ne olur?" Kalpakçıoğlu'ndan "yakar top" gibi bir yanıt: "Buna mahkeme karar verir.
Mahkeme sonunda şirkete kayyum el koyabilir."

Yeniden dikkati ona çekiyorum: "Haklı veya haksız ama neticede Galatasaray'ın davalık olduğu bir şirket ile çalışmanız pek doğru algılanmıyor..."
Ama o rahatsız değil ve kendinden emin: "QVT kötü niyetle dava açsaydı ben bu görevi kabul etmezdim. Bu işin düzelmesi gerektiğini düşündüğüm için QVT ile çalışmayı kabul ettim. Aracı olabilirim. QVT, ‘Şirket temettümü olması gerektiği gibi ödesin ve parayı diğer şirketlere aktarmayın' diyor. QVT ile çalışmakta vicdanen en ufak bir rahatsızlık duymuyorum."
Babası Özdemir Bey, zamanında "Oğlum, Galatasaray'da bir profesyonel olarak çalışma" demiş. Bir Yeşilçam repliğini andıran "Pişman mısınız" soruma karşı Kalpakçıoğlu tek pas oynuyor: "Hayır".

Ve yılan hikayesine dönen yeni stat projesi.


Ali Sami Yen'in 49 yıllık irtifak hakkı için 11 ay uğraştığını söyleyerek final pasını alıyor Kalpakçıoğlu: "Seyrantepe'nin de 30 yıllık irtifak hakkını da aldık fakat sonra anlamadığım bir sebepten bunlardan feragat edildi. Şu an Galatasaray'ın Seyrantepe'yi kullanabileceğine imzalanmış bir belge yok. TOKİ stadı GSGM'ye devredecek. Ondan sonra da kulüple anlaşılacak. Özhan Canaydın, Ali Sami Yen'in şartlarının yeni stat için geçerli olacağını söyledi bana ama orta resmi bir belge yok. Teknik olarak Fenerbahçe bile bu stada talip olabilir."

Maliyesi en kötü olan Cimbom

Galatasaray, son olarak 211 milyon dolar borç açıkladı. Ama bunun içinde halka açık şirkete olan borçlar yok. Futbol AŞ ve Sportif AŞ birleşmiş gibi gösteriliyor. Oysa birleşme için 70 milyon dolar lazım. Bunu da koyacaksın ki gerçek borç çıksın. Galatasaray bu transferleri nasıl yapabiliyor aklım almıyor.

Üç büyükler içinde mali açıdan en kötüsü maalesef Galatasaray.


Babama vefasızlık yapıldı

Babam bu kulübün 3 kurucusundan biridir. Tüzükte de yazıyor. Tüzük bir kulübün nüfus kâğıdıdır. Ancak mahkeme kararıyla değiştirilebilir. AEK, 80. kuruluş yılında bir kurucusunun hayatta kalan yeğeni için statta tören yaptı. Yere göğe sığdıramadılar. İsterdim ki Galatasaray da 100. yılında, hayattaki tek kurucu çocuğu olan babamı onore etsin.

Durup dururken KDV ödendi


Sportif AŞ, kulüpten olan alacakları için 31 Mayıs 2009'da sona eren hesap döneminde 40.6 milyon lira faiz geliri kaydetti. Sonra bu gelirin yüzde 18'lik KDV'si (7.3 milyon TL) ödendi. Borçlandırmak zaten hata üstüne bir de faiz ve KDV ödemek zorunda kalıyorsunuz. Bir şirketi böyle yöneten bir CEO dünyanın her yerinden işinden olur. Bu parayla erkek basketbol takımı idare edilirdi.

0 yorum:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

Etiketler