7 Şubat 2011 Pazartesi

Galatasaray Medical Park - Fenerbahçe (Salondan İzlenimler) 51-73




































Ezeli rekabet tarihindeki üstünlüğümüze, Avrupa kupasındaki eşleşme olarakta istatistiklere yansıyacak bir galibiyet daha kazandığımız bu maç ile seriyi 2-0 yapıp çeyrek finale yükseldik.

Her ne kadar Caferağa'da ki derbi ortamı ve galibiyetlerinin keyfi güzel olsa da, boş yere seriyi uzatmaya gerek yoktu, kızların da öyle düşüneceğini bildiğimden bari oradaki maçı da izleyeyim diye vapur-banliyö treni kombinasyonuyla Kazlıçeşme'den yürüyüp salona vardım.

Salon otoparkından geçerken etraf sessiz, bomboş olunca garip gözüktü, tek başına ortada durup elindeki sarı kırmızı işporta ürünleri satan satıcı beni renksiz görünce biraz daha yüksek sesle bağırmaya başladı ama boşuna uğraşma amca ben Fenerbahçeliyim dedim geçtim.

Gişelerin oraya geldiğimde maça 20-25 dakika falan vardı, merdivenlerin aşağısında duran bir grup galatasaraylı genç haricinde ortalıkta fazla kimse yoktu, gişelerde ve girişte hiç kuyruk yoktu.

Bilet alacakken, kalabalık 20 kişilik bir grup benden önce gişeye yönelmişti, bu gençlerin içinden biri başlarındaki birinden aldığı parayla bütün hepsine bilet aldı, böyle onlara bakıp sırada dururken yan taraftan başka biri gelip bana sokuldu, elindeki sıfır lira bedelli bileti gişe fiyatına satmak istiyordu, anladım ki bu maça bayağı boş-beleş taraftar toplamışlar. Bir de geçen maç Caferağa önünde bir bilet için milletin ne kuyruk olduğunu, içeriye girmek için kaç takla attıklarını düşündüm.

Kapıdan girerken üzerinizde bozuk para-çakmak var mı diyen görevliye alışkanlıkla cebimdeki anahtarlığı çıkartıp gösterirken kendi dangalaklığıma güldüm, üstünde FB yazan anahtarlık havaya kaldırdığım elimde sallanıyordu.

Ben girdiğim sırada yüksek sesle müzik çalınıyordu, takımlar resmi ısınma periyotları için sahaya anonsla ben gelmeden önce girmişler, bu kısmı kaçırdım, salonda gördüğüm Koskorcuk ağabeyin dediğine göre bizim takım çıkarken küfürler olmuş, daha fazlasını kesmek için araya müzik girilmiş.

Bizim bench karşısında, protokol tribünü solunda bir yere geçip, etrafta Fenerli kimse var mı diye bakınıyordum ki, Neozepron'un geldiğini gördüm, Koskorcuk ile işaretleştiğini görünce orada deri koltuklu sol üst tribünde en öne yerleşiverdik. Önümüzdeki demirlere ayaklarımızı uzatarak gayet konforlu bir deplasman tribünü oldu, Koskorcuk yanında iki tane daha Fenerli genç vardı.

Bu kısımda etrafta dağınık oturan seyirciler olduğundan keyfimize göre konuşmakta davranmakta sıkıntı olmadı, yalnız salonun bu kısmı çok sıcaktı, üstten geçen havalandırma kanallarından dolayı mıdır bilmiyorum.

Sol ve sağ pota arkası tribünler boştu, dağınık oturan tektük kişiler vardı ki, bir kısmı da Fenerbahçeliydi. Fenerbahçe bench arkasında özel güvenlikçiler duruyordu, sayıları fazla değildi. Karşı tribünümüzde taraftarlar iki blok aşağıdan yukarı dolduracak şekilde yerleşmişti. Caferağa'nın sol köşesi gibiydi ama burası Caferağa değildi, kocaman salonda diğer tribünler boş olunca aynı etkiyi vermek zor bir şey.

Saha içi koltuklar; -Fener bench arkası hariç- pota arkasındakiler dahil hepsi yerleştirilmişti, erkeklerdeki derbiye göre daha fazla koltuk vardı ama bunların çoğu boş kalınca aynı baskıyı kurmaktan uzak kaldılar. Zaten bizim bench tarafındakine altyapı oyuncuları oturtulmuştu.

Bu salondaki en stratejik noktalar olan saha içi koltukları böyle boş olunca, isterlerse tribündekiler maç boyu tezahürat etsin, sahaya yakın agresif bir baskı olmadıkça hiç bir anlamı olmayacaktı.

Oyuncular ısınmalara devam ederken, hemen sağ altımızda olan protokol tribününde Aydın Örs'ün yerleştiğini farkettim. Bu arada yaşlı bir galatasaraylı protokolün önlerinde oturan birilerine veryansın edip el kol hareketleriyle uzaktan bağırıp çağırmaya başladı. Orada önlerde oturan galatasaray kongre üyelerinden veya divan kurulundan olabileceğini tahmin ettiğimiz yüzü yabancı gelmeyen başka bir yaşlı başlı adam da yukarıya gelip onunla tartışmaya başladılar, karşılıklı küfürleşmeleri hayretle izliyorduk, kaç yaşına gelmiş adamlar kendilerini sakinleştirmeye çalışanlara tutmayın beni tripleri yapıyordu, bir süre daha atışıp durdular.

Evsahibi taraftarlar pota arkalarına geniş boşlukları kaplayacak şekilde sarı kırmızı bayraklarını pankartlarını sermekteyken, bizde hakemleri üstte asılan ülke bayraklarına bakarak inceliyorduk.

Anonslar yapılırken, bunların anonsçusunun bizimkine kıyasla ne kadar kötü olduğunu bir kere daha farkediverdim, eskiden dizi oyuncusu diye bildiğim şimdi neci olduğunu anlamadığım yalçın dümer hala bu işi de yapıyorsa ne söylenebilir.

Futbol ile voleybolda standart anons işlerinin dışına kaçılması hoşuma gitmez de, ben baskette anonscunun fazla aşırıya kaçmadan işini yaparsa, ortama belli bir katkısı olduğunu düşünürüm ama bu adam komedi gibiydi.

Bizim oyuncular ıslık uğultu eşliğinde diziliverdiler, kendi oyuncuları ise bu defa Caferağa'daki gibi birbirlerine itip kakarcasına gazla çıkış yapmadılar.

Maçın başlamasıyla üçüncü saniyede yağan konfetiler sonrası tezahüratlar başlarken, bench arkasına doğru bir tane torpil atıldı. Vur kır parçala sesleri ardından üçlü çekip Laylaylala aaa cimbombom diye başlayan tezahüratlar a.....a....koyayım Feeenerbahçe'ye dönüverdi.

Kenardakiler benche oturup beklerken, sahadaki kızlar saha temizlenirken uzak tarafta bir araya gelip herhalde bu gazı erken bitirelim diye sözleşiyorlardı. İçim rahat etmiyor Fenere koymayınca... diye bağıranları bu maçta rahat ettirmeyeceklerdi.

Konfetiler temizlenirken hala yukarılardan tek tük atılan konfetiler oluyordu, bu maçı saat sekizde zannediyordum da neden yedi buçuğa aldıklarını anladım dedim, böyle giderse sık sık duraklardı.

Bir kısmı kendi oyuncularına da isabet edip onların tepkisini çeken konfetiler temizlenip, görevlilerce büyük boy çöp torbalarına dolduruluyordu, dört torba konfetiyi götürüverdiler. Hakemlerde kendi aralarında masadakilerle sert bir şekilde konuşuyordu.

Bu arada atılan ses bombası sonrasında bizim bench arkasına yığılan spor büro polis ekipleri nereden atıldığını tespit etmeye bakınıyordu, oralarda başlarındaki amirleri Lokman da tribün önündeki demirlerin üstüne çıkıp görüntü yapıyordu, saha içinde olanlar arasında komiser Tufan'ı da görüverdim.

Tekrar başlayan maç ile Meral'in isabetli şutları Caferağa'daki maçtan daha iyi bir giriş yapmamıza imkan verdi. Bu şekilde dış faktörlerden etkilenmediğimizi salondakilere hissettirdik, kendi kaçan şutları ardından bizimkiler girdikçe oyuncularına bela okuyup durdular.

Aldıkları mola sonrasında da fazla değişen birşey yoktu, bu defa Augustus savunmasına ağırlık verdik, Slyvia'yı gene sıkıştırmalarla pasifize etmeye uğraştık, boşta bıraktığımız diğer oyuncularından gelen kötü şutlarla dengeleri erkenden bozuldu. Anete'nin üstüste gelen iki dış şutu saha içi koltuklarında olan az sayıdaki taraftarında tepkisini çekip kendi benchlerine doğru kızmaya başladılar.

Maraton tribünündeki taraftarlar bir iki hücum ıslık yaparak başlamışlardı ama bizim için Fenere de koy...saldır galatasaray ooley temalı sesler, üstüste gelen isabetlerden sonra kendi kendilerine takılmaya koyuldular, aşağısı yukarısı ikiye ayrılıp cimbombomu benim-biricik sevgilim yapıyordu, sahada ise biz onların sayılarını ikiye katlamaktaydık. Maçın başından sonra sekizinci dakikasına kadar küfür etmeden dayandılar, sonra kayış koptu.

Maçın ikinci periyotuna yetişen bir tanıdık arkadaş daha salona gelince arayıp bizim deplasman tribününe katılıverdi. Maçta zaten ortam rahattı kadro ve oyun olarak üstünlüğü de yansıtınca büyük fark olacağını öngörmek zor değildi, maç ilk periyotta bitti boşuna geldin diyordum ama zaten işten eve gitsem izlemeye yetişemezdim dedi.

Bir ara hakemlere kızıp hakem noluyor .ötün başın oynuyor diye toplu halde tezahürat etmeleri ise tam bir komediydi, Avrupa maçında yabancı hakemlerle oynadıklarının farkında değillermiş gibi ezbere saydırıyorlardı, bunları idare eden amigoların kafası nasıl merak ettim.

Nevriye'nin takım hücumda sıkışıp son saniyede elinde patlayan topu garip ama çok absürd bir şekilde elinden sallayıp yaptığı basket ile yüksek sesle gülmekten kendimizi alamadık.

Devre arasına giden oyuncular kafalarına havluları sarıp soyunma odasına yol aldılar, biz de kendi aramızda sohbet ederek zaman geçirdik. Protokol tribününde başkanlar yoktu, devre arası sonrasında yerlerine yerleşen birkaç yönetici gözüktü.

İkinci devreye belki iyi başlarız umuduyla girdiler ama gene erkenden hızlarını frenleyip salondakilerin maça girmesine fırsat tanımadık. Gene yukarılardan tek tük konfeti atanlar oluyordu, nedense bizim takımın malzemecisi oyun karşı sahada devam ederken sahaya girip düşen konfetiyi alıyordu.

Maçın dönecek durumu olmayınca biraz daha pislik yapalım düşüncesinde olan bazıları pota arkasının üstlerine doğru, bizim yedekleri de yan taraftan açıktan vuracak şekilde pozisyon aldı, oradan konfeti, bozuk para falan isabet ettirmeye çalışıyorlardı. Bunlar daha üçüncü periyotta maç öncesi serdikleri büyük bayrakları toplayarak gitme hazırlığına başladılar.

Bir süre sonra yukarılardan gene torpil atılıverdi, dumanı kenarda oturan oyuncuları rahatsız edince havlularla ağızlarını kapatıyorlardı. Maçta sayı farkını yirmi civarında tutarak rölantide gidiyorduk, herhangi bir tahrik unsuru davranış falan olmuyorsa da karşılarında rakip taraftar görmeyenler işi bu renklere nefretle pisliğe döküp kızlara uzaktan isabet ettirmeye uğraşıyordu.

Maçın son periyodunda sahada oynayan oyuncular yedeklerle bayağı bir değişiverdi, Işıl'ın maçtaki ilk sayılarını attığını farkedince bende bravo Işıl diye dalgasına alkışladım.

Tribünde oley oley- oley oley... ne cimbomu ne kartalı,sen olmasan yok bu hayatın anlamı... diye bizim söylediğimiz bestenin, cimbomum sen çok yaşa... şeklinde bir versiyonu söyleniyordu. Onlara katılıp kendi versiyonumuzu dile getirdik, biz sayı attıkça daha da coşup aynı şeyi bağırıyorlardı. Sürekli aynı şeyi söylediklerinden ortam öyle sıkıcıydı ki, uykum geldi değiştirin artık yahu diyesim geldi.

Sonunda tezahüratı değiştirdiler değiştirmesine ama bu sefer de; ölüm varmış korku varmış,bu dünyanın sonu varmış... diye giden başka bir upuzun beste girildi, bunu 2007'de Ahmet Cömert'te erkek basket maçında fark attığımızda, biz fark açarken uzun süre boyunca söylediklerinde salondayken ezberlemiştim. Gene kendi sahalarında fark attığımız bir güne böyle bir besteyi hemde maçın ilk devresinde de söylemişlerdi neden tekrar döndüler anlamadım, bir maçı bu kadar az çeşitlilikte tezahüratla geçiştiriyorlar, üç dört sene maçlarına gitmesen de gene aynı şeyleri duyabiliyorsun.

Salondan ayrılmalar devre arasında başlamıştı, dördüncü periyotta salondaki 2500 kadar kişiden 1500 kişi kalmıştı, onlarda maçın sonuna doğru azalarak gidiyordu.

Maçın sonlarına doğru bizim bench kenarında yere oturarak bacağını uzatıp soğuma-germe hareketleri yapan Birsel'e doğru bir torpil daha attılar, patlama sesiyle irkilip hemen diğerlerinin arasındaki yerine dönüverdi. Ardından bir patlama sesi daha duyuldu, ben kaç senedir tek taraflı oynanan derbilerde Caferağa'da rakip oyunculara böyle torpil,ses bombası falan atıldığını hatırlamıyorum.

Bunu atanları isteseler rahatlıkla yakalayabilecek olan spor büro polislerinin hepsi saha içinde aşağılarda olduğundan, yukarıya doğru bakınıp kimler olduğunu anlayınca tribüne çıkarak peşlerinden kovalamaya başladılar. Ama düşünceleri öyle saçmaydı ki, onlar en aşağıdan yukarıya çıkana kadar kaçanlar koridora çıkıp koşarak topuklamaktaydı. Bir kısmının yukarıda bekleyip aşağıdakilerden gelen anonsla koridoru ve koridora çıkışları kapatması daha uygun olurdu.

İlk okulda ebelemece oynayan çocuklar bile daha akıllıca kovalardı, onların birdenbire aşağıdan yukarı tırmandığını gören elemanlar koridora kaçıverdi, sonra koridorda da kovalamaca oyunu sürdü, devamında polisler onları ebeleyebildiler mi göremedik.

Maçın son dakikaları sen şampiyon olmasan da, kupaları almasan da ,Fener'e de koymasan da... tezahüratı ile geçiverdi. Maç bitiminde de oyuncularına bunu söyleyerek yolladılar.

Maç biterken sanki mola olmuş gibi bizim oyuncular kendi benchlerine gidip oturdular, galatasaraylılar kendi taraflarına gidiverdiler. Herhalde yeterli güvenlik önlemi alınmasını bekliyorlardı, hakemler ise salondan kaçarcasına ters taraftan götürülüverdiler.

Maç sonu tebrikleşme faslını kendi taraftarlarının taşkınlığı yüzünden sahanın ortasında yapamayacaklarını anlayan galatasaraylı kızlar, bizim oyuncuların yanına yönelerek onları bench önünde kutlayarak saha ortasına toplandılar. Bu sırada maraton tribünü üstlerinden kendi oyuncularına su şişesi geliverdi, devşirme oyuncuları Melisa Can'ın ayağına düşünce tribüne şaşkınla baktılar, başları önlerinde soyunma odasına gittiler.

Bizim kızlar da bench önünde kendilerine yoğunlaşan fotoğrafçılar önünde pozla Fener çekip, soyunma odasına kafalarında havlularla yöneliverdiler. Bench yakınındaki sağ taraflarındaki çıkışı kullanacaklardı, en önde giden Tammy Sutton Brown bunca derbi tecrübesiyle, diğerleri sakin halde hareket ederken, önünde duran malzemeler arasından hoplaya zıplaya koşarak aceleyle içeri girmesi komik bir görüntüydü.

Bazı galatasaraylı taraftarlar o çıkışa doğru yaklaşıp el kol hareketleriyle birşeyler saydırarak onlara çeyrek finalde başarı dileklerini sundular.

Hızla boşalmakta olan salonda bir süre daha kalarak etrafta sızlananları takip ettikten sonra dışarı çıkarak büyük çoğunluğu lise öğrencisi yaşlarında olan galatasaray taraftarları eşliğinde metrobüs durağına gidiverdik.

6 Şubat 2011 Pazar

ABVL 12.Hafta : Fenerbahçe Acıbadem - G.Saray MP : 3-0

Derbide Sarı Melekler güldü..

FENERBAHÇE ACIBADEM: 3 - GALATASARAY MEDİCAL PARK: 0

Salon: Burhan Felek

Hakemler: Nurperi Özbar xx, Gökan Dağ xx

Fenerbahçe Acıbadem: Osmokrovıc xx, Eda xxx, Naz xxx, Skolova xx, Ergül xx, Skowronska xxx, Songül (L) xx, Nihan xx, Yağmur xx

Galatasaray Medical Park: Seda xx, Erika
xx, Özlem xx, Djerılıso xxx, Ocasio xxx, Gökçen xx, Funda (L) xx, Merve x, Deniz x, Gamze x, Arzu x 


Setler: 26-24, 25-22, 25-21 


Süre:
84 Dk. (30-27-27) 



(NOT:Yıldızlar Tayyar Sümen'in kendi düşüncesine göredir.Bana göre çok hatalar var.)

Aroma Bayanlar Voleybol 1. Ligi’nin derbi maçında Fenerbahçe Acıbadem, Galatasaray Medikal Park’ı 3- 0 mağlup etti. Bu galibiyet ile Fenerbahçe 12 maçta 11. galibiyetini almış oldu. Puanını da 33’çıkartan Sarı Kanaryalar, lider Eczacıbaşı Vitra’nın ardından ikinci sırada yerini korudu.

Galatasaray ise iyi oynamasına rağmen maçı kaybetti. 12 maçta 6 galibiyeti ve 6 da mağlubiyeti bulunan sarı kırmızılılar, 18 puanla 6. sırada yerinde kaldı.

Maçın en skorer oyuncusu 15 sayı ile Fenerbahçe’den Skowronska oldu. Onu 14 sayı ile Galatasaray’dan Ocasıo, 12 sayı ile de yine Galatasaray’dan Djerısılova takip etti.

Hakem hataları ise bu maçta doruk noktaya çıktı. Hiçbir maçta bu kadar başhakem ve çizgi hakem hatası olmamıştı. Başhakemin devamlı Galatasaray Kaptanı Özlem Özçelik’e davranışları şaşırtıcıydı. Geçen hafta Federasyon Başkanı Erol Ünal Karabıyık’ın basın mensupları ile yaptığı toplantıda hakem hataları dile getirilmişti. Başkan Karabıyık hakemleri savunmuştu. Hakemlerin bu maçtaki hatalı yönetimleri ise doruğa çıktı.

Yedi bin beşyüz kişilik salonun dörtte üçünü dolduran Fenerbahçeli seyirci karşısında oynanan karşılaşmada büyük çekişme ve heyecan vardı.
Fenerbahçe seyircisi maç sonuna kadar takımına büyük destek verdi. Maçın başhakemi Nurperi Özbar’ın Galatasaray aleyhine verdiği kararlar büyük tepki gördü. Fenerbahçe Acıbadem’in hakem desteğine hiç de ihtiyacı yoktu. Çok kötü bir yönetim maçın ara, ara tadını da zevkini de kaçırdı.

Maçın her üç seti de karşılıklı alınan sayılarla geçti. Teknik molaları 8-5 ve 16-15 önde geçen Fenerbahçe seti zor da olsa 26-24 aldı.
İkinci sette birinci setin aynen bir kopyasıydı.
İlk teknik molayı Galatasaray 8-3 gibi farklı skorla önde tamamladı. İkinci teknik molaya ise 16-15 Fenerbahçe önde girdi. Seti de 25-22 alıp skoru 2- 0 yaptı.
Birinci sette olduğu gibi bu sette de hakem hataları oldu. Yapılan hatalar sarı lacivertlilerin lehineydi.

İkinci sette olduğu gibi üçüncü setin de teknik molasını 8-3 önde geçen Cim Bom, üçüncü sete çok iyi başladı ama sonunu getiremedi. İkinci teknik molada Fenerbahçe’nin üstünlüğü vardı. (16-15) Galatasaray oyunu bırakmadı. Birer sayılık farklar devam etti. Başhakemin Galatasaray aleyhine 2 kararı, Fenerbahçe’yi bir anda 4 sayı fark atmasına neden oldu. Seti de 25- 21 alan Fenerbahçe sahadan da 3- 0 galip ayrıldı.

Son günlerde Galatasaray’da gündeme gelen teknik heyetle ilgili söylentiler, maçın 2 ve 3. setlerinde ilk teknik molaları 8-3 önde geçmesine rağmen, maçın devamını getirememeleri söylentileri haklı çıkarttı. 

FOTO ve HABER: TAYYAR SÜMEN - ajansspor.com

*************************************************************
TEŞEKKÜRLER NATİ !!!!

* Başta Ze Roberto olmak üzere yetkililer ve hepimiz yatıp kalkıp Nati'ye dua etmeliyiz.
Bugün müthiş bir performans (hücum hariç) sergilemeseydi son derece kötü bir takım olan gs mp'den acı bir yenilgi almış olacaktık.
* Her zaman söyledim burada bu takımın en önemli en stratejik oyuncusu Nati'dir.Onu pamuklara sarıp sarmalamalıyız diye.Evet geçen yıl Gamova verken de o takımın en önemli oyuncusuydu bu sezon da bu takımın en önemli oyuncusudur.
 Bugün hücum hariç - çünkü 21/5.% 24 ile oynamış) manşette -11/-.% 82(64) - , savunmadadaki olağanüstü performansı ve etkili servisleri ile en iyi oyuncumuz oldu.
* Oyun çok kötü,sonuç çok iyi.Evet maçın özeti budur.
  109/32.% 29 ile hücum etmişiz,56/9.% 57(41) ile manşet almışız.Rakamlar gösteriyor zaten.
Hiç bir şekilde rakibe üstünlük kuramadık.Setler başa baş gitti.Ancak her şeye rağmen maçı kazanacağımızdan hiç şüphem yoktu.Zira gerçekten gs mp çok kötü bir takım.
2.ve 3.sette 8-3 ile teknik molaya önde girmelerine ,3.sette 4-11 öne geçmelerine rağmen üstünlüklerini koruyamamaları zaten nasıl bir takım olduklarını gösteriyor.Bugün gs mp yerine Ecz.veya vgstt olsaydı kaybetmiştik.
* gs mp çok kötü bir takım dedik.Gökhan Edman da hem böyle bir takım kurduğu için hem de bu maça böyle bir kadro ile çıktığı için baş suçludur onlar adına.Bizim adımıza da teşekkür etmek lazım.
 Bir kere Erika diye 8.sınıf bir Brezilyalı smaçörü çok mu aramışlar bilemiyorum.Edman halbuki onun yerine yabancı olarak Vesna Citakoviç (Orta)'i oynatsa,Erika'nın yerine de 4 numara Deniz'i falan oynatsa bize daha fazla sorun yaratırlardı.Artı Arzu Göllü gibi bir tecrübeli pasör varken Seda'yı oynatmasını da anlamış değilim.Seda sadece etkili servis attı ,pasları çok kötüydü.
Ahı gitmiş vahı kalmış Özlem Özçelik ve paraşütsüz düşüşteki Djerisilo ayrı bir hikaye.
Medical Park'ın bu takım için harcadığı paralara yazık.Bizde verdik mecburen diş tedavisi için kahretsin ama mecbur kaldık :))
* İşte böyle bir takıma karşı çok kötü oynadık.Sadece etkili servis attığımız bölümlerde sayı aldık.
Manşetimiz kötü,hücumda bitiricilik sorunumuz var,bloklarda bizden iyiydiler.(14-13)
*1.sette 21-16'dan yakalandık 21-20 oldu hala Ze Roberto mola almadı.Neyseki sonunda Ergül blokları ile seti  getirdi.Hangi Ergül ? Aylin Hanım'ın yeni günah keçisi Ergül.
*gs 2.sette mesela o kadar servis kaçırmasa bile alabilirdi seti.5 servis kaçırdılar.
* En kötü oyuncumuz ne yazık ki Liuba'ydı.Ze Roberto onu yorgunda olsa ,formsuz da olsa devamlı oynatarak bugünkü belki de kariyerinin en kötü performansını göstermesini sağladı.
 Ne yazık ki sezon başından beri  kötü.Dünya Şampiyonasının yorgunluğu dedik,biraz dinlenmesi lazım dedik ama bu kadar da olmaz.Gerçi son senelerde düşüşteydi.Dünya Şampiyonasında tüm gücüyle oynadı ve Şampiyon oldular.Bize bitik geldi gibi.
 İnanamıyorum bu kariyerdeki bir oyuncunun lise kız takımındaki genç bir oyuncu gibi acemi hatalar yapmasına.6 direk manşet hatası var ki olacak şey değil.28/6.% 43(32).Manşette madendi adeta.
Peki hücumu ? 33/6.% 18.4 aut,2 blokta kalma.Faica resmen.-10 ile rekor kırmış.
* Ze Roberto sanırım libero tercihinde önceliği Songül'e verdi artık.Üst üste 4 maçtır Songül oynuyor.
Bugün kötü oynayan takıma ayak uydursa da gene de 12/2.%75(50) ile nispeten iyi manşet almış.
* Pasör konusuna girmek istemiyorum.Yazınca düşman oluyoruz ama sanırım herkes görüyordur artık.
En büyük destekçisi Aylin Hanım'ın dilinde tüy bitti kenardan.
 Voleybol sitesinde bir arkadaş şu yorumu yapmış ;
''Pasör Naz ise işi biraz daha ciddiye almalı.Unutmadan söyliyim,birde maç anında şu Aylin ablaya da biraz kulak verin.Anladığım kadarıyla o sizi daha iyi yönlendirecek,rakip takım servis atarken ön demi,geridemi duracağınızı,pas atarken 2 numarayamı,4 numarayamı yoksa ortaya mı atacağınız hakkındaki uyarıları hiçde yabana atılacak cinsten değil...Boş verin Ze Roberto'yu,Aylin ablayı dinleyin''
 :)) Çok güzel.Güldürdü beni sağolsun.
 * Sonuç olarak ;tekrar söylüyorum bu kadro ile ligte Şampiyonluk çok zor.Avrupa da ise Fofao ve Fürst ile şansımız çok çok daha fazladır.
* NOT :
Yeni nişanlanan Eda'yı tebrik ediyorum.Allah tamamına erdirsin.

Manisaspor - Fenerbahçe : 1-3 (Geliyoruzzzzz)


Manisaspor - Fenerbahçe (Spor Toto Süper Lig 20. hafta) / 4
Manisaspor - Fenerbahçe (Spor Toto Süper Lig 20. hafta) / 34
Manisaspor - Fenerbahçe (Spor Toto Süper Lig 20. hafta) / 20
Manisaspor - Fenerbahçe (Spor Toto Süper Lig 20. hafta) / 30
Manisaspor - Fenerbahçe (Spor Toto Süper Lig 20. hafta) / 21

* Tebrikler takıma ve teknik heyete.
* Geçen haftaki galibiyetten sonra mutlak kazanılması gereken aksi takdirde o galibiyetin hiç bir anlamı olmayacak bir zor deplasmandı.
''Kritik eşik'' ,''Dönüm Maçı'',''Karar Maçı'' ,''Kader Maçı'' ne derseniz deyin hepsi doğruydu.
* Hikmet Karaman geldikten sonra son 15 maçta 9 galibiyet alarak (Trabzon deplasman 1-2,bjk deplasman 2-3 ve gs deplasman 0-2 gibi) maç öncesi 28 puanla Eskişehir ile birlikte ama averajla 7.sıraya kadar yükselmiş bir takımdı Manisaspor.Gerçekten dişli bir rakiple zor bir deplasmandı.
* Maçın başında Yobo'nun kaptırdığı ve Yiğit Gökoğlan'ın kaçırdığı karşı karşıya net pozisyon dışında pozisyon vermedik.Gol de Simpson Bekir'i kendi sağ kanatlarına sürükledi ve oradan yaptığı ortada Bekir'in kaybettiği yere hiç bir kademe yapmayınca bom boş Kahe'den golü yedik.Halbuki maça iyi başlamış,oyunun hakimiyetini de almıştık türlü dezavantajlarımızıa rağmen.Çünkü Gökhan Gönül ve Selçuk'un cezaları,Özer'in de grip nedeniyle kadroda olmaması takım kimyamızı bozmuştu.Buna 6.yabancı kuralı da eklenince Aykut Kocaman'ın sahaya süreceği 11'de fazla obsiyonu kalmamıştı.GG'ün yerine Bekir,Selçuk'un yerine Baroni oynuyordu.Baroni tercihi nedeniyle Dia 6 yabancı kuralına takılıyor ve kulübeye mahkum oluyor,Özer'de olmayınca sol kanatta Niang çekilip forvete Semih sürülüyordu.Zorunluluk gereği de olsa Aykut Kocaman'dan görmediğimiz çok cesur bir kadroydu bu.Manisa gibi zor bir deplasmana 3 forvetle çıkıyorduk.Mutlak galibiyet gereken ve almamız gereken riski zorunluluktan maçın başında alıyorduk.
 Caner'in de cezalı olması ile A.Santos'ta oynamak zorunda kalıyordu.Tabii Baroni de.
Bazıları neden Okan ve Gökay oynatılmıyor diyor.Böyle zor bir maçta 2 genç oyuncu bu yükü kaldıramayabilirdi.Aykut Kocaman'ın bu tasarrufu doğruydu.Yapılacak fazla bir şey yoktu.
* GG'ün yokluğu ve Niang'ın sol çizgide oynaması kanatların işlerliğini oldukça azaltmıştı.
Bekir ne kadar çalışsa,yüreğini koysa da nihayetinde bir stoper oyuncusu.Golde hatalıydı ama onun dışında çabası gayet iyiydi.Ters kafası direkten dönmese golü bulacak ve hatasını affettirecekti ama şanssızlık.
Sol da A.Santos da gene eskiye dönmüştü.Böylece iş büyük usta Alex,Emre ve Mehmet Topuz'a düştü.
Özellikle Mehmet Topuz olağanüstü oynadı.Tek eksiği gol.
* Defansta da Lugano başarılıydı.Diğerleri de kötü oynasalarda en azından Trabzon maçındaki mücadeleyi yaptılar.3 topumuzun direkten döndüğü,Semih'in akıllara zarar kaçırdığı gole rağmen 1-0'ın altından kalkmasını bildik.Semih saç baş yoldurttu ama penaltı aldırması ve 2.goldeki payı nedeniyle kendini affettirdi.
 Penaltı demişken kaleci 3 metre çıkıyor,gol olmasaydı tekrarlatılmalıydı.Artı Kuddusi gibi birinin bu penaltıyı vermesi de beklemediğimiz bir şeydi.
 * Dia nihayet ilk golünü attı.20.lig ve kupalar falan bir sürü maçta gol atamamış bir forvet olmamalıydı.
* Bu galibiyet çok önemli getiriler sağladı.Birincisi bu sezon ilk kez 4 maç üst üste 4 sezondur da ilk kez 3 maç üst üste kazanmış olduk.Bir laneti kırdık.2.Yarı başlatılan ''Büyük Şampiyonluk Yürüyüşü'' devam etti.
Bugün Trabzon'un gene takılması ile fark 2'ye indi.Artı 60.dakikadan sonra bu takım bitiyor sorunsalı da yerle bir oldu.60.dakikadan sonra takım bitmediği gibi 1-0'dan maçı 3-1'e getirecek fiziksel,taktiksel,mental ve her şeyden önce ruhu ortaya koymuş oldu.
Manisaspor - Fenerbahçe (Spor Toto Süper Lig 20. hafta) / 33
* Bu saatten sonra kendi ayağımıza kurşun sıkmazsak önümüz açık.Trabzon'un düşüşü sürecektir.Bursa görüyoruz balı ile son dakika da kazanabiliyor.Galaksi - Duruş takımı ''Küçük Emrah Ağlak Modunda''
Tek rakibimiz kendimiziz.
* Memleketim Nazilli'den hemşehrilerim Manisa'ya takımımızı desteklemeye şu güzel pankart ile gelmişler.
Kendilerini kutluyorum.

* TRT'de Bire Bir Futbol programında Sergen Yalçın ve Ersin Düzen çok hatalı yorumlar yaptılar.
Futbol programı yapıyorlar ama nasıl maç seyrediyorlar anlamak mümkün değil.
6 yabancı kuralı var Sergen tutturmuş Dia neden oynamadı diyor.Mecburen Baroni oynadı.
Yediğimiz golde Bekir nerede diye dakikalarca Bekir'i aradılar.Simpson ile öbür kanada gitti ama nasıl maç izliyorlarsa hiç bir alakaları yoktu maçla.

Geçmiş Olsun Rıdvan Dilmen.

http://img5.mynet.com/ha5/r/ridvan-dilmen2.jpg

Benim için çok önemli bir isim olan değerli abimin beklenmedik rahatsızlığı çok üzdü ve korkuttu.
 Kendisine çok geçmiş olsun diyor,acil şifalar diliyorum.
   Resmi siteden kulübün güzel bir açıklama yapması ve sonrasında TV'de izlediğim Aziz Yıldırım'ın hastanede ziyareti beni çok sevindirdi.
 Özellikle resmi açıklamadaki şu cümleyi sırf kendi düşündükleri gibi yorum yapmıyor diye her fırsatta linç eden her boku bile dangalak sözde Fenerbahçe taraftarları iyi okusun.
''Camiamızın en önemli isimlerinden ve değerlerinden biri olan, Kulübümüze yıllarca futbolcu ve teknik direktör olarak hizmet etmiş spor adamı''     ''Camiamızın en önemli isimlerinden ve değerlerinden'' kalın kafalarınız idrak edebildi mi acaba ?
Saldırın daha siz bu camianın en önemli değerlerine.Bunların hiç birini bir geçmiş olsun derken de okumadık o ''sözde Fenerbahçe taraftarının resmi forumunda''.Linç başlıkları sayfalarca sürerken geçmiş olsun mesajları 10-11 sayfayı geçmemiş.İşte böyle omurgasız bunlar.Geçmiş olsun mesajı yazanlarda sürekli hiç sevmediği ''Şeytan Rıdvan'' ''Şeytan'' yazıyor bilerek.Bazıları da yorumculuğunu beğenmediklerini ille de dile getirmek için çaktırmadan ''Geçmiş Olsun 8 numara'' yazıyor.
 Bunlara en önemli değerlerimizden birine linç fırsatı veren antu com yönetimine de en derin sevgilerimi (!) gönderiyorum.Yazıklar olsun onlara da.
 Yazık Yazık.Nefret ediyorum  bu her boku bilen sözde Fenerli zihniyetinden.
   Haberleri olsun dün yoğun bakım odasında bile Fenerbahçe maçının ikinci yarısını izlemiş.
Bu kadar Fenerbahçeli bu adam.
  Aziz Yıldırım'ı hiç sevmem ve her fırsatta eleştiririm ama 2 gündür yaptığı 2 güzel vefa hareketinden dolayı kendisine teşekkürü borç bilirim.Rıdvan Hocaya ziyareti ve Manisa Fenerbahçeliler Derneği Eski Başkanının mezarını ziyaret etmesi çok güzel vefa örnekleridir.
 Aziz Bey işte hep böyle olun.Böyle olduğunuz sürece yücelirsiniz ve kalp kırmaz kalpler kazanırsınız.
 Vesile ile bu kadirşinaslığı da takdir etmiş olalım.
 Tekrar çok geçmiş olsun Abi.Acil Şifalar.Bırak artık halı saha muhabbetini.

Fenerbahçe'ye ''Maliye'den Piyango'' 1-3 !!!


M. M. Piyango:1 - Fenerbahçe:3 Aroma Erkekler Voleybol 1. Ligi karşılaşmasında Fenerbahçe, yeni antrenörü Daniel Castellani yönetiminde çıktığı ilk maçında deplasmanda Maliye Milli Piyango'yu 3-1 yendi...

MALİYE MİLLİ PİYANGO: 1 - FENERBAHÇE: 3
Salon: TVF Başkent
Hakemler: Mehmet Demirdelen xx, Yasemin Altıner xx
Maliye Milli Piyango: Murat Aslan x, Gotch xx, Howatson xx, Gjorgien xx, Alper xx, Gökhan xx (Mehmet xxx, Murat Tokgöz ?, Murat Palavar ?)
Fenerbahçe: Ersin xx, Kemal xx, Marshall xxx, Arslan xxx, Emre xx, Geric xxx (Serkan x, Caner ?, Soner x, Burak ?, İzzet ?)

Setler: 32-30, 22-25, 16-25, 24-26

Süre: 104 dakika (34, 21, 23, 26)
 * Tebrikler takım ve teknik heyete.
* Puan hatta set kaybına tahammülümüzün olmadığı ve yeni hocamıza galibiyet ile Hoşgeldin diyebilme açısından önemli bir maçtı.Set verdik ama neyseki puan vermedik.
* Coskoviç kadroda ama oynamadı.Ne sakatlıkmış anlamadım.550 bin euroluk Dünya yıldızı (!)
İvan Miljkoviç ortalarda yok.Sakatmış diye ''klasik kurumsal yapının üfürmesi'' salınmış.
Kılı dönmüştür beyzadenin.Tours maçına maç saatine kadar hiç bir şeyi yokken birden sırtım ağrıyor diye çıkmayan ve en kritik Avrupa maçında arkadaşlarını yalnız bıraktığı andan itibaren zaten benim için bitmişti.O Saatten sonra her maç 30 yapsa,takımı Şampiyon yapsa da değişmez düşüncem.
Yakında çıkar kokusu.İtalya'dan dönmeyecek haberleri,Roma'nın istediği haberleri çıktı.
Transfer dönemi bitti sanırım.Ya dönecek ya da sezon sonuna kadar oturmayı tercih ederek dönmeyecek.Hayır açıklama yapmıyorlar ki kulaktan dolma ''sakatmış'' diye duyuyoruz.
Taurasi olayında da saklamak için önce sakat demediler mi ? En kolay saklama yöntemi ''sakat'' demektir.Ama nasıl olsa bir şey varsa çıkar.Hayır beyimiz memnun değilse 31 Ocak'tan önce gönderip yerine adam alsaydınız.Ne olacak yani herkesin yaptığı şey.Bugünkü rakip Maliye bile pasör çaprazları Dallas Soonias'ı gönderip Makedon Nikola'yı almış,iyi de yapmış.İyi oyuncu Nikola.
* Castellani takımı kısa sürede tanımak için bir çok değişiklik yaptı.Cesurdu da.Genç oyuncular İsmet ve Erden'i de sahaya attı.Hatta son sette Soner'i çıkarıp genç pasör Erden'i arkaya almasını anlayamasam da en azından bir şeyler yaptı.Maça Ersin pasör çaprazı,Emre 4 numara olarak başladı.Daha sonra 2.sette Emre'yi pasör çaprazına,Soner'i 4 numaraya aldı.Dediğim gibi genç oyuncuları soktu,Burak'ı servis için aldı.Demeter'i  2 dakika silip atmayalım ama Onun yapmadığı ve bizim eleştirdiğimiz statükoculuğu,hiç bir değişiklik yapmaması kısacası ''bir şey yapmmasıydı''
 Helal Olsun Castellani'ye ''bir şey yaptı''.Artı saha kenarında maçı yaşaması da önemli bir artıydı.
İlk izlenimlerim gayet olumlu.Ama işi zor.Kendi tercihi olmayan oyuncularla oynuyor çünkü ve sanırım ilk kez sezon ortasında bir takım alıyor.Ya iyi para vererek ikna ettiler ya da ortaya vizyon koydular.Filede Fener'de konuktu.Bu programı hiç seyretmememe  rağmen Castellani konuk olduğu için tekrarının büyük bölümünü izledim.Merak ettiğim anlaşma süresi konusunda hiç bir şey duyamadım.Sunucu 2 bayan bu soruyu sormayı akıllarına getirmediler.Sordular ben kaçırdıysam da bilemiyorum tabii. Yardımcısı Darek olacak denmişti ama Sinan hoca vardı gene.Acaba Darek Miljkoviç'i ikna etmek için İtalya'da mı diye mini bir komplo teorisi kurdum içinden ama bir ara arkada servis atan oyuncularımızın gerisinde gördüm gibi Darek'i.
* Maçla ilgili ise gene klasik sorunlarımız devam ediyor.Manşet almakta sıkıntı çekiyoruz.2.Setten itibaren Soner'in de girmesi ile biraz daha mesafe aldık gerçi ama gene de düşüktü manşetimiz.
 79/1.% 58(42).Soner 14/-.% 57(36),Marshall 31/-.% 81(58),Serkan 25/-.% 52(40).Emre de 1.sette 9 kez manşete girmiş 1 hata yüzdesi yok.
 İstatistikleri veriyoruz bazı zibidiler gene istatistiklerle değişik hava katmaya çalışıyor diyor teknik analize ama manşetimiz iyi değildi derken elimizde veri varken kullanıyoruz işte ne var bunda ?
 İkincisi etkili servis atamadık.Maliye ise bizden daha etkili attı.Emre ile Marshall gene servis kaçırma yarışına girdiler 5'er kez ile.Ya dışarı atıyoruz ya da yumuşak.Kemal,Burak ve 5 tane kaçırsa da Emre biraz daha etkili servis atan oyuncularımız oldu.
* Emre 29,Marshall 18 sayı ile skor yükümüzü çekmiş gözüküyorlar ama çokta hata yaptılar.
Emre 5 servis hatasının yanısıra 1 manşet hatası ve hücumda 5 aut,5 blokta kalma ile toplam 16 direk hatadan sayı verdirmiş.Marshall da 5 servis hatasının yanısıra hücumda 6 kez blokta kalarak 11 direk hatadan sayı verdirmiş.Emre % 58 ile hücum etmiş.Geriç'in 12/7 % 58 ile birlikte en yüksek hücum yüzdesine sahip oyuncumuz.
* Geriç 10 sayı (12/7.1 servis,2 blok) ile en efektif oyuncumuz gözüküyor.Bu iyi.
* 14 blok sayımız var.Arslan 5 sayısının 4'ünü bloktan almış.
* 1.seti 25-20 önden,sonra 24-22 önden ve gene 31-30 önden acemice hatalarla verdik.Bizim seviyemizdeki takımlar için bu hatalar yakışmıyor.
* Maçın unutulmayacak hareketi ise 3.sette kazandığımız 19.sayıydı.Maliyeli oyuncu arkası dönük topu zorlukla çıkardı Marshall arka ortadan 3 metre çizgisinden öyle bir uçarak geldi ve çiviledi ki muhteşemdi.Önündeki ve yanındaki oyuncularımız kafalarını gayri ihtiyari çevirseler jet uçağı geliyor zannederlerdi herhalde :))  Videoda yakalayamadık tam anı ama iniş anı şu işte ;

 * Soner'i de beğendim.Zaten tanıdığım,bildiğim eskiden de formamızı giymiş tecrübeli bir oyuncuydu.Tofaş'tan ayrıldıktan sonra smaçör yedeği eksiğimiz varken - İsmail Cem kadro dışı bırakılmışken - alınmasını istemiştim zaten.Bugün elinden geleni yaptı.Özellikle takımı ateşlemede bir ''Gazman'' :)) daha kazandık.Adnan Paşaoğlu maçı anlatırken güzel betimledi ''Ateşi Yakanlardan'' dedi ve doğruydu.
* Bu arada sezonun ilk maçında Soner ve bugün Maliye'de izlediğimiz Gökhan Tofaş forması ile rakibimiz olmuşlardı.Sanırım Tofaş kümede kalma umutlarını kaybetti.

 NOT :  
Bıktım bu işlerden.Sezon bitsin bırakacağım blog ve Fenerbahçe ile ilgilenme işlerini.
Harbiden çok zaman alıyor ve dangalakça şeylerle de karşılaşınca lanet olsun diyor insan.

5 Şubat 2011 Cumartesi

Fiba Bayanlar Euroleague 8'li Final Play Off 2.Maçları Değerlendirmesi.


A.png
B.png
C.png
* Bizim maçı ayrıntılı değerlendirdik.Ezerek,rahat bir şekilde 2-0 ile Çeyrek finale çıktık.
Şimdi biraz daha dinlenerek  ve iyi hazırlanarak son düzlüğe hazırlanacağız.
Çok iyi oldu bu eşleşme ve sonucu.
* MKB farklı kaybettiği ilk maçın rövanşında evinde zor da olsa 2 sayı ile Ros Caceres'i yenerek seriyi 1-1'e getirdi.Ancak Ros Caceres evinde 3.maçı alır ve çeyrek finale çıkar.
MKB'de Tijana Krivaçeviç 21s.5r.
M.Coleman 15s.K.Honti 12s.Ros Caceres'te Rebekkah Brunson 23s.13r.
Katie Douglas 16s.7r.(9/1 üçlük feci),M.Fernandez 13s.ile oynamışlar.
* Halcon Avenida Mize Pecs'i deplasmanda da yenerek 2-0 ile çıktı.Normal sonuç.
Mize Pecs'te A.Quigley 23s.K.Griffin 14s.Halcon'da Sancho Lytlle 22s.10r.
M.Xargay 13,E.DeSouza 11s.10r.ile oynamış.
* UMMC çok zorlandığı Madrit deplasmanında Rivas'ı uzatmada 13-4'lük seri ile 83-74 kazanarak çeyrek finale yükseldi.Bu serinin uzamasını isterdim.UMMC daha fazla yıpranabilirdi.
Rivas'ta D.Bonner 22s.5r.C.Paris 18s.8r.UMMC'de Cappy ile Arteshina 19'ar,C.Parker 16,S.Gruda 13s.ile oynadı.Cappy Pondexter 19s.7r.7a.ile maçı kazandıran oyuncu olmuş.
UMMC'de Polonyalı skorer forvet  (Biba) Agnieszka Bibrzycka'nın Penny gibi kişisel sebeplerle ayrılması çok önemli eksik onlar adına.Bizim için ise iyi bir gelişme.
Yerine Good Angels Kösice'den Slovak milli oyun kurucu Susana Zirkova'yı aldılar 3 Aylığına.
Biba Avrupa'da maç başına 26.7 dakika içinde 12 sayı ortalaması ve % 45 (57 26)üçlük ile oynuyordu.
Zirkova maç  başına 32,6 dakika 13,8 sayı ortalamasına sahip.
Zirkova ilk maçında 20 dk.da 5s.1r.(1/1 ikilik,3/1 üçlük) ile oynadı.
Ann Wauters, Agniezska Bibrzycka ve Crystal Langhorne ayrılmasından ,Candace Parker ve Zuzana Zirkova'nın gelişi ile yeni bir takım oyunu oluşturmak için çalışacaklarını söylüyorlar.* ZVVZ Praque ilk maçtaki gibi gene bir sürpriz yapmış.İlk maçı deplasmanda 56-73 gibi açık farkla kazanarak büyük sürpriz yapmış ve çeyrek final için avantaj yakalamıştı fakat Cras Basket deplasmanda 75-73 kazanarak bu işi kolay kolay bırakmayacağını gösterdi ve 3.maçı evine taşıdır.
Artık bu saatten sonra vermezler bence.
ZVVZ'de L.Whalen 20s.6a.her zaman beğendiğim Delisha Milton Jones 19s.13r.Cras Basket'te ise Sophia Young 24s.8r.(İlk maçta kötüydü.3s.4r.),E.Godin -13s.9r.- ve M.Mahoney 13'er sayı.
* Wisla Can Pack Rus rakibi Nadezhda'yı deplasmanda da yenerek (63-72) 2-0 ile turu geçti.
Nadezhda'da Tina Charles 19s.8r.A.Verameyenka 15s.8r.WCP'te
Erin Philips 7/6 üçlükle 22s.7r.  Nicole Powell 17s.9r.(6/1 üçlük) ,P.Pawlak 4/3 üçlük ile 11s.
Bu eşleşmeden Wisla Can Pack'ın çeyrek finale çıkması iyi oldu bizim açımızdan zira rakibimiz Spartak yerine Halcon olacaktı.3 Rus takımı Çeyrek finale çıktığı için Spartak - Nadezhda eşlecekti.
Spartak eski gücünde olmadığı için Halcon'a göre bizim için daha iyi bir rakip.
* Kösice rövanşı alarak seriyi 3.maça taşıdı.61-54.Ancak Bourges saha avantajını kullanarak çeyrek finale çıkacaktır.Ama zor maç olur.Kösice'nin geçmesi sürpriz sayılmaz.
Kösice'de Candice Dupree 13s.13r.Solopova,Hrickova,Kupcikova 10'ar sayı.Bourges'te ise Cathrine Joens 19s.E.Ndongue 12s.10r.Kalitsidou 10s.
* Ve rakibimiz olacak eşleşmede Beretta Familia beklendiği gibi zor geçen maçı 66-64 kazanarak seriyi Rusya'ya taşımayı başardı.Hala şansları var.İlk maçta da önde götürdükleri maçı 65-60 keybetmişlerdi.Tur atlayabilirler.Nefes kesecek bir maç olacak.
Beretta Familia da İsabella Yacobou 19s.8r.
L.Macchi 12s.J.Mc Carville 11s.9r.Spartak Moskova'da ise Epifaniya Prints 26s.(13/11 ikilik)
41'lik yeni transfer Taj Mc Williams 11s.7r.Sue Bird 6s.ile oynamış.
Prints tek başına savaşmış ama yetmemiş.10/1 üçlük ile oynamışlar.Asistlerde 16-4 Beretta önde.
Top kayıplarında ise 18-6 Spartak üstün.

* Serinin 3.Maçları 9 Şubat Çarşamba günü oynanacak.

Yol Haritası şöyle olacak ;
Fenerbahçe - Spartak/Beretta
Ros Casares/Sopron - Bourges/Kosice
Halcon - Wisla
Ekaterinburg - Cras Basket Taranto/Usk Prag

Final Four da ise ;
1-4 ile 2-3 ile eşlecek.
Yani bize yarı finalde Ekaterinburg gözüküyor gibi.
Hayırlısı Olsun.

Kraliçeler ''Klasik Terbiye'' İle Çeyrek Finale Çıktı.51-73 !!!!




Fenerbahçe Çeyrek Finalde.
04.02.2011

FIBA Bayanlar  Euroleague İkinci Turu’nda eşleşen temsilcilerimizden Fenerbahçe, ilk maçta mağlup ettiği Galatasaray Medical Park’ı ikinci karşılaşmada da 51-73’lük skorla geçti ve seriyi 2-0 kazandı.

SALON: Abdi İpekçi

HAKEMLER: Jaroslav Janac (Slovakya), Damir Kunosic (Bosna Hersek), Meka Kupatadze (Gürcistan)

6ALATASARAY MEDİCAL PARK (51): Tuğba Palazoğlu, Donneka Hodges 5 (3 asist), Bahar Çağlar 7 (4 ribaund- 1 asist), Işıl Alben 6 (3 ribaund- 1 asist), Gülşah Gümüşay 5 (1 asist), Gintare Petronyte 4 (2 ribaund), Melisa Can 4 (6 ribaund), Nihan Anaz 2, Seimone Augustus 4 (1 asist), Slyvia Fowles 14 (6 ribaund- 2 asist)

FENERBAHÇE (73): Özge Kavurmacıoğlu, Anete Jekabsone 14 (1 ribaund- 1 asist), Hana Horakova 7 (4 ribaund- 1 asist), Birsel Vardarlı 3 (6 ribaund- 5 asist), Esmeral Tunçluer 16 (7 ribaund- 2 asist), Şaziye İvegin (1 asist), Nevriye Yılmaz 8 (5 ribaund- 4 asist), Ivana Matovic 16 (5 ribaund- 1 asist), Tammy Sutton-Brown 2 (1 asist), Angel McCoughtry 7 (6 ribaund- 1 asist)

1. PERİYOT: 8-19
2. PERİYOT: 12-21
3. PERİYOT: 8-15

4. PERİYOT: 23-18


Tebrikler Kraliçeler
86979523_162603740799_138250860799_3313916_7783369_n.jpg
 http://www.vamosbien.org/VB/wp-content/uploads/fb_gs_pankart-300x171.jpg
Kraliçeleri , teknik ekibi  ''Klasik Öğrenilmiş Çaresizlik Ezik Terbiyesi'' için kutluyorum.

 * Bu sezon bu ''4.Terbiyemiz''
21.10.2010 Cumhurbaşkanlığı  Kupası
Fenerbahçe 75:58 Galatasaray MP

28.11.2010 TBBL 1.Maç
Fenerbahçe 74:68 Galatasaray MP

01.02.2011 Euroleague 1.Maç
Fenerbahçe 77:58 Galatasaray MP

01.02.2011 Euroleague 2.Maç
Galatasaray MP 51:73 Fenerbahçe

* Resmen ezdik geçtik.Maçın başında eziklerin - güya takımı coşturmak için atmışlar şaka gibi - sahaya konfeti atıp 3 dakika geç başlatmaları bile hızımızı kesemedi anca fırtınayı 3 dakika geciktirdi. * Mükemmel bir basketbol oynadık.Bu maçın kaseti altyapılara ders olarak gösterilmeli.
Mükemmel savunma,hücumda iç-dış dengesi her şey harikaydı.Sadece top kayıplarımız biraz fazlaydı.
* Eşleşmeden aslında pek memnun olmadığımı yazmıştım daha önce ama güçlerinden çekindiğimden değil ''malum çirkeflikleri''ndendi.Ancak 2 maçta da öyle bir güç farkı yarattık ki ''bir şey yapacak (!) hal bırakmadık''.
* Çok iyi oldu 2-0 ile geçmek ve de üstüne kreması Spartak - Beretta serisinin uzaması da.
Şimdi çok iyi dinlenip,hazırlanma fırsatı da yakaladık.Bu sene Allah yüzümüze gülüyor buna inanıyorum çünkü her türlü badireye rağmen nazar değmesin çok iyi gidiyoruz.
* Serinin bu şekilde ezici bir şekilde bitmesi ayrıca ligiçinde çok iyi oldu.Zira ezikler şimdiden ''havlu atmış gibi çaresizlik''içine girmiş durumdalar.
* Biraz teknik irdeleme yapacak olursak ;
Hemen kafadan mükemmel savunma ile ezikleri 3 çeyrek 28 sayıda (8-12-8) tuttuğumuzu görüyoruz.
4.çeyrekte rölantiye almasak 40 sayıyı bile geçemeyeceklerdi.
* İkinci önemli nokta ; ''Üçlüklerde dağıtmamız'' dı.11/8.% 72.7 gibi harika bir yüzde ile atmamızdı.
1.Maç öncesi yazımda ''
''Onlar da içeri gömülerek dış şutlarımızı riske edecek alan savunması deneyeceklerdir.İşte o zamanlarda Zogota,Esmeral,Birsel ve Horokova hatta Angel,Matoviç (tepeden) üçlük sokmalı'' diye yazmıştım.Alan savunması yapmadılar ama Angel hariç Matoviç de dediğim gibi tepeden hepsi soktu üçlükleri.Ezikler ise 18/2.% 11.1 atmışlar.
* Asistlerde 17-9 öndeyiz.
* Sadece 17 top kaybımız fazla.Zaten dün akşam tek negatif yönümüz buydu.
* Her zaman söylediğimiz ''Türk basketbolunun 3 Altın Kızı'' Nevriye-Birsel-Esmeral gene çok iyi oynadılar.Onlara o bildiğimiz dominant Matoviç performansı da eklenince korkunç potansiyelli bir takım oluyoruz savunma ve hücumda.Bunlara dün Angel daha az katılırken,Anete de çok iyi katıldı.
* Angel ve Anete demişken,Angel bu seride çok öne çıkmadı,çok iyi değildi.İdare etti diyelim.
İlk maçta 11/11 serbest atışları ile daha fazla sayı bulmuş,faul problemi nedeniyle de 1,5 periyot oynamamıştı.Dün de 19 dakika süre aldı ve 10/3 gibi düşük yüzde ile oynadı.7s.6r.
Yani Angel gibi en önemli silahımızı tam kapasite ile kullanmadan bile rahat geçtik.
Anete ise süper.Bayıldım.Çok iyi şutör olduğunu söylemiştik.Solak olması da avantaj.Yakın zamanda zaten bu salonda eziklere Spartak Moskova forması ile 14 sayı atmıştı.Dün de 5/3 ikilik,3/2 üçlük ile 14 sayı atmış.Anete'den eziklere fiks menü yani : 14 sayı :))
* Esmeral.Nihayet o bildiğimiz iyi şutör özelliğini gösterdi.3/3 üçlük,6/3 ikilik 16 sayı.
Eğer Esmeral bu şekilde formda olursa çeyrek final ve f4'te bize çok katkı sağlar.
Diana ve Penny gittikten sonra dış atıran ceza üçlükleri konusunda sıkıntı çekebiliriz algısı vardı.
Anete ile birlikte bu konuyu çözebilirlerse müthiş bir avantaj.Zira içeriden Nevriye ve Matoviç,penetreleri ile Angel zaten en büyük silahlarımız.
* Hocayı da kutluyorum.Hele o ingilizcesine ve beden dilini kullanarak konuşmasına bayılıyorum.
Çokta güzel sözler söylemiş yukarıda verdiğimiz gibi.Helal Olsun.Takımı da iyi hazırlamış.
En önemlisi de kısa zamanda rolleri iyi ayarlamış.Artık Horokova da ısrar etmiyor,Birsel bu takımın 1.guardıdır ve en fazla süreyi almalı,Horokova Onu dinlendirmeli düşüncemizi gerçekleştiriyor.
Artı takımın belkemiğini oluşturan oyunculara daha fazla süre veriyor.Yoruluyorlar ama ritm bozulmuyor rotasyon ile.Fazla rotasyon yapmamakta iyi.
* Tammy'nin döndükten sonra ilk sayılarını atması ile maç sonrası soyunma  odası röportajlarında genç Özge'nin Final Four'a kaldık ,çok mutluyuz'' demesi akıllarda kalan güzelliklerdi.
Özge Allah söyletti diyelim :))
* Ezikler için söylenecek fazla bir şey yok.Feci bir çaresizlik içindeydiler.Fowles gibi bir oyuncu o takıma yakışmıyor.Kendisi de zaten ''Ne işim var benim bu takımda '' diye soruyordur.
Penny Taylor tercihimiz yüzünden sezon başında alamamıştık ama seneye kesinlikle alınmalı.
Zaten teklif edersek koşarak gelecektir. Dün akşam 14 sayı attı ama önemsiz.
Bu kez Augustus'u sahadan sildik.4 sayıda kaldı.Sadece Bahar Çağlar ve Gülşah Gümüşay gibi 2 genç yerli oyuncu gözdolduru bana göre.Türk bayan basketbolu adına sevindirici.Tam tersine Işıl Albeni ve Tuğba Palazoğlu'nun hem çok kötü performansları hem de anti centilmenlik dışı tutumları içlerindeki eziklik duygusu ile kopan fırtınanın dışa vurumlarıydı.Faul yaptıkları oyuncularımızı kaldırmak veya pardon demek bir yana dönüp bakmıyorlardı bile.Bizim oyuncularımızdan biraz ders alsınlar.
Işıl Albeni 23 dk.da 11/3 ile Tuba ise 24 dk.da bütün kategorilerde sıfır çekerek sadece top kaybı 2,top çlaması 1 yerlerde sürünüyorlardı.
* Maçın rejisi de berbattı.Kameraların önündeki ezik kafaları bir türlü önleyemeyen bir anlayış maçı naklediyordu.Sonra neyse ki düzelttiler biraz.
 Maçla ilgili ayrıntılar şurada ;
Kraliçeler ''Klasik Terbiye'' İle Çeyrek Finale Çıktı.51-73 !!!!

Etiketler